Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Yaşam Ağacı Gözlemi
Oryakar Oryakar
Gözlemi Yapan 17 Eylül 2024 Türkiye, Bursa
Okulbahçezinde buldum neyer biliyomuzunuz
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ögetay Kayalı
Yazar 4 gün önce 6 dk.

Sarımsak, geçmiş çağlardan bu yana, bazı olumlu etkilerle ilişkilendirildiğinden pek çok kültürde kendisine yer bulmakta ve insanlar tarafından tüketilmektedir. Bu yaygın kullanım, bilim insanlarının ilgisini çektiği için sarımsağın faydaları özelinde çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Sarımsağın içeriğindeki çeşitli bileşiklerin insan sağlığı üzerindeki olası etkileri uzun yıllardır araştırmaların konusu olmaktadır. Bu yazımızda hem akademik çalışmalardan hem de halk arasında sarımsağa atfedilen bazı özelliklerin bilimsel açıdan yeterince desteklenmediğinden bahsedeceğiz.

Sarımsak, Latince adıyla Allium sativum, aslında soğanların dahil olduğu Allium cinsine ait bir türdür. Bizlerin de bildiği en yakın akrabaları soğan, arpacık soğanı ve frenk soğanıdır. Çok yıllık bir bitki olsa da göreli olarak soğuk havaları tercih ettiğinden genellikle ekim-mart döneminde ekilir ve mayıs-eylül döneminde toplanır. Depolanması için çürümemesi adına kurutulması gerekir.

8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Alper Kaan Selçukoğlu
Yazar 22 Eylül 2023 31 dk.

Türdiriltimi (İng: "De-extinction") veya "diriltme biyolojisi", soyu tükenmiş türlere genetik olarak benzeyen canlı organizmaların yaratılması yoluyla bu türlerin bir nevi "diriltilmesi" sürecini ifade eder. Daha ayrıntılı olarak türdiriltimi, yapay seçilim yoluyla geri ıslah (İng: "back-breeding"), klonlama ve genom düzenlemesi gibi yöntemler kullanılarak bir organizmanın nesli tükenmiş türe doğru değiştirilmesini ifade eder. Bu yazıda türdiriltiminin nasıl gerçekleştirildiğinden ziyade bu konuya yönelik etik tartışmalar ele alınmıştır.

Türdiriltiminin tarihçesi fazla eskiye uzanmamaktadır. Öyle ki tarihçesi 1920'li yıllarda Nazi Almanya'sında gerçekleştirilen çalışmalara dayanır.[1] Dolayısıyla bu kavramın etik yönleri de yeni yeni tartışılmaktadır. Fakat yine de bilim insanları ve filozoflar, türdiriltiminin mümkün olup olmadığı konusunda yoğun tartışmalar yürütmüşlerdir ve yürütmeye devam etmektedirler. Bu tartışmaların temel odak noktası, bir türün canlandırılmasının veya yeniden yaratılmasının sadece zor veya olasılıksız olup olmadığı değil; daha çok bunun fiziksel veya kavramsal olarak imkânsız olup olmadığıdır.

68
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
124.4K UP
Astronomiye ilgiliyim 2 gün önce Sen de Cevap Ver

Aslında “biz yerimizde duralım, yıldızlar bize gelsin” fikri tamamen imkânsız değildir çünkü yıldızlar sabit değildir; biz de dâhil olmak üzere hepsi Samanyolu Galaksisi içinde sürekli hareket eder. Milyonlarca ya da milyarlarca yıl içinde bazı yıldızlar Güneş Sistemi’ne görece olarak daha fazla yaklaşabilir ve teorik olarak gelecek nesiller böyle bir yakın geçişe tanık olabilir; ancak yıldızlar arası mesafeler o kadar büyüktür ki bu karşılaşma genellikle hâlâ birkaç ışık yılı uzaklık anlamına gelir. Ayrıca evrenin genişlemesi nedeniyle çok uzak galaksiler zaten bizden uzaklaşmaktadır. Bu yüzden fikir fiziksel olarak tamamen saçma değildir, fakat pratikte medeniyetler arası bir çözüm sunacak kadar etkili değildir.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bilim ve bilimseverler sıkıcı değildir! Evrim Ağacı Etkinlik Platformu'nu kullanarak bulunduğun şehirde veya internet üzerinde toplantılar, etkinlikler, buluşmalar düzenleyebilir, diğerlerinin düzenlediği etkinliklere katılabilirsin. Ayrıca eğer bilimle ilgili bir iş, staj, burs veya eğitim arıyorsan veya bu pozisyonları dolduracak bilimseverler, bilim insanları ve öğrenciler arıyorsan, Evrim Ağacı İlan Platformu'nu kullanarak Türkiye'deki ve Dünya'nın her yanındaki bilimseverlerin oluşturduğu ağa katılabilir, bu ağa güç katabilirsin!

Tüm Reklamları Kapat
Yusuf Berat İlgin
Yazar 3 gün önce 2 dk.

Dünya'dan yaklaşık 650-700 ışık yılı uzaklıkta, Kova (Lat: "aquarius") takımyıldızında yer alan Helix Bulutsusu (NGC 7293), gökbilimciler tarafından en çok incelenen gezegenimsi bulutsulardan biridir. Genellikle "Tanrı'nın Gözü" olarak da anılan ve devasa bir gözü andıran bu yapı, aslında ölen Güneş benzeri bir yıldızın dış katmanlarını uzaya fırlatmasıyla oluşmuştur. Ancak Helix'in en çarpıcı özelliklerinden biri, James Webb Uzay Teleskobu'nun (JWST) kızılötesi gözlemleriyle daha da belirginleşen, merkezden dışarıya doğru uzanan binlerce "kuyruklu yıldız benzeri" gaz düğümüdür.

NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu tarafından çekilen yakın kızılötesi görüntüler, bu yapıları daha önce hiç görülmemiş bir netlikte ortaya koydu. Bulutsunun genişleyen gaz kabuğunun iç çevresini saran bu yapılar, arkalarında uzanan kuyruklarıyla adeta birer kuyruklu yıldızı andıran sütunlar veya düğümler şeklindedir.

4
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Şafak Aki
Şafak Aki
118.0K UP
4 saat önce
Katı bir gerçeği kucaklamak, rahatlatıcı bir masalı kabullenmekten daha iyidir.
Carl Sagan

0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Berk Çakan
Berk Çakan
23.4K UP
Çeviren 5 Ağustos 2020 1 sa.

“Sosyobiyoloji” kavramı ilk olarak E.O. Wilson’un “Sosyobiyoloji: Yeni Sentez” (1975) adlı kitabında “tüm sosyal davranışların biyolojik temeline ilişkin sistematik bir çalışma” şeklinde ortaya koyulmuştur. (Wilson, 1975, 4). Wilson burada “davranışların biyolojik temeli” derken, bireylerin sergiledikleri davranışlara sebebiyet veren nöral ve psikolojik mekanizmalar yerine, hayvan popülasyonlarındaki davranışların evrimini yönlendiren sosyal ve ekolojik sebeplere gönderme yapıyor gibi görünmektedir, fakat Wilson çok net bir şekilde sosyobiyoloji ve sinirbilim arasında önemli bir kuramsal etkileşim olduğunu düşünmektedir(Wilson 1975, 5). Wilson evrim terimini kullanırken de, her ne kadar seçilimin hayvan toplulukları üzerindeki etkilerinin popülasyon seviyesinde uyumsuz sonuçlar doğurabileceği görüşünü kabul ediyor olsa da (örnek olarak bkz. Wilson, 1975, Bölüm 4), genellikle doğal seçilim yoluyla evrime göndermede bulunmaktadır.

Dolayısıyla, “sosyobiyolojinin” olası anlamlarından biri, Wilson’un kitabının insan olmayan hayvanlardan bahseden bölümünde bahsetmiş olduğu şekliyle, hayvanların davranışlarının doğasını ve sebeplerini anlamaya yönelik metodolojik olarak adaptasyoncu bir yaklaşımdır. Fakat, sosyobiyoloji terimi, özellikle de Wilson’un kitabının büyük bölümünde açıklamış olduğu şekliyle, aslında bir tür yeni terimdir ve Wilson bu terimi kendi çalışmaları için bu terimi kullanmayan bilim insanlarının çalışmalarına göndermede bulunmak için kullanır. Fakat sosyobiyoloji terimi hiçbir zaman bu bilim insanları tarafından da genel anlamda kabul gören bir terim olmamıştır. Gerçekte ise durum şudur: Çok az sayıdaki bilim insanı kendi çalışmalarını tanımlamak için sosyobiyoloji terimini kullanmaktayken (örneğin, Hrdy, 1999), sosyobiyoloji üzerine ihtilafların ortaya çıktığı dönem ve sonrasında bu tür yaklaşımları kullanan bilim insanları, en çok kullanılanı “davranışsal ekoloji” olmak üzere alternatif diğer terimleri kullanmaya yönelmişlerdir (Krebs ve Davies, 1978).

72
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 20 Mart 2014 13 dk.

Evrimden söz ederken aklımızda bulundurmamız gereken en önemli şey, bireylerin değil popülasyonların evrimleştiği gerçeğidir. Dolayısıyla evrimsel bir analizin ilk adımı, popülasyonları anlamak ve analiz etmekten geçer. İşte bu yazımızda, popülasyonları anlamak adına ufak bazı adımlar atacağız. Umuyoruz ki faydalı olacaktır.

İlk olarak bazı soru işaretlerini giderip, bazı gerçeklerden bahsedelim: hiçbir türün tekil birey evrimleşmez. Yani siz ya da ben asla evrimleşmeyeceğiz. Biz neysek, oyuz. Ömrümüz boyunca değiştik ve değişiyoruz, değişeceğiz de... Ancak bunların hiçbiri evrimsel değişimler değildir. Bunlar, ömrümüz içerisinde geçirdiğimiz gelişimsel değişimlerdir. Bu değişimlerin doğrudan evrimsel bir anlamı yoktur. Elbette dolaylı yoldan evrimsel gidişatı etkileyebilir; örneğin kas yapıyor olmanız, vahşi doğada hayatta kalma şansınızı kısmen arttırabilirdi. Ancak bu kaslı yapınız, evrimsel bir anlam taşımaz; çünkü neredeyse hiç kalıtsal değildir (epigenetik faktörleri şimdilik göz ardı ediyoruz). Dolayısıyla sizin kaslı olmanız, yavrularınızın da kaslı olacağı anlamına gelmez. İşte bireyin ömrü içerisinde geçici olarak edindiği bu değişimlere modifikasyon, bu modifikasyonların toplamında meydana gelen değişime ise gelişim denir. Modifikasyon, genellikle sonradan kazanılan ve geçici olan özellikler için kullanılır: kas yapma bir örnektir, diğer tipik örneği ise ten renginin güneş altında bronzlaşmasıdır. Bunlar, bu değişimlere neden olan faktörler ortadan kalkarsa zaman içerisinde yok olurlar: eğer ki güneş altında durmazsanız, teniniz eski rengine dönecektir. Kas yapmayı bırakırsanız, kaslarınız eski haline dönecektir. Ancak gelişimsel her değişim geri dönmez: ömrünüz boyunca boyunuz uzar, bilgileriniz artar, dişleriniz değişir, vs. Bunların hiçbiri zaman içerisinde geri dönmez. Fakat yine de bu değişimler evrimsel anlam ifade etmez, çünkü bu değişimler kalıtsal değildirler.

89
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Anonim
Anonim Üye 2 gün önce
Bu yaz hayatımda ilk kez bir şehre gittim ve bir sokak boyunca yürürken 15 dakika boyunca yanımdaki arkadaşlarım dahil herkes, her şey bana uzak ama daha önceden yaşanmış gibi geldi tanımlayamadığım bir durum. Tatil dönüşü 5 dakika boyunca aynı şeyi bi kere daha yaşadım.
126 görüntülenme
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Söz
Ege İlhan
Ege İlhan
112.4K UP
Alıntıyı Ekleyen 5 gün önce
Hayatta kalan, en güçlü olan değil, değişime en uyumlu olandır.
Kaynak: Evrim teorisinin temelini özetleyen bu söz, organizmaların hayatta kalabilmesinin güçten çok çevresel değişimlere uyum yeteneğine bağlı olduğunu vurgular. (GoodReads)
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sanel Göksu
Sanel Göksu
24.0K UP
Yazar 27 Nisan 2022 7 dk.

Uyku, hayat standardımızı doğrudan etkileyen bir faktördür. Nasıl ki yetişkinler ihtiyaç duyulan günlük uyku ihtiyacını karşılayamadığında yeni güne yorgun ve mutsuz başlıyorsa, bebekler için de aynı durum söz konusudur. Bebeklerin gelişimi için uyku düzeni çok önemli bir unsurdur. Çoğu yeni doğan, günde yaklaşık 14-17 saat uykuya ihtiyaç duyar. Bebekler, doğduklarından itibaren ilk 3 ay boyunca biyolojik saatleri oluşmadığından gece ve gündüzü ayırt edemezler ve de beslenmek için sık sık uyanma ihtiyacı duyarlar.

Genellikle, emzirilen bebekler, biberon yardımı ile mamayla beslenen bebeklere göre daha sık uyanırlar. Buna rağmen, eğer bebeğinizi emziriyorsanız, emzirmeye devam etmeniz çok önemlidir; çünkü anne sütü, bebeğin beslenmesi için altın standarttır. Emzirme rutinleri, bebek ve uyku arasındaki bağı bir rutin haline dönüştürmenize yardımcı olacaktır.

27
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

YouTube, Evrim Ağacı tarafından hazırlanan içerikleri video yoluyla öğrenmenin en iyi yolu! Ayrıca kanalımızda birçok bilim insanıyla röportajlarımızı, çeşitli deney gösterilerini ve diğer bilim içeriklerimizi bulabilirsiniz.

Çağkan Uludağlı
Yazar 16 Eylül 2022 5 dk.

Bilindiği üzere, sanal gerçeklik (SG) uygulamaları son yıllarda büyük gelişim gösterdi. Bu gelişim sayesinde kullanım alanları da günbegün arttı. Bu kullanım alanlarından bir tanesi de psikoloji araştırmaları. Bu alanla ilgili bir araştırma yaptığımız bu makalemizde; kullanıcıların insan ve kübik formda iki farklı avatar modeli ile tasarlandıkları bir sanal gerçeklik ortamında bulundukları pozisyonu, gerçek dünyada oldukları pozisyondan farklı algılayıp algılamadıklarını ölçtük. Yine bu ortamı bir tam-vücut illüzyon deneyi (İng: "full-body illusion experiment") gerçekleştirmek için kullanarak, kullanıcının kendi kendini konumlandırmasında (İng: "self-location") görsel-dokunsal uyarım (İng: "visuo-tactile stimulation") eşzamanlılığının etkisini de değerlendirmeye çalıştık.[1][2][3][4]

Çalışmamızın ana hedefi, kullanıcının kendi bedensel özbilincini (İng: "bodily self-consciousness") algılayışının, sanal bedenin görünümü ve -kullanıcı sanal ortamda bu sahte bedeni sanal bir ayna yardımıyla görürken- gerçek bedenine yapılan uyarımlar ile değiştiğine dair ortaya konulan geçmiş kanıtlara katkı sunmaktı.[5][6]

28
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Murat Kılıç
Seslendiren 22 Ağustos 2021 9:55
Günlük hayatta aniden beynimizin durduğunu veya yavaş çalıştığını hissettiğimiz zamanlar olabilir. Bu durum bazen psikolojik anlamda stresli bünyemize...
30
Tüm Reklamları Kapat
🧠 Bilimsel merak, ironi ve mesafeli mizah!
“I Don’t Believe in Humans” Uzun Kollu Sweatshirt, tek bir cümleyle güçlü bir duruş sergileyen tasarımlardan biri.

👕 Günlük kullanım için uygun bu uzun kollu ürün, sade tasarımı sayesinde kombinlerde kolayca yer bulur. Unisex yapısı, farklı stillere ve bedenlere uyum sağlar.

✨ Bu tasarım; sloganlı ürünlerden hoşlanan, düşünceyi mizahla ifade etmeyi seven ve sıradan mesajlardan uzak durmak isteyenler için öne çıkar. Gösterişsiz ama net bir ifade arayanlara hitap eder.

🛒 Bilimle, mizahla ve stil ile bağ kuran bu ürünü Agora Bilim Pazarı’nda inceleyebilir, koleksiyonuna ekleyebilirsin.
Blog Yazısı
Sabri Küsüroğlu
Blog Yazarı 4 dk.

Bir süredir sosyal medyanın gündemini meşgul eden o "beklenen" müsabaka gerçekleşti. Eski ağır sıklet dünya şampiyonu Mike Tyson ile Jake Paul karşılaştı. Bizim için ise önemli olan tabii ki ne bu isimler ne de bu müsabakanın sonucu. Bizim için önemli olan yine olayın ardındaki bilim. Dövüş sporları, adrenalin dolu antrenman sahneleri, güçlü yumruklar ve kusursuz teknikler kadar zihinsel etkileriyle de dikkat çeker. Ekranda ya da ringde gördüğümüz o güçlü duruşun ardında, aslında karmaşık bir beyin hikayesi gizlidir. Bir dövüşçünün yalnızca kasları değil, zihni de sürekli bir savaş halindedir. Peki, dövüş sporlarının insan beyni üzerindeki etkileri nelerdir? Hadi, bilim ve biraz da eğlenceyle harmanlayarak bu sorunun peşine düşelim.

Öncelikle iyi haberlerle başlayalım. Dövüş sporları, sadece bedenimizi değil, beynimizi de şekillendirir. Nasıl mı? Beynimiz, öğrendiğimiz her yeni harekette, nöroplastisite denen sihirli bir özelliğini devreye sokar. Kısaca, beyin hücrelerimiz arasındaki bağlantılar yenilenir, güçlenir ve çeşitlenir. Yeni bir kombo hareket öğrenirken sadece kas hafızamız değil, beynimizin motor korteksi de çalışır. Yani bir boksör için “kas hafızası” dediğimiz şey, aslında beynin oldukça aktif olduğu bir süreçtir.

14
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)