Sinirbilimciler ''Türkan Şoray'' Üzerinden Kıran Kırana Mücadele Ediyorlar!
Sinirbilimciler ''Türkan Şoray'' Üzerinden Kıran Kırana Mücadele Ediyorlar!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Evrim Ağacı Uyarısı: Başlığın toplumumuzla daha ilişkili olabilmesi için orjinalinde "Jennifer Aniston" (Amerikalı aktris) olan ismi "Türkan Şoray" olarak değiştirdik. Çünkü konu dahilinde, genel toplum tarafından yakından bilinen bir yüz olduğu sürece yazı aynen geçerliliğini koruyor. Bu yazı, Jennifer Aniston'a özel bir durum değil. Genel olarak toplumdaki bilindik simalar için geçerli. Aniston, sadece sinirbilimciler arasında sıklıkla kullanılan bir örnek. Yani toplum içerisinde çok uzun yıllardır yer etmiş diğer aktör ve aktrisleri kullanarak da yazıyı değiştirebilirsiniz, geçerliliği değişmeyecektir. Yazıyı Türkiye'yle ilişkilendirmek için Evrim Ağacı olarak parantezler içinde bazı bilgiler ekledik. Böylece anlamanız daha kolay olacaktır. İyi okumalar.

---

Jeniffer’ı, veya hep söylediğimiz gibi “Jen”i düşünün (veya o ayırt edici beni ve yüz yapısıyla Türkan Şoray'ı). Büyüleyici gülümseyişiyle Jen, muhteşem çenesiyle Jen, saçını açık bırakmış hâliyle Jen, Rachel rolünde Jen, Brad’le Jen, Brad’siz Jen, Vince’le Jen, Oscar töreninde Jen ve tabii ki temporal lobun orta kısmındaki sinir hücresi olarak Jen.

Belki de o sonuncu Jen’i duymamıştınız.

Jennifer Aniston

Birkaç yıl önce, Itzhak Fried adındaki bir UCLA beyin cerrahı, güçten düşürücü sara nöbetleri yaşayan hastalarını ameliyat ederken, şimdi “Jennifer Aniston Sinir Hücresi” adını verdiği sinir hücresini keşfetti.

Beyin ameliyatında genellikle hastaların bilinçleri tamamen açıktır, hatta kafalarına bir ölçüm ucu takılıyken bile. Beyin açık olduğunda acı hissetmez, bu standart bir uygulamadır; çünkü doktorun ameliyat edeceği alanı saptaması gereklidir, bunun için de hasta doktorun sorularına cevap vermelidir.

Fried, hastalarına ameliyat masasında biraz araştırmacı bilim yapmanın sakıncası olup olmayacağını sordu, bir grup hastası olmayacağını söyledi.

 

Jen, Julia Roberts’a Karşı (Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit'e Karşı)

Böylece onlara bir dizi fotoğraf gösterdi, Jen’in bir fotoğrafına geldiklerinde belli bir sinir hücresi çoğunlukla parlamaya başlıyordu, hem de defalarca. Bu hastalara Julia Roberts’ın (Hülya Koçyiğit'in) veya sıradan (ünlü olmayan) insanların ya da hayvanların, çeşitli yerlerin fotoğraflarını gösterdiğinde söz konusu sinir hücresi sessiz kalıyordu. Jen’e geri dönünce? Parlama da geri geliyordu. Fried, birçok insanda Aniston’a özgü bu beyin hücresini saptadı ve neler döndüğünü merak etti.

Hülya Koçyiğit

Parlayan bir sinir hücresi öyle abartılacak bir şey değildir. Zaten beyin hücrelerinin yaptığı şey budur. Bir beyin hücresi beynin diğer kısımlarından sinyaller aldığında hücrede, yükselen bir dalga gibi, enerji toplanır; basınç yeterince güçlendiğinde de enerji serbest bırakılır ve gerçekten bir elektrik çakması gerçekleşir. Sinirbilimciler buna “kıvılcım” (atım) derler ve yaşayan bir beyinde bu kıvılcımı görebilirler (veya küçük bir mikrofonla duyabilirler). İşte Fried ve meslektaşlarının UCLA’da gördükleri şey buydu.

Hikâyenin ilginç kısmı, Jennifer Aniston’un görüntülerine düşkün belli bir sinir hücresi olmasıdır.

Aslında Jen, tek değildir. Fried bulgularını raporladığından bu yana, sadece Julia Roberts veya Halle Berry ya da Kobe Bryant için parlayan başka sinir hücreleri tespit edilmiştir. Belki de çok ünlü insanlardan bazıları, kelimenin tam anlamıyla beynimizde özel yerlere sahipler. Peki, bu nasıl oluyor? [Vurgu Evrim Ağacı tarafından eklenmiştir.]

İşte, size bir teori. “Jennifer!” diye parlayan sinir hücresi yalnız hareket etmiyor olabilir. Her biri Jen’in küçük parçalarını görünce parlayan birbiriyle ilişkili sinir hücrelerinin zirvesindeki fener olabilir. Neticede Jennifer Aniston dediğimde akla ne gelir? Mavi gözleri. Çenesi (Çenesine ölüyorum.), tabii ki saçı, sesi, gülüşü, “Friends”teki Ross’la kurgusal aşkları, Oscar kıyafetleri, Brad Pitt’le evliliği, boşanması, filmleri. Daha da temeline inersek bu Jen parçalarının kendileri de, daha küçük parçalardan oluşmuştur: gözlerinin mavisi, düzgün cildi, dökümlü saçları, yüz hatları (özellikle çenesi); bu parçalar da daha da küçük parçalardan oluşmuştur: açık, koyu, renk, gölge ve şekil öğelerinden. Bu alt seviyedeki sinir hücreleri, Aniston’u oluşturmadığında şüphesiz beynimde başka şeyler de yapıyorlar (Gökyüzünü, gölleri ve diğer insanların mavi gözlerini maviye boyuyorlar.), fakat Aniston çağırdığında hemen geliyorlar.

 

Jen Tekil Değil, Çoğuldur

Dr. Fried hastalarına Jen’in fotoğraflarını gösterdiğinde (veya belki de sadece isminden bahsettiğinde) o referans sadece bir değil, bir dizi sinirsel ateşlemeyi tetiklemiş olabilir. Beynin anıyı saklama yöntemi bu şekilde çalışıyor olabilir. Jennifer tekil bir sinir hücresi değildir, çoğuldur veya MIT profesörü Sebastian Seung’un dediği gibi, “hiyerarşik bir düzenleme”dir. 

“Jen!” diye bağıran o sinir hücresi, altındaki binlerce, belki on binlerce, belki de yüz binlerce sinir hücresinden sinyal alıyor. Her seferinde örüntü birazcık farklıdır. “Aman Tanrım!”daki Jen’i düşünmek bir örüntüdür. İkizleri olan Jen’i düşünmek (Gerçekten ikizleri var mı? Sürekli bundan bahsediyorlar, ama hiç…) başka bir örüntüdür. Her hatırlama muhtemelen öncekilerden birazcık daha farklıdır, fakat her seferinde, düşündüğümüz Jen olduğundan, katların tepesindeki sinir hücresi “Jen!” diye parlıyor.

 

Anı nedir?

Burada iş daha karmaşıklaşıyor: Bir kişiyi ya da herhangi birini hatırladığımızda, beynimizde belirli bir sinirsel bağlantı oluşuyor olabilir. Fizyolojik açıdan anı nedir? Sebastian Seung, anıların, beyin hücrelerinin belli bir örüntüsü olduğunu düşünüyor.

Profesör Seung, bir gün insan beyninin içine bakmak mümkün olacaktır, diyor; (benimkinin içine baktılar diyelim) Seung benimkinin içinde belli bir parlama serisi görecek ve “İşte! Bunu biliyorum. Robert şimdi Jennifer Aniston’ın çenesini düşünüyor!” diye bağıracak.

Jennifer Aniston'un Çenesi...

Hadi ama, bu neredeyse imkânsız gibi görünüyor. Örüntüler öyle anlık, elektriksel, hızlı ve mini minnacık ki hiç kimse yakın gelecekte aklımı okuyamayacak. Seung bu konuda şunları söylüyor:

“Belki yakında değil, ama bir gün mutlaka bu olacak. Bu tür bir akıl okuma, kocaman bir sözlük kalınlığında olabilecek ‘sinirsel şifre’yi bilmeyi gerektirecektir. Sözlüğün her maddesi, farklı bir algıyı ve ona karşılık gelen sinirsel aktivite örüntüsünü içerecektir.” 

Gökyüzündeki takımyıldızlar gibi, beynimin içinde gülümseyen Jen için belli bir örüntü var, “İlişkimize ara vermiştik!” diyen Jen için farklı bir örüntü (Yoksa onu diyen Ross muydu?).

Her durumda, anıların sinirsel teorisi budur.

Peki, bu teoriyi test etmenin bir yolu var mı? Ya da bu konuda bir deney yapmanın?

Henüz yok.

Bilim insanları, Dr. Fried’ın şahit olduğu gibi, tek bir sinir hücresindeki anlık enerji yükselmesini görebilirler. Kesin hatları göstermese de, fMRI tarayıcılar gibi pahalı makinalarla, faal hâldeki yüz binlerce sinir hücresinin olduğu bölgenin fotoğrafları çekilebilir. Ancak aklımda oluşan Jennifer Aniston anısını görmek istersek, parlayarak birbirine mesaj gönderen ve bir örüntü oluşturan önce iki, sonra dört, sonra on, sonra 50, sonra 100, sonra 1.000 sinir hücresi… İşte bunu göremeyiz. Bunu yapabilecek cihaz yok. 

Seung, Connectome isimli yeni kitabında, bunu yapabilmek için bir beyin haritası çıkarmak gerektiğini söylüyor. Bu harita, beynimin bir parçasındaki her bir sinir hücresini görmemizi sağlayacak; bölge genişledikçe daha çok şey görebileceğiz. Seung bir gün insan beyninin tamamının haritasını çıkarmak istiyor; bu, 80 milyar sinir hücresi ve aralarındaki kabaca 100 trilyon bağlantı demek.

 

Kadınların Beynindeki Sinir Bağlantıları Erkeklerinkinden Farklı mı?

Böyle bir harita mümkün mü? Seung mümkün olduğunu düşünüyor. Beyin haritasının çıkarılması kolay olmayacaktır, çünkü her sinir hücresi bükülür, döner ve yanındakiler tarafından ezilir. Sinir hücreleri spagettiye benzer. Sıkışık ve karmakarışıktır. Fakat yeterli parayla ve bilgisayar gücüyle bir “Connectome”, yani insan beyni haritası yapabiliriz, diyor Seung. Bunu yaptığımızda birçok şey öğrenebileceğimizi düşünüyor. Örneğin:

  • Kadınlar erkeklerden nasıl farklıdır? (Beyin sinir bağlantılarımız farklı mı?)
  • Şizofrenik beyinde neler oluyor? Ya da otistik beyinde?
  • Nasıl öğreniyoruz?
  • Anılar nasıl oluşuyor?
  • Nasıl karar veriyoruz?
  • Rüya gördüğümüzde neler oluyor? Bir şey yarattığımızda? Sevdiğimizde? Nefret ettiğimizde?

Seung, zihnin nasıl çalıştığını anlamak için beyin haritasının gerekli olduğunu düşünüyor.

Ancak onun yanıldığını düşünen birçok sinirbilimci var. Hem de çok yanıldığını. Beyin haritası, beynin Jennifer Aniston’ı nasıl hatırladığını söylemeyecektir veya anıların nasıl oluştuğunu görmemizi sağlamayacaktır ya da zihnimizin sırlarını çözen bir anahtar olmayacaktır, diyorlar. Muazzam bir para israfı olacaktır.


Yazan: Robert Krulwich

Kaynak: Bu yazı NPR sitesinden çevrilmiştir.

Şerefinize: Kurbağalı Süt

Yok Oluşları Arttıran Etmenler Türleşmeyi Azaltıyor!

Yazar

Şule Ölez

Şule Ölez

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim