Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Davis'te bulunan Kaliforniya Üniversitesi’nden araştırmacılarının yaptığı bir çalışmaya göre ülkerin insan yaşamı üzerine beklentileri artıkça, soyları tehlike altında olan ve işgalci davranan tür sayısı da buna paralel olarak artıyor. 

Araştırmacılar, hangi faktörlerin soyları tehlike altında olan ve işgalci davranan memeli ve kuşlar ile en fazla ilgili olduğunu öğrenmek için 100 ülkenin sosyal, ekonomik ve ekolojik bilgilerini incelediler. İnsanların tahmini ömürleri bu tür araştırmalarda nadiren bulunsa da Ecology and Society’de yayınlanan çalışmaya göre, bu tahmini ömür süreleri vahşi yaşam alanlarına yönelik istila ve tehlikenin başlıca belirleyicisi. Yazarlar şöyle diyor: 

“İnsan yaşamının iyileştirilmesi aynı zamanda insanların daha uzun yaşamasına ve gezegeni daha uzun etkilemesinine neden oluyor; her yıl aynı zamanda karbon ayakizi, ekolojik ayakizi, doğal kaynakların kullanılması vs. için yeni bir yıl demek. Bu etkinin büyüklüğü daha fazla sayıda insan daha uzun yaşadıkça artıyor.” 

Yeni Zelanda, Avustralya, Endonezya, Filipinler ve ABD, tehlikedeki memeli ve kuş sayıları hakkında en yüksek yüzdelere sahip. Aynı zamanda bu devletlerin insanlarının tahmini ömürleri en yüksek seviyeler arasında bulunuyor.

Yeni Zelanda, %40’tan yüksek bir seviye ile en yüksek seviyede soyları tehlike altında olan kuş ve memeli barındıran ülke, aynı zamanda bu seviye çalışmadaki diğer ülkelerin en az iki katı! Yazarların dediğine göre, bu krizin büyük bölümünün sebebi izolasyon, yüksek endemizm (Bir bitki türünün dar bir bölgede sınırlanmış halde bulunması) ve son yıllardaki insan kolonileri olabilir. Makalede şöyle izah ediliyor:

“Yeni Zelanda, 700-800 yıl önce insanlar tarafından kolonize edilmeye başlandığından beri büyük bir yerel olmayan tür istilasına uğradı, ve bu istila felaket düzeyinde bir biyolojik çeşitlilik kaybına neden oldu.”

Afrika ülkeleri –çalışmada 26 tanesi vardı- soyları tehlike altında bulunan ve işgalci davranan memeli ve kuş sayıları bakımından en düşük seviyelere sahipler.

Araştırmacılar her ülke için, ekonomik değişkenleri (GSMH, ihracat/ithalat oranları, turizm, yetersiz beslenme, enerji verimliliği), ekolojik değişkenleri (tarım, yağış miktarı, su basıncı, kır korunumu, toplam biyoçeşitlilik), sosyal değişkenleri (yaşam süresi, yetişkin okuma-yazma oranı, böcek zehri yasaları, politik istikrar, devlet içinde kadınların katılımı) incelediler. İncelenen 100 ülke yaklaşık olarak dünya nüfusunun %87’sine sahipler ve dünya üzerinde kapladıkları alan dünyadaki toplam alanın yaklaşık olarak %74’ü. Yazarlar, bulgularından yola çıkarak şöyle belirtiyorlar: 

“Son 50 yıl içindeki insan aktivitesi, kayıt edilmiş tüm insan tarihinden daha fazla biyolojik çeşitliliğe etki etti.”

2005 Millennium Ecosystem Assessment’e göre dünya çapında, sago palmiyelerinin %52’sinin, amfibilerin %32’sinin, kozaklı ağaçların %25’inin, memelilerin %23’ünün ve kuş türlerinin %12’sinin soyu tükenme tehlikesi altında bulunuyor.

Çalışma aynı zamanda ülkelerin gayrisafi milli hasılaları artıkça, işgalci kuş ve memelilerin sayılarının artığını gösterdi. Ve biyolojik çeşitlik ile toplam arazi alanı artıkça, soyu tükenme sınıra gelen kuşların sayıları da arttı. Böcek zehirleri ile ilgili yönetmelilikler ile soyu tükenme altında olan/işgalci olan canlılar arasında bir bağlantı bulunamadı.

 

Not: Bu yazı Scientific American adresinden çevrilmiştir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 21/08/2019 19:57:57 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1653

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Doğru bir ifadenin zıttı yanlış bir ifadedir. Ancak derin bir gerçeğin zıttı, bir diğer derin gerçek olabilir.”
Niels Bohr
Geri Bildirim Gönder