Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Hakan Saygın
1 gün önce
Müziğin hayvanlar üzerinde gerçekten anlamlı bir etkisi var mı? Videodaki kedi, sanki müzik ruhuna dokunuyormuş gibi görünüyor. Oysa kedileri sık sık dalıp gitmiş hâlde görebiliriz. Son zamanlarda benzer içeriklerle karşılaşmam bu soruyu düşündürdü. Kedi sadece duruyor olabilir ama müziğin o an bir etkisi varmış hissi uyandırıyor.
83 görüntülenme
1
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Melis Kayhan
Melis Kayhan
28.5K UP
Çeviren 16 Mayıs 2020 4 dk.

Bilim insanları, 800.000 yıllık bir insan fosilinden ilk kez genetik bilgi almayı başardı. Kopenhag Üniversitesi'nden gelen sonuçlar, insan soy ağacındaki dallardan birine ışık tutmamızı ve daha önceki araştırmalarda ulaşılandan çok daha eskiye gitmemizi sağladı.

İnsansılar familyasından bir tür olan Homo antecessor'a ait 800.000 yıl yaşında bir dişten elde ettikleri en eski insan genetik verisi sayesinde bilim insanları, insan evrimi çalışmalarında önemli bir ilerleme kaydettiler.

32
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 30 Kasım 2018 17 dk.

Bir deniz kaplumbağasını düşünün.

Yumurtadan çıktıktan hemen sonra, hiçbir ebeveyn yönlendirmesi olmaksızın denize gidip, kendi başına okyanusun tüm zorluklarına göğüs germeye çalışır. Tamam, bunu yapabilmelerinin yegâne nedeninin evrim olduğunu biliyoruz; burada anlatmıştık. Ve tamam, bu deniz kaplumbağalarının sadece %1'i kadarı yetişkinliğe erişebiliyor; yani doğan her 100 yavrudan 99 tanesi avcılara yem oluyor veya avlanamayarak ölüyor - dolayısıyla diğer türlerde de hassaslıkla tasarlanmış bir süreç değil, vahşi bir yaşam mücadelesi, bol miktarda şans ve atalardan miras alınan genlerin dikte ettiği davranışlar sayesinde hayatta kalma çabası görüyoruz. Ancak yine de doğar doğmaz bir hareketlilik, kendi başına yaşam mücadelesi verme, hayatta kalma konusunda belirli eğilimler var!

187
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Osman Olta
İnceleyen10 6 gün önce
Keyifli bir filmdi daha çok ilkokul seviyesi çocuklar için yapılmış bence yetişkinler için pek uygun değil. ama filmin ana fikri çocuklar için ders niteliğinde olmuş
7.0/10
(6 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sibel Özkan
Sibel Özkan
175.2K UP
Uyarlayan 3 gün önce 8 dk.

Matematiksel nominalizm; matematiksel nesnelerin, ilişkilerin ve yapıların ya hiç var olmadığını ya da soyut nesneler olarak var olmadığını (ne uzay-zamanda yer alırlar ne de nedensel güçlere sahiptirler) savunan bir görüştür. Genel olarak matematiksel nominalizmin iki biçimi vardır: Matematiksel nesnelere bağlılıktan kaçınmak için matematiksel (veya bilimsel) teorilerin yeniden formüle edilmesini gerektiren görüşler ve matematiksel veya bilimsel teorileri yeniden formüle etmeyen, bunun yerine bu teoriler kullanıldığında matematiksel nesnelere bağlılığın söz konusu olmadığını açıklayan görüşler.

Daha önce matematiksel Platonizm hakkındaki yazımızda nominalizm ile platonizmin kısa bir karşılaştırmasını yapmıştık. Bu yazımızda detaylandıracak olursak matematik hakkındaki ontolojik tartışmalarda bu iki görüşün ön plana çıktığını söyleyebiliriz.

14
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 10 Ocak 2015 6 dk.

Evrimle ilgili sık düşülen hatalardan bir tanesi, evrimsel değişimlerin bir canlıda topyekün, her özelliğin bir arada, aynı anda evrimleşmesi gerektiği yönündedir. Bu doğru değildir. Evet, çoğu zaman sistemlerin ve organların düzgün çalışması birbirine bağlı veya en azından ilişkili olduğu için, her açıdan uyumlu kombinasyonlar bir arada evrimleşirler. Fakat evrimsel süreçte sıklıkla bu sürecin dışına çıkıldığı görülür. 

Örneğin korunmuş karakterler denen bazı özellikler evrimsel süreçte çok az değişirler. Bunlara ara sıra "hiç değişmemiş özellikler" dense de, çoğu zaman bu doğru değildir. Yeterli süre verildiğinde, her özellik çok az da olsa değişir. Üzerinde seçilim baskısı olmayan karakterler (özellikler) bile, evrimin Genetik Sürüklenme mekanizması gibi şans faktörüne bağlı süreçlerin etkisiyle belli miktarda değişirler. Fakat bu değişimler yeterince az ise, canlının o özelliğinin pek değişmediği söylenir.

77
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Erdal Kart
Erdal Kart
57.4K UP
Yazar 15 Haziran 2018 9 dk.

Hayatımızın bir parçası haline gelen medya, gündelik hayatımızın merkezine yerleşmiştir. Dünyada ve çevremizde yaşanan gelişmeleri takip etmek için medyadan yararlanırız. Günün her anında etkileşim içerisinde olduğumuz medyanın en sık başvurduğumuz içeriği haber metinleridir. Medyanın en çok yararlandığımız, gelişen teknoloji, görsel ve tasarımsal tekniklerle süslenen haber metinlerini anlamak için haber kavramını iyice irdelememiz gerekmektedir.

Literatürde haber tanımlarına ilişkin çok sayıda değerlendirmeler mevcuttur. Bu değerlendirmelerde ortak bir görüş ve tanım bulunamamıştır. Araştırmacıların haber tanımı konusunda görüş birliği sağlayamamış olsa da birçok tanım literatüre girmiştir. İlk yapılan haber tanımlarında “olan her şey haberdir”, “dün bilmediğiniz haberdir”, ”insanların üzerinde konuştuğu haberdir”, “haber okuyucuların öğrenmek istedikleridir” şeklinde tanımlar dikkat çekmektedir (Tokgöz, 2013: 52-53).

36
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sizden Gelenler
Iste bilimin ve gelisimin reel hayatimiza injeksiyonu baska nasil daha iyi anlatilabilir... Tebrik ediyor ve devami icin her turlu destegi vermeye hazirim
Sıla Gürçınarlı
Çeviren 6 gün önce 10 dk.

Her yıl, geleceğin bilim iletişimcilerine sözde bilim hakkında konuşmak üzere Ottawa Üniversitesinde davetli konuşmacı olarak yer alıyorum. Öğrencilere bilim ve sözdebilim arasında net bir sınır olmadığını, bunun daha çok bir spektrum olduğunu ve bir şeyin nerede yer aldığını belirlemenin zor olabileceğini göstermek için giderek daha karmaşık örnekler kullanıyorum.

Osteopati, bu spektrumda konumlandırılması zor olan karmaşık örneklerden biridir. Sahte bir bilim mi? Henüz oluşum aşamasındaki bir bilim mi? Yoksa, bilim felsefecisi Paul Thagard'ın sözde bilimsel olduğu açıkça ortaya çıkmadan önce astrolojiye de yapıştırılabileceğini söylediği "umutsuz bir proje" mi?

14
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Ali Yalçıntaş
Ali Yalçıntaş
1,308 UP
İnceleyen 15 Mayıs 2023
Yalnızlığın da çeşitleri vardır. Siz hiç bir çocuğun yalnızlığına tanık oldunuz mu ? Bu hikâyede gördüğümüz bir çocuğun ailesiyle olan kopuk bağını düzeltme çabası ve umutsuzluğa kapıldığında aradığı dostlukları ve istediği ilgiyi kendi hayal gücüyle yarattığı arkadaşlarını, dünyasını binbir heyecanla keşfedişine tanık oluyoruz. İşin içinde bir çocuk varsa masumiyet de vardır elbette. Eğer bu hikayenin içine girmeyi başarırsanız akıcı ama eğer sizi içine çekmez ise zaman zaman uzun birer monolog okuyacaksınız.
Çocukken yaşadığım yalnızlık ve ilgi ihtiyacını karşılayamama halini bu kitapta görünce ilgimi çekmişti. Daha küçük yaşlarda okumak iyi olabilirdi ama yetişkin bir bakış açısıyla okumak da sizi çocukluğunuza geri dönderip farklı hisleri sizde uyandırabiliyor. İyi okumalar dilerim..
9.5/10
(197 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : O Meu Pé de Laranja Lima
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
14
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 27 Aralık 2016 19 dk.

Türkiye'de özellikle de sosyal medyanın yükselişiyle birlikte, zaten ülkemizde ve Dünya'nın geri kalanının çok büyük bir kısmında bugüne kadar pek de yer etmemiş "eleştiri kültürü"nün giderek daha da fazla yozlaştığını görmekteyiz.

İnsanlar eleştirdikleri kişi, grup, fikir ve oluşumları daha iyiye götüren, eksiklerini kapatan, onlara güç katan argümanlar üretmekten ziyade; birbirini yermek, zayıflatmak, açıklarını yüzlerine vurmak, alay etmek, hafife almak amacıyla, sivri dilli, üzerinde iyi düşünülmemiş ve zaman harcanmamış, eleştirilen konunun detaylarına dair hiçbir bilgi sahibi olmaksızın eleştiriler yapmayı seçiyorlar. Kısaca birçok insan, eleştirinin en kolay formu olan, kimsenin duymak veya zaman kaybetmek istemeyeceği yıkıcı eleştiriler üretiyorlar. Bu da, egoist bir zeka yarışına ve üretici olmayan polemiklere neden oluyor.

171
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
167.5K UP
Antrenör 4 gün önce Sen de Cevap Ver

Selamlar Ayberk,

Öncellikle evet beslenmenin spordaki etkisi son derece önemlidir.

2 ay diyet yaparak kas kazanamazsın kas kazanımının öncelikli koşulu direnç egzersizleridir.

Tüm Reklamları Kapat

Vücut yağ oranına bağlı olarak herkesin beslendiği yani yüksek karbonhidrat-düşük protein-yüksek yağ döngüsü çokta istediğin gibi sonuçlar vermeyecektir. Özellikle yağ oranın %15'ten fazla ise kesinlikle yapma.

Kas gelişimi konusunda literatürde farklı görüşler hakim, kimisi kalori fazlalığının senin de bildiğin gibi olması gerektiğini savunan [1] ki ilk çalışma az da değil günlük alman gereken miktarın %40'ını destekler kimisi [2] kalori fazlasının sadece yağ olarak geri dönüşeceğini kas kazanımına bir etkisi olmadığını söylemektedir. [3] Bu çalışmada ise yağ yakarken kas kazanabileceğini önemle vurgular.

Yani bilgim ve tecrübelerimle eğer yağlıysan kesinlikle kalori açığı oluştur. Beslenmene ekstra dikkat et normal kilolardaysan günlük harcadığın kalorilere yakın alabilirsin (maintenance). Zayıfsan durumuna göre günlük alman gereken miktarın %10'u ile %25 kadar fazla kalori alabilirsin. Ancak bunları yaparken direnç egzersizlerini ve kardiyolarını aksatmamalısın(evet bulktayken bile kardiyo yapmalısın)

Eğer gerçekten değişim görmek istiyorsan antrenmanlarını sert yap(tükenişe git) iyi ve yüksek proteinli (min 1.6xkütlen) beslen, iyi dinlen(dinleme günleri ve 7-9 saat uyku), stresi kontrollü olarak al mikro besinleri de özen göster, supplementlere fazla güvenme ancak alabilirsin (kreatin kütlene göre 5-20gr) (protein tozu 1-2scoop yeterli olacaktır)

Tüm Reklamları Kapat

Ve unutma başarı devamlılıkta gizlidir.

Sevgiler,

Kaynaklar

  1. Y. Hatamoto, et al. (2024). Greater Energy Surplus Promotes Body Protein Accretion In Healthy Young Men: A Randomized Clinical Trial. Elsevier BV, sf: 48-60. doi: 10.1016/j.clnu.2024.09.035. | Arşiv Bağlantısı
  2. E. R. Helms, et al. (2023). Effect Of Small And Large Energy Surpluses On Strength, Muscle, And Skinfold Thickness In Resistance-Trained Individuals: A Parallel Groups Design. Sports Medicine - Open, sf: 102-. doi: 10.1186/s40798-023-00651-y. | Arşiv Bağlantısı
  3. C. Barakat, et al. (2020). Body Recomposition: Can Trained Individuals Build Muscle And Lose Fat At The Same Time?. Strength & Conditioning Journal, sf: 7-21. doi: 10.1519/SSC.0000000000000584. | Arşiv Bağlantısı
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Bora Cüneyt Akçakın
Seslendiren 2 Temmuz 2024 27:33
Uluslararası Uzay İstasyonu Dünya'ya Dönüyor! - Persaid Meteor Yağmuru Geliyor!
23
Yaşam Ağacı Gözlemi
Emrah Uzuçar
Gözlemi Yapan 4 gün önce
"Mekan, içine nesnelerin yerleştiği durağan bir boşluk değil; ışığın zaman ipliğiyle dokuduğu, her an yenilenen bir 'vücud' hırkasıdır. İbnü'l Arabî’nin 'Halk-ı Cedid' (Sürekli Yeniden Yaratılış) ilkesinde işaret ettiği gibi; evren her an yok oluş ve var oluşun sınırında dans eder. Bizim 'genişleme' olarak adlandırdığımız olgu, aslında ışığın l = c \cdot t uyarınca her an yeni bir 'mekan tecellisi' (a = l^2) inşa etme çabasıdır. Ancak bu devasa dokuma, sonsuz bir pürüzsüzlükle değil; her varlığın aslındaki o 'eksiklik' ve %1'lik 'kavrama sapması' (Fazz-4) ile maluldür. Elinizdeki bu çalışma; evreni sadece bir makine değil, her zerrede kendi noksanlığını tamamlamaya çalışan ama nihayetinde asimptotik bir sınıra çarparak durmaya mahkum olan devasa bir 'Nur' ve 'Bilgi' girdabı olarak yeniden tanımlamaktadır."
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Bilime Dair Her Şey konusunda geliştirebilirsin.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim haberlerimizi ve diğer yazılarımızı Google Haberler'de görmek için bizi takip etmeyi unutmayın.

Hacer Aslan
Hacer Aslan
131.6K UP
Yazar 7 Eylül 2020 4 dk.

Mikroorganizmayı tanımlamak ve üretebilmek için en sık kullanılan yöntem o mikroorganizmanın, besiyeri içeren petri plaklarına çeşitli tekniklerle ekilmesidir. Bu teknikteki temel amaç, varlığı araştırılan organizmanın gelişebileceği besin (besiyeri içeriği), pH, sıcaklık, nem gibi şartları sağlayarak, organizmanın besiyerinde kendine ait özelliklerle (renk, koku, koloni şekli, kapsül varlığı) koloni oluşturmasını gözlemlemektir. Böylelikle, o mikroorganizmanın araştırılan örnekte var olabileceğine ilişkin bir ön değerlendirme yapılabilmektedir.

Mikroorganizma ve besiyerlerinin sahip olduğu bu özellikler, petri kaplarını adeta bir resim kağıdı, mikroorganizmaları da adeta boyalara dönüştürebilmektedir. American Society for Microbiology’de bu özelliği göz önünde bulundurarak her yıl Agar Art isimli yarışma düzenlemekte ve yarışma birincisini sosyal medyadan duyurmaktadır. Aşağıda bazı örnekleri görebilirsiniz.

40
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Gülece Su Demir
Gülece Su Demir
54.6K UP
Alıntıyı Ekleyen 4 gün önce
Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.
Kaynak: Dünyanın En Büyük 100 Düşünürü
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Öne Çıkan Yaşam Ağacı Gözlemi
Erim Başkütük
Gözlemi Yapan 6 Ekim 2024 Türkiye, Tekirdağ
Sırtında yüzlerce yavrusunu taşıyan bir kurt örümceği
16
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
11
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close