Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Açelya Özüm
6 saat önce
Zor olsa da imkânsız değil...
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 9 Aralık 2012 10 dk.

Zebra, Atgiller (Equidaeailesine mensup olan, çizgilere sahip üç türü barındıran grubun adıdır. Safari yaparken veya belgesel izlerken (tabii zebraları doğal ortamlarında gözlemleyecek kadar şanslı olmadığınızı varsayarsak) çoğumuzun aklına bu soru gelmiştir: “Zebralar neden çizgilidir?”

Sadece zebraların değil, atların evrimi bilim insanlarının çok uzun süredir ilgi alanları arasında yer almıştır. Bunun sebebi, atların hayatımızdaki önemli rolü ve insanın evrimi ile mesafe kat etmesi konusundaki katkılarıdır. Burada, atların detaylı evrimine girmeyeceğiz, zira konumuzu çok uzatır ve dallandırır. Ancak kısaca, zebraların evrimine sebep olacak evrimsel dala bakabiliriz:

99
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İrem Çakar
İrem Çakar
3,930 UP
Çeviren 26 Ocak 2019 42 dk.

Bu makale, oy verme eyleminin mantığı ve ahlaki boyutu hakkındaki 6 temel soruya odaklanmaktadır:

6. soru, demokratik hükümet seçimine dayalı yönetim biçimlerinin, diğer yönetim biçimlerine göre tercih edilir olup olmadığına dair daha geniş bir soruyu ele almaktadır; konunun uzun bir tartışması için ve demokrasinin temellendirilmesi konusunda Thomas Christiano tarafından yazılan "Demokrasi" makalesine bakılabilir. Hangi oylama yönteminin "grup iradesini" yansıtmakta daha uygun olduğuna dair bir tartışma için Eric Pacuit'in 2011 tarihli "Oy Verme Metotları" makalesi okunabilir. Gizli oylama lehine ve aleyhine görüşler ve tartışmalar içinse Axel Gosseries tarafından 2005 yılında yazılan "Alenilik" makalesi okunabilir.

186
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Begüm Çimen
Begüm Çimen
3,290 UP
Çeviren 30 Ağustos 2018 19 dk.

İnsanlara olan ihtiyaca ne sebep oldu? Zeka mı? Kendi bilişsel evrimimizi anlamak için yaşayan en yakın atalarımıza, yani insan olmayan primat kuzenlerimize bakabiliriz.

Biliş, çevreden gelen bilgileri yorumlama, bunları birbirine bağlama ve elde edilen bu kişisel bilgileri gelecekteki durumlara ve problemlere uyarlayabilme yeteneğidir (Cheney ve Seyfarth, 1990). Böylesi önemli bir durum, hayvanın uyum başarısını geliştirmesini sağlar. Tüm hayvanlar yiyecek aramak, av olmaktan kaçınmak ve eş bulmak için çevrelerini anlamak zorundadırlar. Primatlar diğer taksonlar arasında, içinde bulundukları dünyayla nasıl baş ettikleri konusunda esneklikleri ile öne çıkmaktadırlar. Primer beyin büyüklüğünün ve buna bağlı olarak bilişsel yeteneklerinin gelişimini ilerleten ve önemli seçilim baskıları olduğu düşünülen karmaşık fiziksel ve sosyal dünyalarda yaşarlar (Byrne, 2000; Reader et al., 2011). Buna göre, öncelikle, fiziksel çevrelerini nasıl anladıklarını anlatacağız; daha sonra ise sosyal bilişi tartışmaya devam edeceğiz.

56
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 7 saat önce
Kınkanatlı böcek cinsidir. 10-15 mm boyutlarındadır ve genellikle göğüs, kanat örtüsü ve karın bölgesinde beyaz noktalar veya çizgiler bulunan siyah renktedir. her türün kendine özgü bir deseni vardır. Genellikle çiçekler üzerinde beslenirken bulunur.
0
Sizden Gelenler
Durmak yok yola devam... Bilim cehaleti yok edinceye kadar...
Ulviye Demirci
Üye 3 Eylül 2020 2 Cevap
Eğer karanlık madde ise bunun nedeni patlama anında karanlık madde de mi vardı.Bu yavaşlama anı Planck zamanına mı denk geliyor?
359 görüntülenme
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Erhan Memiş
Eseri Ekleyen 17 Mayıs 2024 Kitap
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
Tüm Reklamları Kapat
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Bu dünyada samimi bir cehalet ve vicdanlı bir aptallıktan daha tehlikeli hiçbir şey yoktur.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
27
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hüseyin Güngör
İnceleyen10 6 gün önce
Nolan'dan önceki fav yönetmenim James Cameron'ın oldukça meşhur serisi Avatar, açıkçası hiçbir zaman benim kafamda tam bir yer edinemedi. İlk film 2009 gibi çok eski bir tarihe dayanıyor. İkinci filmden önce onu da izlemiştim ama hatırlıyorum demek yine yalan olur. 8 puan olarak girmişim. Hafızamda tutunamamasının nedeni bence çok büyük ölçekten işlenen bir hikaye olmasından kaynaklı olabilir. Bir de LotR serisi bu etkiyi vermişti hep. Büyük ölçekte çok kıymetli ve epik bir hikaye ama küçük ölçekte "Bu neydi şimdi?" hissi veriyor bana. Ben biraz daha drama sever bir taraftayım sanırım. İkinci film 2022 yapımıydı ve 7 puan girmişim. Zaten çok memnun kalmadığımı hatırlıyorum. Aynı türde olayların taraflar arasında çok git gel yaparak tekrarlandığı ve esnetildiği, sıkıcı bir filmdi. Bu sorun aynı uzunluktaki bu filmde yer almıyor. Bu çok güzel bir gelişme ve direkt anlatının tadını değiştiriyor.

Film hala başta yavaş ilerliyor ama zaten 3 saatlik bir film için normal. Sonrasında tempo hep yüksek devam ediyor. Ben tempodan dolayı hiç sorun çekmedim. Hikayenin bu sefer daha dolu olması beni asıl çeken şey oldu. Buna rağmen film ödüllerini ve adaylıklarını daha çok yine teknik detaylardan alıyor. Tabii ki görsel ve işitsel kalitesine verilen önem herkesçe malumdur. Yalnız filmde bu sefer Varang isimli yeni bir karakterin yer alması bence ayrıca üstünde durulması gereken bir şey. Ben bu karakteri gerçekten izlemesi keyifli buldum. Oyuncu Oona Chaplin'in etkisi var mı emin değilim. Daha çok karakterizasyondan kazanıyor.

Filmin en büyük teması malumunuz sömürgeciliktir. Ve bunun önemi geldiğimiz 2026 tarihinde maalesef ki azalmak yerine daha da önem kazanmıştır ve muhtemelen insanlık tarihi boyunca da devam edecek bir derttir. Hatta bu en nihayetinde evrimsel de bir paradokstur kanımca. Bu temayı milletler üstü ve hayali bir tür üzerinden postcolonialist bir perspektifle işlemek bence çok kıymetli bir iş olacaktır çünkü hem öğretici hem de empati kurması kolay, öz eleştiriyi daha teşvik edici olur. Bununla kalmayıp hayata dair çok kıymetli ve öğretici elzem konuları ele alması da yine bir Interstellar ve Dune havası vermiştir bana. Bunlar gerçekten yaşamayı öğretecek serilerdir. Vakti geldiğinde gelenekleri de güncellemek gerektiğini ve evrimin sosyolojik olarak da kaçınılmaz olduğunu öğretiyor mesela. Kendini ve aileni korumak için karşı koyarak savaşmanın erdem olduğunu gösteriyor mesela. Bazı büyük çatışmaların çözümünün belki savaş olacağını ve her zaman güçlü/adaptif kalmak gerektiğini de çıkarabiliriz. Burada da çözüm, tıpkı Matrix gibi evrenlerde de olduğu üzere, türlerin birleşerek devam etmesidir galiba. Bu hikayede de aynı yolu görmeye başladık. Bu anlamda yeni kuşak karakterler de bunu temsil edecek dönüşümler geçirmeye başladılar. Nispeten epileptik bir karakter olan şaman Kiri'ye çok rol ayrılmıştı filmde ve bu gibi detaylar da paganist zihniyetli bizim gibi insanlar için bağ kurmak adına güzel bir sebep daha verdi. Sanki günümüzde insanın doğayla olan çatışması daha çok merkeze gelmeye başladı gibi, öyle seziyorum. Dune'da çöl ve solucanlar neyse burada da elektromanyetikvari alanlar olan ve sanırım fluxcon denen akım girdapları aynı şeyler bence.
8.2/10
(10 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Avatar: Fire and Ash
Yönetmen: James Cameron
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Semih Can Aktepe
Semih Can Aktepe
3,390 UP
Çeviren 14 Ağustos 2018 14 dk.

Son 30 yılda biyolojiye olan felsefi ilginin artması, biyolojik bilimlerin aynı dönemde artan önemini yansıtmaktadır. Günümüzde birçok farklı biyoloji konusunda geniş bir literatür vardır ve bu literatürdeki çalışmaların bütününü tek bir kalemde özetlemek imkânsızdır. Bu yüzden bu yazı biyoloji felsefesinin ne olduğunu açıklamayı amaçlamaktadır. Biyoloji neden felsefe için önemlidir ya da tam tersi, felsefe neden biyoloji için önemlidir?

Biyoloji felsefesinin genel başlığı altında üç farklı felsefi sorgulama vardır. İlk olarak bilim felsefesindeki genel tezler biyoloji bağlamında ele alınır. İkinci olarak biyolojinin kendisindeki kavramsal bulmacalar felsefi analize tabi tutulur. Son olarak geleneksel felsefi sorular tartışılırken biyolojiye başvurulur. İlk iki felsefi çalışma sıklıkla gerçek biyolojinin ayrıntılı bilgi bağlamında yürütülür. Üçüncüde bu daha azdır.

78
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Hayrunisa Demir
Hayrunisa Demir
20.0K UP
2 gün önce
92 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

İlanYazı Yarışması
Sultan Doe
İlanı Ekleyen 1 hafta önce ÇevrimiçiÜcretsiz1 Şubat
Kitap Okuma Challenge
01 Şubat 2026 22:36 tarihinden 04 Ocak 2027 22:29 tarihine kadar.

Habitify’da kitap okuma challenge’ı başlattım.

Challenge detayı:

  • Her gün minimum 30 dakika kitap okuma
  • Tür serbest
  • Günlük check-in Habitify üzerinden
  • Amaç: zinciri bozmadan okuma alışkanlığı kazanmak
     

Katılmak isteyenler aşağıdaki link üzerinden dilediği zaman challenge’a dahil olabilir. Challenge başlamış olup istediğiniz zaman katılabilirsiniz

Birlikte motive olalım.

#kitapokuma #habitify #readingchallenge

Devamını Göster
7
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ahmet Kökkeçeci
Gözlemi Yapan 5 Ağustos 2023
Hyophorbe verschaffeltii
1
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
İnceleme
M Уединение
İnceleyen7 6 gün önce
Yazıma başlamadan belirtmeliyim ki, Midnight Express yalnızca gerçek olaylardan etkilenerek yazılmış bir film değil; aynı zamanda bir ülkenin itibarının sinema yoluyla nasıl temsil edilebileceğine dair üretilmiş en korkunç ve etkili örneklerden biridir, bu etkisiyle tabulaşmayı başarmıştır Türkiye’de. Film, 1977’de bizzat başkarakter Billy Hayes tarafından kaleme alınan kitaptan esinlenmiştir ve senaryosu, Hayes’in başından geçen gerçek olayları dramatize ederek sunar. 1978 yılında Cannes Film Festivali’nde gösterime giren ve Türkiye’de yasaklanan film, Türk-Amerikan ilişkilerinin zayıf olduğu bir dönemde büyük yankı uyandırmıştır.

Filmin ilk sahnelerinde İstanbul’un silüeti, camiler; kalabalık, gelişmemiş sokaklar ve arkada çalınan Türk müziğiyle, yönetmen izleyiciye oryantalizmin ve yabancılık duygusunun sinematik bir örneğini sunar. Hayes’in havalimanındaki sahneleri, dilini anlamadığı bir ülkenin yabancılığını ve yakalanma stresini hissettirmek için özenle tasarlanmıştır. Bu sahneler, seyircinin Billy ile empati kurmasını sağlarken, aynı zamanda Türkiye’nin “tehditkar ve yabancı bir yer” olduğu düşüncesini aşılar.

Film, Hayes’in yakalanması ve hapishane sürecine girişiyle, gerilimi ve karakterin psikolojik çöküşünü yoğunlaştırır. Gardiyan Hamido’nun acımasızlığı, Rıfkı’nın sadizmi ve savcının kin dolu milliyetçi tavrı üzerinden film, Türk karakterleri tek boyutlu ve olumsuz biçimde sunar. Neredeyse tek bir iyi niyetli Türk karakter olmaması; Halihazırda yabancı görülen Türk insanını, Batılı izleyicinin gözünde saf kötü hale getirir. Buradaki sorun, dramatik etki değil; kolektif bir stereotipin yaratılmasıdır. Hayes’in cezasının 4 yıldan 30 yıla çıkarılması ve mahkemede Türk halkını hedef alarak hakaret etmesi, psikolojik çöküşünün dışavurumudur. Türkiye'nin adaletten yoksun, "medeniyetsiz" ve anti-hümanist bir yer olduğu düşüncesi özellikle Türkiye hakkında bilgisiz seyirciye açıkça dayatılır. Artık Hayes “mantıklı bir özne” değildir; ruhsal çöküşü ve çaresizliği, seyirciler tarafından açıkça hissedilir. Tek bir kurtuluş yolu vardır artık Hayes'in.

Billy’nin Rıfkı’ya karşı gösterdiği şiddet; öfke ve cinnet duygularının sinemada gördüğümüz en ham ve gerçekçi temsillerinden biridir. Bu sahneler, Hayes’in insanlıktan kopuşunu dramatik bir biçimde yansıtırken, film bir yandan da seyirciyi psikolojik gerilimin içine çekmeyi başarır. Brad Davis film boyunca, özellikle duygusal olarak yoğun sahnelerde Hayes’in duygularını epey başarılı yansıtmış.

Akıl hastaları koğuşuna düşmesiyle Billy’nin tamamen çökmüş hâli temsil edilir. Koğuşta yaratılan boğucu atmosfer, seyircinin karakterin zihinsel yıkımını iliklerine kadar deneyimlemesini sağlar.

Filmin ilerleyen sahnelerinde, Billy diğer akıl hastası mahkumlarla birlikte bir sütunun etrafında yürür. Bu sırada Ahmet adlı bir mahkum, Billy’ye her insanın bir makine olduğunu, bazılarını bozuk olarak fabrikadan çıkardıklarını ve işte bozuk makinelerin buraya hapsedildiğini anlatır. Billy, bunun üzerine mahkumların döndüğü yönün tersine yürüyerek diğer "bozuk makineler" gibi olmadığını ispatlamaya çalışır kendince. Ahmet, ona iyi bir Türk’ün sağdan yürüdüğünü, ters yönde yürüyenlerin komünizm yanlısı olduğunu hatırlatır. Bu uyarı, Billy’nin artık bu "bozuk makineler"den oluşan sistemin parçası olmadığını fark etmesini sağlar; kendi bilincini ve yönünü yeniden kazanır.

Son sahnelerde Hayes’in sevgilisinin ziyareti ve Hamido’yu alt ederek hapishaneden kaçışı, bir kurtuluş anı sunar. Ancak bu “mutlu son”, filmin karanlık, rahatsız edici atmosferini tamamen ortadan kaldırmaz. Film, izleyicide hâlâ güçlü bir gerilim ve rahatsızlık bırakır; izleyici ise Hayes’in kurtuluşuna sevinmelidir. Türkiye’ye dair yaratılan imaj ise günümüzde dahi sürecektir.

Özetle söylemeliyim ki, Midnight Express sinematografik olarak ve müzik tasarımı açısından çok etkileyici, psikolojik gerilimi başarıyla işleyen bir yapım. Ancak filmdeki tek boyutlu saf kötü Türk karakterleri ve mekanlar, tarihsel ve kültürel bağlamda seyirciye, Türkiye'nin tehditkar bir yer olduğunu öğretiyor. Bu yönleriyle film dışarıdan bakan seyirci için hem büyüleyici hem rahatsız edici bir deneyim sağlıyor. Türk izleyiciler olarak bu temsili kesinlikle eleştirme hakkına sahibiz; ancak sinema açısından bakıldığında; gerilimi, karakter psikolojisi, sahne tasarımı ve başarılı film müzikleri ile ölmeden izlemenizi kesinlikle tavsiye ettiğim bir film. Kimisi için Türkiye’nin karanlık geçmiş dönemlerinin temsili; kimisi için düşmanca ve ırkçı bir propaganda filmidir Midnight Express…

Puanım: 7/10.
5.8/10
(8 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Midnight Express
Yönetmen: Alan Paker
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Zehra K
Zehra K
70.7K UP
İnceleyen 17 Nisan 2024
Aşırı samimi ve sempatik yayınları eğlenceli geçiyor aynı şekilde videoları da boş zamanız da izleyebilirsiniz.
Youtube Kanalı
8.2/10
(39 Kişi)
Puan Ver
@Elraenn
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
18
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
143.2K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba .

insan yaşam boyunca kendi kendine bu soruyu birçok kez sorar. Ben bu yaşta zaman zaman hala soruyorum kendime .Bence şu cümlede çok güçlü bir şey var ,“Şu anda yöneldiğim ve odaklandığım herhangi bir konuda en iyisini yapabileceğimi düşünüyorum.” Bu bir özgüven cümlesi değil sadece; bu, potansiyelin çalışmayla temas ettiği anın farkına varmak gibi.

Potansiyelin hangi alanda olduğunu anlamak çoğu zaman “Ben neyi iyi yapıyorum?” sorusuyla değil, “Ben ne yaparken kayboluyorum?” sorusuyla başlıyor. Zamanın fark edilmeden aktığı, yorulsan bile zihnen tükenmediğin yer genellikle ipucu veriyor. Nietzsche’nin dediği gibi “Kişi, gücünü hissettiği yerde kendisi olur.”

Tüm Reklamları Kapat

Bir diğer önemli işaret ise zorlandığın hâlde kaçmadığın alan. Eğer bir konu seni terletiyor ama yıldırmıyorsa, hatta hata yaptıkça daha çok içine çekiyorsa, orada potansiyel vardır. Çünkü gerçek potansiyel, konforla değil dirençle açığa çıkar. Simone Weil bunu çok sade söyler “Dikkat, insanın sahip olabileceği en nadir ve en saf cömertliktir.” Bir şeye uzun süre dikkatini verebiliyorsan, orada senden bir parça vardır.

Bir de şunu söylemek mümkün . Potansiyel çoğu zaman başkalarının fark ettiği ama bizim sıradan sandığımız şeylerde gizlidir. Sana kolay gelen, hatta “herkes yapıyor” dediğin şeyler… Oysa herkes yapmıyordur. Senin için kolay olan, başkası için duvardır. Carl Jung’un sözü bunu tam karşılar nitelikte “İnsan, bilinçdışı sandığı şeyin içinde kaderini taşır.”

En samimi yerden söyleyeyim: Potansiyel bir “keşif” değil, bir sadakat meselesi. Kendine, ilgine, merakına, hatta inatlarına sadık kalıp kalmadığınla ilgili. Çünkü insan, gerçekten ait olmadığı bir yerde uzun süre odaklanamaz. Ama ait olduğu yerde, yavaş yavaş ama derinleşerek büyür.

Belki de mesele “Hangi alanda en iyiyim?” değil, şudur: “Ben hangi alanda vazgeçmeyi reddediyorum?” Cevap çoğu zaman, potansiyelin ta kendisidir.

K[1]olaylıklar dilerim :))

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim.
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İlanYazı Yarışması
Sultan Doe
İlanı Ekleyen 1 hafta önce ÇevrimiçiÜcretsiz1 Şubat
Kitap Okuma Challenge
01 Şubat 2026 22:36 tarihinden 04 Ocak 2027 22:29 tarihine kadar.

Habitify’da kitap okuma challenge’ı başlattım.

Challenge detayı:

  • Her gün minimum 30 dakika kitap okuma
  • Tür serbest
  • Günlük check-in Habitify üzerinden
  • Amaç: zinciri bozmadan okuma alışkanlığı kazanmak
     

Katılmak isteyenler aşağıdaki link üzerinden dilediği zaman challenge’a dahil olabilir. Challenge başlamış olup istediğiniz zaman katılabilirsiniz

Birlikte motive olalım.

#kitapokuma #habitify #readingchallenge

Devamını Göster
7
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close