Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Tüm Reklamları Kapat

Hurda DNA Nedir? DNA’mızın Çoğu Hurda mı?

Hurda DNA Nedir? DNA’mızın Çoğu Hurda mı?
21 dakika
7,813

T. Ryan Gregory'nin Ontario şehrinde Guelph Üniversitesi'ndeki laboratuvarı, DNA'larının ortaya çıkmasını bekleyen ölü ve yaşayan canlılarla dolu genomik bir hayvanat bahçesi gibi: Akrepler kendi teraryumlarında gizlenmekte, tarantulalar kapların altında uyuklamaktadır. Evrimci bir biyolog olan Gregory ve öğrencilerinin Kuzey Kutbu'na yaptıkları keşif gezilerinde topladıkları dondurulmuş örümcekler ve kabuklular, sıvı azot içeren bej metal tanklarda tutulmakta; dik bir dondurucu bankasında ise yumuşakçalar, güveler ve böcekler bulunmaktadır. Meyve yarasalarına, Siyam dövüşçü balıklarına ve devekuşlarına ait genomların fuşya rengi, lekeli slaytları dolapları doldurmaktadır.

Gregory'nin bütün bu genomlara yönelik araştırmaları ona hayat hakkında büyük bir ders vermiş: Yaşam, en temel seviyesinde bir karmaşadır. Gregory'nin bunu göstermeyi en sevdiği yol, bir soğanın genom boyutunu bir insanınkiyle karşılaştıran “soğan testi” olarak adlandırdığı deneydir. Gregory’nin yüksek lisans öğrencisi Nick Jeffery, üniversite serasından aldığı taze soğan bitkisini test için laboratuvara getirdi. Bana tek kenarlı bir tıraş bıçağı uzattı, sonra ikimiz de soğan köklerini petri kaplarına doğradık. Garip bir parlaklığa sahip zümrüt renkli balçık, kabımı doldurdu. Oluşan renk o kadar çok dikkatimi dağıtmıştı ki tıraş bıçağıyla yüzük parmağımı kesmişim. Aslında böylelikle şırıngayla kan aldırmaktan da kurtulmuş oldum çünkü insan genomuna ait örnek benden alınacaktı. Jeffery ufak bir şişe çıkardı, ben de parmağımdan akan kanı bu şişenin ağzıyla sıyırdım. Soğan suyunu da şişeye döktükten sonra yeşil ve kırmızının karışarak akçaağaç şurubu rengi ve viskozitesine sahip bir sıvının ortaya çıkışını izledik.

Tüm Reklamları Kapat

DNA'ya yapışan floresan (ışınır) bir boyayı da ekledikten sonra Jeffrey, bu karışımı "akış sitometresi" olarak adlandırılan kutu gibi bir cihaza yerleştirdi. Bu cihaz soğan suyunu ve kanı, bir lazer ışını içinden geçecek şekilde püskürttü. Bir hücre lazer ışığıyla vurulduğu her seferde, DNA’sı mavimsi bir ışıltı verdi; daha büyük genomlar daha parlak bir şekilde parlıyordu. Veriler toplandıkça monitörde bir grafik halinde izliyorduk. Hücreler biri parlak biri sönük olarak iki farklı şekilde parlıyor ve bunlar grafikte iki tepe noktasına karşılık geliyordu.

Akış sitometresinde hücrelerin lazer ışığından geçmesi sağlanarak özellikleri ölçülüyor.
Akış sitometresinde hücrelerin lazer ışığından geçmesi sağlanarak özellikleri ölçülüyor.
BosterBio

Bir tepe noktası benim genomumu veya DNA'mın tamamını temsil ediyordu. Genomlar "baz" adı verilen genetik harflerle yazılmış biyolojik kitaplar gibidir. İnsan genomu yaklaşık 3.2 milyar harf (baz) içerir. Onları harf olarak yazdıracak olsak "Savaş ve Barış" romanından binlerce kez daha fazla sayıda sayfayı doldururlardı. Gregory ekrana doğru eğildi. 39 yaşında, kestane rengi keçi sakalı ve yoğun bakışları ile Heisenberg olarak nam salmadan önceki Walter White'a benziyordu. (Editör notu: Burada "Breaking Bad" adlı bir televizyon dizisine ve buradaki Walter White karakterine gönderme yapılmaktadır. Walter White sıradan bir kimya öğretmenidir. Ancak uyuşturucu üretimine başladıktan sonra suç dünyasında Heisenberg adıyla bilinmeye başlar.) Dikkatleri soğanın grafikteki tepe noktasına çekti. Soğan genomunun benimkinden beş kat daha büyük olduğunu göstererek şöyle dedi:

Tüm Reklamları Kapat

Soğan kazandı.

Aslında, soğan her zaman kazanır...

Ama neden? Neden bir soğan, bir insandan çok daha fazla genetik malzeme taşır ki? Ya da neden geniş ayaklı semender (65.5 milyar baz), Afrika akciğer balığı (132 milyar baz) veya Paris kamelya çiçeği (149 milyar baz) bizden daha fazla genetik malzemeye sahiptir? Bu organizmalar bizden daha karmaşık görünmüyorlar. Bu yüzden Gregory, bu canlıların fazladan DNA'larla daha çok şey başardıkları fikrini reddederek bunun yerine, ilk olarak 1970'lerde geliştirilen ama bugün bile hala şaşırtıcı olan bir fikri savunuyor: Bir hayvanın ya da bitkinin genom büyüklüğünün, onun karmaşıklığıyla esasen hiçbir ilgisi yoktur çünkü DNA'sının büyük bir çoğunluğu safi gereksizdir.

İnsan genomu yaklaşık 20.000 gen, yani proteinleri kodlayan DNA şeritleri içermektedir. Fakat bu genler toplam genomun sadece yüzde 1,2'sini oluşturmaktadır. Diğer yüzde 98,8 kodlamayan DNA olarak bilinir. Gregory bir kısım kodlamayan DNA'nın gerekli olmasına rağmen çoğunun muhtemelen hiçbir işe yaramadığına inanıyor. Yakın bir zamana kadar da birçok biyolog böyle düşünüyordu: Genomu ellerindeki en iyi araçlarla inceleyen bu biyologlar, kodlamayan DNA'nın sadece küçük bir kısmının herhangi bir işleve sahip olduğuna dair emare gösterdiği yargısına varmışlardı.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Fakat bu durum son birkaç yılda değişti. Son zamanlardaki çalışmalar, kodlamayan DNA’mızın daha iyi bilinen genlerimiz kadar hayatta kalmamız için önemli olduğunu ortaya çıkardı. Örneğin kodlama yapmayan DNA'nın birçoğu, döllenmiş bir yumurtadan sağlıklı bir yetişkin olana kadarki gelişimimize rehberlik eden molekülleri kodlayabilir. Bu kodlamayan DNA parçaları hasar görürse, hangi parçaların etkilendiğine bağlı olarak, beyin hasarı veya kanser gibi yıkıcı sonuçlara maruz kalabiliriz. Genom üzerine yapılan büyük ölçekli çalışmalar sayesinde pek çok araştırmacı, insan genomunun tahmin edilenden daha fazla aktif olabileceğini düşünmeye başlamıştır.

Ocak ayında, Ulusal Sağlık Enstitüleri müdürü Francis Collins, bu konu hakkındaki fikirlerinin nasıl değiştiğine dair bir yorumda bulundu. San Francisco’daki bir sağlık konferansında, bir dinleyici ona hurda DNA’yı sordu. Collins şöyle cevap verdi:

Bu terimi artık kullanmıyoruz. Genomun herhangi bir parçasını çıkarıp atabileceğimizi söylemekle çok kibirli davranmışız; sanki işlevsel olmadığını söylemek için yeterince şey biliyormuşuz gibi.

Bir zamanlar bilim insanlarının genomda boş boş yer kapladığını düşündükleri DNA'ların çoğu, Collins’in ifadesiyle, "işe yarar çıkmıştı."

T. Ryan Gregory, Guelph Üniversitesi'ndeki laboratuarında.
T. Ryan Gregory, Guelph Üniversitesi'ndeki laboratuarında.
Jamie Campbell (New York Times)

Diğer taraftan Gregory ve onun gibi düşünen biyologlar için bu fikir sadece mantıksız değil, aynı zamanda tehlikelidir de. Onlara göre hurda DNA fikrine karşı çıkış, az sayıdaki delil üzerinden yapılan aşırı yorumlamalara ve genomla ilgili yıllar süren sağlam temelli araştırmaları kasıtlı bir şekilde gözardı etmeye dayanmaktadır. Hurda DNA fikrinin savunucuları rakiplerine bilimsel toplantılarda meydan okuyup biyoloji dergilerinde ayrıntılı eleştiriler yazdılar ve sosyal medyada yorum yaptılar. Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin resmi Twitter hesabı, Collins'in artık “hurda DNA” terimini kullanmamak gerektiği ile ilgili iddiasını aktardığında Berkeley'deki California Üniversitesi'nde profesör olan Michael Eisen küfürlü bir tweet attı.

Hurda DNA savaşları biyolojinin sınırlarında oluyor ama bu savaşlar gerçekten de son 200 yılda ortaya çıkan entelektüel mücadelenin ancak son dönemde ortaya çıkan çekişmeleri. Charles Darwin'in Evrim Teorisi’ni dile getirmesinden önce çoğu natüralist, doğadaki fenomenleri - bir orkide çiçeğinin taç yapısından bir akbabanın gagasına kadar - Tanrı tarafından tasarlanan şeyler olarak görüyorlardı. Darwin'den sonra ise onları doğal seçilimle üretilen tasarımlar olarak görmeye başladılar. Ancak en büyük biyologlarımızdan bazıları, bir organizmada keşfettiğimiz her şeyin özel bir adaptasyon ürünü olması gerektiği fikrine karşı durdular. Bu biyologlara göre tam olarak etkin bir genom, sınırsız deneme yanılma sonucu her bir türün katıksız bir rastlantıyla ortaya çıkmasıyla veya tesadüfi varoluşumuzla tutarsızlık içindeydi. Milyarlarca DNA ve RNA zincirlerine baktıklarında bazı biyologlar hassas ayara sahip bir makine görüyorken, Gregory'nin de dahil olduğu diğerleri ise dağınık/pasaklı fakat ihtişamlı bir karmaşıklık görüyor.

Tüm Reklamları Kapat

1953'te Francis Crick ve James Watson, Nature dergisinde DNA'nın çift sarmal yapısını ortaya koyan kısa bir makale yayınladı. Bunun ardından diğer biyologları içine alan bir keşif seli başladı ve sonunda birçok biyolog Nobel Ödülü aldı. Canlıların nasıl büyüdüğü ve ürediğine dair daha önce görülmemiş derin bir anlayışa kavuşuldu. Bilim insanları öğrendiler ki DNA'dan bir protein elde etmek için bir hücre, RNA adı verilen bir molekül kullanarak ilgili genin tek iplikli bir kopyasını oluşturuyor ve daha sonra RNA'yı bir kılavuz olarak kullanarak karşılık gelen bir protein üretiyordu.

Bu araştırma, bilim insanlarının genomun çoğunlukla protein kodlayan DNA'dan oluştuğunu sanmasına neden oldu. Ama sonunda bilim insanları bu varsayımın gerçekle örtüşmediğini anladılar. 1964'te Alman biyolog Friedrich Vogel, ortalama bir insanın taşıması gereken genlerin kaba bir hesaplamasını yaptı. (Vogel'den önce hücrelere mikroskoplarla bakılıp boyutları, DNA'yı boyama yoluyla ölçülerek insan genomunun ne kadar büyük olduğu zaten keşfedilmişti.) Vogel’in bulgularına göre insan genomu sadece genlerden ibaret idiyse, tahminlerine göre 6.7 milyon genin olması gerekirdi. Vogel bu rakamdan bahsettiği makalesini Nature'da yayımladığında ‘’rahatsız edici derecede yüksek’’ bir sayı olduğunu da kabul etti çünkü hücrelerimizin 6.7 milyon protein ya da bu rakama yakın protein ürettiğini gösteren hiçbir kanıt yoktu.

Vogel, genomun birçoğunun gerekli ama kodlamayan DNA'lardan oluştuğunu ve bu türden DNA'ların, muhtemelen, açma ve kapatma mekanizması olarak çalıştığını düşünüyordu. Ancak diğer bilim insanları bu fikrin bile matematiksel olarak anlam ifade etmediğini anladı. Şöyle ki genelde her bebek yaklaşık 100 yeni mutasyonla doğar. Eğer genomun her parçası gerekliyse, bu mutasyonların birçoğu önemli doğum kusurlarına yol açardı, kusurlar kuşaklar boyunca çoğalır ve dolayısıyla bir yüzyıldan az bir sürede türlerin soyu tükenirdi.

Bu paradoksla yüzleşen Crick ve diğer bilim insanları 1970'lerde yeni bir genom vizyonu geliştirdiler. Bu görüşe göre genom, kodlayan DNA yerine çoğunlukla kodlamayan DNA'dan oluşuyordu. Dahası, kodlamayan DNA'nın çoğu önemsiz, yani bizim için hiçbir şey yapmayan DNA parçalarıydı. Bu biyologlar, bazı hurda DNA’ların gen olarak başladığını ancak daha sonra mutasyonlarla devre dışı bırakıldıklarını iddia ettiler. "Yer değiştirebilen ögeler" olarak adlandırılan diğer parçalar ise parazitler gibiydi, yani zararsız bir şekilde genoma yeniden eklendiklerinde kendilerinin yeni kopyalarını oluşturuyorlardı.

Tüm Reklamları Kapat

Hurda DNA’nın kabulü, o tarihte biyolojide büyük bir eğilimin parçasıydı. Pek çok bilim insanı, biyolojik sistemlerin evrim tarafından şaşmaz bir şekilde “iyi tasarlanmış” olduğu varsayımını sorgulamaktaydılar. The Proceedings of the Royal Society of London'ın 1979 tarihli bir makalesinde her ikisi de Harvard Üniversitesinden olan biyologlar Stephen Jay Gould ve Richard Lewontin, her özelliğin temel bir işlevi olduğunu açıklamak için çok sayıda bilim insanının havalı hikayeler anlatmaya hevesli olmalarından şikayetçiydiler. Bu bilim insanları boynuzdan tutun da kıskançlığa kadar olan her özelliği doğal seçilimin bir amaç için biçimlendirdiği adaptasyonlar olarak görme eğilimindeydiler. Gould ve Lewontin, bu alışkanlığa, Voltaire'in "Candide" adlı kitabından esinlenerek "Panglossçu paradigma" adını verdiler. Kitapta, alık Profesör Pangloss ölüm ve felaket karşısında bile “mümkün olanın en iyisi” ni yaşadığımızda ısrar ediyordu. Gould ve Lewontin doğal seçilimin çok güçlü olduğunu yadsımıyorlardı elbette; sadece türlerin neden böyle olduklarının tek açıklaması olmadığını vurguluyorlardı. Örneğin erkek meme ucu bir adaptasyon değildir; sadece öyle olagelmiştir.

Gould ve Lewontin daha geniş bir evrim vizyonu ihtiyacı içindeydiler. Bu vizyonda diğer güçlere, tesadüfe ve tarihsel ihtimallere, farklı yaşam seviyelerinde ortaya çıkan süreçlere yer vardı. Gould buna “çoğulculuk” adını verdi. O zamanlar genetikçiler insan genomunun moleküler sırlarını daha yeni keşfetmekteydiler. Gould ve Lewontin ise çoğulculuk lehine ve Panglossçuluk aleyhine pek çok kanıt gördüler. Herhangi iki kişi genomlarında milyonlarca farklılığa sahiptir. Bu farklılıkların çoğu, doğal seçilimin yönlendirici gücünün bir sonucu olmayıp sadece rastgele mutasyonlarla (iyi veya zararlı herhangi bir etki yaratmadan) ortaya çıkmaktadır.

Crick ve diğerleri, hurda DNA fikrini savunmaya başladıklarında benzer bir 'özensiz/çapaçul doğa' vizyonundan etkilenmişlerdi. Tıpkı erkek memelerinin evrimin işe yaramaz bir eseri olması gibi, teorilerinde de genomumuzun çoğunluğunun işe yaramaz olduğu fikrindeydiler. Makine benzeri mükemmellikten çok uzakta olan genom, işe yaramaz talimatlarla dolu bir karalama kağıdı veya zararsız parazitlerin kapladığı bir konak gibidir. Crick ve meslektaşları, yer değiştirebilen ögelerin bizim için önemli bir şey yapmalarından ziyade kendilerini kopyalayabilmek adına bizi sömürebildikleri için genomumuzda yaygın olarak var olduklarını öne sürdüler. Gould; Crick ve diğerleriyle paylaştığı fikir birlikteliğinden memnundu. Yer değiştirilebilen ögelerin minyatür organizmalar gibi davrandığını; konak genomlarına yeni kopyalar ekleme konusunda daha iyi olma yolunda evrimleştiklerini öne sürdü. Bizim genomlarımız onların okyanusları, savanlarıydı. Gould 1981'de şunları yazıyordu:

Onların [yer değiştirebilir ögelerin] yaptığı şey sadece Darwin'in oyununu oynamak. Ama bunu 'yanlış bir seviyede' yapıyorlar. [E.N.: Gould burada 'yanlış bir seviye' demekle 'beklemediğimiz bir seviye'yi kastetmiştir.]


Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Einstein Bulmacası

Einstein meşhur bulmacasını çocukken tasarlamıştı. Beş komşu ve bir balık hakkındaki bu hain problem öyle akıllıcaydı ki Einstein bu soruyu her elli kişiden yalnızca birinin çözebileceğini öne sürmüştü. Ama bu sadece başlangıç…
Çözememenin verdiği sinirle fırlatılan kitap yaralayıcı olabilir !
Bu kitapta, şimdiye dek tasarlanmış en şaşırtıcı zihin açıcılarla karşılaşacaksınız. Üç kapıdan birini seçerken, sürpriz partinin hangi gün olacağına dair tahmin yürütürken ya da bilgisayarınıza düşen ve bir şekilde hep doğru çıkan maç tahmini e-postalarının güvenilirliğini hesaplarken gri hücreleriniz fazla mesai yapacak.
Çözümü bulmanız halinde ne kadar gururlansanız hakkınız. Ama aksi durumda lütfen sorumlu okurluğu elden bırakmayın; çözememenin verdiği sinirle fırlatılan kitap yaralayıcı olabilir.

Devamını Göster
₺60.00
Einstein Bulmacası

T. Ryan Gregory Guelph Üniversitesi'ndeki laboratuvarında DNA çalışmaları için örümceklerden hücre topluyor.
T. Ryan Gregory Guelph Üniversitesi'ndeki laboratuvarında DNA çalışmaları için örümceklerden hücre topluyor.
Jamie Campbell (New York Times)

Gould'un bu sözleri yazmasından kısa bir süre sonra, bilim insanları tüm insan genomunun tam dizisini çözmek üzere işe koyuldular. 2001 yılında, Gould'un ölümünden kısa bir süre önce, ilk taslaklarını yayınladılar. Ölü genlerin ayırt edici özelliklerini taşıyan binlerce segment tespit edip milyonlarca yer değiştirebilen öge buldular. İnsan Genomu Projesi ekibi DNA'mızın, protein kodlayıcı genlerin oluşturduğu izole vahaların etrafında sadece "kodlamayan 'hurda' DNA'ların bulunduğu geniş çorak çöller"den oluştuğunu açıkladı.

Hurda DNA teorik bir argüman olarak başlamıştı. Ama şimdi evrimimizdeki keşmekeşlik, herkes görebilsin diye gözler önüne serilmişti.

Harvard Üniversitesi'nin Kök Hücre ve Rejeneratif Biyoloji Bölümü'nün üçüncü katı, genomu tamamen farklı bir şekilde görmek isteyenler için gidilecek en iyi yerdir. Dağınık tezgahlardan, dizileme makinelerinden ve mikroskoplardan oluşan labirentvari olan bu yer, bir kaykayın tepesinde iken biyolojik soruları düşünmeyi seven, eski ve sıkı bir snowboardcu olan 38 yaşındaki John Rinn'in laboratuvarıdır. Rinn, bir zamanlar hurda olarak sınıflandırılmış ama aslında yaşam için gerekli, kodlamayan DNA parçalarının izini süren bir düzineden fazla araştırma projesini burada denetlemektedir.

Rinn RNA üzerine çalışmalar yürütüyor olmasına rağmen, hücrelerimizin protein yapmak için bir şablon olarak kullandığı RNA üzerine değil. Bilim insanları, insan genomunun diğer RNA türlerine ait bazı genler içerdiğini uzun zamandır biliyorlardı. Bu RNA türleri, proteinlerin yapı taşlarını birbirine kaynaştırmaya yardım etmek gibi hücredeki diğer işleri gerçekleştiren bazlardır. 2000'li yılların başlarında Rinn ve diğer bilim insanları insan hücrelerinin, sadece kodlayan parçaları değil aynı zamanda DNA'nın binlerce parçasını okuduklarını ve süreç içinde RNA molekülleri ürettiklerini keşfettiler. Bu RNA moleküllerinin bazı hayati işlevlere hizmet ediyor olup olmadıkları ise bir merak konusuydu.

Stanford Üniversitesi'nde doktora sonrası araştırmacısı olan Rinn, bu yeni RNA moleküllerinden birinin önemli bir rolünün olduğunu göstermeye karar verdi. Birkaç yıl aradan sonra Rinn ve profesör Howard Chang, garip bir şekilde bel altındaki deri hücreleri tarafından üretilip de bel üstü hücreleri tarafından üretilmeyen bir RNA molekülü üzerine yoğunlaştılar. Rinn ve Chang, bu modelin bir anlamı olmayabileceğinin farkındaydılar ancak yine de araştırmaya başladılar. Esrarengiz moleküllerine bir isim vermeleri gerekiyordu; komiklik olsun diye HOTAIR’i seçtiler. (‘’Eğer sonuçlar 'hot air’ olursa [boşa çıkarsa] en azından denedik deriz.’’ diyor Rinn.) 

Rinn, HOTAIR’in yaptığı şeyi anlamak için deri hücreleri üzerinde bir dizi deney yaptı. HOTAIR moleküllerini dikkatlice hücrelerden çıkardı ve diğer moleküllere bağlı olup olmadıklarını görmek için inceledi. Gerçekten de Polycomb adında bir proteine yapışmışlardı.

Polycomb, döllenmiş bir yumurtadan oluşan hayvanların gelişimi için gerekli olan bir protein grubuna aittir. Polycomb grubuna ait proteinler, genleri farklı şekillerde açıp kapatmaları sayesinde hücrelerin tekdüze kümelenmesini sağlayarak kemik, kas ve beyin oluşturabilirler. Polycomb, bir dizi geni mandallayarak onların protein yapmasını engeller. Rinn’in araştırması, HOTAIR’in Polycomb için bir çeşit rehber olarak çalıştığını ortaya çıkardı. HOTAIR, Polycomb'a bağlanarak DNA'larımızda susturulması gereken genlerin bulunduğu noktalara kadar hücre ormanında ona eşlik ediyordu.

Rinn 2007'de bu sonucu açıkladığında diğer genetikçiler hayrete düştü. Rinn'in makalesini yayımlayan Cell dergisi, bunu en önemli araştırmalardan biri olarak ve 'devrim niteliğinde' diyerek lanse etti. Geçtiğimiz yıllarda, Chang ve diğer araştırmacılar daha sofistike araçlar kullanarak HOTAIR’i incelemeye devam ettiler. Örneğin, HOTAIR geninden yoksun olan fareler yetiştirerek onların bodur bilek ya da malforme omurga geliştirdiğini buldular. Öyle görünüyor ki HOTAIR sadece deride değil, iskelette ve diğer dokularda da, büyük olasılıkla vücudun her yerinde, önemli işler gerçekleştirmekteydi.

2008 yılında Harvard’da çalışmaya başlayan Rinn, yeni laboratuvarını daha fazla HOTAIR benzeri moleküller bulma umuduyla kurdu. Ziyaretine gittiğim ilk gün, Diana Sanchez adlı araştırma görevlisi arkadaşı, fare embriyosunu fasulye tanesi büyüklüğünde kesiyordu. Yanındaki buz dolu kasenin içinde hassas bir şekilde kesip çıkardığı parçaları (karaciğer, bacak, böbrek, akciğer) koymak için laboratuvar tüpleri vardı. Bu örneklerde RNA moleküllerini yapan hücreler aranacaktı. Rinn ve ben, incelemelerini yapmak için Sanchez'i tek başına bıraktıktan sonra Martin Sauvageau'ya rastladık. Mavi gözlü bir Quebec'li olan Sauvageau'nun elinde, her biri bir fare beyninden kesit içeren, farklı RNA molekülleri oluşturan hücreleri gösteren boyalı slaytların olduğu bir kutu vardı. Abbie Groff adında pembe saçlı bir öğrenciyle slaytlara bakmak için karanlık bir mikroskop odasına giden Sauvageau'ya ben de katıldım. Bir slaytta farenin beyni, gök mavisi bir bıyık takmış gibi görünüyordu. Groff'a göre, her desen bir sürpriz demekti. Bir keresinde, bir farenin vücudunda, her biri bir kıl kökünü çevreleyen binlerce minik halka oluşturan bir RNA molekülü keşfetmişti. Groff bu desenlerle ilgili şöyle diyor:

Sabah gelip bir bakıyorsunuz, her şey, içinden ne çıkacağı belli olmayan sürpriz yumurta gibi...

Aralık 2013'te, Rinn ve meslektaşları yaptıkları araştırmanın ilk sonuçlarını yayınladılar. Araştırma sonucunda, bir farenin hayatta kalabilmesi için gerekli olan yeni üç adet potansiyel RNA geni bulundu. Bilim insanları, potansiyel genlerin her birini araştırmak için farelerdeki iki kopyadan birini çıkarmışlardı. Fareler çiftleştiğinde, embriyolarının bir kısmı genin iki kopyasına, bir kısmı ise sadece bir kopyasına sahipti; bazısındaysa hiçbir kopya yoktu. Bu üç DNA parçasından yoksun olan fareler, rahimde ya da doğumdan kısa bir süre sonra ölmüştü. Rinn bulgularla ilgili şöyle diyor:

Tüm Reklamları Kapat

Bir parça hurda DNA'yı çıkarıyorsun ve fare ölüyor. Eğer bu durumu eleştirmek istiyorsanız, buyurun. Ama ben yaşam için gerekli olan yeni bir genom parçası bulduğumdan gayet eminim.
John Rinn, Harvard'daki laboratuarında.
John Rinn, Harvard'daki laboratuarında.
Jamie Campbell (New York Times)

Bilim insanları önemli gibi görünen yeni RNA molekülleri buldukça aralarından birkaç tanesini seçip moleküler detaylarını inceliyorlar. Rinn, FIRRE adını verdiği yeni bir RNA molekülünü göstermek için beyaz tahtaya ilmekleri olan çizgiler çizerek "Ben bu moleküle tamamen aşığım” diyor. (Editör notu: Firre, X kromozomu üzerinde yer alan kodlamayan ve uzunca bir RNA türüdür.) Rinn’in ekibinin FIRRE ile yaptığı deneyler onun, üç farklı kromozomu bir kerede yakalayıp bir araya getirerek muhteşem bir kement hareketini gerçekleştirdiğini gösteriyor. Rinn, genomlarımızda kodlanmış binlerce RNA molekülünün benzer görevler gösterdiğini tahmin ediyor: DNA'yı bükmek, ayırmak, belirli proteinlerle temasa sokmak gibi DNA'nın tek başına asla gösteremeyeceği tarzda hünerler... Rinn bu teori hakkında şunları söylüyor:

Bu, genomik bir origami sanatı. Her hücre aynı kağıt parçasına sahip: Kök hücre, beyin hücresi, karaciğer hücresi... Bunların hepsi aynı kağıttan yapılmış. Kağıttan uçak mı veya ördek mi yapacağınız bu kağıdı nasıl katladığınıza bağlı. Önemli olan kağıdı katlayarak vereceğiniz şekildir. Bu, biyolojinin 3 boyutlu kodu olmalı.

Bazı biyologlara göre Rinn’inki gibi keşifler, genomumuzda gizli kalmış bir hazine deposuna işaret ediyor. Bu biyologlar birkaç RNA molekülünün çok önemli olduğunun ortaya çıkması sebebiyle, kodlamayan genomun geri kalanının da zenginliklerle dolu olduğunu düşünüyorlar. Onların bu kanıları, Gregory ve diğerlerinin gözünde, Dr. Pangloss'a yakışır göz kamaştırıcı bir iyimserlik. Halbuki Gregory ve onun düşüncesinde olanlar, bu araştırmanın bizi nereye götüreceği konusunda karamsarlar: Hücrelerimizin ürettiği RNA moleküllerinin çoğu muhtemelen HOTAIR'in ve FIRRE’nin yaptığı gibi temel işlevler yerine getiremez. Hatta, RNA üreten proteinler zaman zaman hurda DNA ile çarpıştığında ne oluyorsa bundan daha fazlasını bile yaratamazlar. Gregory ile birlikte PLOS Genetics’de hurda DNA savunmasını yapan ve Toronto Üniversitesi'nde biyokimyacı olan Alex Palazzo şöyle diyor:

'Buldum! İşte Amerika!' diyorsun ama muhtemelen bulduğun şey kuru gürültüden başka bir şey değil.

Palazzo ve meslektaşları, insan genomundaki büyük ölçekli yeni araştırmalar hakkında zafer edasıyla yapılan bildirgeleri pek uygun bulmuyorlar. Örneğin, Ulusal Sağlık Enstitülerince gerçekleştirilen bir projenin basın bildirgesinde şunlar söylendi:

İnsan genomunda 'hurda DNA' olarak adlandırılan şeyin çoğu aslında genlerimizin aktivitesini düzenleyen milyonlarca anahtar içeren büyük bir kontrol panelidir.

Gregory gibi araştırmacılar bu tür bir ifadenin eldeki kanıtları çok aştığını düşünüyorlar. Gregory kodlamayan DNA'ya ait yararlı parça arayışını, sahilde gömülü altını bulmak için metal detektörü kullanılmasına benzetiyor:

Tüm Reklamları Kapat

Plajı tarama fikri harika bir fikir! Ancak metal dedektörünüzün herhangi başka bir metale tepki verdiğinde sinyal vermediğinden emin olmanız gerekir. Bunu yerine getirmezseniz, şişe kapağı ya da çivi de bulabilirsiniz.

Gregory, genomu daha yakından incelediğimizde daha çok şişe kapağı ve çivi bulacağımızı tahmin ediyor. Gregory ve diğerlerinin öne sürdüğü bu tahmin, genomumuzun derin evrimsel tarihine dayanıyor. Milyonlarca yıl boyunca esas genler çok fazla değişmezken, hurda DNA birçok zararsız mutasyona uğradı. Oxford Üniversitesi'ndeki bilim insanları, insan genomundaki her noktanın son 100 milyon yıldaki evrimsel değişimini ölçtüler. Çalışmanın yazarı Chris Ponting şunları söylüyor:

Şunu tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki DNA'mızın yüzde 8'inin -artı ya da eksi yüzde 1 diyelim- fonksiyonel olduğunu düşünüyorum. Kalan yüzde 92 o kadar önemli görünmüyor.

Gregory gibi araştırmacılara göre, iyi niyetli yaratılışçıların Darwin'den önceki günlere geri dönmek için hurda DNA ile ilgili düşüncelerdeki son değişiklikleri kullanmaları bir tesadüf değil. (Yaratılış Araştırmaları Enstitüsü, kodlamayan DNA ile ilgili yakın tarihli çalışmaların ‘’Yaradan Tanrımız tarafından muhteşem bir şekilde yaratıldığımızı açıkça ortaya koyduğunu" ifade etmişti.)

Bu tartışma bir bakıma, 1859 tarihli "Türlerin Kökeni" adlı kitabı ile doğal seçilimi doğal bir “tasarımcı” olarak algılamamıza izin veren Darwin'e uzanıyor. Darwin hayatının ilerleyen dönemlerinde evrimin doğal seçilimden ibaret olmadığını vurguladı çünkü pek çok okuyucunun gözünde Darwin, doğal seçilimin yaşamın çeşitliliğinin ardındaki tek güç olduğunu düşünüyordu ve o, insanların kendisini yanlış anlamasından bıkmıştı. Darwin, 1872'de altıncı baskı için Türlerin Kökeni’ni güncellediğinde "Süregiden yanlış anlamaların gücü ne kadar da büyük!" diye yakınıyordu. Aslında Darwin, evrimi yönlendirebilecek diğer güçler [varyasyonlar gibi] hakkında oldukça açık fikirli olduğunu ‘’bilgisizliğimizden göremediğimiz [farkında olmadığımız] varyasyonlar aniden ortaya çıkıyor gibi görünüyor” satırlarıyla yansıtıyordu.

Darwin genomlar hakkında kesinlikle bilgisizdi; hatta onun ölümünden onlarca yıl sonra bilim insanları da. Ancak Gregory genomların, Darwin'in aklındaki adaptasyon ve rastlantısallık fikirlerinin bir karışımını somutlaştırdığını ileri sürüyor. Milyonlarca yıl boyunca insan genomu, işe yaramaz gen kopyalarıyla ve yeni eklenen yer değiştirebilir ögelerle şişerek kendiliğinden daha da büyüdü. Tüm bu fazladan yük aslında çok ağır olmadığından atalarımız bunun altında ezilmeyip kaldırabildiler, ağır hasta da olmadılar. Ayrıca tüm bu fazladan DNA'ları kopyalamak, diğer görevler için gerekli olan enerjiyi kullanmalarını da gerektirmedi. Genoma sonsuz miktarda hurda ekleyemediler ama oldukça fazlasını da kaldırabildiler. Bu arada şunu da belirtelim: Esas gene zarar vermeden hurda geni çıkarma işi, her bir ölü geni ya da yer değiştirebilen ögeyi ortadan kaldırabilmek için yüklü miktarda protein gerektirecekti. Çöpünü atmayan bir genom hastalıklarla savaşmak ya da çocuk sahibi olmak için daha fazla kaynak ayıracağından, hurdasından kurtulmak için evrimleşen bir genom, bu türden pasaklı genomlara karşı savaşı kaybedecektir.

Gregory, yaşamın her zaman mükemmelliğe evrimleştiğini düşünmekten vazgeçersek, laboratuvarındaki devasa genomlara sahip kan revan içindeki slaytların daha fazla anlam kazanacağını düşünüyor. Ona göre hurda DNA, evrimin başarısızlığının bir göstergesi değil; daha ziyade, evrimin yavaş ama pasaklı zaferinin delilidir.

Alıntı Yap
Okundu Olarak İşaretle
8
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 3
  • Tebrikler! 3
  • Bilim Budur! 2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Umut Verici! 2
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 02/12/2022 05:08:11 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/5391

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Tüm Reklamları Kapat
Size Özel (Beta)
İçerikler
Sosyal
Türkiye
Kitap
Yeni Koronavirüs
Wuhan Koronavirüsü
Sinir
Canlı
Mucize
Olasılık
Göğüs
Editör Seçkisi
Jeoloji
Abd
Hızlı
Teknoloji
Primat
Makine
Covıd-19
Bilim Tarihi
Samanyolu Galaksisi
Kamuflaj
Hamilelik
Bilim İnsanı
Balıklar
Deizm
Kültür
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Gönder
Ekle
Soru Sor
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Alıntı Yap
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
C. Zimmer, et al. Hurda DNA Nedir? DNA’mızın Çoğu Hurda mı?. (12 Mayıs 2018). Alındığı Tarih: 2 Aralık 2022. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/5391
Zimmer, C., Sever, M. Ç., Özdil, A. Ş. (2018, May 12). Hurda DNA Nedir? DNA’mızın Çoğu Hurda mı?. Evrim Ağacı. Retrieved December 02, 2022. from https://evrimagaci.org/s/5391
C. Zimmer, et al. “Hurda DNA Nedir? DNA’mızın Çoğu Hurda mı?.” Edited by Ayşegül Şenyiğit Özdil. Translated by Meltem Çetin Sever, Evrim Ağacı, 12 May. 2018, https://evrimagaci.org/s/5391.
Zimmer, Carl. Sever, Meltem Çetin. Özdil, Ayşegül Şenyiğit. “Hurda DNA Nedir? DNA’mızın Çoğu Hurda mı?.” Edited by Ayşegül Şenyiğit Özdil. Translated by Meltem Çetin Sever. Evrim Ağacı, May 12, 2018. https://evrimagaci.org/s/5391.

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Paylaş
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'ndaki reklamları, bütçenize uygun bir şekilde, kendi seçtiğiniz bir süre boyunca kapatabilirsiniz. Tek yapmanız gereken, kaç ay boyunca kapatmak istediğinizi aşağıdaki kutuya girip tek seferlik ödemenizi tamamlamak:

10₺/ay
x
ay
= 30
3 Aylık Reklamsız Deneyimi Başlat
Evrim Ağacı'nda ücretsiz üyelik oluşturan ve sitemizi üye girişi yaparak kullanan kullanıcılarımızdaki reklamların %50 daha az olduğunu, Kreosus/Patreon/YouTube destekçilerimizinse sitemizi tamamen reklamsız kullanabildiğini biliyor muydunuz? Size uygun seçeneği aşağıdan seçebilirsiniz:
Evrim Ağacı Destekçilerine Katıl
Zaten Kreosus/Patreon/Youtube Destekçisiyim
Reklamsız Deneyim
Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Önizleme
Görseli Kaydet
Sıfırla
Vazgeç
Ara
Raporla

Raporlama sisteminin amacı, platformu uygunsuz biçimde kullananların önüne geçmektir. Lütfen bir içeriği, sadece düşük kaliteli olduğunu veya soruya cevap olmadığını düşündüğünüz raporlamayınız; bu raporlar kabul edilmeyecektir. Bunun yerine daha kaliteli cevapları kendiniz girmeye çalışın veya diğer kullanıcıları oylama, teşekkür ve en iyi cevap araçları ile daha kaliteli cevaplara teşvik edin. Kalitesiz bulduğunuz içerikleri eleyebileceğiniz, kalitelileri daha ön plana çıkarabileceğiniz yeni araçlar geliştirmekteyiz.

Soru Sor
Aşağıdaki "Soru" kutusunu sadece soru sormak için kullanınız. Bu kutuya soru formatında olmayan hiçbir cümle girmeyiniz. Sorunuzla ilgili ek bilgiler vermek isterseniz, "Açıklama" kısmına girebilirsiniz. Soru kısmının soru cümlesi haricindeki kullanımları sorunuzun silinmesine ve UP kaybetmenize neden olabilir.
Görsel Ekle
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform, aklınıza takılan soruları sorabilmeniz ve diğerlerinin sorularını yanıtlayabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Gerçekten soru sorun, imâdan ve yüklü sorulardan kaçının.
Sorularınızın amacı nesnel olarak gerçeği öğrenmek veya fikir almak olmalıdır. Şahsi kanaatinizle ilgili mesaj vermek için kullanmayın; yüklü soru sormayın.
2
Bilim kimliğinizi kullanın.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla sorular ve cevaplar, bilimsel perspektifi yansıtmalıdır. Geçerli bilimsel kaynaklarla doğrulanamayan bilgiler veya reklamlar silinebilir.
3
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Sahtebilimi desteklemek yasaktır.
Sahtebilim kategorisi altında konuyla ilgili sorular sorabilirsiniz; ancak bilimsel geçerliliği bulunmayan sahtebilim konularını destekleyen sorular veya cevaplar paylaşmayın.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Soru Ara
Aradığınız soruyu bulamadıysanız buraya tıklayarak sorabilirsiniz.
Alıntı Ekle
Eser Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, fark edildiğinde ufku genişleten tespitler içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Formu olabildiğince eksiksiz doldurun.
Girdiğiniz sözün/alıntının kaynağı ne kadar açıksa o kadar iyi. Açıklama kısmına kitabın sayfa sayısını veya filmin saat/dakika/saniye bilgisini girebilirsiniz.
2
Anonimden kaçının.
Bazı sözler/alıntılar anonim olabilir. Fakat sözün anonimliğini doğrulamaksızın, bilmediğiniz her söze/alıntıya anonim yazmayın. Bu tür girdiler silinebilir.
3
Kaynağı araştırın ve sorgulayın.
Sayısız söz/alıntı, gerçekte o sözü hiçbir zaman söylememiş/yazmamış kişilere, hatalı bir şekilde atfediliyor. Paylaşımınızın site geneline yayılabilmesi için kaliteli kaynaklar kullanın ve kaynaklarınızı sorgulayın.
4
Ofansif ve entelektüel düşünceden uzak sözler yasaktır.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Sözlerinizi tırnak (") içine almayın.
Sistemimiz formatı otomatik olarak ayarlayacaktır.
Gönder
Tavsiye Et
Aşağıdaki kutuya, [ESER ADI] isimli [KİTABI/FİLMİ] neden tavsiye ettiğini girebilirsin. Ne kadar detaylı ve kapsamlı bir analiz yaparsan, bu eseri [OKUMAK/İZLEMEK] isteyenleri o kadar doğru ve fazla bilgilendirmiş olacaksın. Tavsiyenin sadece negatif içerikte olamayacağını, eğer bu sistemi kullanıyorsan tavsiye ettiğin içeriğin pozitif taraflarından bahsetmek zorunda olduğunu lütfen unutma. Yapıcı eleştiri hakkında daha fazla bilgi almak için burayı okuyabilirsin.
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform; okuduğunuz kitaplara, izlediğiniz filmlere/belgesellere veya takip ettiğiniz YouTube kanallarına yönelik tavsiylerinizi ve/veya yapıcı eleştirel fikirlerinizi girebilmeniz içindir. Tavsiye etmek istediğiniz eseri bulamazsanız, buradan yeni bir kayıt oluşturabilirsiniz. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Önceliğimiz pozitif tavsiyelerdir.
Bu platformu, beğenmediğiniz eserleri yermek için değil, beğendiğiniz eserleri başkalarına tanıtmak için kullanmaya öncelik veriniz. Sadece negatif girdileri olduğu tespit edilenler platformdan geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
2
Tavsiyenizin içeriği sadece negatif olamaz.
Tavsiye yazdığınız eserleri olabildiğince objektif bir gözlükle anlatmanız beklenmektedir. Dolayısıyla bir eseri beğenmediyseniz bile, tavsiyenizde eserin pozitif taraflarından da bahsetmeniz gerekmektedir.
3
Negatif eleştiriler yapıcı olmak zorundadır.
Eğer tavsiyenizin ana tonu negatif olacaksa, tüm eleştirileriniz yapıcı nitelikte olmak zorundadır. Yapıcı eleştiri kurallarını buradan öğrenebilirsiniz. Yapıcı bir tarafı olmayan veya tamamen yıkıcı içerikte olan eleştiriler silinebilir ve yazarlar geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
4
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Eser Ara
Aradığınız eseri bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.
Tür Ekle
Üst Takson Seç
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, yaşamış ve yaşayan bütün türleri filogenetik olarak sınıflandırdığımız ve tanıttığımız Yaşam Ağacı projemize, henüz girilmemiş taksonları girebilmeniz için geliştirdiğimiz bir platformdur. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Takson adlarını doğru yazdığınızdan emin olun.
Taksonların sadece ilk harfleri büyük yazılmalıdır. Latince tür adlarında, cins adının ilk harfi büyük, diğer bütün harfler küçük olmalıdır (Örn: Canis lupus domesticus). Türkçe adlarda da sadece ilk harf büyük yazılmalıdır (Örn: Evcil köpek).
2
Taksonlar arası bağlantıları doğru girin.
Girdiğiniz taksonun üst taksonunu girmeniz zorunludur. Eğer üst takson yoksa, mümkün olduğunca öncelikle üst taksonları girmeye çalışın; sonrasında daha alt taksonları girin.
3
Birden fazla kaynaktan kontrol edin.
Mümkün olduğunca ezbere iş yapmayın, girdiğiniz taksonların isimlerinin birden fazla kaynaktan kontrol edin. Alternatif (sinonim) takson adlarını girmeyi unutmayın.
4
Tekrara düşmeyin.
Aynı taksonu birden fazla defa girmediğinizden emin olun. Otomatik tamamlama sistemimiz size bu konuda yardımcı olacaktır.
5
Mümkünse, takson tanıtım yazısı (Taksonomi yazısı) girin.
Bu araç sadece taksonları sisteme girmek için geliştirilmiştir. Dolayısıyla taksonlara ait minimal bilgiye yer vermektedir. Evrim Ağacı olarak amacımız, taksonlara dair detaylı girdilerle bu projeyi zenginleştirmektir. Girdiğiniz türü daha kapsamlı tanıtmak için Taksonomi yazısı girin.
Gönder
Tür Gözlemi Ekle
Tür Seç
Fotoğraf Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, bizzat gözlediğiniz türlerin fotoğraflarını paylaşabilmeniz için geliştirilmiştir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Net ve anlaşılır görseller yükleyin.
Her zaman bir türü kusursuz netlikte fotoğraflamanız mümkün olmayabilir; ancak buraya yüklediğiniz fotoğraflardaki türlerin özellikle de vücut deseni gibi özelliklerinin rahatlıkla ayırt edilecek kadar net olması gerekmektedir.
2
Özgün olun, telif ihlali yapmayın.
Yüklediğiniz fotoğrafların telif hakları size ait olmalıdır. Başkası tarafından çekilen fotoğrafları yükleyemezsiniz. Wikimedia gibi açık kaynak organizasyonlarda yayınlanan telifsiz fotoğrafları yükleyebilirsiniz.
3
Paylaştığınız fotoğrafların telif hakkını isteyemezsiniz.
Yüklediğiniz fotoğraflar tamamen halka açık bir şekilde, sınırsız ve süresiz kullanım izniyle paylaşılacaktır. Bu fotoğraflar nedeniyle Evrim Ağacı’ndan telif veya ödeme talep etmeniz mümkün olmayacaktır. Kendi fotoğraflarınızı başka yerlerde istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
4
Etik kurallarına uyun.
Yüklediğiniz fotoğrafların uygunsuz olmadığından ve başkalarının haklarını ihlâl etmediğinden emin olun.
5
Takson teşhisini doğru yapın.
Yaptığınız gözlemler, spesifik taksonlarla ilişkilendirilmektedir. Takson teşhisini doğru yapmanız beklenmektedir. Taksonu bilemediğinizde, olabildiğince genel bir taksonla ilişkilendirin; örneğin türü bilmiyorsanız cins ile, cinsi bilmiyorsanız aile ile, aileyi bilmiyorsanız takım ile, vs.
Gönder
Tür Ara
Aradığınız türü bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.