Bu yazı, Nature isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Şimdiye kadar bizi ve fosil akrabalarımızı içeren insansılara ait soy ağacının başından geçen evrimsel olayları bilmiyorduk ve ayrıca Afrika’da yaşayan primatlar (insansı maymunlar) ile olan filogenetik yakınlığımız tartışma konusuydu. Goriller ve şempanzeler sahip oldukları morfolojik ve davranışsal benzerliklerinden ötürü (örneğin, el bileğinin üzerinde yürüme davranışı) birbirleri ile “yakın ilişkili” türler olarak kabul ediliyordu. Ancak moleküler araştırmalar bu kabulün yanlış olduğunu gösterdi: Şempanzeler bizlere, gorillerden daha yakındı. Günümüzde yaşayan Afrikalı primatlar arasındaki benzerliklerin (ilkel özelliklerin) ortak bir atadan miras kaldığı düşünülmekteydi. Bu durum erken insansıların ve şempanzelerle olan ortak atamızın günümüz Afrikalı primatlarla morfolojik ve davranışsal olarak benzer özellikler taşıdığını göstermekteydi. Bazı erken insansı türlerinin keşfi ile de bu varsayımları incelemek mümkün hale gelmiştir. 

İnsan soy ağacının ilk üyeleri, bizleri diğer primatlardan ayıran özelliklerden yoksundu. İnsana ait soy ağacını araştırmak her ne kadar zor olsa da artık ilk annemizi bulmaya eskisinden daha yakınız.
İnsan soy ağacının ilk üyeleri, bizleri diğer primatlardan ayıran özelliklerden yoksundu. İnsana ait soy ağacını araştırmak her ne kadar zor olsa da artık ilk annemizi bulmaya eskisinden daha yakınız.
Nature

1960’larda yapılan moleküler ve immünolojik çalışmalar insan ve şempanzelerin son ortak atasının 5-8 milyon yıl önce (myö) yaşadığını gösteriyordu. Bu genetik bazlı hipotezi oluşturmak için farklı grupların, bahsi geçen zaman aralıklarını temsil eden tortular keşfetmek için yoğun çaba harcaması gerekti. Ekiplerin azmi ve sıkı çalışması, insan ve şempanzenin ayrılma tarihine işaret eden, erken insansılara ait yeni türlerin ve cinslerin keşfine ortam hazırladı. 1994 yılında dünya Ardipithecus ramidus (4.4 myö) ile tanıştı. Ondan biraz sonra daha yaşlı insansılar keşfedildi: Orrorin tugenensis (6-5.7 myö), Sahelanthropus tchadensis (7-6 myö) ve Ardipithecus kadabba (5.8-5.2 myö).

Bu erken insansılar, kendilerinden daha sonra var olan insansıların sahip olduğu özelliklerden yoksundur. Tabii ki insan soy ağacına dahil edilmelerini sağlayan belli başlı özellikleri mevcuttur: küçülen köpek dişleri, C/P3 honing kompleksinin [aşağıya uzanan köpek dişinin] olmayışı ve ortam şartlarına bağlı olarak, iki ayak üzerinde durmaya uyum sağlamış morfolojik özellikler. İki ayak üzerinde durabilmek insansılara en has özelliklerden biridir ve bulunan fosiller bu özellikler gözden geçirildikten sonra insan soy ağacına eklenebilir. Ancak, bu hususta çeşitli araştırmacılar arasında fikir ayrılıkları mevcuttur.

Sahelanthropus tchadensis

Sahelanthropus tchadensis, Paléoanthropologique Franco-Tchadienne Görevi esnasında keşfedildi ve şimdiye kadar keşfedilen en yaşlı insansı fosili olma özelliği taşıyor (Şekil 1). Ancak fosilin yaşı biyokronolojik olarak belirlenebildi çünkü Doğu Afrika bölgesine kıyasla Toros-Menella bölgesinde volkanik kayaç oluşumunun görülmemesi radyometrik tarihlendirme yapmayı engelliyordu. İlk tahminlerin Sahelanthropus’un yaşının 7-6 milyon yıl olduğuydu ancak sonralarda 10Be kullanılarak yapılan kozmojenik çekirdek taramaları bu aralığı 7.2-6.8 milyon yıla çekti. 

Şekil 1: Harita erken insansıların yaşadıkları bölgeleri ve bazı örneklerin keşfedildiği yerleri gösteriyor.
Şekil 1: Harita erken insansıların yaşadıkları bölgeleri ve bazı örneklerin keşfedildiği yerleri gösteriyor.
© 2013 Nature Education

Bulunan örnekler tamamıyla korunmuş ancak ezilmiş kafatası, izole olmuş çene ve dişleri içeriyordu. Kafatası ilkel bir görünüm barındırıyor olsa da sonraki insansılar ile paylaştığı özellikler onun insan soy ağacına girmesine yardımcı oldu. Bu özellikler ise şunlardı: ucu körelmiş köpek dişleri, azalmış ya da yok olmuş C/P3 honing kompleksi ve iki ayağa kalkmaya uygun bazı vücut adaptasyonları (Şekil 2). 

Şekil 2: Şempanze, modern insan ve Sahelanthropus’un sahip olduğu foramen magnumun (kafatası altındaki delik) kıyaslaması. Görüntü kafatasının altından alınmış. Görüldüğü üzere, şempanzenin foramen magnumu kafatasının arkasında bulunuyorken, modern insanda önüne doğru konumlanmış. Sahelanthropus’un foramen magnumu ise şempanzeninkine nazaran daha ileride ve modern insana çok yakın konumda. Brunet ve ekibi tarafından bu yapı göz önüne alınarak Sahelanthropus’un modern insana benzediği öne sürüldü ve bu yüzden iki ayak üzerine kalkabildikleri tahmin edildi.
Şekil 2: Şempanze, modern insan ve Sahelanthropus’un sahip olduğu foramen magnumun (kafatası altındaki delik) kıyaslaması. Görüntü kafatasının altından alınmış. Görüldüğü üzere, şempanzenin foramen magnumu kafatasının arkasında bulunuyorken, modern insanda önüne doğru konumlanmış. Sahelanthropus’un foramen magnumu ise şempanzeninkine nazaran daha ileride ve modern insana çok yakın konumda. Brunet ve ekibi tarafından bu yapı göz önüne alınarak Sahelanthropus’un modern insana benzediği öne sürüldü ve bu yüzden iki ayak üzerine kalkabildikleri tahmin edildi.
2013 Nature Education

Fakat Sahelanthropus için bu özelliklere bakarak “insansı” demek, devamında birçok tartışmaya yol açtı. Köpek dişleri ve kaş sırtları göz önünde bulundurulduğunda, kafatasının bir erkeğe ait olduğu düşünüldü. Ardından bazı bilim insanlarınca kaş sırtı ile cinsiyet arasında sıkı bir bağlantı olmadığı iddia edildi ve yapılan detaylı araştırmalar sonucu kafatasının bir dişiye, özellikle de köpek dişlerinin ucu körelmiş dişi bir maymuna ait olduğu netleşmiş oldu. Devamında ise bilim insanları, uyluk ve alt karın bölgelerine ait fosil örnekleri incelenmeden türün iki ayak üzerine kalkıp kalkmadığını anlamanın mümkün olmadığını ve bu yüzden tahmin üretmek için daha erken olduğunu söylediler.

Orrorin tugenensis

Orrorin’e ait kalıntılar Kenya’nın Tugen Tepeleri’ndeki Lukeino Oluşumları’nda Kenya Paleontology Expedition tarafından keşfedildi (Şekil 1). Kalıntılar arasında çene parçaları, izole olmuş dişler ve bazı kafatası hariç iskelet yapıları (postkranyal yapılar) mevcuttu. Köpek dişlerinin büyük ve üç köşeli yapısı, diş yapısının insansılara benzemediğini gösteriyordu ancak iki ayağa kalkmaya uygun vücut yapısı onun, insan soy ağacına ait olduğunu gösteriyordu. 

En önemli bulgulardan birisi olan proksimal femur (Şekil 3), bu tür için tartışmaların odak noktasıydı çünkü kalçadaki bu eklem bölgesi tam olarak iki ayaklılığa uygun olup olmadığını gösteriyordu. Proksimal femur, daha sonra yaşamış olan insansılarla bazı özellikleri paylaşıyordu ve bu özellikler (ön-arka tarafında basımlı, uzun femur boyun veya kalça yumrusu [gluteal tuberosity] gibi) Orrorin’in iki ayak üzerine kalkabildiğine işaret ediyordu ve bu anlamda femur boyun bölgesinde asimetrik kortikal kemik dağılımı bilhassa dikkat çekiyordu (Şekil 3). Ancak birçok araştırmacı ekibin kullandığı metodu sorgulamaya başladı. Bazıları ise bulguların detaylı incelemeleri esnasında kullanılan yöntemlerin kalitesi hakkında emin değildi. Tüm eleştirilerin ortak noktası ise, ekibin araştırmalarının Orrorin’in zorunlu olarak mı iki ayakta yaşadığı yoksa gerektiği zamanlarda mı kalktığını kesin olarak yansıtmadığı iddiasıydı. Öte yandan, Senut ve Pickford’un ekibi, Orrorin’in Homo sapiens’e Australopithecus türünden daha fazla benzediğini, bu yüzden de Homo cins adını alması gerektiğini iddia ediyordu. Richmond ve Jungers tarafından yapılan araştırmalar neticesinde Orrorin’in -Homo cinsinden ve modern büyük maymunlardan ziyade- morfolojik olarak Pliyosen Devri’nde yaşamış olan insansılara benzediği ortaya çıktı. Bu durum Orrorin’in, Pliyosen insansılarınkine benzer bir iki ayak üzerinde yürüme tarzına sahip olduğuna işaret ediyordu.

Şekil 3: Orrorin tugenensis’e ait örneklerden BAR 1002’00’ın femoral boynunun CT taraması. Görüntünün sağındaki figürde femoral boyundan alınan enine kesit gösteriliyor. Femoral boyundaki kortikal kemiklerin dağılımı asimetrik; korteksin alt kısmı (mavi ile gösterilen) üst kısmından (sarı ile gösterilen) daha kalın. Modern insanlar kortikal kemikte benzer asimetrik dağılıma sahipken Afrika primatları daha fazla dağılıma sahiptir. Bunun nedeni iki ayaklılık ile dört ayaklılığın farklı morfolojik özellikleri tetikliyor olmasıdır.
Şekil 3: Orrorin tugenensis’e ait örneklerden BAR 1002’00’ın femoral boynunun CT taraması. Görüntünün sağındaki figürde femoral boyundan alınan enine kesit gösteriliyor. Femoral boyundaki kortikal kemiklerin dağılımı asimetrik; korteksin alt kısmı (mavi ile gösterilen) üst kısmından (sarı ile gösterilen) daha kalın. Modern insanlar kortikal kemikte benzer asimetrik dağılıma sahipken Afrika primatları daha fazla dağılıma sahiptir. Bunun nedeni iki ayaklılık ile dört ayaklılığın farklı morfolojik özellikleri tetikliyor olmasıdır.
© 2013 Nature Education

Ardipithecus kadabba

Ardipithecus kadabba ile Miyosen Devri’nde Ethiopia’daki Awash bölgesinin batı kısmında bulunan örnekler sayesinde tanışıldı. Bulgular, Asa Koma’dan (5.54-5.77 myö'ye ait) ve Kuseralee’den (yaklaşık 5.2 myö'ye ait) çıkarılan çene kalıntıları, izole olmuş dişler ve birkaç vücut parçası içeriyordu. İlk araştırmaların ardından bu tür Ardipithecus ramidus türünün alt bir türü olarak sınıflandırıldı ancak sonrasında yapılan detaylı incelemeler onun alt tür olmadığını, C/P3 kompleksinin ilkel morfolojisine sahip bir türe ait olduğunu gösterdi.

Vücut parçalarından ayak yapısına ait olan kemiklerde, yatay yapılı ayak parmak kemikleri mevcuttur (Şekil 4). Bu, özellikle Ardipithecus kadabba’nın iki ayak üzerine kalkabildiğine dair bir işaret olup onu sonraki insansılara bağlayan bir özellikti. Ancak ayak parmak kemiklerinin genç bir bireyden, diş yapısının ise daha yaşlı bir bireyden alınmış olması bazı tartışmaları da beraberinde getirdi. 

Şekil 4: Üstteki görüntü: Ar. kadabba’ya ait bir üst köpek dişi.  Üst sol görüntü: Bir Ar. kadabba’nın üst köpek dişinin bir dişi şempanzenin üst köpek dişleri ile kıyaslanması. Büyük ve üç köşeli dişler görülebiliyor. Üst sağ görüntü: Ar. kadabba’nın üst köpek dişi ile Ar. ramidus ve Au. afarensis’in köpek dişlerinin kıyaslaması. Ar. kadabba’nın sahip olduğu üç köşeli diş yapısı Au. afarensis’e gelene kadar kesici dişe doğru bir değişim göstermiştir. Alt görüntü: Ar. kadabba’nın ayak yapısına ait olan kemiklerin şempanze ve Au. afarensis’in kemikleri ile kıyaslaması. Ar. kadabba ve Au. afarensis’in sahip olduğu yatay yapılı ayak parmak uçları modern insanın sahip olduğu yapıya, modern maymunlara kıyasla, daha çok benziyor.
Şekil 4: Üstteki görüntü: Ar. kadabba’ya ait bir üst köpek dişi. Üst sol görüntü: Bir Ar. kadabba’nın üst köpek dişinin bir dişi şempanzenin üst köpek dişleri ile kıyaslanması. Büyük ve üç köşeli dişler görülebiliyor. Üst sağ görüntü: Ar. kadabba’nın üst köpek dişi ile Ar. ramidus ve Au. afarensis’in köpek dişlerinin kıyaslaması. Ar. kadabba’nın sahip olduğu üç köşeli diş yapısı Au. afarensis’e gelene kadar kesici dişe doğru bir değişim göstermiştir. Alt görüntü: Ar. kadabba’nın ayak yapısına ait olan kemiklerin şempanze ve Au. afarensis’in kemikleri ile kıyaslaması. Ar. kadabba ve Au. afarensis’in sahip olduğu yatay yapılı ayak parmak uçları modern insanın sahip olduğu yapıya, modern maymunlara kıyasla, daha çok benziyor.
© 2013 Nature Education

Ardipithecus ramidus

Ardipithecus ramidus’un Ar. kadabba’nın soyundan olduğu tahmin ediliyor. Bu türe ait örnekler Etiyopya’nın Orta Awash bölgesindeki Aramis yerleşkesinden (4.4 myö) elde edildi. Ardipithecus ramidus, erken insansılar arasında en fazla parçası bulunan (Aramis’ten çıkarılan 110 adet örnek) fosil olma özelliği ile öne çıkıyor. Bu parçalardan en tamama yakın ve önemli olanı “Ardi” ismiyle anılan kısmi iskelet örneğidir (ARA-VP-6/500). 

Ar. ramidus (nam-ı diğer Ardi) ile sonraki insansıları ilişkilendiren en önemli özellikler ise şöyle: küçük ve körelmiş köpek dişleri, işlevini yitirmiş C/P3 honning kompleksi (belirgin şekilde aşağıya sarkan köpek dişi), önde bulunan foramen magnum (kafatası altı çukuru) ve iki ayak üzerinde yürümeye uygun morfolojik özellikler (daha büyük siyatik çentik, ön alt kalça kemiği ve lomber lordoz varlığı ile ayak parmağı eğimi) (Şekil 5). Ancak aynı zamanda Ardi bazı ilkel özellikler de gösteriyordu, özellikle de vücut parçalarında: diğerlerinin tam karşısında duran ayak baş parmağı, ayakta uzamsal kemerin yokluğu, ön ve arka uzuvlarının eşit uzunlukta olması ve maymun benzeri alçak kalça yapısı (Şekil 5). Ardi modern ve ilkel vücut yapıları ile adeta mozaik bir yapı gibiydi. Bu özellikler göz önüne alındığında Ardi istediği zaman iki ayak üzerine kalkabiliyordu ve ağaçlara da tırmanabiliyordu. Ayrıca bu durum, Ardi’nin şempanzeye benzer son ortak ata olarak nitelendirilmesinin de çöpe gitmesine neden oldu ve yaşayan şempanzelerin çok daha özelleşmiş olduğu ortaya konuldu.

İtalya’da bulunan geç Miyosen Devri’ne ait Oreopithecus bambolii türü, Ar. ramidus’u insan soy ağacına ekleyen özelliklerin (küçük köpek dişleri, işlevini yitirmiş C/P3 honning kompleksi, gelişkin ön alt ilyak belkemiği ve önde bulunan foramen magnum gibi özelliklerin) birçoğuna sahip. Diğer morfolojik özellikler söz konusu olduğunda Oreopithecus’un hominoidea süper ailesine mensup olduğu su götürmezken yukarıda belirtilen özelliklerin varlığı, erken insansıların homoplazi ile evrimleşmiş olabileceğini de akıllara getirmektedir. 

Şekil 5: Üst görüntü: Ar. ramidus’a ait diş yapısı (ortada) ile modern insana (solda) ve şempanzeye (sağda) ait olanın kıyaslaması. Görüldüğü üzere, Ar. ramidus’un köpek dişi şempanzeye nazaran körelmiş ve modern insanınkine benziyor. Alt görüntü, sol: Ar. ramidus'un, Au. afarensis'in, Homo sapiens'in ve şempanzenin kalça kemiği kıyaslaması. Ar. ramidus’un modern insan ve Au. afarensis ile paylaştığı iki ayaklılık ile ilişkili olan özellikler: ön alt iliac belkemiği (sarı ile gösterilen) ve büyük siyatik çentik (beyaz ile gösterilen); bu özellikler şempanzede mevcut değil. Alt görüntü, sağ: Au. ramidus ve modern insanın sahip olduğu ayak yapısının kıyaslaması. Ar. ramidus’un (aşağıda) baş parmağı insanın sahip olduğundan çok farklı. Au. ramidus 'un iki ayak üzerinde yürümesi sonraki insansıların yürüyüşünden oldukça farklı bir tarzda olmalıydı.
Şekil 5: Üst görüntü: Ar. ramidus’a ait diş yapısı (ortada) ile modern insana (solda) ve şempanzeye (sağda) ait olanın kıyaslaması. Görüldüğü üzere, Ar. ramidus’un köpek dişi şempanzeye nazaran körelmiş ve modern insanınkine benziyor. Alt görüntü, sol: Ar. ramidus'un, Au. afarensis'in, Homo sapiens'in ve şempanzenin kalça kemiği kıyaslaması. Ar. ramidus’un modern insan ve Au. afarensis ile paylaştığı iki ayaklılık ile ilişkili olan özellikler: ön alt iliac belkemiği (sarı ile gösterilen) ve büyük siyatik çentik (beyaz ile gösterilen); bu özellikler şempanzede mevcut değil. Alt görüntü, sağ: Au. ramidus ve modern insanın sahip olduğu ayak yapısının kıyaslaması. Ar. ramidus’un (aşağıda) baş parmağı insanın sahip olduğundan çok farklı. Au. ramidus 'un iki ayak üzerinde yürümesi sonraki insansıların yürüyüşünden oldukça farklı bir tarzda olmalıydı.
© 2013 Nature Education

Erken İnsansıların Yaşadığı Çevreler

Australopithecus africanus’un keşfi ve ardından gelen yaşadığı çevre ile alakalı araştırmalar, soy ağacımızdaki iki ayaklılığın köklerinin Pliyosen Devri’nde genişleyen savanlara dayandığını gösteriyordu. Australopithecus afarensis ve yaşadığı çevrenin sonradan keşfedilmesi de bu hipotezi doğrulamıştır. Fakat, erken insansıların ekolojik şartları bilim insanlarını, iki ayak üzerine kalkmak ile genişleyen savanlar ve yeşil alanlar arasında çok zayıf bir bağlantı olabileceğini düşünmeye itti.

Son çalışmalar, Orrorin’in muhtemelen bir göl kenarında ve sık ormanlarda yaşamış olduğunu gösteriyor. Sahelanthropus’un ise çalılık ve otsu ormanlarda daha fazla olmak üzere, mozaik bir çevrede (sık ormanlardan savanlara, Çad göl yatağı içerisindeki açık otlaklara kadar çeşitli habitatlarda) yaşadığı bilinmektedir. Ardipithecus kadabba sulak alanların yakınlarındaki taşkın yataklarında ve nehir kıyısı civarındaki ağaçlık alanlarda yaşıyordu. Ar. Ramidus’un ise Arami’deki kapalı ormanlarda yaşadığı ve Gona’daki otlaklarla da ilişkili olduğu tahmin edilmektedir. Afrika’daki geç Miyosen ve erken Pliyosen dönemlere ait ortam şartları göz önüne alındığında, eskiden tahmin edilenin aksine, soy ağacımız tamamen açık, yarı kuraktan kurağa dek değişiklik gösteren bölgelerde değil, kapalı ve nemli bölgelerde başlamış gibi duruyor. Orrorin için detaylı paleoekolojik verilerin yokluğu, Sahelanthropus’un daha açık alanlarda bulunma ihtimali, Aramis’e ait veri kümesiyle ilgili yorumlarda görülen uyumsuzluklar ve Afrika’daki geç Miyosen insansılarına dair genel buluntu eksikliği sebebiyle kesin bir hükme varmak güçleşmektedir.

Sahelanthropus, Orrorin ve Ardipithecus türleri tartışılmaya devam etse de insanın evrimsel süreci hakkında verdikleri bilgiler su götürmez. Bizlere, soy ağacımızın nasıl başladığı hakkında tahminlerde bulunma ve kuzenlerimiz şempanzeler ile olan son ortak atamız hakkında hipotezler kurmamıza yardımcı oluyorlar. Bu türlerle ilgili daha fazla fosil buldukça ve yaşadıkları çevreler hakkında daha çok ipucu edindikçe sadece paleobiyolojileri, taksonomileri ve filogenetik yakınlıkları hakkında bilgi edinmekle kalmayacağız aynı zamanda ortamlarının evrimsel soy ağacımızı nasıl etkilemiş olabileceğini de öğrenebileceğiz. 

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Çeviri Kaynağı: Nature
  • Denise F. Su. The Earliest Hominins: Sahelanthropus, Orrorin, And Ardipithecus. (2018, Aralık 23). Alındığı Tarih: 23 Aralık 2018. Alındığı Yer: Nature

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder