İktisadi Epistemoloji ve Toplulaştırma Sorunu: Temsili Bireyin Faaliyetleri, Topluluğun Davranışına Genellenebilir mi?

Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

İktisadi Düşüncede Epistemolojik Farklılık

İktisadi düşünce tarihi geneli itibari ile epistemolojik olarak iki ayrı okula ayrılabilir. Bunlardan ilki "Klasik İktisat Geleneği" olarak nitelendirilen, öncüllüğünü Adam Smith, David Ricardo ve Karl Marx’ın yaptığı, 20. yy’da ise John M. Keynes ve Michal Kalecki gibi isimler başta olmak üzere takip ettiği düşünce okuludur. Diğeri de özellikle 19. yy’ın ikinci yarısında ortaya çıkan, kurucularının Leon Walras, Stanley Jevons ve Carl Menger olduğu "Neoklasik İktisat Geleneği"dir.

Klasik iktisatçılar kapitalizmi çözümlerken gerçek hayatta gözlemlenebilen fenomenleri açıklamaya çalışmışlardır. Olguları dikkate alarak sistemin dinamiğini ya da genel hareketini anlamaya yönelmişlerdir. Bir örnekle daha somut hale getirirsek; bu düşünce okulunun yöntemine göre bir doktor, insan kalbini anlamak için organın genel yapısını çözümleyip tüm faaliyetini, zaman içerisindeki hareketini, bu hareketi oluşturan etmenleri, var olan ve olası anomalileri, yani kriz hallerini dikkate alır. Nitekim tüm bunlar anlaşılmadan kalp sağlığındaki herhangi bir soruna da çözüm önermek mümkün değildir.

Diğer yandan 19. yy’ın ikinci yarısında ortaya çıkan ve günümüzde de anaakım iktisat olarak bilinen Neoklasik iktisat, kapitalizmi çözümlemekle boğuşmayı bir yana bırakıp ideal bir kapitalizm tasarlamaya koyulmuştur. Bu tasarlanan muhteşem kapitalizmi anlamak için kurulan modellerde, tektip, ultra rasyonel, birbirlerinden ve dış faktörlerden tamamıyla bağımsız insanlar ile milyonlarca homojen, aynı ürünü üreten ve piyasa hakkında tam bilgiye sahip firma, sistem içerisinde sürekli denge halinde seyreder. Neoklasik düşünce okulu, gerçek dünyadaki olguları bir yana bırakıp bu ideal bir şekilde tasarlanmış sistem üzerinden gerçekte var olan dünyayı anlamaya çalışır.

Bu yöntemi hasta örneğimiz ile somutlaştırırsak; doktor, insan kalbini anlarken tüm anomalileri, gerçekte var olan faaliyeti bir yana bırakıp insan için en ideal kalbi tasarlar. Bu kalp insanın sağlığının stabil bir şekilde devam ettiği kusursuz bir organdır. Dolayısıyla kalp krizi gibi anomaliler mantıklı olmayıp geçici ve insan sağlığı için önemsizdirler.

Toplulaştırma Sorunu

Neoklasik iktisat için toplulaştırma, ideal kapitalizmi kurmak için son derece gerekli olan mikroiktisadı makroiktisada bağlama yöntemidir. İnsanları, firmaları, malları, üretim faktörlerini ve fonksiyonlarını, teknolojiyi toplulaştırıp mikroiktisadı makroiktisada bağlar.

Bunun matematiksel olarak mümkün olabilmesi için Neoklasik iktisat teorisi, toplumdaki tüm insanların birbirinin tıpatıp aynısı, birbirlerinden ve dış faktörlerden bağımsız olarak kendi faydalarını maksimize edecek iktisadi kararlar verdiklerini varsayar. Firmaların ölçeklerini, teknolojilerini, ürettikleri ürünleri, sahip oldukları piyasa bilgisini yine tıpatıp aynı varsayar. Bu homojenlik, üretim fonksiyonu girdileri için de gereklidir. Bunların tamamı matematiksel olarak iktisadi birimler toplam formülünü kullanarak toplanık hale getirmeye izin veren ve mikroiktisadı makroiktisada bağlayabilmek için üretilmiş ad hoc varsayımlardır (Konuyla ilgili daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz.). 

Ekonominin üretim fonksiyonu aynı zamanda tekil temsili firmanın üretim fonksiyonudur. Ekonominin tüketim fonksiyonu yine aynı zamanda tekil temsili insanın tüketim fonksiyonudur. Fakat bu yöntem, klasik iktisat geleneğinin de vurguladığı ciddi bir problemi göz ardı ederek bilimsellikten uzaklaşır. İnsanlar gerçekte iktisadi davranışlarını sergilerken politikadan, dinden, milliyetçilikten, birbirlerinin düşüncelerinden, davranışlarından, tükettiklerinden ve bunlar gibi birçok dış faktörden etkilenirler. Tekil homojen bireyin toplulaştırılarak türetilen tüketim fonksiyonu, bu fenomenin ortaya çıkardığı karakteri yok sayar.

Temsili firma düşüncesi ile toplulaştırma, yine aynı şekilde, birbirlerinin pazar paylarını ele geçirip piyasa lideri olmaya çalışan, bunu yaparken adeta savaş halinde, üretim tekniğini sürekli geliştirip maliyet düşürerek ve ardından fiyat kırarak birbirlerini yok etmeye çalışan firmaların oluşturduğu bu rekabet dinamiği içerisinde vuku bulan özellikleri de göz ardı eder. Dolayısıyla homojen temsili aktörlerin oluşturduğu fonksiyonlar ile ulaşılan sonuç, bir bütün olarak birimlerin birbirleri ile etkileşiminin dikkate alındığı durumda ortaya çıkan sonuçtan çok farklıdır. Yani etkileşimin ortaya çıkardığı özellikler, etkileşimin olmadığı toplulaştırılmış birimlerin gösterdiği özelliklerden oldukça farklıdır. Buna doğa bilimlerinde "beliren fenomen" (İng.:emergent properties) adı verilir. Bu durum fizik ve biyolojide adeta temeldir. Klasik iktisatçılar da analizlerini yaparken bunu dikkate alırlar (Shaikh 2016, 84).

Beliren fenomen, fizikteki İdeal Gaz Yasası ile çok daha kolay anlaşılabilir.

P.V=R.n.TP.V=R.n.T

İdeal Gaz Yasasına göre, örneğin bir cam kabın içerisindeki gazın basıncı (P) ile hacminin (V) çarpımı, gaz parçacıklarının toplam sayısı (R) ile evrensel gaz katsayısı (n) ve sıcaklığın (T) çarpımına eşittir. Gazın, cisim içerisinde hareket eden parçacıklardan oluştuğu düşüncesi fizikte de bu mikro bakış açısını makro düzeye uyarlama girişimlerine neden oldu. Lakin bilim insanları, kap içerisinde sürekli hareket edip birbirlerine ve kabın duvarına çarpan sayısız ve düzensiz parçacıkların tekil patikalarını tespit etmenin kompleksiteden ötürü neredeyse imkansız olduğunu anladılar. Fakat kabın makroskobik yüzeyine çarpan parçacık sayısı, belirli bir zaman aralığında istatistiksel olarak eşitti. Basıncı ise parçacıkların kabın duvarlarına vurmasıyla meydana geliyordu. Parçacık sayısı arttıkça parçacıklar arasındaki çarpışma ve parçacıkların kabın duvarına çarpması artıyordu. Parçacıkların hızları ve çarpışması ile sıcaklık arasında da çok sıkı bir ilişki vardı. Dolayısıyla, belirli bir şekil içerisinde parçacıkların birbirleri ile olan ilişkisinin sonucu olarak beliren fenomen, İdeal Gaz Yasası için ön koşuldur. Buradan elde edilecek sonucun, temsili tekil parçacığın toplanıklaştırılarak türetildiği bir gaz formülasyonunun vereceği sonuçtan tamamıyla farklı olduğu açıktır. Dolayısıyla bu yasa yalnızca kısıtlı ve belirli bir şekil içerisindeki bütüne uygulanabilir.

Fizikteki bu bilimsel olgu tamamıyla iktisat için de geçerlidir. Dolayısıyla makroiktisadın mikro temelleri fikri bilimsel değildir. Kısaca etkileşimin dikkate alındığı bir bütünün ortalama aktörü, birimlerinin birbirinden ve dış faktörlerden tamamıyla bağımsız ve tıpatıp aynı olduğu tekil aktörden oldukça farklı ve sağlam sonuç verir.

Klasik iktisatta örneğin Adam Smith’in Görünmez El mekanizması fikri, iktisadi birimler arası ilişkiye dayanır. Dahası 1950’de patlak veren ve literatürde Cambridge Sermaye Tartışmaları olarak geçen akademik münakaşa yine bu konuyla alakalıdır. Tartışmanın özünü toplam sermayenin ölçümü oluşturur. Joan Robinson ve Piero Sraffa’nın başını çektiği İngiltere klasik iktisat geleneği Neoklasik üretim fonksiyonunu reddetmiştir. Bu fonksiyon içerisindeki sermayenin büyüklüğü kâr oranından önce ve ondan bağımsız olarak belirlenemez. Dolayısıyla kâr oranı sermayenin marjinal getirisi olarak sunulamaz. Kâr olgusunu belirleyen faktörlerin oluşumunda beliren fenomen temeldir. Sonuç olarak Neoklasik okulun bölüşüm teorisinin temelini oluşturan üretim faktörlerinin gelirlerinin üretimdeki marjinal verimliliğe dayandığı önermesi çöker (Sraffa 2010).

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • O. Özden. Neoklasik İktisat Genel Denge Modeli Ile Neyi Açıklar?. (2018, Aralık 12). Alındığı Tarih: 20 Ağustos 2019. Alındığı Yer: Evrim Ağacı
  • A. Shaikh. (2016). Capitalism: Competition, Conflict, Crises. ISBN: 978-0199390632. Yayın Evi: Oxford University Press.
  • P. Sraffa. (2010). Malların Mallarla Üretimi (Vol. 101). ISBN: 978-9944-122-56-6. Yayın Evi: Yordam Kitap.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 20/09/2019 11:49:30 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/7920

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bazı problemler öyle karmaşıktır ki, bilge biri onlar hakkında kararsız kalma hakkını kullanmalıdır.”
Anonim
Geri Bildirim Gönder