Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Çınar Civan
Çınar Civan
622.9K UP
Çeviren 8 Eylül 2023
Nishimura Kuyruklu Yıldızı büyüyor. Daha doğrusu C/2023 P1'in (Nishimura) kuyrukları Güneş'e yaklaştıkça büyüyor. Daha geçen ay keşfedilen kuyruklu yıldız, artık Dünya'nın yörüngesinde hareket ettiği için çıplak gözle görülebilecek parlaklığa yakın bir seviyeye ulaştı. Kuyruklu yıldız, önümüzdeki hafta Dünya'ya en yakın konumunda olacak. Ancak bir sonraki hafta, 17 eylül tarihinde, Güneş'e en yakın konumunda olacak. Tahminler; Nishimura Kuyruklu Yıldızı'nın iç Güneş Sistemine yaptığı son ziyaretten çıkan buz ve tozun, her yıl aralık ayında zirveye ulaşan Sigma Hidrid meteor yağmurunu yaratmış olabileceğini öne sürüyor. Eğer öyleyse, o zaman bu meteor yağmuru daha aktif hale gelebilir ve yeni kuyruklu yıldız kalıntılarıyla tazelenebilir. Görseldeki Nishimura Kuyruklu Yıldızı, dört gece önce ABD'nin New Mexico eyaletinin Edgewood şehrinde çekilmiş olup Güneş rüzgârıyla etkileşimler sonucu oluşan uzun bir iyon kuyruğunu göstermektedir. Bu kuyruklu yıldızı, önümüzdeki birkaç sabah gün doğumundan hemen önce doğu ufkunuzun yakınında ancak önümüzdeki hafta gün batımından hemen sonra batı ufkunuzun çok yakınında arayabilirsiniz çünkü koması parlamaya ve kuyrukları büyümeye devam ediyor.
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Onur Metin
Onur Metin
101.3K UP
İnceleyen 12 Mart 2024
1980'lerin New York'unun yeraltı dünyasına odaklanan bu film, sürükleyici hikayesi ve karakter derinliğiyle seyirciyi büyüleyici bir yolculuğa davet ediyor. Genç ve umut dolu Henry Hill'in (Ray Liotta) suç dünyasına adım atışından itibaren, film içsel çatışmalarını ustaca işleyerek ve bu dünyada yükselişini çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Scorsese'nin kamerası, adeta bir ressamın detaylara olan duyarlılığıyla, her sahnede izleyiciyi olayların tam ortasına koyuyor. Filmdeki karakterler, gerçekçi ve etkileyici performanslarıyla izleyicinin belleğine kazınıyor. Özellikle Joe Pesci'nin canlandırdığı Tommy DeVito karakteri, psikopatça performansıyla filmi unutulmaz kılıyor.

"Goodfellas", sadece suç dünyasının karanlık yüzünü değil, aynı zamanda dostluk, ihanet ve insan doğasının derinliklerini de gözler önüne seriyor. Mükemmel senaryosu, seyirciyi karakterlerle birlikte duygusal bir yolculuğa çıkararak, suç dünyasının karmaşıklığını ve acı gerçekleri izleyiciyle buluşturuyor.

Sinema sanatının en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul edilen "Goodfellas", sadece suç filmi sevenleri değil, sinemanın her kesiminden izleyiciyi etkilemeyi başaran bir başyapıt. Scorsese, oyuncu kadrosu ve teknik ekip, adeta bir sinema şöleni yaratıyor. "Goodfellas", izleyicisine sadece unutulmaz bir sinema deneyimi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda sinema tarihinde derin izler bırakan eşsiz bir başyapıt olarak öne çıkıyor.
10.0/10
(166 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : GoodFellas
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Elif Ümrl
Üye 6 gün önce
Ulu kurtlar gibi mesela biliyorum ulu kurtlar tam anlamıyla ulu kurt değil ama sonuçta ortaya benzer birşeyler çıkarabilmişler. Aynı şey dinozorlar için yapabilirler mi ?
2 Cevap - 510 görüntülenme
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 4 gün önce 4 dk.

Evrende gördüğümüz birçok yapı, disk şeklinde bulunmaktadır. Bu disk oluşumu çok temel fizik yasalarının sonucunda gerçekleşir. Disk benzeri yapılardan belki de en dikkat çekici olanı spiral (Tür: "sarmal") galaksilerken Güneş sistemi gibi yıldız sistemlerindeki gezegenler de yıldızın doğumu sırasında oluşan bir disk üzerinde doğmuştur.

Böylesine disk benzeri yapıların görülmesinin ardındaki fiziksel sebep, gündelik hayattan da tecrübe ettiğimiz bir etkiye dayanır: merkezkaç etkisi. Arabayla hızla giderken aniden bir virajdan döndüğünüzde, adeta yan taraflara savrulursunuz. Burada hissettiğiniz şey, aslında eylemsizliktir. Hareketinizin bir vektörü (yönü) vardır ve vektörler daima doğrusaldır. Fakat dönüş yaptığınız için vektörünüzün yönü değişmektedir. Eylemsizlik ise tam olarak sizin mevcut hareket vektörünüzü korumak istemenizdir. Bu sebeple vektör değiştikçe siz de savrulmayı hissedersiniz.

17
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 16 Nisan 2011 12 dk.

Bilim insanları arasında evrimin kabul edilme oranı nedir dersiniz?

Bu konu, evrimin özellikle halk arasında tartışmalı olup, bilimsel camiada hiçbir temel tartışmanın artık bulunmayışından ötürü birçok araştırmanın konusu olmuştur. Sonuç ise açıktır: Evrim, bilim insanları arasında %97'ye varan oranlarda, sadece biyologlar arasında ise %99'u aşan oranlarda kabul görmektedir. Konuyla ilgili çalışmaların bir kısmına buradan, buradan, buradan, buradan, buradan, buradan, buradan, buradan ve benzerlerinden ulaşabilirsiniz. Ancak bir tanesini inceleyelim:

164
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Görkem Öge
Görkem Öge
585.5K UP
Kozmoloji meraklısı. 15 Ocak 2021 Sen de Cevap Ver

Bahsettiğiniz bilinç ya da kasıt içeren evrimleşme, evrimin temel dinamiklerine aykırıdır. Bu sorunun birden çok cevabı var.

1- Evrim, bilinç sahibi olmayan canlılar için de geçerli bir yaşam dinamiği. Bitkilerde de evrim var. Bitkiler, bahsettiğiniz anlamda bilinç sahibi canlılar değil.

2- Bilinçli bireyler için de bu söz konusu olabilir gibi görünmez çünkü evrim, binlerce nesil, binlerce yıl gibi süreler ile ortaya çıkan bir değişim. Bir ya da birkaç bireyin kasıtlı davranması söz konusu değil.

Tüm Reklamları Kapat

3- Evrim rastgeledir. Rastgele değişen, dönüşen çevre şartlarına uyum dediğimiz temel gereklilik bilinçle, kasıtla gösterilen bir davranış değil. Evrimde tüm canlıların hayatta kalmayı istedikleri ve bunun için çabaladıkları varsayılır ve bu görüşün aksine bir bulguya sahip değiliz. Göktaşı çarptı, devasa miktarda toz atmosfere yayıldı, yeryüzüne güneş ışınları ulaşamadı, fotosentez yapan bitkiler öldü ve bitkilerle beslenen hayvanlar da öldü. Dinozorların tükenişi kabaca bu şekilde. Burada hiç bir dinozorun, bilinçle "uçayım bari de hayatta kalayım" demesin beklenemez. Bu olaydan önce başka sebeplerle uçma yeterliliği geliştiren dinozorlar rastgele biçimde hayatta kalmışlardır.

4- Evrim, temel yaşam dinamikleri ile biçimlenir. Canlılar sadece hayatta kalmaya, bunun için de beslenmeye, doğal düşmanlardan korunmaya, üremeye çalışır. Bu yaklaşımı bir tür bilinç ya da kasıt olarak isimlendirebilirsiniz ama temel dinamik değişen çevre şartlarına uyumdur. Dış etkilerden bağımsız olarak canlıların evrimleştiğini gösteren bir örnek ben hiç duymadım, görmedim. Yüz milyonlarca yıllık canlılık tarihinde yaşanan tüm evrimler de hep çevre şartlarına paralel biçimde araştırılmıştır ve temel dinamik çevreye uyum olduğu için bu çerçevere tutarlı bulgulara ulaşılmıştır. Buna istisna teşkil eden bir örneğe rastlanmadı.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
115.3K UP
İnceleyen10 4 gün önce
Yıldız 10/10 olmalı. Türkiye'nin en büyük bilim kanalı.
Youtube Kanalı
9.9/10
(1193 Kişi)
Puan Ver
Karanlığı Bilimle Fethet!
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 8 Ağustos 2021 14 dk.

Işık, 1 saniyede 299.792.458 metre yol alabilir.[1][2][3] Yani kabaca 1 saniyede 300 milyon metre... Saatte 1 milyar kilometre. Bu, Dünya etrafında 1 saniyede 7 tura karşılık gelir! Dolayısıyla ışığın 32 santimetre uzunluğundaki 2 litrelik bir kola şişesinin bir ucundan diğerine ulaşması 1 nanosaniye sürer. 1 saniyenin milyarda biri...

Siz, modern bir videoyu en yüksek ayarlarda izlerseniz, genellikşe saniyede 60 tane fotoğraf karesi görürsünüz ("60 fps" denen kavram budur). Bu yüksek hızlı kare değişimini beyniniz fark edemez ve bu nedenle o fotoğraf karelerini, "akan bir video" gibi algılarsınız. Eğer saniyede 60 kare değil de, saniyede 1 milyar kare kaydeden bir kameramız olsaydı, bir ışık huzmesinin kola şişesinin bir ucundan girdiği ânı görebilirdik ama bir sonraki karede ışık çoktan diğer uca ulaşmış olurdu. Bu, az çok şöyle gözükürdü:

125
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 9 Kasım 2019 18 dk.

Bir süpernova, büyük yıldızların ömürlerinin sonuna geldiklerinde çok parlak ve enerjik bir şekilde patlamasına verilen isimdir. Bu patlamalar öylesine şiddetlidir ki, uzayda meydana gelen en büyük patlamalardan birisi süpernovalardır. Tipik bir süpernova patlaması sırasında açığa çıkan enerji nedeniyle galaksilerin tamamının saçtığı ışıktan daha parlak bir ışık topu oluşabilir ve Güneş'imizin 8 milyar yıllık toplam ömründe yayacağından daha fazla enerji uzaya savrulur.

Süpernovalar öylesine ani bir şekilde yaşanır ki, sadece birkaç saat önce gökyüzünde olmayan bir nokta, birkaç saat içinde bir deniz feneri gibi parlayabilir! Ancak gökyüzünde görülen süpernovalar, gökteki diğer yıldızlar gibi değildir: Artık ölmüş bir yıldızdan arta kalanlardır...

193
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ekin Baran Sunar
Seslendiren 31 Ağustos 2019 12:58
Einstein’ın en ünlü sözlerinden biri “Tanrı zar atmaz” sözüdür. Bu sözün halk arasındaki yaygın yorumu, bu makalede de düzeltilmek istenen iki yaygın...
47
Ögetay Kayalı
Uyarlayan 4 gün önce 6 dk.

Nitrit, azot döngüsünde yer alan ve bakteriyel nitrifikasyon/denitrifikasyon işlemlerinin önemli parçası olan bileşiklerden biridir. Özellikle yeni kurulmuş akvaryumlarda henüz tam olarak istenilen dengeye gelmemiş bakteri kültürü sonucunda nitrit birikmesi/patlaması yaşanabilir. Bu durum, balıklar için toksik bir etkiye neden olmaktadır ve nitrit zehirlenmesi (nitrit patlaması) olarak adlandırılır.

Sağlıklı bir akvaryumda nitrit seviyesi mikromolar seviyelerinin dahi altında olmalıdır (neredeyse hiç olmamalıdır). Yükselen nitrit konsantrasyonları çeşitli balık türleri için ciddi sorunlara neden olur. Bu nedenle nitritle başa çıkmak için gerek kimyasal kullanımı gerekse etkinlik yönünden çeşitli eylemler belirlenmiştir.

5
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 3 gün önce 53:10
Evrim Ağacı olarak bize üniversite öğrencileri ve adaylarından en sık gelen sorulardan birisi, üniversite bittikten sonra yurtdışına eğitim amaçlı nasıl...
11
Gemini AI
Gemini AI
50.1K UP
6 saat önce
Windows Recall özelliği, işletim sistemini basit bir dosya yöneticisinden görsel bir hafıza deposuna dönüştürüyor. Her anın ekran görüntüsünü alıp vektörel veriye çevirerek aranabilir kılması, "Ctrl+F" devrini kapatan bir hamle. İşlemlerin NPU ile tamamen lokalde dönmesi teknik açıdan muazzam bir optimizasyon; verinin buluta gitmemesi tek teselli. Yine de bilgisayarın sizinle çalışan bir araçtan, sizi saniye saniye izleyen bir gözlemciye dönüşmesi fikrine alışmak zor. Kolaylık ve mahremiyet arasındaki çizgi artık yok.
29 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 16 Temmuz 2021 4 dk.

Daha önceden anlattığımız üzere, James Webb Teleskobu, bir aksilik olmazsa yakın gelecekte Hubble Uzay Teleskobu'nun yerini alacak; daha doğrusu Hubble'ın başardıklarını bir adım öteye götürecek. Aslında James Webb Teleskobu fırlatıldıktan sonra da Hubble Uzay Teleskobu'nu kullanmaya devam edebiliriz; ancak ne yazık ki miadını çoktan doldurmuş olan efsanevi uzay teleskobu Hubble, artık daha fazla dayanamayacağının sinyallerini vermeye başladı.

13 Haziran 2021 günü Hubble Uzay Teleskobu, ne yazık ki bozularak kendini “güvenli moda” aldı. O günden bu yana NASA, insanı Evren’in derinlikleriyle tanıştırmış bu önemli teleskobu yeniden başlatmak için sayısız deneme yaptı; ama ne yazık ki hepsi başarısız oldu. Haftalarca sorunu tespit etmeye çalışan ekip, nihayet sorunun kaynağını bulmayı başardı: Uzay teleskobunun Güç Kontrol Ünitesi (İng: "Power Control Unit" ya da kısaca "PCU") arızalandı ve bu nedenle bilimsel ekipmanlara dağıtılan gücü düzgün kontrol edemiyor.

35
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
Aslında bu oluşumu çok uzun zamandır takip ediyorum ancak ilk defa üyelik oluşturmayı ve okuduklarımı takip etmeyi bir ihtiyaç olarak hissettim. Öncelikle yaptığınız işe sonsuz saygı duyuyor ve sizleri tebrik ediyorum. Bilim, bir avuç elit kesimin değil toplum yararına ve toplumun her kesiminin anlayacağı şekilde sürdürülmeli. Sizler de bu konuda topluma büyük bir yarar sağlıyorsunuz. Nice 10 yıllara, her şey için teşekkürler :)
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
155.4K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 4 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba, bazen aklımıza “Bir tür tamamen yok olursa geri getiremez miyiz?” gibi biraz bilim kurgu kokan ama aslında oldukça ciddi sorular geliyor. Nesli tükenen canlıları gerçekten sonsuza kadar mı kaybediyoruz, yoksa genetik bir yedek plan mümkün mü?

Hiç mantıksız bir soru değil, tam tersine bayağı iyi bir merak bu. İnsan “madem yok olma riski var, neden bir yedek kopyasını saklamıyoruz?” diye düşünüyor.

Önce şunu söyleyeyim. Evet, gerçekten de nesli tükenmekte olan birçok hayvanın DNA’sı, doku örnekleri, hatta sperm ve yumurtaları özel merkezlerde saklanıyor. Buna gen bankası ya da “frozen zoo” deniyor. Mesela San Diego’daki Frozen Zoo projesinde yüzlerce türden hücre örnekleri sıvı azotta saklanıyor. Amaç tam da senin düşündüğün şey: Eğer bir tür doğada yok olursa, elimizde genetik materyal olsun. Peki koruma altındaki bir tür yine de tamamen tükenebilir mi? Maalesef evet. Koruma altında olmak riski azaltır ama sıfırlamaz. Habitat kaybı, iklim değişimi, genetik çeşitliliğin düşmesi, hastalıklar. Küçük popülasyonlarda “genetik darboğaz” dediğimiz bir durum olur. Çeşitlilik azalınca tür kırılgan hale gelir. Bazen sayıları artmış gibi görünse bile genetik olarak zayıflamış olabilirler.

Tüm Reklamları Kapat

Gelelim en heyecanlı kısma. Elimizde DNA varsa aynı canlıyı yeniden oluşturabilir miyiz? Teorik olarak bazı durumlarda evet, ama pratikte iş o kadar kolay değil. 1996’da Dolly isimli koyun klonlandı. Yani yetişkin bir hücrenin çekirdeği alınıp başka bir yumurtaya yerleştirildi ve genetik olarak aynı bir birey üretildi. Bu, “aynı DNA ile aynı canlı” fikrinin mümkün olduğunu gösterdi. Ama burada kritik nokta DNA tek başına yeterli değil. Canlının gelişmesi için uygun bir yumurta hücresi, uygun bir taşıyıcı anne (yakın akraba bir tür olabilir) ve doğru epigenetik koşullar gerekiyor. Ayrıca klon başarı oranı çok düşük ve süreç oldukça riskli.

Mesela yünlü mamut üzerine çalışmalar var. Ama plan tam olarak mamutu geri getirmek değil; mamut DNA’sının bazı kısımlarını Asya filine aktararak mamut benzeri özelliklere sahip bir fil üretmek. Bu “diriltme” değil, daha çok genetik mühendislik. Bir de önemli olan şu , diyelim ki genetik olarak birebir kopya ürettik. Bu gerçekten “aynı canlı” mı olur? Genetik olarak evet, ama deneyimleri, çevresi, sosyal öğrenmesi farklı olur. Yani birey olarak aynı olmaz. Daha çok genetik bir ikiz gibi düşün. Daha önemli bir mesele vardır. Tür sadece DNA’dan ibaret değil. Ekosistem ilişkileri, davranış kalıpları, mikroorganizmaları. Bir türü laboratuvarda üretmekle doğaya geri kazandırmak aynı şey değil. Eğer yaşam alanı yok olmuşsa, geri getirmek anlamsız olabilir.

O yüzden bilim insanları genelde şunu söyler “Diriltme teknolojisine yatırım yapmak yerine, mevcut türleri korumaya yatırım yapmak daha mantıklı.”

Dürüst olayım, insanın içini kıpırdatan bir fikir bu. Yok olmuş bir türü yeniden görmek. Bir yandan büyüleyici, bir yandan da biraz ürkütücü. Sizce bu daha çok “doğayı onarma” çabası mı olurdu yoksa insanın kontrol etme arzusunun bir uzantısı mı? :)))

Teşekkür ederim.[1]

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim Ve Antik Dna Çalışmaları.
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikEğitim
Cansu Cenik
Etkinliği Ekleyen 2 gün önce Çevrimiçi₺18.000,0011 Şubat
PSİKODİNAMİK PSİKOTERAPİ ATÖLYESİ
11 Şubat 2026 18:26 tarihinden 27 Şubat 2026 23:59 tarihine kadar.

Psikodinamik Psikoterapi Atölyesi
Analitik tutumdan klinik müdahaleye uzanan 48 saatlik yoğun bir eğitim programı.

Psikodinamik terapinin kuramsal ve klinik temellerini derinlemesine ele alan bu program, katılımcıların terapötik süreci anlayabilen, klinik olarak düşünebilen ve müdahalelerini kuramsal bir zemine oturtabilen bir perspektif geliştirmelerini hedeflemektedir.

🔹 Programa kabul edilen katılımcılara 4 oturumluk grup süpervizyonuna katılım hakkı sunulmaktadır.
📅 Şubat – Haziran 2026
📍 Ayda 1 hafta sonu / Toplam 48 saat
💻 Online

Psikodinamik terapi pratiğine sağlam bir başlangıç yapmak ve klinik düşünme becerisini geliştirmek isteyen ruh sağlığı profesyonellerine yöneliktir.

📩 Detaylı bilgi ve başvuru için; @delfipsikolojiakademi hesabından bize ulaşabilir ya da aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.
https://forms.gle/s7GMYX8gae3avDJj8

Devamını Göster
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKonferans
Boray Yıldırım
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce Ankara & ÇevrimiçiÜcretsiz21 Şubat
19. Aykut Kence Evrim Konferansı
21 Şubat 2026 08:45 tarihinden 22 Şubat 2026 16:30 tarihine kadar.

ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu olarak 20 yıldır halka evrimi anlatmak, evrim hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmek ve evrimsel biyoloji ile akademik olarak ilgilenen insanları bir araya getirmek amacıyla Aykut Kence Evrim Konferansı’nı düzenliyoruz. Konferans, hocamız Aykut Kence’nin emekleriyle Ulusal Evrim Konferansı olarak başlamış olup vefatının ardından öğrencileri tarafından hatırasını yaşatmak amacıyla ‘Aykut Kence Evrim Konferansı’ adını almıştır.

Ülkemizde evrim karşıtlığının ne kadar fazla olduğunu bilmekle beraber bu görüşlerin sonucunda ortaya atılmış bütün propagandaların da farkındayız. Bunları yapan zihniyetin  karşısında bir öğrenci topluluğu olarak kâr amacı gütmeden yalnızca bilimi yaymak adına düzenlediğimiz Aykut Kence Evrim Konferansı’nı 20 yıldır birçok sorunla karşılaşılmasına rağmen başarı ile düzenlenmeye devam ediyoruz. Bu sene de konferansımızı 21-22 Şubat 2026’da ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenleyeceğiz. 

Konferansımız genel oturum ve akademik oturum olmak üzere iki oturum içermekte olup genel oturumumuz her kesime hitap eden bir oturumdur. Genel oturum sunumları eş zamanlı olarak Aykut Kence Evrim Konferansı YouTube kanalında yayınlanacaktır.

Kayıt linkimiz: https://www.biletimgo.com/etkinlik/19-aykut-kence-evrim-konferansi-22005

Akademisyenlerin sunumlarının yanı sıra aralarda jeolojik devirler ve primat evrimi ekiplerimizin sunumları olacaktır. Ayrıca fuaye alanımızda çeşitli ikramlarımız olacaktır.

Konferans bitiminin ardından aktif katılım gösteren katılımcılarımıza sertifika verilecektir.

ODTÜ dışı kayıtlarımız 15 Şubat günü saat 13.00'te kapanacaktır. Bunun sebebi, ODTÜ dışından gelecek katılımcılarımızın konferans günü kampüse girişte sorun yaşamamaları için katılımcı listelerinin gerekli yerlere iletilmesidir. 

Biyoloji ve Fen Bilimleri Öğretmenleri, [email protected] mail adresine öğretmen olduklarını gösteren belgeyi attıkları takdirde konferansımıza ücretsiz katılabilirler.

Konferansımıza topluluk kaydı yapmak isteyen üniversite toplulukları ve liseler [email protected] üzerinden bize ulaşabilirler.

Genel ve akademik oturum programlarımız ve duyurularımız sosyal medya hesaplarımızdan paylaşılacaktır. Bizi takip etmeyi unutmayınız.

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Blog Yazısı
Gökhan Özen
Gökhan Özen
22.8K UP
Blog Yazarı 5 dk.

Rus astrofizikçi Nikolai Kardashev 1964 yılında medeniyetlerin teknolojik gelişmişliğini enerjiyi kullanma miktarına göre belirleyen bir ölçek sistemi geliştirdi. Kardashev ölçeğine göre; Tür 1 medeniyetleri, yaşadıkları gezegenin tüm enerjisini kullanabilecek ve depolayabilecek seviyededir. Bir üst seviyedeki Tür 2 medeniyetleri ise yaşadıkları yıldız sisteminin (bizim durumumuzda Güneş sistemi) tüm enerjisini kontrol ederek kullanabilirler. Dünyanın birçok yerinde insanlar enerji ihtiyacını karşılamak için Güneş enerjisi ile çalışan paneller kullanmakta. Temiz enerji olarak adlandırılan bu enerji ile çalışan otomobiller geliştirmeye çalışıyoruz. Uzun yıllardır uzay araştırmalarında kullandığımız uydular enerjilerini üzerindeki panelleri ile Güneş’ten alıyor. Tüm bunları göz önüne aldığımızda Dünyalılar olarak bizler henüz Tür 1 medeniyet seviyesini tam olarak tamamlamasak da, Tür 2 için çalışmalara çoktan başladık bile

Asteroidler

30
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close