Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Okan Alver
Okan Alver
215.2K UP
Mec.Eng. 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Bu soruya gündelik sezgilerle değil, fiziksel ilkelerin sınırları içinden bakmak gerektiğini düşünüyorum. Zira burada mesele aslında “geçmişi görmek” değil, nedensellik ve uzay-zamanın yapısıdır.

Şöyle ki ;

Tüm Reklamları Kapat

Öncelikle modern fizikte, özellikle Albert Einstein’ın özel görelilik kuramında ışık hızı yalnızca bir hız sınırı değil, aynı zamanda bilgi ve nedensel etkinin evrende yayılabileceği en yüksek hız olarak tanımlanır. Bir olay örneğin "bardağın yere düşüp kırılması" gerçekleştiğinde, bu olaydan çıkan bilgi ışık hızında çevreye yayılır. Biz aslında her şeyi, ışığın bize ulaşma gecikmesiyle görürüz. Dolayısıyla “geçmişi görmek” zaten gündelik hayatta sürekli yaptığımız bir şeydir. Güneş’i bile yaklaşık 8 dakika geçmiş haliyle görürüz. Sizin verdiğiniz senaryoda kritik nokta şu: Işık hızını aşarak uzaklaşırsanız, teorik olarak bardağın kırılma anından çıkan ışığı geride bırakmış olursunuz. Bu durumda bardağın henüz düşmediği bir görüntüyü görmeniz mümkündür lakin bu, geçmişi değiştirdiğiniz anlamına gelmez. Sadece olaydan gelen bilginin size henüz ulaşmamış halini gözlemlemiş olursunuz. Yani sizin referans çerçevenizde olayın “görünme zamanı” değişir, olayın kendisi değil. Burada ikinci kritik problem ortaya çıkar. Görelilikte ışık hızının aşılması, bazı gözlem çerçevelerinde neden-sonuç sırasının tersine dönmesine yol açar. Yani bir gözlemciye göre sonuç, nedenden önce gerçekleşmiş gibi görünebilir. Bu da fiziksel teorilerin temelinde yer alan nedensellik ilkesini bozar. Bu yüzden bugünkü fizik modellerinde ışıktan hızlı hareket eden maddesel bir varlık ya da sinyalin mümkün olmadığı kabul edilir. Varsayımsal “tachyon” gibi parçacık fikirleri bu problemi çözemez; aksine paradoksları büyütür. Kolunuzun aynı hızda dünyaya uzanması fikri ise ayrı bir nedenle fiziksel olarak imkansızdır. Katı cisimlerde kuvvet iletimi bile elektromanyetik etkileşimler üzerinden olur ve bu bilgi de ışık hızını geçemez. Yani kolunuzu uzatmanız, aslında atomlar arasındaki etkileşimlerin sırayla iletilmesi demektir zira bu süreçte hiçbir fiziksel etki anında ya da ışıktan hızlı gerçekleşemez.

Benim kişisel yorumum şu: Bu tür düşünce deneyleri bize zamanın “akışkan bir nehir” gibi değil, gözlemciye bağlı bir yapı olduğunu gösteriyor. Geçmişi değiştirme fikri sezgisel olarak çekici olsa da, mevcut fizik anlayışında geçmiş fiziksel olarak korunur ve değişen şey yalnızca olaylara erişim sırası ve de gözlem perspektifidir. Yani sizin bardağınızın düşmemiş halini görseniz bile, bu yalnızca bilginin size ulaşma biçimiyle ilgilidir ve bardağın kaderi çoktan belirlenmiştir. Kısa bir özet geçecek olursam: Işık hızını aşabildiğimizi varsaysak bile, geçmişi değiştiremeyiz. Zira yalnızca farklı bir gözlemsel zaman düzeni elde ederiz. Ve mevcut fizik çerçevesinde ise bu senaryo zaten nedensellik nedeniyle gerçekleşebilir görünmüyor. [1] Saygılarımla

Kaynaklar

  1. Okan Alver. (). Kişisel Yorum.
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Çeviren 12 Mayıs 2024 52 dk.

Alan Turing'in 1950 yılında Mind dergisinde yayımlanan "Computing Machinery and Intelligence" başlıklı makalesi, yapay zeka tarihi için bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Bu eserde Turing, daha sonraları "Turing Testi" olarak adlandırılacak olan fikri ortaya atarak makinelerin düşünme yeteneğini sorgulamış ve bilgisayar biliminin temel taşlarını döşemiştir. Bu test, insan bir "sorgucu"nun, hangisinin hangisi olduğunu bilmeden bir makine ve başka bir insanla yazılı olarak veya doğal dilde konuşmasını içerir. Sorgucu, makineyi insandan güvenilir bir şekilde ayıramazsa, makinenin insan benzeri bir zeka sergilediği kabul edilir.

Turing'in makalesi, tartışmayı zihin ve bilincin doğasına ilişkin soyut felsefi tartışmalardan pratik ve operasyonel bir perspektife temelden kaydırmaktadır. Bunu yaparak, insan düşünce sürecinin kendisini taklit etmek yerine, makinelerin insan zekasına davranışsal eşdeğerlik sergileme becerisine odaklanan zeka için net, ölçülebilir bir standart belirler. Bu pratik yaklaşım, sadece yapay zeka araştırmacılarına somut bir hedef sunmakla kalmamıştır, aynı zamanda psikoloji, bilişsel bilim ve bilgisayar bilimlerinden daha geniş bir disiplinlerarası katılımı davet ederek akıllı sistemlerin geliştirilmesinin önünü açmıştır. Turing'in çalışması bu nedenle sadece makinelerin yeteneklerine bir meydan okuma olarak değil, aynı zamanda zekanın doğasına ilişkin felsefi bir sorgulama olarak da hizmet etmekte ve onlarca yıllık tartışma, araştırma ve yeniliği teşvik etmektedir.

71
8
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mehmet S. Doruk
4 gün önce
70 yaşıma bir yıl kala, tekrar ve gerçek eğitime başlama kapısındayım gibi hissediyorum. 
34 görüntülenme
1
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nadir Kerem Dağ
Çeviren 6 gün önce 2 dk.

Araştırmacılar, 15 Ocak'ta Cell Communication and Signaling dergisinde yayınladıkları bir çalışmada, farelerde ağızda bulunan bir bakterinin mevcut tümörlerin boyutunu şişirebildiğini ve hatta kanser öncesi oluşumların ortaya çıkmasını tetikleyebildiğini bildiriyor.

Çalışma, ağızdaki zararlı bakterilerin kana karışarak meme dokusuna ulaşabildiğini ve burada sağlıklı hücrelere ciddi zarar verebildiğini ortaya koyuyor. Daha önceki çalışmalar ağız hastalıkları ile meme kanseri arasında bağlantılar ortaya koymuştu ancak Johns Hopkins Tıp Fakültesi'nde onkoloji araştırmacısı olan Dipali Sharma, "Şimdi doğrudan bir bağlantımız var," diyor.

10
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 26 Şubat 2018 8 dk.

Dünya genelinde, özellikle de bilimsel gerçeklerin halk arasındaki kabulünün ortalama altı seviyede olduğu ABD ve Türkiye gibi ülkelerde, halkın evrimi anlama ve onu, var oluşun kökenlerini izah eden bir doğa yasası olarak kabul etme oranları artmaya başladıkça, bilim düşmanları ve gerici kitleler aracılığıyla evrimi ya da genel olarak bilimi "ateizm" ile eşdeğer gösterme çabalarında da bir artış gözleniyor. Bu nedenle, bir bilim sahası olan evrimsel biyolojinin ve genel olarak bilimin ateizm/teizm konusundaki tutumuna bir bakış atmakta ve bazı yanlış anlaşılmaları netleştirmekte fayda görüyoruz. Zira evrimin bilim insanları arasında kabul görmediği ve/veya bilim insanlarının genellikle ateist oldukları yönünde çok ciddi yalanlar halk arasına düzenli olarak yayılıyor.

Bu yalanların amacı, bilime ısınmaya başlayan toplumları bilimden ve sorgulamadan uzak tutmak. Sosyal medyada da bu propagandanın sıklıkla karşımıza çıkıyor olması, bu yazının elzem olduğunu gösteriyor. Bu yalanları tamamen ve kökünden kazımak, ülkemizin insanlarının bilime olan önyargılarını kırması için çok büyük bir adım olacaktır diye düşünüyoruz. 

306
5
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Elif Hazal Kaya
Elif Hazal Kaya
83.5K UP
Çeviren 17 Ocak 2021 5 dk.

Dünya'da yaşam, yaklaşık 4 milyar yıl önce, ilk hücrelerin karbonca zengin bileşiklerden oluşan karmaşık ilkel bir çorbada oluşmasıyla ortaya çıktı ve bu hücreler, kimyasal bir bilmeceyle karşı karşıya kaldılar: Temel fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri için ilkel çorbadaki belirli iyonlara ihtiyaçları vardı; fakat bu yüklü iyonlar, hücrenin içeriğini sarmalayan basit hücre zarlarını dağıtan yapıdaydı!

Washington Üniversitesi'ndeki bir grup araştırmacı, sadece Dünya'nın ilk zamanlarında bulunan molekülleri kullanarak, bu bulmacayı çözmeyi başardı. Ekip, yağ asidi moleküllerinden oluşan, zarlarla çevrili ve hücre büyüklüğünde sıvı dolu bölmeler kullanarak, proteinlerin yapı taşları olan aminoasitlerin, hücre zarını magnezyum iyonlarına karşı dengede tutabileceğini keşfetti. Elde edilen sonuçlar; ilk hücrelerin, hücre zarının dengesini sağlarken, DNA ile ilişkili olan ve sentezlenmesi için magnezyuma ihtiyaç duyan RNA'da genetik maddelerini kodlamaları için ortam sağladı.

37
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 19 Temmuz 2022 26 dk.

İnsanların deri rengi, siyaha yakın bir kahverengiden beyaza yakın renklere kadar geniş bir yelpazede değişebilmektedir. İnsanlar arasındaki bu deri rengi (veya ten rengi) farklılığının yakın nedeni genetik faktörler ve/veya Güneş'e maruziyettir; ancak yaş, cinsiyet, hastalıklar, hormonlar, duygudurum gibi diğer faktörler de deri rengini kalıcı veya geçici olarak etkileyebilmektedir. İnsan popülasyonları arasındaki deri rengi farklılıklarının nihai sebebiyse, insan toplumlarının Dünya üzerinde farklı yaşam alanlarında yaşaması ve bu sırada deri altına ulaşabilen zararlı ultraviyole ışınlarının miktarının değişmesi nedeniyle, doğal seçilim yoluyla meydana gelen biyokimyasal bir adaptasyondur (evrimdir).[1]

İnsan derisinin farklı renklerine etki eden birçok etmen vardır. Bu faktörlerin bir kısmı kalıtsal ve kalıcı etkilere sahiptir (yani evrimsel nedenlerdir); diğerleriyse gelişimsel etkilere sahiptir ve duruma bağlı olarak kalıcı veya geçici etkilere sahip olabilirler. Aşağıda, bu faktörlerin bir listesini bulabilirsiniz.

224
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Oğuzhan Kiper
Oğuzhan Kiper
57.8K UP
Yazar 6 Şubat 2016 12 dk.

Ana görselde gördüğünüz kimyasal elementlerin periyodik tablosu, elementleri simgeleyen harfler ve bir takım fizikokimyasal veya elektrokimyasal özelliklerini gösteren sayıların bulunduğu alışılageldik bir periyodik tablo değil. Bu kez, karelerin içinde elementlerin simgeleri ve altında da bazı harfler gösteriliyor. Bu harfler, elementlerin orijinlerini belirten harfler.

Periyodik tablolara periyodik tablo denmesinin bir nedeni vardır. Kimyasal elementlerin kimi özellikleri birbirlerine benzer, veya daha doğru bir tabirle belli bir trendi takip eder. Örneğin, en bilinen örnekle, atom ağırlığı periyodik tablonun solundan sağına ve yukarında aşağıya doğru artar. Periyodik tabloya bakarak her hangi iki element arasında bir ağırlık karşılaştırması yaptığımızda diğerinin sağında ve/veya altında kalan atom daha ağırdır diyebiliriz. Kimya ile biraz daha ilgiliysek, elementin sadece periyodik tablodaki yerine bakarak, o element çok tutarlı öngörülerde bulunabiliriz. Periyodik tablonun verdiği bu öngörü avantajıyla, normal şartlarda oluşmayacak bileşikleri teorik olarak oluşturabilir, onların tepkimelerini hesaplayabilir; hatta ve hatta Mendeleev’in yaptığı gibi, Germanyum, Skandiyum ve Galyum elementlerini, tüm özellikleriyle birlikte, daha keşfedilmeden öngörebiliriz. Bu bağlamda periyodik tablo, insanlığın icat ettiği ilk bilgisayarlardan biridir.

157
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 31 Ocak 2019
Şu anda yapabileceğim en iyi şey, metalden kafesler içinde kamburları çıkmış halde ve umutsuzlukla dışarı bakan şempanzelerin sesi olmaktır. Çünkü onların sesi olan kimse yok.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
28
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Söz
Meryema Şermet
Meryema Şermet
116.4K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
Geçmiş cinayetleri kolaylıkla unutan bir toplum, bundan sonra dökülecek kanların da sorumluluğuna ortak oluyor demektir!
Kaynak: 32.gün: Uğur Mumcu suikastı belgeseli
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 6 gün önce
Şapka ve gövde biridir. Kulağa benzer bir görünümü vardır. Kuru havalarda kırılgan - kuru olup, ıslandıktan sonra ilk haline ve dokusuna yeniden döner. Genellikle sarkık bir kulağı andırır, ancak fincan şeklinde de olabilir. Kırmızımsı-kahverengidir ve morumsu renklere de rastlanabilir. Ölü veya canlı ağaçlarda yıl boyu bulunabilir. Özellikle Sambucus nigra olmak üzere yaprak döken ağaçların ve çalıların odununda yetişir. Ayrıca Acer pseudoplatanus, Fagus sylvatica, Fraxinus excelsior, Euonymus europaeus üzerinde sıkça görülür. enilebilir olmasına rağmen, mutfak açısından yüksek bir değere sahip değildir.
6
İnceleme
Furkan Arduç
İnceleyen10 26 Ağustos 2023
Birçoğumuz, çocukken Cartoon Network'te izlediği veya gördüğü Samurai Jack'i hatırlar. Bazılarımız çocukluğunun en güzel anlarını bu çizgi dizisiyle yaşardı. Ben de çocukken bu diziyi çok severdim. 19 yaşında tekrar değerlendirmeye karar verdim ve çocukluğumun favori dizisini kardeşlerimle birlikte izlemek istedim. Doğal olarak çocukken anlamadığım çoğu şeyi anladım ve diziyi daha da çok sevmeye başladım. Daha önce fark etmediğim detayları görmek güzel bir deneyimdi. 5. sezonunu çok merak ediyordum. Adeta Genndy Tartakovsky çocukken bu dizinin fanı olanlar için büyüdüklerinde nostalji havası vermek ve bizleri onurlandırmak için 5. sezonu çıkarmış gibiydi. Zira son sezon +18'di. Kardeşlerimle değil tek izlemeye başladım. Büyüdüğümden olsa gerek en sevdiğim sezon 5. sezon oldu. Final sezonu sebebiyle Jack'e veda etmek, o son... yine hayatımda iz bırakacak bir deneyime sahip oldu benim için. Aksiyonu ve felsefesiyle ben ve benim gibilerin hayatlarına güzel bir iz bıraktı.
10.0/10
(40 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Samurai Jack
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
24
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

YouTube, Evrim Ağacı tarafından hazırlanan içerikleri video yoluyla öğrenmenin en iyi yolu! Ayrıca kanalımızda birçok bilim insanıyla röportajlarımızı, çeşitli deney gösterilerini ve diğer bilim içeriklerimizi bulabilirsiniz.

İnceleme
Mehmet Gülümser
İnceleyen10 1 gün önce
Tatlı niyetine bi günde okuyup bitirilebilen bi kitap.
Dört büyük usta, hangi din olduğu ayırt etmeksizin hepsinin ne kadar tehlikeli olduğunu tüm çıplaklığıyla tartışıyorlar.
Bunları Türkiye'de söylemeye kalksak ne olurdu diye düşünürken aklıma Madımak oteli katliamı aklıma geldi. Turan Dursun , İlhan Arsel gibi ustalar geldi. Birisi yol ortasında suikaste uğrarken diğeri can güvenliği için yurtdışına gitmek zorunda kalmıştı. Bu sadece radikal dincilerin suçu değil buna sessiz kalan ılımlı teistlerin de suçuydu. İşte bu Dört Atlı'da söyleşilerinde ılımlı dindarların, radikal dinciler kadar nasıl tehlikeli olabileceği gözler önüne seriliyor.
Youtube'ta bu söyleşinin Türkçe altyazılı videosu mevcut. İster kitabını okuyun ister içeceğinizi hazırlayıp söyleşiyi izleyin. (ben ikisini de yaptım)
Kitap
10.0/10
(4 Kişi)
Puan Ver
Bir Devrimi Ateşlemiş Söyleşi
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Buğra Ünal
Seslendiren 2 Aralık 2024 46:03
⁠Intel'in Sevr Anlaşması - Qualcomm'un Intel umutları başka bahara - Huawei'den mühendislere reddedemeyecekleri teklif - ⁠Steam'den yeni kontrolcüler
19
Yaşam Ağacı Türü
Serdar Ölez
Serdar Ölez
108.8K UP
Türü Ekleyen 1 Ocak 2022
Güneşotu (Hypericum armenum) Kantarongiller (Hypericaceae) ailesinden Anadolu, Kafkasya ve İran΄a özgü bir türdür. Türkiye΄de Yukarı Fırat, Erzurum-Kars, Yukarı Murat-Van ve Hakkari alt bölgelerinde yayılış gösterir.
0
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)