Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Bitkiler Kanser Olur Mu? Bitkiler, Tümörler, Gen Hırsızı Bakteriler, Yatay Gen Transferi ve Evrim

Bitkiler Kanser Olur Mu? Bitkiler, Tümörler, Gen Hırsızı Bakteriler, Yatay Gen Transferi ve Evrim
Texas Tech Üniversitesi kampüsündeki ağaçlardan birindeki tümör (ya da botanikteki adıyla "uyuz") oluşumu.
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Her ne kadar öyle görmek istemesek de ve daha insanın bir hayvan türü olduğu gerçeğini kabullenmekte zorlanıyor olsak da, bitkiler de bizlere oldukça benzerler. Elbette, bitkiler ile hayvanların soy hatları Evrim Ağacı üzerinde milyarlarca yıl önce ayrılmıştır; dolayısıyla arada devasa farklar görmeyi beklemek yerindedir. Buna rağmen, bu canlıların hücrelerine, hücrelerinin bir araya gelerek oluşturdukları doku ve organlara ve genel olarak çalışma prensiplerine baktığımızda, bir noktada bu canlılarla ortak bir atamızın bulunduğunu fark etmek işten bile değildir. 

Örneğin, insanların da dahil olduğu primatlar takımı ile gül (Rosa) ve lahana (Brassica) gibi bitkilerin ortak atası 1369 milyon (1.37 milyar) yıl önce yaşamıştır. İnsanlar ile şempanzelerin ortak atasının 6 milyon, insanlar ile tavşanların ortak atasının 92.3 milyon, insanlar ile karıncaların ortak atasının 782.7 milyon yıl önce yaşadığı düşünülecek olursa, bitkilerle olan ayrışmanın ne kadar eski olduğu anlaşılabilecektir. Gerçekten de, hayvanlar ile bitkilerin ortak atasına gittiğimizde, bu ortak ataların son derece ilkin yapılı tek hücreli çok basit yapılı canlılar olduğunu görürüz. Uzak akrabaların çoğunda olduğu gibi, bitkiler ve hayvanlar gibi uzak akrabalarda da ortak atalar, torun türlerin hiçbirine benzemezler. Ne kadar uzak akrabaların ortak atasını arıyorsanız, evrim tarihinde o kadar geriye gitmeniz gerekir. Bu da, o kadar basit yapılı canlılara ulaşmak demektir.

Ancak aradaki farklılıklar ve uçurumlar bir yana, bu uzak akrabaların ortak bir geçmişi paylaşıyor olmalarından ötürü halen barındırmak zorunda oldukları benzerlikleri görmek için ortak atalara bakmaya ihtiyaç bile yoktur. Bu benzerlikler, çoğu zaman organ ya da sistem düzeyinde olmasa da, hücrealtı, hücre ve doku düzeyinde bariz bir şekilde görülebilir. Örneğin bitkilerin ve hayvanların endoplazmik retikulum, ribozom, mitokondri gibi hücrealtı yapıları (organelleri) neredeyse birebir aynıdır. Çünkü bu organeller, bitki ve hayvan gruplarının evrimleşmesinden çok önce evrimleşmiştir. Torunlar da, birbirlerinden ne kadar farklı olurlarsa olsunlar, bu özellikleri atalarından almışlardır. 

Hücrealtı düzeyden, hücre düzeyine çıktığımızda da çarpıcı benzerlikler görürürz. Bunlardan biri, "kontrolsüz bölünme" olarak da isimlendirebileceğimiz tümör oluşumudur. Her ne kadar kanser ve tümör gibi durumları hayvanlardan, hatta daha ziyade insanlardan biliyor olsak da, canlılık içerisinde sandığımızdan çok daha yaygın olarak görülürler. Bunun da nedeni basittir: her biri, ortak ataları paylaşan ve bu nedenle benzer hücresel yapılara ve süreçlere sahip olan canlıların, hücresel bölünme döngüsünde meydana gelen sorunlar da benzer olmaktadır. Sonuçta bitkiyi oluşturan da hücrelerdir, hayvanı oluşturanlar da... Her ikisinde de bölünme döngüsü neredeyse birebir aynıdır (bazı farklılıklar olmakla birlikte). Dolayısıyla her ikisinde de bu döngüde hatalar meydana gelebilir ve hücreler kontrolsüz olarak bölünerek tümörleri oluşturabilirler.

Hayvanlardaki tümör kaynakları ile bitkilerdeki tümör kaynakları her zaman birebir aynı olmak zorunda değildir. Örneğin hayvanlarda (ve dolayısıyla insanlarda) tümörler genellikle mutasyonların veya bazı kimyasalların hücre bölünme döngüsünü bozmasından kaynaklanırlar. Duruma bağlı olarak bu tümörler, kanserli dokular oluştururlar ve organizmaya zarar verirler. Bitkilerde de bu şekilde tümör oluşumu görülebilse de, onlarda bu istenmeyen yapıların suçlusu genellikle bir başka canlı olmaktadır: Agrobacterium cinsi bakteriler...

Bu bakteriler, bitki hücrelerine bulaşarak kendilerindeki DNA'yı bitkilerin hücrelerine aktarırlar. Bu, evrimin ilginç mekanizmalarından biri olan plazmid enfeksiyonunu tetikler. Plazmidler, bakteri DNA'sıdır ve normalde bildiğimiz DNA'dan oldukça hareketli ve aktiftirler. Bitkinin (veya diğer konak canlıların) DNA'larına yapışarak, onları kullanarak kendilerini kopyalarlar. Ancak bu kopyalama, çoğu zaman kontrolsüz bir şekilde olur. Böylece bakteri kendisinin çok sayıda kopyasını üretebilir ve hatta bitkiden bitkiye yayılabilir. Öyle ki, tamamen ayrı bitki türlerine bulaşabilen Agrobacterium türleri bulunmaktadır. 

Bu durum, tuhaf bir diğer evrim mekanizmasını tetikler: yatay gen transferi. Bakteri bir bitkinin DNA'sını kullanarak kendisini çoğaltırken, kimi zaman yanlışlıkla bitkinin kendi DNA'larını çalabilir. Daha sonra bir başka bitkiye bulaşıp, onun DNA'larını kullanırken, çaldığı bu eski DNA'ları yeni bitkiye yapıştırabilir. Böylece, normalde bambaşka türler olmaları nedeniyle asla çiftleşemeyecek olan, dolayısıyla genleri asla birbirine karışamayacak olan bitkilerin genleri, bakteriler aracılığıyla birbirine karıştırılmış olur. Bu durum, evrimsel sürecin işleyebileceği müthiş miktarda malzeme ve çeşitlilik yaratabilir.

Elbette bununla ilgili bir sorun, genetik analizleri karman çorman hale getirebilmesidir. Örneğin bilim insanları, farklı bitkilerin genom dizilemesini yaparken, tamamen başka bir bitkiye ait olduğu bariz olan genleri, hiç alakasız bir diğer bitkide bulabilirler. Önceleri bunun hiçbir izahı bulunmuyordu. Fakat sonradan, bu genom analizlerini, söz konusu gen hırsızı bakterilerin evrimsel tarihleriyle karşılıklı olarak kıyasladığımızda, büyük tablo net bir şekilde gözlerimiz önüne serildi: genlerin başka bitkilere aktarılmasının nedeni, bu ufak bakteriler ve onların kendilerini çoğaltma mücadelesi sırasında yaptıkları hatalardan ötürü taşıdıkları gen parçalarıydı. Evrimsel süreç, gerçekten de sürprizler ve hiç beklenmedik olaylarla dolu!

Bitkilerdeki tümörler, hayvanlardaki kadar zararlı değildir. Bunun en temel nedeni, bitki hücrelerinde bulunan, ancak hayvan hücrelerinde bulunmayan hücre duvarıdır. Bu ek zar, hücrelerin hareketini önler ve böylece kanserli dokunun zararlı bir hale gelmesinin önüne geçer. Bu tümörler bulundukları bölgelere bazı zararlar verebilseler de (sıvı ve besin iletimini engellemek gibi), kanserli hücrelerin asıl öldürücü etkisi olan metastaz (başka doku ve organlara yayılma) işini yapamamasından ötürü çoğunlukla ölümcül değildirler. 

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bitkilerin bu tür tümörlerden daha az etkilenmesinin bir diğer nedeniyse, organ seviyesindeki özelliklerinin hayvanlardan oldukça farklı olmasıdır. Örneğin bitkilerin çoğu zaman "hayati organları" bulunmaz. Hayvanlarda ise kalp, beyin, karaciğer gibi dokular zarar gördüğünde, önüne geçilmesi çok zor (hatta sıklıkla olanaksız) sorunlar doğar. Bitkiler çok daha esnektirler ve eğer bir bölgeleri sıkıntılıysa, ondan bir diğer kopya yaratma ve durumu kurtarma imkanları vardır. Hayvanlarda ise, çok daha fazla özelleşmiş ve sınırlanmış doku ve organlar evrimleştiği için, bu sınırların dışına çıkmaları ve esneklik kazanmaları oldukça zordur.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 2
  • Bilim Budur! 1
  • Muhteşem! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • Huntington Library. Do Plants Get Cancer? The Effects Of Infecting Sunflower Seedlings With Agrobacterium Tumefaciens. (2019, Mart 29). Alındığı Tarih: 29 Mart 2019. Alındığı Yer: Huntington Library | Arşiv Bağlantısı
  • D. Engber. Ask Anything: Do Plants Get Cancer?. (2014, Ocak 23). Alındığı Tarih: 29 Mart 2019. Alındığı Yer: PopSci | Arşiv Bağlantısı
  • Wikipedia. Agrobacterium. (2019, Mart 29). Alındığı Tarih: 29 Mart 2019. Alındığı Yer: Wikipedia | Arşiv Bağlantısı
  • E. F. Smith. Studies On The Crown Gall Of Plants: Its Relation To Human Cancer. (1916, Nisan 01). Alındığı Tarih: 29 Mart 2019. Alındığı Yer: Cancer Research | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14/07/2020 22:59:57 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3244

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Grip
Fizik
Hamilelik
Büyük Patlama
Moleküler Biyoloji
Göz
Tür
Enfeksiyon
Samanyolu Galaksisi
Cinsellik Araştırmaları
Hafıza
Cinsiyet Araştırmaları
Canlılık Ve Cansızlık Arasındaki Farklar
Eczacılık
Sosyal
Astrobiyoloji
İnsanın Evrimi
Ses Kaydı
Bilim İnsanları
Çekirdek
Kimyasal Evrim
Kanser
Savunma
Galaksi
Oyun Teorisi
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir ağaç dikmek için en iyi zaman 20 sene öncesiydi. İkinci en iyi zaman ise şimdi...”
Çin Atasözü
Geri Bildirim Gönder