Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Akın Karahasan
Seslendiren 11 Şubat 2022 4:05
İşten sonra gerginliğinizi atmak için video oyunlarında zombi vurarak vakit geçiriyor musunuz? Güzel, yeni bir çalışma, aksiyon oyunlarının tamamen bir...
41
Tüm Reklamları Kapat
Elif Helvacı
Elif Helvacı
14.1K UP
Uyarlayan 25 Eylül 2011 15 dk.

Hieronymus Bosch'un üç kanatlı, ünlü tablosunda (The Garden of Earthly Delights; Dünyevi Zevkler Bahçesi) âlem yapan çıplak figürler, cennetvâri masumiyete bir methiye, bir övgü gibidir. Bu tablo, püriten uzmanlarca sıklıkla ileri sürülen "ahlakın çöküşü" ve "günah tasviri" olarak yorumlanabilmesi için bana kalırsa fazla mutlu ve huzurlu görünmektedir. Daha ziyade, insanoğlunun dünyaya düşmeden önceki utanç ve suçluluk duygularından muaf halini temsil etmektedir. Benim gibi primatologlar için, çıplaklık (cinsellik ve doğurganlığa referansla), kuşların ve meyvelerin bolluğu ve gruplar halinde hareket etmek oldukça tanıdıktır ve dini ya da ahlaki yorumlamaları gerektirmez. Bosch, insanlığı en doğal haliyle tasvir etmiş görünmekle birlikte, kendi ahlaki bakış açısını da üç kanatlı tablonun orta kısmında resmettiği eğlenen insanların değil de, en sağdaki kısmında rahiplerin, rahibelerin, açgözlü oburların, kumarbazların, savaşçıların ve ayyaşların cezalandırılması resmederek gösterir.

Beş yüzyıl sonra, hala dinin toplumdaki rolünün ne olduğu ile ilgili tartışmaya devam ediyoruz. Tıpkı Bosch'un yaşadığı dönemde de olduğu gibi, ana temamız "ahlak". Tanrısız bir dünya öngörebilir miyiz? Böyle bir dünya "iyi" olur muydu? Bir dakikalığına günümüzde biyoloji ile köktendincilik arasındaki savaşı bir kenara bırakalım. Günümüzde, evrimden şüphe etmek için kanıtlara karşı oldukça dirençli olmak gerekmektedir; bu yüzden de evrimden şüphe duyanları ikna etmek amacıyla hazırlanan kitaplar ve belgeseller, aslında boşa emek kaybıdır! Bu materyaller dinlemeye hazır olanlara yardımcı olabilir;ancak esas hedef kitleye ulaşmada başarısızdır. Tartışma gerçeğin ne olduğundan ziyade, bu gerçekle nasıl baş edeceğimizle ilgilidir. Ahlakın doğrudan yaratıcı Tanrı'dan geldiğine inananlar için, evrimi kabul etmek ahlaki bir cehenneme açılan kapı gibidir.

140
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Burak Albayrak
Burak Albayrak
356.0K UP
Çeviren 15 Ocak 2022 13 dk.

X Işını Kristalografisi, bir kristalin atomlarının 3 boyutlu uzayda dizilişini belirlemek için kullanılan bilimsel bir yöntemdir. Bu teknik, çoğu kristalin atomları arasındaki boşluktan yararlanarak, bunları, yaklaşık 1 angstrom (10-8 cm) düzeyinde dalga boylarına sahip olan X ışını için bir kırınım gradyanı olarak kullanır. X Işını Kristalografisi, DNA'nın şeklini tespit etmek de dâhil birçok büyük bilimsel atılımda rol oynamıştır.

Wilhelm Röntgen, 1895 yılında X ışınlarını keşfetti; ancak X ışınlarının doğasının parçacık mı yoksa elektromanyetik dalga mı olduğu 1912 yılına kadar tartışma konusuydu. Eğer dalga fikri doğruysa, araştırmacılar, bu ışığın dalga boyunun 1 angstrom (kısaca Å) düzeyinde olması gerektiğini biliyorlardı ve bu kadar küçük dalga boylarının kırınım ve ölçümü, ışıkla aynı büyüklükte aralıklı bir gradyan gerektireceğinin de farkındalardı.

21
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İlhan Taşlı
Antropoloji Okuru 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Dünyada şu an yaşadığı bilinen ve sınıflandırılmış 2 milyon tür var. Henüz tespit edilememiş derin deniz canlıları, böcekler, mikro organizmalar ile 8-10 milyon türün yaşadığı tahmin ediliyor (prokaryotlar hariç). Tabi bir de canlılığın yaklaşık 3,8 milyar yıldır varolduğunu düşünürsek, fosil kayıtları ve evrimsel süreçlerin takibi neticesinde çıkarabildiğimiz sonuca göre 1 milyar ila 5 milyar canlı türü yaşamış olabilir.

Tüm bu veriler ışığında anlatmaya çalıştığım şu: Gezegenimizde geçmişten beri milyarlarca tür yaşadığı halde sadece bir tanesi uzaya radyo sinyali gönderebilecek kadar medeniyette ileri gidebildi. Galaksimizde canlılığın ve dolayısı ile evrimin var olduğu binlerce hatta onbinlerce gezegen olabilir, ancak bu gezegenlerde illaki sinyal gönderecek bir türün olması gerektiği anlamına gelmez. Şunu unutmayın ki Gezegenimiz 4,5 milyar yıl yaşında ve bizler yaklaşık 120 yıldır radyo sinyali gönderebiliyoruz[1].

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. Ç. M. Bakırcı. Dünya Üzerinde Kaç Tür Var? - Evrim Ağacı. (5 Mayıs 2015). Alındığı Tarih: 10 Şubat 2026. Alındığı Yer: Evrim Ağacı | Arşiv Bağlantısı
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Ahmet Özkaya
Ahmet Özkaya
165.5K UP
Yazar 15 Aralık 2019 33 dk.

Coğrafya bilimi geçmişte sömürgecilik faaliyetleri sebebiyle emperyalizm ile yakın ilişkiler kurmuştur. Darwin’in Türlerin Kökeni kitabıyla da dönemi içerisinde büyük bir dönüşüm başlamış ve Evrim Teorisi'nden çıkan sonuçlara dayanarak Sosyal Darwinizm ve çevresel determinizm gibi çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.

Tüm bunlara rağmen dönemi içerisinde Sosyal Darwinizm ve çevresel determinizm akımına kapılmayan kişiler sınırlı olmakla birlikte, karşıt görüş ileri sürenler de olmuştur. Piyotr Alekseyeviç Kropotkin ve Elise Reclus gibi coğrafyacıların anarşizm ekolünü benimseyip, Evrim Teorisi'nden de yararlanarak bunu temellendirmeye çalıştıklarını görürüz. Bu iki entelektüel coğrafyacının görüşleri kendi dönemi ve sonrasında hep arka planda kalmış; marjinal olarak değerlendirilip itibar görmemiştir.

38
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Atahan Germen
Atahan Germen
32.4K UP
Yazar 12 Eylül 2024 17 dk.

Radyokarbon tarihleme veya daha çok bilinen adıyla karbon-14 yöntemi, arkeolojik çalışmalarda en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Bu yöntem, elde edilen arkeolojik buluntunun ne kadar eski olduğunu hesaplamakta kullanılır. Şüphesiz bu amaçla kullanılan yöntemlerin de en meşhurudur.

1940'ların sonlarında Willard Libby tarafından geliştirilen ve 1960 yılında Nobel Kimya Ödülü ile taçlandırılan bu yöntem, tarihsel ve prehistorik olayların kronolojisinin oluşturulmasında devrim niteliğinde bir yenilik getirmiştir. Libby'nin bu yeniliği, C-14 izotopunun yarı ömrü ve radyoaktif bozunma prensiplerine dayanarak arkeolojik buluntuların, jeolojik katmanların ve çevresel örneklerin yaşının yüksek doğrulukla belirlenmesini sağlamaktadır.

117
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tuğçe Barut
Tuğçe Barut
128.4K UP
Yazar 9 Mayıs 2023 6 dk.

Güneş ve Güneş Sistemimizin tüm gezegenleri, bundan yaklaşık 4.5 milyar yıl önce Nebular Teori'ye göre dev bir moleküler gazın ve toz bulutunun içe doğru çökmesi sonucu oluştu.

Bu çökme sonucunda bulutsu yapı, daha düz bir diske benzemeye başladı. Tozlar ve gazlar, bu disk üzerinde daha yoğun bölgelerde toplanmaya başladı. Yoğun olan bölgeler daha da fazla maddenin üzerlerine öbeklenmesine neden oldu ve her bir parçanın ilk momentumu (ve momentumun korunumu yasası nedeniyle) bu öbekler dönmeye başladı. Ayrıca giderek irileşen öbekler, artan basınçla birlikte giderek daha da ısındılar. Maddenin çoğu merkezde toplanırken, bir kısmı da etrafında dönen diske yayıldı. Merkezde oluşan top Güneş'i oluştururken, diske yayılan maddeler Güneş Sistemi'ndeki gezegenleri oluşturdu.

138
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
S. Buğra Baltacı
Yazar 12 Aralık 2019 37 dk.

Öğrenme ve bellek sinir sistemimizin en önemli özelliklerindendir. Öğrenme dünya ile ilgili bilgi edinme ve bellek edinilen bu bilginin kodlanma, depolanma ve daha sonra geri çağrılma süreçleridir. Bu süreçler olmaksızın sinir sistemimizin fonksiyonunun büyük ölçüde bozulacağı ve belleği etkileyen dramatik hastalıklardan görülebildiği gibi mental hayatımızın anlamsızlaşacağı açıktır. 

Geçtiğimiz 50 yılda uygun deneysel modellerin oluşturulması ve moleküler biyoloji alanındaki gelişmelerin sinirbilime uygulanması ile birlikte öğrenme ve bellek süreçlerinin altında yatan moleküler mekanizmalar hakkında çok önemli ilerlemeler kaydedildi.

165
4
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Nilay Aydın
Üye 3 gün önce
öncesinde böyle bi problem ile karşılaşmamıştım fakat bir süredir sigara ve telefon bağımlılığı ile savaşıyorum. gerçekten çok canımı sıkıyor olmalarına rağmen bırakamıyormuşum gibi hissediyorum. daha öncesinde yemek-alkol bağımlılıklarımı aşmama rağmen bunları aşamıyorum ne yapabilirim?
1 Cevap - 236 görüntülenme
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Doğaç Çağdaş Çelebi
İnceleyen10 3 Kasım 2022
Dini, felsefi ve biyografik konularda gayet kaliteli YouTube kanalı.
Youtube Kanalı
9.1/10
(800 Kişi)
Puan Ver
@DiamondTema
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
23
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Türü
İrem Kaplan
İrem Kaplan
187.6K UP
Türü Ekleyen 3 gün önce
Macropodidae, Diprotodontia takımı içerisinde yer alan ve evrimsel olarak zıplayıcı lokomosyon üzerine uzmanlaşmış en karakteristik keseli memeli ailelerinden biridir. Bu aile; kangurular, wallabiler, wallaroo’lar ve ağaç kanguruları gibi morfolojik ve ekolojik açıdan farklılaşmış birçok formu kapsar. Macropodidae üyeleri, yalnızca Avustralya faunasının simgesel canlıları değil, aynı zamanda biyomekanik evrimin en ileri örneklerinden biri olarak kabul edilir.

Ailenin temel ayırt edici özelliği, arka ekstremitelerin aşırı derecede gelişmiş olmasıdır. Uzamış arka bacak kemikleri, kalınlaşmış kas dokusu ve yüksek elastik lif oranına sahip tendon yapıları sayesinde, bu canlılar zıplama hareketini yalnızca bir hareket biçimi olarak değil, enerji verimli bir ulaşım stratejisi olarak kullanır. Bu sistemde kaslar sadece kuvvet üretmez; aynı zamanda elastik enerji depolar ve bu enerji bir sonraki sıçramada geri kazanılır. Bu sayede uzun mesafeli hareketler düşük metabolik maliyetle gerçekleştirilebilir. Kuyruk ise denge organı olmanın ötesinde, hareket sırasında üçüncü bir destek noktası gibi işlev görerek vücut stabilizasyonunu sağlar.

Macropodidae üyeleri beslenme açısından yüksek lifli bitkisel diyete adapte olmuş otçullardır. Sindirim sistemleri, selüloz sindirimine uygun şekilde genişlemiş fermentasyon bölgeleri ve simbiyotik mikroorganizmalarla desteklenen bir yapı gösterir. Bu adaptasyon, düşük besin değerine sahip bitkisel kaynaklardan maksimum enerji elde edilmesini sağlar. Bu yönüyle kangurugiller, sadece tüketici organizmalar değil, bitki örtüsü yapısını şekillendiren ekolojik düzenleyiciler olarak da işlev görür.

Üreme biyolojileri, keselilere özgü gelişmiş adaptasyonları içerir. Kısa gebelik süresi, gelişimini tamamlamamış yavrunun keseye geçişi ve uzun süreli laktasyon süreci, çevresel koşullara karşı yüksek uyum kapasitesi sağlar. Dişilerde görülen embriyonik diapoz (gelişimin geçici durdurulması) mekanizması, olumsuz çevre koşullarında üremenin biyolojik olarak ertelenmesine imkân tanır. Bu sistem, Macropodidae’nin değişken iklim koşullarında tür devamlılığını sürdürebilmesini sağlayan kritik bir adaptasyondur.

Ekolojik dağılım açısından Macropodidae türleri; açık bozkırlardan yarı çöl ekosistemlerine, ormanlık alanlardan dağlık bölgelere kadar geniş bir habitat yelpazesinde bulunur. Bu çeşitlilik, ailenin yüksek adaptif radyasyon kapasitesini yansıtır. Aynı aile içinde hem yerde yaşayan, hem ağaçta yaşayan (tree-kangaroo) hem de yarı kurak alanlara uyum sağlamış türlerin bulunması, evrimsel esnekliğin güçlü bir göstergesidir.

Macropodidae, yalnızca kanguruları kapsayan bir aile değil;
hareket biyomekaniği, enerji ekonomisi, ekolojik mühendislik ve üreme stratejilerinin entegre olduğu evrimsel bir adaptasyon sistemidir. Bu yönüyle aile, modern memeli evriminde lokomosyon temelli adaptasyonun en net ve en sofistike örneklerinden biri olarak değerlendirilir.
1
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Discord
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close