Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Kehribar, milyonlarca yıl önce oluşmuş ağaç reçinelerinin fosilleşmiş halidir. Bu reçineyi üreten ağaç türlerinden biri de bir çam türü olan, soyu tükenmiş Pinus succinifera'dır. Kehribar, toplumlarda genellikle saydam ve değerli taş olarak bilinir ve genellikle süs eşyası yapımında kullanılır. Kehribara taş denilse de kehribar, bir taş türü veya mineral değildir; organik moleküllerin oluşturduğu fosil çeşididir. Kehribarların belirli formülleri yoktur ama bir kehribar çeşidini oluşturan bazı moleküller o kehribara özgü olarak daha yoğundur. Kehribar kelimesi Farsça’da ‘’samankapan’’ anlamına gelen ‘’kahrubā’’ kelimesinden türetilmiştir. Kehribar kelimesi İngilizce’de ‘’amber’’ olarak karşımıza çıkar. Amber kelimesi, Arapça’da amber balığının bağırsaklarından çıkarılan kül rengi madde anlamına gelen ‘’anber’’ kelimesinden türetilmiştir. Kehribar toplumlar tarafından çok değerli bir taş olarak bilinse de bilim çevrelerinde kehribar denilince akla milyonlarca yıl önce kendine yapışan böcekleri, bitkileri veya canlı parçalarını bozulmadan günümüze taşıyabilen fosil gelir. Sıvı haldeyken reçineye yapışan canlılar reçinenin sertleşip fosilleşmesiyle birlikte bozulmadan korunabilmiştir. 

Baltık bölgesinde keşfedilen bu kehribar çeşitlerini temizlenmiş ve parlatılmış halde görüyoruz. Farklı renklerde olabilirler ama genellikle sarı-turuncu tonlarını içerirler.
Baltık bölgesinde keşfedilen bu kehribar çeşitlerini temizlenmiş ve parlatılmış halde görüyoruz. Farklı renklerde olabilirler ama genellikle sarı-turuncu tonlarını içerirler.
Wikipedia

Kehribar Nasıl Oluşur?

İlk önce kehribarın nasıl oluştuğuna bakalım. Orta Kretase ve Tersiyer Dönemleri'ndeki (10-100 milyon yıl önce) Pinus succinifera (soyu tükenmiş bir çam türü) ormanlarında bu reçineyi salgılayan ağaçların nehirler tarafından kıyı bölgelerine taşındığı varsayılmaktadır. Daha sonra üstleri tortularla kaplanıp sertleşerek günümüze kadar geldikleri düşünülüyor. Bildiğiniz üzere ağaçlar, yapış yapış ve zamka benzeyen bir sıvı salgılar. Ağaçların bunu yapmasındaki amaç, yaralı bölgeyi koruma altına almaktır. İşte bu Pinus succinifera türü ağacının salgıladığı reçine katılaşarak milyonlarca yıl sonra kehribara dönüşür. Tabii ki reçine formlarının hepsi kehribara dönüşmez, zamanla bozulur. Reçinenin kehribara dönüşebilmesi için bulunduğu koşulların uygun olması gerekir. Örneğin, lagün veya deltaların dip kısımlarında oluşan tortular, killer, linyit tabakaları veya kahverengi kömür reçineyi kaplayarak oksijenle iletişimini keser ve kehribara dönüşmesini sağlayabilir.

Reçine, ağaçların yaralı bölgelerini korumak amacıyla salgıladıkları yoğun sıvıdır.
Reçine, ağaçların yaralı bölgelerini korumak amacıyla salgıladıkları yoğun sıvıdır.
Wikipedia

Kehribarın Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri

Gelelim kehribarın fiziksel ve kimyasal özelliklerine. Kehribarın belirli bir kimyasal formülü yoktur, belirli bir şekli de yoktur, kehribar saydam veya opak olabilir. Genellikle düzensiz şekillerde ve damlacık şeklinde olur. Kehribarın belirli bir rengi yoktur ama genellikle turuncu ve sarı tonlarında bulunur. 150°C'ye kadar ısıtılırsa yumuşar, 375°C'de ise yanar. Kehribarlar çeşitli formlarda olabilir ama temel olarak fosilleşme potansiyeli olan iki tip reçine vardır: Kozalaklı ağaçlar ve anjiyospermler tarafından üretilen terpenoidler ve yine anjiyospermler tarafından üretilen fenolik reçinelerdir. Terpenoidler, izopren (kapalı formülü C5H8) moleküllerinden oluşur. Fenolik reçineler ise fenol (kapalı formülü C6H5OH) ile formaldehit (kapalı formülü CH2O) moleküllerinden oluşur. Kehribarlar bulundukları yerlere göre de sınıflandırılır: Sibirya kehribarı, Borneo kehribarı, New Jersey kehribarı, Dominik kehribarı ve Baltık kehribarı gibi. Baltık kehribarı dünya üzerinde en fazla miktarda bulunan fosilleşmiş reçinedir ve Pinus succinifera türü çam ağacının ürettiği reçineden oluşur. Süksinit kehribar olarak da adlandırılır çünkü önemli miktarda süksinik asit (kapalı formülü C4H6O4) içerir. Ayrıca Baltık kehribarı, içinde kalan canlıları anatomik olarak en iyi derecede koruyan kehribar çeşididir. Kehribar kaynaklarının %90'ı Baltık Denizi’ne kıyısı bulunan Rusya'nın Kaliningrad bölgesinde bulunmaktadır.

İçerisinde bitki kalıntıları ile katılaşmış bir reçine fosili olan Baltık kehribarı. Gördüğünüz gibi Baltık kehribarı saydamdır, dolayısıyla içine hapsolan kalıntıları görme şansı doğmaktadır.
İçerisinde bitki kalıntıları ile katılaşmış bir reçine fosili olan Baltık kehribarı. Gördüğünüz gibi Baltık kehribarı saydamdır, dolayısıyla içine hapsolan kalıntıları görme şansı doğmaktadır.
Wikipedia
Dominik kehribarı, Dominik Cumhuriyeti’nde çıkar. Türü tükenmiş olan Hymenaea protera ağacının reçinesinden oluşur. Bu kehribar fosilleri 15-40 milyon yıl öncesinden kalmıştır.
Dominik kehribarı, Dominik Cumhuriyeti’nde çıkar. Türü tükenmiş olan Hymenaea protera ağacının reçinesinden oluşur. Bu kehribar fosilleri 15-40 milyon yıl öncesinden kalmıştır.
Wikipedia

Bugüne Dek Kehribar İçerisinde Hangi Canlılar Bulunmuştur?

Daha önce de söylediğimiz gibi kehribar bilim insanlarının en sevdiği oluşumlardan biridir çünkü milyonlarca yıl önce yaşamış canlıların anatomik yapılarına ulaşma şansı doğmaktadır. Şimdiye kadar keşfedilen ve içine hapsolmuş canlıları bütün olarak ya da bölümler halinde saklayan kehribar örnekleri 20 ila 230 milyon yıl öncesinden bozulmadan kalabilmiştir. Şimdiye kadar kehribar içinde hapsolarak günümüze kadar saklanabilen canlı çeşitlerinden bazıları şunlardır: sinek türleri (yaklaşık yüzde 50’sini oluşturur), karınca, güve, örümcek, kırkayak, termit, hamam böceği, arı, çekirge, kurbağa, kertenkele ve hatta bir dinozor türünün kuyruğundan bir bölüm bile vardır. Küçük canlı çeşitlerini bütün halinde görebilmek ya da büyük canlıların vücut bölümlerine erişebilmek bu canlıların evrim sürecini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Yalnız, evrim sürecine olan katkısı sadece anatomik olarak bu canlılara ulaşabilmemizden kaynaklıdır çünkü şimdiye kadar yapılan araştırmalar neticesinde kehribar içindeki canlıların DNA yapılarına ulaşmak mümkün olmamıştır. 

Dominik Cummhuriyeti’nde Kuzey Cordillera’da bulunan Erken Miyosen döneminden (yaklaşık 20 milyon yıl önce) kalma içinde sivrisinek (1.2 cm) bulunan kehribar.
Dominik Cummhuriyeti’nde Kuzey Cordillera’da bulunan Erken Miyosen döneminden (yaklaşık 20 milyon yıl önce) kalma içinde sivrisinek (1.2 cm) bulunan kehribar.
Didier Desouens

Bilim insanlarını heyecanlandıran kehribar keşiflerinden birinde, bir dinozor türünün kuyruğuna denk gelinmiştir. 99 milyon yıl önce kehribar içinde hapsolarak değişmeden kalan bu dinozor kuyruğu tüylerle kaplıdır. Dinozor kalıntısı, Çin Yerbilimleri Üniversitesi paleontologlarından Lida Xing tarafından Myanmar’daki bir kehribar pazarında keşfedilmiştir. Satıcıların bir bitki türü olduğunu düşündüğü kalıntının aslında bir dinozor kuyruğu bölümü olduğu ortaya çıkmıştır. Londra Doğa Tarihi Müzesinden Dr. Paul Barrett bu örneği, omurgalıların kehribar içinde gerçekten nadir görülen bir hali olarak nitelendirerek onu çok güzel bulduğunu söylüyor. Dr. Barrett şöyle diyor:

Daha önce kehribar içinde tüyler bulunmuştu; o yüzden bu yeni bir şey değil ama bu yeni örnekte, Mezozoik bir dinozor/kuş tüyleri üç boyutlu olarak ilk kez görüntülendi. Sahip olduğumuz diğer tüylü dinozor fosillerini ve Mezozoik çağa ait kuş iskeletlerini sadece iki boyutlu olarak görme şansımız olmuştu. Bu sebeple, anatomilerinin bazı önemli özelliklerini görememiştik. Yeni kehribar örneği ise biyologların tüylere ait bazı ayrıntılı özelliklerin hangi sırayla oluştuğu hakkındaki fikirlerini doğrulamıştır. Örneğin, kanatların şekli büyük tüyler etrafındaki küçük tüyler sayesinde oluşmaktadır.
Kuzey-Doğu Myanmar’da 99 milyon öncesine ait kehribar içine hapsolmuş tüylerle kaplı dinozor kuyruğundan bir bölüm.
Kuzey-Doğu Myanmar’da 99 milyon öncesine ait kehribar içine hapsolmuş tüylerle kaplı dinozor kuyruğundan bir bölüm.
Current Biology

Gördüğünüz gibi kehribar örneklerinde saklanmış canlı kalıntıları bilim dünyasında büyük heyecan yaratmaktadır. Kehribar içinde saklanmış eski kertenkele türlerinin araştırmasını yapan Florida Üniversitesinden doktora sonrası öğrencisi Edward Stanley şunları söylüyor:

"Bu fosiller bize olağanüstü şeyler anlatıyor, özellikle de eski tropikal ormanlardaki daha önce bilinmeyen kertenkele çeşitliliğini. Elimizde çok az fosil kaydı var çünkü küçük kertenkelelerin narin ciltleri ve kırılgan kemikleri, bilhassa tropik bölgelerde korunamamaktadır. Bu sebepten ötürü bu yeni kehribar fosilleri, önemli bir çeşitlilik dönemini bizlere anlatan son derece nadir ve eşsiz bir kaynaktır."

Stanley, en eski kertenkeleyi mikro-CT teknolojisi sayesinde tanımladı. Stanley şöyle söylüyor:

"Genellikle kehribar içinde korunmuş bir ayak veya başka bir küçük parça bulurduk ama bu yeni kehribar fosilleri akıllara durgunluk veriyordu çünkü örnekler bütün halinde bulunmuştu. Pençeler, dişler ve hatta rengini korumuş pullar bile vardı. CT teknolojisine zaten aşinaydım, dolayısıyla bu teknolojinin, örnekleri daha yakından incelememizi ve kertenkelelerin evrimsel sürecini anlamamızı sağlayacak bir fırsat olduğunu biliyordum.”

Myanmar’da bulunan ve yaklaşık 100 milyon yıl öncesinden kalan kehribar içinde saklanmış bütün halde bir yavru kertenkele ve diğer fosil örnekler.
Myanmar’da bulunan ve yaklaşık 100 milyon yıl öncesinden kalan kehribar içinde saklanmış bütün halde bir yavru kertenkele ve diğer fosil örnekler.
University of Florida

Kehribar çok uzun zamandan beri toplumlarda çeşitli amaçlarla kullanılan ve her zaman değer verilen bir madde olmuştur. Antik Romalılar kehribarı akıl hastalıkları tedavisinde kullanıyorlardı. Doğu toplumlarında kehribar dumanının ruhu güçlendirdiğine ve cesaret verdiğine inanılıyordu. Orta Çağ'da sarılık tedavisinde kullanılıyordu. Bugün bile kehribar çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Bilim dünyasında ise paleontologların gözdesidir kehribar. Kehribar içinde saklanmış binden fazla böcek türüne ulaşılmıştır. Bazı canlıların evrimsel gelişimleri hakkında bu sayede bilgi edinilmiştir. Şüphesiz, bu keşiflerin evrimsel biyolojiye katkısı inanılmazdır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 1
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Encyclopedia.com, et al. Amber. (2018, Aralık 23). Alındığı Tarih: 23 Aralık 2018. Alındığı Yer: Encyclopedia.com
  • Paul Rincon. 'Beautiful' Dinosaur Tail Found Preserved In Amber. (2016, Aralık 08). Alındığı Tarih: 23 Aralık 2018. Alındığı Yer: BBC
  • Phys Org, et al. World's Oldest Chameleon Found In Amber Fossil. (2018, Aralık 23). Alındığı Tarih: 07 Mart 2016. Alındığı Yer: Phys Org
  • Vasika Udurawane. Trapped In Time: The Top 10 Amber Fossils. (2016, Aralık 14). Alındığı Tarih: 23 Aralık 2018. Alındığı Yer: Earth Archives
  • Jordan Rosenfeld. 15 Clear Facts About Amber. (2016, Ocak 15). Alındığı Tarih: 23 Aralık 2018. Alındığı Yer: Mental Floss
  • Wikipedia, et al. Kehribar. (2018, Aralık 23). Alındığı Tarih: 23 Aralık 2018. Alındığı Yer: Wikipedia
  • Wikipedia, et al. Amber. (2018, Aralık 23). Alındığı Tarih: 23 Aralık 2018. Alındığı Yer: Wikipedia

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14/12/2019 06:48:38 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7525

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bağımsız bir aklın özü ne düşündüğünde değil, nasıl düşündüğünde yatar.”
Christopher Hitchens
Geri Bildirim Gönder