''Saçma Sapan'' Yarasa, Börtü, Böcek Üzerine Yapılan Araştırmaların Faydası Ne? Neden Yapıyoruz?
''Saçma Sapan'' Yarasa, Börtü, Böcek Üzerine Yapılan Araştırmaların Faydası Ne? Neden Yapıyoruz?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Birçok insan bilimin "pratik olarak kullanışlı" olmasını ister. Çünkü onlar için sadece ve sadece kendileri (veya en azından birileri) bilimden doğrudan faydalanıyorsa o araştırmalar (ve dolayısıyla o araştırmalara ayrılan paralar) faydalıdır. Aksi takdirde işe yaramaz keşifler ve buluşlar için paramızı harcıyoruz demektir! Öyle değil mi?

Değil.

Bilimsel araştırmalarda "temel bilim" veya daha popüler adıyla "havadan sudan bilim" denen bir yöntem vardır. Bu; bilimin gerçek doğasını, yani meraka dayalı keşfi tetikleyen araştırma türüdür. Belli bir nedeni yoktur. Balıklara mı ilgi duyuyorsunuz? İstediğiniz bir özelliğini seçin ve araştırın. Çam yapraklarının içerisindeki bir madde ilginizi mi çekiyor? Bunu araştırmanın neden insanlığa faydalı olacağını izah etmek zorunda değilsiniz! Araştırın gitsin! 

Peki bunun işlevsel bir etkisi var mı? Kesinlikle! Hem de çok fazla. Size oldukça güncel bir örnek vereceğim. Ancak örneğe geçmeden önce, çok temel bir gerçeği hatırlatmakta fayda var: Bilimin var olma sebebi insanın doğayı ve Evren'i anlama merakıdır. Bilimin var olma sebebi, insanın doğada olan bitene fayda ve kâr biçmesi değildir. Evet, sonradan gelişen "uygulamalı bilim" sayesinde doğrudan pratik faydası olan ürünler ve keşifler de yapılabilmiştir; ancak temel bilim olmaksızın uygulamalı bilimden söz etmek mümkün değildir. Optiği anlamadan teleskop ve mikroskobu icat edemezsiniz. Biyokimyayı anlamadan hücre yaratamazsınız. Canlılar arasındaki ekolojik ilişkileri tespit etmeden evrimi algılayamazsınız. Temel bilim, tüm diğer bilimlerin "temelinde" yatan bilimsel araştırmalar bütünüdür.

Şimdi gelelim örneğimize... 15 Şubat 2017 tarihinde, Nature Research dergisinde Tran ve arkadaşları tarafından "İnsan Kanser İmmünoterapisi'nde 'Nihai Ortak Yolak': Rastgele Vücut Mutasyonlarını Hedeflemek" başlıklı bir makale yayınlandı. Bu muhteşem makalede, canlı dokularda yapılan genetik mühendislik yöntemleri sayesinde kanserin nasıl yenilebileceğine dair güncel ve gelecekte olabilecek mekanizmalar, harika bir dille anlatılıyor. Yani hedef, kanseri nihayetinde alt etmek ve bu, insanlık için müthiş olumlu sonuçları olacak bilimsel bir zafer olacaktır. Bu makale de, bu zafer yolunda atılan en önemli adımlardan birisi. Müthiş önemli!

Şimdi, bu makalenin hangi araştırmalar üzerine kurulduğunu takip edelim. Böylelikle böylesine "uygulamalı" bir araştırmanın, temel bilimler ve temel araştırmalar ile ilgisini kurmaya çalışacağız.

Tran tarafından yazılan makale, 2013 yılında Lawrence ve arkadaşları tarafından yayınlanan "Kanserde Mutasyona Dayalı Heterogeni ve Kanserle İlişkili Yeni Genlerin Aranışı" isimli bir diğer makaleyi kaynak olarak kullanmaktadır. Bu araştırma, insanlar ve diğer canlılarda kanser gelişimine sebep olabilecek veya sebep olduğu bilinen aday genlerin tespiti üzerinedir.

Lawrence tarafından yazılan bu makale, 2011 yılının en meşhur makalelerinden biri olan ve Hodgkinson ve Eyre-Walker tarafından kaleme alınan "Memeli Genomlarındaki Mutasyon Oranlarının Çeşitliliği" isimli bir makaleyi kaynak göstermektedir. Bu makale, başlığından da anlaşılacağı üzere, birden fazla memeli soy hattındaki genetik değişim miktar ve hızlarını kıyaslamakta ve aradaki farkları anlamaya çalışmaktadır.

2011'de yayınlanan bu meşhur makale, 1999 yılında Bernardi tarafından yazılan "Eşhacimlilik (Isochores) ve Omurgalı Genomiğinin Evrimi" başlıklı bir makaleyi kaynak olarak kullanmaktadır. Bu makale öylesine başarılıdır ki, içeriğindeki tespitler ve çıkarımlar günümüzdeki genomik anlayışını halen şekillendirmeyi sürdürmektedir.

Ancak Bernardi gibi bir deha bile araştırmasını kendisinden önce gelen araştırmalar üzerine inşa etmek zorundadır. Öyle de yapmıştır. Bernardi, 1997 yılında yayınlanan ve Janke tarafından yazılan "Alligator mississippiensis (Mississippi Timsahı) Canlısının Mitokondriyal Genomunun Tamamı ve Archosauria Kuşları ile Krokodiller Arasındaki Yakın Zamandaki Ayrışma" başlıklı makaleyi kaynak olarak kullanmış, bu araştırmanın bulgularından faydalanmıştır. Fark edileceği gibi, an itibariyle insanlardan ve hatta kanser konusundan çıkmış bulunmaktayız. Bunu yaparken, genomik araştırmalarından geçtik ve buraya geldik. Ancak bitmedi:

Janke ve arkadaşları, eğer ki Dessauer ve Goodman'ın araştırmaları olmasaydı, söz konusu timsah genomiği araştırmalarını yürütemez, bu hayvanların evrimsel geçmişine ışık tutamazdı. Bu ikili ne yapmıştı? Timsahgil genetiğinin temellerini attılar! Yazdıkları "Alligator mississippiensis'e Ait cu-Crystallin A Dizilimleri ve Tupinambis teguixin Kertenkelesi: Moleküler Evrim ve Sürüngen Filogenetiği" başlıklı makale, bu alanı şekillendiren en önemli araştırmalardan birisidir. Ancak bu araştırma da, kendinden önceki bilimsel gelişmeler olmasaydı var olamazdı.

Bu makale, 1977 yılında, günümüzden neredeyse yarım asır önce yayınlanan ve Jolles ve arkadaşları tarafından yürütülen bir araştırmayı temel almaktadır. Araştırmalarının başlığı şudur: "Sürüngensi (Kaplumbağa) Yumurtalarındaki Lisozomların Yapısal Verileri" 

Eminiz ki 1970 yılında yaşamış ve şu anda isimleri muhtemelen artık anılmayan birileri, bilim insanlarının tosbağa yumurtaları ile vakitlerini ve insanlığın parasını harcadıklarını düşünmüşlerdir. Hatta muhtemelen bunlardan bazıları açıktan açığa bilim insanlarının kaynaklarının kesilmesi gerektiğini savunmuş, bilimin "insanlığa fayda için" var olduğunu iddia etmiştir. 

Ancak ABD hükümeti (dolayısıyla halkın vergileri) sayesinde yürütülen bu araştırma, kendisinden yarım asır kadar sonra gelecek bir araştırmanın temeli olmuştur. Ve bu araştırmanın bulguları üzerine inşa edilen bilim sayesinde, günümüzdeki en büyük düşmanımız olan kanseri alt edebilmeye biraz daha yakınız! 

Neredeyse bütün temel bilim araştırmalarının, bilimsel olarak ölçülebilir "domino etkisi" bulunmaktadır. Tamamen alakasız bir araştırma, yıllar sonra çığır açacak bir araştırmanın temelinde yatıyor olabilir. 

İşte tam olarak bu nedenle, her neyi araştırıyor olursa olsun, bilimsel yöntemin izinden giden ve gerçeği açığa çıkarmayı görev bilen bilim insanlarını ne pahasına olursa olsun desteklemek zorundayız.

Hayatımız ve çocuklarımızın, torunlarımızın hayatı, bir gün onların araştırmalarına borçlu olabilir.

''Senin O Dediğin Adaptasyon, Evrim Değil!'' Yanılgısı

Meyve Yarasalarında Cinsel Birleşme

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim