Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
1,000 ATP Ödüllü Soru: Yemek yeme şekli, saati ve bilişsel verim dengesini nasıl kurmalıyım, bilişsel verimimi nasıl yüksek düzeye çekebilirim? Hemen cevapla! Hatice Kutbay'ın cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı
Çeviren 13 Temmuz 2019
Gökyüzündeki o şey de ne? Bir aurora. Bu 2012 tarihli görüntü çekilmeden beş gün önce koronal kütle atımı Güneş'imizde gerçekleşti. Bu olay, hızlı hareket eden elektron, proton ve iyonlardan oluşan bir bulutu uzaya savurup Dünya'ya doğru yolladı. Bulutun büyük kısmı Dünya'nın üzerinden geçip gitse de bir bölümü Dünya'nın manyetosferine çarptı. Sonuçta, yüksek kuzey enlemlerinde göz kamaştırıcı auroralar görüldü. Burada öne çıkan, Grotfjord, Norveç üzerinde yakalanmış, özellikle fotojenik bir aurora koronası. Atmosferdeki oksijen yeniden birleşirken oluşan bu titreşen yeşil parıltı, bazılarına kocaman bir kartal gibi görünebilir. Sizce neye benziyor, isterseniz paylaşın. Güneş, Güneş Minimumuna yakın olsa da güneş rüzgârı akımları Dünya'yı etkilemeyi sürdürüyor. Hatta geçen hafta bile görülebilen etkileyici auroralar yaratabiliyor.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 2 gün önce 12:40
Hacamatın bugüne kadar istikrarlı bir şekilde tedavi edebildiği herhangi bir hastalık tespit edilememiştir. Olumlu etkiye sahip olduğu sanılan hastalıklarda...
5
Taner Beyter
Taner Beyter
405.2K UP
Çeviren 4 gün önce 9 dk.

Her ne kadar ilk başta kulağa öyle gelmese de zihin felsefesinde yer alan fizikselcilik ya da fizikalizm (İng: "physicalism"), yani her şeyin fiziksel olduğu ve maddi dünyayla sınırlı olduğu düşüncesi, bazı filozoflar tarafından materyalizmin dışında başka bir kavram olarak tanımlanır. Şayet durum gerçekten de böyleyse bu yaklaşımların kökenlerine inmek ve ayrımın tam olarak nerede başladığını görmek gerekir. Gerçekten de bu yaklaşımların kökenlerinde farklılıklar söz konusu mu? Aralarında teorik olarak ciddi farklılık var mı? Yazımızda bu farklılıkları gün yüzüne çıkarmak amacıyla fizikselcilik ve materyalizm yaklaşımlarına daha yakından bakacağız.

Fizikselcilik ile materyalizm genellikle birbirinin yerine kullanılırlar ve her iki yaklaşım da gerçekçiliğin fiziksel veya maddi olduğunu söyler, ki bu da gizemli ve fiziksel olmayan şeylerin, varlıkların ve olayların var olmadığı anlamına gelir. Fakat dikkatli ve titiz filozoflar, bu yaklaşımların soy kütüklerinde farklılık olduğuna işaret ederler: Materyalizmin kökenleri antik Yunan dönemine dek uzanırken fizikselcilik 20. yüzyılın Viyana çevresinde yer alan etkili isimler sayesinde ortaya çıkmıştır. Diğer yandan modern fiziğin, kuvvet(ler) gibi fiziksel olarak tanımlanan her fenomenin doğası gereği maddi olmadığını da ortaya koyduğunu unutmamak gerekir.

6
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
208.7K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 2 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

İnsan ile şempanze aslında çok eski bir akrabalığa sahiptir. Yaklaşık 6–7 milyon yıl önce ortak bir atadan ayrılmış iki farklı evrimsel yol izlerler. Bu yüzden “acaba ayrıldıktan sonra bir süre çiftleşip yavru verebilirler miydi?” sorusu bilimsel olarak sorulmuş bir sorudur.

Ama cevabı, düşündüğümüzden daha nettir ve büyük ihtimalle hayır. Bunu basitçe şöyle anlayabiliriz. Doğada bazı canlılar birbirine çok yakınsa, ayrılmış olsalar bile hâlâ çiftleşebilir. Mesela kurt ile köpek böyledir. Çünkü aralarındaki fark çok küçüktür ve hala neredeyse aynı tür gibidirler. Ama insan ile şempanze arasındaki fark bu kadar küçük değildir.

Tüm Reklamları Kapat

En önemli farklardan biri kromozom sayısıdır. İnsanlarda 46 kromozom vardır, şempanzelerde ise 48. Bu, vücudun “genetik planı” gibi düşünebileceğimiz yapının farklı olması demektir. Eğer iki canlı bu kadar farklıysa, döllenme gerçekleşse bile oluşan embriyo genellikle sağlıklı gelişemez. Ya çok erken dönemde durur ya da yaşasa bile kısır olur. Yani çocuk sahibi olamaz.

Sadece kromozom sayısı değil, vücudun çalışma şekli de farklıdır. İnsan beyni çok daha uzun sürede gelişir, doğum şekli farklıdır, hormonlar ve bağışıklık sistemi farklı çalışır. Bu da iki türün biyolojik olarak birbiriyle uyumlu olmamasına neden olur. Ayrıca davranış olarak da çok farklıyız. Çiftleşme biçimleri, sosyal ilişkiler ve iletişim tamamen farklıdır. Bu da doğal ortamda böyle bir eşleşmeyi zaten çok zor hale getirir.

Bilim insanları şunu da tartışmıştır. “Acaba ayrılmanın en başında, yani henüz çok fazla farklılaşmamışken, az da olsa gen alışverişi olmuş olabilir mi?” Yani tamamen kopmadan önce kısa bir süre temas olmuş olabilir mi? Bu ihtimal tamamen reddedilmiş değildir, ama bunun olduğuna dair kesin bir kanıt da yoktur ve bu olsa bile, bu durum “yarı insan yarı şempanze” gibi bireylerin yaşadığı anlamına gelmez. Daha çok, henüz tam ayrılmamış popülasyonların kısa süreli gen paylaşımı gibi düşünülür. Bugüne kadar ne fosillerde ne de DNA çalışmalarında, insan ile şempanzenin karışımı olan bir canlıya dair hiçbir somut kanıt bulunmamıştır. Bu çok önemli bir noktadır. Çünkü eğer böyle bir şey olsaydı, genetik izlerini mutlaka görürdük tıpkı Neandertallerle insanların karıştığını bugün DNA’dan anlayabildiğimiz gibi.

İ[1]nsan ile şempanze birbirine benzese de, aralarındaki fark düşündüğümüzden çok daha büyüktür. Bu yüzden ayrıldıktan sonra sağlıklı yavrular verecek şekilde çiftleşmiş olmaları bilimsel olarak çok düşük bir ihtimaldir. Günümüzde ise bu tamamen imkansızdır. Bu durum bize şunu da göstermekte evrim bir anda değil, yavaş yavaş gerçekleşir ama belli bir noktadan sonra türler birbirinden tamamen kopar ve artık geri dönüş olmaz.


Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Yorumum .Antropoloji Çalişmalari.
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Sefa Polat
Sefa Polat
103.7K UP
Türü Ekleyen 11 saat önce
Tatlı Su Timsahı, Avustralya'nın kuzey bölgelerinin yerlisi Crocodylus cinsi bir timsah türüdür. Yakın akrabaları ve komşuları Tuzlu Su Timsahının aksine tuzlu suya karşı dirençleri yoktur ve aktif olarak insan avlamazlar. Erkek bireyler uzunluk olarak 2.3-3 metreye kadar çıkabilir iken dişiler görece daha küçüktür ve 2 metreye kadar uzayabilirler. Yakın zamana kadar sayıları asgari endişe düzeyindeydi ancak son yıllarda istilacı tür Kamış Kurbağası (Rhinella marina) sebebiyle sayılarında büyük bir düşüş yaşandı. Zehirli olan bu tür onları avlayan Tatlı Su Timsahlarının ölümüne sebep oluyor.
1
Ahmet Evsen
Seslendiren 14 Aralık 2019 4:05
Yıkanma kültürünü insanla sadece kültürel bağlamda (bu bağlamı bir sonraki paragrafta biraz açacağız) ilişkilendirilebilir. Bunun dışında temizlenme anlamında...
20
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
208.7K UP
İnceleyen10 1 gün önce
Merhaba
Bazen bazı kitaplar vardır; okurken hikayeyi değil, kendini okursun. Korkuyu Beklerken benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Sayfaları çevirdikçe karakterler değişmedi aslında ben değiştim. Belki, içimde zaten var olan ama adını koyamadığım o tuhaf huzursuzluk, bu kitapta kendine bir dil buldu. Oğuz Atay’ın 1975 yılında okuyucu ile buluşturduğu hikâye kitabına ismini veren üçüncü öykü “Korkuyu Beklerken” Oğuz Atay bu kitabında klasik bir hikaye anlatmaz; daha doğrusu, anlatmak istemez. Onun derdi olaylar değil, insanın içidir. Dış dünyadan çok, zihnin dar koridorlarında dolaştırır seni. Orada fark edersin birden insan bazen hiçbir şey olmadan da korkabilir. Çünkü asıl korku, dışarıda değil, içeridedir. Kendi halinde yaşayan, kimseye bir zararı dokunmamış bir adamın öyküsüdür bu. Şehir merkezinden uzakta ve müstakil bir evde, yalnız başına yaşayan bu adamın deyim yerindeyse kurulu düzeni bir gün evinde bulduğu bir mektup ile alt üst olur. Mektup, bilmediği bir dilde ve anlamlandıramadığı bir şekilde yazılmıştır. Bir süre mektubu çözebilmek için uğraşan kahraman, bunda başarılı olamayınca mektubu bir arkadaşına götürür. Bu arkadaşı, öyküde okuyucuya ölü diller uzmanı olarak tanıtılır. Ölü diller uzmanı kahramana bu mektubun çok gizli bir mezhep tarafından kendisine gönderildiğini ve kahramana mektup eline ulaşmasından itibaren asla evinden dışarı çıkmamasını bildirdiklerini söyler. Bunun üzerine kahraman zaten var olan korkuları ile yüz yüze gelir ve hayatı anlamsızlık ve korkudan ibaret tek düze bir döneme girer....

Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri, karakterlerin sürekli bir “bekleme” hâlinde olmasıdır. Ama bu, somut bir şeyin beklenmesi değildir. Daha çok adı konulamayan, belirsiz bir tehdidin, bir huzursuzluğun beklenmesidir. Sanki her şey yolundaymış gibi görünür ama içten içe bir şeylerin yanlış olduğunu hissedersin. İşte Atay tam da bu hissi anlatır. İnsan bazen nedenini bilmeden tedirgin olur ya bu kitap o tedirginliğin kendisi gibi. Oğuz Atay’ın eserlerinde Kafka benzeri eğilimler gözlenir. Kafka’nın “öncü misyonu ve kendine özgü tarzı” şeklinde edebiyat terminolojisinde yer bulmuş olan kafkaesk kavramını( Franz Kafka'nın eserlerindeki üslubu çağrıştıran, mantık dışı, karmaşık, tehdit edici ve kabus gibi durumları tanımlayan bir sıfattır. Genellikle bürokratik çaresizlik, bireyin anlamsız otorite karşısındaki yalnızlığı, yabancılaşma ve gerçeklikten kopuşu ifade eder) , Korkuyu Beklerken adlı öyküdeki kahramanda gözlemlemek mümkündür.

Aslında öykünün bütününde işlenen korku temasının kahramanda mektuptan önceden süregelen bir iç çatışma olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kahramanın mektubu almadan önce de kendi dünyasında yoğun bir yalnızlık yaşamakta olduğu söylenebilir. Kitaptaki yalnızlık çok derin. Ama bu bildiğimiz yalnızlık değil. Kalabalıkların içinde hissedilen, insanın kendine bile yabancılaştığı bir yalnızlık. Atay’ın karakterleri konuşur ama anlaşılmaz, düşünür ama rahatlayamaz. Çünkü sorun dış dünyayla değil, insanın kendi içindeki kopuklukla ilgilidir.
Ben bu kitabı bitirdiğimde şunu düşünmüştüm yıllar önce :)) Korku bazen başımıza gelecek bir şey değildir. Bazen zaten içimizde olan, sadece fark edilmeyi bekleyen bir şeydir. Biz onu susturmaya çalıştıkça, o daha çok konuşur ki açık konuşmak gerekirse bu benim yıllardır deneyimlediğim bir şey ve çoğu zaman herkesten sakladığım bir duygu :((
“Korkuyu Beklerken”, bana göre okunup geçilecek bir kitap değil. İçine sızan, insanı biraz huzursuz eden ama bir o kadar da dürüst bir metin. Belki de bu yüzden güzel. Çünkü herkesin sakladığı o kırılgan tarafı, hiç saklamadan ortaya koyuyor.
7.0/10
(4 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
7
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Öne Çıkan EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Ankara Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 ay önce İzmir₺20.500,00 - ₺21.900,0017 Mayıs
Evrim Ağacı - Doğa ve Tarih Gezileri Serisi 2
17 Mayıs 2026 08:00 tarihinden 19 Temmuz 2026 21:00 tarihine kadar.

Evrim Ağacı Doğa ve Tarih Gezileri Serisine Başlıyor!

Birbirinden çekici rotalarda bilim ve tarihi bir araya getirecek ve milyonlarca yıl öncesinden başlayarak günümüze kadar doğanın ve insanlığın tarihini beraber gezerek öğreneceğiz. 


Gezilerimiz 2 ayrı seriden oluşmaktadır: 

2. Serimizde: 

- Magnesia’dan Miletos’a - 17 – 18 – 19 Mayıs 2026 (2 gece konaklama) 

- Göbeklitepe’den Mardin’e - 26 – 27 – 28 Haziran 2026 (2 gece konaklama) 

- Assos’tan Pergamon’a - 17 – 18 -19 Temmuz 2026 (2 gece konaklama)  turlarımız olacaktır. 



İletişim Bilgileri ve Kayıt:

Keşfet 101, Evrim Ağacı iletişim hattı: 0543 232 73 92

  1. Turlarımız için buluşma noktaları belirtilen tarihlerde tarafınıza mail ile iletilecektir. 
  2. Serimiz için ulaşım bilgileri tarafınıza mail ile iletilecektir. 

Katılımcıların Müze Kart uygulamasını indirmeleri gerekmektedir. 

Katılımcılarımızın, yürümeye elverişli rahat ayakkabılar ve kıyafetler tercih etmeleri önerilmektedir. 

Hava durumu göz önüne alınarak güneş gözlüğü ve şemsiyelerini almaları önerilmektedir. 

Bu gezi 9787 TÜRSAB numaralı Happy Journey Turizm Seyahat Acentesi markası olan Keşfet 101 ile düzenlenmektedir.

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Osman Yiğithan Yılmaz
İnceleyen 1 gün önce
Spoilerlı inceleme, sezon 5'i izlemediyseniz atlayınız. Müessemiz adımıza yapılacak küfürleri kabul etmemektedir:



_____________________________________________



Yemin ederim yapımcılar en kötü final sezonu işine girmiş gibiler, sanki final sezonu değil de finalden bir önceki gerilimi tırmandırması gereken sezonu izliyormuş gibiyim. Yetmiyormuş gibi eşşekler direkt tüm senaryo scriptini sızdırmışlar, olacak her şeyi biliyoruz. Yine de yazayım.

Bölüm bölüm gidelim:

1. Bölüm -> Önceki sezon aşırı iyi olmasa bile idare eder bir sezon ve aşırı iyi bir finalle kapatmıştı. Kraliçem Victoria, Butcher tarafından butchlandıktan sonra (beyaz yakalıkta 1. haftam ve şakalarım böyle) Heart-Shaped Box ile aşırı gerilimli biten bir final sahnesi görmüştük. İzlerken zevkten dört köşe olmuştum. Homelander süper terör örgütü kurmuş ve baş düşmanlarının hepsini yakalamıştı. Geriye kalan tek şey onları öldürmekti...
Homelander bu süreyi Sartre ve Hitler okuyarak geçirmiş olacak ki son derece hümanist bir kararla onları öldürmek yerine bir kampa tıkıyor ve evet bu Homelander için gerçekten hümanist bir karar. Niye abi mesela? Neden öldürmedin? Starlight ve Butcher'ı getirsin diye mi? Ee kızlar 1 sene gelmedi, geldikleri de Butcher'ın zoruylaydı. Kaldı ki onları öldürsen zaten belli olmayacaktı... Valla saçma. Yine de bölümün kalanı sağlamdı.

2. Bölüm -> Yine çok sağlam bölüm. Eleştirim yok. Kaya eleman bölümüne aralıksız 15 dakika güldüm. "DUDE NOT NUT RİGHT NOW!"

3. Bölüm -> Bu bölüm de yine başarılı. Soldier Boy'un Putin'in elini sıktığı sahne çok komikti. Genel eleştirim bölümde ilgi çekici bir şey olmamasıydı. Çok mikro şeyler için makro düzeyde zaman ayrılmış. Firecracker'ın (Allah rahmet eylesin) Soldier Boy'a Homelander seni seviyor demesi bile 10 dakika falan sürdü. Hughie'nin psikolojisi sürekli değişti ve aslında sanırım bu sezondaki en büyük problem de bu ama buna sonra geleceğim. Dizideki en sevdiğim karakter Stan Edgar'ı tekrar gördük de görmez olaydık. Ben bu adamı rasyonel falan bilirdim adam bildiğin nanik yaparken yakalandı ya, yaşından başından torunundan utan. Goatım Ryan'a da helal olsun, artık bir görünse keşke. Bir de dizi ilk defa sesli şekilde mesajını söyletti ama o da çok göze battı be ya, Amazon'da yayınlanıyor bu program abi. Zaten ya paran çokken ya da hiç yokken devrimci olursun... (Gönderme var.)

4. Bölüm -> Geldik varan bire. Filleroğlu filler bölüm. Boş bölüm anlamında değil. Gerçekten filler. Karakterler birbirleri hakkında ne düşünüyor öğrenmek için 50 dakika ortam hazırlamışlar, son 10 dakika Soldier Boy kontrolü kaybediyor yine karakter değiştiriyor. Gün sonunda dünden bugüne geliyoruz. Frenchie'nin yoktan yere buff alması da bağırttı ama yine de bir deus ex machina lazımdı o yüzden kabul ettim. Bir ara Hughie ve Kimiko arasında bir şey mi var diye bir heyecanlandım ama meh. Brezilyalılığım tutmuş.

5. Bölüm -> Fikir olarak çok iyi bölüm AMA bu bir final sezonu bölümü değil. Karakterlerin zaten düşünce dünyalarını ve psikolojilerini gördük, biliyoruz. Niye gene aynısını yapıyorsun? Üstelik karakterler yine kişilik değiştiriyor. Terör sahneleri aşırı iyiydi. Ona lafım yok. Şahsen son çare Terör'e V verip Homelander'ın üstüne salmalılar. Supernatural ekibi de gram umurumda olmadı, umarım sizin olmuştur. Benim için ilk 3 bölümle güzel giden temponun aniden frenlenmesi oldu.

6. Bölüm -> İşte özlediğimiz bölümler... 3 karakter tanıdık üçü de mükemmel ötesi karakterlerdi. Bacı Bilge dünyadaki en salak kişi olduğunu kanıtladı. Deep, annesi kamuya yönelik hizmet veren bir karakter olarak başladığı bu hikayede süzme bir annesi kamu hizmetindeki kişi olarak devam ediyor. Ama geliyor... Hissediyorum...
Soldier Boy yine karakter değiştirdi. Allah kahretsin. Motivasyonu da çok saçma, hani gerçekten çok kötü yazılmış. Küsme sebebi ayrı kötü, barışma sebebi ayrı. Yine de sonu çok merak uyandırdı ne yalan söyleyelim.


Diğer bölümler geldiğinde güncellenir.
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
141.5K UP
Gözlemi Yapan 4 gün önce Türkiye, İstanbul
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Deniz Tamer
birtrükT 9 Kasım 2019 Sen de Cevap Ver

Bilim ile felsefeyi düşüneceğinize, önce ben bir varlık mıyım yoksa, hayal miyim diye düşünmeye başlayabilirsiniz.

Evrimin kanun olması için, BİR ve TEK olan bir varlığın olması gerekir. İnsan türünde tüm bedenler onun DNA ve genlerini taşımalı. O zaman "Evrim Kanun" olur ve evrim kanununun önü açılmış olur.

Ben dediğim bedene ait DNA ve genler babamdan geliyor. Ben miyim babam mıyım? Babama ait DNA ve genler dedemden geliyor. Dedem miyim? Dedeme ait DNA ve genler de babasından geliyor. Bu şekilde başlangıçtan beri gelen bir DNA ve gen havuzu var.

Tüm Reklamları Kapat

Dünya üstünde yaşamış veya yaşamakta olan bedenlerin rengi, dili, şekli veya şemal i ne olursa olsun tüm bedenler aynı DNA ve genlerden oluşmaktadır.

Dünya üstündeki bir milletin DNA ve genleri tümden farklı ise o zaman bir ırktan söz edilebilir ve Evrim Kanun olmaz, diyebiliriz.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 7 Mart 2021
Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemek, delilik belirtisidir.
Kaynak: Bu söz, Rita Mae Brown'ın 1983 tarihli "Sudden Death" kitabındaki hayali bir karakter olan Jane Fulton tarafından söylenmektedir. Söz, yaygın olarak iddia edilenin aksine, Albert Einstein'a ait değildir. (Michael Becker)
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
36
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"İki kez öldüğünüz söylenir: İlki, nefes almanız durduğunda. İkincisi ise biraz daha sonra, sizi tanıyan son kişi, adınızı son kez söylediğinde..."
Banksy
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)