Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Havaya attığınız bir top, pek doğaldır ki, Dünya’nın kütleçekimi nedeniyle yere düşer. Bir an için, havaya fırlattığınız topun yere düşmeyip, tam tersine, Dünya tarafından itildiğini ve giderek daha hızlı bir şekilde bir daha geri dönmemek üzere uzaya doğru yol aldığını hayal edin. Tuhaf olmaz mıydı? Aslına bakarsınız, bu şaşırtıcı durum tam da astronomların Evren’imizle ilgili gözlemlediği şey! Evren’imiz genişliyor… Üstelik sabit değil, artan bir hızla! 

Şimdi de Evren’imizi üzerinde noktacıkları olan bir oyuncak balon gibi düşünelim. Balonu şişirirken noktacıklar arasındaki mesafenin giderek arttığını göreceksiniz. Tıpkı bu balon gibi Evren’imiz de genişliyor ve tıpkı noktaların arasındaki mesafelerin açılması gibi galaksi kümeleri de birbirinden uzaklaşıyor. Galaksi kümeleri diyoruz, çünkü bu kümeler içerisindeki galaksiler yerel olarak birbirlerine yaklaşabilirler; fakat kümelerin kendisi, Evren’in genişlemesiyle birlikte birbirlerinden sürekli uzaklaşmaktadır.

1929’da gökbilimci Edwin Hubble bu durumu, yani galaksi kümelerinin hem birbirinden hem de Dünya’dan uzaklaştığını, Doppler Etkisi denilen bir olguyla ispatladı. Şimdi gelin bu olguyu biraz açalım. Bir ambulans sesi (ses kaynağı) bize (gözlemciye) yaklaştığı zaman farklı, bizden uzaklaştığı zaman farklı çıkar. Bunun sebebi, gözlemcinin kaynağa doğru yaklaştıkça ses dalgasının frekansının artması ve uzaklaştıkça azalmasıdır. 

Işık dalgalarında ise frekans, görebildiğimiz renkleri belirler: Frekans arttıkça ışık maviye, azaldıkça kırmızıya kayar. Hubble, uzak galaksilerden bize ulaşan ışığın frekansını ölçümleyerek bizden uzaklaşan galaksi kümelerinin ışık renginin kırmızıya kaydığını, yani bütün galaksi kümelerinin bizden (ve dolayısıyla birbirinden) uzaklaştığını gözlemledi. Evet, Evren genişliyordu! 

Evren’in genişlediği 1929’da ispat edildikten sonra, iki ayrı astrofizik ekibi 1998’de onun ne kadar bir hızla genişlediğini ölçümlediler. Gece gökyüzüne baktığınız zaman yıldızların şimdiki hallerini görmezsiniz. Uzun zaman önce o yıldızlardan çıkan ışığı, yani o yıldızın daha genç halini, görürsünüz. İşte milyonlarca yıl önceki uzak süpernovalardan (patlayan yıldızlardan) gelen ışığı gözlemleyen bu iki ekip, ışığın parlaklığından yola çıkarak yıldızların Dünya’ya olan uzaklıklarını, Doppler Etkisi ile de bizden ne kadar bir hızla uzaklaştıklarını hesapladılar. Sonra da bu ikisini karşılaştırarak Evren’imizin “artan bir hızla” genişlediği sonucuna vardılar. 

Peki Evren tıpkı gaz pedalına basıldıkça hızlanan bir araba gibi sürat kazanıyorsa, bu sürati ona veren güç ne idi? Bilim insanları kütle çekiminin zıddıymış gibi davranıp galaksileri birbirinden uzaklaştıran bu “itici” güce bir isim bulmakta gecikmediler: Karanlık Enerji. Evren’in %73’ünü oluşturan bu enerjiye “karanlık” denmesinin nedeni, onun doğasına dair pek çok farklı fikirler ortaya atılmasına rağmen onunla ilgili çok az bilgiye sahip oluşumuzdur. 

Karanlık Enerji gücünü artırarak devam ederse Evren’imizin geleceği ne olur? Gelin size “Büyük Parçalanma/Yırtılma” adlı bu filmin “olası” sonunu anlatalım: Kütleçekimi, bu “karanlık güç” ile olan savaşında yenik düşer ve bir zamanlar kütle çekimin etkisi altındaki galaksi kümeleri birbirinden gittikçe uzaklaşarak darmadağın olurlar. Yıldızlar, gezegenler ve dahi atomlar parçalanıp yok olurlar. İşte size Evren’imizin muhtemel hazin sonlarından sadece biri!

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. The Conversation
  2. Dummies
  3. Hubble Site
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 1
  • 1
  • 2
  • 1
  • 0
  • 0
  • 1
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 19/08/2019 20:47:03 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/4448

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Evrim, Dünya'daki yaşamın en erken başlangıçlarından günümüze kadarki çeşitliliğini mümkün kılan değişim sürecidir. Evrim, biyolojinin temel prensibidir.”
Jane B. Reece (Campbell Biology)
Geri Bildirim Gönder