Farkımız Ne? İnsanlar ve Diğer Canlılar...

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

İnsan, eşsiz bir tür değildir. Her tür gibi, kendine has bazı gelişmiş özellikleri vardır; ancak her canlının kendine has gelişmiş özellikleri vardır. Tarihte, insan diğer canlılardan hep bağımsız ve üstün görülmüştür. Ancak bilim insanın hangi özelliğine baksa, doğada hep daha basit veya değişik versiyonları olduğunu görmüştür. En büyük şaşkınlık ise, beynimizle ilgili araştırmalardan gelmiştir: bilincimizden özgür sandığımız idaremize, espri anlayışımızdan gülme becerimize, duygularımızdan karar alma yetimize, geleceğe yönelik planlar yapmaktan hafızamıza kadar beynin "üstün" olduğunu düşündüğümüz istisnasız her bir özelliğin doğada benzerlerinin bulunduğunu gördük. Bu, geçmişe hapsolmuş insanlar için kabul edilemezdi! Ancak gerçek, yüzümüze sert bir şekilde çarptı: sadece insanda bulunan hiçbir özellik kalmadı. Bu gerçek, bitmek bilmeyen egomuzu yerle bir ederek, bizi hak ettiğimiz yere, doğanın içindeki sıradan bir hayvan türüne yerleştirdi.

Bu hoş görselden görülebileceği üzere, insan neredeyse tüm fiziksel özellikleri bakımından diğer türlere göre acizdir. Ki burada sayılanlar, daha sayılabileceklerin %1'i bile değildir. "İnsana has" dediğimiz her özellik, öyle ya da böyle, diğer türlerde de bulunmaktadır. Elbette göreceli olarak daha zayıftır, bu şüphesiz. Tıpkı bir çita ya da kuş türleri yanında insanın uçma, koşma, yüzme becerilerinin bir hiç olması gibi... İnsan yüzemez mi? Yüzer. Ancak en iyi yüzücü değildir, hatta görülebileceği gibi kötüler arasındadır. İnsan koşamaz mı? Koşar. Ancak en iyi koşucu değildir. Diğer türler düşünemez mi, hissedemez mi, duygulanamaz mı, algılayamaz mı, planlayamaz mı, mantık yürütemez mi? Bunların hepsini yapabilirler. Ancak insandan çok daha düşük seviyede yaparlar. Bizi bir şempanzeden, bir papağandan, bir attan, bir yunustan ayıran sadece budur. Bizim üst düzey zeka fonksiyonlarımız daha ileridir, onların üst düzey fiziksel özellikleri daha üstündür.

Zekamız sayesinde, çok basit basamaklardan geçerek, karmaşık bir kültür inşa ettik. Biyoloji, kültürü yarattı. Ancak sonradan bu kültür, kafamızı karıştırmaya başladı. Binalar inşa edip uzaya gitmenin bizi çok farklı kıldığını sandık. Evet, elbette insanın yapabildikleri, doğanın muhteşem azametinin en güzel örneklerinden birisidir. Ancak kültürümüz biyolojimizden doğdu. Biyolojimiz de, doğadaki diğer türlerle ortak atalardan... Dolayısıyla, farklarımız, egomuzu şişirmemeli. Bunun yerine, geldiğimiz yeri unutmadan, var olan tek evimize biraz daha saygı göstermemiz gerektiğini görmeliyiz. Evren'de anlaşılacak bu kadar çok fazla konu, bu kadar karmaşık bilgiler varken, birbirimizi yiyip, doğanın altını üstüne getirip, var olan tek evimize işkence ederken, o "gelişmiş" olduğunu iddia ettiğimiz zekamızı da sorgulamamız gerekiyor.


Kaynak: Infographics Showcase

Zeno Etkisi ve Gözlenmekten Rahatsız Olan Uranyum!

IQ ile Rüya Görme Arasındaki İlişki

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Katkı Sağlayanlar

Neşe Abbak
Neşe Abbak
Görsel Düzenleme
Ali Kılıç
Ali Kılıç
Görsel Düzenleme
Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim