Bir Kuyrukluyıldızın Ölümü: ISON'un Geçişinden Öğrendiklerimiz
Bir Kuyrukluyıldızın Ölümü: ISON'un Geçişinden Öğrendiklerimiz

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bilim insanları, ünlü c/2012 S1 kuyruklu yıldızının, diğer adıyla ISON’un, Güneş’in etrafından hararetli  geçişi sırasında sönmesini izlediklerinden Şükran Günü’nde (28 Kasım) hiç de minnettar değillerdi. Yine de ISON’un kaderiyle yüzleşmesine tanık olmak araştırmacılara kuyruklu yıldızın yapısı ve bileşimi hakkında bilgi verdi ve de onlara kuyruklu yıldızın Güneş’in yakınlarında neden parçalandığına ilişkin daha detaylı/net bir resim sundu. 

ISON kuyruklu yıldızı, Güneş’i ve gezegenlerini yaklaşık bir ışık yılı uzaklıkta çevreleyen kuyruklu yıldızlar kümesi Oort Bulutu’ndan gelen, iç Güneş sistemimizdeki nadir yabancılardandı. Yörüngesi onu Güneş’in yüzeyinden sadece üç Güneş çapı uzaklığa getirdi ki bu da onu Geri Dönüşsüz Hiperbolik Kuyruklu Yıldızlar (Sun Grazer: Güneş Sıyırıcı) adı verilen kuyruklu yıldız sınıfına soktu.

Washington D.C.’deki Denizcilik Araştırmaları Laboratuarları’ndan Karl Battams, Salı günü San Francisco’da düzenlenen Amerikan Jeofizik Birliği toplantısı sonrası yapılan basın konferansı sırasında şunları söyledi:

"Daha önce hiç Oort Bulutu’ndan gelen Güneş Sıyırıcı (Sun Grazer) bir kuyruklu yıldız görmedik. Eşi benzeri görülmemiş bir cisimdi."

Henüz geçtiğimiz Eylül 2012'de keşfedilmesine rağmen ISON’un Güneş’e doğru olan yolculuğu daha önce gerçekleştirilen tüm kuyruklu yıldız gözlemlerinden daha büyük bir gözlem seferberliği başlattı. Geçtiğimiz birkaç ay boyunca 13 adet uzay gözlemevi ve yüzlerce amatör astronom da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından teleskoplar ISON’a kilitlendi.

ISON’un Güneş ile olan karşılamasından sağ salim çıkarak çıplak gözle görülebilecek bir görüntü oluşturup oluşturamayacağı tartışmaya açıktı. Sonuçta da Güneş’in yakınlarındaki gel-git kuvvetleri ve aşırı sıcaklık altında parçalanan kuyruklu yıldız, bazıları tarafından “yüzyılın kuyruklu yıldızı” olması beklenen kuyruklu yıldızdan birkaç görüntü yakalayabilme ümidini taşıyan yıldız gözlemcilerini hayal kırıklığına uğrattı. Araştırmacılar, ISON’un “ölümü”nün ortaya çıkışını izleyerek neden parçalandığı hakkında daha fazla şey anladıklarını söylediler.

ISON’un sonu ile ilgili en acı dönüm noktalarından biri, Güneş’in arkasından çıktıktan sonra kısa bir süreliğine daha parlak görünerek günberi (perihelion) olarak bilenen Güneş’e en yakın geçişinden sonra parçalanmadan kurtulduğu yönünde izlenimler yaratmasıydı. Uydu videolarının dikkatli bir biçimde analiz edilmesi sayesinde bilim insanlarının, şimdi ne olduğu ile ilgili bir teorileri var. 

University College London’dan Geriant Jones şöyle diyor:

"Olası açıklamalardan bir tanesi çekirdeğin günberiye ulaşmadan parçalanmış olmasıdır. Eğer erken parçalanmış ise parçaları, Güneş’e yakın gel-git kuvvetleri yüzünden yayılmış olur: Güneş’e yakın olan parçalar yerçekimi etkisiyle daha güçlü çekilirken cismin arka tarafındaki parçalar ise azalan yerçekimi kuvveti nedeniyle gecikmeye uğrar. Güneşin arkasından çıkarken de aynı süreç tam tersi şekilde işler. Oluşan yığın kısa bir süreliğine tekrar toplandığında cisim tamamen sönmeye başlamadan önce tekrardan parlamaya devam etmiş olabilir."

ISON kuyruklu yıldızının kurtulma şansının olabileceği düşüncesinin bir nedeni, 2011 yılında c/2011 W3 (Lovejoy) isimli, bir önceki Güneş Sıyırıcı kuyruklu yıldızın Güneş’e daha yakın bir geçiş yapıp buna dayanmış olmasıydı. Her iki kuyruklu yıldız gözlemlerini karşılaştırarak bilim insanları, Lovejoy’da olup da ISON’da eksik olan şeyler hakkında yeni bir teori geliştirdiler. Battams şöyle söylüyor: 

“Lovejoy kuyruklu yıldızının Oort Bulutu kuyruklu yıldızlarından değildi. Güneş’i en azından birkaç sefer turlamıştı. Belki de kalın bir dış tabaka oluşturmuştu. Belki de bu bir etken olabilir.” 

Bilim insanları, ISON’un dış yüzeyinin ham ve muhtemelen uçucu olduğunu Lovejoy’unkinin ise Güneş tarafından yakıldığını ve Güneş’in sıcaklık ve çekimine karşı koyabilecek daha sert bir yüzeye sahip olabileceğini söylediler.

Bir diğer faktör ISON’un boyutu olabilir. Çekirdeğinin enini ölçmek zor; ancak en iyi tahminler, Ekim ayında ISON en yakın geçişini Mars’ın yanından yaparken NASA’nın Mars Yörünge Kaşifi’nin (MRO) yaptığı gözlemlerden geldi. Tuscon Arizona Üniversitesi’nden aynı zamanda MRO’daki HiRISE (High-Resolution Imaging Science Experiment) kamerası baş araştırmacısı Alfred Ewen, yapılan gözlemlere dayanarak araştırmacıların ISON’un çekirdeğinin çapının muhtemelen 600 metreden az -ki bu onu göreceli olarak kompakt yapar-olduğu bilgisi üzerine: “dolayısı ile parçalanıp buharlaşması çok şaşırtıcı değil” dedi.

Mars tarafından bir aydan fazla bir süre izlendikten sonra ISON, Merkür’ü geçti. Geçerken Merkür’ün yörüngesinde bulunan NASA’nın Messenger keşif robotu, cismin yapısını analiz etmek için cisimden gelen ışığı dalgaboyu bileşenlerine ayıran binlerce tayf ölçümü aldı. Tayflarda ISON’un çekirdeğinde karbon, oksijen, sülfür, sodyum ve diğer elementlerin izine rastlandı. Maryland’deki John Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuarları’ndan Messenger projesi bilimadamı Raphl McNutt şöyle söylüyor:

 "Aslında çok zengin bir veri seti ve biz henüz yeni bakmaya başladık. Asıl büyük merak uyandıran şey bu tayflarda kaç adet karbon çizgisinin görüldüğü. Henüz tanımlanamayan bazı tayf yapıları mevcut.”

ISON’un yok olmasına rağmen hala bize öğreteceği şeyler olabilir. Hubble, Spitzer ve Chandra uzay teleskobu takımlarının hepsi parçanlamış kuyruklu yıldızın geride bıraktığı toz kalıntılarını gözlemlemeyi düşünmekteler. Battams şunları ekledi: 

“Bunlar bir kurtarma çalışması gibi; ama bunlarla herhangi bir başarı elde edebilir miyiz bilmiyorum.”

Ve ISON kuyruklu yıldızını gözlemleme seferberliği, bir başka kuyruklu yıldızın gelişi için mükemmel bir alıştırma oldu. Bir Oort Bulutu kuyruklu yıldızı olan c/2013 A1’in (Siding Spring) 2014 yılında iç Güneş sistemine ulaşması bekleniyor. Mars’a aşırı derece yakın geçecek olan kuyruklu yıldız, MRO’nun gene hedefinde olacak. MRO’nun HiRISE kamerası, uzaklığa bağlı olarak bulanık olan ISON’unkilerden farklı olarak Siding Spring’in yüksek çözünürlükte görüntülerini elde edebilecek. McEwen şunları söylüyor: 

“Bu bizim uzun periyotlu bir kuyruklu yıldızdan alacağımız ilk detaylı görüntüler olacak. Bu uzun periyotlu kuyruklu yıldızların kısa periyotlu kuyruklu yıldızlardan nasıl farklılık gösterdiği hakkında önemli sorulara cevap vermemize yardımcı olabilir. Bu yüzden önümüzdeki sene için hazırlıklı olun.”


Yazan: Clara Moskowitz

Kaynak: Scientific American

Bilim Bilmiyim: Türkiye'de Bilim Haberciliği (Aysu Uygur, Harvard Üniversitesi)

Koalalarda İki Set Ses Teli Bulunur!

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim