Higgs Mekanizmasını Nasıl Açıklarız?

Bu yazı, Preposterousuniverse Blog isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Fizik üzerine kitap yazmış biri olarak Higgs mekanizmasının nasıl bir teoriye dönüştüğünü ilgili ama uzman olmayan bir kitleye kısa bir süre içerisinde açıklayacak güzel bir örnek aramaktaydım. Ve sonunda, birçokları arasından bir tanesinde karar kıldım.

Kısa bir not olarak belirtmek lazım ki bu konuyu 15 saniye ya da daha kısa bir sürede açıklayabilecek güzel bir örnek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü iki farklı şeyi açıklamak gerekiyor. İlki, uzayı dolduran ve içinden geçen bazı parçacıklara kütle kazandıran Higgs alanı, ikincisi ise bu alandaki bir titreşim ile etkileşime geçtiğimizde gözlemlediğimiz Higgs parçacığı. Bunların ikisi de açıklaması uzun sürdüğünden genelde popüler bilim konuşurken fazla açıklamaya çalışmadığımız kuantum alan teorisinin bir parçasını oluşturuyor. Ancak kısa bir yolu yok, Higgs mekanizmasını açıklayabilmek için Higgs alanını anlatmak lazım.

Higgs mekanizmasını anlatmaya çalışırken yaptığımız ilk şey kuarklara, yüklü leptonlara ve W ve Z bozonlarına kütle kazandırdığını söylemek oluyor. Ancak bu bazı problemler yaratıyor.  İlk olarak, niye parçacıklara kütle kazandırmak için bir mekanizmaya ihtiyaç duyalım? Neden sadece kütleye sahip olamıyorlar? Tabii ki kütleye sahip olan parçacıklar var, Higgs parçacığı da bunun bir örneği. Bu şekilde, kendimizi neden bazı simetrilerin parçacıkların kütle kazanmasına engel oluşturduğunu açıklamak zorunda bırakarak bir adım geriden başlamış oluyoruz. Ki bu durumu açıklamak Higgs mekanizmasını açıklamaktan daha zordur. İkincisi ise kütlenin büyük kısmı kuantum renk dinamiğinden (QCD) kaynaklanıyor, Higgs mekanizmasından değil. Yani ister istemez insanlara yanıltıcı bilgi vermiş oluyorsunuz. İşte bu yüzden problemli bir durum.

Şanslıyız ki bir alternatifimiz var: Konunun asıl tarihsel gelişimi. 1960’ların başında Higgs mekanizması ilk kez (Anderson, Englert, Brout, Higgs, Hagen, Guralnik ve Kibble tarafından) önerildiğinde amaçları fermiyonlara kütle kazandırmak değildi. Sadece çok kısa bir mesafede etkili olan nükleer kuvvetlerin, uzaklıkla azalan kütle çekimi ya da elektromanyetizmaya benzer şekilde (Yang-Mills teorileri) nasıl açıklanabileceğini göstermekti. Tabii kolaylıkla gözlemleyebildiğimiz kütle çekimi ve elektromanyetizma kaynaktan uzaklaştıkça azalır (ters kare kanunu), ama bunu nükleer kuvvetlerin aksine yavaşça yapar. Eğer Yang-Mills ikilisinin önerdiği gibi nükleer kuvvetler elektromanyetizma ile benzerlikler taşıyorsa, uzak mesafelerde etkilerini neden çok çabuk kaybediyorlar?

Önermek istediğim analojiye gelelim. Karanlık bir gecede, birisinin elinde bir lamba tuttuğunu düşünün. Bu kişi sizden uzaklaştıkça ters kare kanununa uygun olarak size gelen ışık miktarı azalacaktır. Lambadan gelen ışınların üç boyutlu olarak lambadan yayılışlarını hayal ettiğinizde bu çok mantıklıdır. Uzun menzilli kuvvetler de bu şekilde düşünülebilir: Tabii bu durumda ışık huzmelerinin yerini kuvvet çizgileri alıyor.


Şimdi bunu nükleer kuvvetlere uygularsak nasıl olup da bir lambadan çıkan ışığın bir iki adım atınca tamamen görünmez olduğunu açıklamak kalıyor.

Bunu yapmanın birkaç yolu var ve doğa ikisinden de yararlanıyor. Lambanın etrafında (şu yabancı filmlerde her yatak odasında bulunan gece lambaları gibi) ışığın geçmesini önleyen bir engel olduğunu düşünebiliriz. Engelin iç tarafında duran bir kişi olduğunu düşünün. Bu kişi için ışık çok güçlü olur, ama dışarı çıkar çıkmaz ışığın etkisi fazlasıyla azalır.

Bu olaya “sınırlama” diyoruz. Bu, güçlü nükleer kuvvetin yaptığı şeydir. Bu kuvvetin taşıyıcı parçacığı olan gluonların da kütlesi yok (fotonlar gibi), ancak birbirleriyle olan etkileşimleri o kadar güçlü ki dışarıya sızamıyorlar. Eğer atom çekirdeğinin içinde olsaydınız güçlü kuvvetin etkisini güçlü bir şekilde hissederdiniz, ancak dışarı adım attığınızda etkisi neredeyse hissedilemez hale gelirdi. (Yukarıdaki lamba analojisini daha isabetli kılmak istiyorsak ışığın geçmesini önleyen engelin de enerjiden [ışıktan] yapılmış olması gerekirdi, ama analojiler olayı nadiren birebir yansıtırlar.)

Şimdi de lambanın etrafında bir engel değil de sis olsun. (Elbette ışığı dağıtmak yerine emen bir şey daha iyi olurdu, o yüzden sis yerine isli duman daha iyi bir örnek olabilir.) Bu durumda ışık fazla yol alamaz, çünkü lamba ile sizin aranızdaki boşluğu dolduran sis ışığı emer ve çok fazla yol kat etmesini engeller.

İşte bu Higgs mekanizması ve bu mekanizma zayıf nükleer kuvvetin etki alanının kısa olmasını sağlıyor. Boşluğu dolduran ve zayıf kuvvetin çizgilerini emen bir alan var. Bu gerçekten iyi bir analoji… Her iki durumda da zayıf nükleer kuvvetin etkisini azaltan etmen [emici bir madde] erişilebilen mesafeyi kısaltıyor. Eğer lambaya yeterince yakınsanız sise rağmen onu görebilirsiniz. Aynı şekilde eğer zayıf kuvvetin kaynağına yeterince yakınsanız, onun taşıyıcı parçacığı olan W ve Z parçacıklarının kütleleri çok daha fark edilir olacaktır. Bu analojinin konunun anlaşılması ile ilgili boşluğu doldurmasını umuyorum, zira Higgs mekanizmasının işlevi de bu.

Tabii şimdi de sisin nasıl olup da parçacıklara kütle kazandırdığını anlatmak gerekiyor, onu da zihinsel bir egzersiz olsun diye okurlara bırakıyorum. 


Yazan: Sean Carroll

Ana Görsel: New Scientist

Kaynaklar ve İleri Okuma:

Salyangozların İlginç Dünyası

Hakkımızda

Video Çevirmeni

C. Caner Telimenli

C. Caner Telimenli

Video Çevirmeni

Katkı Sağlayanlar

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim