Dijital İkizler, Yemek Borusu Ameliyatlarının Geleceğini Nasıl Şekillendiriyor?
Bilgisayar ortamında oluşturulan sanal organ modelleri, cerrahi müdahalelerin risklerini azaltarak hastaya özel tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine olanak tanıyor.
Live Science
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
- Dijital ikiz teknolojisi, akalazya hastalığında yemek borusunun basınç ve hareketini simüle ederek ameliyatların başarısını artırmayı ve komplikasyon riskini azaltmayı hedefliyor.
- Mevcut dijital ikiz modelleri mekanik açıdan gelişmiş olup, organların pompa ve boru işlevlerini taklit ederek cerrahi müdahalelerde öngörü ve rehberlik sağlıyor.
- Bu teknoloji sayesinde hayvan deneyleri azalabilir ve gastrointestinal sistem başta olmak üzere kalp, mesane gibi diğer organlarda da daha kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri geliştirilebilir.
Dr. John Pandolfino, ailesinde pek çok elektrikçi ve tesisatçı bulunduğunu; kendisinin de bir gastroenterolog (mide ve bağırsak sistemi uzmanı) olarak aslında aile mesleğini sürdürdüğünü söyleyerek espri yapıyor. Bunun nedeni, yiyecekleri ağzınızdan midenize taşıyan organ olan yemek borusunun (İng: "esophagus") temelde, "elektrik tesisatına sahip bir boru" olmasıdır.
Pandolfino, Northwestern Medicine Sindirim Sağlığı Enstitüsü'nün gastroenteroloji ve hepatoloji bölüm başkanı ile direktörü olarak görev yapıyor. Kendisi, yutma bozukluğu olan hastaların yemek borusunun kesilmesiyle gerçekleştirilen miyotomi (İng: "myotomy") ameliyatına nasıl tepki vereceğini modellemek için dijital ikiz (İng: "digital twin") teknolojisini kullanmaya başladı. Dijital ikizin en fütüristik tasarımlarında doktorlar, son derece kişiselleştirilmiş ilaçlar veya prosedürler önermek için bir bireyin anatomik kopyalarını biyolojik verilerle birleştiriyorlar.
Pandolfino'nun ekibinin geliştirdiği dijital ikizler henüz o kadar gelişmiş değil. Yine de yemek borusunun basıncını ve hareketini yeniden yaratmak için boyutsal olarak doğru sanal modeller kullanıyorlar. Araştırmacılar, bu sanal kopyaların ameliyatlara rehberlik etmesinin hastalar için daha iyi sonuçlar doğurup doğurmayacağını araştırmak amacıyla yakın zamanda 400 kişilik bir klinik deneye başladılar.
Biz de dijital ikizlerin geleceği, hayvan deneylerini azaltıp azaltamayacakları ve kalp veya mesane gibi yemek borusu dışındaki organlarda nasıl kullanılabilecekleri hakkında Pandolfino ile konuştuk.
Akalazya Hastalığı ve Dijital Modellemeler
Tia Ghose: Dijital ikiz teknolojisini akalazya (İng: "achalasia") adı verilen bir rahatsızlıkta kullanıyorsunuz. Bana bu rahatsızlığın ne olduğu hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?
John Pandolfino: Bildiğiniz gibi yemek borusunun temel görevi, içine giren yiyecekleri aşağıya, mideye doğru itmektir. Ayrıca midedeki bir şey yukarı doğru geri kaçtığında (reflü), yemek borusu bu maddelerin akciğerlerinize kaçmasını engellemek için onları tekrar aşağı itmek zorundadır. Akalazya hastalığında, yemek borusu ile mideyi birbirinden ayıran bir tür bariyer olan alt yemek borusu büzgen kası (İng: "lower esophageal sphincter") açılmaz ve gevşeyemez. Akalazya kelimesi de zaten, "gevşeme yetersizliği" anlamına gelir. Bu kas gevşeyip açılmadığında yiyecekler yemek borunuzda birikir ve kelimenin tam anlamıyla kendi tükürüğünüz ile yediğiniz yiyecekler içinde boğulmaya başlarsınız. Dolayısıyla bu, ölümcül bir hastalık olabilir.
İlginç olan şuydu; hastaları tedavi ettikten sonra divertikül (duvarda zayıflama ve balonlaşma) geliştirdiklerini fark ettik ve bunun neden olduğunu tam olarak anlayamadık. Bu yüzden matematiksel modele, yani sanal yemek borusuna sorduk. Aslında ona bir dizi seçenek sunduk ve pek çok değişkeni değiştirdik. Hastalar ne tür bir ameliyat geçiriyor? Kas ne kadar uzunlukta kesildi? Reflüyü engellemek için midenin bir kısmının yemek borusunun etrafına sarıldığı anti-reflü prosedürü adı verilen bir işlem uygulandı mı? Hastanın sahip olduğu hareketlilik probleminin türü sonucu etkiler mi? Akalazyanın farklı alt türleri vardır; peki bazı alt türler tedaviye diğerlerinden daha mı iyi yanıt verir? Tüm bu süreçleri gözden geçirdik. Kası ne kadar derin kesecektiniz? Tüm bunlar için simülasyonlar çalıştırdık.
Bu modeli eğitmek ve milyonlarca farklı senaryoyu çalıştırarak ne olacağını görmek birkaç ayımızı aldı. Sonuç olarak model, hangi ameliyatın en iyi sonucu vereceğini ve hangi hastaların komplikasyon geliştirme riskinin en yüksek olduğunu doğru bir şekilde tahmin etti.
Elde ettiğimiz bu bilgilerle, iki farklı ameliyat türünü incelemeye odaklanan bir Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) hibesine başvurduk. Bu ameliyatlardan biri standart yaklaşım, diğeri ise sanal yemek borusu tarafından modifiye edilen (sanal modelin seçtiği) yaklaşımdı. Şimdi, oldukça iyi işleyen bu standart yaklaşıma karşı yeni yaklaşımı test edeceğiz. Çalışmayı iki yöntemin sonuçları eşdeğer görünecek şekilde modelledik; ancak yeni yöntemin daha az reflüye ve daha az divertikül gelişimine yol açacağına inanıyoruz.
Dijital İkizlerin Mevcut Durumu ve Kapasitesi
Tia Ghose: Anlattıklarınız, insanların genel olarak tanımladığı o klasik dijital ikiz kavramından oldukça uzak görünüyor. Klasik dijital ikizlerde süreçteki tüm temel kimyasalların, sinyal iletim yollarının, tüm mekanik kuvvetlerin ve giyilebilir cihazlardan ile tıbbi görüntülemelerden gelen gerçek zamanlı verilerin entegre edildiğini biliyoruz. Bu tür tam kapsamlı bir dijital ikiz seviyesinden ne kadar uzaktayız?
John Pandolfino: Mekanik açıdan bakıldığında, şu anki durumumuzun oldukça iyi olduğunu düşünüyorum. Ancak moleküler yapıya, kasların kasılmasını sağlayan aktin iplikçiklerine (İng: "actin filaments") ve kalsiyum akışlarına inmek söz konusu olduğunda, henüz o noktadan çok uzakta olduğumuzu söyleyebilirim. Proteinlerin nasıl katlandığını daha yeni öğreniyoruz; bir hücrenin matematiksel modelini geliştirmek epey uzun zaman alacak.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
Yine de mekanik olarak bunu yapabileceğimizi düşünüyorum. İşin en güzel yanı, bu yaklaşımın mesane, aort ve sol karıncık gibi tüm organ sistemlerine uyarlanabilmesidir. Tamamen mekanik taşıma süreçlerine dayanan bu işleyişleri alıp bahsettiğimiz diğer sistemlere de uygulayabiliriz.
Tia Ghose: Yani şu anda gerçeğe oldukça yakın olduğunu düşündüğünüz şey, temel olarak pompa ve boru tipi sistemler ve büyük ölçüde cerrahi müdahalelerle ilgili. Peki bu sistemin öngörü veya teşhis değeri taşıdığını düşünüyor musunuz?
John Pandolfino: Kesinlikle öngörü değeri olacaktır. Çünkü ilaçların artık hiçbir etki göstermeyeceği senaryoları tespit edebileceğiniz bir noktaya geliyorsunuz. Eğer bir kişinin organ duvarında deformasyon oluşacak seviyeye gelinmişse, o duvar artık işlevini yitirmiş demektir. Ona vereceğiniz hiçbir ilaç onu iyileştiremez.
Hayvan Deneylerine Alternatif Olabilir mi?
Tia Ghose: İnsanlar, dijital ikizlerin bazı hayvan araştırmalarının ve klinik deney verilerinin yerini almak için kullanılabileceği fikrini öne sürüyorlar. Buna katılıyor musunuz?
John Pandolfino: Evet, bu konuda kesin bir beklentimiz var:
Bu teknolojinin yapacağı şey, bizi cerrahi işlemler için hayvanları kullanmaktan kurtarması olacaktır.
Tia Ghose: Bunun gerçekten gerçekçi olduğunu düşünüyor musunuz?
John Pandolfino: Eğer cerrahi müdahaleleri inceliyorsanız, bunu hayvanlar üzerinde yapmanıza gerek kalmaz. Etkilerin ne olduğunu görmek için bizim yaptığımız gibi bir simülasyon üzerinde çalışır, ardından doğrudan insanlar üzerindeki çeşitli değişiklikleri gözlemlemeye geçebilirsiniz. Bizim çalışmamızda da tam olarak bu oldu. Sanal yemek borumuz, muhtemelen doğru yöntem olacağını düşündüğümüz şeyi kanıtladı. Yani hipotezimizi matematiksel olarak doğruladı ve biz de şimdi insanlı deneylere başlıyoruz.
Tia Ghose: Ancak tahminime göre, hayvan araştırmalarının çoğu terapötik potansiyeli olabilecek yeni bileşiklerin test edilmesine odaklanıyor. Peki bu alanda dijital ikizlerin büyük bir potansiyeli olduğunu düşünüyor musunuz?
John Pandolfino: Bir fareye insanın alacağı dozun 50 katını verip ölüp ölmeyeceğini görmek için yapılan o araştırmaları düşünün. Dijital ikiz teknolojisinin bu tür çalışmaları etkileyeceğini sanmıyorum. Ancak buna ek olarak, simülasyon için çok daha iyi modeller yaratabileceğimiz bir alana bizi yönlendireceğini düşünüyorum. Organların materyal özellikleri ile strese ve gerilime nasıl tepki verdikleri hakkında çok daha fazla şey anlayacağız. Ayrıca sadece sanal dünyada çalışan değil, aynı zamanda dokunsal ikizlere sahip simülasyonlar geliştirebileceğiz. Yani yemek borusunu veya herhangi bir organı neredeyse kusursuz şekilde taklit eden bir malzemeden yapılmış bir model üreteceğiz; böylece onu keserken gerçektekinin aynısı olan bir his yaşayacaksınız.
Tia Ghose: Üzerinde pratik yapabilir, içine sıvı veya yapışkan bir madde döküp nasıl genişlediğini görebilirsiniz, değil mi?
John Pandolfino: Kesinlikle. İnsan anatomisinin ve işlevinin tek bir parçasını anlamaktan öğrenebileceğiniz çok şey var; çünkü vücut bir şeyleri yapmak için tamamen farklı yollar icat etmez. Onu kopyalar, yalnızca boyutunu büyütüp küçültebilir veya uzunluğunu hafifçe değiştirebilir. Mesane ve kalp gibi organların tümü oldukça benzer şekilde çalışır. Kasılma özelliğine sahip bir boruları ve açılıp kapanan büzgen kasları vardır. Yemek borusu ile midenin birleştiği noktaya, yani reflüyü önleyen valfe baktığınızda bile, dışkılama işleminin yapıldığı anüs ile rektumun birleştiği bölgeye çok benzediğini görürsünüz. Aslında, dışkılamanın nasıl yapıldığına ve nasıl yutkunup kendinizi reflüye karşı koruduğunuza dair fizyolojiyi incelerseniz, bunların kelimenin tam anlamıyla birbirinin tersi işlediğini görürsünüz.
Gelecek Beklentileri ve Tıp Dünyasına Katkıları
Tia Ghose: Doğanın kendi kendini kopyaladığını söylüyorsunuz.
John Pandolfino: Evet.
Tia Ghose: O halde bu teknolojinin vücudun diğer bölgelerinde de geniş bir uygulanabilirliği olduğunu mu düşünüyorsunuz?
John Pandolfino: Kesinlikle, hatta yemek borusunun kendi hastalıklarında bile bu geçerli. Mesela mide ekşimesi, toplumun beşte birini etkiliyor. Aslında reflü, asidin çok fazla olmasıyla ilgili bir sorun değildir. Reflü şikayeti olan çoğu insanın asit seviyesi normaldir. Bu daha çok anatomi ve fizyolojiyle ilgili bir sorundur.
Bizim yaklaşımımız, umut ediyorum ki, reflü için yapılan birçok ameliyatı modifiye etmemize ve hatta işe yarayan daha az invaziv (vücuda daha az müdahale gerektiren) yaklaşımlar oluşturmamıza yardımcı olacaktır. Bu nedenle, genel olarak gastrointestinal kanalda (mide-bağırsak sisteminde) ve özellikle yemek borusunda bu teknolojinin çok daha fazla uygulama alanı bulacağını düşünüyorum. Örneğin, aşırı aktif mesane veya düşük aktif mesane gibi sorunları olan kişilerde durumu, akış ve mesanenin boşalması bağlamında nasıl değerlendirirsiniz? Aort anevrizmalarında da benzer bir durum söz konusudur. Aort anevrizması temelde bir divertiküldür. Anatomide basınca bağlı olarak meydana gelen bir balonlaşmadır. Balonlaştığında işlevini kaybeder ve kan düzgün şekilde pompalanamaz. İşte dijital ikizler, tüm bu süreçleri çok daha iyi yönetmemizi sağlayacaktır.
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- Çeviri Kaynağı: Live Science | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 15/03/2026 09:42:30 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22468
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.
This work is an exact translation of the article originally published in Live Science. Evrim Ağacı is a popular science organization which seeks to increase scientific awareness and knowledge in Turkey, and this translation is a part of those efforts. If you are the author/owner of this article and if you choose it to be taken down, please contact us and we will immediately remove your content. Thank you for your cooperation and understanding.