Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, Slate isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Kalküta Hayvanat Bahçesi'nde, Çarşamba günü Adwaitya isimli bir dev kaplumbağa 255 yaşında öldü. Adwaitya, 18. yüzyılın ortalarında Seyşel Adaları'ndan Hindistan'a, İngiliz sömürge yöneticisi Robert Clive'a hediye olarak getirilmişti. Peki, dev kaplumbağalar, neden bu kadar uzun süre yaşıyorlar?

Daha etkili bir şekilde üreyebilmek için. Uzun yaşam süresi, belirli hayvan türleri için evrimsel avantaj sağlar. Eğer, düzenli olarak üremenizin zor olduğu, öngörülemez ve çetin bir ortamda yaşıyorsanız, uzun süre hayatta kalmak anlamlı olacaktır (örneğin, çöl hayvanları ölene dek oldukça yaşlanırlar). Ayrıca, bir şekilde düzensiz doğum yapıyorsanız ya da yavrularınızın her birinin bakımı için çok uzun zaman harcıyorsanız, yine uzun yaşamanız gerekir.

Her tür kendi "yaşam öyküsü"ne sahiptir; bir diğer deyişle genlerini bir sonraki nesle aktarma zamanını belirleyen bir programa... Bazı hayvanlar, zamanlarını ve enerjilerini daha çok yavrulamak için ayırırlar; diğerleri ise daha uzun yaşamak için. Çevrede birçok avcının olduğu durumda, bir hayvan hayatını hızlı yaşamaya eğilimlidir - ve eğer genç ölecekse, mümkün olduğunca erken yavrulaması gerekir. (Bu strateji sadece, yavruların beslenmesine yetecek kadar yiyeceğin olduğu öngörülebilir bir çevrede işe yarar.) Öte yandan, uzun ömürlü havyanlar, sık sık, kendilerini avcı hayvanlardan korumak için yöntem geliştirmişlerdir.

Bu nedenle, kaplumbağa, armadillo ve böcek gibi zırhlı hayvanlar, benzer büyüklükteki diğer hayvanlara kıyasla daha uzun süre yaşarlar. Uçan hayvanlar da avantaja sahiptir; yarasalar, muhtemelen yırtıcılardan daha kolay kaçabildikleri için, kemirgenlerden daha uzun süre yaşarlar. Zehirli hayvanlar da, aynı şekilde, uzun süre yaşayabilirler. Avlanmaya karşı herhangi bir güçlü savunma sistemi benzer sonuç verir.

Dev kaplumbağanın, korunma için zırhlı bir kabuğu vardır, ancak uzun yaşamla ilintili başka birkaç özelliğe daha sahiptir. Bir ada türü olarak, tarihi boyunca yırtıcı hayvanlara karşı doğal korumanın avantajına sahiptir. Ayrıca oldukça iridir, ve büyük hayvanlar, küçük hayvanlara göre daha uzun yaşamaya eğilimlidirler (büyük hayvanlar uzun yaşar kuralının pek çok istisnası vardır - örneğin, küçük yarasalar).

Tüm bu faktörler, hayvanın evrimsel tarihi boyunca birbiriyle etkileşim içindedir, dolayısıyla bir özelliğin diğerine sebep olduğunu söyleyemeyiz. Bir kaplumbağanın, kabuğu olduğu için ya da büyük olduğu için 255 yaşına kadar yaşayabildiği sonucuna varamayacağımız gibi, bu kadar uzun süre yaşadığı için bir kabuğa ya da büyük bir cüsseye sahip olduğunu da söyleyemeyiz. Başka hayvan türleri - özellikle büyük beyinliler - tamamen başka sebeplerden ötürü uzun yaşam süresine sahiptirler. Genellikle, hayvan ne kadar sosyal ise, o kadar uzun süre yaşar. Toplu halde yaşayan böcekler, yalnız yaşayan türlere göre daha uzun ömre sahiptirler. Bazı sinekler sadece birkaç gün yaşarken, bir kraliçe termit 30 yıla kadar yaşayabilir.

Galapagos Kaplumbağaları Güney Amerika'ya Nasıl Ulaştı?

Galapagos kaplumbağaları, ya da bilimsel adlarıyla Geochelone nigra, 417 kilograma ulaşabilen, koruma altında 170 yıla kadar yaşayabilen bir canlıdır. Günümüzde yaşayan en büyük kaplumbağa türüdür. Şu anda Dünya üzerinde sadece Ekvador'un 1000 kilometre batısındaki Galapagos Adaları'nda ve Tanzanya'nın 700 kilometre doğusundaki Aldabra'da bulunmaktadırlar. Ancak kaplumbağalar Galapagos Adaları'nda evrimleştikten sonra insanlar tarafından Aldabra'da yetiştirilmişlerdir. 

Bu kaplumbağaların ataları Güney Amerika'dan deniz yoluyla adalara ulaşmışlardır. Bu atalar muhtemelen günümüzde Arjantin ve Paraguay topraklarından ayrılarak gelmişlerdir; çünkü buralarda yaşayan Chaco kaplumbağası, Galapagos kaplumbağalarının en yakın akrabasıdır. Yapılan genetik analizler, tek bir dişinin veya 1 çift kaplumbağanın bile Galapagos'a ulaşmasının, bu adalarda stabil bir kaplumbağa popülasyonu oluşturulabilmesi için yeterli olduğunu göstermektedir.

Kaplumbağanın atalarının yüzerek veya doğal raftlarla bu adalara ulaşmış olmaları çok olasıdır; çünkü bu kaplumbağalar karasal olsalar bile su yüzeyinde rahatlıkla kalabilirler, kafalarını yukarı uzatarak rahatlıkla nefes alabilirler ve yemek ile su olmaksızın aylarca hayatta kalabilirler. Pek iyi yüzücü olmasalar da, günümüzdeki Humboldt Akıntısı gibi güçlü akıntılardan birine yakalanmaları, onları rahatlıkla adalara sürüklemiş olacaktır. 

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Türev İçerik Kaynağı: Slate

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 16/10/2019 09:05:19 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/1456

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Kişi, söyleyecek bir şeyi olmadığında kötü söze başvurur.”
Voltaire
Geri Bildirim Gönder