Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 25 Ekim 2016 5 dk.

İşte tüm bu diş aşınmalarıyla mücadele etmek adına diş fırçalamak, birçok insan için tırnak kesmek veya tuvalet yapmak kadar "doğal" bir davranıştır. Çoğumuz dişlerimizi günde en az 1, muhtemelen 2 defa fırçalarız; fakat bunun mantığı ne, hiç düşündünüz mü? Sonuçta savanalarda yaşayan atalarımızın diş macununa ve diş fırçasına erişimi yoktu. Biz neden dişlerimizi fırçalamak zorundayız ki?

Öncelikle, dişlerimizi ne sıklıkla fırçalamamız gerektiği sorusunu cevaplayalım ve ardında yatan mantığı izah edelim: Hem Türk Dişhekimleri Birliği hem de Amerikan Diş Birliği, günde 2 defa, flüorürlü diş macunlarıyla, her biri en az 2 dakika sürmek kaydıyla dişlerinizi fırçalamayı önermektedir.[1][2] Dişlerinizi fırçalamanızın nedeni, dişlerimiz arasına sıkışan yemek parçacıklarını ve dişlerimiz üzerinde biriken beyaz renkli, yapışkan ve içi bakteri dolu plakları temizlemektir. Özellikle de yemek yedikten veya yüksek şeker içerikli içecekler tükettikten sonra, bu plaklar içerisindeki bakteriler asitler üreterek diş minesine saldırır. Nihayetinde bu asit, mine tabakasının parçalanmasına neden olur ve çürük dediğimiz yapıları oluşturur. Temizlenmeyen plaklar ise sertleşerek tartar adı verilen daha kalın tabakalar üretirler; bunların temizlenmesi çok daha zordur. Diş etinizde biriken tartar, nihayetinde iltihaplanmaya ve diş eti hastalıklarına yol açar.

176
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Zeynep Süter Görgüler
Yazar 6 Mayıs 2019 23 dk.

İnternet temelli yeni medya uygulamaları, bireylerin ve kurumların iletişim kurma pratiklerini ve aynı zamanda bilginin üretim ve tüketim süreçlerini, çevrimiçi ortama taşıyarak ağ tipi yeni bir toplum modeli inşa etmektedir. Türkiye’nin içerisinde bulunduğu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından oluşturulan İnternet Kullanıcıları İçin İnsan Hakları [Human rights for internet users] (2014) başlıklı kılavuzda, kültürel/bilimsel üretim pratiklerine yön veren düşünce ve ifade özgürlüğü, bilgiyi (yeniden)- yaratma/paylaşma araştırma ve kültür eserlerine erişim özgürlüğü, açık veri kaynağı oluşturma ve serbest lisanslama gibi demokratik değerler öne çıkmaktadır. Araştırma kapsamında, çeviri ve yeniden çeviri hareketi, bilginin yeniden üretim eylemine dönüşmektedir.

Bu çalışmanın amacı, Evrim Ağacı adlı açık bilim topluluğu tarafından Darwin teorisine ve uygulama alanlarına ilişkin yürütülen yeniden çeviri hareketlerine yönelik netnografik bir çözümleme gerçekleştirmektir. Araştırmanın birincil dayanağını oluşturan Çeviri Sosyolojisi yaklaşımı bağlamında John Heilbron ve Gisèle Sapiro, çeviriyi toplumsal bir pratik ve uluslararası düzlemde gerçekleşen kültürel değiş-tokuşların itici gücü olarak ele almak gerektiğine dikkat çekerek, çeviri pratiğine katılan birey ve kurumlardan oluşan tüm eyleyicilerin çeviri çözümlemelerine dahil edilmesinin zorunluluğuna vurgu yapmaktadırlar (2008: 43). Çeviri Sosyolojisi, çeviri ürünün nasıl ortaya çıktığı ve arkasında görünmeyen yapıların nasıl işlediği ile eyleyicilerin neyi/nasıl deneyimledikleri üzerine yoğunlaşmaktadır (Demirel Bogenç, 2014: 408-409). Çevirinin, farklı gerçeklik düzlemlerinde üretilen ve çoklu mekanizmaların bir arada işlediği bir eylem şekli olduğunu kabul eden Çeviri Sosyolojisi, bu sürecin oluşmasında iş başında olan toplumsal değişkenleri teşhis etme görevini üstlenmektedir. Ağ temelli yeni toplumsallıkların (Castells, 2010, 2015; Gerbaudo, 2012), çeviri alanı üzerinde yarattığı karşı konulamaz etkilerine yakından bakıldığında, çeviri alanında yaşanan toplumsal dönemeçle birlikte ortaya çıkan dijital açılımın önemi giderek artmaktadır. Bununla birlikte, dijital ortam (yeniden)- çeviri pratikleri kapsamında öne çıkan kavramsallaştırmalar, bu doğrultuda çalışmanın ikincil düzlemdeki kavramsal altyapısını oluşturmaktadır. 

71
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
130.7K UP
İnceleyen 5 gün önce
Gabriel García Márquez her kitabını büyük bir merakla okudum ve kendimce yorumlayıp paylaştım sayfamda.Kırmızı Pazartesi’ni okurken baştan sona bir sıkışmışlık hissi var. Çünkü daha ilk sayfada ne olacağını biliyorsun: Santiago Nasar ölecek. Asıl mesele bu değil; herkesin bunu bilip kimsenin gerçekten durdurmaması. Kitap boyunca insanın içinden “birisi çıksa da engellese” diye geçirmek ama kimsenin çıkmaması çok can yakıyor.

Bu roman suçtan çok seyircilik üzerine. Herkes bir şeylerin ters gittiğinin farkında ama sorumluluk hep başkasına bırakılıyor. “Ben söylesem bir şey değişir mi?” diye düşünülen o anlar, Santiago’nun ölümüne giden yolu açıyor. Márquez burada şunu söylüyor gibi: Felaketler bazen kötülükten değil, sessizlikten doğar.

Anlatım sakin, hatta serinkanlı ama bu sakinlik daha da sarsıcı. Çünkü yaşananlar olağanüstü değil; fazlasıyla tanıdık. Küçük bir kasabada dedikodunun, namusun ve korkunun insan hayatından daha ağır basabildiğini görüyorsun.

Kırmızı Pazartesi bittiğinde insanın aklında şu kalıyor:
Bazen suçlu tek bir kişi değil;
hiçbir şey yapmayan herkes.

insan ne kadar kitap okursa o kadar farklı dünyaya ve yaşama şahit oluyor. vakit ayırıp incele yorumumu okuyan herkese teşekkür ederim.
9.8/10
(12 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Cronica de Una Muerte Anunciada
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Burak Albayrak
Burak Albayrak
355.9K UP
Ekleyen 7 Mart 2022 33 dk.

Halk arasında genellikle kalp krizi olarak bilinen miyokard enfarktüsü, kısaca MI (İng: "Myocardial Infarction"), patolojik olarak iskeminin neden olduğu miyokard hücrelerinin geri dönüşü olmayan ölümü olarak tanımlanır ve kalbin koroner arterine giden kan akışı azaldığında ya da durduğunda ortaya çıkar ve kalp kasına zarar verir.[1]

En sık görülen semptom; omuz, kol, sırt, boyun veya çeneye yayılabilen göğüs ağrısı veya rahatsızlığıdır. Sıklıkla göğsün ortasında veya sol tarafında oluşur ve birkaç dakikadan fazla sürer. Rahatsızlık bazen mide ekşimesi gibi hissedilebilir.[1] Diğer belirtiler arasında nefes darlığı, mide bulantısı, baygınlık hissi, soğuk ter veya yorgunluk sayılabilir.[2] İnsanların yaklaşık %30'unda atipik semptomlar vardır. Kadınlar ise genelde göğüs ağrısı yerine, boyun ağrısı, kol ağrısı veya yorgunluk hissederler.[3]

76
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
IC 342: Zürafamsı Takımyıldızındaki Gizli Gökada

Bölgemizdeki büyük ve parlak sarmal gökadalarla boyutça benzer olan IC 342, uzun boyunlu kuzey takımyıldızı Camelopardalis doğrultusunda yalnızca 10 milyon ışık-yılı uzaklıktadır. Geniş bir ada evren olan IC 342, normalde gece gökyüzümüzde dikkat çekici bir gökada olurdu; ancak kendi Samanyolu gökadamızın düzlemi boyunca uzanan yıldızlar ile gaz ve toz bulutlarından oluşan bir perdenin ardında kaldığı için net biçimde görülemez ve ancak bu örtünün içinden seçilebilir. IC 342’nin ışığı, aradaki kozmik bulutlar tarafından sönümlenip kızarmış olsa da, bu keskin teleskopik görüntü, gökadanın kendi karartıcı tozunu, genç yıldız kümelerini ve gökada çekirdeğinden çok uzaklara kadar uzanarak kıvrılan sarmal kollardaki parıldayan yıldız oluşum bölgelerini izliyor. IC 342 yakın zamanda bir yıldız oluşumu patlaması yaşamıştır ve Yerel Grup gökadalarının ve Samanyolu’nun evrimini etkilemiş olabilecek kadar da yakındır.

8 Ocak 2026 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı & Telif: Gaetan Maxant
Çeviren: Eyüp Akman

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Emirhan Karadayı
Üye 4 gün önce Henüz cevap yok.
Merak edilen konuları belirlemek istiyorum. Daha sonrasında genel merak edilen konular hakkında bilgilendirici blog yazıları yazacağım.
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Vedat Koçoğlu
Vedat Koçoğlu
111.0K UP
19 saat önce
Kurt başı 
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 14 Aralık 2020 4 dk.

Son zamanların meşhur Netflix dizisi The Queen's Gambit filminin nefes kesici sahnelerini veya Star Trek'te Spock'un meşhur 3 boyutlu satranç oyununu unutun. Bu karakterler kendilerine güveniyorlarsa, bir kuantum satranç turnuvasına katılsınlar! Dünya'da bu tür bir turnuvanın ilk örneği 9 Aralık 2020'de, sanal olarak gerçekleştirilen Q2B 2020 konferansında düzenlendi. Amazon firmasından Aleksander Kubica, turnuvadan zaferle ayrıldı.[1]

Kuantum satranç tam olarak nedir dersiniz? Aslında satrancın; süperpozisyon, dolanıklık ve etkileşme gibi üst düzey kuantum kavramlarını içeren karmaşık bir versiyonudur.[2] Caltech fiziklçilerinden Spiros Michalakis, turnuva sırasında yaptığı canlı yayında şöyle diyor:

76
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
187.3K UP
Türü Ekleyen 7 saat önce
Streptophyta, kara bitkilerinin tamamını ve onların en yakın alg akrabalarını kapsayan, Bitkiler Alemi içindeki temel bir üst şubedir. Bu takson, tatlı su algleri ile kara bitkileri arasındaki evrimsel geçişi temsil eder ve yeryüzündeki bitkisel yaşamın karasal ortama uyum sürecini anlamak açısından kritik öneme sahiptir. Streptofitler, fotosentez yapabilen ökaryotik organizmalardır ve klorofil a ve b pigmentlerine sahiptirler.

Bu grup, hücre duvarlarında selüloz bulunması, plazmodesmata benzeri hücresel bağlantıların varlığı ve hücre bölünmesi sırasında fragmoplast oluşumu gibi özelliklerle diğer alg gruplarından ayrılır. Streptophyta üyeleri, sucul yaşamdan karasal yaşama geçişte su kaybını önleyen yapılar, çok hücreli organizasyon ve doku farklılaşması gibi temel adaptasyonların evrimleştiği soy hattını oluşturur.

Streptophyta, ekolojik olarak gezegenin en önemli biyolojik gruplarından biridir. Kara ekosistemlerinin temel üreticileri bu soy içinden çıkmıştır; atmosferdeki oksijen dengesinin korunması, karbon döngüsü ve toprak oluşumu gibi süreçlerde merkezi rol oynarlar. Bu üst şube altında yosunlar, eğrelti otları, açık tohumlular ve kapalı tohumlular gibi tüm kara bitkileri yer alır. Bu nedenle Streptophyta, bitkisel yaşamın evrimsel temelini oluşturan ana taksonlardan biri olarak kabul edilir.
0
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 7 Ağustos 2018 12 dk.

Einstein’ın Genel Görelilik Teorisi ve Kuantum Teorisi, Evren’in nasıl işlediğini açıklayan iki temel kuramdır. Büyük ölçekli Evren’i açıklayan Genel Görelilik Kuramı’nda Einstein, uzay-zamanı bir kumaşa benzetir. Nasıl ki dört tarafından tutularak gerilmiş bir kumaşın ya da bir örtünün üzerine ağır bir cisim bırakırsanız kumaş ağırlıktan dolayı eğilir, işte kütle de uzay-zaman dokusunu benzer şekilde eğer. Buna “kütleçekimi” denir. Daha doğrusu, cisimlerin bu bükülmüş uzay-zaman dokusu içerisinden geçerken birbirlerine doğru hareket etme meyline "kütleçekim" denir. Yani, Evren’deki her şeyin kütleçekimi sebebiyle bir diğerinin üzerine düştüğünü söyler. Örneğin, topu bıraktığınızda, Dünya’nın yerçekiminden (kütleçekiminden) dolayı onun yere düşeceğini bilirsiniz. Ve bu size hiç de garip gelmez. 

Diğer taraftan, atomun ve atom altı parçacıklarının davranışlarını açıklayan Kuantum Teorisi’nde olaylar böyle işlemez. Daha açıklayıcı olmak için, örneğimizdeki topun atom altı bir parçacık olan bir elektron olduğunu düşünün. Atom altı dünyada bu topun konumu için “burada” veya “şurada” diyemezsiniz çünkü o “aynı anda” “her yerde”dir. Gelin bu durumu, atom altı dünyasından çıkarıp kendi dünyamıza taşıyalım. Diyelim ki şu anda, evinizdesiniz. Eğer atom altı bir parçacık olsaydınız aynı anda evde, işyerinizde, Everest’in tepesinde, kısacası her yerde, olabilirdiniz.

220
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 6 Ocak 2024 9 dk.

Nobel ödülü sahibi ve kuantum fiziğinin babalarından sayılan Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger; kuantum fiziği, elektrodinamik, moleküler biyoloji ve renk teorisi gibi gelişmekte olan birçok alana oldukça önemli katkılarda bulundu. Örneğin, yaklaşık 100 sene önce dünyamıza, elektronların uzaydaki ve zamandaki muhtemel enerjisini ve konumlarını hesaplamak için bir yöntem sundu. Ayrıca popüler kültürde de kendine geniş bir yer bulan Schrödinger'in Kedisi adlı düşünce deneyi, Erwin Schrödinger'in bilime sunduğu belki de en eğlenceli armağandır.

Tüm bunlara rağmen Erwin Schrödinger, aynı zamanda bir pedofiliydi; yani 18 yaşından küçük çocuklara cinsel yakınlık duyuyordu. Üstelik bu, görgü tanıklarının iddiaları veya doğrulanamaz ithamlara dayalı bir şüphe değildir; Schrödinger bu konuda açık açık yazmaktan geri durmamış ve pedofilik eğilimlerini rasyonalize etmeye çalışmıştır. Dolayısıyla Schrödinger'in pedofilisiyle ilgili kanıtlar, herkesin erişebileceği kadar açık ve nettir. Bu makalede, Schrödinger'in bilimsel başarılarını bir kenara koyup, çok sayıda çocuğa nasıl cinsel tacizde bulunduğunu ve hastalıklı zihninden geçenleri öğreneceğiz.

90
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Eser
Ece Müker
Ece Müker
587.3K UP
Eseri Ekleyen 5 gün önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : The Housemaid
Yönetmen: Paul Feig
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Alperen Karaçor
Alperen Karaçor
66.0K UP
Öğrenciyim, ilgimi çeken konularda araştırma yapmayı seviyorum. 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Laktik asit fermantasyonu, oksijen bulunmadığında hücrenin enerji üretmeye devam edebilmek için glikozu parçalayarak gerçekleştirdiği bir tepkimedir.

olay sitoplazmada gerçekleşir ve glikoliz sonucu oluşan pirüvik asit, oksijen olmadığı için mitokondriye giremez, bunun yerine laktik asi[1][1][1][1][1]de dönüştürülür. Bu dönüşüm sırasında hücre yalnızca 2 ATP kazanır ve daha fazla enerji elde edilemez. Laktik asit fermantasyonu kas hücrelerinde yoğun egzersiz sırasında ve bazı bakterilerde görülür; oluşan laktik asidin birikmesi kaslarda yanma ve yorgunluk hissine neden olur.

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. Memorial Tıbbi Yayın Kurulu. Fermantasyon. Alındığı Tarih: 9 Ocak 2026. Alındığı Yer: Memorialcomtr | Arşiv Bağlantısı
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nda yayınladığımız bilim haberlerini anlık olarak Bundle üzerinden de okuyabileceğinizi biliyor muydunuz?

Yaşam Ağacı Türü
Serdar Ölez
Serdar Ölez
108.8K UP
Türü Ekleyen 1 Ocak 2022
70-200 cm boylanabilen, otsu veya yarı çalımsı formda gelişen, çok yıllık , sap köklü bir türdür. Yapraklar basit, karşılıklı dizili, 4-10 x 0.5-3 cm boyutlarda, şeritsi-mızraksı, nadiren genişçe mızraksı, küt uçlu, mat yeşil renkte ve gövdenin alt kısımlarında saplı, üstlerde sapsızdır. Çiçeklenme Nisan - Eylül ayları arasında; çiçekler dik demetler halinde; taç pembe, leylak rengi veya nadiren beyaz renkte, tüp kısmı 12-18 mm uzunlukta, mahmuz 8-10 mm uzunluktadır. 
1
Söz
Yasin Erkmen
Yasin Erkmen
84.5K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
Man is the only creature that consumes without producing.
Kaynak: Animal Farm
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Emrah Uzuçar
Emrah Uzuçar
16.2K UP
Gözlemi Yapan 17 saat önce Türkiye, Adana
EKSİK OLAN MÜKEMMELDİR
"Sır, döngünün kusurlu işlemesidir."Yıllarca fiziğin soğuk denklemlerinde (a=l^2) ve hukukun katı paragraflarında "Mutlak Adaleti”aradım.Sistemlerin neden tıkandığını, yasaların neden yetersiz kaldığını, ışığın neden boşlukta değil de maddede kırıldığını sorguladım. Cevabı, mükemmellikte değil, kusurda buldum.
Evren, termodinamik bir intihardan (ısı ölümünden) kaçmak için asimptotik sınırlarla kilitlenmiştir. Eğer sistem kusursuz olsaydı, döngü kapanır, zaman durur ve varlık "Hiçlik" (0 Kelvin) noktasına düşerdi. Bizler, bu devasa sistemin "kapanmayan açıkları" sayesinde nefes alıyoruz.
Bu kitap; bir hukukçunun adliye koridorlarındaki "adalet arayışı" ile, bir fizikçinin "ışık sıkışması" teorisi arasında sıkışıp kalmış bir zihnin dökümüdür. İbnü’l-Arabî’nin "Ayna" metaforundan, modern fiziğin "Olay Ufku"na (l=c.t) uzanan bu yolculukta göreceksiniz ki; Yaşam, mükemmel bir denge değil, kaotik ve muazzam bir girdaptır.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close