Kontrol Edilebilir Rüyaların (Lucid Dreaming) Gizemleri...

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bilincimizin en gizemli ve merak uyandırıcı durumlarından biri rüyalardır. Uykunun derin sularına daldığımızda bilincimizi bir süreliğine kaybeder ve esrarengiz özel gerçeklerimize doğru yol alırız. Bu içsel deneyimlerdeki boşlukları psikologların bilimsel olarak inceleyebilmesi güç ve sonuç olarak araştırmacılar çoğunlukla kişinin uykudaykenki beyin faaliyetlerini ölçme yoluna gidiyorlar. Ancak yakın zamanda gözler rüyalar âlemi ile gerçek zamanlı iletişimi mümkün kılan bir teknolojiye çevrildi.

Bu bilinç âlemleri arasındaki tavşan deliği, insanların rüyada olduğunun farkında olduğu ve kendi oluşturdukları dünyalarında neler olacağını etkileyebildikleri “bilinçli rüyalara” çıkıyor. Çalışmalar, insanların büyük kısmının hayatlarının bir döneminde bilinçli rüya gördüklerini, ancak bu deneyimin çok yaygın olmadığını gösteriyor. Sonuç olarak, her ne kadar yeni bir bilimsel inceleme, herhangi belli bir stratejinin etkisinin en fazla orta derecede olacağı sonucuna varmış olsa da, alıştırma teknikleri bilinçli rüya görme olasılığınızı artırdıklarını iddia ediyor. Bazı insanlar, hata payı olmadan bilinçli rüya başlatabiliyor ve rüyalar üzerinde deneyler yapabilmemizi sağlayanlar da bu insanlar oluyor.  

Bir deneyim ya da davranış üzerinde çalışırken bilişsel bilimciler, genellikle insanların yaşamış oldukları deneyimi anlattıkları sübjektif raporları, belirli bir durumun insanların muhakemeleri, davranışları ya da hafızalarında nasıl bir etkisinin olduğunu görmek için davranışsal deneylerle birleştirirler. Ancak rüya gören insanlar söz konusu olduğunda ikisi de zordur, çünkü uyanana kadar insanlar rüyaları hakkında pek bir şey anlatamazlar ve dünyadan uyku kaynaklı bir felç battaniyesi ile ayrılmışken deneye aktif katılım biraz zordur. 

Bu felç, beyinden omurilik sinirleri ve kaslara giden hareket başlatıcı uyarıları engelleyen beyin kökü nöronları sebebiyle olur. Bu “sistem kapanması” REM (Rapid Eye Movement - Hızlı Göz Hareketleri) uykusu başladığında olur ve en hareketli eylemlerin sonucunun bile hafif bir kıpırtıdan daha fazla olmayacağı anlamına gelir. Felce uğramayan birkaç eylemden biri, göz hareketleridir. REM uykusu adını buradan alır ve bu özgür eylem penceresi kontrollü rüya gören kişiye dışarıdaki dünyayla bir tür mesajlaşma yolu sağlar.

İlk olarak uyku araştırmacısı Stephen LaBerge tarafından doğrulanan bir yöntem kullanarak, uyuyan kişinin önceden kararlaştırılmış göz hareketleri ile araştırmacılara bilinçli rüya görmeye başladığının uyarısını verebilir. Kişi, gözlerini rüyada önceden kararlaştırıldığı gibi hareket ettirir ve özgün göz hareketleri oluşur, bu hareketler göz çukurunun kenarına yerleştirilmiş elektrotlar tarafından kaydedilip doğrulanır. 

Bu basit ama ustaca teknik, rüya âleminin özellikleri ve beyin fonksiyonlarına nasıl yansıdıkları ile ilgili bir dizi deney yapabilmeyi sağladı. Bu sinirbilim çalışmaları, bilinçli rüyaların kapsamıyla ilgili ana itirazların üstesinden gelmek için çok önemliydi: Bilinçli rüya gören kişilerin uyanık ama sadece rahatlamış oldukları, hatta hileli bir şekilde aslında rüya görmüyorken gördüklerini iddia ediyor oldukları. Sinirbilimci Ursula Voss ve Martin Dresler tarafından yürütülen çalışmalar, bilinçli rüya görürken beyin faaliyetlerinin REM uykusunun çekirdek özelliklerini taşıdığını ama bilinçli olmayan rüya görülen zamandan da uyanık olunan zamandan da farklı olduklarını gösterdi, bu demek oluyor ki bu durum sadece katılımcıların ya da araştırmacıların düştüğü bir hüsnükuruntu (isteğe dayalı düşünme) mantık hatası değil. 

Rüya deneylerini içeren çalışmaların en ilginçlerinden birinde, katılımcılardan bilinçli rüya görürken davranış zincirinin başladığını ve bittiğini belirtecek göz hareketlerinin yanı sıra önceden belirlenmiş bazı hareketleri yapmaları isteniyor. Sinirbilimci Daniel Erlacher ve Bern Üniversitesi’nden çalışma arkadaşları aynı görevlerin bilinçli rüya esnasında ve gerçek hayatta aldığı zamanı karşılaştırdı. Bu hareketler sayı saymak, belli bir sayıda adım atmak, basit jimnastik benzeri hareketler yapmayı içeriyordu. Araştırmacılar, sayma işleminin akli kısmının gönüllüler uyanık olsun ya da rüyada olsun, aynı sürede gerçekleştiğini ama fiziksel hareketlerin rüyalarda gerçekte olduğundan daha uzun sürdüğünü buldu. Araştırma ekibi bunun sebebinin beynin kendini en etkin şekilde koordine edebilmesi için vücuttan duyusal geri bildirim alamıyor olmasına bağlı olabileceğini düşünüyor.

Sanal gerçekliğin bu emsalsiz şeklini keşfetmeye meraklı amatör bir topluluk da var. Varoluşun başka düzlemlerine ulaşmak için bilinçli rüyaları kullanmak isteyen (onlara bu konuda bol şans) yeniçağ hareketinin sınırlarındaki hareketlerden, bilinçli rüyaları tetikleyen güvenilir yöntemler bulmaya çalışan bilimsel araştırmalar yapan teknoloji odaklı rüya korsanları topluluklarına kadar uzanıyor. 

Yapılmış çalışmalar arasındaki bağ rasgele olabilir ve yöntemler de doğrulanmış olanlarla hiç test edilmemiş olanlar arasında değişiyor. Bazı çevrimiçi tartışma forumlarında Alzheimer hastaları için geliştirilen ve gerçekçi rüyalar görmek gibi yan etkileri olduğuna dair bir nevi rivayet, bir hasta başvurusuyla kayda alınmış olan tedavileri bu iş için kullanan insanlarla ilgili bilgiler var.

Bazı araştırmacılar bilinçli rüyaların, bilinç bilimi için fayda sağlayabileceğinin altını çiziyor ama bu üzerinde çalışması çok zor bir alan. Bilincin eğilimleri uyku akıntıları içinde tahmin edilemez şekilde değişir ve rüya bilimi halâ keşif çağının oldukça içindedir. Ayrıca bazılarının üzerinde inceleme yapılması için donanımsız hissetmesi de kavramsal bir sorun. Nihayetinde, o bizler için yeni bir dünya yaratırken ve bu yeni dünyayı deneyimlememizi sağlarken, nasıl olur da bilincimizi anlayabiliriz?

 

Not: Bu yazı The Guardian sitesinden çevrilmiştir.

Doğal Seçilim...

Uçan Mürekkep Balıkları!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim