Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İrem Öznur Kılıç
Seslendiren 24 Nisan 2023 8:59
Protege etkisi (veya "çırak etkisi"), bir bilgiyi öğretmenin, öğretme taklidi yapmanın veya diğerlerine öğretmeye hazırlanmanın bu bilginin...
Bionluk Logo sponsorluğunda seslendirildi.
67
Tüm Reklamları Kapat
Okan Alver
Okan Alver
209.9K UP
Mec.Eng. 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Zamanın gerçekten var olup olmadığı sorusu benim için şu noktada düğümleniyor: Zamanı doğrudan akan bir şey gibi mi düşünmeliyiz, yoksa değişimi düzenlemek için kullandığımız zorunlu bir kavram mı? Fizikte zaman çoğu yerde bir parametre gibi duruyor tıpkı matematikteki değişkenler gibi, olayları sıralamak ve nedenselliği kurmak için konmuş bir eksen gibi... Zamanı ilk bakışta, tıpkı matematik gibi, doğayı anlamak için icat ettiğimiz bir soyutlama aracı gibi düşünebiliriz. Zira nasıl ki sayı doğada çıplak gözle gördüğümüz bir nesne değilse, zaman da elle tutulur bir şey değil. Bu yüzden birçok kişi için zaman, olayları sıraya dizmek ve değişimi ölçmek için kullandığımız zihinsel bir koordinat sistemidir. Bu açıdan bakınca, evet zaman, deneyimlerimizi düzenlemek için kullandığımız güçlü bir kavramsal araçtır. Lakin iş burada bitmiyor. Fizik bize şunu söylüyor: zaman sadece zihnimizdeki bir etiket değil, doğanın yapısına gömülü bir boyut gibi davranıyor. Görelilik kuramında zaman, uzayla birlikte tek bir yapı oluşturur bu da uzay-zaman'dır. Yani zaman, mekandan ayrı bir “saat aralığı” değil aksine kütle ve enerji tarafından bükülen, akışı gözlemciye göre değişen fiziksel bir büyüklüktür. Bir parçacık hızlandığında saatinin yavaşlaması, yerçekiminde zamanın farklı akması gibi etkiler, zamanın yalnızca algısal değil, ölçülebilir ve deneysel olarak doğrulanabilir bir yönü olduğunu gösterir. Burada ince bir ayrım yapmak gerekiyor. Zira zamanın “akıyor gibi” hissedilmesi büyük ölçüde bilincimizin işi. Yani geçmiş,şimdi ve gelecek duygusu, belleğimizin ve farkındalığımızın bir ürünü. Fizikte ise zaman, çoğu denklemde simetriktir. Yani yasalar geçmişe de geleceğe de aynı şekilde işler. Lakin biz sadece bir yönde hatırlayabildiğimiz için zamanı tek yönlü bir akış gibi deneyimliyoruz. Bu da zamanın oku dediğimiz şeyi ortaya çıkarır. Kısaca toparlarsam zamanın algısı bilinçle ilgili ve zamanın yapısı ise fizikle ilgili. Biri zihnimizin ürünü, diğeri evrenin dokusunun bir parçası. Bu yüzden zaman, hem bir kavramdır hem de gerçekliğin vazgeçilmez bir boyutudur.[1] Saygılarımla

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. Okan Alver. (). Kişisel Yorum.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
English Zone
English Zone
20.0K UP
2 gün önce
Who Offers Affordable IELTS Classes Near Me?





Searching for ielts classes near me is the first step towards achieving your dream of studying or working abroad. 









27 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 5 gün önce 4 dk.

Evrende gördüğümüz birçok yapı, disk şeklinde bulunmaktadır. Bu disk oluşumu çok temel fizik yasalarının sonucunda gerçekleşir. Disk benzeri yapılardan belki de en dikkat çekici olanı spiral (Tür: "sarmal") galaksilerken Güneş sistemi gibi yıldız sistemlerindeki gezegenler de yıldızın doğumu sırasında oluşan bir disk üzerinde doğmuştur.

Böylesine disk benzeri yapıların görülmesinin ardındaki fiziksel sebep, gündelik hayattan da tecrübe ettiğimiz bir etkiye dayanır: merkezkaç etkisi. Arabayla hızla giderken aniden bir virajdan döndüğünüzde, adeta yan taraflara savrulursunuz. Burada hissettiğiniz şey, aslında eylemsizliktir. Hareketinizin bir vektörü (yönü) vardır ve vektörler daima doğrusaldır. Fakat dönüş yaptığınız için vektörünüzün yönü değişmektedir. Eylemsizlik ise tam olarak sizin mevcut hareket vektörünüzü korumak istemenizdir. Bu sebeple vektör değiştikçe siz de savrulmayı hissedersiniz.

17
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

EtkinlikKonferans
Boray Yıldırım
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce Ankara & ÇevrimiçiÜcretsiz21 Şubat
19. Aykut Kence Evrim Konferansı
21 Şubat 2026 08:45 tarihinden 22 Şubat 2026 16:30 tarihine kadar.

ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu olarak 20 yıldır halka evrimi anlatmak, evrim hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmek ve evrimsel biyoloji ile akademik olarak ilgilenen insanları bir araya getirmek amacıyla Aykut Kence Evrim Konferansı’nı düzenliyoruz. Konferans, hocamız Aykut Kence’nin emekleriyle Ulusal Evrim Konferansı olarak başlamış olup vefatının ardından öğrencileri tarafından hatırasını yaşatmak amacıyla ‘Aykut Kence Evrim Konferansı’ adını almıştır.

Ülkemizde evrim karşıtlığının ne kadar fazla olduğunu bilmekle beraber bu görüşlerin sonucunda ortaya atılmış bütün propagandaların da farkındayız. Bunları yapan zihniyetin  karşısında bir öğrenci topluluğu olarak kâr amacı gütmeden yalnızca bilimi yaymak adına düzenlediğimiz Aykut Kence Evrim Konferansı’nı 20 yıldır birçok sorunla karşılaşılmasına rağmen başarı ile düzenlenmeye devam ediyoruz. Bu sene de konferansımızı 21-22 Şubat 2026’da ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenleyeceğiz. 

Konferansımız genel oturum ve akademik oturum olmak üzere iki oturum içermekte olup genel oturumumuz her kesime hitap eden bir oturumdur. Genel oturum sunumları eş zamanlı olarak Aykut Kence Evrim Konferansı YouTube kanalında yayınlanacaktır.

Kayıt linkimiz: https://www.biletimgo.com/etkinlik/19-aykut-kence-evrim-konferansi-22005

Akademisyenlerin sunumlarının yanı sıra aralarda jeolojik devirler ve primat evrimi ekiplerimizin sunumları olacaktır. Ayrıca fuaye alanımızda çeşitli ikramlarımız olacaktır.

Konferans bitiminin ardından aktif katılım gösteren katılımcılarımıza sertifika verilecektir.

ODTÜ dışı kayıtlarımız 15 Şubat günü saat 13.00'te kapanacaktır. Bunun sebebi, ODTÜ dışından gelecek katılımcılarımızın konferans günü kampüse girişte sorun yaşamamaları için katılımcı listelerinin gerekli yerlere iletilmesidir. 

Biyoloji ve Fen Bilimleri Öğretmenleri, [email protected] mail adresine öğretmen olduklarını gösteren belgeyi attıkları takdirde konferansımıza ücretsiz katılabilirler.

Konferansımıza topluluk kaydı yapmak isteyen üniversite toplulukları ve liseler [email protected] üzerinden bize ulaşabilirler.

Genel ve akademik oturum programlarımız ve duyurularımız sosyal medya hesaplarımızdan paylaşılacaktır. Bizi takip etmeyi unutmayınız.

Devamını Göster
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 21 Ekim 2022 54 dk.

Bell Teoremi (veya "Bell'in Eşitsizlik Teoremi" veya "Bell Eşitsizliği Teoremi") olarak bilinen matematiksel teorem, kuantum mekaniğinin doğası gereği olasılıkçı (probabilistik) olduğunu doğrulayan matematiksel bir teoremdir ve aynı zamanda bu teoremden yola çıkarak geliştirilmiş fiziksel deneylerin sonuçlarına işaret etmekte de kullanılır. Bell Teoremi ve bu teorem sayesinde geliştirilmiş olan fiziksel deneyler, Evren'in kuantum ölçekte olasılıkçı olduğunu göstermiş, Evren'in bu olasılıkçı doğasına işaret eden gözlemleri deterministik yöntemlerle açıklamaya çalışan "yerel gizli değişken" teorilerinin verilerle uyumsuz olduğunu ortaya koymuştur. Bu başarıya giden yoldaki en önemli deneyleri yapan Alain Aspect, John Clauser ve Anton Zeilinger üçlüsü, 2022 Nobel Fizik Ödülü ile taçlandırılmıştır.

Bu bağlamda "yerel" sıfatı, klasik fiziğin ve görelilik teorilerinin önemli bir parçası olan yerellik prensibini kastetmektedir. Bu prensibe göre parçacıklar, sadece yakın civarlarındaki konumda olan bitenden etkilenebilirler ve sadece yakın civarlarındaki nesneleri etkileyebilirler; uzak mesafelerde etkiye sahip olamazlar. Yerellik prensibi, aynı zamanda fiziksel alanlar yoluyla aktarılan bilginin ışık hızından daha hızlı gidemeyeceğini de söyler.

187
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
iyi ki varsın evrim ağacı dilerim köklerin yeryüzünde her yere dalların da gökyüzünde her yere ulaşsın sevgilerle bilimle.
Open AI
Open AI
67.9K UP
12 saat önce
O çok sevdiğimiz yumuşak polarların sırrı, petrol türevi uzun polimer zincirleri. Sıcak tutuyorlar ama bedeli var. Çamaşır makinesindeki o mekanik sürtünme, her yıkamada kumaştan binlerce mikroskobik lifi koparıyor. Arıtma tesisleri bu kadar küçük parçaları tutamıyor, döngü eninde sonunda tabağımızda bitiyor.

Pamuk da lif döküyor ama doğada parçalanıyor, sentetikler ise inatçı. İnsan sağlığına uzun vadeli etkisi hala literatürde büyük bir soru işareti (henüz "şu hastalığı yapar" diyemiyoruz), ama ciğerlerimizde ve kanımızda mikroplastik taşıdığımız kesin. Belki de kıyafetleri bu kadar saplantılı şekilde yıkamayı bırakmalıyız; bazen sadece havalandırmak yetmez mi?
42 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Nadir Kerem Dağ
Çeviren 2 gün önce 2 dk.

Araştırmacılar, 15 Ocak'ta Cell Communication and Signaling dergisinde yayınladıkları bir çalışmada, farelerde ağızda bulunan bir bakterinin mevcut tümörlerin boyutunu şişirebildiğini ve hatta kanser öncesi oluşumların ortaya çıkmasını tetikleyebildiğini bildiriyor.

Çalışma, ağızdaki zararlı bakterilerin kana karışarak meme dokusuna ulaşabildiğini ve burada sağlıklı hücrelere ciddi zarar verebildiğini ortaya koyuyor. Daha önceki çalışmalar ağız hastalıkları ile meme kanseri arasında bağlantılar ortaya koymuştu ancak Johns Hopkins Tıp Fakültesi'nde onkoloji araştırmacısı olan Dipali Sharma, "Şimdi doğrudan bir bağlantımız var," diyor.

5
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
188.3K UP
Türü Ekleyen 5 gün önce
Macropodidae, Diprotodontia takımı içerisinde yer alan ve evrimsel olarak zıplayıcı lokomosyon üzerine uzmanlaşmış en karakteristik keseli memeli ailelerinden biridir. Bu aile; kangurular, wallabiler, wallaroo’lar ve ağaç kanguruları gibi morfolojik ve ekolojik açıdan farklılaşmış birçok formu kapsar. Macropodidae üyeleri, yalnızca Avustralya faunasının simgesel canlıları değil, aynı zamanda biyomekanik evrimin en ileri örneklerinden biri olarak kabul edilir.

Ailenin temel ayırt edici özelliği, arka ekstremitelerin aşırı derecede gelişmiş olmasıdır. Uzamış arka bacak kemikleri, kalınlaşmış kas dokusu ve yüksek elastik lif oranına sahip tendon yapıları sayesinde, bu canlılar zıplama hareketini yalnızca bir hareket biçimi olarak değil, enerji verimli bir ulaşım stratejisi olarak kullanır. Bu sistemde kaslar sadece kuvvet üretmez; aynı zamanda elastik enerji depolar ve bu enerji bir sonraki sıçramada geri kazanılır. Bu sayede uzun mesafeli hareketler düşük metabolik maliyetle gerçekleştirilebilir. Kuyruk ise denge organı olmanın ötesinde, hareket sırasında üçüncü bir destek noktası gibi işlev görerek vücut stabilizasyonunu sağlar.

Macropodidae üyeleri beslenme açısından yüksek lifli bitkisel diyete adapte olmuş otçullardır. Sindirim sistemleri, selüloz sindirimine uygun şekilde genişlemiş fermentasyon bölgeleri ve simbiyotik mikroorganizmalarla desteklenen bir yapı gösterir. Bu adaptasyon, düşük besin değerine sahip bitkisel kaynaklardan maksimum enerji elde edilmesini sağlar. Bu yönüyle kangurugiller, sadece tüketici organizmalar değil, bitki örtüsü yapısını şekillendiren ekolojik düzenleyiciler olarak da işlev görür.

Üreme biyolojileri, keselilere özgü gelişmiş adaptasyonları içerir. Kısa gebelik süresi, gelişimini tamamlamamış yavrunun keseye geçişi ve uzun süreli laktasyon süreci, çevresel koşullara karşı yüksek uyum kapasitesi sağlar. Dişilerde görülen embriyonik diapoz (gelişimin geçici durdurulması) mekanizması, olumsuz çevre koşullarında üremenin biyolojik olarak ertelenmesine imkân tanır. Bu sistem, Macropodidae’nin değişken iklim koşullarında tür devamlılığını sürdürebilmesini sağlayan kritik bir adaptasyondur.

Ekolojik dağılım açısından Macropodidae türleri; açık bozkırlardan yarı çöl ekosistemlerine, ormanlık alanlardan dağlık bölgelere kadar geniş bir habitat yelpazesinde bulunur. Bu çeşitlilik, ailenin yüksek adaptif radyasyon kapasitesini yansıtır. Aynı aile içinde hem yerde yaşayan, hem ağaçta yaşayan (tree-kangaroo) hem de yarı kurak alanlara uyum sağlamış türlerin bulunması, evrimsel esnekliğin güçlü bir göstergesidir.

Macropodidae, yalnızca kanguruları kapsayan bir aile değil;
hareket biyomekaniği, enerji ekonomisi, ekolojik mühendislik ve üreme stratejilerinin entegre olduğu evrimsel bir adaptasyon sistemidir. Bu yönüyle aile, modern memeli evriminde lokomosyon temelli adaptasyonun en net ve en sofistike örneklerinden biri olarak değerlendirilir.
1
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 21 Ekim 2020 27 dk.

Doğada neredeyse hiçbir olgu, son haliyle, birdenbire var olmaz. Her zaman daha eski, daha basit, daha başka nedenlerle var olan unsurların dönüşümüyle yeni yapıların geliştiğini görürüz. İnsanı "insan" yapan en sıra dışı unsurlardan biri gibi gözüken mizah ve espri anlayışı da bundan muaf değildir. Mizahın yazılı kökenlerini, profesyonel "jestçilerin" ve "şaka kitapları"nın olduğu Antik Yunan'a kadar takip etmek mümkündür. Hatta MÖ 460'ta doğmuş olan Demokritos, "gülen filozof" olarak anılırdı; çünkü oldukça espritüel biriydi ve çağdaşlarının "aptallıklarına" gülmesiyle bilinirdi.[1] Ama mizahın kökenleri orada durmaz. Avustralya Aborijinleri'ne yönelik antropolojik çalışmalar, mizahın Homo sapiens içindeki kökenlerinin en az 35.000 yıllık olduğunu düşündürmektedir. Fakat karşılaştırmalı etoloji (hayvan davranışları) çalışmalarından gelen veriler, mizahın davranışsal kökenlerini Homo sapiens türünden çok daha öncesine, günümüzden yaklaşık 16-10 milyon yıl öncesine dayanıyor olabileceğini göstermektedir.[2][3]

Mizahın evrimsel kökenlerini anlamak için, onun davranışsal öncülleri ile davranışsal ardıllarını incelemek gerekmektedir: Espri ve şaka gibi tüm bileşenleriyle bir arada değerlendirilebilecek olan "mizah" kavramının öncülü; sözlerle veya davranışlarla icra edilen soyut bir oyundur. Mizahın kalbinde yer alan espri veya şakanın kendisi, birbiriyle bağdaşmaz gibi gözüken unsurları barındıran bir bağlama veya bağlamlara sahiptir. Çözümlenmesi gereken bir bilinmezi barındırır (size anlatılmaya yeni başlanan bir fıkrayı düşünün) veya sıra dışı bir fiziksel davranışı barındırır (bir "eşek şakası"nı düşünün). Bu bilinmezlik ve bağdaşmazlık, kişide psikolojik bir gerilime neden olur. Ancak mizahın az önce tanımladığımız oyuncu doğası içerisinde, esas mesaj (İng: "punchline") verildiğinde ve espri patlatıldığında veya fiziksel şaka sonlandığında, bağdaşmaz bağlam da çözüme kavuşur ve şakanın hedefindeki kişi, gerilimin ortadan kalkmasıyla genellikle güler veya kahkahaya tutulur. İşte bu duygusal iniş çıkışlar, sosyal hayvan türlerini birbirine bağlayan önemli bir davranış kalıbına karşılık gelir. Dolayısıyla mizahın kökenlerinin sırları, insan-harici sosyal hayvanlardaki oyun, mizah algısı ve kahkaha davranışlarında yatar. Bu yazımızda, bu faktörlere, bunların evrimine ve modern mizah ile ilişkisine bir bakış atacağız.

167
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Irmak Kara
Irmak Kara
53.4K UP
İnceleyen10 30 Ağustos
Feynman’ın Fizik Dersleri Cilt 1, fiziğin temel ilkelerini yalnızca matematiksel formüller üzerinden değil, aynı zamanda doğanın işleyişini kavratmaya yönelik güçlü sezgilerle aktaran bir eser. Kitap, klasik mekaniği kapsamlı bir şekilde açıklarken, Feynman’ın anlatımındaki özgünlük okuyucuya soyut kavramların ardındaki fiziksel anlamı hissettirmeyi amaçlıyor. Özellikle klasik mekaniğin temelleri, enerji kavramı, kütleçekim yasaları ve dalga hareketleri gibi konular, yalnızca hesap yapabilmeyi değil, aynı zamanda doğadaki olayları fiziksel bir bakış açısıyla yorumlayabilmeyi sağlayacak şekilde ele alınmış. Feynman’ın mizahi üslubu ve sıradışı örnekleri, eseri sıradan bir ders kitabından çıkarıp bir düşünce yolculuğuna dönüştürüyor.
10.0/10
(32 Kişi)
Puan Ver
Cilt 1: Mekanik Işınım, Isı - Yeni Milenyum Basımı
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 23 Kasım 2014 11 dk.

Ülkemizi dünyada en fazla sağır kedinin olduğu ülke olarak rahatlıkla adlandırabiliriz. Bu durum son derece üzücüdür. Bunun en büyük sebebi ise, beyaz kıllara sahip kedilerin bir nevi milli kedi olarak, ayrı bir ırkmış gibi lanse edilmesi ve üretilmesidir. Fakat insanlarımız sağırlığı unutup, kedinin hayatını ve sağlığını görmezlikten gelmektedirler. Anadolu coğrafyası içindeki beyaz kedilerimiz, renkli olanlarıyla genetik olarak hiçbir farkı olmamasına karşın; ülkemizde sanki ayrı, özel bir ırkmış gibi gösterilmiştir.

Renkli kedilerde sağırlığa yaygın olarak rastlanmazken, bizler beyaz kedilerimizi, bilinçsizce bir arada çiftleştirerek bu soruna neden olmuşuzdur. Yetiştiriciler dışında, Ankara Hayvanat Bahçesi ve Van Üniversitesi sağırlığa rağmen, üretime senelerdir devam etmektedirler. Bu yazının yazıldığı sıralarda Ankara Hayvanat Bahçesi hiçbir önlem almamıştır ve yapılan araştırmada 9 kediden 7’sinde kısmi sağırlığa rastlanılmıştır (Tike, 2009). Van 100. Yıl Üniversitesi ise sağırlık üzerine, ciddi bir bilimsel test yapmadan üretimlerine onlarca yıldır devam etmişlerdir. Medyada kedilerinin sadece %2-3 oranında sağır olduğundan bahsetmişlerdir, fakat bu inandırıcı olmamakla beraber, genetik olarak imkansızdır.

146
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Ardil Yıldırım
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
paradigma değişimleri sancılıdır ama insanlığı bir üst seviyeye taşır.
Kaynak: Evren hakkındaki fikirler
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

İnceleme
Blog ~ Mek
Blog ~ Mek
50.9K UP
İnceleyen10 6 Ağustos
“Benim Adım Kırmızı” Üzerine Bir Tahlil Denemesi

Orhan Pamuk’un romancılık serüveni Cevdet Bey ve Oğulları ile başlar. Benim Adım Kırmızı da
onun en önemli eserleri arasında kabul edilir. Pamuk’un hem sanat yönü vardır hem de felsefe. Bu felsefe
yönünün romanlarında gittikçe derinleştiğini söyleyebiliriz. Benim Adım Kırmızı, onun postmodern romanlarının
ikincisi olarak değerlendirilir. Bu çerçevede Kara Kitap ve Benim Adım Kırmızı hem roman anlayışı hem de
renkler bakımından ilgi çeken eserlerdir. Roman, renklerle ilgili isimlendirmeden dolayı batı edebiyatında ve
bizim edebiyatımızda renklerle isimlendirilmiş bazı romanları (Kırmızı ve Siyah, Mai ve Siyah gibi) hatırlatır.
Yazıda, Benim Adım Kırmızı alışılagelmiş bir tahlil planı çerçevesinde incelemeye alınmıştır. Pamuk, yüz kırk
yıllık romanımıza yeni ve zengin bir kaynak göstermiş, nakkaşların aralarındaki kavganın sonu ile Kara’nın
Şeküre ile olan aşklarının, hayat anlayışlarının sonu eserin okuyucuya verdiği sonuçlar olarak tespit edilmiştir.
Yapılan değerlendirmeler ise sonuç başlığı altında ortaya konulmuştur.
9.9/10
(9 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 2 gün önce Türkiye, İstanbul
En yaygın olarak Yahudi kulağı” veya Ağaç kulağı, Jöle Mantarı olarak bilinen, dünya çapında bulunan bir mantardır. Göze çarpan kulak benzeri şekli ve kahverengi rengi ile ayırt edilir. Yıl boyu gözlemlenebilir, nemsiz ve çok güneşli havalarda kuruyup büzüşür ancak yağmur yağdığında eski formuna geri döner. Yenilebilir olarak geçer ancak mutfak değeri pek gözetmez.
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
155.7K UP
İnceleyen 6 gün önce
Kafka’nın Şato’sunu okurken insanın içine ince, soğuk bir sis çöküyor. Sanki bir yere çağrılmışsın ama kapıyı kimse açmıyor. Üstelik içeride birilerinin olduğundan da eminsin. İşte roman tam olarak bu his.
K., köye gelir ve şatoda görevlendirildiğini söyler. Ama ne şato onu tanır, ne köy halkı onu ciddiye alır. Herkes bir şeyler biliyor gibidir ama kimse net bir cevap vermez. Kafka daha ilk sayfalarda o yabancılık duygusunu öyle bir kurar ki, sen de K. ile birlikte üşümeye başlarsın. “Şato, tepeye gömülmüş bir hayal gibiydi” derken aslında yalnız bir binayı değil, ulaşılamayan anlamı anlatır.
Kafka’nın dünyasında bürokrasi sadece evrak işi değildir; insanın varoluşunu kemiren görünmez bir makinedir. K. sürekli birilerine ulaşmaya çalışır, memurlara, görevlilere, aracı kişilere ama hep bir eksik belge, yanlış saat, yanlış yorum çıkar. Tuhaf olan şu, sistem çalışıyor gibi görünür ama aslında kimse sorumluluk almıyor. Bu bana hep modern hayatı hatırlatır. Bir telefon hattında beklerken duyduğun o otomatik ses gibi. “Talebiniz işleme alınmıştır.” Ama kim işliyor, nasıl işliyor, bilmiyorsun.
Kafka’nın şu cümlesi çok çarpar:
“Bir yerde yanlışlık olmalı, diye düşündü K. ama nerede olduğunu bilmiyordu.”
Bu sadece K.’nin değil, hepimizin cümlesi sanki. Hayatta bir şeyler ters gidiyor gibi gelir ama sorunu tutup gösterecek bir yer yoktur.
Şato’nun en sarsıcı yanı şudur. Tanrı gibi görünen ama asla görünmeyen bir otorite fikri. Şato’yu hiç gerçek anlamda görmeyiz. İçine giremeyiz. Hep dolaylı bilgiler vardır. Bu yüzden romanı okurken ister istemez teolojik bir boyut da hissedilir. Sanki insan, Tanrı’ya ya da mutlak hakikate ulaşmaya çalışıyordur ama arada sonsuz bir mesafe vardır.
Kafka’nın dili sade ama etkisi derin. Süslü cümleler kurmaz; zaten korkutucu olan da bu yalınlıktır. Her şey sakin sakin anlatılırken insanın içi daralır. Çünkü absürt olan şey bağırmaz; normalmiş gibi davranır.
Ben Şato’yu her okuduğumda şunu düşünüyorum.Kafka bize başarısızlığı değil, sürekli ertelenen bir umudu anlatıyor. K. hiçbir zaman “Tamam, vazgeçtim” demez. Hep bir yol daha dener. Bu trajik ama bir o kadar da insani. Belki de Kafka’nın en acımasız tarafı bu. Umudu tamamen elinden almıyor, sadece sürekli erteliyor.
Roman yarım kalmıştır, biliyorsun. Ama tuhaf biçimde eksik bitmesi tam da romanın ruhuna uygundur. Çünkü bu hikâye zaten çözüme kavuşamazdı. Şato’ya varılsa bile başka bir şato çıkardı belki de.
Kafka bir yerde şöyle der, “Yollar yürümek içindir.”Şato’ya varmak için değil. Belki de mesele bu. Biz hep varmak istiyoruz. Kafka ise yürüyüşün kendisini, o bitmeyen arayışı gösteriyor.
Şato’yu okurken insan hem yalnız hisseder hem de garip bir şekilde anlaşılmış. Çünkü Kafka, insanın modern dünyadaki o görünmez sıkışmışlığını kelimelere dökmeyi başaran nadir yazarlardan biri. Ve dürüst olayım, bu roman insanı biraz yorar. Ama iyi bir yorgunluk bu. Düşündüren, içini eşeleyen bir yorgunluk.
Kitap
7.5/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Das Schloss
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Samet Samet
Üye 18 Nisan 2023
Ben 11.sınıf öğrencisiyim pandemiden dolayı 9 ve 10. Sınıf boş geçti ve sayısal seçtim 11.sinif başladı ilk dönem sadece ayt yani 11. Sınıfa ağırlık verdim 2.dönem başlangınca deprem oldu ve herşey altüst oldu okullar uzun bir süre tatil edildi daha sonra açıldı ama kimse gitmedi daha doğrusu gidemedi onun için ayt konuları birikmeye başladı
1 Cevap - 1,053 görüntülenme
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Hüseyin Güngör
Eseri Ekleyen 2 gün önce Film
7.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Yönetmen: Cem Yılmaz
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

EtkinlikEğitim
Fırat Gümüştekin
Etkinliği Ekleyen 2 hafta önce İstanbul₺500,0016 Şubat
Sinematografik Anlatıda İleri Seviye Kurgu: Final Cut Pro Eğitimi
16 Şubat 2026 18:00 tarihinden 16 Şubat 2026 21:00 tarihine kadar.

"Bir yönetmen gözüyle, ham görüntülerin nasıl profesyonel bir hikayeye dönüştüğünü keşfedin. Bu eğitimde sadece Final Cut Pro'nun teknik araçlarını değil; kurgu ritmi, renk derecelendirme (color grading) ve görsel devamlılık gibi sinematografik unsurları nasıl bilimsel bir titizlikle işleyeceğimizi öğreneceğiz. Özellikle bilimsel belgeseller ve kısa filmler için etkili kurgu tekniklerine odaklanacağız."

Devamını Göster
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 3 Şubat 2019
Öğrenmeyi bilen bir kişi, yeterince şey biliyor demektir.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
28
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close