Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Söz
Ebru Gelekçi
Ebru Gelekçi
56.2K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 saat önce
Üretimi yapan sanatçı, nesnesiyle bir bildiri yapılandırdığını bilir:
Kaynak: Açık Yapıt
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Çeviren 31 Mart 2015 3 dk.

Bir çeşit kirpik enfeksiyonu olan arpacığın tedavisi için 1000 yıllık Anglo Sakson tarifinde bunlar yazıyor. Günümüzde bu tür tedavilerin yeri çok az olsa da, Orta Çağ'ın hekimlerinin bir bildiği var gibi gözüküyor. Bu tedavi yönteminin modernleştirilmiş bir versiyonu, arpacıktan sorumlu tutulan bir bakterinin enfeksiyonunu gerçekten de iyileştirebiliyor. Bu yöntem sayesinde üretilecek ilaçlar, mücadele etmekte zorlandığımız deri enfeksiyonlarını tedavi etmemizi sağlayabilir.

Bu proje, Nottingham Üniversitesi'nden bir mikrobiyologun, bir Anglo Sakson alimiyle muhabbet etmesiyle başladı. Eski İngilizce ile yazılmış bir metindeki bir tarifi canlandırmaya karar verdiler. Bu tarif, İngiliz Kütüphanesi'ndeki Bald'ın Sülükkitabı içerisinde yer alıyordu.

17
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Aysesu Çevik
Üye 6 gün önce 2 Cevap
Yardımcı olursanız sevinirim , bu yıl sınava hazırlanıyorum ve hâlâ aklımda milyonlarca seçenek var.
424 görüntülenme
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Okan Alver
Okan Alver
200.5K UP
Mec.Eng. 6 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Obruklar, tektonik depremlerle aynı fiziksel sınıfa ait değildir. Zira şiddetlerinin deprem ölçekleriyle doğrudan tanımlanması bilimsel olarak sorunludur. Burada ölçülebilen şey olayın kendisinden çok, çöküşü hazırlayan koşullardır. Yeraltındaki boşluğun hacmi, üzerindeki tavan kalınlığı, litolojik özellikler ve özellikle yeraltı suyu dengesinin ne hızla bozulduğu. Benim gördüğüm kadarıyla, obrukları “ani” yapan şey belirsizlik değil sistemin uzun süre sessiz kalıp kritik bir eşiği aştığında bir anda göçmesidir. Damlama ya da sızıntı sonrası gerçekleşen çökmeler sismik kayıt üretse de, bu kayıtları Richter ölçeğiyle sınıflandırmak kavramsal olarak doğru değildir. Ortada elastik bir fay kırılması değil, hacimsel bir göçme vardır. Bu yüzden elde edilen büyüklük değerleri, tektonik bir depremle aynı fiziksel anlamı taşımaz. Fay hatlarında maksimum depremi, uzunluk ve kayma miktarına bakarak hesaplayabiliyoruz çünkü enerji doğrusal bir sistemde birikir. Obrukta ise enerji üç boyutlu ve dairesel bir hacimde depolanır ve açığa çıkan enerjinin büyük bölümü sarsıntıdan çok kaya kırılması ve kütle hareketi olarak dağılır. Benim kişisel kanaatim, obrukların deprem mantığıyla açıklanmaya çalışıldığında olduğundan daha esrarengiz göründüğüdür. Aslında mesele, farklı bir enerji boşalım rejimiyle karşı karşıya olmamızdır. Bu nedenle bugün yapılabilen şey kesin zaman ve büyüklük tahmini değil risk zonlaması ve yeraltı sisteminin bu kritik eşiğe ne kadar yaklaştığını anlamaya çalışmaktır.[1] Saygılarımla

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. Okan Alver. (). Kişisel Yorum.
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ali Gazi Kavak
Ali Gazi Kavak
76.7K UP
Gözlemi Yapan 1 gün önce Türkiye, Hatay
Hatay/Antakya'da yaklaşık 15 yıllık bir üzüm ağacının nemli gövdesinde tarafımca gözlenmiştir. Ortam yaklaşık 4 gündür aralıksız yağış almaktadır.Mantarın görüntüsünden hangi mantar olduğunu bilemediğimden türü net söyleyemiyorum ancak sanırım ağaç kulağı mantarı olabilir.Ortam sıcaklığı yaklaşık 5 derecedir. Kakaolu pudink gibi bir yapısı vardır. Kulak memesi gibi esnektir.
3
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
🌌 Gaz devi olarak bilinen Uranüs ve Neptün, Güneş Sistemi’nin dış bölgelerinde yer alan iki büyük gezegen. Ancak iç yapılarının ne olduğuna dair bilimsel çalışmalar, bu gezegenlerin yalnızca gaz ve buzdan ibaret olmayabileceğini düşündürüyor. Bazı modellerde bu iki gezegenin iç kısımlarında yüksek basınç altında “sıvı kayaçlara” benzeyen katmanlar bulunabileceğini öne sürülüyor.

🔬 Geleneksel olarak Uranüs ve Neptün, “buz devleri” olarak tanımlanır: çekirdek, buzlu bileşikler ve gazlı atmosferlerden oluşan katmanlı yapılar. Fakat yüksek basınç altında buzlu bileşiklerin amorf ya da sıkışmış hâldeki formları, kayaç benzeri davranış gösterebilir. Bu da “kaya benzeri iç yapı” düşüncesini akla getiriyor.

🔭 Bu gezegenlerin çekirdekleri hâlâ tam olarak bilinmiyor; zira doğrudan ölçümler mevcut değil. Ancak yerçekimi verileri ve manyetik alan analizleri, “saf gaz / saf kayaç” gibi iki uç model yerine, karmaşık ve yüksek basınçla dönüştürülmüş maddelerden oluşan bir iç yapı olabileceği fikrini destekliyor.

🧠 Kısacası Uranüs ve Neptün’ün iç yapısı, klasik “gaz devi” tanımının ötesinde, çok daha karmaşık ve belki de “sıkışmış, kaya benzeri” katmanları içerebilecek türden olabilir, bu da onları Güneş Sistemi’ndeki diğer dev gezegenlerden ayıran ilginç bir potansiyele işaret ediyor.

Yazar: University of Zurich
Uyarlayan: Cemgil Bilici
Editör: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Ece Müker
Ece Müker
592.1K UP
4 gün önce
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) 25 yıllık sürekli insanlı görevler tarihinde ilk kez bir astronot, tıbbi bir gerekçeyle erken tahliye edildi. Ocak 2026’da yaşanan olay sonrası SpaceX Dragon kapsülü, Crew-11 görevindeki dört astronotu Dünya’ya geri getirdi. NASA, mürettebatın mahremiyeti nedeniyle tıbbi ayrıntıları açıklamadı; ancak olay, uzayda sağlık hizmetlerinin nasıl yürütüldüğü ve bu tür tahliyelerin neden son derece nadir olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Astronotlar göreve seçilmeden önce kapsamlı tıbbi ve psikolojik taramalardan geçiyor ve görev boyunca hem uzayda hem de Dünya’daki ekipler tarafından sürekli izleniyor. Her görevde bir “Crew Medical Officer” bulunuyor ve bu kişi temel muayeneleri yapabiliyor, ilaç uygulayabiliyor ve Dünya’daki uzmanlarla tele-tıp yoluyla bağlantı kurabiliyor. Modeller ISS’de her birkaç yılda bir ciddi tıbbi olay beklenebileceğini öngörse de, pratikte bu tür durumlar oldukça seyrek yaşanıyor.

Uzayda en sık görülen sağlık sorunları arasında cilt tahrişleri, sıvıların baş bölgesine kaymasına bağlı burun tıkanıklığı ve baş ağrıları, uyku bozuklukları ve egzersiz kaynaklı kas-iskelet yaralanmaları yer alıyor. Mikro yerçekimi kemik yoğunluğunda aylık yaklaşık %1 kayba yol açabildiği için astronotlar günde ortalama iki saat egzersiz yapmak zorunda kalıyor; ancak bu egzersizler de yaralanma riskini artırabiliyor. Ayrıca SANS olarak bilinen, görme değişikliklerine yol açan nöro-oküler sendrom gibi yalnızca uzay uçuşuna özgü sağlık sorunları da bulunuyor.

Crew-11’in erken dönüşü, uzay ajanslarının mürettebat güvenliğini her şeyin önünde tuttuğunu gösteriyor. Aynı zamanda, görevlerin Dünya yörüngesinin ötesine taşınmasıyla birlikte, yapay zekâ destekli ve Dünya’dan bağımsız çalışabilen yeni tıbbi yaklaşımlara duyulan ihtiyacın arttığını da ortaya koyuyor. Bu ilk tıbbi tahliye, uzay tıbbının bugüne kadar ne kadar etkili olduğunu kanıtlarken, insan biyolojisi için uzayın hâlâ zorlu bir ortam olduğunu hatırlatıyor.

174 görüntülenme
Bu gönderi Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 30 Kasım 2018 17 dk.

Bir deniz kaplumbağasını düşünün.

Yumurtadan çıktıktan hemen sonra, hiçbir ebeveyn yönlendirmesi olmaksızın denize gidip, kendi başına okyanusun tüm zorluklarına göğüs germeye çalışır. Tamam, bunu yapabilmelerinin yegâne nedeninin evrim olduğunu biliyoruz; burada anlatmıştık. Ve tamam, bu deniz kaplumbağalarının sadece %1'i kadarı yetişkinliğe erişebiliyor; yani doğan her 100 yavrudan 99 tanesi avcılara yem oluyor veya avlanamayarak ölüyor - dolayısıyla diğer türlerde de hassaslıkla tasarlanmış bir süreç değil, vahşi bir yaşam mücadelesi, bol miktarda şans ve atalardan miras alınan genlerin dikte ettiği davranışlar sayesinde hayatta kalma çabası görüyoruz. Ancak yine de doğar doğmaz bir hareketlilik, kendi başına yaşam mücadelesi verme, hayatta kalma konusunda belirli eğilimler var!

187
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Suat Ayöz
Suat Ayöz
117.2K UP
Çeviren 13 Ocak 2014 2 dk.

İsviçre'de gerçekleştirilen sondajlar, çiçek veren bitkilerin atalarına ait bilinen en eski fosilleri ortaya çıkardı. Zürih Üniversitesi araştırmacılarına göre bu çok iyi korunmuş 240 milyon yıllık polen tanecikleri çiçekli bitkilerin şu ana kadar varsayılandan 100 milyon yıl daha önce evrimleştiklerinin kanıtı.

Çiçekli bitkiler iğne yapraklılara, çikaslara ve eğrelti otuna akraba soyu tükenmiş bitkilerden türediler. Çiçekli bitkilere ait bilinen en eski fosiller polen granülleri. Küçük, sağlam ve sayıca çok olan bu granüller yaprak ya da çiçeklere göre çok daha kolay fosilleşebiliyor. Kesintisiz bir polen fosilleri dizisi yaklaşık 140 milyon yıl önceki Kretase doneminden başlıyor ve genelde çiçekli bitkilerin ilk olarak o donemde evrimleştiği varsayılıyor. Ancak bu çalışma 100 milyon yıl daha eski çiçekli bitki benzeri bir poleni belgeliyor ve bu da çiçekli bitkilerin Erken Triyasik'te (252 ile 247 milyon yıl öncesi) ortaya çıkmış olabileceği anlamına geliyor.

11
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ela Kursak
Seslendiren 25 Ekim 2022 10:49
Eda ile Ellie, bu bölümde Güneş Sistemi'mizin nasıl oluştuğunu öğrenmeye başlıyorlar.
46
Dirsehan Özcan
Dirsehan Özcan
5.2K UP
Çeviren 22 Ağustos 2017 9 dk.

Kararlı izotoplar göçmen rotalarının, trofik (beslenmeye ait) düzeylerin ve göçmen hayvanların coğrafik kökeninin ortaya çıkmasında yardımcı olmuştur. Okyanusta kullanıldığı gibi karada da kullanılabilir bir yöntem olması sebebiyle hayvanların hareketini inceleyen araştırmalarda kullanılan metotları köklü bir değişime uğratmıştır.

Çoğu element, izotop olarak bilinen iki ya da daha fazla formda bulunur. İzotoplar aynı sayıda protona fakat farklı sayıda nötrona sahiptir; bu da onların farklı kütlelere sahip olmasına yol açar. Daha hafif olanlar en genel formlardır (Hobson & Wassenaar 2008). Kararlı izotopların göreceli zenginliğindeki bu çeşitlilik, kimyasal reaksiyonlardaki ve fiziksel süreçlerdeki izotopların farklı hareketlerine neden olan ufak kütle farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Daha hafif izotoplar, genellikle ağır olanlardan daha zayıf bağlar oluşturur ve daha hızlı reaksiyona girerler. Bu izotop zenginliğindeki değişim damıtma olarak adlandırılır (Karasov & Martínez del Rio 2007). Öngörülen izotopların izleri, farklı çevresel etmenlerin kendi kimliklerine bürünmesine sebep olur (West ve ark. 2006).

35
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 10 Temmuz 2021
Antibiyotikleri ihtiyaç olmadığında kullanırsak, en çok ihtiyaç duyduğumuz anda kullanamayabiliriz.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
33
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 4 Kasım 2014 14 dk.

Türler arası melezleşmenin mümkün olduğu; katırlar, "çakupek", "kaslan", "grolar", "leopan" veya melezleşerek türleşen ispinozlar[14] gibi sayısız canlı sayesinde net bir şekilde bilinmektedir. Bu, ilginç bir soruyu doğurmaktadır: İnsan, diğer hayvanlarla melezleşebilir mi? Daha spesifik olarak, insan, şempanzeler veya bonobolar gibi çok yakın akrabalarıyla melezleşebilir mi?

İnsan-şempanze veya şempanze-bonobo gibi birbirinden ayrı olan ama evrimsel açıdan çok yakın akraba türlerin verimli döller verecek (veya vermeyecek) biçimde çiftleşip, yavrular üretme ihtimali (yani "melezlenme ihtimali") üzerinde durmadan önce, ayrı türleri yaratan evrimsel mekanizmaları ve türleşme kavramını kısaca hatırlamamız gerekiyor.

156
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mustafa İrvem Keskinoğlu
Çeviren 27 Ekim 2013 3 dk.

Çin’in güneybatısındaki iki mağarada bulunan fosiller hem şimdiye kadar bilinmeyen bir taş devri halkı hakkında ipuçları ortaya çıkarttı, hem de Asya’nın ilk halkları hakkında şaşırtıcı çağrışımlar yaptırarak insanoğlunun evriminin son aşaması hakkında şimdiye kadar duyulmadık bilgiler verdi. 

Bu türe ait fosiller, şimdiye bulunanların en yenileri olan bu fosiller eskil [arkaik] ile çağdaş anatomik özelliklerin hiç alışılmamış bir karışımını içeren bir halka aitti. New South Wales Üniversitesi doçentlerinden Darren Curnoe ile Yunnan Kültürel Kalıntılar ve kazıbilim [arkeoloji] Enstitüsü'nden Profesör Ji Xueping’in yönetimindeki uluslararası bir bilim insanları ekibi bundan 14.500 ilâ 11.500 yıl önce yaşamış olan bu insanların Çin’de ilk ekici kültürlerin başlamakta olduğu bir zamanda araziyi çağdaş görünümlü insanlarla paylaşmakta olduklarının anlaşılmakta olduğunu söylemektedir. 

11
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Sihirli Ağaç Evi 7 – Kurtar Bizi Mamut

Sihirli Ağaç Evi ile sen de macera dolu bir dünyaya dal!
Tıpkı dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca çocuk gibi.

Tim ve Lea kendilerini Buz Devri’nde buldular. Keşke daha kalın giyinselerdi…Avcı Cro-Magnonlardan gizlenmeye çalışırken, dev bir mağara ayısının inine girmek pek de iyi bir başlangıç olmadı. Tam kurtulduk dediklerinde peşlerine kılıç dişli kaplan takıldı. Tim ve Lea düştükleri tuzaktan kurtulup sihirli ağaç evine ulaşabilecekler mi? Onlara bu sefer kim yardım edecek?

Küçük okurları hem okumanın keyfiyle hem de tarihteki farklı kültürlerle tanıştıran Sihirli Ağaç Evi serisi bu yönüyle sadece dünyanın dört bir yanındaki çocukların değil, anne babalar ve eğitimcilerin de gözdesi oldu.

New York Times çoksatanlar listesinde bir numaraya kadar çıkan ve beş yıldan uzun bir süre bu listede kalmayı başaran bu ödüllü seri 33 dilde 130 milyondan fazla sattı.

Devamını Göster
₺184.00
Sihirli Ağaç Evi 7 – Kurtar Bizi Mamut
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Emre Şiğva
Emre Şiğva
56.4K UP
İnceleyen10 11 Nisan 2022
Şeker portakalı kahramanı olan Zeze nin başından geçen olayları onun bakış açısıyla , aslında çocuk olan ama düşüncelerinin bazıları bir yetişkininkinden daha olgun olan bir biçiminde anlatılıyor
9.5/10
(199 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : O Meu Pé de Laranja Lima
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
10
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close