Evrimin “Daha Büyük” Bir Amacı Olabilir mi?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Yaklaşık 25 yıl önce, 20. yüzyılın en büyük biyologlarından biriyle aramda geçen bir konuşma garip bir şekil aldı.

Biz de dahil olmak üzere çeşitli türlerdeki yakın akrabalar arasındaki özgecilik (fedakarcılık, altruizm) modellerini açıklayan "akraba seçilimi" teorisi ile bilinen William D. Hamilton'la konuşuyordum. Bu ve diğer ufuk açıcı fikirler, Hamilton'a modern Darwinci sosyal davranış anlayışında önde gelen seçkin düşünürler arasında bir yer edindirdi. Richard Dawkins, 1976 yılında yayınladığı çığır açan "Gen Bencildir" kitabının önsözünde, fikirleri kitabının temelini oluşturan Hamilton’a ve sosyal biyoloji alanından diğer üç "baskın figür"e şükranlarını sundu.

Michigan Üniversitesi'nde, o sırada Oxford’dan izinli olan Hamilton'la röportaj yapıyordum. Kamera kayıttaydı. Evrimsel psikoloji hakkında bir kitap yazmak için araştırma yapıyordum ve amacım bu konuda bir belgesel hazırlamaktı. Ne yazık ki belgesel hiçbir zaman çekilmedi ve Hamilton 2000’lerin başında öldü. Onunla yaptığım röportajın kasetini buluncaya kadar kimse röportajı izlememişti.

Röportaj sırasında Hamilton'u felsefi konulara çekmeye çalışıyordum ancak o bir süre sonra beklediğimden de ileriye gitti:

"Dini nitelikli bir nihai iyinin var olduğu, evrim teorisinin bize anlattıklarının ötesine bakıp nihai iyinin ne olduğuna dair telkinleri kabul etmemiz gerektiği düşüncesine oldukça açığım.

Bunu büyük bir evrimsel biyoloğun söylemesi alışılmadık bir şeydi ama en alışılmadık kısma hâlâ sıra gelmemişti. Hamilton, İngiliz aksanıyla devam etti:

"Bunu dünya dışından müdahaleci bazı manipülatörlerin olası varlığı şeklinde detaylandırabilirim ancak bu bizi tartışmanın genel konusundan çok fazla uzaklaştırır.

Öyleydi belki fakat bu da en az tartışmamızın konusu kadar ilginç geliyordu. Demek istediğinin biz insanların habersiz olduğu bir tür “metafizik amaç” olup olmadığını sordum. Şöyle yanıt verdi:

"Evet, evet. Çok hoşuma giden ve eğlenceli bulduğum bir evren teorisi var. Bu teoriye göre Güneş sistemindeki Dünya gezegeni, Dünya dışında bir yerlerde yaşayan varlıklar için bir tür hayvanat bahçesidir. Kurabilecekleri en iyi, en ilginç deney düzeneği ise şu: Dünya gezegeninde, gerçekten ilginç o karakterleri -bir şeylerle uğraşıp duran insanları- üretecek şekilde bir evrim düzeneği kurmak ve oturup deneylerini seyretmek. Bu varlıklar deneylerine hiç müdahale etmiyorlar, böylece yaptığımız hemen her şey doğanın yasalarına uygun oluyor. Ama ara sıra tam olarak yolunda gitmeyen bir şeyler görüyorlar, eğer kendi başına bırakırlarsa bu hayvanat bahçesi kendi kendini imha edecek hâle geliyor. Dünya dışı varlıklar duruma el atıp bazı küçük şeyleri değiştiriyorlar. Belki de bunlar, dindar insanların bu denli vurgulayarak bahsettikleri mucizelerdir. Ben bunu eğlenceli bir biçimde anlattım. Ancak bence bu, göz ardı edilmesi çok zor olan bir hipotez."

Bunun yayınlandığını düşünsenize! Manşet şöyle olurdu: “Dünyaca Ünlü Bilim İnsanı Mucizelerin Gerçek Olabileceğini Söyledi!” Manşetin altında ise şöyle bir ekleme yapılıyor: “Dünya dışı varlıkların bunda bir rolü olabilir.”

Eğer amacımız sadece tıklanma sayısını arttırmak olsaydı böyle bir manşet atabilirdik. Ancak Hamilton’un söylediğinin felsefi önemini kavramak istiyorsak, başka bir yol izlemeliyiz. Mucizelere odaklanmak yerine, “daha büyük bir amaca”, yani Dünya üzerindeki yaşamın, bir anlamda onun dışında bir şeyden kaynaklanan bir anlamı olduğu fikrine odaklanmalıyız. Ve (felsefi önemine bakmadan mümkün olduğunca çok sayıda tıklama elde etme umuduyla) bunu liste formunda düzenleyerek, Hamilton'un dolaylı olarak çürüttüğü birkaç yanılgıyı göz önüne sermeliyiz. Bunları “Evrim ve Amacı Hakkındaki Üç Büyük Mit” olarak adlandırabiliriz.

Bir numaralı mit: “Daha büyük bir amaç” vardır demek, bir bakıma “tuhaf güçlerin” iş başında olduğu anlamına gelir.

Bilimsel bakış açısına sahip insanlara Dünya’daki hayatın daha büyük bir amacı olduğunu düşünüp düşünmediklerini sorduğumda, genelde hayır derler. Onlardan görüşlerini açıklamalarını istediğimde, evet demenin genellikle bilimsel dünya görüşünden uzaklaşarak doğaüstü varlıkların gerçek olma ihtimalini ya da en azından bilimsel ölçümlerin ötesindeki tinsel etkenleri kabul etmek anlamına geldiğini düşündükleri ortaya çıkar. Ama Hamilton’un düşünsel deneyinde bunun böyle olması gerekmez.

Uzaylıların tuhaf olduğunu düşünebilirsiniz ama onlar tuhaf bir güç veya doğaüstü varlıklar değillerdir. Onlar, bizim gibi fiziksel varlıklardır. Teknolojileri o kadar gelişmiştir ki müdahaleleri bize mucizevi görünebilir (birçok akıllı telefon uygulamasının büyük büyük dedelerime görünebileceği gibi) ama bu müdahaleler aslında bilim yasalarıyla uyum içerisindedir.

Daha da önemlisi, Hamilton’un uzaylılarının en başta hayata nasıl “amaç” yüklediğini soracak olursanız, cevap, birkaç milyar yıl önce Dünya’ya kendiliğinden çoğalan basit materyaller yerleştirerek ve bunu kendilerini eğlendirecek bir şey hâlini alacağından emin bir şekilde (ki bu senaryoda onları eğlendirecek şey hayatın amacı oluyor) somut bir davranışla yaptıkları olacaktır. Bu da bizi şuraya götürür;

İki numaralı mit: Evrimin bir amacı olduğunu söylemek, onun doğal seçilim dışında bir şey tarafından kontrol edildiğini söylemektir.

Bu kavram yanılgısını düzeltmek bir nevi ilk kavram yanılgısını düzeltmenin doğal bir sonucudur ancak yine de açıklamaya değer: Evrim bütünüyle mekanik, maddesel bir süreç olsa dahi yani evrimin tek kaynağı doğal seçilim olsa bile, evrimin bir amacı olabilir. Sonuçta saatlerin de saatçiler tarafından verilen bir amacı vardır, hep doğru zamanı göstermek. Saatler de tamamen mekaniktirler. Tabii ki, evrimin bir amacı olması gerektiğini öne sürmek, evrimin bir anlamda bir yere, yani amacını gerçekleştirmeye doğru gittiğini öne sürmek demektir. Bu da bizi şuraya götürür:

Üç numaralı mit: Evrimin bir amacı olamaz, çünkü bir doğrultusu yoktur.

Evrimin esasen doğrultusuz olduğu fikri yaygındır, bunda biraz da evrim kavramının popülerleşmesini sağlayan kişilerden Stephen Jay Gould’un bu izlenimi yaratmak için çok uğraşmasının payı vardır. Benim ve başkalarının öne sürdüğü gibi, Gould en iyimser görüşle konuyu saptırmaktadır. Yine de, Gould bile her şey göz önünde bulundurulduğunda evrimin çok daha karmaşık varlıklar yarattığını kabul etmiştir. Bazı evrimsel biyologlar daha da ileri gidip evrimin eğer yeterli zaman verilirse bizim kadar akıllı hayvanlar yaratabileceğini söylemişlerdir.

Aslında bu fikir, Hamilton’un söylediği üzere, uzaylıların evrimi “gerçekten ilginç karakterler olan insanları üretecek” şekilde “düzenlemiş” olabilecekleri ifadesinde gizlidir. Hamilton’un senaryosunun bu kısmı uzaylılar tarafından hiçbir müdahale gerektirmez çünkü o, doğal seçilimle evrimin yeterince süre verildiğinde oldukça zeki yaşam formları üretebilme olasılığının olması bakımından bir çeşit doğrultusu olduğuna inanır. (Daha net konuşmak gerekirse, röportajın diğer kısımlarında açıkça söylediği gibi, Hamilton insan türlerinin kendi başına ortaya çıkma olasılığının olmadığını, ilk zeki türlerin bize benzemesinin kaçınılmaz olmadığını söyleyecektir.)

Bu üç mitin çürütülmesiyle birlikte, felsefi olarak özgürleştirici nitelikteki şu sonuçla baş başa kalıyoruz: Evrimin bir amacı, bir çeşit hedefi (felsefecilerin “telos” olarak adlandırdığı şey) olması ihtimalini, Darwinci görüşten kesinlikle uzaklaşmadan, doğal seçilimin evrimin kullandığı tek araç olduğu inancını terk etmeden ve modern, bilimsel bakış açısına sahip bir insan kimliğinizden vazgeçmeden benimseyebilirsiniz.

Evrimin bir amacı olduğunu destekleyenlerden olmaktan hâlâ bir rahatsızlık duyuyorsanız, bilimle bağdaşan bütün teleolojik senaryolarda uzaylıların yer almadığını belirtmeliyim. Aslına bakılırsa bazı bilim insanları doğal seçilimin hiçbir akıllı varlık tarafından aşılanmamış bir amacı olduğunu öne sürüyorlar.

Bu senaryo fizikçi Lee Smolin’in “kozmolojik doğal seçilim” teorisinin bir versiyonundan ortaya çıkmıştır. Smolin bizim evrenimizin kendisinin de bir çeşit evrimin ürünü olabileceğini düşünür: Belki evrenler kendilerini kara delikler sayesinde kopyalayabilirler, böylece zamanla -çok uzun zamanla- fiziksel yasaları gittikçe daha çok kopyalanmaya elverişli olan evrenler elde edersiniz. (Belki evrenimizin kara delik yaratmakta bu kadar iyi olmasının da sebebi budur!) Smolin’in teorisinin kozmolog Edward Harrison ve matematikçi Louis Crane tarafından geliştirilenler gibi farklı şekillerinde, akıllı canlılar teknolojileri kara delik üretebilecek noktaya ulaştığında bu kopyalamada rol oynayabilirler. Böylece kozmolojik doğal seçilim yoluyla fiziksel özellikleri akıllı yaşama daha elverişli evrenler elde edersiniz. Bu evrenin fiziksel sabitlerinin hayatın oluşumuna izin verecek biçimde “ince ayarlanmış” olduğu şeklindeki çok tartışılan fikir de belki böyle açıklanabilir.

Crane, “meaningoflive.tv” adlı sitemdeki son söyleşilerden birinde bana şunu söyledi:

Bu senaryoda insan hayatı -bireysel hayatlardan ziyade bir bütün olarak bahsediyorum- tıpkı tavuk yumurtasının bir amaca sahip olması gibi bir amaca sahiptir. Tavuk yumurtasının amacı tavuk yaratmaktır.

Crane burada sözcükleri alelade kullanmıyor. Bazı düşünürler hayvanların doğal seçilim tarafından verilen bir amaçları olduğunu (genlerini yaymak) söylemekten çekinmiyorlar. Yani eğer biyolojik evrim kozmolojik doğal seçilimin bir ürünüyse, savunulabilir nitelikte bir amaca sahiptir ve biz o amacın parçasıyız.

O zaman listemize bir madde daha ekleyelim:

Dört numaralı mit: Evrimin bir amacı varsa, bu amaç akıllı bir varlık tarafından aşılanmış olmalıdır.

Bununla birlikte, mevcut söylemin ilginç bir özelliği, bilimsel bakış açısına sahip bazı kişiler arasında, dünyamızın akıllı bir varlık tarafından yüklenmiş bir amacı olabileceği düşüncesine açık kişilerin sayısının artmakta olmasıdır. Bahsettiğim “simülasyon” senaryolarında, görünürde somut bir niteliğe sahip olan dünyamızın aslında akıllara durgunluk verecek bir bilgisayarın projeksiyonu olduğu ve gezegenimizdeki evrim de dâhil olmak üzere evren tarihimizin, çok zeki bir programcı tarafından yazılan bir bilgisayar algoritmasının göz önüne serilmiş hali olduğu savunulmaktadır.

Belki buna gülebilirsiniz, fakat 2003'te Oxford Üniversitesi'nden filozof Nick Bostrom, bir simülasyonda yaşıyor olmamızın epey mümkün olduğu düşüncesinin arkasındaki bazı nedenleri ortaya koyan bir makale yayınladı. Bu simülasyon hipotezi itibarlı destekçiler kazandı. Hayden Planetaryumu’nun yöneticisi ve Amerika'nın fiilen ödüllü gökbilimcisi Neil DeGrasse Tyson, bu hipotezi makul bulmaktadır. Vizyoner bir teknoloji girişimcisi olan Elon Musk, "temel gerçeklikte" yaşadığımıza dair neredeyse hiçbir ihtimal olmadığını söylüyor. The New Yorker, bu yılın başlarında "iki teknoloji milyarderi"nin, ki Musk'ın onlardan biri olup olmadığını söylemedi, “bizi bu simülasyondan çıkarmaya çalışmaları için bilim insanlarını gizlice işe alacak kadar ileri gittiğini" belirtmişti.

Sanırım bu biraz daha zaman alacak. Bu arada bir ironiyi de şuraya not etmek istiyorum.

Daha büyük amaç argümanı bu şekilde, yani "daha büyük amaç" ifadesini içermeyecek şekilde öne sürüldüğünde ve metafizik bir senaryo yerine teknolojik bir senaryo olarak kurgulandığında entelektüel açıdan saygın kabul ediliyor. Bunu reddedecek çok fazla kişi olmayacaktır demek istemiyorum. İnsanların bunu hangi koşullar altında reddedeceğinden bahsediyorum. Bostrom makalesi eleştiri oklarının hedefi oldu, ancak bunların çoğu bu fikrin tamamen delice olduğunu düşünenlerden değil, bir simülasyonda yaşadığımız ihtimalinin yüzde 50'den epey az bir olasılık olduğunu düşünen insanlardan geldi.

Bostrom'u dikkate alan aynı kişilere yanaşır da insan bilincinin algılayamayacağı bir Tanrı’nın varlığından bahsederseniz, çoğu bu fikri düşünmeden reddeder. Ancak simülasyon hipotezi bir Tanrı hipotezidir: Hayranlık uyandıran bir gücün zekâsı, üzerine tahmin yürütebileceğimiz ancak tam olarak anlayamayacağımız nedenlerle evrenimizi yarattı. Bu zekânın hâlen var olduğunu varsayarsak, bir bakıma bizim gerçeklerimizin dışında, duyularımızın ötesinde bulunan ve yine de muhtemelen dünyamıza müdahale etme gücüne sahip bir zekânın varlığını kabul etmiş oluruz. Teoloji, başka bir isim altında "seküler" söyleme girmiş demektir.

Şahsen, buna itirazım yok. Bana göre bilimsel bir çağda bile daha büyük bir amaç tartışmasına saygı duyulmalı. Bu, özellikle simülasyon senaryosunu veya uzaylı senaryosunu veya kozmolojik doğal seçilim senaryosunu kabullendiğim anlamına gelmez. Fakat, biz Dünyalıların dahil olduğu bu deneyin bir anlamı olduğundan, bir şey tarafından aşılanan bir amacı olduğundan, ve şu an için o şeyin ne olduğunu belirleme umudumuz olmasa bile, deneyin anlamı konusunda tahmin yürütecek zeminin mevcut olduğundan şüphelenmek için yeterli sebep olduğunu düşünüyorum. Bu konuyu başka bir yerde ayrıntılarıyla incelediğimden, daha büyük bir amacın bir hipotez olarak sunulabileceği ve hipotezin lehine yahut aleyhine kanıtların sayılabileceği ayrıntılarına girmeyeceğim. Fakat şunu söyleyebilirim ki amaca yönelik gördüğüm kanıtlar sadece biyolojik evrimin doğrultusunu değil, aynı zamanda teknolojik evrimin doğrultusunu ve bunun yönlendirdiği daha geniş bir toplumsal ve kültürel evrimin, bizi avcı-toplayıcı gruplardan birbirine bağlı bir küresel topluluğa taşıyan evrimin doğrultusunu içermektedir. Ve bu amaç eğer bu doğrultuyu sürdürmeyi, yani gerçek bir küresel topluluk haline gelmeyi içeriyorsa o zaman ahlaki bir ilerlemeyi de içeriyor gibi görünüyor. Öncelikli amacımız, aksi takdirde insanları etnik, ulusal, dinî ve ideolojik olarak bölebilecek hizipçilik psikolojisini aşmaktır. Bu da demektir ki, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve yurtdışındaki son siyasi ve sosyal gelişmeler ışığında, yapmamız gereken çok şey var.

Yazan: Robert Wright (Amerikan gazeteci yazar)

Kaynak: Bu yazı The New York Times adresinden çevrilmiştir.

Görsel: Lluís Real/Getty Images

Evden Çalışmak Neden Standart Uygulama Olmalıdır?

Ağaçlar Neden ve Nasıl Birbirleriyle “Konuşurlar?”

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Şule Ölez
Şule Ölez
Editör
Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim