Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
500 ATP Ödüllü Soru: Eğer Karadeliğin yuttuğu maddeler bir yerden çıkıyorsa bu gök cisimlerinin büyümemesi gerekmez mi? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'na katkı sağlamanın bir yolu, Agora Bilim Pazarı'na uğrayarak, burada bilimseverlerle buluşturduğumuz bilim kitapları, ders kitapları, hediyelik eşyalar ve diğer ürünlerden satın almak. Bir göz atın, hoşunuza giden bir şeyler bulacağınıza hiç kuşkumuz yok!

Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
Ferit Görür
Ferit Görür
242.6K UP
Çeviren 1 gün önce 7 dk.

Birçok hayvan korkutucu bir üne sahip olsa da, sadece biri en tehlikeli olma unvanını elinde tutuyor. Daha açık belirtmek gerekirse, bu hayvan türü her yıl en çok insanı öldüren canlıdır. Hollywood filmleri, aslanlar ve timsahlar gibi en zorlu yırtıcılara dikkat etmemiz gerektiğine inanmamızı ister. Ancak doğadaki pek çok hayvan beklediğimizden çok daha az ölümcüldür. Örneğin köpekbalıkları her yıl ortalama sadece 70 insanın ölümüne neden olur. Şaşırtıcı bir şekilde, Dünya üzerindeki en ölümcül yaratıklar genellikle çok daha küçüktür; jilet gibi keskin dişlerden ziyade hastalık, zehir ve benzeri yollarla ölüme neden olma ihtimalleri çok daha yüksektir. İşte dünyanın en tehlikeli 10 hayvanı.

Ormanların kralının (aslında ormanda yaşamasalar da) dünyanın en tehlikeli hayvanları listesinde daha üst sıralarda yer alacağını tahmin etmiş olabilirsiniz. Buna rağmen aslanlar, kesinlikle bulaşmak istemeyeceğiniz vahşi yırtıcılardır. Sadece 114 desibellik kükremeleri bile uzak durmanız için yeterli bir uyarıdır.

18
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sude Sude
Üye 3 gün önce
özellikle sarı tereyağları çünkü beyaz olanlar ve marketten alınan tereyağları kokmuyor
2 Cevap
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
199.8K UP
İnceleyen 4 gün önce
Başkalarının Acısına Bakmak, Susan Sontag’ın savaş, acı ve bu acıya bakma biçimimiz üzerine düşündüğü önemli bir çalışmadır. Sizin de belirtiğiniz gibi kitap dokuz bölümden oluşur ve sonunda yazarın bir ödül töreninde yaptığı konuşma metni de yer alır.

Sontag kitabına, Three Guineas adlı kitabı inceleyerek başlar. Bu eser, Virginia Woolf tarafından 1938 yılında, İspanya’daki faşist ayaklanma sırasında yazılmıştır. Woolf bu kitabı, Londra’da yaşayan bir avukatın “Sizce savaşı nasıl önleriz?” sorusuna cevap olarak kaleme almıştır. Sontag da buradan hareketle savaşın nasıl temsil edildiğini, özellikle de fotoğraflar aracılığıyla nasıl anlatıldığını incelemeye başlar.

Kitapta, savaş fotoğrafçılığının ortaya çıktığı Kırım Savaşı’ndan başlayarak, dünya savaşlarına, Nazi kamplarına, İspanya İç Savaşı’na, Bosna ve Filistin’de yaşananlara ve 11 Eylül saldırılarına kadar pek çok örnek ele alınır. Sontag, bu olayların fotoğraflar aracılığıyla nasıl kaydedildiğini ve bu görüntülerin tarih için nasıl bir belge niteliği taşıdığını sorgular. Ona göre fotoğraflar sadece olayları göstermekle kalmaz, aynı zamanda onları nasıl hatırlayacağımızı da belirler.

Sontag’ın dikkat çektiği önemli konulardan biri de savaşın toplumsal cinsiyetle ilişkili olmasıdır. Woolf’un kitabında soruyu soran kişinin bir erkek, yanıtlayan kişinin ise bir kadın olması tesadüf değildir. Woolf’a göre savaş çoğunlukla erkeklere ait bir alandır; erkekler savaşta bir anlam, hatta bazen bir tatmin bulabilir. Kadınlar ise genellikle savaşa aynı şekilde yaklaşmaz. Bu nedenle Woolf, aynı savaş fotoğraflarına bakıldığında kadınlar ve erkeklerin aynı duyguları hissedip hissetmeyeceğini sorgular. Woolf’un vardığı sonuç, farklı eğitim ve geleneklere sahip olsak bile insanların bu tür görüntüler karşısında benzer tepkiler verebileceğidir. Ancak Sontag bu noktada daha karamsardır. Ona göre günümüzde savaşların sona ereceğine neredeyse kimse inanmaz; hatta barış için mücadele edenler bile bundan emin değildir.

Sontag bu düşüncesini, 1928’de imzalanan Kellogg ve Briand Paktı örneğiyle açıklar. Bu anlaşma, savaşı bir politika aracı olarak reddeden ülkelerin imzasını taşımasına rağmen, pratikte etkili olmamış ve savaşlar devam etmiştir. Bu da savaş karşıtı söylemlerin çoğu zaman yetersiz kaldığını gösterir. Aynı tartışma, Sigmund Freud ve Albert Einstein arasında “Niçin Savaş?” başlıklı mektuplarda da ele alınmıştır.

Woolf ve Sontag, savaşın yalnızca politik bir olay olmadığını, aynı zamanda insanların acıya nasıl baktığıyla ilgili bir mesele olduğunu vurgular. Woolf’un özellikle üzerinde durduğu “biz” kavramı burada önemlidir. “Biz”, sadece savaşın içindeki insanlar değil; başka ülkelerde yaşanan acılara bakan, onları gören ve bundan etkilenen herkestir. Ancak Sontag’a göre bu “biz” kavramı her zaman net değildir. Çünkü başkalarının acısına bakmak, bizi otomatik olarak aynı duyguda birleştirmez.

Kitap savaşın kendisinden çok, savaşın görüntülerine nasıl baktığımızı ve bu bakışın bizi gerçekten ortak bir duyarlılıkta buluşturup buluşturmadığını sorgular ve ne yazık ki ... İNSANIN OLDUĞU HER YERDE SAVAŞ VARDIR!

Kitap bende şu etkiyi bırakmıştı .Bir fotoğrafa bakmak, masum bir eylem değil. O an, görünmeyen bir etik yük taşırız. Sontag bunu yüzümüze vurmaz .Aynayı bize doğru tutar ve aynada gördüğümüz şey çoğu zaman kendimizle ilgili pek hoş olmaz. Kitap biter ve geriye tek bir soru kalır. ''Gerçekten gördük mü, yoksa sadece baktık mı?”
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Dilara Berktaş
Dilara Berktaş Seslendiren 15 Ekim 2021 12:48
Adım Frances Hamilton Arnold. 25 Temmuz 1956’da Pensilvanya eyaletinde, Pittsburgh kentinin kenar mahallelerinden birinde, beş çocuklu bir ailenin üçüncü...
37
Disiplinlerarası Astronomi
Evrim Ağacı İzmir Şehir Topluluğu olarak, astronominin farklı disiplinleri biraraya getiren disiplinler arası yönüne odaklanacağımız etkinliğimizde astronomi ve uzay bilimleri alanındaki derin bilgisi ve deneyimleri ile Prof. Dr. Serdar Evren hocamız davetli konuşmacımız olacak! KONUŞMACI HAKKINDA Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’nden 1979 yılında mezun olan Prof. Dr. Serdar Evren, 1986 yılında aynı bölümde doktorasını tamamlamıştır. Astronomi ve astrofizik alanındaki bilimsel çalışmaları sayesinde 1991 yılında doçent 1996 yılında da profesör unvanı almıştır. Yurt içi ve yurt dışı bilimsel toplantılarda araştırmalar üzerine sunumlar yapmış ve bunları uluslararası dergilerde yayımlamıştır. 130’u aşkın bilimsel çalışması bulunmaktadır. Bilimsel çalışmaları yanı sıra akademik faaliyetlerini de yıllarca sürdürmüştür. Üniversitede değişik seviyelerde birçok lisans ve lisansüstü derslere girmiş, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine danışmanlık yapmıştır. 1996-2009 yılları arasında Ege Üniversitesi Gözlemevi Müdürlüğü’nü ve 2009-2012 yılları arasında da Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Başkanlığını yürütmüştür. 2018 yılı Mart ayından itibaren yeniden bölüm başkanlığı görevine atanmış ve 2020 Eylül ayına kadar sürdürmüştür. Bu süreç içinde belli yıllarda TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi Akademik Kurul üyeliği de yapmıştır. Astronominin geniş halk kitlelerine aktarılabilmesi için yıllardır birçok dergi, gazete ve görsel medyada popüler astronomi üzerine yazılar yazmakta, söyleşilere katılmakta ve konferanslar vermektedir. Gökbilimle ilgili birçok popüler ve kurumsal etkinlikte, TÜBİTAK projelerinde eğitmen ve danışman olarak yer almaktadır. 2006 yılında bir grup akademisyenle kurdukları AstroBilgi çatısı altında ülkemizin birçok il ve ilçelerinde 3-5 günlük öğretmen seminerleri, gözlem etkinlikleri ve astronomi kampları düzenleyerek, öğretmen, öğrenci ve geniş halk kitlelerine astronomi farkındalığını yaymaya çalışmaktadırlar. Özellikle çocuklar ve genç kuşaklar üzerine yaz okulları düzenleyen ve eğitici etkinlikler veren Ege Üniversitesi Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 3 yıl yönetim kurulu üyeliğini yapan Serdar Evren, 2025 yılı Nisan ayında yaş haddinden dolayı Ege Üniversitesi, Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü öğretim üyesi görevinden emekli olmuş ve çalışmalarını popüler düzeyde devam ettirmektedir.
Devamını Göster
₺250,00 ₺0,00
Disiplinlerarası Astronomi
Betül Parlak
Seslendiren 2 gün önce 31:00
Evrimle doğrudan ilgisi olmayan herkesin yakından tanıdığı bir sorudur bu: "Madem insanlar maymundan geliyor, şimdiki maymunlar neden insan olmuyor?" Soru,...
7
Evrim Ağacı
Çeviren 6 Şubat 2001
Parlak mavi yıldızlar, M103 olarak bilinen açık kümeyi öne çıkarıyor. Bu yıldızların yoğunlaşıp oluştuğu gaz bulutları çoktan dağıldı. Oluşan yıldızlar arasında en parlak, en mavi ve en büyük kütleli olanlar nükleer yakıtlarını zaten tüketti; süpernova patlamalarıyla kendilerini yok ettiler. M103 için 20 milyon yıllık bir yaş tahmini, hâlâ hayatta kalan en parlak ana kol yıldızları bulunup ömürleri kuramsal olarak hesaplanarak yapıldı. Hatta eskiden mavi olan bir yıldız kısa süre önce ana koldan ayrılıp evrimleşti; yukarıdaki görüntüde küme merkezine yakın kırmızı dev yıldız olarak görülüyor. Genel olarak Güneşimiz gibi sarı yıldızlar, büyük kütleli mavi kuzenlerine kıyasla açık kümelerde genellikle daha sönük kalır ve bu yüzden daha az dikkat çeker. Işığın M103'ü bir uçtan öbür uca kat etmesi yaklaşık 14 yıl sürer. Cassiopeia (Kraliçe) takımyıldızı yönünde dürbünle görülebilse de, 8000 ışık yılı gibi büyük bir uzaklıkta olduğu için M103, dolunaydan dört kat daha küçük görünür.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim haberlerimizi ve diğer yazılarımızı Google Haberler'de görmek için bizi takip etmeyi unutmayın.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Tüm Reklamları Kapat
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Tam şu anda hayatın bence en üzücü tarafı, bilimin bilgiyi biriktirme hızının, toplumun bilgelik edinme hızından daha fazla olmasıdır.
Kaynak: Söz, Isaac Asimov ve Jason A. Shulman tarafından yazılan ve 1988 yılında yayınlanan "Isaac Asimov's Book of Science and Nature Quotations" kitabının 281. sayfasından alınmıştır. (Wikiquote)
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
33
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Okan Alver
Okan Alver
231.9K UP
Mec.Eng. 2 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Bir radar üssünü vurmakla “yağmurun yönünü değiştirmek” ya da “başka bir yere yağmur yağdırmak” arasında doğrudan, fiziksel olarak anlamlı bir bağ yok. Bu iki şey çoğu zaman birbirine karıştırılıyor.

Şöyle ki;

Tüm Reklamları Kapat

Öncelikle şu meseleyi netleştirmekte fayda var: meteorolojik radar, yağmur üretmez, yağmuru ölçer. Radar dediğimiz sistem, atmosferdeki su damlacıklarına elektromanyetik dalga gönderir, geri saçılan sinyali ölçer. Buradan bulutun yoğunluğu, yağış şiddeti, hareket yönü gibi parametreler çıkarılır. Yani bu cihaz, sürecin gözlemcisidir faili değil. Dolayısıyla bir radar üssünün devre dışı kalması, en fazla veri kaybına yol açar ve atmosferin dinamiğini değiştirmez. “Radarla yağmur yönlendirme” fikri fiziksel olarak bana saçma geliyor. Zira atmosferik sistemler, özellikle de konvektif bulutlar, çok büyük ölçekli enerji dengeleriyle belirlenir, yani sıcaklık gradyanları, nem taşınımı, basınç alanları, rüzgar kesmeleri gibi... Bunlar kilometrelerce, hatta binlerce kilometre ölçeğinde çalışan süreçler. Bir radarın yaydığı elektromanyetik enerjinin, bu devasa termodinamik sistemi anlamlı şekilde manipüle etmesi için gereken güç, pratikte erişilebilir değildir. Gelelim “bulut çalma” ya da hava modifikasyonu meselesine. Burada gerçek bir bilimsel alan var, bulut tohumlama... Bu yöntem, uygun koşullar varsa bulut içindeki damlacıkların büyümesini tetiklemek için gümüş iyodür gibi parçacıkların atmosfere bırakılmasına dayanır. Lakin burada kritik nokta şu: bu teknik yağmur yaratmaz, en iyi ihtimalle zaten yağma potansiyeli olan bir bulutta yağışı bir miktar artırabilir ya da zamanlamasını oynatabilir. Etki alanı da oldukça sınırlıdır ve sonuçları her zaman güvenilir değildir. Bir diğer konu “Başka bir ülkenin bulutunu çalmak” söylemi ise daha çok popüler anlatı ve kulaktan dolma bilgiler. Çünkü bir bulut dediğimiz yapı, sabit bir nesne değil sürekli evrilen, rüzgarla taşınan, oluşan ve dağılan bir sistem. Onu alıp başka yere “transfer etmek” gibi bir mekanizma yok. Bir özet geçecek olursam: Radar = ölçüm aracı, müdahale aracı değildir, hava modifikasyonu var ama sınırlı ve yerel etkili olur, “bulut çalma” gibi iddialar fiziken imkansız. Bu konuyu şöyle açayım ve şöyle düşünelim: bir bulut dediğimiz yapı, sabit ve sınırları belirli bir nesne değil. Sürekli oluşan, büyüyen, dağılan içinden nem giren, çıkan rüzgarla taşınan bir süreç. Yani ortada alınacak bir şey yok. Bu yüzden “çalmak” ifadesi zaten kavramsal olarak sorunludur. Benim açımdan mesele şu noktada düğümleniyor: Bugünkü fizik bilgisi ve mühendislik kapasitesiyle, “bulutları sistematik biçimde yönlendirmek, yağışı başka coğrafyalardan çalmak” gibi bir şey operasyonel ve güvenilir bir teknoloji olarak yok. Teorik olarak “hiçbir zaman mümkün olmaz” demek aslında bilimsel olarak iddialı olur, lakin şu anki çerçevede mümkünmüş gibi anlatılması ciddi bir abartı.[1] Saygılarımla.

Kaynaklar

  1. Okan Alver. (). Kişisel Yorum.
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"İdeal seçenek diye bir şey yoktur."
Jonathan Sinton
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)