Kronik Stres, Kanserin “Görünmez” Biyolojik Tetikleyicisi Olabilir mi?
Stresin Moleküler Onkolojisi
doktorclub
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
- Kanserde DNA hasarları baz eksizyon tamiri, nükleotid eksizyon tamiri, homolog rekombinasyon ve uyumsuzluk onarımı gibi farklı mekanizmalarla onarılır ve hasar giderilemezse hücre döngüsü durdurulur ya da apoptoz tetiklenir.
- Kronik stres, hipotalamus-hipofiz-adrenal aksı ve sempatik sinir sistemi aracılığıyla salgılanan hormonlarla MAPK/ERK ve PI3K/AKT gibi hücre proliferasyonu ve hayatta kalmayı destekleyen sinyal yollarını aktive ederek tümör büyümesini ve metastazı kolaylaştırır.
- Stres hormonları immün sistemi baskılayarak tümör hücrelerinin bağışıklık gözetiminden kaçmasını sağlar ve epigenetik değişikliklerle tümör baskılayıcı genlerin ifadesini azaltırken onkogenlerin aktivitesini artırabilir.
Kanser, hücresel proliferasyon, farklılaşma ve apoptoz arasındaki dengenin bozulması sonucu ortaya çıkan çok aşamalı bir hastalıktır. Normal bir hücrede DNA hasarı, lezyonun tipine bağlı olarak farklı onarım mekanizmalarıyla giderilir; baz eksizyon tamiri (BER) ve nükleotid eksizyon tamiri (NER) küçük baz değişiklikleri ve hacimli DNA adduct’larının onarımında rol oynarken, çift iplik kırıkları başta olmak üzere daha ciddi hasarlar homolog rekombinasyon yoluyla düzeltilir.[1]
Bununla birlikte DNA onarım süreçleri bu mekanizmalarla sınırlı değildir; uyumsuzluk onarımı (MMR) replikasyon hatalarının düzeltilmesinde, homolog olmayan uç birleştirme (NHEJ) ise özellikle çift iplik kırıklarının hızlı ancak hata yapmaya daha yatkın şekilde onarımında önemli rol oynar. Hasarın giderilememesi durumunda ise hücre döngüsünün durdurulması veya apoptoz gibi hücresel yanıtlar devreye girer; bu süreçler sıklıkla p53 aracılı yollarla düzenlenmekle birlikte, p53’ten bağımsız sinyal iletim mekanizmaları da bu yanıtların oluşumuna katkıda bulunabilir.[10][11][12]
Kronik Stresin Tümör Biyolojisine Etkileri
Kronik stresin, bu koruyucu sistemleri çok katmanlı biçimde etkileyerek karsinogenez süreciyle ilişkili olabileceği, özellikle tümör ilerlemesi üzerinde daha belirgin etkiler gösterebileceği öne sürülmektedir. Stres yanıtı, başlıca hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) aksı ve sempatik sinir sistemi üzerinden yürütülür. Bu süreçte salınan glukokortikoidler ve katekolaminler (epinefrin ve norepinefrin), hücre içi sinyal yolaklarını modüle ederek tümör büyümesi, invazyon, anjiyogenez, immün modülasyon ve metastaz gibi tümör ilerlemesiyle ilişkili süreçleri destekleyebilir.[2]
/content/4786e887-2e3d-4ea9-a8e9-00115412eed8.png)
Adrenerjik reseptörlerin aktivasyonu ile cAMP–PKA ve β-adrenerjik sinyalleme yolakları tetiklenir. Bu durum, MAPK/ERK ve PI3K/AKT gibi proliferasyon ve hayatta kalma ile ilişkili yolakları aktive edebilir. Bu yolaklar, hücre yüzeyindeki reseptörlerin (örneğin tirozin kinaz reseptörleri veya G proteinine bağlı reseptörler) uyarılmasıyla başlar ve adaptor proteinler aracılığıyla hücre içine iletilen sinyaller, ardışık fosforilasyon basamakları şeklinde ilerleyen bir kaskad oluşturur.
MAPK/ERK yolu, RAS–RAF–MEK–ERK ekseni üzerinden çekirdekteki transkripsiyon faktörlerini aktive ederek hücre proliferasyonu ve farklılaşma ile ilişkili genlerin ekspresyonunu düzenler. PI3K/AKT yolu ise fosfatidilinozitol türevleri üzerinden AKT’nin aktivasyonunu sağlayarak mTOR gibi aşağı akım hedefleri etkiler ve hücresel büyüme, metabolizma ve hayatta kalma süreçlerini modüle eder. Bu sinyal iletim süreçleri sonucunda, bağlama ve hücre tipine bağlı olarak hücre döngüsünün ilerlemesinin desteklenebileceği ve apoptozun baskılanabileceği düşünülmektedir.[3] Aynı zamanda kronik stresin neden olduğu oksidatif stres, reaktif oksijen türlerinin (ROS) artışıyla DNA hasarını artırır ve genomik instabiliteye katkıda bulunur.[4]
Stresin immün sistem üzerindeki baskılayıcı etkisi de tümör gelişiminde kritik rol oynar. Glukokortikoidler ve katekolaminler, sitotoksik T lenfositleri ve doğal öldürücü (NK) hücrelerin aktivitesini azaltarak immün gözetimi zayıflatır. Bu durum, transformasyona uğramış hücrelerin bağışıklık sistemi tarafından tanınması ve ortadan kaldırılmasının etkinliğini azaltarak, tümör hücrelerinin hayatta kalmasını ve çoğalmasını kolaylaştırabilir.[5]
Tümör mikroçevresi (TME) düzeyinde stres, stromal hücreleri ve immün hücreleri yeniden programlar. Özellikle tümörle ilişkili makrofajlar (TAM), adrenerjik sinyalleme ile immünsüpresif bir fenotipe kayar ve anjiyogenezi destekleyen VEGF gibi faktörlerin üretimini artırır.[3] Bu süreç, tümör büyümesini ve vaskülarizasyonunu kolaylaştırır.
Metastaz sürecinde stres hormonlarının etkisi daha da belirgin hale gelir. β-adrenerjik sinyalleme, epitel-mezenkimal geçişi (EMT) teşvik ederek hücrelerin invaziv özellik kazanmasına katkı sağlar.[7] Ayrıca stres, nötrofiller tarafından oluşturulan ekstraselüler tuzakların (NETs) artışına yol açarak dolaşımdaki tümör hücrelerinin uzak organlara tutunmasını kolaylaştırabilir.[6] Bu yapıların, metastatik niş oluşumunda fiziksel bir iskele görevi gördüğü gösterilmiştir.
Ek olarak, kronik stresin epigenetik düzenleme üzerindeki etkileri de dikkat çekmektedir.[16] Epigenetik düzenleme, DNA dizisinde bir değişiklik olmaksızın gen ekspresyonunun kontrol edilmesini sağlayan mekanizmaları ifade eder ve başlıca DNA metilasyonu ile histon modifikasyonlarını içerir.[13] DNA metilasyonu, genellikle CpG adacıklarında sitozin bazlarına metil gruplarının eklenmesiyle gerçekleşir ve bu durum ilgili gen bölgelerinde transkripsiyonel baskılanmaya yol açabilir.[14] Histon modifikasyonları ise asetilasyon, metilasyon ve fosforilasyon gibi kimyasal değişiklikler aracılığıyla kromatin yapısını düzenleyerek genlerin daha erişilebilir (ötiromatin) veya daha kapalı (heterokromatin) bir konformasyonda bulunmasını sağlar. Kronik stres sırasında artan glukokortikoid ve katekolamin düzeylerinin, epigenetik enzimlerin (örneğin DNA metiltransferazlar ve histon deasetilazlar) aktivitesini etkileyerek bu düzenleyici mekanizmaları modüle edebileceği düşünülmektedir.[15] Bu değişiklikler sonucunda, bağlama ve hücre tipine bağlı olarak tümör baskılayıcı genlerin ekspresyonunun azalabileceği, buna karşılık hücresel proliferasyonu ve hayatta kalmayı destekleyen onkogenlerin ekspresyonunun artabileceği öne sürülmektedir.[8]
Sonuç
Kronik stres yalnızca psikolojik bir durum değil; nöroendokrin, immün ve moleküler düzeylerde tümör biyolojisinin farklı bileşenlerini etkileyebilen çok boyutlu bir süreçtir. Mevcut kanıtlar, stres yanıtının özellikle tümör mikroçevresi dinamikleri, immün gözetim, anjiyogenez ve metastatik potansiyel gibi kanser ilerlemesiyle ilişkili süreçler üzerinde modülatör etkiler gösterebileceğini düşündürmektedir. Bu çerçevede stresle ilişkili biyolojik değişiklikler, DNA hasar yanıtı, immün kaçış mekanizmaları, tümör mikroçevresinin yeniden şekillenmesi ve metastaz süreçlerinin kolaylaşması gibi yollar üzerinden karsinogenez sürecine katkıda bulunabilecek kompleks etkileşimler oluşturabilir.[9]
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- D. Hanahan, et al. Hallmarks Of Cancer: The Next Generation. (4 Mart 2011). Alındığı Tarih: 6 Nisan 2026. Alındığı Yer: Cell | Arşiv Bağlantısı
- B. S. McEwen. (2007). Physiology And Neurobiology Of Stress And Adaptation: Central Role Of The Brain. Physiological Reviews. doi: 10.1152/physrev.00041.2006. | Arşiv Bağlantısı
- ^ a b S. W. Cole, et al. (2012). Molecular Pathways: Beta-Adrenergic Signaling In Cancer. American Association for Cancer Research. doi: 10.1158/1078-0432.CCR-11-0641. | Arşiv Bağlantısı
- ^ S. Reuter, et al. (2010). Oxidative Stress, Inflammation, And Cancer: How Are They Linked?. Free Radical Biology & Medicine. doi: 10.1016/j.freeradbiomed.2010.09.006. | Arşiv Bağlantısı
- M. H. Antoni, et al. (2006). The Influence Of Bio-Behavioural Factors On Tumour Biology: Pathways And Mechanisms. Nature Reviews. doi: 10.1038/nrc1820. | Arşiv Bağlantısı
- ^ M. Demers, et al. Cancers Predispose Neutrophils To Release Extracellular Dna Traps That Contribute To Cancer-Associated Thrombosis. (23 Temmuz 2012). Alındığı Tarih: 6 Nisan 2026. Alındığı Yer: PNAS | Arşiv Bağlantısı
- ^ E. K. Sloan, et al. (2010). The Sympathetic Nervous System Induces A Metastatic Switch In Primary Breast Cancer. Cancer Research. doi: 10.1158/0008-5472.CAN-10-0522. | Arşiv Bağlantısı
- ^ A. S. Zannas, et al. (2017). Epigenetic Programming By Stress And Glucocorticoids Along The Human Lifespan. Molecular Psychiatry. doi: 10.1038/mp.2017.35. | Arşiv Bağlantısı
- P. H. Thaker, et al. (2006). Chronic Stress Promotes Tumor Growth And Angiogenesis In A Mouse Model Of Ovarian Carcinoma. Nature Medicine, sf: 939-944. doi: 10.1038/nm1447. | Arşiv Bağlantısı
- J. J. Wyrick, et al. (2015). Genomic Approaches To Dna Repair And Mutagenesis. Dna Repair, sf: 146. doi: 10.1016/j.dnarep.2015.09.018. | Arşiv Bağlantısı
- T. Lindahl. Quality Control By Dna Repair. Alındığı Tarih: 15 Nisan 2026. Alındığı Yer: science | Arşiv Bağlantısı
- H. H. Y. Chang, et al. (2017). Non-Homologous Dna End Joining And Alternative Pathways To Double-Strand Break Repair. Nature Reviews Molecular Cell Biology, sf: 495-506. doi: 10.1038/nrm.2017.48. | Arşiv Bağlantısı
- ^ X. Pan, et al. Epigenetics In Modulating Immune Functions Of Stromal And Immune Cells In The Tumor Microenvironment. Alındığı Tarih: 15 Nisan 2026. Alındığı Yer: PubMed | Arşiv Bağlantısı
- ^ S. Sharma, et al. Epigenetics In Cancer. Alındığı Tarih: 15 Nisan 2026. Alındığı Yer: PubMed | Arşiv Bağlantısı
- ^ M. N. Zawisza, et al. (2017). Dna Methylation And Histone Modifications As Epigenetic Regulation In Prostate Cancer (Review). Oncology Reports. doi: 10.3892/or.2017.5972. | Arşiv Bağlantısı
- ^ M. K. Alamoudi, et al. Chapter Nine - Epigenetic Regulation Of Stress. Alındığı Tarih: 15 Nisan 2026. Alındığı Yer: Science Direct | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 28/04/2026 14:54:38 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22649
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.