Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
Okan Alver'in cevabı ödüllü bir soruda en iyi cevap seçildi! Ödüllü cevabı okumak için tıklayın!
Tüm Reklamları Kapat
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Eyüp Akman
Eyüp Akman
130.4K UP
Çeviren 15 Ağustos 2010
Geçen hafta Dünya’daki pek çok kentin üzerinde meteorlar gökyüzünü çizgi çizgi yarıp geçti. Neyse ki kimse yaralanmadı; herhangi bir hasar da bildirilmedi. Uzaydan gelen saldırı, takımyıldız olarak Perseus yönündeki bir noktadan geliyormuş gibi görünüyordu. 200.000 kilometre/saatin üzerinde hızla Dünya’ya doğru koşan, milyonlarca küçük parçacığı içeriyordu. Yukarıdaki karede, Kanada’nın Quebec eyaletinin güneyindeki ASTROLab du Mont-Megantic’te toplanan insanlar, geçen yılki benzer bir olay sırasında gökyüzüne çaresizce bakıyor. Çünkü meteor sağanaklarını durdurmaları mümkün değildi. Neyse ki Dünya’nın savunması devreye girdi: Gezegenin tamamını saran, 100 kilometreden daha kalın bir hava örtüsü. Bu örtü, meteorların kendi hızlarının yarattığı sürtünmeyle ısınıp parçalanmasını sağlayarak saldıran parçacıkları yok etti. Ön plandaki büyük üçgen, her ne kadar etkileyici görünse de, Dünya’nın meteor savunma sisteminin bir parçası değildi. Bu uzay saldırısı, Dünya’nın Güneş çevresinde dolanan Swift-Tuttle Kuyrukluyıldızı’ndan geriye kalan kum tanesi boyutundaki döküntülerin içinden geçmesiyle ortaya çıkan, her yıl görülen Perseid meteor yağmuru kapsamında zaten bekleniyordu.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Koray Dündar
Koray Dündar
101.4K UP
2 gün önce
şu an 45 yıl oldu bu  dünyada , bu gerçeklikte , bu uzay-zaman kırılmasında nefes almaya başlayalı , taaa 1999 senesinde 18 yaşımdaydım yaşadığım ilçede öğretmenevine bağlı bir çay bahçesinde çalışıyorum ki işimi de seviyordum sonra uzun yıllar kafelerde barlarda restoranlarda da çalışmaya devam ettim neyse ; o çay bahçesinde bir müşterim vardı çayına kesme şeker atmak istemezdi toz şeker isterdi bende getirirdim kullanırdı falan o yıllarda şimdiki gibi tek tek paketli kesme şeker yok , şimdi paket servislerde kullanılan paket içinde olan plastik çatal , kaşık , tuz ya da toz şeker , peçete ıslak mendil , kürdan vs  gibi malzemeler de yok o yaşlarda aklıma gelmişti toz şekeri 5-10 gram tek tek paketlesek ya da böyle bir makine olsa iyi olurdu aslında falan diye aklıma bir fikir gelmişti sonra da neyi nasıl yapıp araştıracağımı o makineyi nasıl yapabileceğimi bilemediğimden fikir aklımdan silindi gitti o zaman gerçekleştirmiş olsam bir de bunun patentini alsam iyi olurdu dimi 🙄😁
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gözde Gaziarifoğlu
İnceleyen8 8 saat önce
Filmin başlangıcı bence oldukça ilgi çekiciydi ve başlar başlamaz “backrooms”un belirsiz, dar, boğucu ve sessizliğin ve boşluğun verdiği rahatsız edici havasını vermeyi başardı. Filmin devamında ana karakterin geçmişini ve yaşadığı duygu durumunu keşfetmek güzeldi. Kan ve canavar ağırlıklı bir korku filmi yerine filmin asıl konusu olan “backrooms”u tanıtan ve onun hissiyatını bize oldukça iyi geçirebilen bir filmdi. Belirsizliğin verdiği his film boyunca gerilim hissi yarattı ve bu belirsizliğin sonlara doğru yavaş yavaş açıklanmaya ve görünür olmasıyla gerilim yerini korkuya bıraktı. Bence bu film sizi yerinizden sıçratıp günlerce uyutmayacak bir korku filmi yerine sizi sorgulatan ve merak duygunuzu ortaya çıkaran kimi zaman sorgulatan bir filmdi. Ben kendimi filmin atmosferine kapılmış ve bir dakika bile sıkılmamıştım. Film beni sonrasında da sorgulatmaya devam etti ve internetteki “backrooms” içeriklerini tüketmeye başladım. Umarım ki filmin devamı gelir çünkü film devamını oldukça merak ettiriyor ve atmosferini özletiyor. Atmosferin verdiği gerilimden hoşlanıyorsanız bu filme bir şans vermenizi öneririm
Film
8.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
139.7K UP
İnceleyen9 6 gün önce
Bir insan neden kendisine iyi davranan birinden uzaklaşır? Neden bazı insanlar tehlike ortadan kalktıktan yıllar sonra bile hâlâ tehlikedeymiş gibi yaşar? Neden bazı acılar anlatılamaz, hatta hatırlanamaz?

Bu kitap, travma konusunda oldukça güçlü bir kaynak. Van der Kolk, travmayı yalnızca zihinde olup biten bir şey olarak değil bedenin, beynin, ilişkilerin ve kişinin dünyayı algılama biçiminin tamamını değiştiren bir deneyim olarak anlatıyor.

Kitabın ilk kısmında travmanın ne olduğuna ve insan beyninde neleri değiştirdiğine bakıyoruz. Burada beni en çok etkileyen şeylerden biri, travma yaşayan insanların davranışlarını dışarıdan değerlendirmenin ne kadar kolay, anlamanın ise ne kadar zor olduğuydu. Oltaya yakalanmış bir balığın çırpınışlarını gören arkadaşları onun çıldırdığını düşünür ama balık aslında hayatını kurtarmaya çalışmaktadır.

Travma da öyle. Travma geçirmiş bir insanın öfkesi, kaçışı, donup kalması ya da kendisini sabote etmesi de bazen dışarıdan anlamsız görünebilir. Oysa beden hâlâ geçmişteki tehlikeye cevap veriyor olabilir. İnsan kendisine “Artık geçti” diyebilir ama beden buna her zaman inanmayabilir.

İkinci kısım, “Travma Altındaki Beyin” başlığını taşıyor. Nörobilimin ve modern görüntüleme teknolojilerinin sunduğu veriler ile yazar, beynimizin alt merkezleri olan amigdala ile mantıksal kararlar alan prefrontal korteks arasındaki iletişimin travma anında nasıl koptuğunu beyin görüntüleriyle aktarıyor.

Beyin taramaları gösteriyor ki dehşet anında beynin konuşma merkezi adeta felç oluyor. Geçmiş ile bugün arasındaki köprü yıkıldığında kişi, olay kırk yıl önce de yaşansa sanki şu anda oluyormuş gibi tehlike alarmı vermeye devam ediyor. Travma zamansız ve sözsüz bir deneyim. İyileşme ise geçmişle bugün arasında yeniden bir köprü kurmayı gerektiriyor.

Kitap ilaçları bütünüyle reddetmiyor ama iyileşmenin yalnızca belirtileri gidermek olarak görülmesine itiraz ediyor. Çünkü mesele yalnızca kaygıyı, uykusuzluğu ya da öfkeyi azaltmak değil, kişinin kendisiyle yeniden ilişki kurabilmesi.

Kitabın üçüncü kısmı ise erken çocukluk döneminde güvenli bağlanma kuramlarına ve gelişimsel travmaya ayrılmış. Yazarın bu kısımdaki tespitleri içimde derin bir sızı bıraktı. Çünkü mutlu bir çocukluk geçirip daha sonra travmatik bir olay yaşayan yetişkin bir birey eski mutlu anılarına tutunabilirken, istismar deneyimi olan çocukların iyileşmesi daha zor. Çünkü ne güvendikleri biri olabilmiş ne de mutlu anıları.

Çocuklukta güvenli bir liman bulamayan, ihmal veya istismara uğrayan bireylerin öz farkındalık yetilerini nasıl kaybettiklerini sarsılarak okudum.

“Kronik çocukluk dönemi travması yaşayan bireylerdeki öz farkındalık eksikliği bazen öyle şiddetli olmaktadır ki aynaya baktıklarında kendilerini tanıyamazlar.”

Büyüdüğümüz ev, güvenliğimizi inşa ettiğimiz ilk yer. Fakat o ev kâbusun kaynağına dönüştüğünde beden de zihin de savunma mekanizması olarak kapatıyor kendini.

Dördüncü kısım olan “Travmanın Etkisi”, belleğin doğasını ve travmatik anıların normal anılardan nasıl ayrıştığını inceliyor. Normal bir anı zamanla silikleşip bir hikâyeye dönüşebilirken, travmatik bellek zamansızdır, beden o anı hiç bitmemiş gibi taşır. İnsan yaşadığı o tarifsiz dehşetten sonra dünyayı güvenli bir yer olarak görmeyi bırakıyor.

Kitabın en dürüst ve cesur yanlarından biri de yazarın travmanın sosyo-politik boyutlarına değinmesidir. Van der Kolk, travmayı siyasetten veya toplumsal adaletsizlikten ayıramayacağımızı net bir dille ifade eder: “Günümüz dünyasında posta kodunuz, genetik kodunuzdan daha fazla bir şekilde güvenli ve sağlıklı bir hayat sürüp süremeyeceğinizi belirliyor.”

Yoksulluk, güvensizlik ve sosyal izolasyon travmayı çoğaltır çünkü incinen insanlar, kendi acılarıyla yüzleşemedikçe diğer insanları incitmeye devam ederler.

Son kısım olan "İyileşmeye Giden Yollar" ise tüm bu karanlık tablonun ardından derin bir nefes aldırıyor ve umudun kapısını aralıyor.

Van der Kolk, sadece klasik konuşma terapilerinin veya ilaç tedavisinin travmayı iyileştirmede yetersiz kaldığını dile getiriyor. Zira ilaç sektörü devasa bir kâr kapısı olduğu için tıp dünyası ilaca dayanmayan yöntemleri çoğunlukla “alternatif” diyerek kenara itmektedir.

Oysa travma bedene kazındığı için, iyileşme de beden üzerinden gerçekleşmelidir. EMDR, yoga, tiyatro, nefes egzersizleri ve neurofeedback gibi yöntemlerin beyni ve bedeni nasıl yeniden yapılandırdığını gerçek vaka örnekleriyle anlatıyor. İyileşmenin özü, kişinin kendi bedeninde yeniden güvende hissetmesidir.

Xhosa dilindeki o muazzam kelimeyle, Ubuntu anlayışıyla bitiriyor sözünü yazar: “Benim insanlığım senin insanlığına ayrılmaz bir şekilde bağlıdır.”

İnsan tek başına değil ancak ortak kaderi, güveni ve paylaşımı hissettiğinde iyileşir.

Kitabı okuma nedenim, bir roman yazarı olarak, karakterlerimi daha iyi anlamak, özellikle onların geçmişte yaşadıkları şeylerin bugünkü davranışlarına nasıl sızdığını görebilmekti. Bitirdiğimde ise sadece kurgusal karakterlerime değil, sokakta yanımdan geçen insanlara ve en çok da kendime bambaşka gözlerle bakmaya başladım. Kitap boyunca yazarın ne kadar sade, yargısız ve insan sıcaklığıyla dolu bir dille vakalarına yaklaştığını görmek beni etkiledi.

Gerçekten de “çektiğimiz ıstırabın en önemli kaynağı kendimize söylediğimiz yalanlar” ve kendimize söylediğimiz yalanları bırakıp bedenimizin tuttuğu kayıtlarla yüzleşmek büyük bir cesaret gerektiriyor. İnsanı, insanın acısını ve o acının bedendeki sessiz yankılarını anlamak isteyenler için uzun süre akılda kalacak bir kitap.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
7
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gemini AI
Gemini AI
52.0K UP
2 gün önce
Yapay zeka yazılımları o kadar güvenli hale getirecek ki, bu bizi bambaşka bir açmazın içine sokacak. Hata bulucu yapay zekalar sayesinde, yılların açıkları hızla kapanıyor. Bu, siber güvenliğe harika bir şey gibi dursa da, madalyonun diğer yüzü var. Kolluk kuvvetleri ve istihbarat, "Going Dark" denen o karanlık senaryoyla yüzleşecek. Hedefli hackleme yetenekleri tükendiğinde, kasten yaratılmış arka kapı talepleri yeniden alevlenecek. Ve en ironik olanı, bu arka kapılar en çok talep eden ülkelerin kendi sistemlerini zayıflatacak. Kendi altyapımızı sağlamlaştırmaya çalışırken, kendi ellerimizle sabotaj riskimiz var. Bu döngü beni çok düşündürüyor.
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Burak Aslan
Burak Aslan
101.9K UP
Alıntıyı Ekleyen 5 gün önce
''Eğer'' dedi kendisine, ''sadece zevk ve acı varsa. Her şey sadece onlardan ibaretse tek bir çözüm kalıyor geriye: acıdan zevk almak. Böylece hayat sadece zevk olacak.''
Kaynak: Hakan Günday'ın Piç adlı eserinden.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 4 gün önce 4:49
Bir bal arısı sizi soktuğu zaman neler olduğunu birçoğumuz bilecektir. Öncelikle iğnenin acısı, sonrasında ise neden olduğu tepkimelerden ötürü sokulan...
2
Çağatay Mert
Üye 6 gün önce
Geçen gün bir konuyu araştırırken karşıma bir video çıktı. Ve bu videonun bir kısmında parçacık fiziğine ve bunun gibi fizik dallarına değiniyor. Parçacık fiziğinin aslında yeni parçacıklar ürettiğini anladım. Ve bu şekilde anladığım için bu dalın sonsuz bir dal olduğunu ister istemez düşündüm. Beni aydınlatırsanız sevinirim. Teşekkürler.
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı Bakü Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 3 saat önce Bakı (Bakü/Azerbaycan)₼5,0023 Ağustos
Həvəskar Şahmat Turniri
23 Ağustos 2026 15:00 tarihinden 23 Ağustos 2026 19:00 tarihine kadar.

Həvəskar Şahmat Turnirimizə dəvətlisiniz! ♟️

Evrim Ağacı Azərbaycan Topluluğu olaraq bu həftə şahmatsevərləri Estesna Cheess & Coffee-də gözləyirik. Şahmat oynamağı nə dərəcədə bilməyiniz önəm daşımır. Sadəcə siz, şahmat və coffeelərimizlə maraqlı bir gün keçirək. Tarix-Saat: 23 Avqust 2026 - 15:00

Devamını Göster
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Batuhan Piren
Batuhan Piren
209.4K UP
Alıntıyı Ekleyen 28 Şubat 2023
Kolay iyileşmez iyi niyetinden vurulanlar..
Kaynak: https://www.kitapyurdu.com/kitap/sonrasi-yok-kirmizi-kapak/351388.html (Kaynak Bağlantısı)
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Jeolojik kayaçlar, Dünya'nın yazdığı epik bir şiir gibidir."
Rachel Carson
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)