Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Sibel Özkan
Sibel Özkan
181.5K UP
Yazar 4 gün önce 13 dk.

Sırt üstü yatan bir kaplumbağanın çaresizliği her ne kadar hepimizi etkilese de görünürdeki risk faktörü olan kaplumbağanın sert kabuğunun, bir dezavantajdan çok avantaj olmasının sırrı matematikte yatmaktadır.[1][2][3] Kaplumbağaları ters çevirip kendilerini düzeltmelerini izlemek, bazı matematikçilerin uzun zamandır teorize edilen üç boyutlu bir şeklin varlığının keşfedilmesine yardımcı olmuştur.

Doğrulma hareketi her zaman kaplumbağanın uzunluk ekseni etrafında, vücudun ortasındaki ana kesitin çevresi boyunca enine bir yuvarlanma yoluyla gerçekleşir. Bu nedenle, yuvarlanmanın geometrisi esasen düzlemseldir ve düzlemde kolayca gösterilebilir: Yatay bir yüzeyde yuvarlanan dışbükey, homojen bir disk.

6
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
122.1K UP
Bu konuda fikrim var 2 gün önce Sen de Cevap Ver

İnsanlar Mars’a gittiklerinde oksijen sorununu üç ana yöntemle çözmeyi planlıyor: yanlarında oksijen götürmek, Mars’taki karbondioksitten oksijen üretmek ve sudan oksijen elde etmek. Mars atmosferinin %95’i karbondioksittir; bu gaz elektroliz yöntemiyle ayrıştırılarak oksijen üretilebilir. Nitekim NASA’nın Mars 2020 Perseverance görevi üzerindeki MOXIE deneyi, Mars’ta karbondioksitten oksijen üretmeyi başardı. Uzun vadede ise Mars’taki buzdan su çıkarılıp elektrolizle oksijen ve hidrojen üretmek planlanıyor. Yani çözüm, tamamen Dünya’dan taşımak değil, mümkün olduğunca Mars kaynaklarını kullanmak olacak.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 22 Haziran 2011 51 dk.

Nikola Tesla, 10 Temmuz 1856’da Hırvatistan’ın bir köyünde yaşayan Sırp-Ortodoks bir ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi, daha sonra bir kardeşi daha oldu. Nikola’nın annesi ev işlerini kolaylaştırmak için küçük icatlar yapan bir kadındı, bir keresinde mekanik yumurta çırpıcısı tasarlamıştı. Aynı zamanda okumayı çok sever ve okudukları hafızasından çıkmazdı; Nikola’nın mucit dehasının annesinden miras kaldığı söylenir. Nikola zor bir çocukluk geçirmişti; ailesi onu hep ağabeyi ile karşılaştırıyordu. Ağabeyi 12 yaşındayken attan düşüp öldü. Ailesi atı korkuttuğu için Nikola’yı sorumlu tutmuşlardı. Ailesinin Nikola’ya davranışlarının onun psikolojisini etkilediği ve içine kapanık bir insan olmasının önünü açtığı düşünülür.

Nikola çocukken şiir yazmayı ve okumayı severdi. Müthiş bir hatırlama kabiliyetine sahipti; gördüğü, duyduğu ve okuduğu hiçbir şeyi unutmuyordu, özellikle görsel hafızası müthişti. Buluşlarına çok erken yaşta başlamıştı, daha 6 yaşındayken kendi su çarkını yapmıştı. Fakat gariplikleri olan bir çocuktu. Örneğin, kimsenin saçına dokunamıyordu ve yürürken adımlarını sayıyordu. Parlak cisimlere karşı çok büyük zaafı vardı. Ayrıca, her zaman yemeğinin kübik içeriğini hesaplıyor, bunu başaramazsa yemek yemeyi reddediyordu.

212
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim ve bilimseverler sıkıcı değildir! Evrim Ağacı Etkinlik Platformu'nu kullanarak bulunduğun şehirde veya internet üzerinde toplantılar, etkinlikler, buluşmalar düzenleyebilir, diğerlerinin düzenlediği etkinliklere katılabilirsin. Ayrıca eğer bilimle ilgili bir iş, staj, burs veya eğitim arıyorsan veya bu pozisyonları dolduracak bilimseverler, bilim insanları ve öğrenciler arıyorsan, Evrim Ağacı İlan Platformu'nu kullanarak Türkiye'deki ve Dünya'nın her yanındaki bilimseverlerin oluşturduğu ağa katılabilir, bu ağa güç katabilirsin!

Poyraz Sevinç
Üye 3 gün önce
Uzayda hızla haraket eden bu meteorlar hareket edecek hızı nasıl buluyorlar? Yani eğer oluştuklarındaki hızı nasıl koruyup ta bir atmosfere girebilecek kadar hızı nereden alıyorlar? Ve yerçekimi tarafından hızlanamayan meteorlara ne oluyor?
2 Cevap - 233 görüntülenme
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gökbey Atsız
2 gün önce
Alper Kocabıyık’ı geçtiğimiz günlerde haberlerde görmüş olabilirsiniz. Hem kafa yapısı hem de sanat becerisi, onun Neandertallere genetik bağlamda bizden daha yakın olma ihtimalini göz önüne koymaz mı? Evet, basit bir ortopedik rahatsızlık da olabilir ama bahsettiğim durum da ihtimaller arasında değil midir?
33 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Çeviren 15 Temmuz 2020 2 dk.

Bir insanın hayatının stresli dönemlerinde yaşadıkları depresif semptomlar geliştirmesine yol açabilir. Örneğin, biriyle ilişkimizin sona ermesi oldukça yaygın bir olaydır ancak majör depresif bozukluk riskini artırarak, hayat kalitemiz için büyük bir risk oluşturur.

Dinlenme-durumu (İng: "resting-state") beyin görüntüleme çalışmaları, depresyon hastalarında giderek daha fazla anormal beyin iletişimi tanımlıyor. Ancak güvenilir nöral temellerle klinik tanısı olmayan bireylerde depresif belirtilerin olup olmadığı şu anda belirsiz. Bu yüzden klinik teşhis almadan hayatlarının bir döneminde stresli durumlara maruz kalan bu kişilerin depresyon semptomlarıyla ilişkili yeterince güvenilir veri mevcut değil veya dikkate alınmıyor.

40
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çınar Civan
Çınar Civan
623.0K UP
Çeviren 4 Mayıs 2024
Bir yıldız bir karadeliğe yaklaşırsa ne olur? Eğer yıldız doğrudan devasa bir karadeliğe çarparsa, yıldız tamamen karadeliğin içine düşer ve her şey yok olur. Daha olası olan ise yıldızın kara deliğin çekimine maruz kalarak dış katmanlarının çekilmesi veya yıldızın parçalanmasıdır. Bu durumda, yıldızın gazının çoğu karadeliğin içine düşmez. Bu yıldız gelgit bozulması olayları bir süpernova kadar parlak olabilir ve otomatik gökyüzü araştırmaları tarafından giderek daha fazla sayıda keşfedilmektedir. İçerikteki sanatçının çizimi, bir yıldızın yeni geçtiği devasa bir karadelikten ayrılarak yörüngede devam eden gazını göstermektedir. Karadeliği çevreleyen gaz ve toz diskinin iç kenarı parçalanma olayı tarafından ısıtılır ve yıldızın yok olmasından çok sonra bile parlayabilir.
6
1 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Ankara Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 3 gün önce Ankara₺370,00 - ₺1.950,0028 Şubat
EA Ankara Topluluğu - Antik Tarih ve Mitoloji Serisi III
28 Şubat 2026 16:15 tarihinden 28 Mart 2026 19:00 tarihine kadar.
Evrim Ağacı Antik Tarih ve Mitoloji Serisi III. kısım, 28 Şubat 2026 Cumartesi saat 16.00’da ilk etkinliği ile başlayacaktır. Toplamda 4 hafta sürecektir. Etkinlik serisi 28 Mart 2026 Cumartesi günü Antik Hindistan etkinliği ile sona erecektir. Her etkinlik 40 dakikalık 3 oturum halinde yapılacaktır. Konuşmacı: Timuçin Alp Aslan, MA. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tarih bölümünden lisans derecesini aldı. Bologna Üniversitesi’nde Latince, Koç Üniversitesi’nin Kapadokya Okulu, Nümizmatik okulu ve Çevresel Arkeoloji programları gibi uluslararası etkinliklerde yer aldı. Ankara Çayyolu Höyük, Muğla – Milas Labraunda antik kutsal alanı ve Yunanistan’da Büyük İskender’in ilk başkenti Pella’da arkeoloji kazı ve alan çalışmalarında bulundu. Aynı zamanda Ankara Turist Rehberleri Odası’na kayıtlı profesyonel turist rehberidir. Etkinlikler, 50 kişilik kontenjan ile sınırlıdır. Etkinlik Konuları ve Planı 1. Neolitik Çağ: Göbeklitepe, Karahantepe ve Çatalhöyük
2. Antik Mezopotamya: Medeniyetin Şafağı 3. Antik Mısır: Nil’in Bereketi
4. Antik Hindistan: Uygarlığın Enigması Not: Etkinlik bitiş tarihinden sonra Ankara içi ve çevresindeki tarihi alanlar ve müzelere gezi yapılacaktır. Gezinin tarihine katılımcılar ile karar verilecektir. Fiyatlandırma Bilgisi: Öğrenci ve tam olmak üzere iki biletimiz bulunmaktadır. Aktif olarak bir eğitim kurumunda lisans seviyesinde öğrenim gören katılımcılarımız “öğrenci” bileti, diğer katılımcılar ise “tam” bilet ödemesi yapacaktır. Not: Öğrenci bileti sadece lisans öğrencisi olan katılımcılarımız için geçerlidir.
Öğrenci bileti alanların bilet kontrolünde öğrenci belgesi göstermesi zorunludur. Ayrıca bankanıza bağlı olarak İYZİCO üzerinden etkinliklerimize taksit imkânı bulunmaktadır. Tek Bilet – Öğrenci: 370 ₺
Toplu Bilet – Öğrenci: 990 ₺ Tek Bilet – Tam: 540 ₺
Toplu Bilet – Tam: 1950 ₺ Etkinliklerin sonunda katılımcılara Evrim Ağacı tarafından bir katılımcı belgesi verilecektir. Katılımcı belgesi etkinlik fiyatına dahildir.
Devamını Göster
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
3
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
605.8K UP
2 gün önce
Southwest Research Institute, Aix-Marseille Üniversitesi ve Institute for Advanced Studies araştırmacılarının yürüttüğü yeni çalışmalar, Jüpiter’in Galileo uydularının oluşumu sırasında karmaşık organik molekülleri (COM) bünyelerine katmış olabileceğini gösteriyor. Bulgular The Planetary Science Journal ve Monthly Notices of the Royal Astronomical Society dergilerinde yayımlandı.

Araştırmaya göre oksijen, azot ve karbon içeren karmaşık organik moleküller; yıldız oluşumu sırasında ortaya çıkan gaz ve toz disklerinde, ultraviyole ışınım ve ısınma etkisiyle buzlu taneler üzerinde oluşabiliyor. Geliştirilen modeller, hem Güneş’in oluştuğu protogezegen diskinde hem de Jüpiter’in çevresindeki gezegenimsı diskte bu kimyasal süreçlerin gerçekleşebileceğini ortaya koydu.

Simülasyonlar, bu organik moleküllerin önemli bir kısmının Jüpiter’in dört büyük uydusu olan Europa, Ganymede, Callisto ve Io’nun oluştuğu bölgelere taşınmış olabileceğini gösteriyor. Ayrıca bazı organik bileşiklerin Jüpiter yörüngesi içinde yerel olarak da oluşmuş olabileceği belirtiliyor.

Europa, Ganymede ve Callisto’nun yüzey altı okyanuslara sahip olabileceği düşünülüyor. Eğer bu uydular erken dönemde karmaşık organik moleküller kazandıysa, su ve enerji kaynaklarıyla birlikte prebiyotik kimya için gerekli temel bileşenlere de sahip olmuş olabilirler. Bulgular, yaklaşan uzay görevlerinin Jüpiter sistemindeki kimyasal verileri yorumlaması açısından önemli bir çerçeve sunuyor.

288 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Burak Albayrak
Burak Albayrak
356.0K UP
Ekleyen 29 Haziran 2022 38 dk.

Turner Sendromu, insanlarda biyolojik olarak dişi cinsiyetini belirleyen XX kromozom çiftinden 1 adet X kromozomunun silinmesiyle oluşan, dolayısıyla 45+X0 karyotipiyle karakterize edilen ve kadınlarda gelişimi etkileyen kromozomal bir durumdur. Sendromunun en yaygın özelliği boy kısalığıdır ve yaklaşık 5 yaşında kendini gösterir. Ayrıca, yumurtalık fonksiyonunun erken kaybı (yumurtalık hipofonksiyonu veya erken yumurtalık yetmezliği) de çok yaygındır. Yumurtalıklar ilk başta normal olarak gelişir, ancak yumurta hücreleri genellikle erken ölür ve çoğu yumurtalık dokusu doğumdan önce dejenere olur. Etkilenen birçok kız çocuğu, hormon tedavisi görmedikçe ergenliğe giremez ve dolayısıyla neredeyse hiçbiri gebe kalamaz. Sendromdan etkilenen kadınların küçük bir yüzdesi, genç yetişkinlik boyunca normal yumurtalık fonksiyonunu koruyabilir.

Turner Sendromu'na sahip kadınların yaklaşık %30'unun boyun bölgesinde ekstra deri kıvrımları (perdeli boyun), ensede düşük saç çizgisi, el ve ayaklarda şişme (lenfödem), iskelet anormallikleri veya böbrek sorunları vardır. Etkilenen bireylerin üçte biri ila yarısı, aort koarktasyonu (kalpten çıkan büyük arterin daralması) veya aortu kalbe bağlayan kapakçık anormallikleri gibi bir kalp kusuru ile doğar. Bu kalp kusurlarıyla ilişkili komplikasyonlar yaşamı tehdit edici olabilir.

63
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 18 Kasım 2016 2 dk.

Her şey, Zambiyalı bir şempanze olan Julie ile, 2010 senesinde başladı. Julie, kulağına uzunca bir çim parçası soktu ve orada bıraktı. Ve bunu çim parçası düşse bile, tekrar tekrar yapmaya devam etti. Ama neden? Sonradan kullanmak için mi? Eğlence için mi? Bir gün ölüp toprağa karışacağını ve nihayetinde bir çime gübre olacağını göstermek için mi? 

Görünen o ki, bu "kulaktaki çim" davranışının ayırt edilebilir herhangi bir sebebi bulunmuyor. Ancak baş döndürücü bir gerçek söz konusu: Julie bunu bir sebeple yapmaya başladıktan sonra, bir grup diğer şempanze de onun yaptığını taklit etmeye ve çim parçalarını kulaklarına sokup orada bırakmaya başladılar! Grubundaki 11 şempanzenin 7'si bu davranışı sergilemeye başladı! Daha da ilginci, söz konusu davranış popülasyon içerisinde Julie'nin ölümünden sonra da devam etti; yani gerçek bir kültürel öge haline geldiği düşünülebilir. 

36
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yusuf Berat İlgin
Yazar 31 dakika önce 2 dk.

Dünya'dan yaklaşık 650-700 ışık yılı uzaklıkta, Kova (Lat: "aquarius") takımyıldızında yer alan Helix Bulutsusu (NGC 7293), gökbilimciler tarafından en çok incelenen gezegenimsi bulutsulardan biridir. Genellikle "Tanrı'nın Gözü" olarak da anılan ve devasa bir gözü andıran bu yapı, aslında ölen Güneş benzeri bir yıldızın dış katmanlarını uzaya fırlatmasıyla oluşmuştur. Ancak Helix'in en çarpıcı özelliklerinden biri, James Webb Uzay Teleskobu'nun (JWST) kızılötesi gözlemleriyle daha da belirginleşen, merkezden dışarıya doğru uzanan binlerce "kuyruklu yıldız benzeri" gaz düğümüdür.

NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu tarafından çekilen yakın kızılötesi görüntüler, bu yapıları daha önce hiç görülmemiş bir netlikte ortaya koydu. Bulutsunun genişleyen gaz kabuğunun iç çevresini saran bu yapılar, arkalarında uzanan kuyruklarıyla adeta birer kuyruklu yıldızı andıran sütunlar veya düğümler şeklindedir.

1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İlanPsikolojik Yardım ve Terapi
Cansu Cenik
İlanı Ekleyen 31 Ekim İstanbul & ÇevrimiçiÜcretsiz25 Şubat
PSİKANALİTİK/PSİKODİNAMİK TERAPİ
25 Şubat 2026 19:26 tarihinden 20 Temmuz 2026 00:30 tarihine kadar.

Ben Psikolog Cansu Cenik.

Psikanalitik ve Dinamik Psikoterapi yaklaşımı ile süpervizyon eşliğinde ile online ve İstanbul'da  Anadolu ve Avrupa yakasında yüz yüze danışan kabul etmekteyim. 

Detaylı bilgi almak için e-posta ile iletişime geçebilirsiniz.

[email protected] 

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Tıp konusunda geliştirebilirsin.

Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 10 Ocak 2018 2 dk.

Çağdaş bilimkurgu edebiyatımızın geçit törenine hazır olun!

İthaki Yayınları etiketiyle 19 Ocak'ta raflardaki yerini alacak olan Yeryüzü Müzesi, türün emektarlarından tutkulu gençlerine kadar 18 yazarın 18 kısa öyküsünü omuzlayıp geliyor. Arka kapağında, bilimkurgu ve fantastik edebiyatının dev ismi Ursula K. Le Guin'den anlamlı bir tebrik ve destek mesajı barındıran eser, bize ait dünyalarda soluklanmak isteyenler için kesinlikle okunması gereken bir seçki. Ayrıca Müfit Özdeş'ten Orkun Uçar'a, Aşkın Güngör'den Tevfik Uyar'a, Murat Başekim'den Çağrı Mert Bakırcı'ya uzanan geniş yazar kadrosuyla da, bilimkurgu yazınımızın kat ettiği yolu gözler önüne seriyor.

24
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
122.2K UP
İnceleyen9 17 saat önce
Bilimkurgunun tarihçesini araştıranlar, türe ismini (sciencefiction, sci-fi) verenin Hugo Gernsback olduğunu okumuşlardır. Peki Gernsback'ten yaklaşık çeyrek asır önce türü tanımlamak için makaleler yazan bir yazar ve kuramcı olduğunu söylesem...

Maurice Renard. Bilinmeyen olguların bilimle fethedildiği kurgulara, yani bugün bilimkurgu dediğimiz türe önceleri "olağanüstü-bilimsel roman", sonra da "varsayım romanı" ismini veren Fransız yazar, makaleler yazarak türün edebiyat dünyasında ciddi bir konuma gelmesine katkıda bulunmuş. Yalnız onun olağanüstü-bilimsel roman tanımı bugünkünden biraz farklı. Mesela bilimkurgunun temel taşlarından kabul ettiğimiz Jules Verne'i türe dahil etmiyor. Çünkü Verne zaten denizaltı yolculuğu gibi döneminde araştırılan, icat edilmesi muhtemel şeyleri yazıyordu. Renard'a ise olağanüstü görünene, mucize sayılana alan açmak önemliydi.

Kitapta Renard'ın üç önemli makalesi yer almakta. Birisi "Olağanüstü-Bilimsel Roman ve İlerleme Tasavvuruna Olan Etkisi" başlığını taşıyor ve kitabın en uzun makalesi. Burada, Edgar Allan Poe ve H. G. Wells'in yapıtlarından örnekler vererek türü tanımlayan yazar, ardından türün temellerini tanımlar. "Dayanağı akıldan başkası olmayan sağlam bir temele sırtını dayadığını", "bilgelik ve hünerin bir deri olarak giydirildiği bir beden"le karşı karşıya olduğumuzu söyler. Hatta bu türdeki eserler ona göre "sahnelenmiş felsefe ve tiyatroya uyarlanmış mantık"tır.

Evreni "bilmediklerimiz, varlığından şüphe duyduklarımız, varlığına emin olduklarımız" şeklinde üç bölüme ayıran yazar bilimin gelişmesiyle ilk iki alanın geriye çekilebileceğini ancak her şeyi bilmemiz imkansız olduğu için daima var olacaklarını söyler. Başka bir açıdansa bilimin gelişmesi aslında bilmediklerimizin de sayısını artırabilir, çünkü neyi bilmediğimize ancak bir miktar bilgiyle vakıf olabiliriz. Olağanüstü-bilimsel roman ise hammaddesini bilinmeyenlerden ve şüphelilerden almaktadır Renard'a göre.

İlerlemek halk kitlelerinin gözünde refahımızın artması anlamına gelse de, hatta bir icada gösterilen ilgi de onun gündelik hayata etkisiyle doğru orantılı olsa da (Yazar burada x ışını ve uçağın icadını örnek verir. X ışınının keşfedilmesi profesyonel alanda kullanıldığı için fazla bir heyecan yaratmamıştır ama uçağın icadı, insanın uçabilmesi anlamına geldiği için çok büyük bir ilgiye mazhar olmuştur) olağanüstü-bilimsel roman bizi konfor alanımızdan çıkarır, bilinmeyenin saf dehşetini ve merakını yükler, böylece bilimsel düşünceyi insanmerkezci eğilimden arındırıp başka bakış açılarıyla düşünmeye iter.

İkinci makale "Varsayım Romanı" başlığını taşır. Okurun bir eseri sadece anlayarak değil, hissederek okumasının önemine değinen yazar burada tür için "varsayım romanı" ismini daha uygun bulduğunu söyler. Varsayımlar bilinmeyenin karanlığıyla bilinenin aydınlığı arasındaki o loş bölgedir. Burada doğan eserler hayal gücümüzü, bilme umudumuzu harekete geçirecektir.

Yine bu makalede Renard, varsayım romanını -kitabın kapağında da bulunan- Merkür heykelinde somutlaştırır. Heykelin kanatları hem onu hayal dünyasına ait kılmakta hem de ucube değil zarif bir görünüm vermektedir. Bir yanda göğe yükselir diğer yandan ayak parmağının ucuyla gerçeğin üstüne basar. İşte bu yazara göre varsayım romanının da özellikleridir.

Üçüncü makale "Sinematografın Öncüsü" başlığını taşır ve kitaptaki en kısa makaledir. Villiers de L’Isle-Adam'ın 1800'lerin sonunda kaleme aldığı Geleceğin Havva'sı adlı romanından bir pasajı alıntılayan yazar, sinemanın -üzerinde henüz ciddi bir bilimsel araştırma yokken- nasıl öngörüldüğünü ve bunun hayranlık verici olduğunu anlatır.

"Mucizelere ne kadar çabuk alışıyoruz!" der Renard ve ekler, "Şimdilerde pek hoş gelir bize sinema; yine de siz onun zarafetini, bir de yirmi sekiz yıl önce görseydiniz!"

Bir asır öncesine gitmek ve henüz o dönemler emekleme aşamasında olan bilimkurguya katkı sağlayan bir yazarın yazdıklarını okumak güzeldi.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Meriç Öztürk
Seslendiren 25 Mayıs 2024 22:18
Meriç Öztürk & Erinç Yurtman - İçeride Kopan Fırtınalar: ATP ve Protein Sentezi - Yedekleme: DNA Sentezi - DNA Polimerazlar Sürüyle, RNA Polimerazlar...
27
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Evrim Ağacı'na Destek Ol
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)