Kellik Sadece Erkeklere Özgü Müdür?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Mit - 1: "Kellik, sadece erkek (baba) tarafından aktarılan bir özelliktir. Dolayısıyla kadınlarda kellik görülmez."

Mit - 2: "Dişilerde saç dökülmesi, şiddetli adet kanamalarına sebep olur."

Mit - 3: "Kadınlarda saç dökülmesi olursa kapsamlı hormonal araştırmalar yapılması gerekir."

Mit - 4: "Saçları kaşımak, taramak, boyamak veya sıklıkla yıkamak saç dökülmesini arttırır."

Gerçek: Yukarıdaki iddiaların hepsi ya tamamen hatalıdır ya da gerçekler saptırılmaktadır. Her ne kadar ezici çoğunlukla erkeklerde görülse de kellik, sadece erkeklere özgü bir hastalık değildir. Dişilerde de kellik gözlenebilir. Dahası, bireylerde ileri yaşlarda görülen kellikte hem anneden, hem babadan gelen genler kellik üzerinde rol oynar. 

Bilgi-1: Erkeklerde kellik, dişilere göre çok daha yaygındır. Ancak Androgenetik alopesi (Androgenetic alopecia ya da kısaca AA) isimli saç dökülmesi hastalığı, aslında iki cinsiyeti de etkileyebilmektedir. ABD'deki her 3 erkekten 2'si, 35 yaşına ulaşmadan önce değişen seviyelerde de olsa mutlaka saç kaybını yaşamaktadır. ABD'deki 35 yaş ve civarındaki erkeklerin %85'i ise "ciddi miktarda saç kaybı" sorunu yaşamaktadır. İşte tüm bu saç kayıplarının %95'inden AA tek başına sorumludur. Genetik bir saç seyrelmesi hastalığı olan AA'dan çeken erkeklerin %25'inin can sıkıcı saç kayıpları 21 yaş civarında başlamaktadır ve ömür boyu devam etmektedir.

Bilgi-2: Kadınlarda saç seyrelmesi çok daha nadir gözükür ve ne yazık ki buna yönelik araştırmaların sayısı yok denecek kadar azdır. Kadınlarda saç seyrelmesi en çok 25-35 yaşlar arasında görülmektedir. 2004 yılında Rogaine şirketi tarafından yapılan bir araştırmaya göre ABD'deki kadınların %24'ü saçlarını kaybetmenin bir uzuvlarını (kol veya bacaklarını) yitirmek ile eşdeğer olduğunu belirtmektedir! Dolayısıyla kadınlar arasındaki saç seyrelmesi sorununun yaygınlığının araştırılması sadece toplumda görülen bir sorunu tanımakla ilgili değildir. Aynı zamanda, çok sayıda olası psikolojik çöküntünün önüne geçmemizi sağlayacaktır.

Bilgi-3: İki cinsiyetteki saç seyrelmelerinin ortalamada %90'ından fazlası genetik kökenlidir. Erkeklerin çok daha fazla saç dökmesinin nedeni ise, "doğal saç dökülmesi" ya da yanıltıcı bir şekilde "erkek saç dökülmesi" olarak isimlendirilen AA'nın büyük oranda testosteron hormonuyla, daha doğrusu onun bir yan ürünü olan dihidrotestosteron (DHT) ile ilgili olmasıdır. Tip2 5-alfa-redüktaz isimli bir enzim, testosteronu DHT'ye çevirir. Bu kimyasal, saç köklerindeki yağ bezlerinde depolanmaya başlar. DHT miktarı bu bezlerde arttıkça, saç folikülleri küçülür ve bu nedenle saçlar seyrelmeye başlar. Aynı durum, vücutlarında çok daha az da olsa testosteron bulunan dişilerde de aynı mekanizmayla olur. Fakat testosteron miktarının az olması, DHT'yi azaltmakta, bu da saç seyrelmesini azaltmaktadır. Ne yazık ki erkeklerdeki saç seyrelmesinin DHT ile ilişkisi ve bu sürecin tüm mekanizmaları şimdilik tam olarak bilinmemektedir. Fakat yapılan araştırmalar, DHT miktarını azaltmayı, birikimi durdurmayı veya var olan DHT'yi parçalamayı başardığımız takdirde saç seyrelmesinin de azaldığını göstermektedir. Özellikle erkeklerdeki kelliği durdurmak konusundaki en büyük umut ışığı, DHT'ye hassas olan saç foliküllerinin küçülmesi için DHT'ye uzun süreler maruz kalması gerekmesidir. Bu sürede DHT'ye müdahale edilebilirse, saç seyrelmesi de yavaşlatılabilir (ve hatta belki, tamamen önüne geçilebilir!).

Bilgi-4: Dişilerde saç seyrelmesi ile menstrüasyon (adet) veya menapoz arasında dikkate değer hiçbir bağlantı tespit edilememiştir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, saç seyrelmesinin ezici bir çoğunluğu genetiktir. Yani genleriniz bu süreci başlatacak dizilere sahipse, zamanı geldiğinde bu süreç zaten başlayacaktır. Bunun adet veya menapoz ile çakışması tamamen tesadüftür. Kadınlarda saç dökülmesi -eğer olacaksa- 12-40 yaş arasında görülür. Dökülme hızı zirveye 25-35 yaşlar arasında ulaşır. Ayrıca erkeklerde olanın aksine, dişilerde saç kaybı belirli bölgelerde ve aşırı miktarda olmaz; dolayısıyla "kellik" olarak kendini göstermez. Bunun yerine saç hacmi ciddi ve dikkate değer miktarda, bir bütün olarak azalır. Dolayısıyla kafa üzerinde saçlar kalır; fakat miktarları (hacimleri) azalır.

Bilgi-5: Erkeklerdeki saç dökülmesi neredeyse her zaman "normal"dir. Dolayısıyla çok nadir bazı durumlar haricinde diğer hastalıklar ya da sağlık koşullarıyla ilişkili değildir. Öte yandan kadınlarda saç dökülmesi durumunda, bazı hormonal sorunları düşünmek gerekebilir. Fakat saç dökülmesi, erkeklerde olduğu gibi dişilerde de çoğu zaman "normal"dir. Bu normal sınırların dışında bir süreçten şüphelenmek için, dişide aynı zamanda düzensiz adet görme, kısırlık, aşırı kıllılık, kistik akneler, glaktorea (süt bezinden istenmedik süt salgısı) gibi durumların da görülmesi gerekmektedir. Saç seyrelmesi bunlarla olmadığı takdirde, saç dökülmesinin herhangi bir sağlık durumuyla ilişkili olduğunu düşünmek için herhangi bir neden bulunmamaktadır. Saç seyrelmesi görülen kadınların çok büyük bir kısmında bu diğer semptomlar, dolayısıyla da hormonal bozukluklar görülmez.

Bilgi-6: Normal bir saç bakımı, saç dökülmelerini etkilemez. Şimdiye kadar kadınlarda saç gelişimini etkilediği görülen tek ilaç Minoxidil'dir. Normalde yüksek kan basıncını tedavi etmek amacıyla üretilen ilacın kullanıldığı hastalarda ciddi bir kıl ve saç artışı görülmüştür. Sonradan yapılan incelemeler, saç köklerine doğrudan sürülen %2 oranında Minoxidil'in herhangi bir yan etkiye neden olmaksızın saç artışını tetiklediğini göstermiştir. Deriden kan akışına emilen ilacın miktarı aşırı düşük olduğu için, kafaya uygulanan ilacın tansiyonla ilgili etkisi ortaya çıkamamaktadır; bu nedenle doğru kullanıldığı sürece sorun yaratmamaktadır. Orta veya ileri düzey saç kaybı yaşayan ve Minoxidil ile tedavi edilen 18-45 yaş arası dişilerin %19'unda 8 ay sonunda orta düzeyde saç kazanımı yaşanmıştır. Plasebo uygulanan (yani ilaç verildiği söylenen ama aslında verilmeyen) hastalarda bu kazanımın görülme oranı %7'dir. Bunun haricinde test edilen bazı diğer ilaçlar da, gerek androjen (erkeklik) hormonlarının salgısını azaltmak, gerek bu salgıları tamamen durdurmak, gerekse de bu hormonların saç kökleriyle etkileşime geçmesini önlemek suretiyle dişilerde saç seyrelmesinin önüne geçmeyi başarmıştır. Erkekler için daha fazla ürün mevcuttur; ancak bunların da çalışma prensibi özünde aynıdır: DHT seviyelerini azaltmak.

 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. American Hair Loss Association
  2. National Institute of Health
  3. WebMD
  4. Belgravia Centre
  5. Marie Claire
  6. Health
  7. ScienceNordic

En Karmaşık Yapılardan Biri: Beyin

Çocukların Kafein Tüketmesi Büyümelerine Etki Eder Mi?

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim