Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 9 Mart 2021 18 dk.

Proteinler, canlı organizmaların kas, saç, kolajen gibi vücut dokularında yapısal olarak yer alan; buna ek olarak enzim ve antikor örneklerinde olduğu gibi fonksiyonel olarak da görev alan; aminoasit adı verilen yapıtaşlarının bir veya birden fazla zincir oluşturacak şekilde bir araya gelmesiyle oluşan; karbon, hidrojen ve oksijene ek olarak her zaman azot ve kimi zaman sülfür içeren, canlıların var oluşu ve sağlığı için vazgeçilmez öneme sahip, büyük biyomoleküllerdir (makromoleküllerdir). Biz insanlar, proteinlerimizi vücudumuzda üretir veya dışarıdan beslenme yoluyla alırız; benzer şekilde, vücudumuzdaki aminoasitlerin bir kısmını kendimiz üretebilirken, diğerlerini dışarıdan, o aminoasitleri üretebilen canlıları yiyerek almamız gerekir.

Bu teknik tanımı birazcık daha sadeleştirecek olursak: Proteinler, genellikle kas dokusu ile ilişkilendirilir; ancak canlılığı oluşturan bütün doku ve organların yapısında proteinler görev alır. Proteinler, aminoasit denen daha ufak moleküllerin uca, üst üste, yan yana peptit bağı adı verilen bir bağ türüyle bağlanması sonucu oluşan bir molekül kompleksidir. Peptit bağı, aminoasitlerin su kaybetmesi (dehidrasyonu) ile oluşan, kovalent yapılı bir bağdır. Aminoasitleri, farklı renklerde boncuklar olarak düşünecek olursanız, proteinler de bu boncukların bir araya gelmesinden oluşan kolyeler gibidir. Her boncuk; karbon, oksijen, hidrojen, azot ve bazen kükürt atomları içeren aminoasidi temsil eder. Yani bir protein, esasen bu küçük tekil aminoasitlerden oluşan bir dizedir.

138
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yusuf Berat İlgin
Yazar 1 gün önce 4 dk.

NASA’nın Artemis programı, 1972 yılında sona eren Apollo döneminden bu yana insanlığı ilk kez Ay’ın ötesine taşımaya hazırlanıyor. Artemis II, insanları Ay yüzeyine indirmeyi ve nihayetinde Mars’a ulaştırmayı hedefleyen "Ay'dan Mars'a" stratejisinin önemli bir noktasıdır. Yaklaşık 10 gün sürmesi planlanan bu görev, dört astronotu Ay’ın çevresinde dolaştırarak derin uzay sistemlerinin insan yaşamını destekleyip destekleyemeyeceğini kanıtlamayı amaçlamaktadır. Görev, NASA'nın şimdiye kadar inşa ettiği en güçlü roket olan Space Launch System (SLS) ile Orion uzay aracının mürettebatlı ilk sınavı olacaktır.

Görevin başarısı, mürettebatı taşıyacak olan ve şimdiye kadar derin uzay keşfi için yapılmış en karmaşık araçlardan biri sayılan Orion uzay aracının performansına bağlıdır. Orion, işlevleri hayati önem taşıyan iki ana modülün entegre çalışmasına dayanır. Aracın üst kısmında yer alan ve NASA tarafından geliştirilen Mürettebat Modülü, astronotların görev boyunca yaşayacağı, çalışacağı ve Dünya'ya dönerken atmosferin zorlu koşullarından korunacağı tek alandır.

6
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Alim Öner
Alim Öner
77.5K UP
İnceleyen10 24 Ekim 2022
Okuduğum yüzlerce kitap arasında bende en çok empati uyandıran kitaplardan birtanesi. Kitap size neden idam cezası etik değil sorusunu cevaplıyor. Hem idam edilmenin ne kadar sancılı bir süreç olduğunu anlatıyor hem de bir insanın idam edildiği takdirde asla geri tazmin edilemeyeceğini düşündürmeyi başarıyor. Hukuk siyaset ve etik yanlış şekilde kullanılırsa neler olucağını üstü kapalı bir şekilde ima ediyor. Oldukça küçük bir kitap keyifle okunucak kadar da akışkan bir dile sahip.
9.5/10
(132 Kişi)
Puan Ver
Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi CCV (205) - Fransızca Aslından Çeviren: Volkan Yalçıntoklu
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
10
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
271
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 4 Kasım 2014 14 dk.

Türler arası melezleşmenin mümkün olduğu; katırlar, "çakupek", "kaslan", "grolar", "leopan" veya melezleşerek türleşen ispinozlar[14] gibi sayısız canlı sayesinde net bir şekilde bilinmektedir. Bu, ilginç bir soruyu doğurmaktadır: İnsan, diğer hayvanlarla melezleşebilir mi? Daha spesifik olarak, insan, şempanzeler veya bonobolar gibi çok yakın akrabalarıyla melezleşebilir mi?

İnsan-şempanze veya şempanze-bonobo gibi birbirinden ayrı olan ama evrimsel açıdan çok yakın akraba türlerin verimli döller verecek (veya vermeyecek) biçimde çiftleşip, yavrular üretme ihtimali (yani "melezlenme ihtimali") üzerinde durmadan önce, ayrı türleri yaratan evrimsel mekanizmaları ve türleşme kavramını kısaca hatırlamamız gerekiyor.

157
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çınar Ege Bakırcı
Yazar 27 Kasım 2019 9 dk.

Venüs, Güneş Sistemi içerisinde 2. sırada ve Merkür ile Dünya arasında yer almaktadır. Venüs, gökyüzünde parlak bir mücevher gibi göründüğü için adını Roma Mitolojisi'nde Aşk ve Güzellik Koruyucusu Tanrıçası Venüs'ten almıştır (Yunan Mitolojisi'ndeki karşılığı Afrodit'tir; Babil mitolojisindeki karşılığı ise İştar'dır).

Venüs, sistemimiz içerisinde çıplak gözle görülebilen gezegenlerdendir. Venüs'ü ilk kimin gördüğünü bilmemiz zor; çünkü gökyüzüne bakan herkes rahatlıkla görebilir. Aslında doğru yere baktığınızdan emin olmanız da çok zor değil. Çünkü gökyüzüne bakacak olursak, Güneş ve Ay'dan sonra görebileceğimiz en parlak cisim Venüs'tür. Büyük ihtimalle binlerce yıl önce yaşamış insanlar da bunu biliyorlardı.

60
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hakan Orhan
Hakan Orhan
83.6K UP
Uyarlayan 13 saat önce 3 dk.

Avrupa Kalp Dergisi Dijital Sağlık'ta yakın zamanda yayınlanan bir çalışmada uzun süreli cep telefonu kullanımının potansiyel sağlık etkileri, özellikle de yüksek tansiyon geliştirme riski incelendi. Çalışmada yapılan analiz ile ortaya çıkan sonuç, haftada 30 dakika veya daha fazla cep telefonu görüşmesi yapan bireylerin, telefon görüşmelerine daha az zaman ayıranlara kıyasla yüksek tansiyon riskinin %12 daha fazla olduğu idi.

Bu kapsamlı çalışmada, hipertansiyon öyküsü olmayan 37 ila 73 yaş arası 212.046 yetişkinin örneklemini içeren İngiltere Biyobankası veri tabanı kullanıldı. Katılımcılar; cep telefonu kullanım alışkanlıklarına ilişkin olarak kullanım süresi, haftalık telefon görüşme süreleri ve kulaklık ya da hoparlör gibi cihazları kullanıp kullanmadıkları hakkında bilgi verdi.

1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Arif G.
Arif G.
113.8K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
Gezdim Halep ile Şam'ı, eyledim ilmi talep;
Meğer ilim bir hiçmiş, illâ edep, illâ edep.

Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep;
Dediler ilim geride, illâ edep, illâ edep.
Kaynak: Yunus Emre Divanı’nda iki ayrı beyt olarak yer alır; müstakil bir dörtlük değildir. Güncel alıntılarda iki beyit birleştirilerek dört mısra halinde sunulur.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sibel Özkan
Sibel Özkan
178.3K UP
Uyarlayan 2 gün önce 9 dk.

Yapılandırmacı matematik, klasik matematikten "vardır" ifadesinin "inşa edebiliriz" şeklinde yorumlanmasıyla ayrılır. Yapılandırıcı yaklaşımda, yalnızca varoluşsal niceleyiciyi değil; tüm mantıksal bağlaçları ve niceleyicileri bu mantıksal ifadeleri içeren bir önermenin kanıtını nasıl inşa edeceğimize dair talimatlar olarak yeniden yorumlamamız gerekir. Klasik matematikte önermeleri doğrulamak için onun değilini varsayarak ve ardından bu varsayımdan bir çelişki türeterek matematiksel ispat yapmak mümkündür. Ancak yapılandırmacı matematikte niceleyicileri doğrulamaya dayalı bir yol izlenmektedir.

Üçüncü Halin İmkansızlığı olarak da belirtilen Dışlanmış Orta İlkesi bize, bir pp önermesiyle ilgili yalnızca iki olasılık olduğunu söyler; ya pp doğrudur ya da pp'nin olumsuzlaması (değili) doğrudur. Matematiksel gösterimi sonraki anlatımlarda da anlaşılır olması için şu şekildedir:

7
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Angel Of Fire
Angel Of Fire
1,063 UP
Üye 16 Haziran 2023
baykuşların diğer kuşlarda olmayan bir çok özelliği var mesela gözlerinin yanda değilde önde olması bazı türlerinde kulaklarının perdeli olması vs. gibi peki bu hayvan neye göre nasıl bu şekilde evrimleşmiştir?
287 görüntülenme
6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim ve bilimseverler sıkıcı değildir! Evrim Ağacı Etkinlik Platformu'nu kullanarak bulunduğun şehirde veya internet üzerinde toplantılar, etkinlikler, buluşmalar düzenleyebilir, diğerlerinin düzenlediği etkinliklere katılabilirsin. Ayrıca eğer bilimle ilgili bir iş, staj, burs veya eğitim arıyorsan veya bu pozisyonları dolduracak bilimseverler, bilim insanları ve öğrenciler arıyorsan, Evrim Ağacı İlan Platformu'nu kullanarak Türkiye'deki ve Dünya'nın her yanındaki bilimseverlerin oluşturduğu ağa katılabilir, bu ağa güç katabilirsin!

Evrim Ağacı'na Destek Ol
İnceleme
Efecan Arslan
Efecan Arslan
20.2K UP
İnceleyen10 5 gün önce
Bir solukta bitirebileceğiniz bir kitap olmuş. Kitapta otoritenin ve işkencenin vücut bulmuş hali olan bir subayın, yabancı bir gezginin, bir mahkumun, bir gardiyanın ve hapishane müdürünün konuşmalarından oluşan, okurken alıp başını gittiğin aynı zamanda ürkünç bir kitap. Tek kötü tarafı kısa olması!
9.5/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : In der Strafkolonie
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ömer Can Mutlu
Ömer Can Mutlu
65.5K UP
13 saat önce
16 Şubat 2026'da Arthropod Systematics & Phylogeny dergisinde yayımlanan makale ile kiler örümcekleri(Pholcidae) ailesinin taksonomisinde değişiklikler yapıldı. İki yeni tür içeren yeni bir cins Caipira tanımlandı ve Caipirinae alt ailesine yerleştirildi. Artema ve Priscula cinsleri hariç Arteminae alt ailesine üye cinsler ise yeni alt aile Physocyclinae'ye taşındı
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
158.5K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 2 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Bu konuyu ben biraz daha geniş bir çerçevede ele almak istiyorum.. Kilo verme isteği, doyduğunu hissedememe ve yemek seçicilik sadece bireysel bir “irade meselesi” değildir. Evrimsel, antropolojik, psikolojik ve sosyolojik katmanları olan bir durumdur.

Evrimsel açıdan bakarsak insan türü kıtlık koşullarında evrimleşti. Avcı-toplayıcı atalarımız için temel problem “fazla yemek” değil “yeterli yiyecek bulamamaktı. Bu nedenle insan beyni enerji yoğun, şekerli ve yağlı besinleri ödül olarak kodladı. Modern ortamda ise gıda kıt değil; aksine sürekli erişilebilir. Evrimsel olarak hızlı enerjiye yönelme eğilimimiz bugün dezavantaja dönüşüyor. Özellikle yüksek kalorili yiyecekler dopamin sistemini güçlü biçimde aktive ediyor. Bu, biyolojik olarak mantıklı ama modern dünyada kilo artışına açık bir mekanizma.

Tüm Reklamları Kapat

Bilişsel düzeyde ise doyma ve yeme isteği aynı şey değildir. Kent Berridge ve Terry Robinson’un geliştirdiği ödül modeli, beyindeki dopamin sisteminin “isteme” (wanting) ile “beğenme”yi (liking) ayırdığını gösterir [1]. Kişi fizyolojik olarak doymuş olsa bile isteme sistemi aktif kalabilir. Bu nedenle bazı insanlar gerçekten tok oldukları halde yemeye devam etmek isterler. Bu durum bir karakter zayıflığı değil, nörobiyolojik bir mekanizmadır.Hormonel sistem de burada önemli rol oynar. Jeffrey Friedman’ın çalışmaları leptin hormonunun yağ dokusundan salgılanarak beyne enerji durumu hakkında bilgi verdiğini göstermiştir . Ancak bazı durumlarda leptin direnci gelişebilir. Yani vücutta yeterli enerji olmasına rağmen beyin “enerji yetersiz” sinyali alır. Bu da doyma hissinin zayıflamasına neden olabilir. Ghrelin hormonunun yani bu hormonu açıklayacak olursak midede üretilen ve salgılanan aynı zamanda açlık hormonu olarak da bilinen bir peptit hormonu dur.( vücutta hormon üretimini ve salgılanmasını düzenlemede rol oynar. Kan şekerinin dengelenmesin etkilidir) Midenin boş olduğu zamanlarda mide tarafından üretilerek beyne sinyal gönderir. Yemek yeme dürtüsünü tetikleyen ghrelin hormonu, mide dolu olduğu zamanlarda azalır ve artışı da açlık hissini güçlendirir. Özellikle uykusuzluk ghrelin seviyelerini artırabilir, leptini azaltabilir; bu da biyolojik olarak daha fazla yeme isteği yaratır.

Ayrıca Psikolojik açıdan bakıldığında ise yeme davranışı sadece açlıkla ilgili değildir. Michael Macht’ın modeli, duyguların yeme davranışını farklı biçimlerde etkileyebileceğini gösterir. Stres, sıkıntı ya da zihinsel yorgunluk, kısa vadeli rahatlama sağladığı için yüksek kalorili yiyeceklere yönelimi artırabilir. Kelly McGonigal stres hormonlarının özellikle enerji yoğun besinlere yönelimi artırabildiğini belirtir. Bu durumda kişi “doymuyorum” diye düşünebilir ama aslında aradığı şey fizyolojik enerji değil, duygusal düzenlemedir. Antropolojik açıdan insan “hepçil” bir türdür. Bu biyolojik esneklik avantajdır ama modern dünyada aşırı seçenek bolluğu karar yükü yaratır. Michael Pollan şunu modern endüstriyel gıdanın insan beslenme örüntülerini radikal biçimde dönüştürdüğünü savunur.[2] Sidney Mintz ise şeker tüketiminin tarihsel ve kültürel olarak nasıl yaygınlaştığını gösterir. Yani bugün tercih ettiğimiz birçok yiyecek yalnızca biyolojik değil, tarihsel ve ekonomik süreçlerin ürünüdür der.

Sosyolojik açıdan mesele daha da karmaşıktır. Pierre Bourdieu (1984), beslenme tercihlerinin kültürel sermaye ve toplumsal konumla ilişkili olduğunu ortaya koyar. Modern toplum hem yüksek kalorili gıdaları sürekli pazarlamakta hem de zayıf bedeni idealize etmektedir. Bu çelişki bireyde suçluluk ve kontrol kaybı hissi yaratabilir. Kişi hem tüketime teşvik edilir hem de tükettiği için yargılanır. Bir de bilişsel boyut vardır. Suzanne Higgs’in çalışmaları, yemek yerken dikkat dağınıklığının daha fazla tüketimle ilişkili olduğunu göstermiştir. Eğer kişi ekran karşısında, otomatik pilotta yemek yiyorsa, beyin o yeme deneyimini zayıf kodlar. Daha sonra tekrar yeme isteği oluşabilir çünkü zihinsel olarak “yemiş olma” hissi yeterince oluşmamıştır. Bütün bu katmanları bir araya getirdiğimizde şunu görüyoruz: doyma hissi sadece mide doluluğu değildir. Evrimsel programlama, hormonlar, ödül sistemi, stres düzeyi, kültürel alışkanlıklar ve toplumsal normlar birlikte çalışır. Bu nedenle kilo verme sürecini yalnızca kalori hesabına indirgemek eksik bir yaklaşımdır.

Eğer kişi doyduğunu hissedemiyorsa, bu biyolojik sinyallerin modern çevreyle çatışmasının sonucu olabilir. Çözüm genellikle daha sert diyet değil; uykuyu düzenlemek, yeme hızını azaltmak, dikkatli yemek, stres düzeyini azaltmak ve sürdürülebilir küçük değişiklikler yapmaktır. Vücut tehdit altında olmadığını hissettiğinde düzenleme sistemleri daha dengeli çalışmaya başlar.

Tüm Reklamları Kapat

Ben her hamilelikte 28 kilo alıp vermiş biri olarak ne zayıflama hapları ne iğneler ne katı diyetler bir işe yaramadığı gibi o kilolar geri dönüyor insana. Ben 20 kiloyu verirken hemen hemen her şeyi yedim şekerli ve paket ürünler hariç .bolca su ve hareket ettim .Şayet kronik bir rahatsızlık yoksa bu yolla kilo verdiğinize hem kalıcı oluyor hemde insan eziyet çekmiyor. Kronik yada genetik bir rahatsızlık varsa doktor kontrolünde vermekte mümkün.

Üzülerek şunu söylemek isterim .Sosyal çevre ve kapitalist sistem, zayıflık ve dış görünüş üzerinden güçlü bir norm üretir. Medya, reklam ve tüketim kültürü bir yandan yüksek kalorili ürünleri sürekli pazarlarken diğer yandan ince, fit bedeni başarı, disiplin ve değerle eşleştirir. Bu çelişkili yapı bireyi hem tüketime teşvik eder hem de tüketimin sonuçlarından sorumlu tutar. Böylece beden, biyolojik bir varlıktan çok toplumsal bir proje haline gelir; kişi kilo vermeyi sağlık kadar sosyal kabul, statü ve görünürlükle ilişkilendirir. Sonuçta zayıflama baskısı yalnızca bireysel bir tercih değil, ekonomik ve kültürel sistemin ürettiği bir beklenti olarak karşımıza çıkar maalesef.

Teşekkür ederim.

Kaynaklar

  1. Kent C Berridge 1, Terry E Robinson. Parsing Reward. Alındığı Tarih: 17 Şubat 2026. Alındığı Yer: National Library of Medicine doi: 10.1016/S0166-2236(03)00233-9. | Arşiv Bağlantısı
  2. MICHAEL POLLAN. (2006). The Omnivore's Dilemma. Yayınevi: THE PENGUIN PRESS.
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ahmet Öztekin
Ahmet Öztekin
122.6K UP
Yazar 28 Temmuz 2024 13 dk.

Paleontolojide, atların evrimi en iyi belgelenen süreçlerden biridir.[1] Binlerce yıl boyunca en önemli ulaşım araçlarından biri olan bu memeliler, günümüzde de motorlu taşıtlarda kullanılan "beygir gücü" birimiyle etkilerini sürdürmektedir. Peki, atlar ne zaman ve nasıl evcilleştirildi? Bu süreçte hangi evrimsel ve genetik değişiklikler yaşandı? Gelin, bu soruların cevaplarını birlikte keşfedelim.

Atların evcilleştirilme süreci; özellikle Avrasya bozkırlarında, günümüz Ukrayna ve Rusya topraklarının geniş steplerinde başlamıştır. Bu bölge, atların doğal yaşam alanı olan geniş alanları ve besin kaynaklarını bolca sunan ekolojik koşullarıyla evcilleştirme süreci için ideal bir ortam sağlamıştır.[9]

20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eric Rose
Eric Rose
209.2K UP
Yazar 17 Mayıs 2019 2 dk.

NASA, 2010 yılında bir basın toplantısında ilk defa Ay yüzeyinin yüksek çözünürlüklü bir görüntüsünü yayınladı. Ancak görüntü jeolojik olarak ölü duruma sahip bir gök cismi için garip görünüyordu: Ay'ın yüzeyinde, kilometrelerce uzunlukta ve birkaç metre yüksekliğe sahip, birkaç yerde görülen araziler bulunuyordu. Daha sonra anlaşılacağı üzere, bu araziler aslında deprem hareketleriyle fay hatlarının birbiri üstüne geçmesiyle oluşan yükseltilerdi. Dahası bu şekiller sadece bir kez görüntülenmedi, bugüne kadar yüzlerce kez görüntülendi. 

Ay yüzeyinde muhtemelen depremler meydana geliyor. Yani Ay, uzun zamandır düşünüldüğü gibi jeolojik olarak ölü bir gök cismi değil. Bu sonucun 50 yıl önce elde ettiğimiz verilerden gelmesi ise çok şaşırtıcı ve bu sonuç, yeni analiz yöntemleriyle eski verilerin değerlendirilmesi sonucu gün yüzüne ancak şimdi çıkabildi. 

71
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İlanPsikolojik Yardım ve Terapi
Cansu Cenik
İlanı Ekleyen 31 Ekim İstanbul & ÇevrimiçiÜcretsiz25 Şubat
PSİKANALİTİK/PSİKODİNAMİK TERAPİ
25 Şubat 2026 19:26 tarihinden 20 Temmuz 2026 00:30 tarihine kadar.

Ben Psikolog Cansu Cenik.

Psikanalitik ve Dinamik Psikoterapi yaklaşımı ile süpervizyon eşliğinde ile online ve İstanbul'da  Anadolu ve Avrupa yakasında yüz yüze danışan kabul etmekteyim. 

Detaylı bilgi almak için e-posta ile iletişime geçebilirsiniz.

[email protected] 

Devamını Göster
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Metin Haktan Vural
2 gün önce
Zeki insanlar, zeki oldukları için mi yalnızdır yoksa yalnız oldukları için mi zekidir acaba diye düşünürüm her gece. Lakin bu sorunun cevabını bulmak için bir teleskop yeterliymiş. Evrene bakın, ne kadar yalnızız öyle değil mi? Bir de toplumuna dönelim, bilişsel özellikler nüfusta normal dağılım gösteriyorsa; anlaşılan o ki ortalamanın ucunda yaşayan bireylerin insanlarla ping yaşaması pek de rastlantı olmasa gerek.
69 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Altay Kenger
Seslendiren 27 Mart 2022 9:47
Önceden "fiziksel hasar" olarak adlandırılan "travma" terimi, tıp bilimi çerçevesinde ortaya çıktı ve artık hem popüler hem de bilimsel tartışmalarda,...
70
Yaşam Ağacı Gözlemi
Burak Özgan
Burak Özgan
59.2K UP
Gözlemi Yapan 5 gün önce Türkiye, Kocaeli
İzmitteki bir gölette kışlayan 12 Dikkuyruktan dişi bir birey
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)