Lösemi Hücreleri, Zararsız Akyuvarlara Çevrildi; Hatta Kanserle Mücadele Edecek Şekilde Değiştirildi!
Lösemi Hücreleri, Zararsız Akyuvarlara Çevrildi; Hatta Kanserle Mücadele Edecek Şekilde Değiştirildi!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Tıp, her zaman tesadüflere ve plandakilerin dışına çıkan gelişmelere açık olan bir bilimdir. Genellikle bu plan dışı gelişmeler bilim insanlarının canını sıksa da tarih, zaman zaman kazayla inanılmaz keşiflerin yapılmasına tanıklık etmiştir. Örneğin kalp ritmi düzenleyicileri (pacemaker) veya penisilin gibi... Araştırmacılar, yine o anlardan birine denk gelerek özellikle agresif olan kanser türlerine karşı güçlü bir silah olabilecek bir şey keşfettiler.

Kanser hücrelerinin deneyler esnasında ölmelerine engel olmak adına sayısız yol deneyen Stanford Üniversitesi'nden bilim insanları, lösemi hücrelerinin bir çeşit bağışıklık hücresine dönüşecek şekilde olgunlaşmasını sağlayan bir yöntem geliştirdi. Daha da ilginci uzmanlar, bu hücreleri vücuttaki diğer tümör hücrelerini avlamaya programlayabileceklerini iddia ediyorlar! Çalışma Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayınlandı.

Akyuvarların veya daha spesifik olarak lenfositlerin olgunlaşmamış bir hücre tipine dönüşmesiyle ortaya çıkan agresif bir kanser olan akut lenfositik löseminin (ALL) birden fazla çeşidi olup, bu hastalık kanser hücrelerinin köken aldıkları lenfosit türüne (B hücresi veya T hücresi) ve bu hücrelerin ne kadar olgunlaştıklarına göre sınıflandırılmaktadır.

Mevcut çalışmada, bilim insanları akut lenfoblastik löseminin en yaygın tipi olan prekürsör B hücreli ALL veya kısaca B-ALL’ı araştırmaktaydı. İsminden anlaşıldığı üzere bu kanser türü tek bir başıboş B hücresinin olgunlaşma evresinin erken bir döneminde sıkışıp kalmasından köken alıyor. Bu olgunlaşmamış hücreler, transkripsiyon faktörleri adı verilen ve gelişimleri için hayati önem taşıyan bazı hücresel moleküllerini kısmen kaybettikleri için normal B hücrelerine dönüşemiyorlar. Transkripsiyon faktörleri hücre DNA’sına tutunan ve çeşitli genlerin aktif veya inaktif hale gelmesini sağlayan bazı proteinlerden oluşuyor.

B-ALL özellikle kötü bir seyre ve öngörüye (prognoza) sahip agresif kanserlerden bir tanesi olduğu için Stanford Üniversitesi'nden bilim insanları bu hastalığın önünü alabilmek için özellikle ilgilerini bunun üzerine yoğunlaştırılmış durumdaydılar. Ancak hastadan alınan kanserli hücreleri bir laboratuvar ortamında hayatta tutmakta zorlanıyorlardı. Baş araştırmacı Ravi Majeti şöyle söylüyor: 

"Hücreleri hayatta tutabilmek adına elimizden gelen hiçbir şeyi ardımıza koymadık."

Hücreleri belirli bir transkripsiyon faktörüne maruz bıraktıklarında, bilim insanları hücrelerin boyut ve şekil değiştirmeye başlayarak, görevi hasarlı hücreleri veya yabancı maddeleri yemek üzerine kurulu bir akyuvar tipi olan makrofajların (savunma sistemin hücrelerinin) morfolojik özelliklerini edinmeye başladıklarını gözlemlediler.

Araştırma ekibi bu hücreleri laboratuvarda incelemeye aldığında normal makrofajlarla aynı karakteristik özelliklere sahip olduklarını ve bakterileri yiyebilmek gibi çeşitli makrofaj görevlerini yerine getirebilmekte olduklarını fark ettiler. Dahası, bu yeniden programlanmış hücreleri bağışıklık sistemi olmayan farelere verdiklerinde kansere sebep olmadıklarını gördüler.

Araştırmacılara göre, bu hücreler yalnızca eski kanserli kimliklerini geride bırakmakla kalmayıp, aynı zamanda vücutta var olan diğer kanserli hücrelere karşı bir bağışıklık tepkisi yaratabilirler. Bunun sebebi de makrofajların anormal hücreler veya yabancı maddelerden karakteristik kimlik özelliklerini toplayarak bu bilgiyi bağışıklık sisteminin diğer elemanlarına iletme yoluyla saldırı emri verebilmelerinin mümkün olması. Bu hücreler de kanserli hücrelerden geldiği için, kendilerinin eski kimliği olan kanserli hücreleri tanıyarak onları düşman olarak belirleyebilecekler.

Projenin bir sonraki aşaması bu hücre dönüşümünü klinik olarak uygun bir kullanıma açabilmek olacak. 


Kaynak: IFLS

Beyindeki Damarların Kalıbı

Arıların Dansı - 1: Büyük Keşif ve Dans Çeşitleri

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim