Bu Reklamı Kapat
Bu Reklamı Kapat

Orta Çağ'da Ne Oldu? Orta Çağ, Tüm Dünya İçin Gerçekten de "Karanlık" Bir Dönem miydi?

Genel Hatlarıyla Bir Dönem: Orta Çağ!

Orta Çağ'da Ne Oldu? Orta Çağ, Tüm Dünya İçin Gerçekten de "Karanlık" Bir Dönem miydi? 2ladd
Atlı Şövalyeler
30 dakika
50,549
  • Ekonomi Tarihi
  • Askeriye Tarihi

Öncelikle "Orta Çağ" nedir, bunu cevaplayalım. Orta Çağ, bir yüzyıl değil, Roma İmparatorluğu'nun yıkılıp, merkezi güçlerin hakimiyetin yitirildiği ve feodal beylerin egemenliğinin olduğu dönemden başlayıp, yaklaşık olarak 14-15. yüzyıllara kadar uzanan bir dönemdir. Orta Çağ, sadece Avrupa medeniyetine özgü bir dönem değildir. Avrupa açısından bakılınca asli bir gücün olmadığı bu dönem, Avrupa’nın "karanlık dönemi" olarak geçer. Fakat Orta Çağ'ı global anlamda bir dönem olarak kabul edecek olursak -ki aşağıda buna detaylı değineceğiz- her medeniyet için Orta Çağ'ın "karanlık" olduğunu söylemek yanlış olur.

Orta Çağ'ın başlarında Batı Roma İmparatorluğunun yıkılmasından kaynaklı, şehirlerden kırsal kesime bir göç olmuştur. Bu göç sonucunda ve tabii ki Romalıların deyimiyle "barbar" kavimlerin de krallıklar kurması ve bu krallıkların mutlak güç olamaması, Orta Çağ'da güç dengesini kral, kilise ve feodal lord arasında bölüştürüyordu. Kişilerin özgürlüklerini çok az olduğu ve köylülerin genellikle tarım yapan insanlar olduğu bu dönemde feodal senyörler ile diğer yöneticiler arasında çoğu zaman anlaşmazlıklar çıkıyordu.

Bu Reklamı Kapat

Orta Çağ'ı anlamak için, Roma İmparatorluğundan başlamamız gerekecek.

Romalılara göre "tüm insanlığın sonu."
Romalılara göre "tüm insanlığın sonu."
Arkeofili

Roma Şehrinin Kronolojik Evrimi ve Miras Bıraktıkları

Roma İmparatorluğu, kuruluşundan beri siyasi, askeri ve dini değişimler geçirdi. Bu değişimlerin sonunda Romalıların Yunan kültüründen etkilenmesi gibi Romanın halefi krallıklar da hatta günümüz Avrupa'sı da Romanın izlerini sürdürmeye devam etti. Roma İmparatorluğu, bugünkü İtalya’da ufak bir şehir devleti olarak kuruldu. Romalılar, Roma devletinin bir kurt tarafından emzirilip büyütülen Remus ve Romulus kardeşlerden biri olan “Romulus” tarafından kurulduğunu iddia ettiler. Buna ek olarak Romalıların kökenleri olan Etrüsklerin inançlarında, kurda büyük saygı duyulduğu görülüyor. Ne var ki bu iddia bilimsel olarak kesinlik kazanmış değil.

Bu Reklamı Kapat

Roma Devleti, MÖ 5. yüzyılda şehir devleti olmaktan sıyrılıp, bir cumhuriyet statüsüne girmişti. Bu dönem, nispeten daha doğudaki Yunanistan’ın en gelişmiş dönemiydi. Romalılar, Yunanlılarla uzun zaman deniz ve kara bağlantıları sayesinde varlığını sürdürüyordu ve Yunan etkileri, Roma geleceğine en önemli mirastı. Romalılar da Makedonlar gibi Yunanlardan kültürel açıdan etkilenmişlerdi. Elbette sadece Yunan mirası değil; zira, Roma Cumhuriyeti, kılık kıyafet olsun, askeri ya da politik hatta dini olarak Yunanistan’dan oldukça etkilenmiştir. Ancak Roma, Yunanlıların gözünde sadece bir barbar kavmiydi. Arşimet’in Romalı bir asker tarafından öldürülmesi de bu anlayışın bir simgesidir. Roma Cumhuriyeti siyasi veya toprak genişliği açısından yayılması erken başlasa da dünya tarihinde etkili olması, ancak Doğu alemine adım attıktan sonra başlayacaktı. Bu adımdan sonra Roma, Helenistik kültürün halefi haline geldi.

Roma Cumhuriyeti ile Fenikeliler arasında gerçekleşen üç ayrı Pön savaşının birincisinden sonra, MÖ. 241 yılında, Roma bir deniz gücü haline gelirken, Sicilya, Roma Cumhuriyeti'nin ilk eyaleti oldu. Roma Cumhuriyeti ayrıca Korsika ve Sardinya’yı ele geçirerek, ilk deniz aşırı fetihlerini gerçekleştirdi. Ordu, tamamen cumhuriyetten bağımsız bir güç haline geliyordu. Hatta her lejyon, kendine ait bir “kartal” bile taşırdı. Yurttaşlığın bütün İtalya’ya götürülmesi ve bazı generallerin, yani bireylerin etkisiyle, cumhuriyet artık eskisi gibi işlemiyordu. Üçüncü Pö savaşı MÖ 149'da çıktı ve bu savaşın ardından Kartaca, tamamen Roma Cumhuriyeti'nin elince geçerken, Roma Cumhuriyeti resmi olarak olmasa da, fiilen bir “imparatorluk” olmuştu. Po vadisinin de ele geçirilişiyle İtalya, tamamen Roma İmparatorluğu hakimiyetine girdi. Kartaca'da olan son Yunan devleti Sirakuza’nın da yıkılmasıyla bütün Sicilya, Po vadisiyle aynı kaderi paylaştı.

Bu gelişmeler Roma İmparatorluğu'na fetih yapmanın kârlı bir iş olduğunu hatırlatarak, Roma İmparatorluğu'nu askeri alanda ilerlemeye itti. Bir süre sonra, kuzey ve güney Fransa’nın da ele geçirilmesiyle cumhuriyet, artık tam anlamıyla bir imparatorluğa dönüştü. Devlet, büyüdükçe büyüdü. Buna ek olarak, Hristiyanlığın ortaya çıkmasıyla, düzen kökten değişecekti. Roma İmparatorluğu'nun Hristiyanlara bakışı, diğer küçük tebaa topluluklara bakışından farklı değildi. Birinci yüzyılda Hıristiyan cemaatler, bütün Roma dünyasına yayılmış durumdaydı. Roma İmparatorluğu, Hristiyanlara baskı uyguluyordu. Hatta Yahudilerin şikayetleriyle, İsa’yı bile öldürdüler!

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

İmparatorluğun Batı kanadının sonunun gelmesi, Kavimler Göçü ve onun bir sonucu olarak devletin ikiye bölünmesiyle gerçekleşti. İmparatorluk, Diocletiauns tarafından, Kavimler Göçü'ne bir önlem olarak ikiye bölünmüştü. Doğu kanadının başkenti, Byzantium, yani İstanbul olmuştu; ancak bu, aynı zamanda Batı Roma'nın çöküşüyle yaklaşık olarak aynı döneme denk geldi.

Yukarıda söylediğimiz gibi, Roma devleti üzerinde Yunan kültürünün etkisi büyüktü; ancak Roma'nın kendinden sonraki devletlere bıraktığı şeyler de hayli fazlaydı. Roma, Hristiyanlığı kabul ettiği gibi, onu kendinden sonraki devletlere de aktardı. Roma İmparatorluğu’nun miras olarak bıraktıklarına örnek olarak hukuk, sınır muhafızlığı, şehir duvarları, çimento ve dil gibi birçok örnek gösterebiliriz.

Roma Cumhuriyeti ve Kartaca arasındaki Pön Savaşları tasviri. Roma bu savaşlardan sonra deniz gücü olmuş Akdeniz'de hakim bir konuma ulaşmıştı.
Roma Cumhuriyeti ve Kartaca arasındaki Pön Savaşları tasviri. Roma bu savaşlardan sonra deniz gücü olmuş Akdeniz'de hakim bir konuma ulaşmıştı.
Tarih Bilimi

Roma hukuku, günümüzde kıta Avrupa’sının hukuk siteminin temelini oluşturur. Bir diğer miras olan “sınır bilinci” kuzeyden gelen akınlarla baş edemeyen Roma İmparatorluğu'nun başvurduğu bir sistemdir: Bir hat belirleyip, o hattın ötesine nadiren geçerler ve kendi taraflarına geçilmesine izin vermezlerdi. Bu sistem, günümüz Avrupa siyasi sınırlarının ardındaki mantığın temelini oluşturuyordu. Romalılar, günümüze dilleri olan Latinceyi de bıraktılar. Bugün bile çoğu Avrupa dilinde Latince kelimeler bulunabilir; birçok kelime, Latince sözcüklerden türetilmiştir. Roma İmparatorluğu'nun bir mirası da Katolik mezhebidir. Bu mezhep, hala Avrupa Hristiyanları'nın mensup olduğu bir dini mezheptir.

Bu köklü imparatorluktan sonra gelen herkes, onun “halefi” olduğunu iddia etti. Hatta 19. yüzyılda bile "Kutsal Roma İmparatorluğu" adında bir devlet vardı.

Sonuç olarak Roma, Yunan etkisi ve kültürü altında bir şehir devleti olarak kurulup, sırasıyla cumhuriyet ve imparatorluk evrelerini görmüştür. Ardından, İmparator tarafından taktiksel olarak ikiye bölünen imparatorluğun Batı kanadı, Kavimler Göçü'nün etkileriyle son bulmuştur. İmparatorluğun Doğu kanadı (bilinen adıyla “Bizans İmparatorluğu”), Hıristiyan bir devlet olarak 1453 yılında Türkler tarafından fethedilinceye kadar varlığını sürdürmüştür.

Bu Reklamı Kapat

Orta Çağda Bir Sistem: Feodalizm

Feodalizm, temel olarak, merkezi yönetime bağlı da olsa, lordların hâkim olduğu toprakların lordlar tarafından ekonomik ve politik anlamda yönetilme biçimi, üretim araçlarının, yani mülkiyetin tamamen toprak beylerine ait olduğu, köylü sınıfın ise mülkiyet hakkının oldukça kısıtlı olduğu bir sistemdir.

Feodal düzen, kent yaşamının neredeyse tamamen durduğu, merkezi iktidarın yok olduğu, toplumsal, siyasi karışıklıkların fazlalaştığı ve ticaretin durma noktasına geldiği dönemde, üretim tarzı, hiyerarşik düzen ve bir kültür ve dünya görüşü yaratma çabasındaki farklılıkları ile ortaya çıkmıştır. Özel bir şekilde ekonomi, kişisel hizmet ve toprak yapısı içerisinde inşa edilmiş tarıma dayalı bir sistem olarak Batı’da şekil almaya başlamıştır. Feodal sistem Kutsal Roma İmparatorluğunun merkezi güç oluşuna kadar sürmüştür.

Feodalizm piramidi
Feodalizm piramidi
Kuaza

Lort-Vassal İlişkisi ve Feodalizmin Doğu’dan Farklılığı

Avrupa’daki feodalite, Doğu ülkelerine göre daha farklıdır ve kısmen merkezi yönetimden bağımsızdır. Doğu’da toprak sahibi lordlar, her ne şekilde olursa olsun merkezi yönetimin boyunduruğu altındadırlar ve merkezi yönetim tarafından her an yerlerinden edilebilirler. Oysa Avrupa’daki feodalizmde vassal, lord ve kral, birbirlerine bir anlaşma ile bağlıydılar. Daha alt seviye bir senyör, daha yüksekteki bir senyöre saygı ve sadakat yemini eder, buna karşılık, yüksek seviyedeki senyöre de kendine bağlanan vassala onu ve ailesini koruma sözü ve fief verir.

Feodalizm, vassal ile lord arasında karşılıklı hak ve görev ilişkisine davranmaktadır. İkisinin de birbirlerine karşı sorumlulukları vardır. Vassal, sadık ve usta bir savaşçı olarak lorda hizmet edecek, lord ise her koşulda vassalı koruyacak, vassal ölünce vassalın toprağını onun oğluna verecek ve vassallar arasındaki anlaşmazlıkları giderecekti. Vassal, şu şekillerde vergi de ödeyecekti:

Bu Reklamı Kapat

  1. Esir düşmesi durumunda fidyenin ödenmesi.
  2. Lordun çocuklarının evlenmesi.
  3. Vassalın toprak mirası elde etmesi.

Lord ve vassal arasındaki güven ve sadakat ilişkisi bu şekildeydi.

Doğu’dan farklı olarak feodal lordlar, her an krala isyan edebilirdi - ki bu tür olaylarla pek sık karşılaşılırdı. Ayrıca her an farklı bir feodal lord ile anlaşmazlıklar sonucunda savaşa girebilirlerdi. Yani Orta Çağ Avrupası’nın feodal sisteminde, hiçbir bireyin (bu kral da olsa) tamamen hükümran olduğu söylenemez. Şöyle ki, Roma İmparatorluğu’nun parçalanışından sonra Avrupa’da istikrarlı bir merkezi otorite kurulamamış, bu yüzden de küçük krallıklar ve prensliklerin çok küçük alanlarda hüküm sürdüğü Avrupa kıtasına uzunca bir süre merkezi güçten kısmen bağımsız feodalite hâkim olmuştur.

Avrupa’da bugünkü Almanya ve Fransa’yı oluşturan feodal sistemin temel olarak şu şekilde iki maddeye ayrılması mümkündür:

  1. Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasından kaynaklı olarak merkezi güçlerin yeniden doğamamış olması.
  2. Göçebe toplumların kitlesel olarak yer değiştirmesi ve bir boyunduruk altına girmekten kaçınmaları.

Bu iki temel gelişmenin de etkisiyle Avrupa’da ortaya çıkan yeni siyasal ve toplumsal düzenin nasıl ortaya çıktığını anlıyoruz.

Bu Reklamı Kapat

Agora Bilim Pazarı
İlk Kuantum Fiziği Kitabım

KUANTUM FİZİĞİNİ ANLAMAK HİÇ BU KADAR KOLAY OLMAMIŞTI!

Etrafımızdaki her şey; ağaçlar, kayalar, ışık ve hatta insanlar çok ama çok küçük parçacıklardan oluşuyor. Madde ve enerjiden oluşan bu mikroskobik evreni gerçekten garip ve şaşırtıcı yasalar yönetiyor.
İlk Kuantum Fiziği Kitabım, bu neredeyse sihirli evrende olup biteni rahatça anlamanız ve anladıkça hayrete kapılmanız için tasarlandı. Newton’dan Marie Curie’ye –ve hatta Schrödinger’in kedisine–, bilimi değiştirmiş pek çok karakterin sahne alacağı bu kitap sizi atomlarla, olasılık dalgalarıyla, periyodik tabloyla, antimadde ve radyoaktiviteyle tanıştıracak, tüm bunları zorlu ders konuları olmaktan çıkaracak. 2019 yılında bilim temalı çocuk ve gençlik kitaplarına verilen SB&F Ödülü finalisti olan İlk Kuantum Fiziği Kitabım, 10 yaş ve üstü çocuklara (ve tüm meraklı yetişkinlere) karmaşık görünen fizik konularını en basit ve en eğlenceli biçimde açıklamak için harika bir başlangıç kitabı.

Bilgiler ve Uyarılar:

  1. Bu ürün sipariş alındıktan 1-3 gün içinde postalanacaktır.
  2. Lütfen sipariş vermeden önce iade ve ürün değişikliği ile ilgili bilgilendirmemizi okuyunuz.
  3. Bu kampanya, Domingo Yayınevi tarafından Evrim Ağacı okurlarına sunulan fırsatlardan birisidir.
Devamını Göster
₺65.00
İlk Kuantum Fiziği Kitabım

Toprağın İşlenmesi

Feodal dönemde işlenmeyen bir toprağın değeri yoktur. Toprak, işlenebildiği sürece değerliydi. Bu durumda senyörler, kendileri tarım yapmak yerine, kendilerine bağlı olan toprakları köylülere işlettirirdi.

Serf, Orta Çağ Avrupa’sında çiftçilik yapan köylülere verilen isimdir. Toplumsal hiyerarşinin en alt kısmında yer alan serflere, o günün şartlarına göre “yarı köle” demek daha doğru olabilir. O dönem genel bir merkezi güç olmadığı gibi, genel bir hukuk sistemi de yoktu. Her senyörün kendi hukuk sistemi vardı demek mümkündür. Dolayısıyla özgür köylü ve serf arasındaki fark pek fazla belirgin değildir.

Orta Çağda tarım yapan köylüler.
Orta Çağda tarım yapan köylüler.
Felsefe

Serf, doğrudan senyörüne bağlı, toprağı işleyen ve hasatın bir bölümünü ya da kazanılan paranın bir miktarının senyörüne vermek mecburiyetindedir. Serflik, babadan oğula geçerdi. Bu konuda kesin ve katı kurallar da mevcuttu. Örneğin, serf toprağı bırakıp kaçarsa, nerede yakalanırsa yakalansın geri getirilirdi. Yani köylü tamamen rant ekonomisini ayakta tutmak için çalışmaya mecburdu.

Bu tür senyörü koruyucu kurallar, emek gücünün ne kadar değerli ve önemli olduğunu gösteriyor. Emek gücünün önemi, sahip olunan topraktan daha fazlaydı. Bu durumdan baronlar arasındaki egemenlik mücadelesinin topraktan daha çok serfler üzerine yoğunlaştığı sonucunu çıkartabiliriz. Yukarıda belirttiğimiz gibi, işlenemeyen; yani üzerinde serf olmayan toprak değersizdir.

Göçebeler

Bugün algıladığımız Orta Çağ, şövalyeler ve karmaşık feodal sistem, Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılması sonucunda ortaya çıkmıştır. Batı Roma’nın yıkılmasında dış faktör olarak etkili olan göçebeler (Kavimler Göçü), Orta Çağ'da da etkin faktörlerdi. Orta Çağ'ın etkin ve güçlü devletlerinden olan Fransa ve Almanya, Romalıların "barbar" dediği Frank ve Cermen kabilelerinin gelişmiş ve kurumsallaşmış halleriydi. Yani aslında Orta Çağ, zaten göçmenler tarafından kurulmuş ve her bir devletin kendini “Roma İmparatorluğu’nun varisi” olarak tanımlamasından ve bundan doğan anlaşmazlıklardan ibaretti.

Göçebelerin özellikle Doğu Avrupa ve Doğu Roma İmparatorluğuna (Bizans) etkisi olmaktaydı. Hunlar ve Avarlar, Doğu Avrupa’da önemli bir faktör olmuşlardır. Örneğin, Hunların bütün Macar ovasına hâkim olması, bugün bile Macarların birçoğu Hunları ataları olarak kabul etmesine yol açtı.

Orta Çağ Feodal Toplumunun Temel Yapısı

Orta Çağda Adalet

Bir toplumu anlamak için gerekli olan şeylerden bir tanesi de o toplumun adalet sistemini çözümlemektir. Orta Çağ'da çok fazla mahkeme olması ve bu mahkemelerin her türlü olayda kendilerini karar verici olarak görmeleri, insanları yasal olmayan bir hakeme başvurmaya ya da sorunu kendi aralarında çözmeye itiyordu. Genel bir adalet sistemi olmadığı için, her yönetici ya da senyör, adaletini kendi sağlamaktaydı.

Tabii ki bu, sistemli bir adalet yok demek değildir. Adalet sistemi vardı; fakat sadece ezberlenmiş ve yoruma kapalı kurallardan ibaretti. Yargıçlar için karar vermek, kurallar çerçevesinde tekrarlanan bir işti. İşin tanık boyutunda ise daha çok sorun vardı. Çünkü tanığın ifadesi, genelde doğruluğu araştırılmayan ifadelerden oluşmaktaydı. Sonuç olarak, güçlü olan, olmayanın üzerinde söz hakkına sahipti ve herkesin yargıç olmasını engelleyecek bir merkezi adalet sistemi bulunmuyordu.

İngiltere kralı ve ona isyan eden halk arasında  "Magna Carta" imzalanıyor, 1215.
İngiltere kralı ve ona isyan eden halk arasında "Magna Carta" imzalanıyor, 1215.
Ekşi sözlük

Konumuz Orta Çağ olunca, kilisenin adalet sistemindeki yerine de değinmek durumundayız: Adalet sistemi üzerinde kilisenin yine kendine özgün bir tavrı vardı. Kendini, herkesin karar vericisi olarak gören kilise, kendine bağlı olan din adamları dışında, dini suçlar işlemiş olan laiklerin yargılanma sürecini de kendisine ait görüyordu. Fakat bu, işlenen her suçun “dini” olarak görülmesi demekti. Kısacası kilisenin bu adalet tutumu, kiliseyi devletin içinde farklı bir karar verici güç yapıyordu.

Dini mahkemeler dışında yerel yönetimlere gelecek olursak, daha sistemli çalışmalar görüyoruz. Kont, şehirleri dolaşıp insanları toplayarak bir mahkeme oluşturuyordu. Bu mahkemede bazı insanlar yargıç olurken, devlet memuru sadece yöneticilik yapıyordu. Ancak bu sistem, üretim açısından sakıncalıydı. Çünkü mahkeme için toplanan insanlar çok sık toplanıyor ve işlerinden alıkonuluyorlardı. Bu nedenle gündelik hayattaki işler aksıyordu. Bu durum da devleti oldukça zora sokmuştu.

Bu Reklamı Kapat

Kont, bu hatayı fark edip bu toplanmaları yılda üç kez yapmaya karar vererek, sistemin daha düzenli olmasını sağladı. Çünkü, mahkemenin yılda üç kez yapılması, bir yetki sınırı da getiriyordu. Bunun sonuçları olarak hem daha büyük ve sorun doğuracak işler bu mahkemelerde görülüyor, hem de sadece yargıçlardan oluşuyordu. Küçük işler ise sürekli olan mahkemelerin dışında daha az sıklıkta gerçekleşen mahkemelere bırakılmıştı. Örneğin, sadece kontluk mahkemesi ölüm cezasına karar verebiliyordu.

Sistemin bu şekilde oturtulması, merkezi bir adalet sistemi olmasa da, bir düzen getirmiştir diyebiliriz. Zamanla halk, kontluk mahkemesi üyeliğinden çıkartılmış, onları temsilen köyün papazı ya da senyörlük memuru alınmıştır.

Feodal düzenin sonlarına doğru, merkezden atanan yargıçların adalet konusunda söz sahibi olmasıyla yavaş yavaş merkeze bağlanan adalet sistemi ve asıl yetkiyi senyörlerin elinden alan kral, bütün mahkemelerin üzerinde sayılıyordu. Adalet sistemi, tek yöneticinin, kralın elinde toplanmıştı.

Orta Çağ'da Dil

Orta Çağ’da bir kültür dili olarak görülen Latince bilmek, yerel dillerin yanı sıra bir bilginlik, üstünlük belirtisi sayılıyordu. Latince, bir üstünlük dili olmasının yanı sıra, yüksek kademe olan ve farklı milletlere mensup din adamları için bir anlaşma aracıydı.

Bu Reklamı Kapat

Latince ya da herhangi bir ortak dilin olmadığını varsayarsak, bir Alman ve bir Fransız din adamının, papalık meclisinde ya da manastırda anlaşması nasıl mümkün olabilirdi? Latinceye karşılık, Yerel roman dilleri, hanedan soyunun, halkın ve din adamlarının ana diliydi. Ancak bu yerel diller, Latincenin çok fazla tahrip edilmiş halleriydi.

Kıta Avrupası dışında İngiltere’de Kral Alfred, çocukların önce İngilizce öğrenmesini, sonra zeki olanların Latinceye geçmesini doğru buluyordu ve istiyordu. İngilizler açısından dildeki bu millileşme, Viking istilaları sonrası etkinliğini yitirmiştir. Sonuç olarak, Latince hangi alanda kullanılırsa kullanılsın, o çağın entelektüel insanları için uluslararası bir haberleşme aracıydı.

Halk, Kilise ve Aristokrat İlişkisi

Halk ile kilise arasındaki dinsel ilişki bir açıdan farklı bir açıdan da birbiriyle bağlantılıydı. Halk, geçmişten gelen binlerce yıllık büyü inancı ve efsane gibi uydurmaları bırakmamakla birlikte, büyük oranda Hristiyan olmuştu. Kilise ise bu inanışları reddetmekle beraber, eklektik bir biçimde kendi inanış çerçevesi içinde yorumluyordu. Marc Bloch’un deyimine göre:

Hava fırtınalı olduğu zamanlarda, bunun hayalet ordularının geçişi olduğunu düşünmekten vazgeçmemişlerdi. Bu hayaletler, halk yığınlarına göre ölülere, kilise doktrinine göre ise aldatıcı şeytanlara aitlerdi. Kilise bu hayalleri tümünden reddetmektense, bizzat Ortodoks bir yoruma tabi tutmaya daha fazla eğilimliydi.

Hristiyanlığın en büyük inanışı ise kıyamet düşüncesiydi. Din adamlarının, kıyametin ne zaman kopacağı bilgisine bir türlü ulaşamamaları, halk kitleleri üzerinde korkutucu ve endişeli bir belirsizlik yaratıyordu. Çünkü kimi din adamı İsa’nın doğumundan 1000 yıl sonra, kimi de ölümünden 1000 yıl sonra kopacak diyordu.

Bu Reklamı Kapat

Orta Çağda Manastır.
Orta Çağda Manastır.
Sanatsal

Din adamları, servet ve iktidar gibi sahip olduğu özelliklerle, en tepedeki savaşçı asillerle aynı seviyede sayılıyordu. Dünyevi işlerden uzak, tanrı yolunda oldukları için geçimlerini köylünün emek gücünden sağlamaktaydılar. Bu ilişki, köylü ile aralarında ufakta olsa sorunlar olabileceğini gösteriyor. İnsanların kiliseye bağışladığı malların mirasçıları, kilise otoritesine karşı gelmeye başlamıştı. Fakat tam anlamıyla bir fikir hareketi olarak ilerlemeyi başaramadıkları için, mecburen kiliseye “cömertçe” sadakalar vermeye devam ettiler.

Sadece Orta Çağ için değil, bugün ve gelecek için de dinlerin devlet kontrolünden çıkarılıp, bağımsız bir kurum olması ve inananların sadakalarına bağlanması daha mantıklı gibi gelebilir. Tabii bu, dini kurumların devlet kontrolü dışında çok güçlenip devlete karşı gelmesine yol açacaktır. Bu nedenle olacaktır ki, Orta Çağ’da yerel yöneticiler ya da hükümdarlar, din adamlarını yeminlerle kendilerine biat ettirdiler. Köy efendileri de aynı şekilde köy papazlarını...

Biat politikası en küçük yerel birimden, krallığın tepesine kadar devlet sağlığı için kullanıldı. Bu politikayı başarabilmiş en büyük örnek olan Almanya, diğer ülkelere göre sadece ruhanî değil, savaşçı ve yönetici din adamlarına da önem verip kendisine bağladığı için, kilise-devlet zıtlığını keskin olarak yaşamamıştır. Bu politika, devlet-din ikilisini tek âmir altında toplanmasının olası bir iç çatışma durumunu ortadan kaldırma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak o dönemde Avrupa’da devlet yöneticileri ve yüksek kademe din adamları arasında bir çekişme olduğu kesindir. Daha düşük bir sınıf seviyesinde olan yerel yönetici ve köy papazı ilişkisi, “yönetme” arzusundan değil, daha çok yerel yöneticilerin halkı ezip emeklerini karşılıksız bırakmasından hareketle, köy papazlarının bu yöneticilere karşı çıkmışlığı da olabilir. Yukarıda belirttiğimiz gibi yerel yönetici, bu tür olaylar yaşanmasın diye köy papazlarını da kendisine bağlamıştır.

Burjuvalar

Burjuva, kısaca ticaret yapan ve geçimini, malı aldığı fiyatın üstüne kâr payı ekleyerek satan kimseydi. Tabii bu kilisenin hoşuna gitmiyordu, çünkü herhangi bir emek söz konusu değildi. Dolayısıyla dine uygun değildi. Burjuva, ne din adamları ne de yerel yönetici ve şövalye gurupları tarafından sevilmekteydi. Ne zaman herhangi bir ticari girişime başvursalar karşılarına kendilerinden büyük ve söz sahibi kişiler çıkıyordu. Çünkü yaptıkları dine uygun değildi ve şövalyeler de aç gözlü yağmacılardı.

Bu Reklamı Kapat

Kilisenin ve yerel yönetimin baskılarından dolayı rahatça ticaret yapamayan ve doğal olarak bağımsız olmasını istedikleri bir ticaret isteği içine giren burjuvalar, çevre prenslik ya da krallıklarla ilişkilerini güçlendirdiler. Tabii bu kralların da işine yarıyordu; çünkü her burjuva, potansiyel bir vergi vaat ediyordu. Bu yol, burjuvalar için başvurulacak en iyi yöntem değildi; ancak özgürce ticaret yapmaları sadece bu yolla mümkündü. Burjuvalar, feodal yapının yenik düşmekte olan merkez kuvvetlerine yeni bir hayat bahşetmişti adeta. Bu nedenle burjuva sınıfı, feodal yapının çökmesindeki kuvvetli etkenlerden biriydi.

Orta Çağda Bilim, Teknoloji ve Sanat

Orta Çağ Avrupa'sında bilimsel gelişimin başlamasında üniversitelerin kurulması etkili olmuştur. İlk üniversitenin Bologna’da 12. yüzyılın sonlarına doğru kuruldu ve ardından 13. yüzyılda Paris, Oxford ve Padua Üniversiteleri kuruldu. 15. yüzyılın sonlarında Avrupa'nın birçok şehrinde çok sayıda üniversite kurulmuştur.

Batı Roma'nın çökmesinin ardından Orta Çağ Avrupa'sında bir gerileme başlamıştır. Ağaçlar, işlenen toprakları yeniden geri kazanmış, Romalıların yaptıkları yol ağı sistemi neredeyse unutulmuş, nüfus azalmış, limanlar bakımsızlıktan dolayı kullanılamayacak hale gelmiş, metalürji , mimari, hidrolik bilimi ve tarım yapmak için gerekli teknik bilgi bu dönemde gerilemiştir. Roma şehri başta olmak üzere, genel olarak kültür değişmiş, entelektüel insan sayısında ciddi bir azalma olmuştur.

Orta Çağda Bilim ve Teknoloji

Orta Çağ toplumunda kilisenin hakimiyetinden dolayı bir baskı söz konusudur. Bilimsel ve felsefi gelişmelere kilise tarafından pek sıcak bakılmaz, bilim ile uğraşan kimseler "büyücü" olarak görülürdü. Buna müteakip, önemli sayılabilecek bir bilimsel keşif ya da ciddi derecede önem arz eden kitaplar yazılmamıştır. Bireyciliğe genel anlamda karşı olan kilise ya da feodal güçler, toplumun atılımlar yapmasını engellemişlerdir. Zira Avrupa için bu durgunluk, Bilimsel Devrim ve Rönesans'a kadar devam etmiştir.

Bu Reklamı Kapat

Bu, hiçbir bilimsel faaliyet olmadığı anlamına gelmiyor. Roger Bacon gibi bazı filozoflar kısmen geç orta çağda da olsa faaliyette bulunmuşlardır. Erken Orta Çağ'da neredeyse hiç faaliyet yoktur. Toplumun çok büyük bir kısmı kırsal kesimde ve eğitimsiz oldukları için bu dönemlere “karanlık dönem” veya "karanlık çağ" denir. Aslında Orta Çağ için kullanılan "karanlık çağ" tabiri, Dünya geneline uygulanacak biçimde kullanılırsa, yanlıştır. Herkesin “Orta Çağ” olarak kabul ettiği, takriben Batı Roma'nın yıkılmasından Bilimsel Devrim'e kadar olan kısmı bütün dünya için “karanlık” olarak kabul etmek yanlış olur.

Burada ufak bir parantez açmakta fayda var: Çoğu kişi İstanbul’un fethinin Orta Çağı bitirdiğini söyler; fakat tarih bilimi, bu tür keskin çizgileri sevmez. Bir dönemin tek bir olayla kapanması mümkün değildir. Unutmamak gerekir ki tarih bilimi, olayları ortaya çıkarmak için olguları inceler. Bu nedenle çağların başlangıç ve bitişleri tekil olaylarla çizilmemelidir.

Gerçekten de Orta Çağ, bütün Dünya için "karanlık" bir dönem değildi! Avrupalıların karanlık dönem dediği dönemde İslam medeniyetleri bilim ve teknoloji açısından en parlak dönemlerini yaşıyorlardı. Daha Doğu’ya gidecek olursa, örneğin en eski sismografı Çin medeniyeti keşfetmiş, matbaa ve barutu (her ne kadar kendi yararlarına kullanmasalar da) Çinliler keşfetmişlerdir. Hintliler, felsefe alanında gelişmiş, bilim ve okulları başarılı bir şekilde yaymışlar ve Baharat Yolu vasıtasıyla ülkeye giren altın ve gümüş Hintlileri bolluk içinde yaşatmıştır.

Henüz Coğrafi Keşifler sırasında Avrupalı kaşifler tarafından keşfedilmemiş Amerika kıtasını da eklemek gerekirse, Mayalar 20 tabanlı matematik sistemleri sayesinde karmaşık astronomik gözlemler ve takvim sistemi geliştirdiler ve astronomik gözlem yapıyorlardı. Hala tartışma konusu olsa da Mayaların şehir planlamasını yıldızların konumlarına göre yaptıkları düşünülmektedir. Aztekler iyi birer botanik uzmanı, dolayısıyla eczadırlar. Tıp doktorları vardır ve bu sistem babadan oğula geçmektedir, Ayrıca dünyanın en büyük piramidi Meksika'da Cholula de Rivadabia'da bulunur. Azteklere ait piramit 182.107 metrekare alan üzerine kurulmuştur ve yüksekliği 54 metredir. Aztekler, yerleştikleri yerdeki tarım yapabilmeleri için yeterli arazi olmamasından dolayı göl kıyılarında bolca bulunan kamışları örgü halinde getirmişler ve her biri bir metrekare büyüklüğündeki yüzlerce hasırı kıyılarına bağlamışlar ve karalarını genişletmişlerdir. Gölün dibinden çıkardıkları batağı bu hasırların üstüne yayarak buraları yüzen tarlalara dönüştürüp kendilerine tarım alanları yaratmışlardır.

Bu Reklamı Kapat

Bilinen ilk Sismograf
Bilinen ilk Sismograf
Arkeofili

Orta çağ Avrupası'nda askeri teknolojisindeki tek atılım, zırhlı şövalyelerdir. Bu askerler hem soylu bireyler hem de iyi savaşçılardı. Şövalyeler savaşların seyrini çoğu zaman değiştirmiştir.

Orta Çağ Avrupası’nda Tarih Yazıcılığı ve Tarih Anlayışı

Öncelikli olarak Antik Yunan dönemiyle başlayalım. Antik Yunan döneminde tarih, kuyruğunu yutan bir yılan gibi görülür (döngüsel, dairesel). Yani tarih, sonsuz bir döngü ve tekrardan ibarettir. Yalnız antik Yunan’da değil Hint, Çin, Mısır, Mezopotamya'nın tarih algısı da daireseldir. Artık yaşanan zaman yazılmaya başlandığından, Antik Yunan tarih anlayışı “insan merkezlidir”. Yunan tarih yazımı için geçmiş ve gelecekten ziyade, bugün, yani görülen, tanık olunan zaman tarihçinin konusu olmuştur. Tarih anlayışı, efsanelerden çoğunlukla sıyrılmıştır ve pragmatist, bilgi odaklıdır. Homeros, Hesiodos, Herodotos ve Thukydides dönemin önemli tarih yazıcılarıdır.

Orta Çağda ise tarih yazıcılığı ve anlayışı farklıdır. Tarih, Antik Yunan öncesi efsaneler döneminde olduğu gibi kutsallaştırılmıştır. Öz olarak Hıristiyan odaklı bir ideoloji yaratmak amacıyla tarih yazıcılığı yapılmaktadır. Antik Yunan’dan farklı olarak, faydacı değildir. İnsanlığın kolektif olarak bir gelişim gösterdiği düşünülür, yani evrensel bir tarih anlayışı vardır ve tarih çizgisel olarak ilerlemektedir. Dolayısıyla tarih, “sürekli ileri doğru gelişen ve asla tekerrür etmeyen” olarak görülür. Bu dönemde kilise hakimiyetinde ve çoğunlukla din adamlarının tarih yazıcılığı yaptığını görürüz. Tarih Âdem ve Havva’nın dünyaya gönderilmeleri ile başlayan “çizgisel” bir süreçtir ve kıyamet günü geldiğinde sona erecektir. Orta Çağ tarih yazımı üç ana unsur içerir:

  1. Hıristiyan merkezli tarih yazımı.
  2. İncil (İncil, bir tarih kitabı olarak da görülür)
  3. Klasik ve geç antik dönem yazarlarının pagan tarihleri.

Orta Çağ'ın tarih yazıcılığı, Yunan-Roma dönemiyle benzerlikler ve farklılıklar gösterir. Dönemin tarih yazıcılığında kaynaklar genel olarak rivayetler ve hikayelerdir. Tarih, siyaset ve savaşlardan çok, din odaklıdır. Tarih yazıcılarına ve dönemin genel anlayışına göre, tarihsel olaylar tanrının iradesidir ve bu nedenle “olayların sebeplerinin araştırılmasına gerek yoktur” anlayışına sahiptirler. Orta Çağda genellikle yıllık, biyografi, kilise babalarının tarihi ve kronikler yazılmıştır. Bazı Orta Çağ tarih yazıcıları ve önemli eserleri şöyledir:

Bu Reklamı Kapat

  1. Aziz Augustinus (354-430) – Tanrı Devleti
  2. Tourslu Gregory (539-594) – Frankların Tarihi
  3. Aziz Bede (673-735)- Anglus Halkının Kilisevi Tarihi
Aziz Bede
Aziz Bede
Britannica
Aziz Augistunus tasviri
Aziz Augistunus tasviri
Aktif Felsefe

Orta Çağda Sanat

Pagan dini zamanlarından kalan müzikler tamamen yasaklanmıştır. Orta Çağ müziği, bunun yerine tanrıyı övmek ve ona yakarmak için kiliselerde söylenen ilahiler olarak ön plana çıkarılmıştır. Şövalyeler de savaş zamanlarında başka kültürlerden etkilenmiş olmalarından dolayı, genelde ateş başında otururken bir tür halk ezgisi yaratmışlardır.

Orta Çağ mimarisinin temel yapıları ise daha çok dini olmuştur. Manastırlar, kiliseler, katedraller ve şatolar bu dönemde ön plandadır. Daha sonraları Rönesans ile mimari de değişime uğramıştır. Orta Çağ'da renkli taşları yan yana dizerek yapılan mozaik resimler, kiliselerin vazgeçilmez süslerinden olmuştur. Ayrıca fresk çalışmaları da resim sanatının gelişimine aşık tutmuştur.

Minyatür sanatının da ortaya çıkması bu döneme rastlar. Orta çağın sonuna doğru resim sanatına temel olacak bazı kuralları, Giotto adındaki İtalyan ressam tablolarında uygulamıştır.

Haçlı Seferleri ve Moğol Etkisi

İlk haçlı seferlerinin ve ardından gelenlerin hiç şüphesiz Avrupa tarihine etkisi olmuştur. Doğu Roma İmparatorluğu, Türklerle ve diğer İslam devletleri ile mücadele etmekte zorlanmaya başlamıştı. Özellikle Asya'nın içlerinden gelen Türkler, akın taktikleri ile İmparatorluğu oldukça yıpratıyordu. Türkler'in Anadolu’ya yerleşmesi imparatorluğu daha da zora sokarak pek anlaşamadığı batıya, yani Papalığa yardım talebinde bulunma durumuna soktu.

Bu Reklamı Kapat

Bu talep, aslında sadece bin kişilik bir askeri gruptan oluşan paralı askerlerdi. İstilacı olan Vikingler de artık Avrupalı olmuştu ve dolayısıyla batılıların uğraşmaları gereken bir şey kalmamıştı. Papalık bunu bir fırsat bilip, Avrupa’da köylü, tüccar ve asilleri “Din kardeşlerimize yardım” ve “Kutsal toprakları kurtarmak” sloganları altında cihat mantığı ile topluyor; sürekli Müslümanların kafirliğini anlatan vaazlar veriyordu. Aynı zamanda Batı Hristiyanlarının en büyük arzusu Müslümanları mağlup etmekten ziyade, Doğu Roma'yı ve Ortodoksluğu saf dışı bırakarak, Hristiyanlık aleminin tek otoritesi olmaktı. Ancak İstanbul patrikliği de aynı dava amaçlarını gütmekteydi. Bu üstünlük yarışı, sonraları iki tarafın arasında açılmalara sebep olacaktı. En nihayetinde Papalık, Türklerin ilerleyişinden memnun değildi ve İmparatorun isteğini olumlu karşıladı.

Doğuya düzenlenecek bu sefer sadece para için değil, İsa peygamber adına düzenlenen bir seferdi. Ama her ne kadar dini olsa da her olayda gördüğümüz gibi bunun sosyolojik ve ekonomik nedenleri vardı. Düzensiz nüfus artışı olan ve fakirlikten bitap düşmüş Avrupa, doğunun zenginliklerine gözünü dikmişti. Her ne şekilde olursa olsun Batı ve Doğu Hristiyanları “Türkleri Anadolu’dan atmak” amacı uğruna eğitimsiz olan ilk haçlı ordusu ile harekete geçti. Bizans İmparatoru Aleksios her ne kadar Batının “tek” olma amaçlarından çekinse de Müslümanlara karşı başka başvurabileceği bir yöntem yoktu.

Haçlı Seferleri haritası.
Haçlı Seferleri haritası.
NFKU

Batı'nın Doğu'dan Aldıkları

Haçlı seferleri sadece savaşmaktan ibaret değildi. Askerler birbirleri ile iletişim kuruyor, en nihayetinde batı ve doğunun kaynaşmasına sebep oluyordu. Ancak bu kaynaşma, biraz tek taraflı gibiydi. Müslümanlar, batıdan gelen insanların hiçbir şeyini merak etmezken, Avrupalılar Doğudan parfüm, baharat, ipek gibi şeyleri alıp Avrupa’nın ortasında kullanmaya başlamışlardı ve Müslümanların yaşayış tarzlarından etkileniyorlardı.

Ancak Doğu Hristiyanları, bu durumdan pek memnun değildi. Batılıların, onları kafirlerden kurtarmak için geldiklerini düşünüyorlardı. Ancak Batı Hristiyanları, orada kendi düzenlerini kurmak için bulunuyorlardı. Doğu’ya karşı düzenlenen dördüncü haçlı seferinde (1200-1204) İstanbul’u bile yağmaladılar.

Bu Reklamı Kapat

Ne kadar zor olsa da Müslümanlar, Haçlılar'ı topraklarından çıkarmayı başardı. Ama bunun yanında bu seferlerin Avrupa’da da etkisi büyüktü. Sefere gidenler mallarını satıyor, asil olanlar kendilerine bağlı çalışan köylüleri serbest bırakıyordu. Bu durum, köylülerin köyden şehre göç etmesine yol açmıştı ve aynı zamanda gereksiz nüfustan arınan ve rahatlayan krallıklara da iş gücü doğmuştu. Bu göç eden insanlar işçilik yapıyor, mal alıp satıyor ve ticareti güçlendiriyordu. Sonuçta, toplumda yeni bir ekonomik düzen vardı. Doğuya gidenlerin bir kısmı geri dönüyor, bazıları da ya dönerken ölüyor ya da hiç dönmüyordu. Bu yeni “proleter” gücün doğuşunun yanı sıra asil olanların yerini de yeni insanlar almıştı. Yani Haçlı seferleri, Avrupayı baştan aşağı değiştirip, yenilemişti.

Orta Çağda bir kale: Mamure Kalesi Anamur/Mersin
Orta Çağda bir kale: Mamure Kalesi Anamur/Mersin
Sabah Gazetesi

Avrupalılar daha büyük gemiler yapıyordu ve daha fazla insan taşımak istiyorlardı. Bu da onları gümüş gibi ağır metallerden yapılan paraları taşımayı bırakıp altın para basmaya itti. Doğuyla olan ve yükselmeye devam eden ticaret ve alınan, satılan mülkler paraya hareket kazandırdı ve bu bankacılığı, senetçiliği doğurdu. Böylece yeni bir meslek ortaya çıkmıştı.

Haçlı seferleri, yukarıda söylediğimiz gibi Avrupa'yı birçok yönden etkiledi fakat İslamiyet üzerindeki etkileri sadece ticaretin gelişmesiydi belki de. Şüphesiz Arap coğrafyası, Avrupa’yı daha çok etkiliyordu. İslam ve Türk medeniyetlerini negatif anlamda etkileyen Moğollar, Müslümanlar için yeni bir etkendi. Bu kısmı Haçlı seferlerine göre daha kısa tutmak mecburiyetindeyiz. Zira Moğollar ile Müslümanlar arasında ticari ve sosyolojik etkileşim yoktu. Moğollar, yıllardır gerek Müslümanlara gerek Türklere yaptıkları suikastlar ile bilinen Haşhaşileri ortadan kaldırıp, kaynaklarını yakıtlar. Bu nedenle onların kimlere suikast yapıp, devletleri nasıl etkilediklerini bilmiyoruz.

Karizmatik ve etkili bir lider olan Cengiz, askeri yetenekleri çok kuvvetli ve gelişmiş olan ordusu ile birçok yerde ilerlemeye devam etti. Cengiz’in ölümünden sonra yerine oğulları ve torunları geçerek yayılma politikasını devam ettirdiler. Öyle ki, torunu olan Kubilay Han, Japonya'yı bile istila etti; fakat pek başarılı olamadı. Daha çok batı medeniyetine, bilimine ve teknolojisine zararları vardı. Hülagü Han, Abbasi halifesini ve ailesini kanı akmasın diye “halıya sarıp” tekmelerle öldürerek, kütüphaneleri yakarak şehirleri yağmalayarak ve insanları katlederek İslam Coğrafyasını bilim ve teknoloji açısından çok fazla etkilemişti. Bu olaylar, İslam'ın Altın Çağı'nın duraklamasına ve bilimsel üretimin durmasına neden olan önemli bir “dış etkendir”.

Bu Reklamı Kapat

Ancak zaman ilerledikçe ve Moğol imparatorluğu bölünüp parçalara ayrılınca işler değişti. Müslümanlar, Moğollarla savaşmıyor; din değiştirmelerine yol açarak onları bu toplumdan biri haline getiriyordu. Bu, savaşçı bir milleti durdurmanın en etkili yolu gibi gözüküyor. Öyle ki, İlhanlı Devleti'nin hükümdarı olan Mahmud Gazan, din değiştirdikten sonra asillere buradaki toprakların artık yağmalanmaması gerektiğini söyledi ve yayılma durakladı. Köylü halka zarar gelmesini istemeyen Gazan Han, bu açıdan Cengiz'e ve Hülagü’ye hiç benzemiyordu.

Çocuk Haçlılar

Yapılan geniş çaptaki haçlı seferlerinin haricinde kayıtlara “çocuk haçlılar” olarak geçmiş iki olay vardır. İlk çocuk haçlı seferi, 1204’teki 4. haçlı seferi ile 1217’de başlayan 5. haçlı seferi arasında gerçekleşmiştir. Haçlı seferi denilince gerçekten bir savaş olduğu akıllara gelse de, çocuk haçlılar sadece yola çıkmakla kalmışlardır.

1198-1216 tarihleri arasında Katoliklerin liderliğini yapan Papa III. İnnocentius, Hıttin Savaşı'nın ardından, Eyyubiler'in eline geçen Kudüs’ü geri almak için bir ordu toplamak istemektedir. Başarılı da olur; fakat bu sefer Kudüs’e değil, İstanbul’a yapılmıştır ve Ortodoks dünyanın başkenti, Katolikler tarafından yağmalanmıştır (4. Haçlı Seferi). Bu olay sonucunda Papa, yeni bir haçlı ordusu ile tekrar Kudüs’ü alma yolunda girişimlere başlamış; fakat bu girişimler çeşitli nedenlerden dolayı sonuçsuz kalmıştı. Daha çok diğer Hıristiyan cemaatler ve İspanya’daki Müslümanların üzerlerine gidilmiştir.

Bu dönemde ortaya Fransa’da Etienne adında bir çocuk çıkmıştır. [Orta Çağ Avrupası’nda Çocuk Hareketi: Fransız ve Alman Çocukların Haçlı Seferi, Sevtap Karaca, Mart 2016] Bu çocuk, İsa peygamberin kendisine bir mektup verdiğini ve onu Philip August’e teslim etmekle görevlendirdiğini söyler. Kral, yola çıkan çocuğa eve dönmesini söylese de, Etienne buna aldırış etmeyip, bütün Fransa’yı dolaşarak kendine azımsanmayacak kadar çok yol arkadaşı edindi. Etienne’nin söylemine göre tanrı, Kudüs’ü sadece temiz kalpli ve günahsız çocuklara bahşedecektir. Bu hedefle yola çıkan çocuklar, her geçtikleri yerde büyük coşkular ile karşılanmış olsalar da, köylünün onlara yeteri kadar erzak verememesinden dolayı birçok çocuk yolda ölmüş, geri kalanlarsa köylerine dönmüştür.

Bu Reklamı Kapat

Çocuk Haçlılar
Çocuk Haçlılar
Ekşi Sözlük

Bütün zorluklara rağmen bir grup çocuk, Marsilya limanına varmayı başarır. Fakat Etienne’nin söylediği gibi, deniz, önlerinde yarılmamıştır. Bu manzara ile karşılaşan çocuklar, geri dönmeye karar verirler. Fakat burada enteresan bir olay olur: Hugue ve Guillaume adında iki tacir, Etienne ve yanındaki çocuklara onları tanrı isteği için (!) kutsal topraklara götürmeyi vaat ettiler. Çocuklar 7 teknelik bir filo ile harekete geçtiler.

Ne var ki, 18 yıl boyunca bu çocuklardan bir haber alınamamıştır. 1230 yılında Doğu’dan gelen bir papaz, gemilerin Sardunya Adası yakınlarında battığını, geri kalanların ise tacirler tarafından Cezayir, Mısır ve Bağdat’ta satılığını söyledi. Mısıra satılanlar Eyyubi Sultan’ının oğlu Melik Kâmil tarafından satın alınarak tercüman, kâtip ve öğretmen olarak yetiştirildiler.

Fransız Etienne’den etkilenen Almanyalı Nikolaus adında bir çocuk da, aynı hedef ile pek çok çocuk toplayarak Köln kentinden yola çıktı. Diğer çocuk haçlılara göre yaş ortalaması daha yüksek olan bu grup, yaz aylarında Alpler’i aşarak Cenova’ya ulaştılar. Fakat Marsilya’da olduğu gibi burada da deniz yarılmadı. Papa III. İnnocentius, çocukları cesaretlerinden dolayı tebrik edip, evlerine dönmelerini istedi. Çocuklar, büyük bir hayal kırıklığı ile geri dönüş yoluna çıktılar. Bazı çocuklar gemilerle Filistin'e doğru yola çıksalar da bu çocuklardan da bir daha haber alınamadı. Nikolaus’un babası da çocuklarını kaybetmiş aileler tarafından suçlandı ve idam edildi.

Papa III. İnnocentius
Papa III. İnnocentius
NFKU

Sonuç

Yazımıza özet olarak bakacak olursak, Orta Çağ, mutlak bir hakimiyetin ve hükümranın olmadığı, gücün kilise, kral ve lort arasında bölündüğü, köylünün sadece tarım yaptığı için değerli olduğu bir dönemdir. Bu dönemde iyi işleyen bir adalet sisteminden bahsetmek de söz konusu değildir.

Bu Reklamı Kapat

Orta Çağda Doğu medeniyetleri her ne kadar gelişmiş olsa da Avrupa için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Orta Çağ Avrupa'sı Bilimle uğraşan insanların büyücü olarak görüldüğü, kilisenin krallığa her an tehdit oluşturduğu, her yöneticinin kendi adalet sistemi olduğu ve teknolojik gelişmenin olmadığı bir dönemdir. Bu dönem Haçlı Seferleri ile birlikte Avrupa için az da olsa aydınlanmaya başladı diyebiliriz.

Haçlı Seferleri sonucunda Batı ve Doğu'nun kaynaşması, aralarında bilgi alışverişini de doğurdu. Avrupalılar, İslam bilim insanları ve filozoflarının kendi yazdıkları ve Antik Yunan'dan Arapça'ya çevrilen kitapları alarak Latinceye tercüme ettiler. Din adamlarından bazıları artık bilim ile uğraşmaya başlamıştı, fakat bilimi yine tanrı iradesi olarak görüyorlardı. Bir farklılık olarak, bu sefer sebep ve sonuçlara da ilgileniyorlardı. Doğu'dan aldıkları bilgi ve teknolojiyi geliştirerek kullanmaya devam ettiler. Yani, "Haçlı Seferlerinden doğan bu kültür alışverişi, Avrupa kıtası için bir ışık oldu" demek mümkün.

Okundu Olarak İşaretle

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

İçerikle İlgili Sorular
Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 16
  • Muhteşem! 8
  • Bilim Budur! 7
  • İnanılmaz 6
  • Umut Verici! 6
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 5
  • Merak Uyandırıcı! 5
  • Grrr... *@$# 1
  • Güldürdü 0
  • Üzücü! 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Ö. Genç. (2011). Ortaçağ Avrupası'nda Tari̇hyazımı Çerçevesi̇nde Paul The Deacon Ve Lombardların Tari̇hi̇. Journal of History School, sf: 53-73. | Arşiv Bağlantısı
  • P. Ülgen. (2010). Orta Çağ Avrupası'nda Feodal Sisteme Genel Bir Bakış. Mukaddime. | Arşiv Bağlantısı
  • P. Ülgen. Orta Çağ Avrupası'nda Toplumsal Değişimler: Kölelikten Seriğe. (15 Ağustos 2018). Alındığı Tarih: 16 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Beyaz Tarih | Arşiv Bağlantısı
  • M. Çaylı. Orta Çağ’da Avrupa’ya Ne Oldu?. (14 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 16 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Beyaz tarih | Arşiv Bağlantısı
  • I. Zimonyi. (2018). Ortaçağ Avrupa Tarihinde Göçebe Unsuru. Journal of Turkish History Researches, sf: 154-166. | Arşiv Bağlantısı
  • Ö. Osmanoğlu. (Doktora Tezi, 2020). Orta Çağ Siyaset Felsefesinde Adalet. Not: Marmara Üni̇versi̇tesi̇ Sosyal Bi̇li̇mler Ensti̇tüsü İlahi̇yat Anabi̇li̇m Dalı Felsefe ve Di̇n Bi̇li̇mleri̇ Bi̇li̇m Dalı.
  • S. B. Özerinç, et al. (Doktora Tezi, 2020). Ortaçağ Askeri Tarihinin Maddi Sınırları. Not: Mi̇mar Si̇nan Güzel Sanatlar Üni̇versi̇tesi̇ Sosyal Bi̇li̇mler Ensti̇tüsü Tari̇h Ana Bi̇li̇m Dalı Orta Çağ Tari̇hi̇ Programı.
  • O. Bahadır. Ortaçağ Avrupa’sında Bilim Ve Teknoloji. (2 Ekim 2017). Alındığı Tarih: 14 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Sarkaç | Arşiv Bağlantısı
  • Ankara Üniversitesi. (Açık Ders Sunumu, 2020). Açık Ders Sunumu. Not: Ankara Üniversitesi açık ders sunumu.
  • M. Bloch. (2019). Feodal Toplum. ISBN: 9786052133989. Yayınevi: Doğu Batı Yayınları.
  • Ö. Kaya. (2020). Roma İmparatorluğu'ndan Hitler Almanyası'na Avrupa Tarihi. ISBN: 9789752430709. Yayınevi: Kronik Kitap.
  • U. Eco. (2014). Orta Çağ, Barbarlar-Hıristiyanlar-Müslümanlar. ISBN: 9786051066233. Yayınevi: Alfa Yayıncılık.
  • C. Ponting. (2011). Dünya Tarihi: Yeni Bir Bakış Açısıyla. ISBN: 9786051061641. Yayınevi: ALFA Yayıncılık.
  • S. G. Karaca. Orta Çağ Avrupası’nda Çocuk Hareketi̇: Fransız Ve Alman Çocukların Haçlı Seferi̇. (20 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 20 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Vikipedi | Arşiv Bağlantısı
Bu Reklamı Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 07/10/2022 10:08:50 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/9166

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Bu Reklamı Kapat
Size Özel (Beta)
İçerikler
Sosyal
Gönderiler
Hidrojen
Üreme
Maske Takmak
Tehdit
Çiçek
Ribozim
Çocuklar İçin Bilim
Kuş
Göğüs
Carl Sagan
Evrenin Genişlemesi
Örümcek
Alan
Meteor
Diş Gelişimi
Sars
Nörobiyoloji
Araştırma
Elektrik
Canlılık
Yıl
Balina
Uzaylı
Besin
Sahtebilim
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Başlık
Kafana takılan neler var?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Gönder
Ekle
Soru Sor
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Paylaş
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nda reklamları 2 şekilde kapatabilirsiniz:

  1. Ücretsiz üye girişi yapmak: Sitedeki reklamların %50 kadarını kapatmak için ücretsiz bir Evrim Ağacı üyeliği açmanız ve sitemizi/uygulamamızı kullanmanız yeterli!

  2. Maddi destekçilerimiz arasına katılmak: Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Önizleme
Görseli Kaydet
Sıfırla
Vazgeç
Ara
Raporla

Raporlama sisteminin amacı, platformu uygunsuz biçimde kullananların önüne geçmektir. Lütfen bir içeriği, sadece düşük kaliteli olduğunu veya soruya cevap olmadığını düşündüğünüz raporlamayınız; bu raporlar kabul edilmeyecektir. Bunun yerine daha kaliteli cevapları kendiniz girmeye çalışın veya diğer kullanıcıları oylama, teşekkür ve en iyi cevap araçları ile daha kaliteli cevaplara teşvik edin. Kalitesiz bulduğunuz içerikleri eleyebileceğiniz, kalitelileri daha ön plana çıkarabileceğiniz yeni araçlar geliştirmekteyiz.

Soru Sor
Aşağıdaki "Soru" kutusunu sadece soru sormak için kullanınız. Bu kutuya soru formatında olmayan hiçbir cümle girmeyiniz. Sorunuzla ilgili ek bilgiler vermek isterseniz, "Açıklama" kısmına girebilirsiniz. Soru kısmının soru cümlesi haricindeki kullanımları sorunuzun silinmesine ve UP kaybetmenize neden olabilir.
Görsel Ekle
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform, aklınıza takılan soruları sorabilmeniz ve diğerlerinin sorularını yanıtlayabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Gerçekten soru sorun, imâdan ve yüklü sorulardan kaçının.
Sorularınızın amacı nesnel olarak gerçeği öğrenmek veya fikir almak olmalıdır. Şahsi kanaatinizle ilgili mesaj vermek için kullanmayın; yüklü soru sormayın.
2
Bilim kimliğinizi kullanın.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla sorular ve cevaplar, bilimsel perspektifi yansıtmalıdır. Geçerli bilimsel kaynaklarla doğrulanamayan bilgiler veya reklamlar silinebilir.
3
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Sahtebilimi desteklemek yasaktır.
Sahtebilim kategorisi altında konuyla ilgili sorular sorabilirsiniz; ancak bilimsel geçerliliği bulunmayan sahtebilim konularını destekleyen sorular veya cevaplar paylaşmayın.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Soru Ara
Aradığınız soruyu bulamadıysanız buraya tıklayarak sorabilirsiniz.
Alıntı Ekle
Eser Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, fark edildiğinde ufku genişleten tespitler içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Formu olabildiğince eksiksiz doldurun.
Girdiğiniz sözün/alıntının kaynağı ne kadar açıksa o kadar iyi. Açıklama kısmına kitabın sayfa sayısını veya filmin saat/dakika/saniye bilgisini girebilirsiniz.
2
Anonimden kaçının.
Bazı sözler/alıntılar anonim olabilir. Fakat sözün anonimliğini doğrulamaksızın, bilmediğiniz her söze/alıntıya anonim yazmayın. Bu tür girdiler silinebilir.
3
Kaynağı araştırın ve sorgulayın.
Sayısız söz/alıntı, gerçekte o sözü hiçbir zaman söylememiş/yazmamış kişilere, hatalı bir şekilde atfediliyor. Paylaşımınızın site geneline yayılabilmesi için kaliteli kaynaklar kullanın ve kaynaklarınızı sorgulayın.
4
Ofansif ve entelektüel düşünceden uzak sözler yasaktır.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Sözlerinizi tırnak (") içine almayın.
Sistemimiz formatı otomatik olarak ayarlayacaktır.
Gönder
Tavsiye Et
Aşağıdaki kutuya, [ESER ADI] isimli [KİTABI/FİLMİ] neden tavsiye ettiğini girebilirsin. Ne kadar detaylı ve kapsamlı bir analiz yaparsan, bu eseri [OKUMAK/İZLEMEK] isteyenleri o kadar doğru ve fazla bilgilendirmiş olacaksın. Tavsiyenin sadece negatif içerikte olamayacağını, eğer bu sistemi kullanıyorsan tavsiye ettiğin içeriğin pozitif taraflarından bahsetmek zorunda olduğunu lütfen unutma. Yapıcı eleştiri hakkında daha fazla bilgi almak için burayı okuyabilirsin.
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform; okuduğunuz kitaplara, izlediğiniz filmlere/belgesellere veya takip ettiğiniz YouTube kanallarına yönelik tavsiylerinizi ve/veya yapıcı eleştirel fikirlerinizi girebilmeniz içindir. Tavsiye etmek istediğiniz eseri bulamazsanız, buradan yeni bir kayıt oluşturabilirsiniz. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Önceliğimiz pozitif tavsiyelerdir.
Bu platformu, beğenmediğiniz eserleri yermek için değil, beğendiğiniz eserleri başkalarına tanıtmak için kullanmaya öncelik veriniz. Sadece negatif girdileri olduğu tespit edilenler platformdan geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
2
Tavsiyenizin içeriği sadece negatif olamaz.
Tavsiye yazdığınız eserleri olabildiğince objektif bir gözlükle anlatmanız beklenmektedir. Dolayısıyla bir eseri beğenmediyseniz bile, tavsiyenizde eserin pozitif taraflarından da bahsetmeniz gerekmektedir.
3
Negatif eleştiriler yapıcı olmak zorundadır.
Eğer tavsiyenizin ana tonu negatif olacaksa, tüm eleştirileriniz yapıcı nitelikte olmak zorundadır. Yapıcı eleştiri kurallarını buradan öğrenebilirsiniz. Yapıcı bir tarafı olmayan veya tamamen yıkıcı içerikte olan eleştiriler silinebilir ve yazarlar geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
4
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Eser Ara
Aradığınız eseri bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.
Tür Ekle
Üst Takson Seç
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, yaşamış ve yaşayan bütün türleri filogenetik olarak sınıflandırdığımız ve tanıttığımız Yaşam Ağacı projemize, henüz girilmemiş taksonları girebilmeniz için geliştirdiğimiz bir platformdur. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Takson adlarını doğru yazdığınızdan emin olun.
Taksonların sadece ilk harfleri büyük yazılmalıdır. Latince tür adlarında, cins adının ilk harfi büyük, diğer bütün harfler küçük olmalıdır (Örn: Canis lupus domesticus). Türkçe adlarda da sadece ilk harf büyük yazılmalıdır (Örn: Evcil köpek).
2
Taksonlar arası bağlantıları doğru girin.
Girdiğiniz taksonun üst taksonunu girmeniz zorunludur. Eğer üst takson yoksa, mümkün olduğunca öncelikle üst taksonları girmeye çalışın; sonrasında daha alt taksonları girin.
3
Birden fazla kaynaktan kontrol edin.
Mümkün olduğunca ezbere iş yapmayın, girdiğiniz taksonların isimlerinin birden fazla kaynaktan kontrol edin. Alternatif (sinonim) takson adlarını girmeyi unutmayın.
4
Tekrara düşmeyin.
Aynı taksonu birden fazla defa girmediğinizden emin olun. Otomatik tamamlama sistemimiz size bu konuda yardımcı olacaktır.
5
Mümkünse, takson tanıtım yazısı (Taksonomi yazısı) girin.
Bu araç sadece taksonları sisteme girmek için geliştirilmiştir. Dolayısıyla taksonlara ait minimal bilgiye yer vermektedir. Evrim Ağacı olarak amacımız, taksonlara dair detaylı girdilerle bu projeyi zenginleştirmektir. Girdiğiniz türü daha kapsamlı tanıtmak için Taksonomi yazısı girin.
Gönder
Tür Gözlemi Ekle
Tür Seç
Fotoğraf Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, bizzat gözlediğiniz türlerin fotoğraflarını paylaşabilmeniz için geliştirilmiştir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Net ve anlaşılır görseller yükleyin.
Her zaman bir türü kusursuz netlikte fotoğraflamanız mümkün olmayabilir; ancak buraya yüklediğiniz fotoğraflardaki türlerin özellikle de vücut deseni gibi özelliklerinin rahatlıkla ayırt edilecek kadar net olması gerekmektedir.
2
Özgün olun, telif ihlali yapmayın.
Yüklediğiniz fotoğrafların telif hakları size ait olmalıdır. Başkası tarafından çekilen fotoğrafları yükleyemezsiniz. Wikimedia gibi açık kaynak organizasyonlarda yayınlanan telifsiz fotoğrafları yükleyebilirsiniz.
3
Paylaştığınız fotoğrafların telif hakkını isteyemezsiniz.
Yüklediğiniz fotoğraflar tamamen halka açık bir şekilde, sınırsız ve süresiz kullanım izniyle paylaşılacaktır. Bu fotoğraflar nedeniyle Evrim Ağacı’ndan telif veya ödeme talep etmeniz mümkün olmayacaktır. Kendi fotoğraflarınızı başka yerlerde istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
4
Etik kurallarına uyun.
Yüklediğiniz fotoğrafların uygunsuz olmadığından ve başkalarının haklarını ihlâl etmediğinden emin olun.
5
Takson teşhisini doğru yapın.
Yaptığınız gözlemler, spesifik taksonlarla ilişkilendirilmektedir. Takson teşhisini doğru yapmanız beklenmektedir. Taksonu bilemediğinizde, olabildiğince genel bir taksonla ilişkilendirin; örneğin türü bilmiyorsanız cins ile, cinsi bilmiyorsanız aile ile, aileyi bilmiyorsanız takım ile, vs.
Gönder
Tür Ara
Aradığınız türü bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.