Sicim Teorisi Bizim Sanal Varlıklar Olduğumuzu Mu Gösterir?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Sormamız gereken ilk soru, belki de şu olmalıdır: ''sanal varlık'' nedir? Evet. Başlığımızı oluşturan soruyu sormamıza sebep olan popüler söylem kaynaklarının türettiği bu kavramın anlamını sorgulamamız gerekiyor. Sonra sicim teorisine geçebiliriz.

Yukarıda bahsettiğimiz kaynaklar, ''sanal varlıklar olmak'' eylemini varlık felsefesinde nereye koyuyorlar? Gerçekliğin karşısına mı, ''gerçek varlıklar olmak'' eyleminin karşısına mı? Gerçek varlığın gerçek varlık olduğuna, sanal varlığın sanal varlık olduğuna kim karar veriyor? Tüm bu soruları, günümüz aile yapısından farklı bir aile ortamında tartıştığımızda, bağlamın giderek fizikten varlık felsefesine kaydığına şahit oluruz. Zira bu sorular, fiziğin, diğer bir deyişle, doğaya dair tüm bildiklerimizin sınırlarındaki sorulardır. Bildiklerimizi birer ışık kaynağı olarak düşündüğümüzde, ışık kaynağımız olmadan karanlığa attığımız her adım, bizler için hem tehlikeli hem de değersiz olur.

''Sanal varlık'' söyleminin kaynakları çok çeşitlidir. Yazarlar grupları, çeşitli medya kuruluşları, hatta bilimkurguya dair herşey bu söyleme katkıda bulunabilir. Bilim ile bilimkurguyu ayırabilme yetisine sahip olmayan toplumlarda ise kuantum hayat koçluğu, kuantum olumlama eğitmenliği gibi meslek grupları ortaya çıkar, bunlar yanında tarikatlar gibi topluluklar bile oluşabilir. 

Tüm bunların dışında, ''sanal varlıklar'' sicim teorisi içerisinde nasıl değerlendirilir? Bu sorunun içinde bir gizli soru daha bulunuyor: ''Sicim teorisinde ''sanal varlıklar''dan bahsedilir mi?'' 

Bu teori, hepimizin bekleyebileceği gibi, en ilginç teorilerden biridir; hatta belki en ilginci olarak bile değerlendirilebilir. Bunda hemfikir olabiliriz. Ancak bu ilginçliğin kaynağı konusunda hemfikir miyiz? Sicim teorisi neden ilginç? Zira sınanabilir değil. Evet, burada şok geçirmeniz gerekiyor! ''Bir teori nasıl olur da sınanamaz?!'' diye sorduğunuzda, doğru yerdesiniz demektir. Öncelikle sicim torisinin neyi açıklayıp neyi açıklamadığına değinmemiz gerekiyor. 

Esasında bu teorinin yola çıktığı sorun evrenin en temel parçasıdır: ''Evren hangi ''şey''den meydana geliyor?'' Parçacık fiziğinde, ''Standart Model'' ifadesine çoğu kez rastlamışızdır. Fiziğin periyodik cetveli olarak düşünebileceğimiz bu model, tüm parçacıkları ve kuvvetleri bir araya getirip sistematikleştiren bir modeldir. İşte bu modelin içerdiği tüm parçacıklar, sicim teorisi bağlamında tek bir temel yapının, yani sicimin farklı tezahürleri olarak ortaya çıkıyor. Bu sicim, belli frekanslarda titreşebiliyor. Bu titreşimin niteliği, parçacıkların kütlesini, yükünü ve diğer özelliklerini belirleyebiliyor. Ancak bir sorunumuz var: bu sicimler varsayımsal ve gözlemleyemeyeceğimiz kadar küçükler. Yani gözlemleyemediğimiz şeyler hakkında konuşuyoruz; dolayısıyla deneyini de yapamıyoruz. İşte bu sebeple sicim teorisi, sınayamadığımız, yarım bir teori. Popülizmden nasibini almamış akademisyenlere sorduğunuzdaysa, üzerinde durulmaması gereken, boş bir düşünce. 

Peki ''sanallık'' bunun neresinde? Kendi yarattığımız bir düşünce üzerinden gerçeklik tartışması yapabilir miyiz? Elbette hayır. Eğer bağlamımız fizik ise, sanal varlıklar olduğumuzu tartışmamız, Kaf Dağı'nın yüksekliğini ölçmeye çalışmamıza benzer. Doğadan yola çıkarak belli modeller oluştururuz, bu modelleri sınarız ve eksiklerini tartışarak üzerlerinde revizyona gideriz. Ancak burada, bu noktada, yolumuzu tıkayan bir şey var. Sanal oluşumuzun bu yarım teoriyle ilişkisini ele almadan önce bu şeyi yolumuzdan kaldırmamız gerekiyor. Kaldı ki sanal varlıklar olsak bile (bir bilgisayarda oluşturulmuş modeller olduğumuzu; bizden daha gerçek (!) şeylerin de bulunduğunu varsayalım) bunu çok büyük ihtimalle, hiçbir zaman öğrenemeyiz. Zira eğer bir sistemin içinden, sisteme dair çok kapsamlı bir yorum yapıyorsanız, bu yorumun hata payı da çok kapsamlı olur. Bizim, işin bilemediğimiz ve bilemeyeceğimiz kısmı ise (yani hata payına bıraktığımız kısım), gerçeklik kısmıdır. 

Bilimle kalın, 

Sevgiler. 

Ay Halesi

Aslında Kütleçekimi Yok Mu?

Yazar

Emre Oral

Emre Oral

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim