Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Söz
Şafak Aki
Şafak Aki
117.7K UP
Alıntıyı Ekleyen 6 saat önce
Bir buçuk ay boyunca sallandım. Mürettebatla bir sorun yaşamadım. Pek konuşmuyordum onlarla. Vahşetlerini Amerika'ya saklıyorlardı. Yolculuğun tek heyecanı, aşçının yamağına sarkan birinin linciydi. Adamı dövüp bir depoya kapattılar. Tabii genç tecavüzcü yerde kıvranırken çevresinde oluşmuş ve tekme yağdıran zincirin halkalarından biri de bendim. Yanımdakilerin omuzlarına tutunarak birkaç tekme de ben fırlattım, kendi kanında boğulmak için dua etmeye başlamış olan adamın kafasına. İki gün sonra unutuldu her şey. Ve aşçı yamağının kalçaları başkalarının da ilgisini çekmeye başladı. Bu sefer kimse linç girişiminde bulunmadı çünkü yamağı düzenlerin sayısı ahlakçılık oynayanlarınkini geçmişti. Kanıksanmıştı çocuğun kalçalarının lezzeti. Ama ilk hareketi yapıp dişleri paramparça olan adam, tabuyu yıkan kişi olarak, bütün insanların günahlarına karşılık çarmıha gerilmiş İsa gibi, yolculuk boyunca hücresinde tutuldu.
Kaynak: Kinyas ve Kayra
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 2 gün önce
Geleneksel anlamda mantar olarak adlandırılsa da, filogenetik olarak Fungi alemine değil, Amoebozoa süper grubuna dahil edilir. Bu grup, yaşam döngüsünün belirli evrelerinde amipsi hareket yeteneği gösteren organizmaları kapsar. ür, yaşam döngüsünün vejetatif evresinde plasmodium adı verilen, çok çekirdekli ve hücre duvarı bulunmayan tek bir kütle hâlinde bulunur. Plasmodium evresinde aktif olarak hareket edebilir ve bakteriler, maya hücreleri ile organik artıklarla beslenir. Hareket, sitoplazmik akışlar aracılığıyla gerçekleşir ve çevresel koşullara göre yönlenebilir.
çürüyen odun yüzeylerinde genellikle yoğun kümeler hâlinde, parlak kırmızı–turuncu renkte, boncuk benzeri sporangiumlar oluşturur. Sporangiumlar sıkıca paketlenmiş silindirik ya da yarı silindirik yapılar şeklindedir ve olgunlaştıkça renkleri koyulaşarak matlaşır.

Her bir sporangium, rüzgâr ve çevresel etkenlerle yayılan mikroskobik sporlar içerir. Sporlar uygun koşullarda çimlenerek amipsi hücrelere dönüşür ve bu hücreler birleşerek yeniden plasmodium evresini oluşturur. Böylece organizmanın yaşam döngüsü tamamlanır.
Özellikle çürüyen odun üzerinde bakteriyel popülasyonları kontrol ederek organik maddenin parçalanmasına dolaylı katkı sağlar. İnsanlar için toksik veya patojenik değildir ve doğada yumurta kütleleriyle karıştırılsa da hayvansal bir yapı değildir.
4
Tüm Reklamları Kapat
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Doğancan Özgökçeler
1 gün önce
Bende bu konuda bir kitap projesi yazmıştım nasip olursa bu yıl basımı tamamlanacak. Ama belmem lazım böyle ilginç bir konu daha ayrıntılı ve kapsamlı açıklanması gereken bir konu olduğunu düşünüyorum.  Çoğu temel hatların başlangıcı Kambriyen dönemin öncesine dayanıyor. Ama tam oturmaları ve gelişmeleri bu döneme denk geldiği için genelde bahsi çok geçer. Mesela sinidirim sistemi, dolaşım sistemi ve sinir sistemi yapılarınını bildiğimiz en eski örnekleri bu dönemin başlarına kadar dayanıyor ve farklı türlerde gözlemleniyor. Buda aslında çok eski ama belkide bulunmasının imkansıza yakın olduğu eski bir başlangıç ve kırılma anları topluluğunu işaret ediyor.
56 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sude Akman
Sude Akman
213.3K UP
Aktaran 11 Eylül 2021 3 dk.

İnsanlar, ilk kez Yeni Zelanda'ya ayak basmadan önce, kākāpō olarak bilinen şu anda kritik derecede nesli tükenmekte olan uçamayan papağanların sayısı muhtemelen yüz binlerceydi. 1995'e kadar ise sayıları yalnızca 51 kuşa düştü: 50'si küçük Stewart Adası'nda izole haldeydi ve "Richard Henry" olarak bilinen tek bir erkek, anakarada yapayalnız bırakıldı. Günümüzde uçamayan papağan sayısı yaklaşık 200'e ulaşmış haldedir.

Bugünlerde, türün ilk genom dizilimi, şaşırtıcı derecede iyi haberler sunuyor: 10.000 yıllık ada izolasyonuna ve yoğun akrabalar arası çiftleşmeye rağmen kākāpō, potansiyel olarak zararlı mutasyonları biriktirmekten ziyade, onları kaybetmiş görünüyor. Hatta anakarada artık soyu tükenmiş popülasyonlardan daha az zararlı mutasyon taşıyorlar. İsveç ve Yeni Zelandalı araştırmacılar tarafından yürütülen analizler, Cell Genomics dergisinde yayınlandı.[1] Paleogenetik Merkezi ve Stockholm Üniversitesi'nde araştırmacı olan Nicolas Dussex, şöyle diyor:

18
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ege Can Karanfil
Ege Can Karanfil
133.8K UP
Çeviren 4 Mart 2021
Bu gezegenin yüzeyi biraz Mars’a benziyor ama aslında Dünya’nın ta kendisi. Dijital olarak oluşturulmuş bu 360 derecelik mozaik görüntü, Şili’nin Atacama çölündeki San Pedro yakınlarında yakalandı. Ufukta görünen kubbelerdeki teleskoplar, bölgenin meşhur karanlık ve açık gökyüzünden faydalanıyor. Aralık ayı başında yakalanan görüntüde, nefes kesici Samanyolu görüntüsü, güneydeki Avcı takımyıldızının belirgin üyeleriyle birlikte küçük gezegenin etrafında neredeyse 180 derecelik bir yay çiziyor. Kuzey yarımküredeki gözlemciler için tanıdık bir takımyıldız olan ve ters dönmüş şekilde görülebilen Avcı, güney Aralık akşamlarını, bulunduğu konumun neredeyse tam karşısındaki Büyük ve Küçük Macellan bulutları ile paylaşmaktadır. Ancak Kızıl Gezegen’in kendisi, bu küçük gezegene ait olan gökyüzündeki en parlak ve sarımsı renge sahip gök cismidir.
7
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Erdem Kart
İnceleyen10 6 gün önce
Bence gerçekten süper bir dizi. Öncelikle çocukluk travmaları aşk dram hepsi çok güzel işlenmiş ve gerçekten benim gibi duygusal biri iseniz hüngür hüngür ağlatıyor diziyi izlemek isteyen olursa diye içeriğinden bahsetmeyeceğim ancak bir müzik dizisi ancak bu kadar güzel işlenebilir. İzleyin izlettirin.
9.6/10
(5 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 四月は君の嘘 (Shigatsu wa Kimi no Uso)
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 28 Ocak 2013 8 dk.

1971 yılında Philip Zimbardo isimli bir sosyal psikolog, insanların sosyal rollere nasıl tepki verdiğine dair bir deney düzenleme kararı aldı ve Stanford Üniversitesi'nin Psikoloji Departmanı'nın bodrum katına inşa edilen sahte bir hapishanede, gardiyanlar ve mahkumlar olarak davranmalarını sağlayacak şekilde, 2 hafta sürecek olan deneyi için 24 kişiden oluşan bir grup erkek, üniversite öğrencisini deneyinde kullandı.[1][2] Fakat Zimbardo deneklerine hangi role sahip olacaklarını, onların haberi olmaksızın belirledi. Deneklere, önceden bunun 2 haftalık bir deney olacağı, bir hapishanenin simüle edileceği ve gün başına 15 dolar (2022 parasıyla 110 dolar) alacakları bildirildi.[3]

Mahkumlara deney süresince gardiyanların emirlerini dinleme zorunluluğu yükledi. Gardiyanlara ise mahkumlara sözlerini geçirebilmek için olabildiğince sert davranmalarını; ancak şiddete kesinlikle başvurmamalarını tembihledi.[4] Zimbardo, sonradan yayınlanan görüntülerde, deney öncesinde gardiyanları eğitirken şunları söylüyordu:

82
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Kübra Bozkurt
Kübra Bozkurt
140.3K UP
Uyarlayan 5 Eylül 2013 13 dk.

Hakkında ilk kez düşündüğümde, bu bölüm kulağa harika geldi; çünkü televizyon ve filmlerin tıp anlayışımızı ve insan vücudunu kötüye kullanma şekli her zaman sinirlerimi bozmuştu. Nihayet, bu konuyu araştırıp tüm gerçekleri inceledim. Bu fantezilerin bazılarına inanmaktan zevk aldıysanız, muhtemelen bana kızacaksınız. Ya da daha iyisi, kurumsal çıkarların peşinde olduğumu iddia edip söyleyeceklerim görmezden gelebilir ve çikolata yemenin sivilceye neden olduğuna inanmaya devam edebilirsiniz. Haydi başlayalım.

Halk arasındaki yaygın inanış, bize çikolata yemenin sivilceye neden olduğunu veya cheeseburger, patates kızartması gibi ucuz yağlı yiyeceklerden elde edilen yağın cildinizden dışarı sızacağını ve sivilcelere neden olacağını söyler. Neyse ki, bu konuda çok sayıda deneme yapıldı ve bu yiyecekleri yiyen gruplarda, sağlıklı yiyecekler yiyen kontrol gruplarından daha çok sivilce oluşmadığını görüldü. Yani, oturup yemeye devam.

20
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Fatıma Hilal Türköz
Çeviren 29 Ağustos 2020 2 dk.

Antik genomlar üzerinde yapılan yeni analizler, insan soy ağacındaki farklı şubelerin birçok kez birbirleriyle melezlendiğini ve insanların arkaik ve henüz bilmediğimiz bir atadan daha DNA taşıdığını gösteriyor. Cornell Üniversitesi’nden Melissa Hubisz ile Amy Williams ve Cold Spring Harbor Laboratuvarı’ndan Adam Siepel, bu bulguları PLOS Genetics’te yayınlanan bir çalışmada bildirdiler.[1]

Yaklaşık 50.000 yıl önce, bir grup insan Afrika’dan göç etti ve Avrasya’da Neandertaller ile melezleşti. Ancak eski insan atalarımızın ve onların akrabalarının DNA’larını değiş tokuş ettiği tek sefer, bu değildi. Neandertallerden ve daha az bilinen eski bir grup olan Denisovanlardan gelen bu genomların sıralanması, melezleşme olaylarına ve eski insan popülasyonlarının hareketlerine ilişkin birçok yeni bilgiye ışık tuttu.

42
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 6 gün önce 5 dk.

Newton teleskop (Newtonian teleskop), Sir Isaac Newton tarafından 1668 yılında, mercekli teleskoplara alternatif olarak tasarlanmış bir aynalı teleskoptur. Bu teleskop, birincil optik olarak bir mercek değil ayna kullanır. Yani ışığı toplayan optik, eğimli yüzeye sahip bir aynadır.

Newton teleskop aslında astrofotoğrafçılar arasında sıklıkla Newtonian teleskop olarak anılır. Bu teleskop türü, mercekli teleskoplara alternatif olarak aynalı teleskopları ortaya atmış olsa da tek aynalı teleskop Newton teleskop değildir. Gerek kullanılan optiğe gerekse mekanik tasarıma göre farklı aynalı teleskop türleri görmek mümkündür. .

7
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 3 Ocak 2014 6 dk.

Aşağıda göreceğiniz, evrimin nasıl işlediğini öğretmek amacıyla hazırladığımız bir metindir. Lütfen üşenmeden, baştan sona kadar okuyunuz. Ayrıca lütfen bu yazıyı okurken sitemizi Gece Modu'nda kullanmadığınızdan, yani sadece bu yazıya mahsus olmak üzere içeriği Gündüz Modu'nda okuduğunuzdan emin olunuz. Yan veya alt menülerimizi kullanarak gece/gündüz modunu değiştirebilirsiniz.

Eğer başta kıpkırmızı renkte bir metne sahipsek ve metnin rengini her harfte azıcık değiştirmeye karar verirsek, bu renk değişimi çok çok az fark edilebilir olabilir; ama bu, yine de ölçülebilir bir değişimdir! Örneğin, metindeki harflerin HEX kodlarına veya RGB değerlerine bakarak, istediğiniz iki harf arasındaki farkın ne kadar olduğunu tam olarak ölçebilirsiniz. Yazı renginin bu noktaya kadar halen kırmızı olduğunu düşünebiliriz; ancak ortada bir renk değişimi olduğu bellidir. Eğer yazmayı yeterli uzunlukta sürdürürsek, bu yazıya dışarıdan bakan biri tam olarak hangi harfte rengin kırmızı olmayı bırakıp, kahverengi olduğunu tespit edebilir miydi? Metin devam ettikçe, harf rengi de "mikroevrimleşmeye" devam ediyor; ancak göreceğiniz üzere, kırmızıyla tamamen alakasız bir renge ulaşacağız!

242
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 18 Nisan 2019 14 dk.

Hayvanların ölüme nasıl tepki verdikleri uzun bir süredir insanların ilgisini çekmektedir.[9] Ancak bu konudaki sistematik çalışmalar oldukça yenidir; öyle ki, bu alandaki bilimsel sahaların tanımlanması bile sadece birkaç sene öncesine dayanmaktadır.[10] Buna rağmen, özellikle de yas tutma, matem tutma, keder sergileme gibi davranışlar, hayvan davranış bilimcilerin (etologların) giderek yükselen ilgi alanları arasında bulunmaktadır.[11]

Bu yazımızda, hayvanların ölüm sonrasında sergiledikleri bazı tepkilerden yola çıkarak, bilimsel araştırmaların bu konuda neler söylediğine bakış atacağız. Bunu yapmadan önce, bazı kavramları netleştirmekte fayda görüyoruz:

279
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 2 gün önce Türkiye, İstanbul
Genellikle yapraksı (foliose) tallus yapısına sahiptir. Tallus, yassı, loblu ve dallanmış bir görünüme sahiptir. yüzeye tamamen yapışık değildir ve alt yüzeyinde rizina adı verilen ipliksi yapılarla substrata tutunur. Üst yüzey çoğunlukla gri, gri-yeşil veya sarımsı tonlarda olup, çevresel koşullara bağlı olarak renk değişimi gösterebilir. ağaç kabukları, kayalar ve odunsu yüzeyler üzerinde yaygın olarak bulunur. Özellikle temiz hava koşullarına duyarlı olmaları nedeniyle, Parmelia türleri biyolojik hava kalitesi göstergesi olarak değerlendirilir. Hava kirliliğinin yüksek olduğu alanlarda gelişimleri sınırlıdır.
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Esra Demiroğlu
Esra Demiroğlu
23.6K UP
Üye 18 Aralık 2021
Dünyaya bakış açımızı filmler,müzikler,edebiyat mı daha çok etkiliyor yoksa bilimsel gerçekler, öğrenme ve sorgulama odaklı bir eğitim mi?
2 Cevap - 735 görüntülenme
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Damla Şahin Uçar
Çeviren 3 gün önce 4 dk.

Yakın zamanda Maunganui Dağı'nda ölümcül heyelanlar meydana geldi. O günden beri kamp alanının üzerindeki yamaçların çökmesine neyin sebep olmuş olabileceği ile ilgili çeşitli tartışmalar yaşandı. Bu tartışmalar biri de heyelan üzerindeki Mauao'daki son ağaç kesiminin olası rolü.

Böylesi trajedilerin ardından insanların net ve tek bir açıklama araması son derece doğal. Ancak heyelanların nedenleri çok çeşitlidir. Genellikle jeoloji ve uzun vadeli yamaç evrimi, hava durumu, iklime ve arazi kullanımı başta olmak üzere pek çok etken heyelanlar üzerinde etkili.

7
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
149.4K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 3 gün önce Sen de Cevap Ver
2 Cevap - 735 görüntülenme
İnsanlar neden kendi türünden olmayan hatta canlı bile olmayan varlıklarla empati kurar?
İnsanlar neden kendi türünden olmayan hatta canlı bile olmayan varlıklarla empati kurar?

Merhaba

Bazen durup kendimi bir anlığına saçma bir şey yaparken yakalıyorum; eski bir eşyayı atarken içim burkuluyor, bir belgeselde tek başına kalan bir hayvana üzülüyorum ya da gökyüzüne bakıp bir yıldızın “yalnız” olduğunu düşünüyorum. Mantığım bunun bir karşılığı olmadığını biliyor ama his bambaşka bir yerden geliyor. Tam da bu anlarda şu soru beliriyor. İnsan neden kendi türüyle sınırlı kalmaz da, canlı ya da cansız neredeyse her şeyle empati kurabilir? İşte bu soru, insanı diğer canlılardan ayıran en derin özelliklerden birine, empati kapasitesinin evrimsel yolculuğuna açılıyor.

İnsanlar yalnızca kendi türleriyle değil, başka canlılarla ve hatta cansız varlıklarla bile empati kurabilen tek canlıdır ve bu özellik doğrudan insanın evrimsel gelişimiyle bağlantılıdır. Empati, başlangıçta sosyal gruplar içinde hayatta kalmayı kolaylaştıran bir adaptasyon olarak evrilmiştir; erken insan topluluklarında başkasının niyetini, korkusunu ya da acısını anlayabilmek iş birliğini güçlendirmiş, çatışmaları azaltmış ve grup bütünlüğünü korumuştur. Ancak insan evrimi ilerledikçe, beynin özellikle prefrontal korteks ve temporoparietal bölgelerinde yaşanan gelişmeler, empati mekanizmasını yalnızca somut ve mevcut bireylerle sınırlı olmaktan çıkarmıştır. Dilin ortaya çıkışı, sembolik düşünme yeteneğinin gelişmesi ve geleceği hayal edebilme kapasitesi, insan zihninin empatiyi fiziksel olarak var olmayan, hatta canlı olmayan varlıklara doğru genişletmesine olanak tanımıştır. Bu süreçte empati, sadece anlık duygusal tepkiler üretmekten ziyade, zihinsel bir simülasyon aracına dönüşmüştür; insan beyni karşısındaki varlığın gerçekten bilinçli olup olmadığını sorgulamaktan çok, “bilinçli olsaydı ne hissederdi” sorusu üzerinden çalışmaya başlamıştır. Evrimsel açıdan bakıldığında bu durum bir sapma değil, uyum sağlayıcı bir genişlemedir. Doğaya, nesnelere ve yaşanılan mekânlara duygu ve anlam atfetmek, kaynakların korunmasını, aletlerin dikkatli kullanılmasını ve çevreyle daha sürdürülebilir ilişkiler kurulmasını teşvik etmiştir. Aynı zamanda insanın doğa olaylarını, gökyüzünü ve kozmik unsurları anlamlandırma çabası, belirsizlik ve kontrol edilemezlik karşısında psikolojik dayanıklılığı artırmıştır. Gezegenler, yıldızlar ya da doğa güçleriyle empati kurmak, insanın kendini evrimsel olarak savunmasız hissettiği anlarda daha büyük bir bütünün parçası olduğu algısını güçlendirmiştir. Diğer canlılarda empati davranışları görülse de bunlar büyük ölçüde tür içi ve sınırlı kalır; filler yas tutabilir, şempanzeler başkasının acısına tepki verebilir, kargalar nesnelere işlevsel anlamlar yükleyebilir. Ancak bir sandalyeye üzülmek, bir çizgi filme ağlamak ya da bir gezegenin yalnızlığını hissetmek gibi soyut ve sembolik empati, dil, hayal gücü, zaman bilinci ve ölüm farkındalığının birleşimini gerektirir ve bu düzeyde yalnızca insanda görülür. insanı ayıran temel nokta, empatiyi biyolojik sınırların ötesine taşıyabilmesidir. Bu özellik, insan evriminde hayatta kalma işleviyle başlayıp zamanla etik değerlerin, vicdanın, sanatın ve anlam arayışının temelini oluşturan bilişsel bir kapasiteye dönüşmüştür.

Tüm Reklamları Kapat

Belki de bu yüzden insan, evrende ilk kez şunu sorabilen canlı oldu. “Sadece ben ne hissediyorum?” değil, “Bu varlık ne hissederdi — eğer hissedebilseydi?”

Soruyu hazırlayan arkadaşıma ve vakit ayırıp cevabımı okuyan herkese teşekkür ederim.[1]

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim.
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Discord
Yaşam Ağacı Türü
Serdar Ölez
Serdar Ölez
108.8K UP
Türü Ekleyen 1 Ocak 2022
0
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close