Gece Modu

Bu yazı, Feed the Data Monster isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Erkekler ve dişiler birbirinden farklıdır. Biyolojik açıdan bakıldığında bu konuda herhangi bir anlaşmazlık söz konusu değildir: farklı kromozomlar, farklı hormon dengeleri, farklı üreme organları. Bu farklılık birçok canlı için üreme organlarından öteye, fiziksel farklılıklara kadar uzanmaktadır. Bir türün erkekleri ve dişileri arasındaki fiziksel özelliklerin çarpıcı şekilde farklı olması eşeysel çift biçimlilik (sexual dimorphism) olarak adlandırılmaktadır. Eşeysel çift biçimlilik hayvanlar aleminde sıkça rastlanan bir durumdur: heybetli bir yelesi olan erkek aslana karşın hiç yelesi olmayan dişi aslan, gösterişli tüylere sahip erkek tavus kuşuna karşın soluk kahverengi tüyleri olan dişi tavus kuşu, dişi karadula karşın minicik erkek eşi (ya da yemeği ). Erkekler ve dişilerin dış görünüşlerindeki bu belirgin farklılıklara rağmen yine de türün tüm bireyleri aynı vücut biçimine sahiptir; erkek veya dişi, her iki aslan da büyük bir kedi görünümündedir. Göz korkutucu dişisinin yanında bir asalak kadar ufacık kalan erkek fener balığı bile, dişisini bulana dek bir balığın genel vücut biçimine sahiptir.

Ancak, nadiren de olsa, tabiat ana sıradanlıktan uzaklaşarak bize sürprizler yapar. Bazen öyle aşırı eşeysel çift biçimlilik örneklerine rastlarız ki dişi ve erkeğin aynı türe ait olduğunu söylemek zorlaşır.

Eşeysel çift biçimliliğin aşırı uçtaki örneklerinden biri, tuhaf çiftleşme yöntemiyle de gerçekten benzersiz olan Myrmecolacidae isimli bir böcek ailesidir. Bu böcekler, yaşamlarının çoğunu diğer böcek türlerinin iç asalakları olarak geçirirler. Konakçı dışında yaşamlarına başlayan larva halindeki yavrular, enerji stokları bitmeden bir konakçı bulup ondan beslenerek gelişimlerine devam ederler. İşte bu aşamada işler tuhaflaşmaya başlar.

Çoğu asalağın aksine, türün dişisi ile erkeği aynı konakçıyı kullanmazlar; erkeklerin konakçısı karınca iken dişiler cırcır böceği, çekirge veya peygamberdevesinin içinde yuvalanırlar. Aslında bu asalakların yuvalandıkları böcek çeşidi çok fazla değildir, hatta bu konuda oldukça seçicidirler. Erkekleri yuva olarak sadece karıncaları seçerler, dişileri ise türlerine göre sadece cırcır böceği, çekirge veya peygamberdevesi seçeneklerinden birinde yuvalanırlar.

Aynı türün erkekleri ve dişileri bir şekilde farklı konakçı tercihleri yapmışlardır. Ancak yuvalanabilmeleri için önce konakçılarının onlara karşı geliştirdikleri, önce içeriye girişteki dış savunmalarını, sonra da bağışıklık sistemi gibi iç savunmalarını aşıp hayatta kalabilmeleri gerekmektedir. Böylece farklı konakçılarda karşılarına çıkan, kendilerine özgü ortamlarla birlikte özelleşme de gündeme gelmiştir. Fakat bir sorunları daha vardır.

Erkek ve dişinin çiftleşmek için bir araya gelmesi gerekmektedir. Konakçı karınca ve konakçı cırcır böceğinin onlara yardım edip ikisini bir araya getirmeleri düşünülemez, zaten erkek de dişi de iç asalaklardır. Bu durumda tek seçenek konakçıdan ayrılmaktır.

Gerçekte de, ama sadece erkek birey, konakçısından ayrılır ve tipik bir kanatlı yetişkin böcek haline dönüşür. Bu sırada dişi hâlâ kendi konakçısının içindedir. Yetişkin erkek, serbest yaşayan bir böcek şekline dönüştükten sonra genellikle sadece birkaç saat hayatta kalabilir. Bu nedenle, artık tek amacı çabucak bir dişi bulup onunla çiftleşmektir.

“Fakat bunların iç asalak olduklarını ve sadece erkeklerin konakçılarını terk ettiklerini söylediniz. Nasıl olacak da dişi birey, konakçısının içindeyken ve erkek de dışarıdayken ikisi birbiriyle çiftleşecek?” diye sorabilirsiniz. Çok güzel bir soru. İşte, işler burada biraz daha tuhaflaşır.

Dişi, vücudunun bir kısmını dışarı çıkarır ve uçan erkeği cezbedecek feromonları salgılar. Erkek, dişi kokusunu algıladığında ona doğru uçar. Dişi hâlâ cırcır böceği konakçısının içindeyken, erkek de dışarıdayken çiftleşirler. Bundan kısa bir süre sonra da, kalan azıcık enerji stoğunu tümüyle tüketmiş olan erkek ölür. Artık döllenmiş yumurtalara sahip olan dişi ise konakçısının hareket kabiliyetinden yararlanarak yüzbinlerce yavruyu dış dünyaya saçar.

Oldukça karmaşık bir yaşam döngüsüne sahip olan bu hayvanlar hakkında edindiğimiz tüm bilgilere rağmen, ki büyük resimden bakıldığında bildiklerimiz aslında çok da fazla değildir, 2003’e kadar, vücut şekillerindeki aşırı farklılık (eşeysel çift biçimlilik) nedeniyle, dişi Myrmecolacid ile erkeği arasında bir bağ kurulamamıştı. Grup içindeki birçok erkek tür ve birkaç da dişi tanımlanmış olmasına karşın bunların farklı türlerden oldukları düşünülmüştü.

Bu durum Dr. Jeyaraney Kathirithamby ve Dr. J. Spencer Johnston'ın Teksas’ta dişi bir Caenocholax fenyesi bireyini tanımlamasına kadar böyle sürmüştü. Araştırmacılar 2003 yılında her biri kendi konakçılarından olmak üzere hem erkek hem de dişi Myrmecolacid örnekleri almışlar ve her bireyi ayrıntılarıyla tanımlayıp genetik analizden geçirerek Myrmecolacid türüne ait erkek ve dişi bireyleri belirleyebilmişlerdi.

Erkek Caenocholax fenyesi ilk kez 1904 yılında belirlenmişti. İlk dişi ise bundan 94 yıl sonra bulunabilmişti. 94 yıl boyunca türün dişisini nerede bulabileceğimize dair hiçbir fikrimiz yoktu. Yıllarca süren aşırı dikkatli araştırmalar ve erkekle dişinin DNA dizilimlerinin karşılaştırılması sonucunda bu tespit yapılabilmiştir.

Myrmecolacid türünde rastlanan bu tuhaf eşeysel çift biçimlilik vakası, aynı türde cinsiyetlerin nasıl farklılaştığına dair pek çok soruyu akla getirmektedir. Aynı türün birbirinden çok farklı olan erkek ve dişi bireyleri nasıl oluyor da başarıyla üreyebiliyorlar? Eşeysel çift biçimlilik acaba nasıl evrimleşti?

Ve bir gizemin çözümünü acaba kaç kere yanlış yerde aradık?

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 1
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 22/10/2019 18:20:26 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/5212

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir kültürü yok etmek için kitapları yakmaya gerek yoktur. İnsanları kitap okumaktan caydırın, yeter.”
Ray Bradbury
Geri Bildirim Gönder