Erimiş Toprak Parçası, Metalurjinin Kökenini Binlerce Yıl Geriye Götürebilir!
/content/472f4c76-42c5-4ae5-ad8b-24c82e99a946.jpeg)
- Basın Bildirisi
- Arkeoloji (Arkeolojik Antropoloji)
- Bilim Haberciliği
Tarihi Geçmiş Haber
2021 yılında, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu'sunda yer alan Gre Filla adlı antik bir alanda çalışan arkeologlar, yeşilimsi sarı bir renge ve kırmızı bir tabanı olan, amorf, cam benzeri bir nesne ortaya çıkardı. Yaklaşık yarım kilogram ağırlığındaki bu parça, bir tarafı erimiş gibi görünüyordu. Araştırmacılar bunun kısmen erimiş bir toprak ve bakır parçası olduğunu tespit etti.
Bölge, ilk şehirlerin ve kasabaların ortaya çıkmasından sonra, MÖ altıncı binyıl civarında erken metal işçiliğinin iyi bilinen bir merkeziydi. Ancak, araştırmacıların Journal of Archaeological Science: Reports dergisinde yayınladıkları bir çalışmada incelenen parça, 10.800 yaşında olabilecek bir tortu katmanında bulundu.[1] Bu, eğer sonraki çalışmalar metalleri cevherden ayrıştırılmak için metalin eritildiği "izabe" denilen işlemi doğrularsa oradaki avcı-toplayıcıların metalurjiyi daha önce düşünülenden binlerce yıl önce denemeye başladıkları anlamına geliyor.
Yazarlar, sahadaki bakırın kasıtlı olarak eritildiğini kesin olarak göstermemiş olsalar da çalışmaya katılmayan Hawaii Üniversitesi'nden jeolog David Pompeani bulguların "erken metalurji anlayışımızda büyük bir adım" anlamına gelebileceğini belirtiyor.
Avrupa'da, eritme işleminin en eski kesin kanıtı M.Ö. 5000 civarında Sırbistan'a dayanıyor. Ancak son yıllarda bilim insanları, metalurji ile yapılan daha erken deneylere dair heyecan verici kanıtlar ortaya çıkardılar. 2018 ile 2023 yılları arasında Gre Filla'daki kazılar, M.Ö. 9300 ile M.Ö. 5200 arasında tarihlendirilebilecek bakır bazlı boncuklar ve diğer eserlerin bulunduğu tortu katmanlarının olduğunu gösteriyor. Birkaç küçük ateş çukuru kalıntısı ve bir havan da keşfeden arkeologlar insanların bunları kullanarak malzemeleri öğütüp karıştırdıklarını düşünüyor.
Eylül 2020'de, Kocaeli Üniversitesi'nden Üftade Muşkara liderliğindeki bir arkeolog ekibi, M.Ö. 8800 ile M.Ö. 7500 arasına tarihlenen katmanda 3,4 santimetre uzunluğunda bir bakır çubuk buldu. Ekip, birkaç ay sonra aynı katmanda bakırmsı toprak kütlesini buldu. Kütlenin bir tarafı erimiş, diğer tarafında ise araştırmacıların bir fırının duvarlarına bastırılmasıyla oluşmuş olabileceğini düşündüğü girintiler yer alıyordu.
Bu dönemde bölgede yaşayan insanlar, aslında taş aletler kullanan avcı ve balıkçı topluluklardı ve ilkel tarım ile hayvancılık yapıyorlardı. Metal işçiliğini denemiş olma ihtimalleri ise şaşırtıcıydı.
Muşkara ve meslektaşları, bakır çubuk ve toprak kütlesinin maruz kaldığı ısıtma süreci hakkında daha fazla bilgi edinmek için kimyasal bileşimlerini analiz etti. Ekip, kütlede yüksek sıcaklıklara maruz kalan bakır cevherinde oluşma eğiliminde olan mikroskobik bakır, demir oksit ve krom damlacıkları olduğunu saptadı. Bir diğer bir mineral olan tridimit ise cevherin 850°C'nin üzerindeki sıcaklıklarda sürekli veya tekrarlanan ısıtmaya maruz kaldığını gösteriyordu. Kalsit kristalleri, bakırın hızla soğutulduğunu gösterirken mkroskop altında yapılan incelemede araştırmacılar bakır çubuğun tamamında gözeneklilik olduğunu, bakırın hızla soğurken içinde hava kabarcıkları hapsolduğunu tespit etti. Yazarlar tüm bu özellikler bir araya geldiğinde yaklaşık 10.800 yıl önce avcı-toplayıcıların deneysel olarak bakır cevheri eritmiş olabileceğini belirtiyor.
Eğer bu olasılık doğruysa bu durum, bu ilk "deneycilerin" tarihte yalnız olmadıklarını gösterebilir. Daha önce Wisconsin'de 8500 yıl öncesine ait bakır ok uçları ve Kuzey Irak'ta da 8700 yıllık bakır bir kolye ucu bulunmuştu.
Yine de araştırmacılar, Anadolu'daki avcı-toplayıcıların gerçekten de bakırı cevherden ayrıştırıp ayrıştırmadığından emin olamadıklarını belirtiyorlar. Metal işlemenin tipik bir atık yan ürünü olan cüruf alanda bulunamadığı gibi, herhangi bir fırın kalıntısına da rastlanmadı. Çalışmada yer almayan Pennsylvania Üniversitesi Arkeoloji ve Antropoloji Müzesi'nden arkeologlar Vincent Pigott ve Joyce White, kasıtlı eritmenin olasılıklardan biri olduğunu ancak bu avcı-toplayıcıların cevheri kazara ateşe fazla yaklaştırıp eritmiş olabileceği senaryosunun da düşünülmesi gereken bir diğer olasılık olduğunu söylüyorlar.
Pigott ayrıca, bakır çubuğun, bu tür bir "izabe" işlemi gerektirmeyen ve mineralin doğal olarak bulunan bir formu olan doğal bakırın eritilip dökülmesiyle de yapılmış olabileceğini ekliyor.
Kökeni ne olursa olsun Muşkara, bulunan antik bakırın, metalurjinin kökenlerinin "daha önce inanıldığından çok daha aşamalı ve deneysel" olduğunu gösterdiğini belirtiyor ve ekliyor:
Bu durum, teknolojik merakın tarım ve kentleşmeden önce bile var olduğunu gösteriyor.
Bu makale üzerine konuşmaya devam et
Topluluk sohbetine katıl, yorum bırak veya ayrıntılı bir soru sor.
- Muhteşem!2

- Bilim Budur!2

- Tebrikler!1

- Mmm... Çok sapyoseksüel!0

- Güldürdü0

- İnanılmaz0

- Umut Verici!0

- Merak Uyandırıcı!0

- Üzücü!0

- Grrr... *@$#0

- İğrenç!0

- Korkutucu!0

- ^Ü. Muşkara, et al. (2025). Early Copper Production By The Last Hunter-Gatherers. Elsevier BV, sf: 105051. doi: 10.1016/j.jasrep.2025.105051. | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 06.09.2026 16:22:28 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: evrimagaci.org/s/20288
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.