Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

"Yanmayı en iyi yananlar bilir." demek, sanıyoruz ki çok edebi bir yaklaşım olmayacak ve oldukça gerçekçi olacaktır. Çünkü gerçekten de, yanmanın ne demek olduğunu ve ne gibi hisler yaşattığını sadece gerçek anlamda yananlar algılayabilir. Bizse burada sadece genel bir çerçeve çizebiliriz ve bunu yapmaya çalışacağız.

İlk olarak yanmayla ilgili bilinmesi gereken şey şudur: Vücudumuzdaki herhangi bir bölgede sıcaklık 44 derecenin üzerine çıktığı zaman yapımıza katılan proteinlerin büyük bir kısmının 3 boyutlu yapısı kaybolmaya başlar. Bu da hücre zarımız içerisinde, sinirlerimizde, organlarımızda ve bizi biz yapan her şeydeki proteinlerin dağılması ve işlevsizleşmesi anlamına gelir. Bu, zincirleme bir sorunlar tepkisi başlatır. Çünkü her bozulan protein, sonraki süreçleri de olumsuz etkileyerek bozar. Yazımızın başlarında çeşitli kaynaklarla elde edebileceğiniz aşırı sıcaklıkları hatırlayın. 44 derecenin çok üzerinde olan bu sıcaklıklar, vücudunuzdaki sayısız proteini bozacak ve sisteminizi alt üst edecektir.

Yanma başladığı sırada işlevini ilk yitirecek olan organımız deridir. Derinin yanan bölgesindeki tüm hücreler ölecek ve böylece ısı transferini sağlayan, vücudumuzu havalandıran sistem bozulmaya başlayacaktır. Deriye gömülü sinirlerle sağlanan dokunma algısı anında bozulmaya başlayacak, derimizle gerçekleştirdiğimiz sıvı transferi aksayacak ve bu da, sıcakkanlı bir hayvan türü olmamızdan ötürü sabitleyebildiğimiz vücut sıcaklığımızı değiştirmeye başlayacaktır. 

Hücre zarlarımızdaki proteinlerin bozulması sebebiyle iyon kanalları çalışmayı durduracak ve hücrelerimiz hızla potasyum kaybetmeye başlayacaktır. Bu sebeple hücre içerisine su ve sodyum hücüm edecek, bu da hücrelerin şişmesine ve patlamasına neden olacaktır. Bu, hücre yıkımının başlangıcı anlamına gelir.

Vücudun bölgeleri yanmayı sürdürdükçe, daha önceden değindiğimiz ateşin kendi kendini sürdürebilme özelliğinde ötürü alevler farklı bölgelere sıçramaya ve oraları yakmaya başlayacaktır. Eğer ki bu noktada yanma üçgeni bozulmazsa (ateş söndürülmezse), vücudunuzun yanan bölgeleri hızla artacaktır. Vücudunuzun %30'u yandığında, ciddi bir şekilde iltihaplanma süreci başlayacaktır.

İltihaplanmanın tek olumsuz tarafı kötü görüntüsü değildir. İltihap sonucunda kılcal damarlardan çok miktarda sıvı kaybı olmaya başlar. Bu da doku ödemine neden olur. Vücudunuz şişmeye ve kabarmaya başlar. Kan hacminde ciddi bir düşüş olur ve dolaşım sisteminizdeki kan da sıcaktan ve sıvı kaybından ötürü plazmasını yitirmeye başlar. Bu da kanı daha konsantre hale getirerek organların beslenmesini durdurur. Bu durum, ilk olarak böbrekleri ve sindirim sistemi organlarını etkiler: böbrekler kısa sürede iflas eder, midede ülser oluşumu gözlenir.

Tüm bu süreçte yanan bölgelerdeki sinir uçlarınız halen kısmen aktif olabilir. Yanma sürdükçe, sinirlerden beyne çok yüksek miktarda sinyal ulaşır ve bu, dayanılmaz acılar duymanıza neden olur. Bu süreç birkaç farklı şekilde sonlanır: yanma derecesi arttıkça sinir uçları da yanar ve sinyal üretemez hale gelirler. Ancak yanma vücudunuzun farklı noktalarına sıçrayacağından, her yerde yeni yeni sinirler uyarılacak ve acı sürekli devam edecektir (eğer tüm vücudunuz aynı anda yanmıyorsa). Ancak tüm sinirlerin yanması tamamlandığında acı hissi kaybolacaktır ki bu muhtemelen ölümünüzün gerçekleşmesinden sonra tamamlanabilecektir. Bir diğer durumda (ve genellikle), beyniniz kendisini kapatarak bayılmanıza ya da şoka girmenize neden olabilir. Bu durumda acıyı hissetmeniz de sonlanacaktır ve dış bir müdahale olmazsa ve kurtarılamazsanız, kaçınılmaz bir şekilde öleceksinizdir. 

Tabii ki tüm bu süreçte beyniniz durumu kontrol altına almak için aşırı bir hormon salgılayacak ve salgılatacaktır. Özellikle katekolamin ve kortizol gibi hormonların düzeyi aşırı artacak ve bu, yanma olayından kurtulsanız bile yıllarca hipermetabolik sorunlar yaşamanıza neden olabilecektir. Çünkü yanma sırasında kalp atışlarınız artacak, metabolizmanız hızlanacak, savunma sisteminiz iflas edecektir.

Sonunda, tüm bu yanma süreci tamamlandığında, eğer halen müdahale olmadıysa, beyniniz daha fazla beslenemez ve kapanır. Ateş, iç organlarınıza ulaşarak yakar ve onları iflas ettirir. Sonunda da ölüm gelir. Dolayısıyla bir yanmadan nasıl kurtulacağınız, sadece ve sadece yanmanın hangi evresinde olduğunuza ve ne kadar hızlı hastaneye yetiştirildiğinize bağlı olacaktır.

Görüleceği gibi yanma, ölümlerin en acısından birisidir. Her şey birkaç saniye ila dakika içerisinde bitecek olsa da, bu süreç içerisinde olanlar son derece acı vericidir. Bu sebeple yanan bir bireye olabildiğince hızlı müdahale edilmeli ve derhal hastaneye götürülmelidir.

Ateşin ne olduğunu ve bitki ekolojisindeki yerini öğrenmek için buradaki yazımızı, ateşin insan evrimindeki yerini öğrenmek için buradaki yazımızı, yanıkların nasıl tedavi edilmesi gerektiği hakkında bilgi almak içinse buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 8
  • 3
  • 1
  • 1
  • 1
  • 2
  • 2
  • 4
  • 2
  • 1
  • 0
  • 12

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 16/09/2019 14:16:32 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/357

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilimin sahtebilimden çok daha şaşırtıcı olduğunu düşünüyorum. Hem bilimin sahtebilim üzerine ek bir özelliği daha vardır: Gerçektir.”
Carl Sagan
Geri Bildirim Gönder