Evrim Ağacı'nın İnsanlara Giden Dalları

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Genellikle evrimden söz edildiğinde, hele ki insan evriminden söz edildiğinde akla gelen ilk şey "maymunlar" olur, o kadar. Ondan gerisi, berisi, arası bilinmez. "Ne yani, biz şempanzeden mi geliyoruz; o zaman onlar neden insan olamıyor?" seviyesinden öteye gidemeyen bir algı çerçevesinde, evrimsel biyoloji gibi insanlık ve bilim tarihinin gördüğü en güçlü bilim dallarından biri hiçe sayılıyor. İnsan-maymun-evrim ilişkisini burada, burada, burada ve burada detaylıca analiz etmiştik ve doğru bilinen yanlışları düzeltmiştik; tekrar etmeye gerek yok. 

Öte yandan biz modern insanlar (Homo sapiens), 4 milyar yıla yakın canlılık tarihinde son 250.000 yıldır var olan türleriz. Yani gezegen üzerindeki canlılığın %0.006'lık kısmında yer alıyoruz. Bir diğer deyişle, zamansal olarak bir hiçiz. Tabii bu sadece bizimle ilgili bir durum değil. Her ne kadar evrim tarihini her zaman kendi gözlerimizden anlatmaya meyilli olsak da, bugün bizlerle birlikte aynı gezegeni paylaşan ortalama 60 milyon canlı türünün birçoğu, bu uçsuz bucaksız evrim zamanının kısacık bir diliminde var olmuş canlılar. Çünkü bugüne kadar var olan türlerin %99'undan fazlası yok oldu, sadece %1'i yoluna devam ediyor. Fakat bu, şu anda yaşayan türlerin "özel" olduğu anlamına gelmiyor. Bundan 300 milyon yıl öncesinde yaşayan canlılar da, kendi zamanlarına kadar yaşamış olan canlıların çok ufak bir kısmını temsil ediyordu. Evrim böyledir. Her zaman kesidinde var olan en uyumlu bir grup canlı hayatta kalır ve gelecek nesilleri inşa eder. Geri kalan ezici bir çoğunluksa zamanla yok olur veya biyolojik olarak baskın türlere karışarak asimile olur. Bu nedenle belli bir zaman aralığında var olan türler, genel türlerin çok ufak bir kısmını yansıtır.

Yukarıdaki görsel, Evrim Ağacı'nın ufacık bir örneğinde, insana giden dalı kırmızıyla göstermektedir. Bu, bize önemli bir gerçeği gösterir: evrim, zincirleme olarak işleyen bir süreç değildir. Yani ilk defa Darwin'in sadık dostu Huxley tarafından çizilen, maymundan insana basamak basamak dönüşümü anlatan figür, aslında tek başına doğru değildir. O çizim, sadece buradaki görselde gördüğünüz kırmızı hattın, en uçtaki ufacık bir kısmını göstermektedir. Ki o bile tam olarak doğru değildir. Maymunsu atalardan insana gelene kadar birçok tür, bizlere gelecek soy hattından ayrılarak kendi yollarına gitmiştir. Örneğin Kenyanthropus cinsi ya da Homo neanderthalensis, bizlerin atası olmayan, sadece kuzen konumunda olan "insansı" türlerdir.

Görseldeki Evrim Ağacı incelenecek olursa, her basamakta birçok dallanma görülecektir. Bu tür ağaçlar, "kök" kısmından başlanarak okunur. Burada "kök", en sol tarafta, "Evrensel Ortak Ata" (Universal Common Ancestor) olarak işaretlenmiştir. Bu canlı, bütün canlılığın atası konumunda olan, cansızlıktan ilk evrimleşen yapılar olan koaservatlardır. Sonrasında, sola doğru gidildiğinde, hızla günümüze yaklaşılır. Zaman içerisinde ilerledikçe, sayısız dallanmadan geçildiğine dikkat ediniz. Genellikle bu dallanmalar 2 alt dala ayrılma şeklinde olmaktadır; çünkü en net bilinen türleşme ve ayrışma örnekleri yazılmıştır. 

Ayrıca her dalda, bir sayının yer aldığına dikkat ediniz. Bu sayılar, o noktada meydana gelen büyük evrimsel değişimleri göstermektedir. Örneğin "1" numara ile gösterilenler, basit yapılı hücreli canlıların (prokaryotlar), karmaşık yapılı hücreli canlılara (ökaryotlar) evrimini göstermektedir. Bugün bu sürecin Endosimbiyotik Teori denen bir teori dahilinde gerçekleştiğini biliyoruz. Bir prokaryotun, bir diğer prokaryot içerisine hapsolması ve mutualist (karşılıklı faydacı) bir yaşam biçiminin evrimleşmesi nedeniyle, karmaşık ve zarlı yapılı hücreler, yani ökaryotlar evrimleşimiştir. Bu şekilde bir "kaynaşma" olduğu için, o dal üzerinde Bakteriler'den (Bacteria) gelen oklar görülmektedir.

İnsana giden kolda, sırasıyla meydana gelen kritik evrimsel dönemeçleri sıralayacak olursak:

1) Simbiyotik bakterilerin mitokondrilere evrimleşmesine neden olan endosimbiyoz olayı

2) Çok hücreliliğin evrimi ve hücre-doku farklılaşmasının başlaması

3) Hayvanların evrimi, iç sindirim kanalının oluşması, kasların evrimi

4) Döterostomlar olarak bilinen, embriyolojik gelişim sırasında oluşan ilk açıklığın anüsü oluşturduğu canlıların evrimi

5) Kordalıların evrimi, omurga-omurilik düzleminin temelini atacak olan notokordun evrimi, sırt omur şeridinin evrimi

6) Omurgalıların evrimi, kemikli iskelet yapısının oluşması

7) Dört üyeliler olarak da bilinen Tetrapod'ların evrimi; kol-bacak gibi uzuvların oluşumu

8) Yumurtaları içerisinde amniyotik zar yapısına sahip Amniyotlar'ın evrimi, sudan karaya çıkışı sağlayacak ve sürdürecek yapıların erken oluşumu

9) Memeliler'in evrimi, ayırt edici çene bağlantısının oluşumu, orta kulak kemiklerinin özelleşmesi ve süt salgısının evrimi

10) Primatların evrimi; binoküler görüşün evrimi, ağaç üzerinde yaşama geçiş

11) İnsanı maymunların evrimi, kuyrukların yitirilmesiyle Kuyruksuz Maymunlar'ın evrimleşmesi

12) İki ayak üzerinde durabilen insansıların evrimi

13) Homo sapiens türünün Afrika'dan tüm Dünya'ya yayılımı

Dikkat edecek olursanız, her ayrım türleşmeyi de beraberinde getirmektedir. Çünkü evrim, bir canlı grubunun tamamında, bir anda meydana gelen bir süreç değildir. Popülasyonların bir kısmında belli özellikler evrimleşirken, diğerleri bu sürecin dışında kalmıştır. Onlar, Evrim Ağacı üzerinde diğer tarafa giden dalları oluştururlar. Bu canlılar kimi zaman farklı evrimsel yolaklara girerek günümüze kadar gelirler. Örneğin Bakteriler, Ökaryotlar'ın evriminden sonra kendi yollarına devam etmişler ve bugünlere kadar ulaşmışlardır. Bu süreçte kendi evrimsel süreçlerini yaşamış ve değişmişlerdir. Kimi zamansa bu ayrımların diğer tarafında kalan canlılar yok olurlar. Örneğin Memeliler'in evriminde (9. ayrım noktası) Morganucodonta, Docodonta, Tikitherium, Hadrocodium gibi canlı grupları, varlıklarını sürdüremeyerek yok olmuşlardır. Bunlar, Evrim Ağacı'nda günümüze (en sağ tarafa) kadar ulaşamayan dallar olarak gösterilirler.

Uzun lafın kısası, devasa bir Evrim Ağacı üzerinde insana ve diğer binbir türe gelen evrimi, sadece yakın tarihlerinden ibaret görmemiz doğru değildir. Yakın tarihe yönelik daha fazla bulguya erişebildiğimiz için, bilgilerimizin daha eksiksiz olduğu doğrudur. Ancak yine de, sadece kısıtlı bir evrimsel döneme saplanıp kalarak, çok daha antik bir tarihi görmezden gelmek, hatalı analizlere neden olabilecektir.

Kaynak: Evolution, Douglas Futuyma (2009), sf: 46

Dışkılamanın Evrimi Hakkında Ne Biliyoruz?

Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar (Çağlayan Taybaş)

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim