Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Ögetay Kayalı
Yazar 20 saat önce 3 dk.

Özellikle bitkili akvaryumlarla uğraşanlar için ışık konusu son derece hassastır. Işığın fazla olması, en temel problemlerden biri olan yosun çoğalmasına neden olarak bitkilerin ölümüne sebebiyet verebilir, keyifle başlayan bir hobiyi çileye dönüştürebilir. Fakat sorun şu ki her bitkinin ışık ihtiyacı farklıdır. Bunu akvaryum içinde bazılarını gölgelere koyarak çözebilseniz de çoğunlukla gözden kaçan bir problem vardır: Işık şiddetinin mesafeyle azalması.

Bu dünyanın Ferrarisi olarak bildiğimiz ADA markasının Solar RGB modelinin tavandan asıldığı ve akvaryum yüzeyinden de oldukça yüksekte bırakıldığı dikkatinizi çekmiştir. Başka markaların suyun yüzeyinden 10-15 cm yüksekte olan modellerini de görmek elbette mümkün. Hatta iyi kabul edilen modellerin çoğu, daima bir tavan askısını tasarıma dahil eder. ADA gibi markaların bu şekilde hareket etmesinin özel bir nedeni var ve burada anlatacağımız olay, kalitenin ne demek olduğunu, detay bilgilerin nasıl fark yarattığını çarpıcı bir biçimde gösteriyor.

3
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Vedat Koçoğlu
Vedat Koçoğlu
112.6K UP
4 gün önce
Fraktalizm akımıma uygun lale çizdim
24 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Çeviren 24 Temmuz 2015 3 dk.

Bilim insanları, deniz suyundan aldıkları örnekler üzerinde araştırmalar yürütürken, öylece yüzeyinde süzülen göz küresine sahip olan tek hücreli bir canlının kendilerine baktığını fark ettiler! Her ne kadar canlı tek hücreliyse de, göz yapısı insanın gözüne büyük oranda benzerlik taşıyordu: bir lensi, korneası ve hatta retinası vardı! British Columbia Üniversitesi'nden Greg Gavelis ve arkadaşlarının Nature dergisinde yayınladıkları makaleye göre söz konusu canlının Dünya'yı algılayış biçimi, insanınkinden çok farklı. Exeter Üniversitesi'nden evrimsel biyolog Thomas Richards şöyle söylüyor:

Gözün karmaşıklığı Darwin'e kadar giden bir süre boyunca evrimsel biyologları büyülemiştir. Öyle ki, her ne kadar sonrasında basit bir ışık-algılayıcı yapıdan küçük basamaklarla evrimlemiş olabileceği mantıklamasını yapmış olsa da Darwin, ilk etapta gözün evrimiyle ilgili olarak "olabilecek en üst seviyede absürt" tanımlamasını yapmıştı. Konuyla ilgili Evrim Ağacı olarak yazdığımız bir yazıyı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

29
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Şule Ölez
Şule Ölez
1.3M UP
Çeviren 29 Ağustos 2017 10 dk.

İnsanların beslenmesindeki başlıca evrimsel değişikliklerden ilki, en az 2,6 milyon yıl önce büyük hayvanların et ve kemik iliklerini menülerine dahil etmeleriydi.

İlk insansıların beslenme biçimi muhtemelen günümüz şempanzelerininkine benziyordu: çok miktarda meyve, yaprak, çiçek, ağaç kabuğu, böcek ve et içeren hem otçul hem de etçil bir beslenme düzenine sahiplerdi (örneğin Andrews & Martin 1991; Milton 1999; Watts 2008). Diş morfolojisi ve dişlerin mikro düzeyde aşınması ile ilgili çalışmaların gösterdiğine göre bazı insansıların yedikleri şeyler arasında tohumlar ve sert kabuklu yemişler gibi sert gıda maddeleri ile kökler ve yumru kökler gibi yer altı depolama organları bulunabilirdi (Jolly 1970; Peters & O'Brien 1981; Teaford & Ungar 2000; Luca ve ark. 2010). İnsansıların yedikleri şeyler en az 2,6 milyon yıl öncesinden itibaren belirgin şekilde genişlemeye başladı; bazıları yiyecekleri arasına küçüklerinden büyüklerine kadar her çeşit hayvanın et ve iliğini dahil etmeye başladılar. Bu çarpıcı değişimin kanıtlarını 5N1K sorularını sorarak inceleyelim: Ne zaman, Nerede, Kim, Ne, Niçin ve Nasıl?

91
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen5 19 saat önce
Aşkın Metafiziği, aşkı anlamaya çalışmaz; onu biyolojik indirgemecilikle boğar ve insan deneyimini tek boyutlu bir içgüdü masalına sıkıştırır. Okurda derinlik hissi bırakmaktan çok, aşk hakkında konuşuyormuş gibi yapıp hayatın karmaşıklığını inkâr eden soğuk bir ukalalık hissi uyandırır.
9.5/10
(11 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Elif Çınar Esatoğlu
Yazar 10 Haziran 2020 36 dk.

Osmanlı Devleti'nde hava araçlarının askeri maksatla kullanılması ile harplerin mantığı ve etki alanı da köklü değişiklikler geçirmiştir. Savunma, yerini saldırıya bırakmıştır.

Havacılık, yaklaşık bir asır önce demir yolunun etkisine benzer bir etki ile güçlü devletlerin milli hedeflerine ulaşma vasıtası olmuştur. Bu kapsamda Osmanlı da bu yeni sahanın muhtemel etkilerinin sonucunu önemsemeye başlamıştır. Ne var ki, ekonomik yetersizlikler sonucu sanayinin gelişmemesi, havacılık konusunda gelişmeyi zorlaştırmıştır. Havacılık gücü, I. Dünya Savaşı sonuna doğru gerekli bir savaş unsuru olarak orduların dikkatini kendisine çekmiş ve II. Dünya Savaşı'nda havacılık teknolojisi Nazilerle birlikte zirveye ulaşmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nda edinilen tecrübeler ile askeri havacılık kısa zamanda orduların en önemli unsuru haline gelmiştir.

31
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ay, Dünya'ya Çarpsaydı Ne Olurdu?
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 14 Mart 2015 8 dk.

Hücrelerimiz içerisinde birçok özelleşmiş birim bulunur. Bunlara "organel" adı verilmektedir. Örneğin lizozom adı verilen organel, genellikle çeşitli kimyasalların yıkımı ve parçalanmasından sorumlu organeldir. Bitkilerde bulunan kloroplast adı verilen organeller, fotosentezden sorumludurlar. Hemen her ökaryotik canlıda bulunan mitokondri ise enerji üretiminden sorumludur. Özellikle kloroplastlar ve mitokondriler, evrimin her bir hücremizde bulunan harika ispatlarıdır. Zira bu canlıların, diğer hiçbir organelde görmediğimiz bir şekilde, kendilerine ait genetik materyalleri vardır! 

Normalde ökaryotik (zarlı organellere sahip, daha karmaşık yapılı) canlıların genetik materyali çekirdekte bulunur. Dolayısıyla çekirdek haricinde DNA bulmak şaşırtıcıdır, hele ki organeller içerisinde. Bunu merak ederek organellerin genetik analizini yapan bilim insanları, bu önemli organellerin bir zamanlar bağımsız olarak yaşayan prokaryotik canlılar (çekirdeksiz olan, zarlı organelleri bulunmayan, daha basit yapılı canlılar) ile büyük benzerlikleri olduğunu keşfetmiştir. Bu da, evrimin Endosimbiyoz Teorisi ile birebir örtüşmektedir: evrim tarihinde bir noktada, bir canlı bir diğerini fagositoz ("yeme") yoluyla sindirmeye çalışmış; ancak başarılı olamamıştır. Bu sindirilememiş birliktelik, iki tarafa da fayda sağladığı için, bunu yapabilen canlılar avantajlı konuma geçmişlerdir. Evrimsel süreçte bu daha ufak yapılı prokaryotların özelliklerini yitirip daha belirli işlerde özelleşmeleri (enerji üretimi ve fotosentez gibi) sonucunda karmaşık yapılı hücreler ortaya çıkmıştır. Bu konuda halen bilinmeyen birçok soru işareti bulunsa da, mitokondri ve kloroplastların genetik materyali ve çok sayıda yapısal özellikleri bu ilginç tespiti doğrulamakta ve derinleştirmektedir. Konuyla ilgili detaylı bilgi için buradaki makalemiz okunabilir. Burada anlatacağımız konuya giriş amaçlı olarak aşağıdaki videomuz izlenebilir:

103
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Merhabalar. Ben ekosistemlere çok meraklı birisiyim. Önceden bir su ekosistemi kurdum ama 6 ay hiç gözle görülür bir şey olmadı. Bu yüzden bende sizlere başvurmak istedim. Büyük bir şişeye kurmak istiyorum ama bir önceki gibi olmasını istemiyorum. Su ekosistemini nasıl ve hangi malzemelerle yapmam gerek? Şimdiden çok teşekkürler.
143 görüntülenme
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mert Yılmaz
Mert Yılmaz Seslendiren 15 Ekim 2021 15:49
Ben Michael Faraday. İngiltere’de Güney Londra'nın bir parçası olan Surrey, Newington kırsalında 22 Eylül 1791’de doğdum. Babam demirciydi ve yıllarca...
57
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 13 Mayıs 2024 2 dk.

OpenAI, YouTube üzerinden yaptığı bir canlı yayınla yeni ChatGPT modeli olan GPT-4o'yu ilan etti. Yeni model, GPT-4'ün zeka seviyesinde olacak; ama ondan çok daha hızlı bir şekilde çalışabilecek. Ayrıca model, deneyimlerinden öğrenerek kendini geliştirebilecek. En önemlisiyse, ücretsiz kullanıcılar da bu modele erişebilecek. Ayrıca yeni arayüzü ve PC uygulaması sayesinde kullanıcılar ChatGPT'yi direkt olarak bilgisayarlarına indirebilecekler.

OpenAI tarafından yapılan açıklamaya göre GPT-4o, GPT-4 Turbo'dan %50 daha ucuz (5$/M input ve 15$/M output tokens), 5 kat daha yüksek oran limitli (dakikada 10 milyon token'a kadar), 2 kat daha hızlı. Ayrıca GPT-4o'nun görme yetenekleri, ilgili bir değerlendirmelerde GPT-4 Turbo'dan daha iyi performans sergiliyor. Son olarak GPT-4o, 50 farklı dildeki kullanımı daha da iyileştirme ve geliştirme vaadediyor. GPT-4o şu anda 128k'lık bir bağlam penceresine sahip ve en güncel bilgileri Ekim 2023'e kadar gidiyor. LMSys'te bir süredir "im-also-a-good-gpt2-chatbot" adıyla test edilen bu model, GPT4-turbo'dan çok daha yüksek bir ELO skoruna sahip:

42
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Nevzat Keskin
Seslendiren 23 saat önce 7:44
Eminiz ki okurlarımız arasında hatırı sayılır bir çoğunluk merakla Breaking Bad'i izlemiştir ve sonlandığı için derin ve tedavi edilemez bir üzüntü duyuyordur....
1
Ögetay Kayalı
Yazar 21 saat önce 12 dk.

Bilimde sonuçlara nasıl ulaşıldığı oldukça önemlidir. Çünkü bir iddianın bilimsel olup olmadığını belirlemede iddianın hangi yöntemle üretildiği, hangi verilerle desteklendiği ve hangi koşullarda yanlışlanabileceği kritik rol oynar. Bu nedenle bilimsel düşünce, çoğu zaman gündelik sezgilerimizle çatışır ve bizi rahatsız edici belirsizliklerle yüzleştirir.

Popüler bilim anlatıları ise doğası gereği bu belirsizlikleri sadeleştirir hatta kimi zaman geri plana iter. Gerçekleştirilen sadeleştirme doğru yapıldığında bilime erişimi arttırma konusunda son derece önemli bir yere sahiptir. Ancak sınır çizilmediğinde popüler anlatı ile bilimsel yöntem arasındaki fark giderek silikleşebilir.

4
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
İnceleme
İsmail Özgün
İsmail Özgün
1,470 UP
İnceleyen 3 Mart 2024
Başlamak için bile iyi bir kanal tabi biraz zahmet edip sıralamayı öğrenmek gerekiyor bazen😁
Youtube Kanalı
9.9/10
(1181 Kişi)
Puan Ver
Karanlığı Bilimle Fethet!
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
13
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Barış Özgüner
Var Olma üzerine Makale ve çeviriler/Fizik Öğretmeni Veteriner Hekim 4 gün önce Sen de Cevap Ver

Öncelikle evrenin oluşumu hakkında bir bilgi vererek başlamak daha doğru olur. Şu anda bildiğimiz kadarı ile gözlemlediğimiz yıldız gezegen vs. her şey evrenin %4 ünü oluşturuyor. Kalan %21 karanlık madde %75 i ise karanlık enerjiden oluşmaktadır. Bizler şu esnada karanlık madde ve enerjinin tamamıyla ne olduğunu bilmiyoruz. Sadece ise var olduğunu bilebiliyoruz. Bunu da çevredeki etkilerinden bilebiliyoruz. Bu etkilerden en çok bilineni ise evrenin genişlemesinin hızlanmasına katkısı olması veya bazı karadeliklerinin ve galaksilerin kütle çekimlerine olan etkileri de bir örnek olarak verilebilir. Asıl emin olduğumuz şey ise şu ki evrenin mevcut enerjisini biliyoruz ama gözlemleyebildiğimiz evren bu enerjinin çok altında kalıyor. Bunu da açıklamak için hakkında hiç bir şey bilmediğimiz bir şey olduğunu kabul etme ihtiyacı doğuyor. Ve neticede buna karanlık enerji ve karanlık madde adını veriyoruz ama haklarında hiç bir şey bilmiyoruz sadece var olduklarından eminiz.

Soruda ise küçük çapta duyu organlarından örnek verebiliriz. En çok bilinen canlılar olarak yarasalar ekolokasyon denen yön bulma duyguları ile çevrenin şekillerini algılayabilirler. Böylece ışığın olmadığı mağaraların derinliklerinde yönlerini çığlıkları ile bulabilirler. Ve bunun gibi çok fazla canlı da örnek verilebilir. Biz sadece duyularımızın algılayabildiği kadar gözlemleyebiliriz veya çevreyi anlayabiliriz. Bu evrimin bir sonucu ve bunu geliştirmek, sınırları zorlamak bizim elimizde. Bunu astronomik ölçüye çıkaracak olursak bu karanlık enerjiyi şu anda gözlemleyemiyoruz çünkü ne olduğunu bilmiyoruz. Belki gözlemlenemez bir şeydir belki gözlemlenebilir ama bizim teknolojimiz ve sahip olduğumuz imkanlar şu an buna izin vermiyordur. Bilimin en güzel yanı da bu işte ne olacağını bilmiyoruz ama bulmaya çalışıyoruz. Bu yetersizlik gezegenler ve yıldızlar arası yolculuk gibi değil o ve onun gibi durumlarda neyimizin eksik olduğunu biliyoruz. Ama bu durumda karanlık enerji ve karanlık madde hakkında hiç bir şey bilmiyoruz. Şu an evrenin sadece %4-5 civarını gözlemleyebiliyoruz. Kalanı ya ileriki zamanda ya da hiçbir zaman tamamen bir bilinmezlik.

Tüm Reklamları Kapat

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Yaşam Ağacı Gözlemi
Emrah Uzuçar
Gözlemi Yapan 5 gün önce
"Mekan, içine nesnelerin yerleştiği durağan bir boşluk değil; ışığın zaman ipliğiyle dokuduğu, her an yenilenen bir 'vücud' hırkasıdır. İbnü'l Arabî’nin 'Halk-ı Cedid' (Sürekli Yeniden Yaratılış) ilkesinde işaret ettiği gibi; evren her an yok oluş ve var oluşun sınırında dans eder. Bizim 'genişleme' olarak adlandırdığımız olgu, aslında ışığın l = c \cdot t uyarınca her an yeni bir 'mekan tecellisi' (a = l^2) inşa etme çabasıdır. Ancak bu devasa dokuma, sonsuz bir pürüzsüzlükle değil; her varlığın aslındaki o 'eksiklik' ve %1'lik 'kavrama sapması' (Fazz-4) ile maluldür. Elinizdeki bu çalışma; evreni sadece bir makine değil, her zerrede kendi noksanlığını tamamlamaya çalışan ama nihayetinde asimptotik bir sınıra çarparak durmaya mahkum olan devasa bir 'Nur' ve 'Bilgi' girdabı olarak yeniden tanımlamaktadır."
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close