Paleontolojiye Anahatları İle Giriş - 1

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Eski Yunanca kökenli Palios: eski, Ontos: varlık, Logos: bilim sözcüklerinden oluşmuştur. Genel manada eski varlık bilim olarak adlandırılır. İlk olarak 1862 yılında d' Archiac tarafından kullanılmıştır.

Paleontoloji geçmişte yeryüzünde yaşamış olan hayvan ve bitkileri, diğer bilim dallarının yardımı ile araştırıp inceleyen ve bir çıkarıma giden bilim dalı olarak tanımlanabilir. Bitki fosillerini paleobotanik, hayvan fosillerini ise paleozooloji inceler. Mikroskobik boyuttaki varlıkları mikropaleontoloji incelerken,  büyük varlık kalıntılarını makropaleontoloji inceler.

Kazılar çok hassas eller ile, yine hassas aletler kullanılarak gerçekleştirilir.

Fosil ve Fosilleşme

Fosil en genel manası ile, varlıkların taşlaşmasıdır. Bir zaman gerçeği ile yüzleşerek bunu yapılandırır. Zorlu bir süreç olduğundan en uygun koşulları arar. Bir koşulun eksikliği ya da doğal ortamı etkileyen herhangi bir değişiklik fosilleşmeyi olanaksızlaştırır. Fosilleşmenin yüzleşmek zorunda olduğu bir zaman gerçeği vardır dedik; bu binlerce yıl da olabilir, ani katastrofik olaylar ile de (Smilodon fatalis'in asfalt gölünde sıkışıp kalması gibi).

Fosiller yalnızca kemiklerden ya da dişlerden ibaret değildir. Ayak izleri, dışkılar, deniz tabanı sürtünme ve boğuşma izleri de fosilleşebilir. Bu konu ile, iz bilimi ilgilenmektedir.

Fosil, gezegenimizin geçmiş fotoğrafını yansıtan var oluşların tam kendisidir. Yaşamdan geriye ne kaldı ise, o taşlaşmış kalıntıda saklıdır. 4.5 milyar yıllık bir serüven, adeta heyecanlı bir biçimde, bilimsel terminolojide şekillendirilerek konuşturulur. Arkeoloji zamanın labaratuvarı ise, her türlü kalıntı da bizi labartuvarda dolaştıracak olan taşıtlarımızdır.

Fosiller için geçmişin birer fotoğrafıdır derken, abartmış olmuyoruz; çünkü çok geniş bilgilere ulaşırız. Evrim başta olmak üzere, eski iklimler ve eski yaşam ortamları hakkında fikirler ediniriz.

Eskiden fosiller için evrimin en önemli kanıtları deniyordu; artık kendi içinde değerlendiriliyorlar. Elbette evrim için önemli göstergeler; yalnız en önemliden ziyade, şimdi, bonus kartlardır.

Ana görseldeki fosilin rekonstrüksiyonu

Karakteristik fosiller, paleontoloji için oldukça önemlidir. Bunları tanımlamak günümüz teknolojisi ile daha da olanaklı hale gelmiştir. Dünya tarihinde belli bir zaman aralığında yaşamış olan varlıkların fosillerine, karakteristik fosiller diyoruz. Bu fosillerin, çoğu zaman, nesli tükenmiştir. Örneğin bir Deinonychus antirrhopus, karakteristik fosildir.

Fosilleşme belli bir yeryüzü yapılanması içinde korunurak saklanır. Tarih öncesi arkeologları, paleoantropologlar ve paleontologlar volkanik kayaçlar ile metamorfik kayaçlar içinde fosil aramazlar (amaç sadece kazmak hiç değildir). Bu basit bilgiyi sözü geçen bilim dalları çok iyi bilir; çünkü yüksek ısı ve basınç fosilleşmenin can düşmanıdır. Fosiller çökel ve sedimenter kayaçlar içinde bulunurlar.  Yine bazı özel durumlar da fosilleşmeyi olanaklı kılar. Örneğin silis içeren gayzer püskürmeleri ve ani volkanik küller.

Hangi fosilin hangi çökel kayaçta aranacağı da çok önemlidir. İnsan atalarının fosillerini, sucul kireçtaşı tabakalarda aramayız.

Sucul ortamlar, fosilleşme için çok uygundur. Asfalt, buz, reçine de fosilleşmeyi kolaylaştırır. Zaten fosilleşmede, belki, en önemli kural ölen organizmanın dış etmenlere çok maruz kalmadan çabuk gömülmesidir. Ortamın sakinliği bu süreci, olumlu kılar. Örneğin yüksek dalga enerjisine sahip kıyılarda fosilleşme, hemen hemen imkansız gibidir. Göller ise, düşük enerjili olduğundan fosilleşmeye daha yatkın alanlardır. Göl çökellerinde, özellikle, uçan hayvanların fosillerine rastlamak daha olasıdır. 

Bataklılklar da sakindir; bu onu fosilleşmede biraz daha ileri taşır. Özellikle karbonifer döneminin orman fosilleri, bu dönemde geniş alanlara yayılmış olan bataklıklarda oluşmuştur. 

Asfalt ortamlar fosilleşmede, belki, lider konumdadır. Varlık asfalt ortamda, deyim yerindeyse, tüm özellikleri ile korunur. Asfaltta anında fosilleşme başlar, dış etmen hiç yok gibidir. En meşhur asfalt göllerine Kuzey Amerika kıtasında rastlarız (La Brea Asfalt Gölü halen aktif oluşuyla oldukça popülerdir). 

Çamgillerin oluşturduğu reçineler fosilleşme için oldukça uygundur. Özellikle böceklerin en iyi fosilleştiği ortamlardır. Zamanla kehribar içinde önemli böcek fosilleri oluşur. Kehribar, reçinenin fosilleşmiş halidir.

Karakteristik fosil tanımı çok önemlidir. Zaman, bu yapılanmayı özel kılar. Yerküre tarihinde birçok varlık oldukça kısa bir süre varlığını sürdürmüştür. İşte bu varlıkların fosillerine, karakteristik fosil diyoruz. Varlığını sürdürdüğü süre ne kadar kısa olursa, karakteristik fosili o kadar değerli olur, yine o kadar kısa zamanı temsil eder. Örneğin bir ağaç sivri faresinin varlığını sürdürdüğü süre oldukça kısa olabilir. O zaman da bu ağaç sivri faresinin karakteristik fosil olma özelliği daha fazla olacaktır. Kat ve sınırları da temsil eder ise, özel adlandırmalar ile konuşturulurlar; ASF1 Zonu gibi.

Kaynaklardan bir katın çökelme sürecinin, 1 ila 3 milyon yıl arasında değiştiğini biliyoruz. Bunun zamansal karşılığı ise, yaşını ya da çağını verir. Bu bağıl yani karakteristik fosilin zamanını belirleme ölçütüdür.

Fosilleşmede organik olan madde silis, pirit ve karbonat halini alabilir. Bu değişim çok yavaş partüküller halinde olabilir ve süreci oldukça yumuşaktır. Bu durumda orjinal şekil kaybedilmeden fosilleşme gerçekleşir.

Belirli bir ortamı tanımlayan (sucul, kurak gibi) fosiller fasiyes fosillerdir. Fasiyes fosiller yaş tayini ve paleocoğrafya için oldukça önemlidir.

Paleontolojinin temelini taksonomi oluşturur. Taksonomi ile fosiller ve güncel organizmalar belirli bir sistematik ile doğal gruplara ayrılır. Bu grupların her biri taksondur. En küçük taksonomik bölüm, türdür. Birbirine çok benzeyen türler ise, cins altında toplanırlar.

Paleontolojik bir çalışmada toplanan fosillerin hangi türe ait olduğunu belirlemek için, önce morfolojik olarak benzer bireyler bir araya toplanır; bu ise grupları oluşturur. Grupların arasındaki fark belirgin olabildiği gibi, belirsiz de olabilir. Daha sonra bu grupların her birinin bir türü temsil ettiği konuşulur. Derken adlandırabilmek için, paleontolojik kataloglardan ve yayınlardan yararlanılır. Bu sayede yeni tür tanımları yapılır ve tip örnekler seçilir.

Yaşayan Fosiller

Sanırım ayrı bir başlığı ve özellikle vurgulamayı hakediyor (özellikle üzerine anlamsızca gidilen ve bilgisizlikten ısrarla kanıt çıkartılmaya çalışılan bir konu).

Evrim çok hızlı ya da yavaş olabilir. Yaşayan fosiller ise, en yavaş olanını tanımlıyor. Bunlar çok uzak kuzenlerinden bu zamana kadar o kadar az değişmişlerdir ki, sinsi bir plana çok rahat alet edilerek kullanılabilirler; çünkü görünümleri adeta fosil gibidir.

Farklı hızda evrim, evrimsel biyoloji için şaşırtıcı değildir; şaşırtmaz. Öyle ki bu, şahsım adına, sölekantların diğer balıklardan daha çok bizim yakın akrabamız olması kadar az şaşırtıcıdır.

Bilgisiz bir göz Thylacinus cinsinin bir üyesinin kafatasına baksaydı, şüphesiz, bu bir köpek kafatasıdır derdi. Uzman bir bakış ise, bunun köpek kafatası olmadığını damakataki iki belirgin delik ile ayırt ederdi. Hatta bunun Avustralya memelilerinin karakteristik damak özelliği olduğunu da eklerdi. Yaşayan fosillerdeki sahtekar oyunlar da birebir bu örnekle örtüşür (bir başka mana ile benzetmede); amaç bilgisizliğinizi kullanmaktan daha öte birşey değildir.

Paleontolojideki Etolojik Terimler

Repichnia (sürüklenme) İzleri: Bu izler hayvanların lokomotif kuyruklarla sürüklendikleri zaman meydana gelir.

Fodichnia (beslenme) İzleri: Tüneller ile dikey ve düşey bacalar çökel yiyicileri aracılığıyla açılmıştır. Koruyucu özelliği de yansıttığı olur.

Cubichnia (dinlenme) İzleri: Sedimanlarda hayvanların geçici bir süre kalması sonucu oluşur. Sığ izler olması, ayırt edici özelliklerindendir.

Domichnia (yerli yuvalar) İzleri: Hayvanlarca inşa edilen yarı devamlı ve devamlı yuvalardır.  Bu yuvalar yaşam alanları olduğundan, beslenmeden korunmaya kadar birçok fonksiyona hizmet etmiştir.

Pascichnia: Çökel yiyicileri tarafından menderes şeklinde inşa edilmiş oyuklardır. Ayırt edici özelliği ise, daha önce oluşan kısımdaki yapıların yeniden işleme sokulmadan sedimanlarla kaplanmasıdır.

Cümlelerimi sık sık duyduğumuz ve asla ciddiye alınamayacak bir tekerleme ile kapatmak istiyorum (belki ilaç etkisinde, belki alışkanlık; yoksa akıllıca bir tutarlılığı mümkün değil). Bize bir ara fosil formu göster. Bu anlamsız ricanın ilk insanı arayıp bulma telaşından daha mantıklı hiçbir yanı yoktur.

Evet fosiller, geçmişe uzanan davetkar taşıtlardır.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Demirsoy, A., 2001; Yaşamın Temel Kuralları: Omurgalılar / Amniyota (sürüngenler, kuşlar ve memeliler), Cilt 3 / Kısım 1, Meteksan A.Ş. Ankara.
  2. Sakınç, M.,2012 (Ocak, 2. baskı); 50 Soruda Yerin Evrimi, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, İstanbul.

Fotoğraflar:

Deinonychus antirrhopus

Adının manasını karşılayan bir anlamı vardır; korkunç pençe.

1.5 metre, 80 kilogram.

110 - 100 milyon yıl önce.

Atomların Evreni ve Evrendeki Atom

Tavuk Ezmeli Pembe Balçık İddiası

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim