Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Selehattin3146 Kızıldağ
İnceleyen 6 gün önce
Muhtelemen o değişi ve onu değiştirenlerde biziz çoçukluğumdan beri izlediğim kanalın şimdi nerdeyse hiç bir samimiyeti kalmadı sanırım bizde değişdik artık hep aynı içerikleri göruyoruz ve talep edilen de bu yapacak bir şey yok malesef:)
Youtube Kanalı
7.2/10
(77 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Öne Çıkan EtkinlikBilim Buluşması
Evrim Ağacı İzmir Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 ay önce İzmir₺250,0016 Mayıs
Nörobilim ve Hareket
16 Mayıs 2026 15:00 tarihinden 16 Mayıs 2026 18:00 tarihine kadar.

Evrim Ağacı İzmir Şehir Topluluğu olarak, “Nörobilim ve Hareket” konusundaki akademik bilgisi ve alandaki deneyimi ile Uzm. Fizt. Behlül Levent konuğumuz olacak.
📍Laika Coffee & Culture, Karşıyaka
⏱️16 Mayıs, Cumartesi, 15:00

Etkinliğimiz ücretli bir etkinliktir. Etkinlik katılımı için bilet satın almanız yeterlidir. Nörobilimle ilgilenen herkes davetlidir!

KONUŞMACI HAKKINDA

İlköğretim ve lise eğitimini Seydişehir’de tamamlayan Behlül Levent, lisans ve yüksek eğitimini 9 Eylül Üniversitesi’nde tamamlamıştır.

Birincil uzmanlık alanı olan pediatrik Nöroloji alanında Türkiye’de sadece bir kere Dr. Fizyoterapist Görkem Dizdar organizasyonu ile düzenlenen NDTA (The Neuro-Developmental Treatment Association / Nörogelişimsel Tedavi Derneği) onaylı Bobath Concept üzerine temel eğitimi Joan Day Mohr ve ekibinden alarak çalışmaya başlamıştır.

Bu konsept, beyin hasarına bağlı felç (inme), Serebral Palsi (CP) vb. gibi gelişimsel ilerlemeyi sekteye uğratan durumlarda motor kontrolü, postürü ve dengeyi iyileştirmeyi hedefleyen spesifik bir rehabilitasyon konseptidir.

Öncesi ve sonrası süreçte pediatrik nöroloji alanında klinisyen olarak ilerlemiştir. 2019 sonrası uygulama alanını genişleterek yetişkin nörogelişimsel uygulamalar ve Otizm spektrum üzerine eğitimlerle ilerlemiştir.

Gelişim sürecine Nörogelişimsel Yoga ve DIR Floortime (Developmental, Indiviual Differences, Relationship Based Theraphy/Gelişimsel, Bireysel Farklılıklar, İlişki Temelli Terapi) eğitimleri ile devam etmiştir. Özellikle otizm ve diğer gelişimsel zorlukları olan çocukların duygusal, sosyal ve bilişsel becerilerini oyun yoluyla geliştiren, ilişki temelli bir terapi modelidir.

Uzman fizyoterapist Behlül Levent’in bakış açısında insan temelinde sinir sistemi uygulamaları vardır. Hareketin temelinin, sinir sisteminde değişiklik olmadığı sürece iyileşmeye hizmet etmeyeceğini savunur.

İzmir Mavişehir’de bulunan kliniğinde son 4 yıldır koşu ve ultra koşucular, son 1 yıldır triatlon sporcularıyla da çalışmalar yapmaktadır.

Devamını Göster
11
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Beray Cinkara
Beray Cinkara
20.3K UP
İnceleyen9 1 gün önce
“Ben doğduğumda, olduğum şeyin bir ismi yoktu.” Kirke okuyucusunu ilk böyle karşılar. Ailesi ve kainat tarafından yıllarca dışlanmış, ne olduğu veya ne olmak istediği önemsenmemiştir. Babası her ne kadar yakıcı güneşin tanrısı olan Helios olsa da, kendisi babasının ihtişamı kadar arka planda kalmıştır. Okuyucunun bu durumu anladığı ilk sahne Kirke’nin doğumu oluyor. “İyi bir eşleşme yapacak.” diyor babası Helios. “Bir prensle sanırım.” İşte tam o anda Kirke”nin annesi karşı çıkıyor:”Bir ölümlüyle mi?”
İster bir tanrı olun ister bir dahi; hayatınızın başkaları tarafından tartılmasına engel olamazsınız. Elinizde olmayanlar sevdikleriniz için birer ayıp, kendi kararlarınız ise mantıksız birer inat gibi algılanır. Çünkü dünya sizi olduğunuz gibi değil, kendi görmek istediği gibi yargılar. Ama sizin engelleyemediğiniz sözler, eylemlerinizi engelleyebilir mi? Bir düşünün romanımızın başını. “Bir prensle sanırım.” Kitap bize en büyük sürprizbozanı vermemiş midir? Kirke’nin kendi prangalarından kurtulup, çevresi tarafından en önemli özelliği olarak görülen kalıplardan dışarı çıktığını okumuyor muyuz? Kirke, tanrıların dünyasında bir yer edinme sancısını geride bıraktığında, “görünür olma” ihtiyacı yerini “gerçek olma” duygusuna bırakmıyor mu?. Kendi sesini bulmak için önce kainatın gürültüsünden, sonra da kendi hırslarından vazgeçmesi gerekmiyor mu?

Ben, Kirke, binlerce yıldır erkek egemen anlatıların gölgesinde bir “canavar” veya “kötücül, aciz bir cadı” olarak resmedilen karakterin, kendiliğini bulma yolculuğudur. Miller bu eserinde, mitolojiyi feminist bir perspektifle yeniden yorumlayarak tarihin susturduğu kadınlara bir mikrofon uzatmayı amaçlamıştır. Kitabın temel tezi, otorite tarafından çizilen kötücül imajın arkasında hayatta kalmaya çalışan bir bireyin olduğu gerçeğidir. Eserin ana fikri ise; gerçek özgürlüğün ancak başkalarının tanımlarından sıyrılıp, bedeli ne olursa olsun kendi kaderini seçmekle mümkün olduğudur.
Değerlendirme
Yazar Madeline Miller Yunan tarihi ve mitolojisi hakkındaki birikimini 3 kitabıyla okuyucuya ulaştırmıştır. İlki Akhilleus'un Şarkısı, Akhilleus ve Patroklos'un çocukluk dostluklarından başlayan, Truva Savaşı'na uzanan, kader, şan arayışı ve trajik bir sonla biten derin bağlılıklarını konu alır. Son çıkan kitabı Galatea yine mitolojik bir karakter olan heykeltıraş Pygmalion’un yonttuğu bir kadın heykeliyle hikayesini anlatır. Bu kitap Pygmalion efsanesini modern ve feminist bir bakış açısıyla yeniden yorumlar. Diğer kitaplarında olduğu gibi karakterlerinin iç dünyalarına inen ve kalplerinin hikayesini anlatan yazar “Ben, Kirke” kitabında Kirke’nin içsel arayışını okucuya anlatmaktadır. Kirke’nin doğduğundan beri ailesinin ona verdiği “çirkin, aciz, cadı, kabiliyetsiz” damgalarını bedeli olsa da nasıl yıktığını görmekteyiz.

Kirke, altın parıltılı, tanrıların yaşadığı bir sarayda doğar. Ne babası Helios ne de ninf olan annesi Perseis’e benzer. Sesi bir insan gibi çirkin ve çatallıdır gücü ise bir tanrıya göre yetersizdir. Kendi ailesi tarafından doğduğu andan itibaren hor görülür, dışlanır ve aşağılanır. Bu dönem, Kirke’nin dünyadaki yerini aradığı, sevgiye aç olduğu ve ilk büyük hayal kırıklıklarını yaşadığı dönem olmuştur. Yıllar tanrılar için su gibi geçse de, Kirke için öyle değildir. İçindeki duyguları gizleyerek yaşadığı uzunca bir dönemden sonra Kirke, ölümlü bir balıkçı olan Glaukos’a aşık olur. Ona o kadar aşık olur ki, onu bir tanrıya dönüştürmek ister. Lakin dönüştürürken içinde saklı olan bir büyüyü keşfeder. Otlar ve iksirle yapılan bir büyü olan"farmakeia", kıskançlıkla birleşince bir felakete yol açacaktır. Glaukos tanrıya dönüştükten sonra Kirke’yi unutur ve ona ihanet eder. Kirke yine acımasızca yalnız bırakılmıştır. Kirke istemeden Glaukos’un aşık olduğu ninf Scylla’yı dehşet verici bir deniz canavarına dönüştürür. Bu canavarlıktan korkan ve suçunu itiraf eden Kirke, babası Helios tarafından cezalandırılarak ıssız Aiaie Adası’na sürgün edilir. Lakin sürgün, Kirke için bir ceza değil, kendini bulma alanına dönüşmüştür. Yüzyıllar boyu o adada tek yaşar. Bazen adasına tanrılar arasında iletişim sağlayan Hermes ve adaya dinlenmek isteyen gemiciler gelse de tamamen yalnızdır. Adadaki vahşi hayvanları evcilleştirir, doğayı öğrenir ve büyücülük sanatında ustalaşır. Adaya uğrayan gemiciler, onun misafirperverliğini suistimal etmeye kalktığında Kirke, hayatta kalmak için onları domuza çevirmeye başlar. Bu, onun dış dünyaya karşı kurduğu savunma kalkanıdır. Bir gün adaya gelen Odyssey destanın baş kahramanı Odysseus gelir ve aralarında bir bağ kurulur. Kirke, Odysseus adadan ayrılmak zorunda kalsa da artık yalnız kalmayacaktır. Çünkü artık oğlu Telegonus vardır.
Kirke’nin hayatındaki en büyük değişim, oğlu Telegonus’u koruma içgüdüsüyle başlar. Oğlu için akıl ve bilgelik tanrıçası Athena’ya bile kafa tutar. Ancak hikâyenin vermek istediği mesaj, Kirke’nin "ölümsüzlük" ile "insanlık" arasında yaptığı seçimde saklanır. Yaşanan uzun yıllar ve devam eden olaylar silsilesinde tanrıların kibri, soğukluğu ve boş ölümsüzlüğünden bıkan Kirke; acı çekmeyi, yaşlanmayı ve sevmeyi, yani insan olmayı seçer.

Binlerce yıldır mitoloji, efsaneler ve fantastik olaylar Zeus, Hermes, Kayra Han gibi “kahraman erkeklerin” hikayelerini anlattı. Kadınlar ise kimi zaman kurtarılması gereken, muhtaç varlıklar; kimi zaman birer ödül olarak görüldü. Bazen de yapmak zorunda bırakıldığı seçimlerin sonucu olarak canavar damgası vuruldu kadın figürlere. Lakin bu kitap, Kirke’nin dieğr yazılı kaynaklarda üzerine giydiği canavar damgasını yıkıp, başka bir bakış açısından bakmayı seçiyor. Tarihin tek taraflı olduğunu, her zaman güçlü ve kazananın tarihe yön verdiğini bir kez daha anlıyoruz. Kirke’nin asıl hikayesini, cadıya dönüşme yolunda verdiği kararları ve karşı çıktığı haklı nedenleri onun ağzından, onun bakış açısından dinliyoruz. Babasının, annesinin ve ablasının ona baskısı, yalnızlığı, sevdiği adam tarafından ihanete uğraması sadece onu güçlendirecek adımlardır. Güçlenir de, okuyucu tam da bunu bekler. Lakin yazar okuyucuya istediği şeyi vermez: intikam. İşte kitap tam burada, “yeniden doğma”yı sembol eden diğer kitaplardan ayrılır. Kirke her ne kadar içinde intikam ve kendini gösterme duygularıyla yanıp kavrulsa da, olgunlaşması yılları alır. Kitabın sonunda Kirke ne intikam alır ne de tanrıların dünyasına daha güçlenmiş bir şekilde gelir. O sadece olmak istediği figüre, yaşamak istediği duyguya bürünmüştür. Tanrıların bitmek bilmeyen bin yıllık ömürlerinden, duygusuzluklarından, ölümlüleri aşağılamalarından, “güzellik algısına” uymayanları hor görmelerinden, entrikalarından ve oyunlarından bıkmıştır. Onun için Olimpos Dağı’nın zirvesindeki tanrıların hiç birinin duygusu gerçek gelmez. Öyle de değildir zaten. Diğerleri gibi olmaz Kirke. Saçı ağarır, yüzündeki çizgiler artar, elleri nasırlaşır, vücudu çöker. Ama yine de o insan olmayı seçer. Gerçek duyguları yaşamayı. Çünkü onun için hayat, güçten ve sonsuzluktan ibaret değildir; onun için hayat kısa bile olsa ona değer verenlerle gerçek duyguları yaşamaktır. Bu duygular olumsuz olsa bile.

Kitapta öne çıkan tek şey Kirke’nin yolculuğu değil, yazarın dil ve anlatımıdır. Miller, romanında epik destanların görkemi ile modern edebiyatın psikolojik derinliğini harmanlayan, şiirsel bir dil kullanmıştır. Birinci tekil şahıs anlatımı, okuru doğrudan Kirke’nin iç dünyasına, sancılarına ve ruhsal dönüşümüne ortak etmektedir. Yazar; doğayı, bitkileri ve büyünün işleyişini betimlerken oldukça zengin bir kelime kadrosu seçmiştir. Diğer mitolojik kitaplardaki mitolojik kavramlar ve soyut anlatım günümüz okuyucusunu zorlarken, Miller o ağır atmosferi okuyucunun anlayacağı şekilde aktarmıştır. Duru, akıcı ve sürükleyici bir üslup oluşturmayı başarmıştır. Tabii dil ve üslup konusunda takdir sadece yazara düşmez. Kitabın çevirmeni olan Seda Çıngay Mellör, 408 safyada geçen mitolojik kavramları Türk okuyucuya o kadar güzel anlatmıştır ki, okuyucun aklında kitabın derin anlatımına dair soru işaretleri kalmaz. Bunun yanı sıra bazı olumsuz eleştiriler de vardır. Kitapta pek çok mitolojik figür ve kavram geçmektedir, ama ilk kez bu tarzda roman okuyan bir okuyucu “Bu kim?” gibi bir olguya düşebilir. Sayfaları çevirmeye devam ettikçe aklımızdaki soru işaretleri geçse de bu okuyucunun devamlılığını bozan bir durumdur. Lakin yazının başında bahsettiğim gibi kitabın sonunda “Ölümlüler, tanrılar” şeklinde sınıflandırılmış, 8 sayfalık bir karakter dizini bulunur. Ben bu kısmı kitabın sonuna doğru farketsem de okuyucu karakter dizininden faydalanabilir. Bu kitabın güzel bir ayrıntısı olsa da sayfaları sürekli bir sona bir başa çevirmek keyfi açıdan can sıkıcıdır. Bu nedenledir ki, kitapta yeni bir karakterden bahsedildiğinde küçük bir tanımlama yapılabilir, veya karakterlere daha çok sıfat eklenebilirdi.

Tüm bu unsurlar değerlendirildiğinde Madeline Miller'ın Ben, Kirke adlı eseri, yalnızca antik bir efsanenin modern bir uyarlaması değil; ötekileştirilmiş ve aciz bir varlık damgası etiketlenmiş bir kadının kendi iradesini inşa etme destanıdır. Yazı boyunca ele alındığı üzere yazar, akıcı üslubuyla okuru tanrıların kibirli dünyasından alıp, Kirke'nin Aiaie adasında kurduğu insani gerçekliğe taşır. Kitabın temel tezi olan “erkek egemen mitolojinin kadını susturması” fikri, Kirke’nin kendi sesini ve gücünü bulmasıyla başarılı bir şekilde çürütülmüştür. Miller, klasik mitolojideki tek boyutlu cadı kalıbını yıkarak yerine; hata yapan, acı çeken, seven ve gelişen bir birey koymuştur. Nihayetinde bu roman; ölümsüzlüğün boş görkemi karşısında insan olmanın ve kendi hikâyesinin öznesi olabilmenin değerini kanıtlayan, çağdaş edebiyatın en güçlü mitolojik yeniden yorumlamalarından biri olarak edebiyat tarihindeki yerini almıştır.
Kitap
9.7/10
(3 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Circe
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
247.9K UP
Çeviren 6 gün önce 4 dk.

Köpekleri ne kadar seversek sevelim, bu durum onların çamur, sümüklü böcek, taş, var olmayan ev ödevleri ve hatta dışkı gibi akla gelebilecek her şeyi mideye indirmelerine engel olamıyor. Peki, köpeklerin neden bu tarz şeyleri yediklerini hiç merak ettik mi? Örneğin, köpekler tam olarak neden ot yiyorlar?

Bu soruyu sormamız çok yerinde; çünkü bu köpek muammasının oldukça ilgi çekici birkaç cevabı var. Ya da en azından birkaç teori var diyebiliriz. Köpek sinirbilimi her ne kadar giderek büyüyen bir araştırma alanı olsa da, araştırmacılar bu kafa karıştırıcı davranışın arkasında yatan kesin motivasyonu henüz tam olarak açıklayamıyorlar.

20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hakan Orhan
Hakan Orhan
94.1K UP
Uyarlayan 3 gün önce 4 dk.

Birçok bilim insanı, uzaylı uygarlıkların var olduğuna inanıyor. Onlar için artık soru, böyle uygarlıklarla hiç karşılaşıp karşılaşmayacağımızdan ziyade, bunun yakın gelecekte mi yoksa çok uzak bir zamanda mı gerçekleşeceğidir. Öyleyse bir anda kendimizi bir uzaylı türünün üyeleriyle yüz yüze bulduğumuzu hayal edelim. İlk olarak ne yapardık? Muhtemelen barışçıl olduğumuzu iletmek bir öncelik olurdu. Peki, gerçekten birbirimizi anlayabilir miydik?

Uzaylılarla karşılıklı paylaşabileceğimizden emin olabileceğimiz tek şey bilimsel bilgidir. Eğer evrenin yasaları her yerde aynıysa bu yasaların farklı tanımları ilkesel olarak birbirine eşdeğer olmalıdır. Bu, Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması (SETI) ve Dünya Dışı Akıllı Yaşama Mesaj Gönderme (METI) gibi girişimlerin arkasındaki temel mantıktır.

10
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Zeynep Can
Üye 10 saat önce
Evrim Ağacı bilgi kirliliği olan konuları daha iyi anlamama sağladığı için cevabı buradan alabileceğimi umuyorum. Instagram'da nörobilimci ve politikacı Janyary Walker, videoda bahsettiği Infoton P30 güncellemesinin yapılmaması durumunda nükleer reaktörlerin dünyayı ısıtıp yok oluşumuza sebep olacağından bahsediyor. Bu ne kadar doğru? Teşekkürler.
January Walker'ın bahsettiği Infoton P30 Update yani güncellemesi nedir ve gerçekten insanlık adına kendisinin dediği kadar önemli mi?
January Walker'ın bahsettiği Infoton P30 Update yani güncellemesi nedir ve gerçekten insanlık adına kendisinin dediği kadar önemli mi?
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Ece Müker
Ece Müker
633.8K UP
2 gün önce
Science Advances dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, Ay'ın en büyük ve en eski çarpışma krateri olan Güney Kutbu-Aitken (SPA) havzasının nasıl oluştuğuna ilişkin önemli ayrıntıları netleştirdi. Yaklaşık 2.000 kilometre çapındaki bu dev kraterin kökeni, 2028'de planlanan Artemis III görevinin bilimsel çıktılarını doğrudan etkileyebilir.
 
Yüksek çözünürlüklü 3 boyutlu simülasyonlar kullanan ekip, kraterin en iyi, yaklaşık 260 kilometre genişliğinde, çekirdekleşmiş (farklılaşmış) bir cismin kuzeyden güneye doğru yüzlek açıyla çarptığı senaryo ile açıklandığını buldu. Çarpma hızının yaklaşık 13 km/s olduğu tahmin ediliyor; bu da çarpanın, Mars bölgesinden gelen ve düşük eğimli bir yörüngede seyreden bir gezegen oluşum artığı olduğuna işaret ediyor.
 
Çalışmanın en çarpıcı bulgusu ise mantodan fırlatılan malzemenin nereye düştüğü. Simülasyonlar, bu malzemenin kraterin güney yönünde yaklaşık 550-650 kilometre ötesine kadar uzandığını gösteriyor. Artemis III'ün planlanan iniş bölgesi tam da bu alana denk geliyor. Çarpmanın kuzey-güney yönlü olduğu doğrulanırsa Artemis astronotları, Ay'ın derinlerinden fırlatılmış mantosu kayaçlara erişebilir; bu, Ay'ın iç yapısı ve yaşı hakkında son derece değerli bilgiler sunacak.
 
Ekip, simülasyonlarının bazı ince ayrıntıları gözden kaçırabileceğini kabul ederken Artemis örneklerinin bu tahminleri doğrudan sınayacağını vurguluyor.

Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Evrim Ağacı
Çeviren 24 Eylül 2018
Bu mevsim gece gökyüzünde neler görebilirsiniz? Öne çıkan bu grafik, Dünya’nın kuzey yarımküresi için birkaç dikkat çekici hedefi bir araya getiriyor. Altta ortalanmış bir saat kadranı gibi düşünülürse, sonbaharın başındaki (kuzey) gökyüzü olayları sola doğru yayılıyor; sonbaharın sonlarına doğru olanlar ise sağ tarafa yerleştiriliyor. Dünya’ya görece yakın cisimler, genel olarak, altta ortada teleskoplu çizgi karaktere daha yakın çizilmiş. Yine de resimdeki hemen her şeyi teleskopsuz da görmek mümkün. Her mevsimde olduğu gibi takımyıldızlar yıldan yıla aynı görünür; yine her zamanki gibi Leonid meteor yağmuru kasım ortasında en yüksek düzeye ulaşır. Alışıldığı üzere, Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) da bazı zamanlarda görülebilir; gün batımından sonra gökyüzünde süzülen parlak bir nokta gibi belirir. Bu sonbahar gün batımından sonra görülebilen gezegenler arasında Jüpiter ve Mars var; sonbaharın ilerleyen dönemlerinde Satürn de ekleniyor.
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Bilal Tuna
Bilal Tuna
20.1K UP
2 gün önce
Yaşım 33 beton ve gri şehirde yaşıyorum hangisi olduğunu söylememe gerek yok çoktan siz tahmin ettiniz bile. Her neyse emekliliğimde yerleşebileceğim meyve ağaçları yetiştirebileceğim mutlu yaşayabileceğim bir yerden arsa bakıyorum. Fakat neresi olduğu konusunda ciddi kararsızlıklar yaşıyorum. Muğla mı yoksa çanakkale kaz dağları etekleri mi ? Sizce hangisi siz olsanız neden ve nereyi seçerdiniz ?
0
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 5 gün önce 12:40
Hacamatın bugüne kadar istikrarlı bir şekilde tedavi edebildiği herhangi bir hastalık tespit edilememiştir. Olumlu etkiye sahip olduğu sanılan hastalıklarda...
7
EtkinlikSeminer
Evrim Ağacı İstanbul Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 hafta önce İstanbul₺300,00 - ₺400,0016 Mayıs
Büyük Evrimsel Geçişler
16 Mayıs 2026 14:00 tarihinden 16 Mayıs 2026 17:00 tarihine kadar.

Evrim tarihi, yalnızca mevcut yapıların zaman içinde küçük iyileştirmelerle değişmesinden ibaret değildir. Bazı süreçler ise kendilerinden önce gelen yapılardan kategorik ve niteliksel olarak farklı yeni organizasyon biçimlerinin ortaya çıkmasına yol açar. Literatürde “büyük evrimsel geçişler” olarak adlandırılan bu tür dönüşümler, evrimsel sürecin en dikkat çekici kırılma noktalarını oluşturur.

Bu seminerde, evrimi yalnızca varyasyon-seleksiyon mekanizmalarıyla açıklamanın ötesine geçerek, bu büyük geçişleri ve ardındaki temel dinamikleri ele alacağız. Bu bağlamda, bireyselliğin farklı düzeylerde nasıl ortaya çıktığı ve evrildiği, bilginin nasıl aktarıldığı, otonomi ve motivasyon gibi kavramların evrimsel süreçteki rolünü inceleyeceğiz. Ayrıca, evrimsel sürecin yönlülüğü ve insanlığın bu büyük evrimsel geçişler bağlamında yeni bir aşamayı nasıl temsil ettiği gibi temel soruları tartışacağız.

Konuşmacı:

Dr. Zeki Doruk Erden, Sabancı Üniversitesi

Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde lisans eğitimini, Lozan Federal Teknoloji Enstitüsü (EPFL) Yapay Zeka laboratuvarında da yapay zeka üzerine yüksek lisans ve doktorasını tamamlamıştır. Şu anda Sabancı Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Fiyatlandırma Bilgisi
Ders, öğrenci ve tam olmak üzere iki fiyatlandırmaya tabi olacaktır. Aktif olarak bir eğitim kurumunda öğrenim gören kişiler “öğrenci” sayılacaktır ve bu fiyat üzerinden ödeme yapacaktır. Diğer kişiler ise “tam” sayılacaktır ve bu fiyat üzerinden ödeme yapacaktır. Derse öğrenci bileti alan kişilerin girişte öğrenci belge veya kimliklerini göstermeleri zorunludur.

Konum bilgisi için: Vogs Coffee

Evrim Ağacı bilim severlerin destekleri ile faaliyetlerini sürdürmektedir.

Devamını Göster
8
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Emirhan Karakoç
Üye 26 Eylül 2022
Geceleri uyumakta zorluklar yaşıyorum her hangi bir ses yada haraket eden bir cisim gördüğümde kalbim hızlanıyor ve vücudumu 1 saniyelik ateş basıyor. Sanırım tehdit olarak algılıyorum emin değilim. Bunları yaşamadan nasıl daha hızlı bir şekilde uyurum?
1 Cevap - 240 görüntülenme
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Tıp konusunda geliştirebilirsin.

Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
212.3K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Inception bir kaç kez izlediğim bir film .Inception sadece bilim kurgu yönüyle değil aynı zamanda psikolojik derinliğiyle [1]de dikkat çeken bir film. Filmi izlerken dikkat ettiğin “düşerek ya da suyla uyanma” fikri aslında tamamen hayal ürünü değil; gerçek hayattaki bazı beyin mekanizmalarının sinematografik bir yorumu. Filmde bu durum “kick” yani bilinç sıçraması olarak anlatılıyor. Rüya içinde güçlü bir fiziksel his yaratıldığında (düşme, suya girme gibi), bu uyaran zihni bir üst bilinç katmanına geri itiyor. Yani rüyayı bozan şey, beynin bunu “gerçek ve acil” bir durum olarak algılaması.

Gerçek hayatta da buna benzer bir durum yaşanır. İnsan uykuya dalarken bazen aniden düşüyormuş gibi hisseder ve irkilerek uyanır. Buna hipnik sıçrama denir. Bunun nedeni, beynin uykuya geçiş sırasında vücuttaki kas gevşemesini bazen yanlış yorumlamasıdır. Kaslar gevşerken beyin bunu “kontrol kaybı” ya da “düşme” gibi algılayabilir ve hemen bir alarm üretir. Bu alarm kasları aniden kasarak kişiyi uyandırır. Yani düşme hissi aslında bir hata değil, beynin koruyucu bir refleksidir.

Tüm Reklamları Kapat

Suya düşme ya da suyla temas hissi de benzer şekilde güçlü bir uyarandır. Su, özellikle nefes alma kişiyi uyandırabilir.

Evrimsel açıdan bakıldığında bu mekanizmalar oldukça anlamlıdır. İnsan türü milyonlarca yıl boyunca tehlikeli ortamlarda yaşamıştır. Yüksekten düşmek ya da suda boğulmak gibi durumlar hayatta kalma açısından kritik risklerdir. Bu nedenle beyin, bu tür durumlara karşı aşırı duyarlı olacak şekilde evrimleşmiştir. Uyku sırasında bile tamamen “kapanmak” yerine, belirli tehlike sinyallerine karşı tetikte kalır. Düşme hissiyle uyanmak ya da ani bir uyarana tepki vermek, aslında hayatta kalmayı artıran bir avantajdır. Film ise bu biyolojik gerçeği alıp sistematik bir kurala dönüştürür. Gerçekte bu refleksler düzensiz ve kontrolsüzdür; filmde ise bilinçli olarak kullanılan bir araç haline getirilmiştir. Ama temel fikir doğrudur bence . Beyin, güçlü ve ani bir fiziksel hissi “gerçeklik sinyali” olarak algılar ve bu da uyanmayı tetikleyebilir. Bana kalırsa , “düşerek uyanmak” ya da “su ile uyanmak” ne tamamen bilim dışıdır ne de filmdeki kadar kontrol edilebilir. Bu durum, beynin evrimsel olarak geliştirdiği bir alarm sisteminin, sinema diliyle dramatize edilmiş halidir.

Hatta bu konuda kötü bir batıl inançta vardır .Rivayete göre birey uykuya dalarken yere düşüp çakıldığını görmesi yada hissetmesi bireyin ölmüş olduğunu gösterir derler. Bununla karşılaştırılınca su ile uyanmak güzel bir fikir olsa gerek :))

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim Ve Okumalarım.
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
9
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Politik yetenek dediğiniz, yarın, haftaya, sonraki aya veya yıla olacakları öngörebilmektir. Ve tabii sonrasında bu öngörülerin neden gerçekleşmediklerini açıklayabilmek..."
Winston Churchill
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)