Gerçek Akupunktur Mucizesi, İnsanların Hala Buna İnanıyor Olmasıdır!

Bu yazı, Big Think isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Birçok mistik inancın aksine akupunkturun pratik doğası, taklit araştırmaları sayesinde yanlış bir uygulama olduğunun kolaylıkla ispatlanabilir olmasına izin verir. Bir taklit araştırmasında, gerçek "akupunkturcuların" yaptıklarını iddia ettikleri saf akupunktur ile akupunkturcuymuş gibi davranan araştırmacılar rastgele bir şekilde hastalarla eşleşirler ve vücutlarına akupunktur iğnelerini batırır gibi davranırlar. Akupunktur üzerine yapılan çalışmaların sayısı, diğer herhangi bir "alternatif tıp" alanında olduğundan kat kat fazladır ve bu araştırmaların binlercesinden elde edilen veriler, akupunkturun en kötü ihtimalle hiçbir işe yaramayan, en iyi ihtimalle ise plasebodan (sahte ilaçtan) daha fazla etkisi olmayan bir uygulama olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Şaşırtıcı bir şekilde, akupunkturun sağlığa olan faydaları o kadar azdır ki, yapılan birçok araştırmada hiç tedavi edilmeyen hastalara nazaran bile etkisi, tespit edilemeyecek kadar azdır!

2013 yılında David Colquhoun, Anesthesia & Analgesia isimli dergide akupunktura karşı baş döndürücü ve yerle bir edici bir literatür taraması makalesi yayınlamıştır. Makalesinde şöyle diyor:

Şu anda akupunkturcular ile akupunkturcu olmayanlar arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü akupunkturun hastalar üzerinde herhangi bir varsa bile, bu fayda fark edilemeyecek kadar küçüktür. Vaziyet buyken, akupunkturun neden hala var olduğu soru işaretidir. Şüphe yok ki, negatif sonuçların sürekli birikimi, uygulamanın nihayet sonlanmasını sağlayacaktır.

Akupunkturla ilgili sürekli söylenen şey, onun antik bir tedavi yöntemi olduğu ve binlerce yıl içerisinde gözden geçirilerek düzgünleştirilip güçlendirildiğidir. Gerçekteyse akupunktur hakikaten de antik bir tıbbi uygulamadır; ancak iddia edilenin aksine binlerce yılda bu uygulamanın yaygınlığı giderek azalmıştır. Aslına bakarsanız 1822 yılında Çin İmparatorluğu Tıp Akademisi'nden İmparator Dao Guang tarafından tamamen yasaklanmıştır. O günden 1966 yılında Başkan Mao Zedong tarafından yeniden uygulamaya konana kadar Çin'de hiçbir uygulama alanı bulamamıştır. Mao bile akupunktur ile ilgili şöyle demektedir:

Her ne kadar Çin tıbbını teşvik etmemiz gerektiğine inanıyor olsam da, bu uygulamaların hiçbirinin işe yaradığına inanmıyorum.

Tüm bu engellere rağmen akupunktur, Batı Dünyası'nın anaakım tıbba duyduğu korku ve şüpheler nedeniyle 21. yüzyılda yeniden doğmayı başarmıştır. Tabii ki burada insanlar hemen atlayıp şunu diyecektir: "Evet, akupunkturun etkilerinin plasebodan hiçbir farkı yok. İyi ama ne olmuş? Emin olun plasebonun etkileri bile, hiçbir etkinin olmamasından iyidir." Yeni yeni anlamaya başladığımız üzere, gerçekten de plasebo etkisi öylesine güçlüdür ki, size yapılan tedavinin plasebo olduğundan tamamen emin olsanız bile işe yaramaktadır!

Ancak bu itiraz, akupunktur için geçerli ve rasyonel bir argüman değildir. Çünkü bir insan cümleyi "emin olun" diye sürdürüyorsa, bilin ki argümanın geri kalanı koca bir karadelikten ibaret olacaktır. Burada olan da budur. Bu argümana karşı verilebilecek en kısa cevap, tıbbın her uygulamasında plasebo etkisinin bir miktar da olsa var olduğudur. Akupunktur ve benzeri uygulamalar, plasebo etkisinin özel bir formu veya onun "gizemli doğasının etkileyici uygulamaları" falan değildirler. Bu nedenle gerçek bir ilacın onay alabilmesi için "hiçbir tedaviden daha iyi" olması yetmez; plasebo etkisinden de iyi sonuçlar vermesi gerekir. Bu prensip, modern tıbbın en temel ilkesidir.

Akupunkturu çürüten aşırı fazla sayıda kanıta rağmen, literatürün ücra köşelerinde sürekli olarak beceriksizce yapılan deney üstüne deneyden gelen verilerle, aklı başında araştırmaların akupunktura karşı verilerini hiçe saymaya çalışan kişiler ve araştırmalar bulunmaktadır. Calquhoun, makalesinde şöyle diyor:

Alternatif tıbba dair denemelerin neredeyse tamamı, bu alanda daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu sonucuna vararak bitmektedir. Bir konu hakkında 3000'den fazla deneme yapıldıysa, artık bundan kuşkulanmak gerekir. Eğer ki 3000'den fazla denemeyle tutarlı sonuçlar elde edemiyorsanız, vazgeçmenin vakti gelmiş demektir.

2015 yılının ortalarında birçok ulusal ve uluslararası yayın yapan gazete, fareler (evet, fareler!) üzerinde yapılan bir akupunktur deneyinden gelen "verilere" aldanarak sayfalarını akupunkturu öven yazılarla donattılar. Ancak makaleyi inceleyip detaylarına girecek olursanız, sorun üstüne sorun görmemek işten bile değildir. Halbuki Guardian, araştırmayı "kronik stresi tedavi etmek amacıyla kullanıldığında, Çin Tıbbı'nın etkisinin plasebo etkisinden çok daha güçlü olduğuna dair bugüne kadar keşfedilen en güçlü kanıt" olarak duyurmuştu. Her nedense "gazeteciler", hiçbir kanıta nazaran bir miktar kanıt bulmanın madalya verilmeyi hak eden bir keşif olduğuna inanmaya meyillidirler.

Araştırmayı yerle bir etmeden önce (ki merak etmeyin, bu çok kolay olacak), akupunkturcular tarafından ileri sürülen temel argümanları (örneğin akupunkturun acıları azalttığı iddiasını) desteklemek için yapılan herhangi bir araştırmanın işe yaramaz olmak zorunda olduğunu belirtelim. Çünkü henüz akupunkturun işe yaradığı ispatlanmadı ki, akupunktur ile ilgili spesifik bir iddianın doğruluğunu kanıtlayabilelim! Üstelik bu araştırmanın fareler üzerinde yapılmış olması, modern tıptaki örneklerinin aksine, araştırmayı aptallık sınırlarından çıkararak "düpedüz saçmalık" sınırlarına sokmaktadır.

Araştırmada kişiler fareleri 14 gün boyunca, günde 1 saat boyunca buz banyosuna sokmuşlardır ve onlara özel iğnelerle elektrik vermişlerdir. Sanki bu, sokağınızdaki akupunkturcuda size yapılacak bir şeymiş gibi! Her neyse... Respectful Insolence (Saygılı Küstahlık) blogunun yazarı cerrah ve yazar David Gorski araştırmayı enine boyuna incelemiş ve elde edilen verilerin akupunkturun geçerliliğine dair hiçbir bulgu sunmadığını göstermiştir. Şöyle söylüyor:

Araştırmada, bir bacağa saplanan bir iğneden elektrik vermenin, sırta saplanan bir iğneden elektrik vermeye nazaran daha az acıttığı iddia edilmektedir. Bunu bilmenin hiçbir yolu yoktur, çünkü fareye bunu soramazsınız!

Hayat kurtarıcı tedaviler için hayvanların denek olarak kullanılmasına karşı çıkan hayvan hakları savunucuları, asıl bu tür araştırmalara odaklanmalıdır. Çünkü akupunkturun işlevsizliği asırlar önce ispatlanmış olmasına rağmen, birileri halen fareleri buz banyolarına sokup onlara elektrik vermektedir. Yapılan hiçbir araştırma bize akupunkturun işe yaradığını söylememektedir; ancak akupunktura inananların ne yaptıklarına dair hiçbir fikirleri olmadığını net bir şekilde görmemizi sağlamaktadır.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

Mikroskop ve Teleskop Altında Evren...

Bilimde Kendini Yanlışlamak - Richard Feynman

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim