Ölüm ve Medya: Medya, İnsanları Öldüren Unsurları Doğru Yansıtıyor mu?

Ölümün Gerçek Sebepleri ve Medyada Konuşulanlar Arasındaki Uyumsuzluk Üzerine Bir Analiz

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Medyanın toplumun algısını şekillendirdiği bilinen bir gerçek. Ülkemizde de gündemin ne kadar hızlı değiştiğini ve değişebileceğini biliyoruz. Bu sadece ülkemizde olan bir problem değil; tüm Dünya'da kitlesel medya araçları, aynı anda benzer konuları yayına alarak ülke gündemine şekil verebilmekte. Bundan sadece birkaç on yıl önce bunu hayal dâhi edemezdik; çünkü medyanın tek yayılma yolu basılı gazetelerdi ve bunların dolaşıma girmesi için en az 24 saatlik bir süre gerekmekteydi. Şimdiyse "Son Dakika" haberleri, sosyal medya ve gün boyu bitmek bilmeyen haber tekrarları ile gündem anlık olarak manipüle edilebiliyor.

Bunun en net örneklerinden birisini ölüme sebep olan kaynakların medyada nasıl raporlandığında ve haberleştirildiğinde görüyoruz. Ne dersiniz? İnsanları gerçekten öldüren unsurlar ile bunların medya kaynaklarında haberleştirilme oranları arasında bir paralellik var mıdır? Yani insanların ölümüne en sık sebep olan unsurlar en sık, en nadiren sebep olan unsurlar en nadir mi haberleştirilmektedir?

Bulgular

Buna yönelik en ilginç çalışmalardan birisi, 2018 yılında Hasan Al-Jamaly, Maximillian Siemers, Owen Shen ve Nicole Stone tarafından internet üzerinden yapılıp yayınlandı. Araştırmacılar ABD Hastalık Kontrol Merkezi'nin (CDC) 1999-2016 yılları arasında yayınladığı halka açık verilerini, Google arama istatistiklerini, The Guardian ve The New York Times gazetelerinin halka açık arayüzlerini (API) kullandılar.

Lafı dolandırmadan, bu araştırmanın sonuçlarının Our World In Data tarafından görselleştirilmiş halini sizlere sunalım:

Medya Kaynakları ile Gerçek Ölüm Nedenleri Arasındaki Örtüşmezlik. Araştırma ABD'deki gerçek ölüm kaynaklarına ve ana akım medya kaynaklarında bunun nasıl yansıtıldığına odaklanıyor. Ancak diğer ülkelerde de bunun benzer olmasını beklemek makul bir beklenti olacaktır.
Medya Kaynakları ile Gerçek Ölüm Nedenleri Arasındaki Örtüşmezlik. Araştırma ABD'deki gerçek ölüm kaynaklarına ve ana akım medya kaynaklarında bunun nasıl yansıtıldığına odaklanıyor. Ancak diğer ülkelerde de bunun benzer olmasını beklemek makul bir beklenti olacaktır.
Our World In Data

Bazı sonuçları özetleyecek olursak:

  • Kalp Hastalıkları tüm ölümlerin %30.2'sinden sorumluyken, medyada yer alan haberlerin %2.1-2.5'i arasını oluşturmaktadır. Yani kalp hastalığı medyada gerçeğe nazaran 9 kat daha az yer bulmaktadır. İnsanların Google'da ölüm sebeplerine yönelik aramalarının %2'sini oluşturmaktadır.
  • Kanser tüm ölümlerin %29.5'inden sorumluyken, medyada yer alan haberlerin %12.7-13.5'i arasını oluşturmaktadır. İnsanların Google'da ölüm sebeplerine yönelik aramalarının %37'sini oluşturmaktadır.
  • Alzheimer Hastalığı tüm ölümlerin %5.6'sından sorumluyken, medyada yer alan haberlerin %0.1 - %1 arasını oluşturmaktadır. İnsanların Google'da ölüm sebeplerine yönelik aramalarının %2.9'unu oluşturmaktadır.
  • İlaç Aşırı Doz Alımı tüm ölümlerin %2.8'inden sorumluyken, medyada yer alan haberlerin %0.3-0.4'ü arasını oluşturmaktadır. Yani ilaçların aşırı doz alımı medyada gerçeğe nazaran 6 kat daha az yer bulmaktadır. İnsanların Google'da ölüm sebeplerine yönelik aramalarının %12.4'ünü oluşturmaktadır.
  • Böbrek Hastalığı tüm ölümlerin %2.7'sinden sorumluyken, medyada yer alan haberlerin %0.1 - %0.2 arasını oluşturmaktadır. Yani böbrek hastalığı medyada gerçeğe nazaran 10 kat daha az yer bulmaktadır. İnsanların Google'da ölüm sebeplerine yönelik aramalarının %1.1'unu oluşturmaktadır.
  • İntihar tüm ölümlerin %1.8'inden sorumluyken, medyada yer alan haberlerin %10.6-14'ü arasını oluşturmaktadır. İnsanların Google'da ölüm sebeplerine yönelik aramalarının %12.4'ünü oluşturmaktadır.
  • Cinayet tüm ölümlerin %0.9'undan sorumluyken, medyada yer alan haberlerin %22.8-23.3 arasını oluşturmaktadır. Yani cinayetler medyada gerçeğe nazaran 30 kat daha fazla yer bulmaktadır. İnsanların Google'da ölüm sebeplerine yönelik aramalarının %3.2'sini oluşturmaktadır.
  • Terörizm tüm ölümlerin %0.01'inden daha azından sorumluyken, medyada yer alan haberlerin %33.3-35.6'sı arasını oluşturmaktadır. Yani terörizm medyada gerçeğe nazaran neredeyse 4000 kat daha az yer bulmaktadır. İnsanların Google'da ölüm sebeplerine yönelik aramalarının %7.2'sini oluşturmaktadır.

Sonuçlar ve Tartışma

Araştırmanın en ilginç sonuçlarından birisi, her ne kadar medyanın davranışlarımızı etkiliyor olduğu bir gerçekse de, insanların Google aramalarının sıklığının, gerçek ölüm nedenlerinin sıklığına, medyanın yansıttıklarından daha yakın olmasıdır! Yani gerçekten de insanların örneğin terörizm veya cinayet gibi konuları gerçekte olan tehdide nazaran daha sık aramaktadır; ancak Google aramalarında, medyanın kendisinde olan kadar büyük bir fark da bulunmamaktadır. Dolayısıyla insanların ölüm kaynaklarına yönelik algısı, medya tarafından kısmen bozulmuş olsa da tamamen değiştirilmemiştir. Elbette ki medya araçları okurların ilgisini çekeceğini düşündükleri konularda haberler yapmaktadır; ancak bu tahmin, gerçek ile her zaman örtüşmemektedir. Bu, medya organları için önemli mesajlar taşıma potansiyeli olan, öğretici bir veridir.

Medyanın Görevi Nedir?

Araştırmanın gösterdiğine göre medya en çok inme ve diyabet hastalıklarından kaynaklı ölümleri isabetli bir sıklıkta yansıtmaktadır. Ancak burada, şu sorulabilir: Medya, ölüm oranları konusunda isabetli bir sıklık tutturmak zorunda mıdır? Medyanın görevi bu mudur?

Bu soruya kısa bir cevap vermek zor. Medyanın görevinin ne olduğunda hemfikir olmak kolay olsaydı, belki kısa bir cevap da üretilebilirdi. Ancak medyanın görevi eğer ki idealist bir şekilde halkı bilgilendirmekse, elbette gerçek ölüm oranlarının medyadaki haber oranlarıyla örtüşmesini beklerdik; çünkü örneğin intiharın gereğinden az haberleştirilmesi, yardım alabilecek kişilere ulaşma ihtimalini düşürmektedir. Öte yandan, medyanın ezici çoğunluğunu oluşturan özel medya kuruluşlarının görevi, kapitalizme uygun bir şekilde ortaklarına en yüksek kâr getirisini garanti etmek ise, o zaman elbette en popülist haberleri, medya organının imajına en az zarar vererek sunmak (yani halkın çıkarını en çok gözetiyormuş gibi yaparak), dolayısıyla gerçek oranlardan sapmak anlaşılırdır.

Bunlar bir yana, medyanın neden gerçek oranları yansıtamadığı konusunda da bazı tespitlerde bulunmak mümkündür. Örneğin medyanın konu seçimi büyük oranda güncellik tarafından dikte edilmektedir. En güncel haberler arasından seçim yaparak medya içeriği üretildiği için, yüzeye en çok ulaşan haberler de güncel ve popüler olması beklenen haberler olmaktadır. Dolayısıyla durmaksızın devam eden bir problem olan ilaç aşırı doz alımı veya böbrek hastalıklarından aralıksız bahsetmek zordur; bunların güncelliği yoktur. Öte yandan aralıklarla yaşanan terörizm ve cinayet haberleri o an için güncel olmaktadır ve medya organları tarafından haberleştirilmektedir. Halbuki işlenen her bir cinayet için 33 kanser hastası hayatını kaybetmektedir. Ancak medya, bu kanser hastalarının ölümünün, cinayetler ve terör saldırıları kadar halkın ilgisini çekmediği kanısındadır.

Güncellik konusu, medyanın göreviyle ilgili ilginç bir diğer duruma kapı aralamaktadır: Medyanın görevi toplumu kısa vadede en çok ilgilendiren meseleleri aktarmaksa, ki bunda da bir grup insanın hemfikir olması mümkündür, bu durumda anlık gelişmelerin daha ön plana çıkması ve onlardan daha çok bahsedilmesi makul görülebilir. Çünkü diyabet hastalarının ölümü süreğen bir problem olsa da, bir devlet başkanının açıklaması sonrası yaşanan bir terör saldırısı kısa vadede toplumsal ilişkileri ve hükümet politikalarını en çok etkileyecek unsurlardan birisi olacaktır. Dolayısıyla ölümün gerçek sebepleri ile medya haberleri arasındaki örtüşmeme, sadece medyanın eksikliğinden değil, politik süreçlerin yaygın problemler üzerine değil, daha geçici ama popüler meseleler üzerine kurulu olması da olabilir.

Araştırmanın Kısıtları

Tabii ki bu tarz araştırmalar nihai cevaplar üretmemiz yolunda sadece bir veri kırıntısı konumundadır. Hiçbir araştırma sorunsuz değildir. Örneğin bu araştırmada araştırmacıların vurguladığı bir sorun, belirli bir sorunun daha çok can alıyor olmasının, bunun medyada daha kolay ve etkili bir şekilde ele alınabileceği anlamına gelmiyor oluşudur. Dolayısıyla verinin ne anlama geldiği iyi anlaşılmalıdır. Benzer şekilde, araştırma sırasında araştırmacıların kullandığı bazı arama terimleri birbiriyle örtüşmektedir (örneğin aynı haber hem cinayetlerden, hem terörizmden bahsediyor olabilir); bu da istatistiki hatalara neden olabilmektedir. Benzer şekilde, araştırmacılar haberleri tespit ederken eş anlamlı sözcükler de kullanmışlardır (örneğin "cinayet" ile "kıyam" gibi). Bu da istatistikleri kimi zaman tekrar sayımlar dolayısıyla çarpıtabilmektedir.

Tabii ki araştırmanın sadece ABD'ye ve The New York Times ve The Guardian gazetelerine odaklanıyor olması belirli kısıtlar koymaktadır. Tüm ülkelere ve medyanın tümüne genelleme yapmak doğru olmayacaktır; fakat genel bir fikir verdiği ve ana akım medyanın geneliyle ülkelerin dikkate değer bir çoğunluğunda benzer sonuçları almayı beklemenin makul olduğu söylenebilir. Gerçekten de, ABD-harici ülkelerin de katılarak yapıldığı bazı analizler, uluslararası medyada da ölüm oranlarının haberleştirilmesinin gerçek ölüm kaynağı dağılımını yansıtmadığını göstermektedir.

Dolayısıyla araştırmacılar, sadece bu verilerden yola çıkarak politika kararlarının değiştirilmesini tavsiye etmemektedirler.

Tarihsel Bir Problem...

Bu yeni bir durum değil. Araştırmanın ilham kaynağı 1 Aralık 1979 yılında Journalism & Mass Communication Quarterly dergisinde yayımlanan "Ölüm Sebeplerinin Gazetelerde İşlenmesi" başlıklı bir makaleye dayanıyor. 1979 yılında da durum pek farklı değildi. Makalede şöyle yazıyor:

Hastalık nedeniyle ölümlerin tümü, cinayet nedeniyle ölümlerden 1.000 kat kadar daha fazla can almaktayken, medyadaki cinayet haberlerinin sayısı, hastalıklara yönelik haberlerden 3 kat daha fazlaydı. Dahası, cinayetlere yönelik haberlerin içeriği, hastalık ve kazalar nedeniyle olan ölümlere yönelik haberlerin içeriğinden 2 kat daha uzundu.

2008 yılında bu konuya yönelik yayımlanan iki ayrı akademik çalışma da benzer sonuçlar bulmuştur.

Dolayısıyla, sanıyoruz bu araştırmadan çıkarılabilecek en önemli sonuç, medyanın halkın beklentilerini doğru bir şekilde karşılayamıyor oluşudur. Belki gerçek ölüm oranlarına değil ama, Google aramalarına daha çok yakınsama çabası, kullanıcıların beklentileriyle medyanın sundukları arasında örtüşme sağlayabilir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 1
  • 2
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4
  • 0
  • 3
  • 0
  • 1
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • H. Ritchie. Does The News Reflect What We Die From?. (2019, Mayıs 29). Alındığı Tarih: 11 Haziran 2019. Alındığı Yer: Our World In Data
  • O. Shen. Death: Reality Vs Reported. (2019, Mayıs 29). Alındığı Tarih: 11 Haziran 2019. Alındığı Yer: Github

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 19/08/2019 18:10:10 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7832

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Hayatta bizi zengin yapan aldıklarımız değil, verdiklerimizdir.”
Beecher
Geri Bildirim Gönder