Evrim Ağacı

Çocuk İşçiler ve Çocuk Hukuku: Neden Çocuk İşçiler Var?

Çocuk İşçiler ve Çocuk Hukuku: Neden Çocuk İşçiler Var?
En fazla çocuk işçi tarım sektöründe
cdnuploads
Tavsiye Makale

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Hukuk, toplumsal hayatımızı düzenleyen ve uyulması kamu kuruluşlarınca desteklenen kural/kanun(lar) bütünüdür. Çocuk hukuku ise, hukukun ve kanunların çocuklara özgü düzenlenmesini sağlayan hukukun alt dalıdır.

Çocuk; duyarlı, masum, bağımlı ve gelişmekte olan bir insan varlığıdır; aynı zamanda meraklı ve umut dolu bir canlıdır. Çocuk dönemini, oynayarak, öğrenerek ve kendisini geliştirerek ilerlerse hem kendisi mutlu olur hem de ileride ki yaşamlar için huzur ve mutluluğuna katkıda sağlar. Bu nedenle, bir ülkeyi geliştirmek, barış ve huzur içinde yaşamak isteniliyorsa çocukların sağlıklı büyümelerine katkıda bulunulmalı, aynı zamanda yetenekleri ve ilgi alanları doğrultusunda eğitimler sağlanmalıdır. Çocuğun korunması, onun “bir insan” olarak sevgi ve şefkate lâyık olmasının yanı sıra, toplumun da bir parçası olması fikrine dayanır (İnan, 1968).

Okula gitmeyenler çocuk işçi oluyor!
Okula gitmeyenler çocuk işçi oluyor!
Milliyet, Okula gitmeyenler çocuk işçi oluyor!

Çocuk İşçiler

İnsanlığın gelişim sürecinde çocukluk önemli yer tutmaktadır. Çocuklukta alınan eğitim yetişkinlikte yaşam kalitesi üzerinde büyük katkısı bulunmaktadır. Toplumların gelişmesinde, çocuk tam olarak bilinmeyerek farklı anlamlarda algılanmış ve çocuğun anlamı toplumlara göre değişmiştir. Kırsal topluma göre çocuk; hazır iş gücü, yaşlılıkta ebeveynlere bakacak bir güvencedir. Türkiye’de, çocuk büyütme maliyetinin çok düşük olduğu kırsal kesimlerde, her doğan çocuk ucuz iş gücü olarak tanımlanmaktadır. Kırsal kesimde çocuk ucuz iş gücü olarak şehirlerin resmi olmayan iş gücü piyasalarında yerlerini almaktadırlar (Taş, Karaduman ve Karakaya, 1997).

Çocuk kavramının belirlenmesinde yaş bir ölçüt olarak kabul görülmektedir. Çocukluk kavramının başlangıcı hususunda tartışma olmaması ile birlikte, bu dönemin bitişi hakkında sosyolojik, hukuki, psikolojik ve siyasi bakımdan değişiklik gösterdiğinden kesin bir yaş sınırı yoktur. Yaş faktörüne göz önüne alındığında bir toplumda çocuk sayılacak bilecek yaşın, diğer bir toplumda yetişkin olarak kabul edilmesi gözlenebilmektedir. Yaş sorunu, ülkenin gelişmişlik düzeyine, değişen toplum ve zamana göre değişebilmektedir. Çocuğun gelişimi ve eğitimi için gerekli olan süre uzadıkça, çocukluk dönemi yaş sınırını da uzamaktadır. Çocuğun bakım ihtiyacı arttıkça çocuk yaş sınırı, koruyucu mevzuatta da yaş sınırı ilerleme göstermektedir (Çetinkaya ve Serdar,1999).

Çocuk, Kimdir? Nasıl Tanımlanır?

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nca 20 Kasım 1989 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren Çocuk Hakları sözleşmesine gereğince, 18 yaşından daha erken yaşta ergin (reşit) olma durumu hariç olmak üzere, 18 yaşına kadar her birey çocuktur tanımı getirmiştir.

Türk Hukuk Sisteminde çocuklara ilişkin birçok düzenlemeler yapılmıştır. Medeni Kanunumuza göre ise bir çocuğun ergin olabilmesi için birkaç istisnayı durum dışında (evlenme, ergin kılınma) 18 yaşını tamamlamış olması gerekmektedir. Bu duruma göre 18 yaşını tamamlamamış her birey Türk Medeni Kanunu’na göre çocuk sayılmaktadır.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (Türk-İş) göre çocuk; temelde yaşam yükünü yüklenmemiş, ailenin ve devletin koruduğu, diğer kurum ve kuruluşların da sahip çıktığı, çocukluğunu yaşayabilen, fiziksel ve ruhsal gelişimini sağlıklı olarak tamamlayabilen, yeterli bir eğitimle geleceğe hazırlanan ve geleceğin nitelikli iş gücünü oluşturan insanlar çocuk olarak tanımlamaktadır (Kahramanoğlu, Ertan, 1996).

İş yaşamımızı düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’nda da çocuk tanımı yapılmamakta fakat kimlerin çocuk sayılacağına yönelik yönetmelikler yer almaktadır. Genel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu’na göre 18 yaşını tamamlamamış bireyler, çocuk olarak tanımlanmaktadır.

“Çalışan çocuk”, “genç işçi” söylemleri farklı kültürlere sahip toplumlarda farklı anlamlar içermektedir. “Çalışan çocuk” ve “genç işçi” tanımında bir ülkeden diğerine değişiklik göstermektedir, gelişmiş bir ülkeden gelişmekte olan bir ülkeye veya ülke içinde kırdan kente farklılıklar göstermektedir” (Karabulut, Özcan, 1996).

4857 sayılı İş Kanunu çocukların çalışma yaşını 15 olarak belirlemiş, fakat hafif işlerde bu yaşın 14’e kadar indirilebileceğini de ek olarak belirtmiştir.

Çocuk iş gücü kavramı ile çocuk çalışması kavramı birbiri ile çok iç içe geçmiştir. Bu nedenle bu kavramlar arasındaki ayrımı yapmak için tam yeri:

Çocuk iş gücü, çocuğun eğitimini engelleyen, çocuğun fiziksel, duygusal, zihinsel, ahlaksal ve sosyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen işlerde çalışan çocuklar olarak tanımlanmaktadır. Çocuk çalışması ise, çocuğun eğitimini engellemeyen, çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal, ahlaksal ve sosyal gelişimini olumsuz yönde etkilemeyen işlerde çalışan çocuklar kastedilmektedir (Kahramanoğlu ve Ertan, 1996).

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO), çocuk iş gücü ile ilgili temel sözleşmelerinden biri olan 138 sayılı sözleşmesinde, iş yerinde çocuk çalıştırma asgari yaş sınırının 15 olduğu belirtilmiştir. Ancak, bazı istisnai durumlarda bu asgari yaş sınırının 13’e kadar inebileceği hükmüne bağlanmıştır. ILO’nun bu hükmüne göre, her ne nedenle olursa olsun 13 yaşın altında çalışma hayatına katılan, çocuk iş gücü olarak tanımlanmaktadır.

Neden Çocuk İşçiler Var?

Çocuk işçiliği sorunu tüm ülkelerin bulunduğu yapısal sorunlardan kaynaklanmaktadır. Çocukların çalışmasının en temel nedenlerinden biri yoksulluktur. Aileler gelir düzeyinin düşük olduğundan dolayı çocuğun kazandığı paraya ihtiyaç duyarlar. Yapısal nedenlerin dışında ise işverenlerin çocukları tercih etmesinin en önemli noktalarında biri ucuz iş gücü olmasıdır. Tarımla uğraşan aileler için ise çocuk bedava iş gücü olarak görülmektedir. Çocukların çalıştırılmasının diğer bir önemli nedeni ise, ülkedeki eğitim olanaklarının sınırlı olmasıdır. Eğitimde altyapının yetersiz olması ve çocukların eğitim faaliyetlerinde yeterince yararlanmasını engelleyen etkenler sonucu, eğitim sisteminin içene dâhil olamayan çocuklar ya çalışma hayatına girmekte ya da işsiz kalmaktadır. Diğer bir neden ise konuyla ilgili yetersiz mevzuat olması. Çocukların en çok çalıştığı yerler küçük işletmeler, ev hizmeti, tarım hizmeti ve sokak işleri iş kanunu dışında kalmasıdır. İş kapsamı dışında diğer faktörler yeterli yaptırımları olmaması, denetim yapana kurumların çocuk işçileri göz ardı etmesi bu alanda ciddi sorunların oluşmasına neden olmaktadır (ÇSBG, 2006; İlik ve Türkmen, 1994).

Ayrıca diğer bir neden ise işverenler tarafından çocuk işçiliğine yönelik taleptir. Enflasyon şartları, ekonomik ve mali sıkıntılar, çoğu işverenler tarafından çocukların ucuz ve uysal iş gücü olarak görülmesi ve küçük işletmelerin ekonomik, teknik imkânlarının yetersiz oluşu, ailelerin ise çocuklarının meslek sahibi olabilmesi için işverenlerden talepleri gibi etkenler işverenlerin çocuk iş gücünü talep etmelerine neden olmaktadır. Ayrıca, çocukların fiziksel özelliklerinden kaynaklanan bazı becerileri çocuk iş gücü talebini doğuran en önemli nedenler arasındadır. Özellikle el dokuması halı üretiminde çocukların kıvraklığı bu sektörde çocuk iş gücü talebinin yoğunlaşmasına neden olmaktadır (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2006; Çolak, Faruk,1998).

Çocuk İşçiliğin Sakıncaları

Çocuk işçiliğin sakıncalarına bakılmak gerekirse; her ne gerekçe olursa olsun çalışma yaşamı çocuk üzerinde fiziksel, ahlaki, toplumsal ve ruhsal açıdan olumsuz iz bırakır. Bunlardan en çok yaşamı etkileyen fiziksel boyutudur. Ağır fiziksel güç gerektiren işler çocuğun biyolojik gelişimini gerileterek bedeninde kalıcı hasarlar bıraka bilir. Çocuğun olumsuz şartlar altında çalışması onların psikolojik gelişimlerinde zarar vermektedir (Tekin, 2010). Çocuklar çalışırken aile korumasından uzaktan olmaları çocukların güvenlikleri tehlike altında demektir. Buda çocukların her türlü sömürüye ve istismara açık olmalarına neden olmaktadır. Çocuk aile denetiminden uzak olunca veya uzak koşullar altında çalışırken uyuşturucu medde kullanma ve suça sürüklenme tehlikesi artmaktadır (Tekin,2010).

Ağır fiziksel güç gerektiren işler
Ağır fiziksel güç gerektiren işler

Türk Mevzuatında Çocuk İşçiliği

Türkiye Cumhuriyeti anayasasın da genel bir düzenleme yapılmış bulunmaktadır. T.C Anayasınının’50. maddesine göre; kimse yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler, kadınlar ile ruhi ve bedeni yetersiz olanlar, çalışma şartları bakımında özel olarak korunurlar.

4857 sayılı iş kanunun 71. maddesine göre;

  • 15 yaşını tamamlamamış çocukların çalışması yasaktır. Ancak 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimini tamamlamış olan çocuklar bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitimine devam edenlerin okullara devam engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilirler.
  • Temel eğitimini tamamlamış ve okula gitmeyen çocukların çalışma saatleri günde yedi ve haftada otuz beş saatten fazla olamaz. Ancak 15 yaşını tamamlamış çocuklar için bu süre günde sekiz haftada kırk iki saate kadar artırılabilir.
  • Eğitimine devam eden çocukların çalışma süreleri, eğitim saatleri dışında olmak üzere, en fazla günde iki saat ve haftada on saat olabilir.

Bunun dışında ise kanunda 18 yaşını tamamlamamış işçilerin yer altında ve su altındaki işlerde çalıştırılmaları ve sanayiye ait işlerde gece çalıştırılmaları yasaklanmıştır (4857 iş kanunu 72 ve 73. madde).

Sanayi işçiliği
Sanayi işçiliği

Umumi Hıfzıssıhha kânunun 69. maddesine göre sanayiye ait işlerde 18 yaşını tamamlamamış erkek çocuklarla yaş farkı olmaksızın kadınların gece çalıştırılmaları yasaktır. 173. maddeye göre; 12 yaşını tamamlamamış bütün çocukların fabrika ve imalathane gibi her türlü sanat, maden işlerinde ve amele çırak olarak bulundurmak yasaklanmıştır. 16 yaşını tamamlamamış çocuklar en fazla sekiz saat çalıştırıla bilirler. 176. maddeye göre; bar, dans salonu, kahve, gazino ve hamamlarda 18 yaşını tamamlamamış çocukların çalıştırılması yasaktır.

2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu 14/07/1934 tarihli, 2751 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanunun "12. maddesi ile eğlence, oyun, içki ve benzeri amaçlı umuma açık ve açılması izne bağlı yerlerde 18 yaşından küçüklerin çalıştırılması yasaklanmıştır".

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 3
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 2
  • Merak Uyandırıcı! 3
  • Üzücü! 1
  • Grrr... *@$# 1
  • İğrenç! 1
  • Korkutucu! 1
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • E. Akyüz. (2012). Çocuk Hukuku. Yayınevi: Pegem Akademi.
  • Z. Avşar, et al. (, 2012). Çocuk işçiliği ve çocuk işçiliği mücadele stratejileri..
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. (2006). Çocuk Işçiliğinin Önlenmesi Için Zamana Bağlı Politika Ve Program Çerçevesi.
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. (2000). Uluslararası Belge Ve Sözleşmeler.
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. (2007). Türkiye’de Çocuk Işçiliği Ile Mücadele.
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. (2006). Türkiye’de Çocuk Işçiliği Sorun Bizim Bilgilendirme Materyali.
  • S. Çetinkaya . (, 2020). Çalışan Çocukların Sosyal Güvenlik Hakları.

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 04/06/2020 07:38:19 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8711

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Güncel
Abiyogenez
Covıd-19
Moleküler Biyoloji Ve Genetik
Mühendislik
Beslenme Bilimi
Mutasyon
Kanıt
Küresel Salgın
Saç
Ara Geçiş Türleri
Araştırma
Uçuş
Ortak Ata
Kedi
Mitler
Aşı
Anne
Ölüm
Devir
Bağışıklık
Epigenetik
Nöron
Evrim
Ay Görevleri
Besin
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir deney, bilimin doğaya sorduğu bir sorudur. Bir ölçüm ise, doğanın soruya verdiği cevaptır.”
Max Planck
Geri Bildirim Gönder