“Güvenin olmadığı yerde adalet, adaletin olmadığı yerde eğitim yeşermez.”
Son günlerde okullarımızda fark edilmeden büyüyen bir sorun sessizce yayılmaya başladı: vijilantizm. Bu kavram, bireylerin ya da grupların resmî otoriteye güvenmek yerine kendi adalet anlayışlarını uygulamaya çalışmaları anlamına gelir. Eğitim kurumları içinde bu durum, özellikle öğrenciler arasında “haklıyı savunmak”, “adaleti sağlamak” ya da “haksızlığı cezalandırmak” gibi gerekçelerle ortaya çıkmaktadır. Görünüşte iyi niyetli olan bu davranış biçimi, aslında derinlerde yatan bir güvensizlik duygusunun yansımasıdır. Öğrenciler, bazen okul yönetiminin ya da öğretmenlerin adaletli davranmadığını düşündüklerinde, çözümü kendi yöntemleriyle bulmaya yönelirler. Ancak bu noktada iyi niyetin sınırları bulanıklaşır; adalet sağlama çabası çoğu zaman şiddet, dışlama, gruplaşma ya da öç alma gibi olumsuz sonuçlara dönüşür. Böylece okulun temel değerleri olan güven, saygı ve dayanışma zedelenir, bireyler arasında sessiz bir gerginlik kültürü oluşur.
Bir öğrencinin arkadaşına yapılan haksızlığa tepki gösterip kavga etmesi, bir grubun “disiplinsiz” gördüğü bir arkadaşını dışlaması ya da bazı öğretmenlerin cezalandırma yoluyla adaleti sağlamaya çalışması… Tüm bunlar aslında aynı sorunun farklı yansımalarıdır. İnsanlar, sistemin eksik kaldığını düşündüklerinde kendi yöntemlerini devreye sokarlar. Oysa okul, bireylerin kendi yasalarını oluşturacağı bir alan değil; birlikte yaşamayı, empati kurmayı ve adil olmayı öğrenmeleri gereken bir kurumdur.
Vijilantizmin yayılması, okulda adalet mekanizmasına olan güvenin zayıfladığını gösterir. Öğrenciler, adaletin gerçekten sağlanacağına inanmadıklarında, “haklıyı koruma” bahanesiyle haksızlığa başvurabilirler. Bu durum hem okul kültürünü zedeler hem de öğrenciler arasında öfke, korku ve güvensizlik yaratır. Oysa bir okulun gücü, kuralların sertliğinden değil, adaletin herkes için eşit biçimde işlemesinden gelir.
Bu sorunun önüne geçebilmek için, öncelikle öğrencilerin kendilerini özgürce ifade edebileceği ve duygularını bastırmadan paylaşabileceği güvenli alanlar oluşturulmalıdır. Çoğu zaman şiddet ya da “kendi adaletini sağlama” eğilimi, dinlenilmediğini ve anlaşılmadığını hisseden bireylerin sessiz çığlığıdır. Okullar yalnızca akademik başarıların değil, duygusal ve ahlaki gelişimin de desteklendiği yerler olmalıdır. Bu nedenle rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, öğrencilerin yaşadıkları sorunları gizlemek yerine paylaşabilecekleri, güvene dayalı bir iletişim ortamının sağlanması son derece önemlidir.
Bunun yanında, öğrenci meclisleri ve akran destek sistemleri, gençlerin hem birbirini dinlemeyi hem de demokratik yollarla çözüm üretmeyi öğrenebilecekleri değerli yapılardır. Bu tür sistemler, öğrencilerin adaletin kişisel öfke ya da intikamla değil, empati, diyalog ve ortak akılla sağlanabileceğini deneyimleyerek öğrenmelerine yardımcı olur. Aynı şekilde öğretmen-veli işbirliği, okulun değerler sistemini ayakta tutan en önemli unsurlardan biridir. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin tutarlı, anlayışlı ve adil tutumları, öğrencilerde “adalet mutlaka işler” duygusunu besler.
Gerçek adalet, kimsenin kendini yargıç yerine koymadığı, herkesin aynı kurallara güvendiği bir ortamda mümkündür. Okullarımızda da ihtiyaç duyulan şey budur: güçle değil, saygı ve anlayışla sağlanan adalet. Çünkü adalet, yalnızca suçluyu cezalandırmak değil; herkesin kendini değerli, güvenli ve eşit hissetmesini sağlamaktır. Öğrenciler, adaletin intikamla değil empatiyle, baskıyla değil diyalogla kurulabileceğini okulda öğrenmelidir.
Bir öğrenci kendini ifade edebildiğinde, bir öğretmen öğrencisini anlamaya çalıştığında ve bir idareci kuralları tarafsız biçimde uyguladığında adalet sessizce işler. İşte o zaman okul, yalnızca bilgi aktaran bir yer olmaktan çıkar; bireyleri hayata hazırlayan, vicdanı ve sorumluluk duygusunu büyüten bir topluluk hâline gelir. Unutulmamalıdır ki, adaletin olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde de gerçek eğitim olmaz. Bu nedenle her okul, önce adaletin sesi olmalı; öğrenciler ise o sesi duyan, sürdüren ve geleceğe taşıyan bireyler hâline gelmelidir.
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 01/03/2026 01:30:02 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22352
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.