Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Ölümü Yenebilir Miyiz?: Frankenstein

İdam edilen mahkumların vücut parçalarını birleştirerek ruhsuz bir bedende can bulabilir miyiz?

6 dakika
74
Ölümü Yenebilir Miyiz?: Frankenstein Britannica
  • Blog Yazısı
Blog Yazısı
Tüm Reklamları Kapat

Frankenstein ya da Modern Prometheus romanı 1818 yılında isimsiz olarak yayımlanmıştır, gotik ve romantik unsurlar içeren bu eseri Mary Wollstonecraft Godwin yazmıştır, günümüzde hala tartışılan bir eserdir. Mary, birkaç arkadaşıyla kimin en iyi korku hikayesi yazacağına dair bir iddiaya girmiştir, gördüğü bir kabustan ve bazı deneylerden esinlenerek Frankenstein’ ı kurgulamıştır. Bu öyküyü kurguladıktan sonra partnerinin desteğiyle bu öyküyü romana dönüştürmüştür. Kendi feminizm ideolojilerini incelikle çerçeveleyen durumları kasıtlı olarak yerleştirerek feminizme katkı sağlamıştır. Şu zamana kadar 40’tan fazla filmi çıkmıştır ve en kült olanı 1931 versiyonudur. Frankenstein popüler kültürde klişe bir canavar hikayesi olmuştur bizim için, ancak romanı okuduktan sonra hikâyenin gerçek trajedisini ve derinliğini göz ardı edemiyoruz. 1931 film uyarlaması her ne kadar bu öyküye ün kattıysa bile bu canavarı sıradanlaşmış bir canavara dönüştürmüştür, sonrasında ne kadar fazla film çıkmış olursa olsun bu uyarlamalar orijinal romandan ziyade bu filme dayanmıştır. İşte bu noktada insanlar Frankenstein’in yaratık değil doktor olduğunu unutmuştur.

Peki gerçekten elektrikle bir bedene can vermek mümkün mü? Luigi Galvani kas ve sinir hücrelerinin elektrik ürettiğini keşfeden İtalyan fizikçi ve biyologdur. Kimyasal yollarla elektrik elde edilebileceğinden bu işleme ‘galvanizm’ denmektedir, deneyde ölü kurbağaların bacak kaslarının bazı metallerle temas ettirmesi kurbağanın reflekslerini çalıştırmıştır. Yeğeni olan Giovanni Aldini galvanizm ile ilgili çalışmalar yapmış ve elektro-stimülasyon deneyleriyle Frankenstein hikayesinin yazılmasına ilham olmuştur. Dayısı bu deneyleri kurbağalarla yaparken Aldini insan bedeni üzerinde yapmak istemiştir ve bunu idam edilen bir mahkûmun üzerinde yapmıştır. Bu deneyi izleyenler zavallı mahkûmun canlanacağını düşünmüşlerdi çünkü işlem uygulandığında denilene göre çenesi titremeye, ön bacağı hareketlenmeye, kasları bükülmeye ve gözlerinden biri gerçekten de açılmaya başlamıştı. Frankenstein yayınlandıktan bir süre sonra, Kimyager Andrew Ure elektriksel deneylere devam etti. Ure, deneyini şu sözlerle rapor eder ‘yüzündeki bütün kaslar hep birden tüyler ürpertici bir şekilde hareketlenmeye başladı: öfke, korku, umutsuzluk, ıstırap ve zoraki gülümsemeler tüm çirkinlikleriyle katilin yüzünde bir araya geldi.’ Ure’nin raporlarında belirttiğine göre deneyler öylesine dehşet vericiydi ki izleyicilerin birçoğu odayı terk etmek zorunda kalmış, hatta içlerinden biri dayanamayıp bayılmıştı.

Hikâyeye gelirsek: Frankenstein canavarı yaratan doktordur, Victor Frankenstein. Yarattığına ise canavar, şey, iblis, arkadaş, yaratık gibi kelimeler kullanılır çünkü o ‘biri’ değildir ‘bir şey’ dir. Bu canavar zeki değildir, fazla konuşamaz, düzgün algılayamaz ve türünün tek örneği olduğundan dolayı kendini çok yalnız hisseder, çocuk gibidir. İnsanlardan farklıdır, insanlar ondan korkar ona zarar verir ve yok etmeye çalışır ancak bu yaratığı öldüremezler. Victor canavarı yarattığı sırada kendi ile gurur duyar ölümü yenmek isteyen bir karakterdir zaten; istediği şeye kavuşmuştur ancak yaratığın zeki olmaması, konuşamaması yaratıldığından beri herhangi bir ilerleme kaydetmiş olmaması onu sinirlendirir ve canavara duyduğu şefkati yitirip ona zarar vermeye başlar, bu sırada canavar çok güçlü olduğu için zincirlerle bağlandığı zindandan kaçar. Victor canavarın zapt edilemez olduğunu anlayınca üzerindeki kibri yitirir ve ondan kurtulmak ister. Canavar Victor’dan kendisinin dişi versiyonunu yaratmasını ister Victor bunun üzerinde düşünür fakat bu asla gerçekleşmez onu tehdit etmiş olan canavar Victor’un sevdiğini, kardeşini, arkadaşını ve daha fazlasını öldürür. Victor’u kimsesiz bırakır, tıpkı kendi gibi. Çünkü Victor ilk başta dişiyi yaratma düşüncesini onaylasa da bu düşünceden şüphe duymaya başlar ve bunu şöyle açıklar:

Tüm Reklamları Kapat

‘Muhtemelen düşünen ve akıl yürüten bir hayvan haline gelecek olan o, yaratılışından önce yapılan bir anlaşmaya uymayı reddedebilir. Hatta birbirlerinden nefret bile edebilirler; zaten yaşayan yaratık kendi kusurundan tiksinmişti ve bu kusur dişi biçiminde gözlerinin önüne geldiğinde ona karşı daha büyük bir tiksinti duymayabilir miydi? O da ondan tiksintiyle uzaklaşıp erkeğin üstün güzelliğine yönelebilir; onu terk edebilir ve o da kendi türünden biri tarafından terk edilmenin getirdiği yeni tahrikle öfkelenerek tekrar yalnız kalabilir.’

Bakıldığında canavarın ihtiyacı olan tek şey sevgi, anlayıştır aslında. İnsanlar canavarın insani yönlerini bulmakla çok meşgul olduğu için kendi içlerindeki canavarı göremiyorlar. Yaratık gerçekten de kötü müydü yoksa insanlar ona böyle davrandığı için mi kötüleşti? Belki de Victor ona şefkat gösterseydi ona ‘baba’ figürü olabilseydi yaratık kötü olmayabilirdi. Onun suçu canavarı yaratması değil ona bakamamasıdır, onu olduğundan farklı eylemlerle tetiklemiştir ve asıl olanı bozmuştur. Yaratık Victor’un erkek kardeşi William’ı ve sevdiği kadın Elizabeth’i öldürerek Victor’dan intikam aldığını düşünür fakat Victor’u alan teknenin kaptanı Walton, Victor’un cesedini yas tutan yaratığı fark eder. Yaratık, Walton'a Victor'un ölümünün kendisine huzur getirmediğini aksine, işlediği suçların onu tamamen yalnız bıraktığını söyler. Victor öldükten sonra canavarın yas tutması bu intikamı sorgulatır bize. Yaratıcısı onu var etti sonrasında onu yarattığına pişman oldu ona zarar verdi ama canavar ondan intikam almış olduğunu düşünse de onun yasını tuttu, onu terk eden yaratıcısının.

Romanın isminde Modern Prometheus ismi geçer bunun sebebi mitolojide Prometheus tanrısının insanı yaratmasıdır yani Frankenstein kendi deyimiyle bir ‘Tanrı’dır aslında, çünkü insan parçalarını birleştirip elektrik kullanarak bir canlı yaratmasıyla ‘tanrı’ olmanın nasıl bir his olduğunu tatmıştır. Victor Frankenstein, geleneksel olarak Tanrı rolü oynamakla, yani ilahi bir varlığa ait olan yaşam yaratma rolünü gasp etmekle ve bunu yaparken de yaratıcısından intikam alan bir yaşam yaratmakla suçlanır. Frankenstein, yaratık için neyse, Tanrı da yaratılış için odur, yaratık Victor’un ‘Adem’i’ dir. Frankenstein yaratığı terk eder, tanrı da yaratılışını terk eder. Frankenstein kendini saf ve suçsuz olarak sunar, tanrı da kendini saf ve suçsuz olarak sunar. Bu tanrısal olaylar romanda pek anlatılmaz romanda dinden çok bilim öne sürülmüştür. Çeşitli dini yolların ve sekülerleşmenin olduğu dönemde Frankenstein romanın da bilim, bilgi ve güç arayışının baskın olduğunu görüyoruz. Romantik dönemin edebi ve sanatsal değişimlerin yanı sıra dini dönüşümlerle de dolu olduğunu anlayabiliyoruz.

Filmlere bakıldığında daha önce de dediğim gibi popüler olan 1931 filmi Frankenstein canavarını direkt ‘kötü’ olarak simgelediğini düşünüyorum, klişe bir canavara dönme noktası da burada başlıyor; yaratık türlü cinayetler işleyip nefret edilen bir karakter boyutu kazanıyor özellikle filmin en popüler sahne olan çocuğu suya atma sahnesiyle. Yeni çıkan 2025 filminde hem yaratıkla hem Frankenstein ile empati kurabiliyoruz çünkü ikisinin de bakış açısından izleyebiliyoruz sembolizmle dolu olan filmi. Önceki uyarlamalardan farklı olarak, del Toro'nun Frankenstein’i Victor ve Yaratık arasındaki baba-oğul ilişkisine çok daha fazla önem veriyor, bu uyarlamada çocuğu büyütme işi devreye giriyor. Filmde ölümü yenme duygusu doğum yaparken ölen annesinin travmasıyla oluşuyor, ölümü yenme kararlılığı buradan meydana geliyor. Elizabeth karakteri çok daha ön planda tutuluyor, ilişkileri değiştirilmiş bir şekilde. Bu sembolizmi en çok temsil eden kişide odur giydiği kıyafetlerin renkleriyle. Yaratılış ve tanrı hakkındaki düşünceleri güçlü, böceklere hayranlık duyuyor ve bilimle çok yakından ilgili ancak Victor’un bilim anlayışıyla tezatlık gösteriyor. Elizabeth yaratılan canavarı görünce ona büyük hayranlık duyar çünkü onda insandaki ruhtan farklı olarak daha saf ve temiz bir ruh bulmuştur. Victor’a ‘Ya yeniden var olurken, onu canlandıran ruh sıradan insanınkinden daha basit, daha safsa? Ya günahla kısıtlanmamış olan Yaratıcımızın nefesi doğrudan yaralı bedenine giriyorsa?’ der.

İngiliz edebiyatının en ünlü eserlerinden biri olan bu trajedi dolu roman çok fazla ögeyi simgeler. Victor Frankenstein’in ölümü yenme arzusu, yaratığın sevgi görmemesi ve bunun sonuçları, dönemsel dini unsurlar, feminizme ve romantik döneme olan katkılarıyla 200 sene geçmesine rağmen neredeyse herkes tarafından bilinen bu roman insanlığa çok şey katmıştır. Canavarda insani unsur arayan insanın ta kendisi canavar olabilir mi?

Okundu Olarak İşaretle
0
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Raporla
Mantık Hatası Bildir
Yukarı Zıpla
Bu Blog Yazısı Sana Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Vikipedi Özgür Ansiklopedi. Luigi Galvani, Giovanni Aldini. (20 Ocak 2026). Alındığı Tarih: 21 Ocak 2026. Alındığı Yer: Vikipedi | Arşiv Bağlantısı
  • Zeynep Arıkan. Frankenstein’a Psikanalitik Bir Bakış. Alındığı Tarih: 21 Ocak 2026. Alındığı Yer: Kemalarikan | Arşiv Bağlantısı
  • Shannon Law-Clark. Victor’s View Of God In Frankenstein. (1 Mayıs 2026). Alındığı Tarih: 21 Ocak 2026. Alındığı Yer: WordPress | Arşiv Bağlantısı
  • Dave Archard. Frankenstein: The Monster’s Shadow. (13 Ocak 2026). Alındığı Tarih: 21 Ocak 2026. Alındığı Yer: Nuffield Bioethics | Arşiv Bağlantısı
  • Brice Laughrey. Victor Frankenstein: The God People Hate. (10 Kasım 2021). Alındığı Tarih: 21 Ocak 2026. Alındığı Yer: Breaking Bread Theology | Arşiv Bağlantısı
  • Ayla O’Shea. The Fear Of Femaleness: How “Frankenstein” Acts As A Feminist Platform. (6 Kasım 2016). Alındığı Tarih: 21 Ocak 2026. Alındığı Yer: Medium | Arşiv Bağlantısı
  • Perrin Margaryan. Frankenstein’a İlham Veren Korkunç Deneyler. (27 Kasım 2018). Alındığı Tarih: 21 Ocak 2026. Alındığı Yer: arkeofili | Arşiv Bağlantısı
  • thequotorium. Frankenstein 2025: Storytelling, Structure, Symbols. (21 Kasım 2025). Alındığı Tarih: 21 Ocak 2026. Alındığı Yer: WordPress | Arşiv Bağlantısı
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 23/05/2026 22:35:51 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22156

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Cesaret her zaman kükremez. Kimi zaman cesaret, günün sonunda sessizce 'Yarın tekrar deneyeceğim.' diye fısıldayan sestir."
Mary Anne Radmacher
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)