Evrimle İlgili 10 Mit, Yanlış Anlama ve Yanlış Anlatım

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Evrim, insanlarla tartışması zor bir konudur. Daha kötüsü tartışma, evrimin ardındaki bilimi tartışmaktan konuyu saptıran hileli konuşmalara kayabilir. Aşağıda evrim tartışmalarının karmaşıklaşıp saptırılmasına neden olan en yaygın 10 tartışma konusu listelendi:

 

1. Abiyogenez: "Yaşamın nasıl başladığını bilmediğimizden evrim hatalıdır."

Yaşam abiyogenezle başlamıştır. Normal organik moleküllerin yaşam dediğimiz kendini kopyalayan moleküllere dönüşme süreci abiyogenezdir. Görünene göre bu süreç sadece bir kez gerçekleşmiştir ve evrimin diğer bütün aşamalarından farklıdır. Abiyogenez çokça muğlaktır. Neden? Çünkü yaşayan ilk canlıların fosillerine tam olarak ulaşamıyoruz (tek hücreliler çok iyi korunma eğiliminde değildir).

Yaşamın başlangıcı hakkında ne biliyoruz? Yaklaşık 4 milyar yıl önce ilk yaşam tutunmuş olmalı. Bunu biliyoruz, çünkü yaklaşık 3,5 milyar yıl önceki yaşam, ilk bakterilerin fosil oluşturmaya yetecek kadar çok olmasına yetecek kadar dayanıklıymış. Bu bakterilerden önce, ilk yaşamın RNA'dan oluştuğu varsayılıyor. Bunun birkaç sebebi var. İlki, polimeraz olarak adlandırılan, DNA ve RNA'mızı birleştiren biyolojik makinacıkların RNA üzerinde çalışıyor olması. Aslında, DNA'nın kopyalanması işleminin başlaması için bir RNA öncülünün kullanılması şarttır. RNA öncüllerini, hücrelerimizdeki RNA'da işlevi kalmayan ilk yaşamı yeniden açığa çıkaran biyolojik fosiller olarak kabul edebiliriz. İkinci sebep, RNA'nın tuhaf bir şekilde çok yönlü olması. RNA sadece protein üretmek için bilgi kodlamakla kalmıyor, bir enzim gibi hareket ediyor, ki buna ribozim deniyor. Bu demek oluyor ki, tek bir RNA teli kendini kodlayıp toplayabilir.

Peki bu konu neden saptırılmış diyoruz? Çünkü abiyogenez yaşamın nasıl başladığıyla ilgilenir, evrimse yaşamın daha önce burada ne yaptığıyla ilgilenir; mesela ilk hücreye ne olduğuyla ilgilenir, ilk hücrenin oraya nasıl geldiğiyle değil.

 

2. Evrenin Kaynağı: "Bilim evrenin nasıl ortaya çıktığını söyleyemiyor, evrim hatalıdır."

Büyük Patlamayı başlatan neydi? Tekilliğin genişlemeye başlayacak kadar kararsızlaşmasını -zamanı, uzayı ve maddeyi yaratmasını sağlayan neydi? Bu harika ve çok önemli bir soru, ama cevaplaması da bir o kadar zor. Dahası, bu evrim değil. 

Bildiğimiz, evrenin bir başlangıcının olduğu. Bunun pekçok kişiye göre anlaşılmaz olduğunu da biliyoruz. Evrenin hiçlikten gelebildiği görülebiliyor (ve evren bunu aralıklarla tekrarlıyor).

Görüyorsunuz ki, hiçbir boşluk gerçekten bir boşluk değildir. 'Hiçliğin' içinde bile varolmakla olmamak arası gidip gelen bir zahiri parçalar denizi vardır. Nereden biliyoruz? İki yüksüz metal levhayı vakumlanmış bir alanda yan yana getirirsek, çok tuhaf bir şey olur. Birbirlerine doğru iterler. Bu, Casimir Etkisi'dir ve en basit anlatımı ile, iki levha birbirlerinin çok yakınına geldiği zaman aralarında varlığı dalgalanan zahiri maddeler levhaların dışındakilerden göre çok daha az olduğundan birbirlerine itilirler.

Bu konu nasıl saptırılmıştır? Yıldızların kırmızıya kayması ve kozmik mikrodalga arkaplan ışıması evrenin 13.7 milyar yıldan fazla bir zaman önce oluştuğunu doğruluyor. Fakat Büyük Patlama'nın ayrıntıları, nasıl, neden olduğunun ilk hücrenin gelişimi ile hiç ilgisi yok.

 

3. "Evrim sadece bir teoridir."

Teoriler önsezi ya da tahmin değildir; doğa olaylarının doğruluğu kanıtlanır açıklamalarıdır. Kanunlara da hiçbir zaman dönüşmezler. Neden? Çünkü kanunlar ilişkilerin tanımıdır, ama açıklaması değildir. Yani eğer evrim teorisi bir kanuna dönüşürse, bir açıklama olmayı bırakmış olur. 

Bu kesinlikle bir saptırma, çünkü teorinin ne anlama geldiği ile ilgili tartışıyorsanız, evrimi değil anlambilimini tartışıyorsunuz demektir.

Dahası, bir şeyin adının teori olması onun kesin bir bilim olmadığı anlamına da gelmez.

 

4. "Evrim tesadüfidir."

Öncelikle, bu fikir yanlış bir varsayım üzerine kurulmuştur. Mutasyonlar, aslında tesadüfi olarak değerlendirilebilir, ama evrimin teorisinin büyük kısmının temelinde olan doğal seçilim süreci kesinlikle tesadüfi değildir. Gayet sistematiktir ve  çevreye daha iyi uyum sağlayan yüksek hayatta kalma ve çoğalma oranıyla sonuç verir. Kaldı ki bir şeyin tesadüfi olması onun gerçek bilim konusu olmadığı anlamına gelmez.

 

5. "Evrim yeni türler üretmez, evrim sadece türlerin çeşitlenmesidir."

Pekçok anti-evrimci mikro evrimi tamamıyla kabul edip işi makro evrime vardıramaz. Bir kurdun ufak değişikliklerle bir köpeğe dönüşebileceğine inanırlar, fakat kurttan tamamen farklı bir tür ortaya çıkacağına asla inanmazlar. İnsanların bu yanılgısı ile ilgili vurgulamak gereken en önemli nokta mikro evrimin makro evrimden çok büyük farkları olmadığıdır. Aynı sürecin daha uzun süreye yayılmış halidir.

İnsanlara, onların makro evrimle ilgili yanlış anlamalarını düzeltebilmek için bazı sorular soruyoruz: İlk olarak, bir türü nasıl tanımladıklarını soruyoruz. Çeşitli tanımlar var, duruma göre her birinin zayıf ve güçlü yanları var.

İkinci olarak, eğer bir türü diğerine dönüştürmek mümkün olsaydı, sizce bu ne kadar sürerdi diyoruz. Pekçoğu hiç duraklamadan yaşanan küçük değişiklikler, topluluğu yeni bir tür olarak adlandırabilmemiz için tatmin edici bir seviyeye gelinceye kadar ne kadar süre geçmesi gerektiğini hesaplamaya çalışıyor. Evrim her an olmasına rağmen süreç o kadar yavaş seyreder ki, binlerce ya da yüzbinlerce yıl geçmeden gözlemlenemez, ki bu da insan hayatıyla mukayese edildiğinde, hatta insan tarihiyle mukayese edildiğinde gözlemlenebilir bir süre değildir. Yine de meyve sineği ve bakteri gibi bazı çabuk üreyen türlerde evrim daha belirgindir.

Üçüncü soru bir türün diğerine dönüştüğünü görmek için bir kişi neye bakmalıdır sorusu. Pekçok kişi evrim gerçekse yaşam (ve dünya) nasıl olurdu diye durup düşünmez. Bunun cevabı, tabii ki, fosil kayıtların değişimdeki ilerlemeleri gösterecek olduğu, türlerin birbiriyle benzer genetik özelliklere sahip olacağı, geçmişten kalan atıl bazı organlara sahip olacağı, ve insan hayatı gibi kısa dönemlerde eklenen küçük değişiklikleri görmenin mümkün olacağıdır. Bu tam da doğada bulduğumuz şeydir: uzun zaman içinde eklenen küçük değişiklikler sonucu oluşan yeni türler.

 

6. "Fosil kayıtlarındaki büyük boşluklar evrimin açıklamalarının yetersizliğini gösteriyor."

Fosilleşme çok nadir bir olaydır. Richard Leakey ve Roger Lewin dünya tarihi boyunca 30 milyar türün yaşamış olduğunu belirtiyorlar. Bunların arasından yaklaşık 250.000 tür fosil olarak korunmuştur. Türlerin sadece 120.000'de biri doğru yerde ölmüş, doğru şekilde gömülmüş, fosilleşme süreci boyunca korunmuş ve bir insan tarafından bulunacak kadar şanslı olmuştur. Fosil kayıtlarında bulduklarımız, hem büyük zaman aralıkları içinde büyük değişiklikler geçirmiş şaşırtıcı derecede yüksek sayıda türler (fotosentez yapan siyanobakterilerden çokhücreli yaşama ve sonra daha karmaşık yaşama gibi), hem de küçük değişiklikler geçiren türlerdir (Australopitechus'tan Homo erectus'a ve sonra Homo sapiens'e vs.).

 

7. Dünya'nın yaşı: "Evrimin gerçekleşmesine yetecek kadar zaman yoktu."

Bu konunun saptırıldığı şöyle söylenebilir ki bahsedilen doğrudan evrim değil, bu listenin içinde evrim için gerekli ön şartlardır. Charles Darwin biliyordu ki şu anda dünya üzerinde var olan çeşitliliği oluşturmak için gereken doğal seleksiyon, oldukça uzun zamana ihtiyaç duyar. Günümüzde kimse dünyanın yaşını kesin olarak bilmemekle beraber, gerçekten çok yüksek derecede emin olarak söyleyebiliriz ki dünya kabaca 4.6 milyar yaşındadır.

Bunu nereden biliyoruz? Dünyanın yaşını anlayabilmenin birçok yolu var. Bazıları şunlar:

1. Radyoaktif izotop bozunma oranı yöntemini bir şeyin ne zaman gömüldüğünü ya da kayanın ne zaman şekillendiğini tespitte kullanabiliyoruz. 

2. Fosil tabakaları şaşırtıcı derecede tahmini kolay sıralanmış olduğundan, indeks fosillerle kaya katman tarihlerini çapraz kontrollü kullanabiliyoruz. Bunu bir düşünün. Fosiller öyle sıralı organize olmuşlar ki eğer belli bir katmanda belli bir tür fosil örneği bulunduğunda, katmanın tarihi daha önce başka yollardan bulunmuş olduğu için yaşını bulmuş olursunuz.

3. Örneğin, bir trilobit türü olan Paradoxides bulursanız, kaya katmanından Kambriyen döneminden kalma olup 500-509 milyon yaşında olduğunu görebilirsiniz.

4. Eniwetok Mercan adası gibi bir mercan adasında yaklaşık bir mil (4610 ayak) derinliğinde en az 176000 yaşında saf mercan içine kazı yapılabilir. Kesin sayı vermek, mercan büyümesi okyanus seviyesi şimdikinden daha düşükken ışığa maruz kalmak gibi çok çeşitli sebeplerle yavaşlayabileceği için zor (Ladd, H. S. 1960. “Bikini and Nearby Atolls, Marshall Islands, Drilling Operations on Eniwetok Atoll” U. S. Geological Survey Professional Paper 260-Y).

5. Ağaçların büyüme görüntüsünü ağaç halka analizi yöntemiyle 11500 yıl öncesine kadar çıkarabiliriz. Yunanistan Antiparos'taki gibi mağaralar 45 milyon yıllık şekiller barındırır.

6. Antartik buz çekirdeği 1,5 milyon yaşındadır.

7. Colorado Nehri gibi menderesli akışa sahip nehirler son 5-6 milyon yılda Büyük Canyon gibi büyük oyuklara sebep olmuştur. Büyük Kanyon'u inceleyecek olursak, kanyonun 30000 yıllık tembel hayvan dışkısı barındıran yerleri vardır. Öf!

8. Deniz tortusunun temeli 170 milyon yıl öncesine dayanır.

9. Çin Denizi'nde 11000 yıllık cam süngerleri vardır.

10. Kire gelince, bir düşünün: kayaların iyice incelip evinizin ettafındaki toza dönüşmesi çok zaman alıyor. Her mevkinin şekillenmesi çoğu zaman milyonlarca yıl almış olan kendi toz bileşimi vardır.

11. Belki bilgisayarınıza da enerjisini veren yüksek miktarlarda kömür ve taşıtlarınızda kulandığınız petrol, çoğu 300 milyon yıl önceki Karbon Çağı olmak üzere, milyonlarca yıl içinde oluştu.

 

8. "Evrim ahlaksızlığı ve zarar vermeyi destekliyor."

Baştan çıkmış zorbalar ve diğerlerinin 'en güçlünün hayatta kalması' fikrini nasıl kötüye kullanıp suistimal ettiklerinin, evrimin Dünya gezegeni üzerinde çeşitlilik ve birlik hakkındaki en iyi açıklama olması ile hiç mi hiç ilgisi yok. Ayrıca insan evrim tarihine bakıp ortak yaşamın vahşi hayattaki başarısını görerek olumlu ahlak mesajları da alabilir.

 

9. "İnsanın değerini ve onurunu baltalıyor."

Bilim bizi ne kadar iyi ya da değerli hissettirdiğine göre belirlenmiyor. Bilim, insanın kibrine boyun eğmez. Bize uymadığı için yanlış kabul edilmez. Eğer insanın daha iyi, daha çok evrimleşmiş, daha etkin yaratılmış vs şekilde değerini tartışmaya başlarsanız evrim ya da bilim hakkında değil, felsefe hakkında konuşuyorsunuz demektir.

Dahası, evrimi kabul etmek, bir yıldız tozu olduğumuzu bildiğimiz için bana göre büyük bir onur kaynağı. 3,5 milyar yaşında, yaşamın son derece hassas ve nadir olduğu, bütün yaşamın birbirine bağlı olduğu başarının kırılmamış halkasına ait bir parçayız ve son derece büyük sevgi gösterebilen, fedakarlık yapabilen, affedebilen, yaratıcılık ve ahlaka sahip bir türe aitiz. Darwin'in Türlerin Kökeni'ndeki son paragrafında belirttiği ünlü sözündeki belirttiği gibi: 

"Tek ya da birkaç şekilde başlamış olan yaşam; gezegen sabit çekim yasasına göre dönüp dururken, son derece basit bir başlangıçtan en güzel, en harika sonsuz şekillere evrimleşti ve evrimleşmeye devam ediyor. Böylesi bir yaşam görüşünde ihtişam var."

 

10. "Benim dini görüşüme ters düşüyor."

Öncelikle, bir önceki noktada olduğu gibi, bir gerçek bize uymadığı sebebiyle yanlış olmaz. İkinci olarak, çok sayıda dini bütün, büyük bilim insanı var ve inançları ile evrim gerçekleri arasında herhangi bir çelişki görmüyorlar.

 

Özet:

Eğer evrimi tartışacaksanız, ya da onu daha iyi anlamak için araştırma yapacaksanız, konunun özünden sapmayın. Yukarıda saydığımız tuzaklara düşmekten olabildiğince kaçının. Hatırlayın ki, gerçekler insanların kafasına vuracağınız araçlar değildir. Gerçekler, keyif alınacak, saygı duyulacak, kutlanacak ve paylaşılacak güzel ilham kaynaklarıdır. 

İyi şanslar.


Kaynak: Bu yazı From Quarks to Quasars sitesinden çevrilmiştir. Çeviri sonrasında kaynaktan içerik kaldırılmıştır.

"Outernet" Projesi Tüm Dünya'ya İnterneti Ulaştıracak!

Ya Evren'deki Yerimizi Tamamen Yanlış Anladıysak?

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim