Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Gezegenimiz, bir manyetik alana sahip. Bu ''alan''ın nasıl bir şey olduğu konusunda, elbette hepimiz bilgi sahibi olmayabiliriz. Öncelikle manyetik alanın ne olduğu konusunda birkaç adım atalım. 

Adından yola çıkarsak, manyetizma ile bir ilgisi olduğunu çıkarabiliriz. Manyetizma dediğimiz olgu, aslen ''elektromanyetizma'' olarak bilinen, evrenin 4 temel kuvvetinden biridir. Tıpkı kütleçekimi gibi! Ancak birçok yönden de bu kuvvetten ayrılır: örneğin tek tip kütle olmasına rağmen 2 tip elektrik yükü bulunur: pozitif ve negatif. Bunun yanında, kuvvetlerin menzili ya da ''erim''i dediğimiz özellikleri vardır. Bu özellik, onların ne kadar mesafede etkili olduğunu belirleyen özelliktir. Örneğin zayıf kuvvet ve güçlü kuvvet, atom altı düzeyde etkiliyken, elektromanyetizma ve kütleçekiminin etkili olduğu mesafenin bir sınırı yoktur. 

Manyetik kuvvet, elektrik yüklerinin hareketinden doğar. Elektrik yükleri, elektronların bir bölgede, belirli başka bir bölgeden daha yoğun olmasından türemiş bir kavramdır. Elektrik yükü, bu farkı kapatan yüklerin diğer tarafa geçmesi sonucu ortaya çıkar. Böylece, aslında elektromanyetizma söz konusu olduğunda çizilen, birazdan da değineceğimiz çizgilerin, aslında elektrik yüklerinin hareket rotaları olduğunu anlamış oluruz. 

Manyetizmanın etkili olduğu alanın sınırsız olduğunu artık biliyoruz. Ancak bu noktada, söz konusu kuvvetin bir kaynağının olması gerektiğini düşünmeliyiz. Böylece, ''kutup'' diye bildiğimiz ikiliğe varırız. Manyetizma söz konusu olduğunda, görsellerde sürekli girift eğrilerle, ''N'den S'ye'' giden çizgilere rastlarız. Buradaki N, İngilizce'de ''North'', yani ''Kuzey'' kelimesini, S ise ''South'' yani ''Güney'' kelimesini karşılar. Ana yolumuza dönecek olursak, manyetizma, söz konusu kutuplara odaklıdır. Bunun yanında manyetik alan, bölünmez. Bir mıknatısı iki parçaya ayırdığınızda, aslında iki mıknatıs elde etmiş olursunuz; tıpkı bölünen bir hücrenin, yerini iki hücreye bırakması gibi.

Manyetizma hakkında böyle bir girişin yeteceğini düşünüyoruz. Şimdi asıl konumuza geçebiliriz. 

Dünya'mız da manyetik bir objedir. Manyetik bir obje olmak ne demektir? Esasında, atomların hepsi manyetiktir. Manyetik olmayan nesnelerdeki atomlar, birbirlerini ''götüren'' manyetik alanlara sahip olduklarından, bu nesneler manyetik değildir. Aynı şekilde, manyetik olan nesneler ise, birbirleriyle uyumlu, ''ağız birliği eden'' atomlardan oluştukları için manyetiktirler. Bir nesneyi birçok yönden iten insanları düşünelim; nesne, dengede kalacaktır. Ancak bu nesneyi birçok insan aynı doğrultuda, aynı yöne doğru iterse, nesne hareket kazanacaktır. 

Dünya'mızın manyetik oluşunun sebebi ise yine bünyesinde barındırdığı devingen bir nesneyle ilgilidir. Bu nesne, bizler için önemli olan çekirdeğinin üzerinde hareket eden sıvı metal atomlarıdır. Bu atomların, yukarıda bahsettiğimiz yük hareketlerini sağladığını anlamış olabiliriz: doğru! Bu yüklerin sürekli, devingen bir şekilde yer değiştirmesi, Dünya'mızın manyetik kutuplarının olmasının sebebidir. 

Peki bu içsel devingen yapı, kendi ekseninde yaklaşık 1600km/sa., Güneş etrafındaysa yaklaşık 108.000km/sa. hızla dönen Dünya'mızın içinde hareket döngüsünü nasıl sürdürüyor? Aslında buna değinmeyeceğiz. Ancak bu, son günlerde revaçta olan ''manyetik kutup çevrimi'' açısından önemli. 

Dünya'mızın kutupları arasında oluşan manyetik alan, binlerce yıl boyunca defalarca çevrime uğramıştır. Eğer yaklaşık 850.000 yıl önce elimize bir manyetik pusula alsaydık, bugün ''kuzey'' diye gösterdiğimiz yön, aslında güney olacaktı. Yani kutupların tamamen yer değiştirmesi, bizleri 180 derecelik bir yanılgıya sürüklerdi. Günümüzde ise birçok kıyamet teorisyeni, bu olguyu ısrarla Dünya'nın ''yok oluşuna'' ya da ''kıyamet günü''ne yamamaya çalışmakta. Ancak fosil kayıtları da dahil olmak üzere birçok araştırma, bu değişimin herhangi büyük çaplı bir etkiye yol açamayacağını göstermiştir. 

Dünya'mız, 20 milyon yıllık bir süreç içerisinde, 200.000-300.000 sene süren periyotlarla kutup çevrimlerine uğramıştır. Ancak son tersinmeden bu yana bu periyodun iki katı kadar süre geçti. Bir tersinme yüzlerce veya binlerce yıl boyunca gerçekleşir ve tamı tamına bir tersinme değildir. Manyetik kutuplar biçim değiştirir birbirlerini iter, çeker ve işlem sürerken farklı bölgelerde çoklu kutuplar oluşur. 

Yukarıda, Dünya'mızın manyetik bir obje olduğundan bahsetmiştik; ancak Dünya'mızı mıknatıslardan ayıran çok önemli bir özellik var: kutuplarının sabit olmaması. Bunun sebebi, tahmin edebileceğiniz gibi, çekirdek yakınlarındaki devingen yapının hareketidir. Dünya'mızın Kuzey Kutbu, ilk tespit edildiği 19. yüzyıldan bu yana, kuzeye doğru 1100 metre kaymıştır ve kaymaya da devam etmektedir. Kayış hızında da bir ivme söz konusudur. Ancak bu hızlanma da, yer değiştirmenin boyutları da, bizlere herhangi bir ''kıyamet günü'' kehaneti ortaya atarak insanları endişelendirme hakkını tanımaz. 

Jeoloji bilimi, bu döngünün binlerce yıllık bir döngü olduğunu ve yine yaşanacağını üzerine basa basa söylemektedir. 2012'de herhangi bir felaketin ya da fiziksel değişimin yaşanacağına dair hiçbir bilimsel veri yoktur - ki 2019'da bu yazıyı düzenleyebildiğimize göre, söz konusu kehanetin uydurma olduğundan emin olabiliriz. Bu çevrim, ancak pusula üreticileri için bir umut kaynağı olabilir. 

Kutup Kayması Ne Zaman Yaşanacak?

Birkaç bin yıl içerisinde Dünya’mızın Kuzey ve Güney Kutupları yer değiştirecek ve bu bir kehanet değil! Çünkü yapılan ölçümlere göre, Manyetik Kuzey Kutbu her yıl yaklaşık 50 kilometre Rusya’ya doğru kayıyor. 

Yer çekirdeğinde yer alan sıvı haldeki demir/nikel karışımı, akıntılar yaratarak, gezegenimizin manyetik alanını ve bu da kutupları oluşturuyor. Ancak, bu manyetik alan devinim halinde ve böyle oldukça kutuplar da hareket ediyor. Şimdi sıkı durun: Kutuplar, son 71 milyon yıl boyunca yaklaşık 171 defa yer değiştirdi!

Bunu nasıl anlıyoruz? Yanardağ patlaması esnasında dışarı çıkan sıvı haldeki kayaların içinde bulunan bazı mineraller, katılaşma sürecinde, Dünya’nın manyetik alanıyla aynı yönde hizalanırlar ve bu da o dönemdeki manyetik alanın hangi yönde olduğuna dair bir ipucu verir. Uzak geçmişte oluşmuş volkanik kayaları inceleyen yer fiziği uzmanları, yaklaşık her 500.000 yılda bir, kutupların yer değiştirdiğini biliyorlar ve uzak gelecekte de tekrar yaşanacağını söylüyorlar. 

Kuzey Kutbu, Dünya'nın Güney Manyetik Kutbu'dur!

Yazımızı konuyla ilişkili ufak bir farkındalıkla bitirmek istiyoruz: Gezegenimizde "kuzey" olarak bildiğimiz yön, aslında gezegenin güney manyetik kutbuna karşılık gelmektedir. Öyleyse neden ona "kuzey" demekteyiz? 

Bir düşünün: Mıknatıslar söz konusu olduğunda zıt yükler birbirlerini çekerler. Bu nedenle mıknatıslarımız üzerinde Kuzey (K veya N) olarak işaretlenen ve genellikle kırmızıya boyanan , aslında Dünya'mızın güney manyetik kutbuna doğru çekildiği için kuzeyi göstermektedir! Mıknatısımızın güney kutbu ise (G veya S) genelde maviye boyalıdır ve gezegenimizin kuzey manyetik kutbuna çekildiği için güneyi gösterir. 

Yani gezegenimizi dev bir mıknatıs gibi düşünecek olursanız, bu mıknatısın güney kutbu bizim "kuzey" olarak bildiğimiz yönde, kuzey kutbu ise bizim "güney" olarak bildiğimiz yöndedir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • NASA. 2012: Magnetic Pole Reversal Happens All The (Geologic) Time. (2011, Kasım 30). Alındığı Tarih: 15 Ekim 2019. Alındığı Yer: NASA
  • R. A. Serway, et al. (2007). Essential College Physics. ISBN: 0495106194. Yayın Evi: Cengage Learning.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 16/12/2019 11:56:49 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/891

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum; ama ben kendimi, henüz keşfedilmemiş gerçeklerle dolu bir okyanusun kıyısında oynayan, düzgün bir çakıl taşı ya da güzel bir deniz kabuğu bulduğumda sevinen bir çocuk gibi görüyorum.”
Isaac Newton
Geri Bildirim Gönder