İyi Bayramlar Türkiye!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

İyi Bayramlar Türkiye!

Uzunca bir bayram tatilini geride bırakıyoruz. Bu süreçte elbette bir dolu güzel, insan kültürünün sosyal etkileşiminden kaynaklı olay ve anı yaşandı. Aileler bir araya geldi, yemekler yendi, sohbet edildi, sosyalleşildi. Bunlar, insanın karmaşık yaşantısı içerisinde ihtiyacı olan, ufak soluklanma evreleri ve mutlaka olmalı. Bu açıdan hem resmi, hem toplumun genelinin inançlarından kaynaklı dini bayramların (tatillerin) önemi yadsınamaz. Bizler sosyal yaşantımız sayesinde var olabilen türleriz. Dolayısıyla bu dinlenme durakları, zorlu yaşam koşulları içerisinde insanları birbirine yakınlaştıran unsurlardır.

Ancak... Eğer ki 21. yüzyılda, bu kadar geniş bir insan popülasyonuna yetiştirmek için üretilen ve tüketilen zaten yüz binlerce hayvan varken, sırf antik inançların ve geleneklerin sürdürülmesi amacıyla hayvanların toplu katliamına kesinlikle göz yumulmamalıdır! Üstelik, 21. yüzyıl insan, inanabileceği hiçbir doğaüstü gücün, doğa kaynaklı kurbanları istemeyecek kadar yüce ve kibirden uzak olması gerektiğini fark etmelidir. Kutsal sayılan kitaplarda anlatılanların sembolik hikayeler olduğu anlaşılmalı, bir dönemki yanlış bir uygulamanın, çağa uygun diğer uygulamalarla yer değiştirilmesi gerektiğinin bu kitaplarda da tembihlendiğinin görülmesi gerekir. İnançlar, insanın gelişimine yön verebilen unsurlar olmalıdır. Dolayısıyla inançlı insan, atnalı gözlüklerle bakmamalı, çok geniş bir ufka sahip olmalıdır. Bireyin sığ bir şekilde antik kitapların kelimelerine takılı kalması, bulunduğumuz düşünsel konum açısından kabul edilemezdir.

İnsanlar elbette ki dini inançlarını yaşamakta özgürdürler. Bu özgürlükleri, başka insanların rahatına kastedilecek noktaya kadar sürdürülebilir. Kurban Bayramı adı altında sokaklarda, kan revan bir şekilde kurban edilen canlıların varlığı, modern insan için kabul edilemez bir yüz karasıdır.

Günümüzde bu hayvan katliamı karşıtlığına, "E ne var, siz et yemiyor musunuz? O etler kesilmeden mi oluyor sanıyorsunuz?" gibi sığ ve düşünme yetisinden yoksun karşı argümanlar üretilmektedir. Biz, Evrim Ağacı olarak, insanın et yeme ihtiyacına ve özgürlüğüne sonuna kadar saygı duyuyoruz. Bulunduğumuz platformlarda da insanın omnivor bir tür olduğunu, ot ile eti bir arada yemek istemesi kadar doğal bir şey olamayacağını savunmaktayız. Vahşi hayatta da, düzenlenmiş sosyal yapıda da et ihtiyacını karşılamak amacıyla, besin zincirinin en üstündeki hayvan türlerinden biri olarak diğer hayvanları öldürerek beslenmek zorunda olduğumuzun bilincindeyiz. Birçok hayvanseverin yapamadığı bir şekilde, beslenmek amacıyla yediğimiz bitki de olsa, bunun bir cana kastetme olduğunun farkındayız. Bitkiler ile hayvanları ayrı kefelere koyacak kadar bilimden uzak değiliz, hepsine "canlı" olarak bakacak bir bilimsel düşünüşün içinden geliyoruz ki bu da bizi hepsine karşı eşit mesafede olmamızı, eşit derecede saygı duymamızı sağlıyor.

Bir büyük ANCAK daha... Eğer ki zaten normal et tüketimi sürdürülürken, bir de sırf inanç temelli, keyfi ve şahsi isteklerden ötürü, normal gelişimleri sırasında avlanmaktan nasibini almamıi küçük-büyük herkesin görebileceği alanlarda, vahşi ve son derece ilkel bir şekilde hayvanlar öldürülüyorsa ve bu da yetmez gibi, pişkin bir edayla halen can çekişmekte olan hayvanın kanı gencecik çocukların alınlarına sürülerek "gençlikten yaftalama" yapılıyorsa, burada doğru gitmeyen bir şeyler var demektir.

Türk Diyanet Vakıf Sendikası'nın yaptığı bir araştırmaya göre (ki kaynak da, araştırma da sorgulanabilir, Türkiye'de son 4 yılın ortalaması alındığında, yaklaşık olarak her yıl SADECE Kurban Bayramı'nda, bayram amacıyla kesilen (normalde kesilen hayvanların sayısı bu sayıya dahil değildir) hayvanların sayısı, 6.200.000 civarındadır. Başka kaynaklara göre, bir ailenin kimi zaman kestiği birden fazla hayvan hesaba katıldığında sayının 25.000.000'a kadar dayanabileceği ileri sürülmektedir. İki durumda da bunlar, inanılmaz büyük bir sayıdır ve bunca cana, ihtiyaç olmaksızın kıymanın hiçbir haklı çıkarılır tarafı bulunmamaktadır.

İnançlardan çok, inanç sahibi olan insanlara saygımızdan ötürü (ekibimizde de bu insanlardan bulunmaktadır zira), mutlaka kişileri yaralayacak sözler sarf etmekten kaçınmaktayız. Ancak modern ve düşünen olduğu söylenen insan, bu antik yaklaşımların yerine, gerek "ihtiyacı olanlara yardım", gerekse de "kendinden 'yüce' bir varlığa tapınma" amacıyla daha gerçekçi, akıl ve zeka düzeyine daha uygun, sosyokültürel durumumuzla daha ilintili yaklaşımlar sergileyebilmelidir.

Örneğin ihtiyacı olanlara, fakirlere 4 gün, geçici bir karın tokluğu sağlayacak et dağıtmak yerine, her gün biriktirilen 1 TL ile veya kesilecek kurbana verilen 600-800 TL'yi fakirlere bağışlayarak çok daha faydalı bir yatırım yapılabilir. Ayrıca yıllarca, her yıl sadece 4 günlüğüne bir fakiri doyurmak yerine, onun 8 senelik eğitimini sağlamak (ki ülkemizde bu gayet uygun fiyatlarla yapılabilir) çok daha faydalı bir iş olacaktır. Yani 21. yüzyıl insanı, gösteriş düşkünü katliamlardansa, akla ve mantığa uygun yaklaşımlarla kendi kalkınmasını sağlayabilir. Böylece hem konuya bilimsel bir yaklaşım sağlanır, hem de dinin özü olması gereken "faydalı, toplumcu yapı" sağlanabilir. İnsanlara balık vermek yerine, balık tutmak öğretilmelidir. Halkçı, toplumun kalkınmasını sağlayan bir birey, bunun önemini görebilmelidir.

Öte yandan, dinin çocuklara alet edilmesinin de önüne geçilmelidir. Her ne kadar vahşi hayvan türlerinden evrimleşmiş olsak ve milyonlarca yıl onlar gibi yaşamış olsak da, kültürel evrimimiz son 200.000 yıldır bu vahşi yapıdan uzaklaşmış, en azından onu maskelemiştir. Dolayısıyla 4 yaşındaki bir çocuğa ölü bir hayvanın kanını sürmek, hele ki çocukla kurban arasında duygusal bir bağ varsa, psikolojik bir çöküntüye temel hazırlamak demek olacaktır. Buna gerek yok. İnanın yok. Kimseye bir şey ispatlamak durumunda değilsiniz. Kendi sahip olduğunuz dini yaşamakta elbette özgürsünüz. Ancak bunu, çocuklarınıza empoze etmeden önce 10 defa düşünmeniz gerekir. Unutmayın ki çocuklarınız sizleri rol model almaktadır. Dolayısıyla pratik olarak tercih ve düşünme hakları yoktur; uzun bir süre de olmayacaktır. Onlara öğretmek isteyeceğiniz şey, daha çok "düşünmek" olmalıdır. Siz, onun yerine düşünüp, onun yerine tercihler yapıp, onu belli kararlara mahkum etmeyin. Bırakın büyüyünce çocuğunuz kendi şahsi inanç ve kararlarına hükmektesin. Ona öğreteceğiniz, doğru ve tarafsız düşünme teknikleri olsun, kurbanın nasıl kesildiği, neden kesildiği ve o kanın neden alna sürüldüğü değil.

İyisiyle, kötüsüyle bir bayramı daha geride bıraktık. Ancak her bayramda olduğu gibi, bu bayramda da bir adım öteye gidemedik ve olduğumuz yerde saydık.

Önümüzdeki bayramlarda, ufkumuzu genişletebilmemiz temennilerimizle...

Aileniz ve sevdiklerinizle birlikte, çok mutlu, huzurlu ve sağlıklı geçirebileceğiniz nice bayramlara! :)

 

Evrim Ağacı Ekibi adına,

ÇMB

Doğa size hiçbir şey borçlu değil!

Katlettim, Oldu!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim