Mantarların Bir Zihni Var mı? Fungal Zekâ ve Bilincin Sınırları
Birçok insan için mantarlar tuhaf görünümlü orman canlılarından ibaret olsa da, bilim insanları onların sanıldığından çok daha karmaşık yeteneklere sahip olabileceğini düşünüyor.
BBC Science Focus Magazine
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
- Mantarlar, beyinleri olmamasına rağmen çevresel değişikliklere tepki verip yiyecek bulmak için karmaşık miselyum ağları kurarak öğrenme ve hatırlama gibi zekâya benzeyen davranışlar sergileyebilirler.
- Bilim insanları mantarların elektriksel sinyaller yoluyla bilgi işleyebileceğini ve bilinç gibi kavramların daha geniş tanımlarla ele alınması gerektiğini önerirken, bu tür iddialar hâlâ tartışmalı ve kesin kanıtlar yetersizdir.
- Mantarların benzersiz biyolojisi, insanlara özgü özellikler yüklenmeden de hayranlık uyandıracak kadar karmaşık ve etkileyicidir; bu nedenle onları anlamak için bilimsel gerçeklere odaklanmak önemlidir.
Çoğumuz için şapkalı mantarlar ormanlarda yetişen tuhaf görünümlü yapılardan ibarettir; diğer mantar türleri ise genellikle tedavi gerektiren bir cilt sorununu akla getirir. Ancak bilim insanları giderek artan bir şekilde, mantarların (Fungi alemi) daha önce düşündüğümüzden çok daha karmaşık canlılar olduğunu belirtiyorlar.
Hatta bazı araştırmacılar onların zeki olduğunu söylüyor. Bazıları ise bir adım daha ileri giderek bu canlıların bilinç sahibi olabileceğini ima ediyor. Bu tür teoriler uzmanlar arasında tartışmalı olsa da, sabah kahvaltısında yediğimiz mantarların bizim hakkımızda bir şeyler düşünüp düşünmediğini bilmek istiyoruz. Peki bu iddialara nasıl yaklaşmalıyız?
Biyologlar uzun zamandır balıklar ve yarasalar gibi hayvanların bilinçli olup olmadığını tartışıyorlar. Ancak günümüzde bitkiler, cıvık mantarlar ve gerçek mantarlar gibi beyni olmayan canlılar da bu tartışmanın içine çekiliyor.
ABD'deki Wisconsin-Madison Üniversitesinde mantarlar üzerine doktora araştırmaları yapan Cecelia Stokes'un da açıkladığı gibi, mantarlar kesinlikle göründüklerinden çok daha fazlasını barındırıyorlar.
Şapkalı mantarlar yerin altında, yiyecek ve eş bulmak için toprak boyunca uzanan tel benzeri iplikçiklerden oluşan bir miselyum ağına bağlıdır. Hif (İng: "hypha") adı verilen bu iplikçikler devasa ağlar kurarlar. Toprak üstünde gördüğümüz mantarlar ise, aslında bu organizmanın spor saçan üreme organları, yani meyve veren gövdeleridir. Stokes, durumu şu şekilde özetliyor:
Mantarlar, çevrelerindeki ufak değişimlere yön bulmak için gerçekten verimli ve etkili bir yol geliştirdiler. Yalnızca bu bile, yani bunu bir merkezi sinir sistemi veya beyin olmadan yapabilmeleri tek kelimeyle inanılmaz.
Stokes, bu tür davranışların doğrudan bir zekâ göstergesi olup olmadığından emin değil. Ancak zekâ kavramının halihazırda yapay zekâ gibi cansız varlıklar için de kullanıldığını hatırlatıyor. Bu nedenle kavramın daha geniş bir tanımını yapmanın, dikkate değer bir fikir olabileceğini belirtiyor.
Mantarlara Karşı Yeni Bir Takdir
Son yıllarda, hiflerin ormandaki ağaçları birbirine bağlayan ve besin alışverişi sağlayan ağlar kurduğuna dair iddialarla birlikte mantarlara duyulan saygı giderek artıyor. Bu iletişim ağı, popüler bilimde orman içi iletişim ağı (İng: "wood wide web") teorisi olarak biliniyor.
Mantarlar ayrıca popüler video oyunu ve televizyon dizisi The Last of Us evreninde zombi kıyametinin sorumlusu olarak gösterilmeleriyle de popüler kültürde kendilerine sağlam bir yer edindiler.
Günümüzde ise yeni çalışmalar, mantarların genellikle insanlara ve diğer hayvanlara atfedilen öğrenme, hatırlama ve karar verme gibi davranışları sergileyebildiğini ima ediyor.
Japonya'daki Tohoku Üniversitesinden Dr. Yu Fukasawa ve ekibi, odun çürüten bir mantar türü olan Phanerochaete velutina organizmasını topraktaki odun bloklarıyla yemlerken bu tür davranışlar gözlemlediler.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
Fukasawa ve İngiltere'deki meslektaşları, 2020 yılında yaptıkları bir çalışmada mantarların bir odun bloğundan vazgeçip daha büyük bir odun parçasına yönelme konusunda bir nevi karar verdiklerini tespit ettiler. Mantarlar ayrıca yeni bir toprağa taşındıktan sonra bile odunu bulmak için büyüdükleri yönü de hatırladılar.
Fukasawa'ya göre bunlar açık birer zeki davranış örneğiydi. Mantarların hatırlama yeteneği, muhtemelen yem bloklarının ilk yerleştirildiği tarafta daha fazla büyümüş olmalarına dayanıyordu. Araştırmacı, durumu şu şekilde açıklıyor:
Bu elbette bir beyinle aynı sistem değil. Ancak bunun miselyum sisteminde bir tür hafıza, yani yapısal bir bellek şekli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Cıvık mantarların da benzer şekilde yiyecek ararken daha önce keşfettikleri alanlardan kaçınmaları nedeniyle bir tür hafızaya sahip oldukları sıklıkla dile getiriliyor. Bu canlılar, daha önce geçtikleri bölgelerde bıraktıkları salgıları algılayarak o yollara tekrar girmekten kaçınabiliyorlar.
Fukasawa'nın ekibi geçtiğimiz yıl, bu kez mantarların şekilleri tanıyıp tanıyamayacağını araştıran yeni bir deney daha gerçekleştirdi.
Araştırmacılar, toprak üzerine haç veya daire şeklinde dizilmiş dokuz ahşap blok kullanarak mantarların merkezden dışa doğru büyümesini gözlemlediler. Haç diziliminde mantarlar, daha fazla odun bulmak için uzaklara doğru arayışa girdikçe, nihayetinde ortadaki blokları bırakıp dıştakilere yöneldiler.
Fukasawa gözlemledikleri bu durumun mantarların sadece merkezdeki kaynakları tüketmesine verdikleri doğal bir tepki olduğunu belirtiyor. Buna rağmen bu davranışı oldukça zekice bir hamle olarak değerlendiriyor. Araştırmacıya göre mantarların iç ve dış arasındaki farkı ayırt edebilmesi, mekânsal yönü tanıyabildikleri anlamına geliyor.
Araştırmacılar yayımladıkları makalede bu davranışı, bir tür örüntü tanıma (İng: "pattern recognition") olarak adlandırıyorlar. Bu terim, genellikle bilgisayar biliminde verilerdeki belirli kombinasyonların nasıl tespit edildiğini açıklamak için kullanılıyor. Ancak aynı zamanda insanların yüzleri veya sesleri nasıl tanıdığını tanımlamak için de sıklıkla tercih ediliyor.
Daire dizilimi kullanıldığında ise mantarların merkeze hiç dokunmadıkları görüldü. Bu durum, mantarların çevrede halihazırda yeterince yiyecek olduğuna karar verdiklerini ve bu bilgiyi ağları boyunca birbirlerine ilettiklerini düşündürüyor.
Elde ettiği bulgular ışığında Fukasawa, zekâyı tek ve kesin bir tanımdan ziyade, farklı seviyeleri olan bir spektrum olarak değerlendirmenin daha doğru olacağına inanıyor. Araştırmacı, bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle detaylandırıyor:
Çünkü bu şartlar altında zekâyı daha geniş terimlerle tartışabilir ve kendimizle diğer organizmalar arasında karşılaştırmalar yapabiliriz. Eğer zekâyı yalnızca insan beynine özgü bir şey olarak tanımlarsak, zekânın evrimi üzerine tatmin edici bir tartışma yürütemeyiz.
Genişletilmiş Bilinç Görüşleri
Fukasawa'nın yürüttüğü çalışmalara benzer deneyler, bazı bilim insanlarını mantar bilinci hakkında çok daha ufuk açıcı teoriler üretmeye teşvik ediyor. Fungal biyolog Dr. Nicholas Money'nin ortaya attığı mantar zihni kavramı, bu teorilerin başında geliyor.
Money, 2021 yılında Psyche dergisinde yayımlanan bir makalesinde temel bir önerme sundu. Araştırmacıya göre, eğer bilincin ne olduğuna dair görüşümüzü genişletmeye istekli olursak, mantarların da pekâlâ bilinçli sayılabileceğini savundu. Money, yayımladığı makalesinde şu önemli öneride bulunuyor:
Maymunlardan amiplere uzanan geniş bir tür yelpazesi boyunca, bilincin birbirinden farklı versiyonlarını tanımlayabilmek için kendimize izin vermeliyiz.
İlkel zihinlere dair bir diğer ilginç kavram ise sıvı beyinler (İng: "liquid brains") fikridir. Bu hipotez, cıvık mantarların ve diğer bazı mikrobiyal toplulukların nöronları olmadan bilgiyi nasıl işleyebildiğini açıklamaya çalışıyor.
Öte yandan mantarlarda tespit edilen elektriksel sinyaller, hayvanlardaki sinir hücreleriyle ilişkili elektriksel sinyallere benzetiliyor. Bu durum bazı bilim insanlarının, mantarların beyinsiz bir sinir sistemi biçimine sahip olup olmadığını sorgulamasına yol açıyor. Benzer argümanların, geçmişte bitkiler için de öne sürüldüğünü hatırlatmakta fayda var.
Ancak Fukasawa'ya göre asıl sorulması gereken soru, mantarların bilinçli olup olmadığı değil. Araştırmacı, bu konudaki fikrini şu şekilde açıklıyor:
Bana göre mantarların bilinçli olup olmaması o kadar da önemli değil; çünkü zaten zeki davranışlar sergileyebiliyorlar ve kendi yaşamlarındaki sorunları kendileri çözebiliyorlar.
Stokes ise bilinç kavramının mantarlar için oldukça abartılı bir zorlama olduğunu düşünüyor. Mantarları insanlarla ve diğer hayvanlarla aynı kefeye koymanın onların bize daha yakın görünmesini sağlayabileceğine katılıyor. Ancak bilimsel gerçeklerin, henüz bu popüler anlatıya yetişemediğinin altını çiziyor. Bu tür karşılaştırmalar yapmanın tehlikelerine de değinen Stokes, sözlerini şöyle sürdürüyor:
Sürekli bu kıyaslamaları yaparak, aslında onların bizden çok farklı olan ama bir o kadar da büyüleyici olan biyolojilerini göz ardı etmiş oluyoruz.
Teori ve Kanıt Arasındaki Uçurum
İnsanlar doğal olarak kıyaslama yapma eğilimindedirler. Peki bu beyinsiz sinir sistemleri iddialarına ne demeli? Stokes'a göre mantarlarda veya bitkilerde elektriksel sinyaller tespit edebilmemiz aslında hiç de şaşırtıcı değil.
Bütün hücrelerin, zarlar arasındaki iyon hareketi sayesinde elektrik ürettiğini vurgulayan araştırmacı, bu durumun biyolojik bir standart olduğunu belirtiyor. Yüklü atomlar veya moleküller olan iyonları hareket ettirmek, hücrelerin enerji üretmek ve komşu hücrelere sinyal göndermek için yaptıkları temel işlemlerin kritik bir parçasıdır.
Bizim sinir uyarılarımızı yönlendiren elektriksel sinyaller ise, basitçe bu iyonların bir sinir hücresinin zarına ulaşmasının bir sonucudur.
Fungal zekâ ve bilinç teorilerini sadece tuhaf iddialar olarak görüp bir kenara atmak oldukça kolaydır. Ancak bunun yerine, belki de bu teorileri besleyen temel motivasyonların neler olduğunu araştırmak çok daha değerli olabilir.
Çoğu zaman bunun ardında, bize neredeyse dünya dışı gibi görünen organizmaları daha tanıdık ve anlaşılır kılma arzusu yatar. Bir türe insanlara özgü özellikler atfetmek, bazı durumlarda onları korumamız için bizi ikna edebilir.
Ancak orman içi iletişim ağı teorisi örneğinde, bazı bilim insanları bu düşüncenin artık fazla ileri gittiğini savunuyorlar. Ağaçların birbirleriyle mantar ağları aracılığıyla iletişim kurduğu fikri, bilimsel bir gerçekmiş gibi dile getiriliyor. Oysa işin aslı, bu iddiayı destekleyen kanıtların hâlâ oldukça zayıf olduğudur.
Benzer şekilde, mevcut tanımlara dayanarak mantarları bilinçli olarak nitelendirmek oldukça erken bir hamle gibi görünüyor. Dahası, bu yaklaşımın ekolojik koruma çabalarını olumsuz yönde etkileyebileceği de düşünülüyor. Öte yandan, eğer tanımı değiştirirseniz istediğiniz her şeyi söyleyebilirsiniz. Peki ama buna gerçekten gerek var mı?
Kendi araştırmalarını zehirli bir tür olan köy göçüren (Amanita phalloides) mantarı üzerine yoğunlaştıran Stokes, konuyu şu net ifadeyle sonlandırıyor:
Mantarların ne kadar havalı canlılar olduğunu düşünebilmek için, onlara insanlara özgü karakteristik özellikler yüklememize hiç gerek yok.
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- Çeviri Kaynağı: BBC Science Focus Magazine | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 20/04/2026 05:58:38 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22760
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.
This work is an exact translation of the article originally published in BBC Science Focus Magazine. Evrim Ağacı is a popular science organization which seeks to increase scientific awareness and knowledge in Turkey, and this translation is a part of those efforts. If you are the author/owner of this article and if you choose it to be taken down, please contact us and we will immediately remove your content. Thank you for your cooperation and understanding.