Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bir bal arısı sizi soktuğu zaman neler olduğunu birçoğumuz bilecektir. Öncelikle iğnenin acısı, sonrasında ise neden olduğu tepkimelerden ötürü sokulan yer epey bir acır, ağrır, şişer, kızarır.

Bal Arıları Hayatlarında 1 Defa mı İğne Sokabilirler?

Halk arasında yaygın olarak bilinen bir yarı-mit, arıların sadece 1 defa sokabileceğidir. Bal arısı haricindeki arı türlerinin hemen hepsi için bu tamamen asılsızdır. Birçok arı türü, ömürleri boyunca hedeflerini defalarca sokabilirler. İşçi bal arılarında ise durum, sokulan canlının deri kalınlığına bağlı olarak değişir.

Aslında bal arılarında evrimsel süreçte "tek sefer sokabilme" ile ilgili bir adaptasyon bulunmamaktadır. Yani işçi arıların anatomisi, normalde ömürleri boyunca sayısız defalar iğnelerini sokabilecek şekilde evrimleşmiştir. Ancak bal arılarının tek sefer soktuğuna dair kanı, insanları sokan arıların genellikle sokma sonrasında ölmesinden ileri gelmektedir. Halbuki bu, arı ile ilgili bir durum değildir; insan gibi memeli hayvan türlerinin derisiyle ilgilidir.

Memeli hayvanların derisine geçmeden önce, yukarıdaki paragrafta "genellikle" sözcüğünün anahtar sözcük olduğunu vurgulayalım. Çünkü bir işçi bal arısı bir memeliy hayvanı (örneğin insanı) soktu diye ölmek zorundadır diye bir kâide de bulunmamaktadır. Aşağıdaki video, insanı sokan bir işçi arının normal şekilde hayatına devam ettiğini göstermektedir:


Şimdi gelelim memelilerin deri kalınlığı meselesine: Genellikle memeli hayvanların (ve dolayısıyla insanların) derileri, böcekler gibi omurgasız hayvanlara göre çok daha kalındır ve çok katmanlı olabilmektedir. Dolayısıyla arının iğnesinde bulunan mikrosiller, sokma işlemi sonrasıdna bu kalın deriye saplanıp kalır. Bal arısı, iğnesini geri çekmeye çalışsa da bunu başaramaz. Panik halinde hedeften uzaklaşmaya çalışan bal arısının hayvana yapışıp kalmış iğnesi izin vermez ve bal arısının bunu zorlaması sonucu iğne iç organları da çekerek dışarıya çıkarır. Buna bağlı olarak arı dakikalar içerisinde ölür.

Yani bu durum, bal arılarının kabiliyetsizliğinden veya tek bir sefer sokabiliyor olmalarından değil, bizlerin derisinin bal arıları için fazlasıyla kalın olmasından kaynaklanır. Eğer bal arısı, sizi soktuktan sonra iğnesini geride bırakmazsa (daha doğrusu iğne geride kalmazsa), hayatta kalarak birçok sefer düşmanlarını sokmaya devam edebilir. Benzer şekilde, böyle kalın derili bir hayvanı sokmak zorunda kalmadığı müddetçe, bal arıları sayısız defa iğnelerini kullanabilirler (özellikle de diğer böcekler üzerinde).

Bal Arısı Soktuğunda Hissettiğimiz Acının Nedeni Ne?

Bal arıları iğnelerini soktukları anda deri altına apitoksin isimli bir kimyasal bırakırlar. Bu ilk acının nedenidir; yoksa ufak iğnenin fiziksel acısı dikkate değer değildir. Fakat bal arısı sokmasıyla ilgili diğer bir tehlike, iğne şaftının hemen yanında yer alan Koschevnikov Bezi'nden salgılanan alarm feromonudur. Bu feromon hızla havaya yayılarak etraftaki bal arılarının da aynı bireyi sokmasını bildiren bir uyarı işaretidir. Dolayısıyla bir bal arısı tarafından sokulduğunuzda, eğer ki iğne halen vücudunuzdaysa, diğer bal arılarının etrafında fazla dolaşmamanızı ve hemen oradan uzaklaşmanızı tavsiye ederiz. 

Bal arısı iğnesinin sonradan acıtmasının nedeni ise melittin toksininin vücudumuza bal arısı tarafından enjekte ediliyor olması ve bu toksine cevaben vücudumuzda üretilen histamin ve benzeri kimyasallardır. Bu kimyasallar ve aralarındaki tepkimeler, acıya ve kaşıntıya neden olur.

Bal arısı tarafından sokulan bir örümcek...
Bal arısı tarafından sokulan bir örümcek...
Entomology

Bal Arısı Soktuktan Sonra Ne Yapmalı?

Bal arısı tarafından sokulduktan sonra, eğer ki alerjiniz yoksa, kendi başınıza tedavi uygulayabilirsiniz. Alerjiniz varsa, hızlı bir anafilaktik reaksiyon başlayabileceği için, nefes darlığı ve kalp sıkışması gibi durumlar yaşayabilirsiniz; hemen yardım almanız gerekir (veya böyle bir duruma hazırlıklıysanız epinefrin iğnesini uygulayabilirsiniz). Ancak alerjiniz yoksa, öncelikle iğneyi bulunduğu yerden çıkarın, sonrasında sokulan yere buzla baskı uygulayın. Tarih boyunca farklı toplumlar bal arısı sokmasına karşı tütün, tuz, karbonat, papain, diş macunu, kil, sarımsak, idrar, soğan, yoğurt, aspirin ve hatta bakır paralarla baskı uygulama gibi yöntemlerin işe yaradığını söyleseler de, bunların hiçbiri doğrudan etkili metotlar değildir. Sadece içerisinde amonyak bulunan sıvılar, geçici bir rahatlık sağlayabilir; ancak tedavi değildirler. Genellikle vücut zaten kendisini iyileştirecektir ve ne uygularsanız uygulayın, sokmanın acısı birkaç saat sürecek, şişik ve kaşınma ise 7-10 güne kadar devam edebilecektir. 

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 3
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • M. C. Stöppler. Bee Sting Treatment. (2016, Kasım 10). Alındığı Tarih: 29 Ağustos 2018. Alındığı Yer: Medicine

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 17/10/2019 07:02:12 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2227

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Ulusal bilim diye bir şey yoktur; tıpkı ulusal periyodik cetvelin olmaması gibi. Ulusal olan şey, bilim olamaz.”
Anton Chekhov
Geri Bildirim Gönder