“BİN KİŞİSEL GELİŞİM KİTABINDAN İYİ OLAN KİTAP"
Bu kitabı okurken insanın aklından çıkmaması gereken en önemli detay bu satırların yazarının koskoca Roma İmparatoru olmasıdır. Çünkü dünyadaki her türlü lükse, zevke ve güce tek bir parmak şıklatmasıyla ulaşabilecek bir adamdan bahsediyoruz. Çoğu insan bu kadar sınırsız bir gücü eline geçirse yozlaşır, zevk ve sefanın dibine vururdu. Ama Marcus Aurelius amcamız çadırına çekilip erdem ve irade üzerine kafa patlattı. Kitabı asıl vurucu ve değerli kılan şey tam olarak yazarının bu sarsılmaz karakteridir.Hani derler ya "hocanın dediğini yap yaptığını yapma" diye... İşte Marcus hocamızın yaptığınıda yapabiliriz. Bence bu kitabı daha kıymetli kılıyor.
Kitapta kendi durumunu şu alıntıyla özetliyor:
"iyi şeyler yaparken bile kötü şöhret edinmek kralın kaderidir."
TEFEKKÜR ADAM
"Kendime Düşünceler", oturup başkaları okusun, edebiyat dünyasına bir eser bırakayım diye yazılmış bir kitap değil. Adam resmen kendi zihnini toparlamak, zor zamanlarda kendine telkinde bulunmak ve yoldan çıkmamak için bir günlük tutmuş.(Bu sebepten ötürü bazı yayın evleri kitabın adını "Meditasyonlar" diye çevirmiştir ) Hatta "ben ölünce bütün eserlerimi yakın" diyecek kadar bu metinlerin tamamen kişisel ve gizli kalmasını istemiş.
Kitabı okurken bazı konuların, cümlelerin tekrar tekrar karşımıza çıkmasının sebebi de bu. Çünkü insan zihni unutmaya meyillidir; Aurelius da savaş alanlarının stresinde, imparatorluğun omuzlarına bindirdiği yükün altında ezilmemek için aynı ilkeleri kendine defalarca hatırlatmak zorunda hissetmiş.
KİTABIN EN SEVDİĞİM TEMALARI
Kontrol Edilemeyen Şeyleri Bırakmak:
Aurelius'un en çok üzerinde durduğu konu insanın kendi kontrol alanını bilmesidir. Başkalarının ne düşündüğü, başına gelen talihsizlikler veya insanların kötülüğü senin elinde değildir; senin elinde olan tek şey bunlara vereceğin tepkidir.
"Dışsal bir nedenden ötürü acı çekiyorsan, sana acı veren o şey değil, senin ona dair geliştirdiğin yargındır. Ve bu yargıyı şu an iptal etme gücü senin elindedir."
"Zihnini gereksiz düşüncelerden arındır. Kontrol edemediğin şeyler üzerine düşünmek sadece ruhunu yorar."
İnsanların nankörlüğüne şaşırmamak gerektiğini, çünkü bunun doğanın bir parçası olduğunu söyler. Sabahları güne başlarken kendine yaptığı şu telkin bence kitabın en çarpıcı kısımlarından biri: "Güne başlarken kendine şunları söyle: Bugün işgüzar, nankör, kibirli, hilekar, kıskanç ve bencil insanlarla karşılaşacağım..." Bu şekilde beklentiyi baştan sıfıra indirerek, dış dünyanın onu hayal kırıklığına uğratmasına ve zihnini bulandırmasına engel oluyor.
Ölüm üzerine:
Kitaptaki bir diğer sarsıcı tema ise ölüm. İmparator olmasına rağmen ölümün herkesi eşitlediğinin fazlasıyla farkında. Ölümü korkulacak bir son olarak değil, doğanın sıradan bir işleyişi olarak görüyor. Kibre kapılmasını engelleyen en büyük fren mekanizması da sürekli ölümü düşünmesi.
"Her şeyi, her an bu dünyadan ayrılabilecek biri gibi yap, söyle ve düşün."
"Büyük İskender ve katırcısı öldüklerinde aynı duruma düştüler."
"Çok yakında her şeyi unutmuş olacaksın ve çok yakında herkes de seni unutmuş olacak."
*** Bu kitabı bitirdikten sonra gaza gelip defterime yazdığım "kendime notlar":
Sadece kendi gücünün yettiği şeylere odaklan, gerisini sal !
Dışarıdaki kaosu, başkalarının ne yaptığını, hocaların kaprislerini ya da piyasaların aniden çakılmasını kontrol edemezsin. Bunlar için kriz geçirip enerjini tüketmek tamamen ahmaklıktır. Senin tek kontrol edebildiğin şey, bu dış olaylar karşısında alacağın pozisyon ve vereceğin tepkidir. Kontrol edemediğin, senin elinde olmayan şeyler için kafayı yemeyi bırak.
Zorluklar zihinsel bir antrenmandır, mızmızlanmayı kes
Karşına çıkan engelleri veya zorlukları birer haksızlık gibi görme. Bunları iradeni, ciğerini ve dayanıklılığını test eden sağlam bir idman, zorlu bir raunt gibi düşün. Canın yanacak, yorulacaksın ama kitabın da dediği gibi "engel, yolun kendisidir". O zorluk senin gelişmen için oradadır. "Neden benim başıma geldi" diye sızlanmak yerine çeneni kapatıp o engelin üstesinden nasıl geleceğine bakacaksın.
Statü ve gösteriş koca bir yalandır
İnsanların senin hakkında ne düşündüğünün, unvanların veya sahip olduğun malların zerre kadar önemi yok. Sistemin dayattığı o sahte başarı ve gösteriş algısı tamamen palavra. Koskoca imparator bile "hepsi boş, sonunda toprak olacağız" diyor. Kendi içindeki dürüstlüğü, sağlam duruşu ve karakterini, dışarıdaki kalabalıkların onayına veya popüler kültüre değişme. İçerisi sağlamsa dışarısının ne dediği umrunda olmaz.
Ölüm her an ensende, saçmalayarak vakit kaybetme
Bugün varsın, yarın yoksun. Ölüm gerçeğini kafandan çıkarma. Bu seni depresif yapsın diye değil, silkelenip kendine gelesin diye var. Sürekli ertelerek, başkalarının hayatını izleyerek veya gereksiz meselelere sinirlenerek harcayacak vaktin yok. İşini sağlam yap, dürüst yaşa ve geç.