Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Tüm Reklamları Kapat

Gen Değiştirme Devrimi: CRISPR Teknolojisiyle Geçen Baş Döndürücü 1 Yılım

Gen Değiştirme Devrimi: CRISPR Teknolojisiyle Geçen Baş Döndürücü 1 Yılım
8 dakika
5,231
Tüm Reklamları Kapat

Devrim yaratan genom değiştirme teknolojisinin öncülerinden Jennifer Doudna 2015 yılının kariyerinin en yoğun yılı olduğunu ve geçen süreçte neler öğrendiğini anlatıyor:

Yaklaşık 20 ay önce uyumakta güçlük çekmeye başladım. Ben ve çalışma arkadaşlarımın CRISPR-Cas9 olarak adlandırılan bir bakteriyel sistemin diğer canlıların genomlarını değiştirmek üzere kullanılabileceğini yayınlamamızın üzerinden neredeyse 2 yıl geçmişti.

Tüm Reklamları Kapat

Kelebeklerin kanat modellerinin ve bitkilerin değiştirilmesinden tutun da insan hastalıkları araştırmaları için farelerin en küçük ayrıntıya kadar modellenebilmesi gibi uygulamalarda dünya genelindeki laboratuvarlar tarafından bu teknolojinin hızlıca benimsenmesi beni çok etkilemişti. Bununla beraber, genom değiştirmek için oldukça ulaşılabilir olan bu teknolojinin felsefi ve etik sonuçları üzerinde çok düşünmekten kaçınmıştım.

Genom düzenlemenin örneğin tıbbi gelişmeler dışında kullanılıp kullanılmaması gerektiği hakkındaki sorular nesnellikten çıkmış, öznellik batağına saplanıp kalmıştı ki bu durum, benim alışmış olduğum kanıt temelli çalışmadan bir hayli uzaktı. Kendime böyle konuların biyo-ahlakbilimciler tarafından ele alınması gerektiğini söyledim. Herkes gibi bu teknolojinin imkanlarını kullanarak kendi bilimsel çalışmalarıma devam etmek istiyordum.

Tüm Reklamları Kapat

Ancak CRISPR-Cas9 teknolojisinin hücre ve organizmaların değiştirilmesinde kullanıldığı çalışma sayısı dağ gibi yığıldıkça, araştırmacıların bu teknolojiyi insanlarda kalıtsal değişimler yaratmak üzere insan yumurta, sperm veya embriyolarında kullanmak istemeleri kaçınılmaz görünüyordu. 2014 baharında, bu teknolojinin yaratılmasında katkısı bulunan biri olarak, bu etik soruların oluşturmak üzere olduğu fırtınanın dışında kalıp kalamayacağımı düşünmekten uyuyamıyordum.

Artan Heyecan

“Umarım oturuyorsundur, çünkü bu kadar iyi çalışması inanılmaz.” yorumu Aralık 2012’de CRISPR-Cas9 ile deney yapan bir meslektaşımdan geldi. Bu yorum kendi laboratuvarımın ve o sonbaharda benimle genom düzenleme teknolojisi hakkındaki heyecanlarını paylaşmak için iletişime geçen diğerlerinin de deneyimini yansıtıyordu.

Genellikle yeni bir moleküler yöntemin tutması yıllar alır. Ancak 2012 yılı henüz bitmeden, yani meslektaşlarım ve benim ilk çalışmamızı yayınlamamızın üstünden sadece birkaç ay geçmişken bu genom düzenleme teknolojisinin farklı kullanımlarını açıklayan en az 6 makale yayınlanmak üzere gönderilmişti bile.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

2013’ün başlarında, bu teknolojinin insan kök hücrelerinin genomlarını düzenlemeyi ya da tüm organizmayı (Zebra balığı) değiştirmeyi mümkün kıldığını anlatan çalışmalar, yaklaşan tsunaminin habercisi oldu. 2014’ün sonunda, bilim insanları CRISPR-Cas9 yöntemini buğdayda böceğe karşı dirençliliği artırmak için, fare akciğerlerinde bazı kromozom translokasyonları sonucu oluşan kanserojen etkiyi araştırmak amacıyla ve insanlarda kalıtsal tirozinemi hastalığına yol açan mutasyonu yetişkin farelerde düzeltmek amacıyla kullandılar.

Araştırmacılar Şubat 2014’te makak maymunu embriyo genomlarında tam olarak istedikleri değişimleri yapabildiklerini gösterdiklerinde, CRISPR-Cas9 yönteminin etik olarak daha da karmaşık bir potansiyeli olduğu iyice belli olmuştu. (Makak maymunları insanlara genetik olarak benzerliklerinden ötürü insan genetik hastalıklarının modellenmesinde sıklıkla kullanılırlar.) Embriyonun taşıyıcı anne rahmine implantasyonu yöntemiyle üretilen maymunlar, yapılan genetik değişikliği yumurta ve sperm hücreleri de dahil olmak üzere birçok başka hücresinde de taşıyordu. Bu da değişikliklerin gelecek nesillere aktarılabildiği anlamına geliyordu.

Bu çalışmayı, gazeteciler konu ile ilgili yorumuma başvurduklarında fark ettim. Ön baskıyı okuduktan sonra ofis camımdan dışarı, San Francisco Körfezi’ne doğru baktım ve bir sonraki gazeteci, insan embriyoları üzerinde yapılan bir çalışma ile ilgili fikrimi sorarsa nasıl hissedeceğimi düşündüm. Ertesi gün sabah kahvaltısında eşime “Bunun insanlar üzerinde denenmesi için ne kadar süre geçecek acaba?” diye sordum.

Bu arada, ileride onları mahvedebilecek genetik sorunlarla karşılaşan insanlardan e-postalar alıyordum. Örneğin 70 yaşına geldiğinde meme kanserine yakalanma ihtimalini %60’a çıkaran BRCA1 mutasyonunu taşıdığını öğrenen 26 yaşındaki bir kadının gönderdiği mesaj vardı. Bu kadın meme ve yumurtalıklarını aldırmayı düşünüyordu ve CRISPR-Cas9 teknolojisinin mümkün kılacağı yaklaşımların onun bu işlemi ertelemesi gerektiği anlamına gelip gelmediğini merak ediyordu.

Maymunlar üzerinde yapılan çalışma ve hasta ya da hasta yakınları ile kurduğum temaslar, üzerimde bir yük oluşturdu. Her gün, CRISPR-Cas9 kullanılarak yapılan araştırmaların açıklandığı bir makale akını geliyordu. Gelen kutum araştırmacıların tavsiye veya işbirliği isteyen mesajlarıyla dolup taşıyordu. Bütün bunlar, bu teknolojinin insan hayatı üzerinde ne kadar doğrudan bir etkisi olacağını gösterirken, iş ortamı dışında tanıdığım insanlar -komşularım, uzak akrabalarım, oğlumun sınıf arkadaşlarının ebeveynleri- büyük oranda durumdan habersizdi. İki farklı dünyada yaşadığımı hissediyordum.

Tüm Reklamları Kapat

2014 yılının sonlarına doğru iç huzursuzluğum, halka açık bir tartışma ortamı yaratılması konusundaki isteksizliğim karşısında ağır bastı. Belli ki, hükümetler ve idareciler genom düzenleme araştırmalarının nasıl tehlikeli bir tempoda ilerlediğinden henüz habersizdi. Bu tekniği kullanan bilim insanları dışında kim bu teknolojinin olası sonuçları konusunda açık bir konuşma ortamı başlatabilirdi ki?

Etik Tartışması

Konunun etik yönü ile ilgili ilk resmi girişimim 2015 yılının Ocak ayında Kaliforniya’nın Napa Vadisi’nde, organizasyonuna yardımcı olduğum, “Innovative Genomics Initiative”in sponsorluğundaki bir günlük bir konferans oldu. Bilim insanları, biyo-ahlakbilimciler, bir film yapımcısı ve Kaliforniya Üniversitesinde çalışan bir yöneticiden oluşan 18 kişi ile genom mühendisliğinin insan sağlığını, tarımı ve çevreyi nasıl etkileyebileceğini tartıştık. Özellikle de insan eşey hücre öncüllerinin, yani yumurta, sperm ve embriyonun değiştirilmesi konusu üzerinde konuştuk.

Toplantıdan kısa bir süre sonra, Science dergisinde, bilim insanlarını klinik uygulamalarda genom düzenleme araçlarını kullanarak insan embriyolarını değiştirmekten şimdilik imtina etmelerine dair uyaran bir makale yayınladık. Aynı zamanda halka açık toplantılar düzenleyerek bu araştırma ve uygulamaların sorumlu bir şekilde yürütülmesi bakımından bilim camiası dışındaki kişilerin de bilgilendirilmesinin gerektiğini tavsiye ettik.

Napa toplantısından bu yana CRISPR-Cas9 ile ilgili olarak okullarda, üniversitelerde, şirketlerde ve Amerika, Asya ve Avrupa’da gerçekleşen yaklaşık 25 konferansta 60’tan fazla konuşma yaptım. ABD Kongresi’nin huzurunda bu konuyla ilgili bilgiler verdim, Amerika Başkanı’na bilimsel önerilerde bulunan Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Politikaları Ofisi çalışanlarıyla görüştüm, Kaliforniya Valisi’nin sorularını yanıtladım ve daha niceleri... Tüm bu görüşmeler beni kendi bilimsel çalışma alanımdan çok uzaklaştırdı.

Tüm Reklamları Kapat

Ben bir biyokimyacıyım ve hayvanlarla, insanlarla ya da insan dokuları ile çalışmadığım için klonlama, kök hücre ve in vitro fertilizasyon (laboratuvar ortamında döllenme, tüp bebek) çalışmaları gibi alanlardaki etik sorunları bilmiyordum. İnsan denekleri ya da insan dokularının kullanılmasını içeren deneylerin farklı ülkelerde hangi düzenlemelere tabii tutulduğunu ve in vitro fertilizasyon yönteminin ortaya çıkardığı etik sorunların nasıl ele alındığının tarihi gibi konularda meslektaşlarım bana cömertçe yardımcı oldular.

Bu yıl çok yoğun, ama aynı zamanda da büyüleyici geçiyor. Bazı zamanlar, her şeyi sindirebilmek adına sadece birkaç dakikalığına bu hengameden kurtulmayı istiyorum. Yolculuklarımın ve üstlendiğim diğer işlerin laboratuvarımdaki çalışanların ilerlemesini etkilememesi önceliğim, ancak onlarla olan çalışmam, çoğunlukla geceleri ya da hafta sonları toplantı yapmakla ya da e-posta veya Skype yolu ile görüşmekle mümkün oluyor. Çok sevdiğim sebze bahçem ile ilgilenmeye ve 13 yaşındaki oğlum ile Kaliforniya’da doğa yürüyüşleri yapmaya şimdilik vakit yok.

Neredeyse üç yıl önce bir meslektaşım beni CRISPR-Cas9 ile ilgili araştırma ve tartışmaların bir deprem dalgası gibi geleceğine dair beni uyarmıştı, bu dalganın ne zaman tepemden aşacağını hala bilmiyorum. Ama 2014 yılı sona ererken emin olduğum bazı şeyler var.

Konuşma Ortamını Genişletmek

Hepsi Amerikalı ve çoğu bilim insanı olan sadece 18 katılımcı ile gerçekleştirilen Napa toplantısı, konuşma ortamını genişletmek için bir başlangıç noktasıydı. Ancak bu toplantı ve sunduğu açıklama iki açıdan önemliydi.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Klasikler Seti 2 (8 kitap)

Ağaçlar
“Üzgün olduğumuzda ve hayata katlanamadığımızda bir ağaç şöyle konuşabilir bizimle: Sus! Bak bana! Yaşamak kolay değil, yaşamak zor değil. Bunlar çocuksu düşünceler. Bırak konuşsun içindeki Tanrı, o zaman susacaklar. Yolun seni anandan ve yurdundan uzaklaştırdığı için endişelisin. Ama attığın her adım, her yeni gün seni anana yaklaştırır. Orası ya da şurası değildir yurdun. Yurt ya içindedir ya da hiçbir yerde.

Yollara düşme özlemiyle kederlenir yüreğim, akşamları rüzgârda uğuldayan ağaçları duyduğumda. Sessizce, uzun uzun dinlerseniz, bu özlemin esası da anlamı da çıkar ortaya. Sanıldığı gibi acıdan kaçıp gitme arzusu değildir bu. Yurda, ananın belleğine, hayatın yeni kıssalarına duyulan özlemdir. Eve götürür insanı. Her yol eve götürür, her adım doğumdur, her adım ölümdür, her mezar anadır.

Böyle uğuldar ağaç, çocuksu düşüncelerimizden ürktüğümüz akşam vakitlerinde. […] Ağaçları dinlemeyi öğrenen, ağaç olmayı arzulamaz artık. Kendisi dışında başka bir şey olmayı arzulamaz. Yurt budur. Mutluluk budur.”

Resimli Başyapıtlar: Aurélia

Gérard de Nerval

Resimleyen: Ali Çetinkaya

“Yavaş yavaş aydınlanan belirsiz bir yeraltıdır uyku, burada gölgeden ve gecenin içinden, arafı mesken tutmuş, ciddiyetle hareketsiz duran soluk siluetler çıkagelir.”

Nerval rüyaları bildiğimiz dünyayla gerçeküstü dünya arasındaki iletişimi sağlayan bir vasıta olarak görür. Yazıları onun mantık ve tutarlılıkla kuvvetli bağını sarsan hayaller ve fantezilerle doludur. Bunun en önemli örneklerinden biri olan ve en önemli eseri kabul edilen Aurélia’da düşle gerçeklik, delilikle yaratıcılık arasındaki belirsiz, gizemli çizgiyi, kendi ruhsal deneyim ve arayışlarından yola çıkarak inceliyor.

Fransız romantizminin önemli yazar ve şairlerinden, sembolizm ve gerçeküstücülük akımını olduğu kadar T. S. Eliot, Ahmet Hamdi Tanpınar, Charles Baudelaire ve Marcel Proust gibi pek çok yazarı etkilemiş Nerval eşsiz ve zarif edebi üslubuyla saflık, kaybedilmiş gençlik, kendini gerçekleştirme ve güzellik ideallerini yansıtan imgeleri Aurélia’da buluşturuyor.

Resimli Başyapıtlar: Beyaz Geceler

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Resimleyen: Nicolai Troshinsky

“Hayalperest eski hayallerinin arasında, külleri karıştırır gibi, soğumuş yüreğini yeniden ısıtacak, onu yeniden hayata döndürecek bir kıvılcım arar boş yere. Bulacağı kıvılcımla sönen o güzel hayallerinin ateşini yeniden yakacak, kanını kaynatan, mutluluk gözyaşları döktüren müthiş düşlerine tekrar kavuşacaktır.”

Sekiz yıldır yaşadığı St. Petersburg’da kimseyle yakınlaşamamış ama şehri evleriyle, yüzleriyle ezbere bilen yalnız, kederli, hayalperest bir genç adamın dört beyaz gecesinin öyküsü bu.

Hayalperestimiz sıradan gece yürüyüşlerinden birinde Nastenka’yla karşılaşır. Hayatın yabancısı bu ikili kısa sürede hikâyelerini, dertlerini, hayallerini paylaşacak kadar yakınlaşır; birlikteyken kederleri, huzursuzlukları uğramaz yanlarına; geceleri ve ruhları aydınlanır. İnsanın tek başınalığı, kalbini birine korkusuzca açabilmesinin imkânıyla bir aradadır Beyaz Geceler’de. Bu imkân bir an kadar bile olsa, “Böyle bir an ömrü boyunca yetmez mi insana?”

Dünya edebiyatının en güçlü yazarlarından Dostoyevski’nin külliyatında kendine has, ayrı bir yeri olan Beyaz Geceler’in zarif ve yalın üslubuna bu kez Nicolai Troshinsky’nin büyüleyici çizimleri eşlik ediyor.

Resimli Başyapıtlar: Dönüşüm

Franz Kafka

“Gregor Samsa bir sabah yatağında huzursuz düşlerden uyandığında kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. Kabuklu sert sırtının üzerinde yatıyor, başını birazcık yükselttiğinde, kayıp düşmek üzere olan yorganın tepesinde zar zor tutunduğu kahverengi, bombeli ve yay şeklinde şeritlerle bezeli karnını görüyordu. Gövdesine göre acınacak incelikteki pek çok bacağı gözlerinin önünde çaresizlikle titreşiyordu.”

Kafka işte bu sarsıcı, tuhaf cümlelerle başlıyor yirminci yüzyılın en etkileyici eserleri arasında yer alan Dönüşüm’e.

Keskinliği ve yalınlığıyla Kafka’nın edebi yoğunluğunu en iyi anlatan bu başyapıt, Arjantinli çizer Luis Scafati’nin hayal gücüyle birleşince, ortaya seyre doyulmaz bir edebi ziyafet çıkıyor.

“Kafka’nın sanatı okuyucuyu onu yeniden okumaya zorluyor. Eserlerinin sonları –ya da olmayan sonları– açık açık ifade edilmeyen, ama hikayenin başka bir bakış açısıyla yeniden okunmasını gerektiren açıklamalar sunuyor.”

Albert Camus

“[Kafka] ziyadesiyle bürokratikleşmiş bir toplumun şiirsellikten yoksun kumaşını romanın o muazzam şiirine; bir adamın gayet sıradan öyküsünü… bir mite, destana, daha önce görülmemiş bir güzelliğe dönüştürüyor.”

Milan Kundera

Gizemli Bir Maske

Fernando Pessoa

Geç git, kuş, geç git, bana da geçip gitmeyi öğret!

Bir bilinmezlik olmayı seçen, yazma eylemini kendine özgü bir sahne yorumuyla icra eden, Modernizmin geç keşfedilen öncülerinden Fernando Pessoa başyapıtı sayılan Huzursuzluğun Kitabı’nda şöyle yazar: “Yaratmak uğruna kendimi yok ettim; kendi içimde o kadar dışıma attım ki kendimi, kendimin dışında varlık sürüyorum artık. Farklı oyuncuların farklı oyunlar oynadığı boş bir sahneyim ben.” Bu benzersiz günlük, Bernardo Soares imzalıdır. Şiirle yaşamış, yarattığı onlarca kimlik, karakter aracılığıyla modern şiire ve yazına mührünü, hayattayken yayımladığı tek Portekizce şiir kitabı ve üç İngilizce kitabın yanında koca bir bavul elyazmasıyla bırakmıştır Pessoa.

Martín López-Vega’nın hazırladığı bu seçki, Pessoa’nın baş aktörleri olarak nitelenen, kendisinin de öyle kurguladığı Alberto Caeiro, Ricardo Reis, Álvaro de Campos’un şiirlerinden bir seçmeyi Adolfo Serra’nın illüstrasyonlarıyla bir araya getiriyor.

Bugün, yapıtıyla ördüğü bulmaca hâlâ bütünüyle gün ışığına çıkmamışken, dünyanın başka coğrafyalarında başka “yaşayan karakter”lere kendine özgü bir bilgelikle dokunarak sözünü sürdürüyor Pessoa.

Dünyada ileri gitmek için ne kadar çok şey ödünç aldım!

Ne kadar ödünç şeyi sanki benimmiş gibi kullandım!

Ben kendim de, yazık ki, bana ödünç verilen şeylerden başka bir şey değilim.

Resimli Başyapıtlar: Kara Kedi

Edgar Allan Poe

“Yazmak üzere olduğum bu çılgın, ama bir o kadar da basit hikayeye inanmanızı beklemiyorum. Kendi aklım bile, olanları apaçık gördüğü halde, onları inkar ederken, sizden bunu beklemem delilik olur. Ama deli olmadığımı biliyorum, hayal görmediğimden de eminim. Yarın öleceğim için bugün içimi dökmem gerek.”

Edgar Allan Poe’nun gizemli ve karanlık dünyasına hoş geldiniz! Dehşeti, korkuyu, düş ile gerçeklik arasındaki muğlaklığı, insanın karanlık yüzünü ve çaresizliği anlatan Poe’nun tekinsiz öykülerine, bu kez Luis Scafati’nin eşsiz çizimleri eşlik ediyor. Büyük bir özenle kullandığı siyahın hakim olduğu çizimleriyle karanlık ve hassas bir dünyanın kapılarını aralayan Scafati ile duyduğu dehşetli ürperişi okuyucusuna iletmekte benzersiz bir dile sahip Edgar Allan Poe’nun öyküleri bir araya gelerek benzersiz bir atmosfer yaratıyor.

“Edgar Allan Poe’nun öykülerini çok sevdiğim için gerilim filmleri yapmaya başladım.”

Alfred Hitchcock

“Edgar Allan Poe, ona hayat veren nefesi üflemeden önce dedektiflik hikâyeleri neredeydi?”

Arthur Conan Doyle

Palto

Nikolay Gogol

Önüne ne pahasına olursa olsun ulaşacağı bir hedef koyan insanlar gibi kendini şimdiden daha hayat dolu hissediyor, karakteri güçleniyordu. Yürüyüşünde ve hareketlerinde kararsız ve ikircikli ne varsa gitmiş, gözlerinde yeni bir ateş parlamaya başlamıştı. Hatta en cüretkâr hayallerinde bazen paltosuna sansar kürkü bir yaka diktirmeyi bile kurar olmuştu.”

“Küçük adam”ın çektiği sıkıntılar, maruz kaldığı eşitsizlik ve acılar bu uzun öykünün başkahramanı Akakiy

Akakiyeviç’in hayatı üzerinden yalın bir gerçekçilikle anlatılıyor. Böylesi bir anlatım, her ne kadar dönemin Çarlık Rusya’sında büyük tepki alsa ve Gogol, Rus insanını aşağılamakla suçlansa da, Rus edebiyatında bir çığır açıyor. Elinizde tuttuğunuz bu muhteşem eseri daha önce yayınlanmış örneklerinden farklı kılan ise otuzdan fazla kitapta imzası olan ödüllü çizer Noemí Villamuza’nın büyüleyici çizimleri.

“Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.”

Dostoyevski

“Gogol’un Palto’da sergilediği sanat, paralel doğruların kesişmekle kalmayıp, solucan misali kıvrılabileceklerine, karmakarışık hale gelebileceklerine işaret eder.”

Vladimir Nabokov

Resimli Başyapıtlar: Satranç

Stefan Zweig

Stefan Zweig’ın intihar etmeden kısa süre önce kaleme aldığı Satranç zulüm, saplantı, aklın gücü ve bu gücün yaratacağı kötülükleri ele alan ve yayımlandığından beri bütün dünyada büyük yankı uyandırmış bir klasik. Satranç tahtasının siyahı ve beyazı gibi iki kutbun –iyiyle kötünün, kibarla kabanın, insanla makinenin, akılla deliliğin, cehaletle bilginin, açgözlülükle tamahkarlığın– arasında, kendi içimizde bitmeyen bir satranç maçına devam eden bizim hikâyemiz…

New York’tan Buenos Aires’e giden bir gemide yolcular arasında Dünya Satranç Şampiyonu Mirko Czentovic de bulunmaktadır. Kaba, vurdumduymaz, cahil, açgözlü bir insan olsa da Czentovic tam bir satranç dehasıdır. Gemidekiler kendisiyle maç yapmak isterler. Genç satranç oyuncusu bu isteklerini geri çevirmez ve üst üste galip gelir, ta ki bir maç sırasında ağırbaşlı, çekingen bir yabancı ortaya çıkıp oyuna müdahale edinceye kadar. Bu yabancı uzun zamandır satranç tahtasına elini sürmediğini söylese de verdiği taktikler sayesinde maç berabere biter.

Akif Kaynar’ın karakterlerin iç dünyasını yansıtan, öykünün önemli noktalarını canlandıran resimleri de Zweig’ın bu ölümsüz klasiğini bambaşka bir boyuta taşıyor.

Devamını Göster
₺700.00
Klasikler Seti 2 (8 kitap)

2014’ün ortalarında, bilim insanları daha dünyanın büyük kısmına açıklama yapamadan, CRISPR-Cas9 teknolojisinin tehlikeli olabilecek ya da tehlikeli olarak algılanabilecek çalışmalarda kullanılabileceği ile ilgili endişeliydim. Eğer komşularım ve arkadaşlarım, bütün bunlar olup biterken bize niye söylemedin, diye sorsalardı onları suçlayamazdım. Science ve Nature dergilerinde yayınlanan makaleler, en azından, bu işi yürüten insanların endişelerini dile getirmek gibi bir sorumlulukları olduğunu belirtmek açısından önemliydi.

Bu makaleler ile başlayan ve Nisan ayında yayınlanan CRISPR-Cas9 teknolojisinin canlı olmayan insan embriyolarında uygulandığı bir çalışma ile alevlenen tartışma, başka toplantılar düzenlenmesine ön ayak oldu. Bu toplantıların en önemlilerinden biri Aralık ayının başında Washington DC’de gerçekleşen Çin, Amerika ve İngiltere’den bilim akademilerinin ortaklaşa düzenlediği, insanlarda gen düzenlemesi hakkındaki toplantıydı.

Bilim insanları, günümüzde bilimin uluslararası işbirliğinden çok etkilendiğini dikkate alırlarsa, küresel bilim kurumlarını en azından belli bir oranda oto sansür uygulanması konusunda yönlendirebilirler. Bir teknolojinin ortaya çıkmasında rol alan insanların bu teknolojinin kullanımı hakkındaki tartışmalara aktif olarak dahil olmaları konusunda cesaretlendirilmeleriyle bilime güvenin oluşturulmasına ulaşılabileceğini düşünüyorum. Bu, özellikle bilimin küresel bir şekilde yürütüldüğü, malzemelerin merkezi tedarikçiler yoluyla dağıtıldığı ve yayımlanan bilgilere çok daha kolay ulaşılabildiği dünyamızda çok önemli.

Genom mühendisliğinin insan hayatına ve biyolojik sistemleri anlamamıza sunabileceği olumlu katkıları düşündükçe heyecanlanıyorum. Meslektaşlarım bana CRISPR-Cas9 kullanarak farklı organizmalarda yaptıkları çalışmalar ile ilgili e-posta göndermeye devam ediyor. Bu çalışmalar arasında böceğe karşı dirençli marul, patojen özelliği azaltılmış mantar türlerinin geliştirilmesi ya da her türlü musküler distrofi, kistik fibroz, orak hücreli anemi gibi hastalıkları ortadan kaldırabilecek her çeşit insan hücresi modifikasyonlarını içeren araştırmalar var.

Aynı zamanda günümüz bilim insanlarının, çalışmalarının sosyal, etik ve ekolojik sonuçlarını nasıl şekillendirebilecekleri üzerine düşünmeye daha iyi bir şekilde hazırlanmaları gerektiğini düşünüyorum. Biyoloji öğrencilerine bilim camiası dışındaki insanlarla bilimi tartışmak üzere bir eğitim sağlamak, ki bana okulda ders olarak verilmemişti, dönüştürücü olabilir. En azından böyle bir eğitim, geleceğin araştırmacılarının benzer görevler için kendilerini hazır hissetmelerine yarar. Çok hızlı ilerleyen bir çalışmanın amacını becerikli bir şekilde açıklayabilmek, muhabirlerin yazma dürtülerini ayarlayabilmek ve haberlerde yayınlanacak olan bilginin doğru olmasını sağlayabilmek, her araştırmacının hayatının beklenmedik bir noktasında çok değerli olabilir.

Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
14
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

İçerikle İlgili Sorular
Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 8
  • Bilim Budur! 5
  • Merak Uyandırıcı! 3
  • Muhteşem! 2
  • İnanılmaz 2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Umut Verici! 1
  • Güldürdü 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: Nature | Arşiv Bağlantısı
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 22/02/2024 20:13:35 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/4202

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Odontoloji
Skeptisizm
Yörünge
Tardigrad
Şüphecilik
Kromozom
Popülasyon
Koaservat
Evrim Ağacı Duyurusu
Teori
Lgbt
Süt
Kuyruksuz Maymun
Beyin
Özel Görelilik
Cinsel Seçilim
Nobel Ödülü
2019-Ncov
Onkoloji
Tohum
Hastalık Kataloğu
Sinek
Deri
Anatomi
Mitler
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Youtube
Kırmızı Gören Boğalar Neden Sinirleniyor?
Kırmızı Gören Boğalar Neden Sinirleniyor?
Brian Cox, Evrim Ağacı'nda: Sonsuz Evren'de Yerimiz Ne?
Brian Cox, Evrim Ağacı'nda: Sonsuz Evren'de Yerimiz Ne?
İlk Defa Ne Zaman Giysi Giydik?
İlk Defa Ne Zaman Giysi Giydik?
Utandığınızda Yüzünüz Kızarıyor mu?
Utandığınızda Yüzünüz Kızarıyor mu?
Bu Sıvı Neden Elimde Kaynıyor?
Bu Sıvı Neden Elimde Kaynıyor?
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
J. Doudna, et al. Gen Değiştirme Devrimi: CRISPR Teknolojisiyle Geçen Baş Döndürücü 1 Yılım. (17 Şubat 2016). Alındığı Tarih: 22 Şubat 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/4202
Doudna, J., Seferoğlu, B., Bakırcı, Ç. M. (2016, February 17). Gen Değiştirme Devrimi: CRISPR Teknolojisiyle Geçen Baş Döndürücü 1 Yılım. Evrim Ağacı. Retrieved February 22, 2024. from https://evrimagaci.org/s/4202
J. Doudna, et al. “Gen Değiştirme Devrimi: CRISPR Teknolojisiyle Geçen Baş Döndürücü 1 Yılım.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Translated by Bengisu Seferoğlu, Evrim Ağacı, 17 Feb. 2016, https://evrimagaci.org/s/4202.
Doudna, Jennifer. Seferoğlu, Bengisu. Bakırcı, Çağrı Mert. “Gen Değiştirme Devrimi: CRISPR Teknolojisiyle Geçen Baş Döndürücü 1 Yılım.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Translated by Bengisu Seferoğlu. Evrim Ağacı, February 17, 2016. https://evrimagaci.org/s/4202.
ve seni takip ediyor
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close