Göllerde Yüzmek Neden Daha Tehlikelidir?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Yaz aylarının güzel birçok yanının aksine, göllerden gelen ölüm haberleri her zaman iç yakıcı olmuştur. Çünkü genellikle göller, sıcak yaz aylarında daha fazla insanı kendisine çekmektedir ve ne yazık ki birçok canı da almaktadır. Türkiye'den güvenilir veri almak çok zor; ancak ABD üzerinden gidelim: Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 1999-2010 yılları arasında 46.419 kişi boğularak ölmüştür. Bu sayı, aynı tarihler arasındaki "istemsiz yaralanmadan kaynaklı ölümler"in %33'ünü, "yaralanma sonucu ölümlerin" ise %7'sini boğulmalar kaplamaktadır. Sadece ABD'de her yıl ortalamada 3.686 kişi boğularak hayatını kaybetmektedir. İnsanların ezici bir çoğunluğu yüzmek için denizleri tercih ediyor olsa da, sadece tek bir gölde, Michigan Gölü'nde 2002-2015 yılları arasında 82 kişi boğularak ölmüş, 243 kişi ise boğulma anında kurtarılmıştır. Bu sayı, diğer göller de katıldığında yıllık boğulmaların %15 civarını oluşturmaktadır. ABD'deki sahil şeritlerinin ve deniz kullanım oranlarının göllere oranı düşünülecek olursa bu, dikkate değer miktarda bir ölüm oranıdır. Peki gölleri milyonlarca insanın girdiği denizlerden istatistiki olarak daha tehlikeli kılan nedir?

İlk akla gelen cevap, tatlı suyun tuzlu sudan daha az yoğun olmasından ötürü insanların su yüzeyinde daha zor kaldığıdır. Gerçekten de birçok gölün yüzeyi, normal şartlar altında yaklaşık 997.5 kg/m3 yoğunluğa sahiptir. Deniz suyu ise ortalamada 1027 kg/m3 yoğunluğa sahiptir. Ciğerlerimizde hava olmadığında ortalama bir erkeğin ortalama yoğunluğu 1001-1008 kg/m3'tür. Tabii akciğerlerimiz sayesinde bu yoğunluğu daha da azaltarak su yüzeyinde daha kolay kalabiliriz. Ancak ne olursa olsun, tatlı suyun yoğunluğu daha az olduğu için vücut su içerisinde serbest haldeyken daha fazla batacaktır. Bu da, boğulma riskini arttıracaktır. Fakat iki su türü arasındaki yoğunluk farkı dikkate değer miktarda değildir. Bu nedenle sadece yoğunluğun gölleri tehlikeli yaptığını düşünmek absürt olacaktır.

O zaman asıl neden nedir? Ani akıntılar. Açık ve net bir cevap. Hele ki göl, güçlü rüzgarlar alıyorsa ani akıntılar kaçınılmazdır. Su yüzeyinden karaya doğru esen rüzgarlar, büyük su kütlelerini karalara doğru iterler. Bu su, bir şekilde geri dönmek zorundadır. İşte bu, ani su altı akıntılarının oluşmasına neden olur. Su, kıyılardan gölün orta kısımlarına dönerken beraberinde insanları da dibe çekip sürükler. Bu nedenle girilecek gölün tehlike faktörleri araştırılmalı ve buna göre önlemler alınmalıdır. 

Yeri gelmişken uyaralım: filmlerin iddia ettiğinin aksine, boğulan bir insan bağıramaz, çırpınamaz, tepinemez. Bu, filmlerin halka pompaladığı en büyük yanılgılardan birisidir. Boğulma, son derece sessiz ve sakin yaşanan bir olaydır. Kişi yavaşça su dibine çekilir, su akciğerlerine dolduğu için bağıramaz, vücut dokuları oksijensiz kalacağı için ani hareketler yapamaz ve panik nedeniyle kaskatı kesilir. Belki olay başlar başlamaz bir çırpınma görülebilir; fakat bunun da bir yardım çağrısı olduğunu anlamak oldukça güçtür. Bu nedenle birçok çocuk ailelerinin gözü önünde boğulur; ancak cansız beden yüzeye çıkana kadar kimse farkına bile varmaz.

Tabii boğulma harici göllerle ilişkili ölüm nedenlerinden bahsetmiyoruz bile. Örneğin göllerde, denizlerin aksine MRSA gibi bakteriler ve bazı tehlikeli algler çok daha yoğun olarak bulunur. Bunlar, boğulmayla değil de gölden kapılan hastalıklarla ölümlere neden olur. 

Siz siz olun, girdiğiniz suların güvenliğinden ve kendi yüzme becerilerinizden, acil kurtarma ekiplerinin (cankurtaranlar gibi) varlığından emin olun. 

İyi yüzmeler.

 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. MLive
  2. CDC
  3. Tesh
  4. Quora
  5. Windows2Universe
  6. Google
  7. Water On the Web
  8. Luresext

Hücrelerin Enerji Kaynakları, Bir Zamanlar Enerji Parazitiydi!

Mars'ta Yaşam - Carl Sagan

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim