Couvade (Kuvat) Sendromu: Eşiyle Birlikte Hamilelik Semptomları Gösteren Erkekler!
Couvade (Kuvat) Sendromu: Eşiyle Birlikte Hamilelik Semptomları Gösteren Erkekler!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Kuvat, kuluçkaya yatmak anlamına gelen Fransızca kökenli “couvade” kelimesinden geliyor. Sendrom kabaca, erkeklerin hamile eşiyle beraber hamilelik semptomları göstermesinden oluşuyor. En yaygın belirtilerse, sabah bulantıları ve kramplar. Yakın geçmişe kadar Kuvat sendromu üzerine yapılan tartışmaların çoğu var olup olmadığı üzerineydi. Şimdilerdeyse konuya ilgi git gide artıyor ve ilginç sonuçlar ortaya çıkacak gibi görünüyor. 

“Kuvat” terimi ilk olarak 1865 yılında antropolog E.B. Tylor tarafından belli başlı babalığa adım ritüellerini tanımlamak için kullanıldı. Bu ritüeller çeşitli tarihi devirlerde, bazıları Yunanistan, İspanya, Çin, Tayland olmak üzere pek çok kültürde yaygın olarak görülürdü.  

Bazı kültürlerde müstakbel babalar, eşleri hamileyken belli yiyecekleri yemez, keskin aletlere çok yaklaşmaz, yada ellerine bıçak almazlardı. Papua Yeni Gine’deyse babalar kadının hamile olduğunu öğrenince kendilerine bir kulübe inşa etmeye başlar, içini bebek için kıyafet ve yiyeceklerle doldururdu. Bu süreç boyunca sosyal hayattan kendilerini tamamen soyutlayıp, arkadaşlarıyla yada ailesiyle konuşmazlardı. Doğum anına gelinceyse, yatağa uzanıp karısının çektiği sancıların bire bir kopyasını yaşar, kadın bebeği kocasının kucağına verene kadarsa acıları dinmezmiş, en azından söylenenler bu yöndeydi. 

Modern tarih boyunca bilimsel sebebine ilişkin henüz çok ilerleme kaydedememiş olsak da, eskiden insanların bu sendroma sebep olduğuna inandıkları bir kaç maddeyi şöyle sıralayabiliriz; 

  • Baba doğumdan önce ve doğum sırasında anneyi taklit ederek dikkati kendisine çeker, böylece karısını ve çocuğunu kötü ruhlardan korur. 
  • Baba çocuğu için acı çekerek aralarındaki duygusal bağı güçlendirir. 
  • Baba kadının hissettiklerini paylaşarak onun acılarını azaltır. 
  • Baba hayat boyunca çocuğa yol gösterici olabilmek için doğaüstü varlıklarla ilişki kurar. 

Bu ritüeller ve inanışlar pek çok gelişmiş ülkede artık görülmese de modern anlamıyla bildiğimiz, fizyolojik değişmelere sebep olan Kuvat sendromu pek çok babayı hala deyim yerindeyse süründüren bir sorun. 

 

Sebepler  

Kuvat sendromunun nedeni olduğu düşünülen bir kaç farklı açıklama var. Bunlardan ilki; sendromun psikolojik bir hastalık olduğu yönünde. Bu görüş genel olarak Avrupa ve Amerika’daki doktorlar tarafından savunuluyor. Erkeklerin kadının hamileliği sırasında gördüğü ilgiyi ve doğurma yetilerini kıskandığını ve kadınla bir yarış haline girerek dikkat çekmeye çalıştığına inanıyorlar. Bir başka psikolojik sebep hipoteziyse, erkeklerin bu değişimleri sosyolojik rollerindeki değişmeden dolayı yaşadıkları gerginliğe tepki olarak verdikleri yönünde. Bir grup Kanadalı araştırmacıysa yaptıkları küçük bir deney sonucunda bu sendromu çeken babaların vücudunda fizyolojik değişmeler; estradiol (bir kadınlık hormonu) seviyesinde artış, testosteron (erkeklik hormonu) seviyesinde düşüş gözlemlediklerini söylüyor. Fakat yine de araştırmacılar bu kadar kısıtlı bilgiyle bir sonuca varmadan önce farklı kültürlerde de bu deneylerin yapılması gerektiğini belirtiyor.  

 

Semptomlar 

Müstakbel babalarda, özellikle de ilk çocuğunu bekleyenlerde görülen belli semptomlar var. Bunlar başlıca, çoğu üçüncü ayda başlayan sabah bulantıları, kusma, mide ve sırt krampları, hazımsızlık, iştahsızlık, uyku düzeninin bozulması, baş ve diş ağrıları, aşerme, ciltte kaşınma ve burun kanaması. Bu semptomların çoğu başta her ilacın prospektüsünde gördüğümüz, özel bir sebebi olmasına gerek olmayan şikayetlermiş gibi görünüyor. Ve tam da bu sebepten insanlar, çektikleri semptomları göz ardı ediyor ve Kuvat Sendromundan mustarip olduklarını fark etmiyor. Fakat biraz dikkatli bakıldığında bu erkeklerin eşlerinin doğum sorunlarının birebir aynısını çektikleri görülüyor. Semptomlara tedavi olaraksa geliştirilmiş herhangi bir ilaç yada metot henüz yok, fakat hepsi hamilelik sonlanıp, doğumdan çıkıldıktan sonra kendi kendilerine geçiyor. Tek bir istisnayla; yalancı hamile göbeği oluşturan babalar. 

Evet, gerçekten bazı babalar hamile gibi hissetmekten daha ileri gidip hamile gibi görünüyorlar. Bu durum az önce sıraladığımız semptomlardan daha nadir görülmekle beraber, maalesef doğumla beraber sonlanmıyor. Yine üçüncü, dördüncü ayda kilo almaya, belli belirsiz göbeği şişmeye başlayan baba, dokuzuncu ayın sonunda tam bir hamile göbeğine sahip oluyor. Tedavisi içinse psikiyatrik terapiye başlanması gerekiyor, diğer belirtilerin aksine doğumla beraber geçmiyor. Terapi sonucundaysa, genel olarak erkeklerin kendilerini dışlanmış hissettiği görülmüştür. Babalar, eşleri bunca zorluk çekerken kendilerini süreç boyunca pasif ve gereksiz hissediyorlar. Terapiyle, babalar kendilerinin bu süreçte çok gerekli bir oyuncu olduklarına ikna ediliyor. Onlar olmasaydı her şeyin çok daha zor olacağına, yaşadıkları sendromun, sandıklarının aksine oldukça yaygın bir sendrom olduğuna, endişe edilecek bir şey olmadığına ‘gerçekten’ inandırıldığında, tüm semptomlar ve göbek, kendi kendine yok olmaya başlıyor. Alternatif olaraksa meditasyon, yoga, zencefil ve nane çayının iyi geldiği de bilinmekte. Sendromu baştan önlemek içinse, sebebini bilmediğimiz için henüz öne sürülmüş bir yöntem yok. Fakat tüm uzmanlar, hamilelik boyunca çiftlerin açık açık konuşmalarının, birbirleriyle endişelerini ve hislerini sürekli paylaşmalarının en sağlıklısı olduğu konusunda hemfikir. Bir diğer etkili yöntemin, babanın kendini dışlanmış hissetmemesi için beraber hamilelik derslerine katılmak olduğu bir diğer ortak kanı. 

 

Yeni Çalışmalar 

Kuvat Sendromu hakkında çok detaylı bilgiye sahip olmadığımızı zaten söylemiştik. Ve hatta bırakın detaylı bilgiyi, yakın zamana kadar pek çok doktor tarafından tanınan, varlığı kabul edilen bir sorun bile değildi. Bu durumu St. George Londra Üniversitesinden Dr. Brennan değiştirdi. Dr. Brennan’ın çalışmasından önce bu konu üzerine yapılmış geniş çaplı ve sistematik deney yoktu. 1991’de Kanadalı bir grup araştırmacı, gruplarındaki müstakbel babaların hormon değişimlerinin dördüncü aydan itibaren hamile eşlerininkiyle aynı olduğunu ve eşler arasındaki bu beklenmedik paralelliğin doğumdan sonraki 3 hafta boyunca da devam ettiğini gözlemlemiş fakat deneyin devamını getirmemişler. 

Dr. Brennan, 2007’deki araştırmasında yaşları 19 ile 55 arasında değişen 282 müstakbel baba ve kontrol grubu olarak eşi hamile olmayan 281 erkek gözlemlemiş. Deney boyunca görülmüş ki; eşi hamile olan erkeklerin neredeyse tamamı az yada çok, Kuvat Sendromu semptomları gösteriyor. En sık karşılaşılan semptomsa mide / karın krampları olmuş. Deneyin katılımcılarından biri şöyle anlatıyor: “ Bir süre gerçekten doğuracağım sandım. Kramplarım eşimin çektiği doğum sancılarına çok benziyordu. Önce hafifti, sonra git gide arttı, arttıkça arttı. Dayanılmaz bir acı... Sonra doğum bitti ve çocuğumu kucağıma almamla beraber tüm acılar kesildi.” Bir başka babaysa araştırmacılara durdurulamaz aşermeler yaşadığını, geceleri yataktan kalkıp kızarmış tavuk yada şekerleme arandığını, ayrıca tüm yeme alışkanlıklarının, damak zevkinin değiştiğini söylemiş.  Henüz kimse kesin nedeni bilmese de Dr. Brennan bu adamların kıskançlıktan yada bilinçli bir dikkat çekme çabasından ötürü bunları yaşamadığı konusunda ısrar ediyor. Şöyle söylüyor:

“Kendilerine ne olduğu konusunda en ufak bir fikirleri yok, semptomlar kesinlikle gönüllü edinilmiş şeyler değil. Doktorların kimi bu sendromun varlığını kabul etmiyor, pek çoğu da Kuvat Sendromu’ nu tanımıyor, semptomlarla gelen hastalara teşhis koyamıyorlar. Sebebini henüz bilmesek de bu çalışmamızla ilk adım olarak Kuvat Sendromu'nun varlığını kanıtladık. Sonuçlar çok açık, Kuvat Sendromu gerçekten var!”  

Kuvat Sendromu'nun varlığını kanıtladıktan sonra ikinci adım olarak sebeplerini araştırmaya koyulan Dr. Brennan 2007’dekini takiben 2010’da bir araştırma daha yapıyor. Bu seferki araştırmada temel soru semptomların fizyolojik mi yoksa psikolojik mi temelli olduğu. Dr. Brennan’ın hipotezi, semptomları, özellikle emziren kadınlarda yüksek seviyelerde görülen prolaktin hormonunun erkeklerde artmasının tetiklediği yönünde. Prolaktinin, erkeklik hormonu olarak bilinen testosteronu düşürücü etkisi var. Dolayısıyla, prolaktin seviyesi yükselen erkekler karşımıza eskisinden duygusal, sulu göz bir baba olarak karşımıza çıkıyor. BBC-4’de The Biology of Dads adlı belgeselle yayınlanan bu deneyde, taze babalardan biri olan Micheal Gouvin yeni doğan bebeği Matilde’yi kucağına alıp 15 dakika geçirmeden önce ve geçirdikten sonra hormon seviyeleri ölçümlenmiş. Ölçümler sonucunda görülmüş ki, Matilde’yle geçirdiği 15 dakikadan sonra, Micheal’ın prolaktin seviyesi %20 oranında artmış. Ayrıca Micheal, eşinin hamileliği boyunca sabah bulantıları ve aşerme gibi belirtiler de göstermiş. 

 

Sonuç 

Deneyin sonuçları, müstakbel babaların %80 civarının Kuvat Sendromu belirtileri gösterdiği, ilk defa çocuk sahibi olacak babalarınsa diğerlerine göre biraz daha ağır semptomlar yaşadığı ve stres hormonu olan kortizol seviyelerinin oldukça yükseldiği yönünde. Dr. Brennan ek olarak şunları söylüyor: 

“Kuvat Sendromunun psikosomatik bir hastalık olduğu kanısında değilim. Bence bu değişimler erkekleri babalığa hazırlayan doğal bir süreç."

Sebep konusundaysa bulgular prolaktin hormonunun artışını işaret ediyor gibi görünüyor. Fakat deney sonunda Dr. Brennan özellikle ekliyor:

"Deneyin sonuçları net gibi görünse de tek bir araştırmayla kesin bir sonuca ulaşamayız. Bu çok taze bir konu ve bir şey söylemeden önce üzerine daha çok çalışma yapılmalı."


Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Journal of Reproductive and Infant Psychology
  2. Annals of Internal Medicine
  3. Journal of Psychosomatic Research
  4. International Journal of Nursing Studies
  5. Journal of Psychosomatic Obstetrics & Gynecology
  6. Mayo Clinic
  7. BBC
  8. Dr. Mark Griffiths
  9. Baby Center
  10. Kingston University London
  11. Wikipedia

Primatlar Arasındaki Yerimizi Keşfeden Kadın: Jane Goodall

Hikaye Anlatıcı Hayvanlar

Yazar

Saba Baskir

Saba Baskir

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim