Şeytan Ötesi Hastalık: Bulaşıcı Kanser!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Çok az sağlık sorunu kanserden, kendi vücut dokunuzun size karşı gelmesi ve yönetimi ele geçirmesinden, daha derin bir korku yaratabilir. Bu yıl Amerika’ da yaklaşık 1,596,670 (Bu sayının içine diğer kanser türleri gibi kayıt altına alınmamış cilt kanseri vakaları dahil değildir.) yeni kanser vakası teşhis edilecek ve aynı zamanda 571,950 civarında insan kanserden ölecek.

Bir diğer deyişle, kanser büyük bir endişe, ve olmalı da. Birkaç istisna dışında (Bu istisnalardan en ünlüsü İnsan Papilloma Virüsü, HPV, rahim ağzı kanserinin nedenidir.) İnsanlar bir başkasından kaynaklı kansere yakalanmaktan fazla endişe duymuyor. Neyse ki kanser, bizler için korku filminden çıkımışa benzeyen bir salgın hastalık değil. Kanser korkusu; AIDS, MRSA, soğuk algınlığı veya diğer bulaşıcı hastalıkların korkusunda olduğu gibi kişinin bir başkasından enfeksiyon kapmasından değil, bedeninin (veya yaşam biçiminin) ona ihanet etmesinden kaynaklanıyor.

Ne yazık ki, bunun tam tersi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bir memeli için gerçek oldu. Pek çok basın kuruluşu, haklı olarak, Tazmanya canavarlarından geriye kalanları hızla tüketen bu garip bulaşıcı kanser tümörüne ilgi gösteriyor. Tazmanya canavarlarının halihazırda doğal yaşam ortamlarını mahvedilmesi ya da bu alanlara doğal olmayan hayvanların getirilmesi üzerine sayılarındaki kritik azalma göz önüne alındığında durum daha da vahim bir hal alıyor. Canavarların saldırgan sosyal yaşantıları da ısırma ve tırmalama gibi yollarla bulaşan bu virüsün yayılmasına yol açıyor.

McCallum vd. (2007) kanserin birinden ötekine geçişi ve ölüm oranı bu şekilde devam ederse 25- 30 yıl arasında Tazmanya canavarlarının neslinin tükeneceğini ön görüyor. Araştırmacılara göre bu türün nihai sonu tümörün yataklık süresi ve türün geri kalanlarının oluşturduğu popülasyon yoğunluğu gibi birkaç etkene bağlı. Tüm bunların sürekli takip edilmesi ve gözlenmesi de alınacak tedbirler için son derece önemli.

Durumun rahatsız ediciliği yetmezmiş gibi bir de şu sorular akla geliyor: Bir kanserin bulaşıcı olması ne kadar olağan? Tümör tehlikesi altındaki öteki türlerde de benzer bir salgın baş gösterebilir mi?

İşin aslı, bulaşıcı tümörlere örnekler yok değil. Çiftleşme yada genital bölgeyi koklama, yalayarak temizleme gibi yollarla köpekler arasında bulaşabilen CTVT (Canine Transmissible Venereal Tumor) histiositik tümörü bunlardan biri. Düşünülmesi gereken nokta, bu hastalığın sebebinin HPF'ye benzer bir şekille cinsel yolla bulaşması. Ancak burada söz konusu olan bir virüsün hastalığı aktive etmesi değil, hücrelerin kendisinin enfeksiyonlu olması.Örneğin, hastalıklı bir köpek ötekiyle çiftleştiğinde aktarılan madde hücre bölünmesini hızlandıran ve tümöre sebep olan virüsler değil; aksine, her iki köpeğin genetik yapısından farklı olan ve yeni konağında çoğalmaya devam eden kanser hücrelerinin kendisi. Bu bakımdan CTVT 'Parazit Kanser' olarak adlandırılıyor.

Bu tümörün bulunduğu yerler çoğunlukla dış genital bölge olsa da tümör bazen burun ve ağız bölgesinde de kendini gösterebiliyor. CTVT'nin birkaç ilginç özelliği daha var. Normal köpek ve kurt hücreleri 78 kromozom içerirken tümör hücreleri daha az kromozom içeriyor. Hücreler ortalama 57- 64 kromozom sayısına sahip. Dahası, bu kromozomlar sağlıklı doku hücrelerindekinden daha farklı morfolojik yapıdalar. Hastalık, aynı zamanda çakalları (78 kromozom) ve kırmızı tilkileri (34 kromozom) de etkiliyor. Tüm bunlara rağmen CTVT aniden gerileyebiliyor (Chu vd. 2001) ve bazen köpekler kemoterapi ile tedavi bile edilebiliyor (Scarpelli vd. 2008).

Peki bu bulaşıcı kanser ne zaman ve nerede ortaya çıktı? Rebbeck vd.'nin çalışmaları CTVT nin ilk kez 6,000 yıl kadar önce büyük ihtimalle Doğu Asya’da kurtlarda ya da baskın köpeklerde görüldüğünü söylüyor. McCallum ise bir popülasyondaki düşük genetik çeşitliliğin bu bulaşıcı tümörlere sebep olabileceğini belirtiyor. Köpekler elbette şu anda oldukça çeşitli, ancak CTVT’nin küçük ve safkan bir popülasyonda başlayarak öteki köpek türlerine yayılmada bir avantaj sağladığı düşünülüyor. Tazmanya canavarlarının talihsizliğine karşın, neyse ki CTVT köpek türleri için şu anda önemli bir tehlike arz etmiyor.

Şimdiye dek tıpta tanımlanmış üç çeşit bulaşıcı kanser görülüyor; CTVT, Tazmanya canavarı yüz tümörü ve 1960’larda keşfedilmiş, sivrisineklerden (Banfield vd. 1965) veya sivrisineklerin yokluğunda insanların deri altı iğnelerinden bulaşan (Fabrizio 1965), laboratuar farelerinde görülen bir çeşit ur.

Ameliyat sırasında hastadan alınan histositomayı yalnışlıkla eline enjekte eden cerrahta görülmüş örnek (Gartner vd. 1996) dışında insanlar arasında doğrudan birinden diğerine geçen bulaşıcı bir kanser türü henüz görülmedi. Bu garip bulaşıcı parazit kanser her ne kadar Tazmanya canavarları için tehlikeli ve hatta ölümcül olsa da insanlar, şimdilik güvenli bölgede yer alıyor.


Düzenleme: Tuğçe Köseoğlu

Kaynak: Nature Blogs

Evolution (Evrim)

Bakteriler De Yaşlanıyor Mu?

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim