Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı
Çeviren 22 Aralık 2017 5 dk.

Yapay zeka üzerine kurulu teknolojiler insan hayatını kökten değiştirmektedir. Bu makineler günlük hayatımızla gitgide bütünleştikçe, onların vereceği kararlar da sadece faydacı olmanın ötesine geçip ahlaki bir hâl alacaktır. Kaçınılmaz bir kaza ile karşı karşıya kaldığında, sürücüsüz bir araba yolcuları mı korumalıdır, yoksa toplamda kaybedilecek canları en aza indirgemenin yollarını mı aramalıdır? İnsansız bir hava aracı, sonucunda sivil kayıplar olsa bile, saldırı düzenleyen teröristleri vurmalı mıdır? Yapay zekaya sahip olan makineler bağımsız hale geldikçe, bu tür soruları göz ardı etmek imkansızlaşmaktadır.

Bazı ahlaki kararların neden bilgisayarlara bırakılması gerektiğine dair güçlü iddialar bulunmaktadır. İnsanlardan farklı olarak, makineler bilişsel önyargılar tarafından yanlış yönlendirilmezler, yorgunluk hissetmezler ve bir düşmana karşı nefret beslemezler. Etik bir yapay zeka, ilke olarak ideal bir ahlak temsilcisinin değerlerini ve kurallarını yansıtacak biçimde programlanabilir. İnsan kısıtlamalarından arınmış olan bu tür makinelerin, biz insanlardan daha iyi ahlaki kararlar verdiği bile söylenebilir. Ancak bir makinenin ahlaki karar verme sürecinde özgür bir şekilde hüküm süreceği fikri pek çok insanı tedirgin etmektedir. Öyle ki, kimisi için makinelerin kullanımı insan onuruna karşı önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Peki, iş ahlaki kararlar vermeye gelince neden makinelere güvenmekten çekiniyoruz? Bir psikoloji araştırması bize şu ipucunu veriyor: Bilgisayarlar gibi fayda ve zararları hesaplayarak ahlaki kararlar veren bireylere karşı temel bir güvensizliğimiz var gibi görünüyor.

28
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Deniz Uyanık
Deniz Uyanık
77.8K UP
Yazar 29 Mart 2020 7 dk.

İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük farklarından birisi ölümlü olduğunun farkında olduğu söylenir. Ölümün evrimsel açıdan büyük bir öneme sahip olduğu ve bir çok hayvanın ölüm konseptini kavradığına ve yas tuttuğuna dair bir çok gözlem yapılmıştır. Ancak insanın ölüm karşısındaki tepkisinin diğer canlılara kıyasla çok daha şiddetli olduğu bariz.

Klinik psikolog Dr. Therese A. Rando, yas tutmayı, "hayatta kalan bireyin yeni duruma uyum sağlama süreci" olarak tanımlamıştır.

41
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Yazar 3 gün önce 5 dk.

Kinetik enerji, hareket eden bir cismin sahip olduğu enerjidir. Bir cisim durur haldeyse, yani cismin hızı 0 ise, cismin kinetik enerjisi 0 olacaktır. Cisim hareket etmeye başladığında kinetik enerji kazanmaya başlar. Bir cismin hareket ettiğini gördüğümüzde aslında çok temel bir gerçeğe tanıklık ederiz. Hareket eden her cisim enerji taşır. Koşan bir insanın durması için çaba harcaması buna bir örnektir. Giden bir arabanın fren yapmadan duramaması ya da düşen bir taşın yere çarptığında güçlü bir etki yaratmasını da düşünebiliriz. Bunların tamamı kinetik enerji ile ilgilidir.

Burada önemli bir noktayı en baştan vurgulamak gerekir. Kinetik enerji yalnızca “Hareket var mı yok mu?” sorusuyla ilgili değildir. Aynı zamanda kinetik enerji, cismin ne kadar hızlı hareket ettiğiyle de doğrudan ilintilidir. Dolayısıyla cismin hızı iki katına çıktığında kinetik enerjisi iki katına değil, dört katına çıkar. Bu yazımızda kinetik enerji nedir, kinetik enerjinin formülü nedir, enerji dönüşümleri nelerdir; gibi konulara değineceğiz.

11
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ece Müker
Ece Müker
595.2K UP
6 gün önce
NASA’nın Apollo görevlerinden getirilen Ay toprakları (regolit) üzerinde yaptığı yeni bir araştırma, meteorların Dünya’daki suyun büyük bölümünü sağlamış olamayacağını ortaya koydu. Proceedings of the National Academy of Sciences’ta yayımlanan çalışmada, araştırmacılar Ay yüzeyindeki regolitin oksijen izotoplarını inceleyerek, milyarlarca yıl boyunca Dünya–Ay sistemine çarpan meteorların bileşimini ve taşıyabilecekleri su miktarını hesapladı.

Analizler, regolitin kütlece yaklaşık %1’inin karbonca zengin meteor kökenli malzeme içerdiğini gösterdi. Bu tür meteorların bilinen özellikleri kullanılarak yapılan hesaplamalar, son 4 milyar yılda meteorlarla taşınan suyun, Dünya’daki okyanusların yalnızca küçük bir yüzdesini oluşturabileceğini ortaya koyuyor. Dünya’da Ay’a kıyasla çarpma oranı yaklaşık 20 kat daha yüksek olsa bile sonuç değişmiyor: geç dönemde gelen su zengini meteorlar, Dünya’daki suyun baskın kaynağı olamaz.

Bulgular, Dünya’daki suyun kökenine dair “geç meteor bombardımanı” hipotezini ciddi biçimde sınırlandırırken, Ay için farklı bir tablo çiziyor. Ay’a taşınan su miktarı Dünya ölçeğinde küçük olsa da, özellikle kutuplardaki kalıcı gölgeli bölgelerde bulunan su rezervleri açısından anlamlı kabul ediliyor. NASA’ya göre, Artemis görevleriyle Ay’ın farklı bölgelerinden getirilecek yeni örnekler, hem Dünya’nın hem de Ay’ın su geçmişine dair daha net sonuçlar sağlayacak.

288 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Defne Doran
Defne Doran
23.1K UP
Bilimseverim 6 gün önce Sen de Cevap Ver

Bilginin tanımlanabilir olması için:

Bir enerji-momentum taşıması,

En azından ölçülebilir bir alan uyarımı oluşturması gerekir.

Tüm Reklamları Kapat

Bu da genel durumda saçılma, faz kayması, gürültü veya ölçüm geri etkisi gibi kaçınılmaz etkileşimler doğurur. Tamamen sapmasız (interaction-free) bir bilgi aktarımı, fiziksel kuramlar içinde tanımlı değildir.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Betül Parlak
Seslendiren 6 gün önce 27:21
İnsanlık bugüne kadar pek çok bilimsel atılım yapmış, tüm dünyayı küresel olarak etkileyen pek çok buluş gerçekleştirmiştir. Bilimsel atılımların ve insanlığın...
9
Ege Can Karanfil
Ege Can Karanfil
133.8K UP
Çeviren 17 Ekim 2021
Ay’ın tamamını nasıl görebiliyoruz? Ay hilal evresindeyken, yalnızca bir kısmı Güneş tarafından doğrudan aydınlatılmış gibi görünür. Bu sorunun cevabı ise, Da Vinci parıltısı olarak bilinen dünya ışığıdır. Bunun sebebi, Ay’ın Dünya’ya bakan yüzünün geri kalan kısmının, Dünya’dan yansıyan Güneş ışığı ile hafifçe aydınlatılmasıdır. Dünya, Ay’dan bakıldığında neredeyse tam olarak göründüğünden (Ay, Dünya’dan bakıldığında hafif bir hilal olarak görüldüğünde) Dünya’dan gelen ışık miktarı neredeyse maksimuma ulaşır. Bu ayın başlarında yakalanan ve arka arkaya çekilen HDR resimlerinin birleştirilmesiyle oluşturulan bu görüntü, yükselmekte olan ve Dünya’nın ışığıyla aydınlatan Ay’ı, Venüs gezegeninin yakınlarından yavaşça geçerken yakalandı. Bu görselde Venüs, görselin merkezine yakın en parlak noktadır. Venüs’ün hemen üzerindeki yıldız Dschubba (Delta Scorpii olarak kataloglanmıştır), en soldaki kırmızı yıldız ise Antares’tir. Göksel gösteri, bulutların arasından görülebilmektedir. Ön planda ise, Sicilya İtalya’daki, eski tarihi kökleri bulunan bir şehir, Palazzolo Acreide’den gelen ışıklar görülmektedir.
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ali Tatar
Üye 6 gün önce
hani güneş nasıl uzay zamanı büküp güneş sistemimizi etrafında döndürüyorsa galaksileri de atkileyecek bir kütle çekim kuvveti var mı demek istiyorum yada kütle çekim olarak uzay zamanı bükebilen cisimler kara delikler mi ?
3 Cevap - 322 görüntülenme
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Emirhan Durmuşkaya
İnceleyen10 27 Ekim 2022
Dopamin, serotonin, endorfin, oksitosin gibi mutluluk hormonlarının nasıl çalıştığını ve insan beyninin yapısını anlatan harika bir kitap.
Kitap
10.0/10
(9 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Habits of a Happy Brain
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 7 Temmuz 2015 17 dk.

İnsan, bilimsel açıdan oldukça muğlak bir terimdir. Bunun 2 temel nedeni var: İlki, "insan" sözcüğünün bilimsel bir terim olmaması. Bu, bir canlının halk arasındaki ismidir. Örneğin "çayır köpekleri" ismi, bir canlının halk arasındaki adıdır. Fakat canlı bir köpek türü değildir; Cynomys cinsi sincaplara halkın taktığı isimlerdir. Bunun birçok örneği vardır: dağ keçisi, keçi değildir. Yeleli kurt, kurt değildir. Kral kobra, gerçek bir kobra değildir. En fenası, "tavuskuşu mantis ıstakozu" ne bir tavuskuşudur, ne bir mantistir, ne de ıstakozdur. Bu sorun nedeniyle bilim camiasında türler, tür isimleriyle anılırlar. İnsan da farksızdır. İnsan sözcüğü halk arasında kullandığımız bir isimdir ve hepimiz "insan" derken ne kastettiğimizi biliriz. Ancak bilimsel terminolojide dikkatli olmak gerekir; zira terimler çok iyi tanımlanmazlarsa, iletişimde ve araştırmalarda büyük sorunlar çıkacaktır. Buna az sonra döneceğiz.

İnsan sözcüğünün bilimsel olarak pek anlamlı olmamasının ikinci nedeni ise evrimdir. Evrimsel süreçte canlılar çok yumuşak bir şekilde değişirler. Bir tür, yeni bir türe son derece ufak basamakların birikimiyle geçer. Dolayısıyla canlıları sınıflandırmak çok güçtür. Bu nedenle taksonomistler (ya da "taksonomlar"), paleontologlar, arkeologlar ve antropologlar sürekli birbirleriyle kavga ederler. Türler arası geçiş öylesine yumuşak, evrim öylesine narin bir süreçtir ki; türleri net çizgilerle birbirinden ayırmakta zorlanırız. Ne zaman ki araya yeterince zaman koyarız, o zaman iki tür arasındaki fark daha belirgin hale gelir. Fakat bu defa da eklediğimiz zamandan ötürü kimi zaman aradaki geçişte bulunan türleri atlayabiliriz. Bu nedenle bilim insanları son derece titiz bir şekilde çalışarak türleri isimlendirmeye ve birbirinden ayırmaya çalışırlar. Böylelikle evrimsel süreçte hangi türün hangisinin atası olduğu, kimin kimden evrimleştiği, hangi türlerin daha yakın, hangi türlerin daha uzak akraba oldukları anlaşılabilir. 

181
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Özgür Gür
Özgür Gür
2,590 UP
Çeviren 23 Ağustos 2014 1 dk.

Çin, Amerika ve Japonya'dan araştırmacıları kapsayan bir araştırma grubu, Ay'ın tamamıyla katıyla kaplı olmadığını, ayın çekirdeğinin sıvı bir tabakayla çevrili olduğunu gösteren bir bilgisayar modeli geliştirdiler. Nature Geoscience’da yayınladıkları makalede sıvı tabakanın gerçekten oradaysa bunun nedeninin Dünya'nın yerçekimi olduğunu öne sürüyorlar.

Araştırmacılar, ayın yörüngesi ve ilgili yerçekimi değerlerine ilişkin anormallikleri bir süredir fark ediyorlardı. Bu anormallikler, açıklamalara meydan okuyordu ve anormallikleri taklit eden modeller geliştirildikçe de elde edilen sonuçlar tam olarak kesin değildi. Ancak temelde, ayın çekirdeğinin ince bir sıvı tabaka ile kaplı olabileceği fikri yatıyordu. Araştırma grubu ayın yerçekimsel değerlerinin, çekirdekte bir dönüş olduğunu ve bu dönüşün çekirdek yakınında ölçülen diğer ölçümlerden farklı olduğunu gösterdiğini belirtti. Bu da çekirdeğin etrafında sıvı bir dış tabaka bulunduğunu öne sürüyor.

17
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 2 gün önce
Geleneksel anlamda mantar olarak adlandırılsa da, filogenetik olarak Fungi alemine değil, Amoebozoa süper grubuna dahil edilir. Bu grup, yaşam döngüsünün belirli evrelerinde amipsi hareket yeteneği gösteren organizmaları kapsar. ür, yaşam döngüsünün vejetatif evresinde plasmodium adı verilen, çok çekirdekli ve hücre duvarı bulunmayan tek bir kütle hâlinde bulunur. Plasmodium evresinde aktif olarak hareket edebilir ve bakteriler, maya hücreleri ile organik artıklarla beslenir. Hareket, sitoplazmik akışlar aracılığıyla gerçekleşir ve çevresel koşullara göre yönlenebilir.
çürüyen odun yüzeylerinde genellikle yoğun kümeler hâlinde, parlak kırmızı–turuncu renkte, boncuk benzeri sporangiumlar oluşturur. Sporangiumlar sıkıca paketlenmiş silindirik ya da yarı silindirik yapılar şeklindedir ve olgunlaştıkça renkleri koyulaşarak matlaşır.

Her bir sporangium, rüzgâr ve çevresel etkenlerle yayılan mikroskobik sporlar içerir. Sporlar uygun koşullarda çimlenerek amipsi hücrelere dönüşür ve bu hücreler birleşerek yeniden plasmodium evresini oluşturur. Böylece organizmanın yaşam döngüsü tamamlanır.
Özellikle çürüyen odun üzerinde bakteriyel popülasyonları kontrol ederek organik maddenin parçalanmasına dolaylı katkı sağlar. İnsanlar için toksik veya patojenik değildir ve doğada yumurta kütleleriyle karıştırılsa da hayvansal bir yapı değildir.
4
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close