Kitabın özü, Woolf’un şu cümlelerinde saklı: “Kurmaca yazmak isteyen bir kadının parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.”
Kitap, yazarın, “kadınlar ve kurmaca” konulu uzun denemesinden oluşmaktadır. Deneme dedim ama kimi zaman bir günlüğe dönüşür, hatta Oxbridge adlı hayali bir üniversitenin bahçesinde öyküleşir, eski zamanlarda okunmuş şiirler belirir arada. Üslubu didaktik değildir aksine serbestçe akar.
Neden medeniyete kadınların daha az katkıda bulunduğunu, bilhassa edebiyat tarihinde neden çok az kadın şair olduğunu sorgular. Bu, erkeklerin inandırmaya çalıştığı gibi kadınların eksikliğinden dolayı mıdır?
Bir düşünce deneyi yapar Woolf. Shakespeare’in aynı yeteneğe, aynı dehaya sahip hayali bir kız kardeşini yaratır: Judith. Shakespeare, yeterince boş zamana ve toplumsal desteğe sahipken Judith henüz evinde, kendi annesi babası tarafından kösteklenmeye başlayacaktır. Tam yazmaya odaklanmışken yemek yapmaya çağrılacaktır mesela. Kütüphanelere erişemeyecek, okula gönderilmeyecek, daha hayatı tanımamışken erkenden evlendirilecektir.
Bir ihtimal daha yaratır yazar, Judith diyelim ki bir oyun yazabildi ve evden kaçarak tiyatroya gitti. Tiyatronun müdürü tarafından ciddiye alınmayacak, daha kapıdayken reddedilecektir. Kardeşiyle aynı meziyetlere sahip olmasına rağmen sırf cinsiyeti yüzünden yeteneklerini kalıcı eserlere dönüştüremeyecek ve ilhamlarını dışa vuramadığı için ruh sağlığı giderek bozulacaktır.
Bir ve birkaç yüzyıl evvelinin az sayıdaki kadın edebiyatçılarının -mesela Brontë kardeşler- yapıtlarını ve ruh hallerini inceler Woolf. Satırlarında engellenmekten doğan öfkeyi ve meydan okumayı, sahip olamadıkları imkânlara duydukları özlemi görür. Cinsiyetçiliğe maruz kalmak eserlerinde bir etki bırakmıştır ve Woolf’a göre olumsuz bir etkidir bu.
Jane Austen’in sürekli bir sürü insanın girip çıktığı ve dikkatinin bölüneceği oturma odasında yazmak zorunda kalması gibi, kadın şair ve yazarlar zihinlerinde dahi yalnız olamamışlar, toplumun içlerine işleyen önyargısıyla mücadele etmişlerdir.
Yazar, ayrıca iyi edebiyatın zor koşullardan doğduğu gibi romantik anlayışa karşı çıkar. Realist olarak, bir yazarın iyi yazması için en azından geçimini sağlayabilmesi gerekir, diye düşünür.
Kurmaca yazmak isteyen bir kadının parası ve kendine ait bir odası olmalıdır, hem fiziksel hem de zihinsel bir oda. Kimsenin etkileyemeyeceği, saf ilham ve düşüncelerini rahatsız edemeyeceği bir oda.