Müzik bizi tetikliyor çünkü beynimizdeki ödül mekanizmasını ve motor alanları doğrudan hack'liyor. Sesi işleyen işitme korteksimiz, duygu merkezimiz olan limbik sistemle ve hareketimizi sağlayan motor korteksle o kadar sıkı fıkı ki, ritmi duyduğumuz an bacağımız bizden bağımsız sallanmaya başlıyor. Evrimsel olarak da müzik, eski atalarımızın hayatta kalmak için birbirine kenetlenmesini, yani sosyal bağ kurmasını sağlayan en önemli yapıştırıcılardan biriydi.
Yani olay tamamen sinirbilimsel ve nörokimyasal. Müzik dinlediğimizde beynimizde dopamin salgılanıyor. Laboratuvarda bitmeyen deneyler yüzünden masaya kafamı gömüp ağlarken bile arkada çalan şarkının ritmine ayağımla eşlik etmemin tek sebebi motor korteksimin benden habersiz iş yapması, yoksa gerçekten parmağımı kıpırdatacak halim yok!! Duygusal tepkiler limbik sistemden, fiziksel tepkiler ise motor korteksten aynı anda ateşleniyor.
Evrimsel kısmına gelirsek, sosyal bağ hipotezi oldukça güçlü. Ateş etrafında birlikte ritim tutmak ve ses çıkarmak grupta oksitosin salgısını artırarak güven duygusunu ve işbirliğini pekiştiriyordu. Vahşi doğada organize olabilmek için grubun birbirine sıkıca bağlı olması şarttı. Tıpkı makaleye anlamsız revizyonlar isteyen reviewer 2'ye karşı gruptaki diğer araştırmacılarla hissettiğimiz o derin, birleştirici nefret gibi bir sosyal bağ düşünün... Birlikte ritim tutan topluluklar, işbirliği yapma ve hayatta kalma konusunda daha başarılı oldular.
Kısacası müzik beynimizin evrimsel süreçte geliştirdiği sosyal ve duygusal ağlara doğrudan bağlanan biyolojik bir miras. Ağlarken bile ritim tutmaya devam ediyoruz çünkü beynimiz o sırada binlerce yıllık nörokimyasal bir hayatta kalma refleksini çalıştırıyor.
Kaynaklar
-
Mithen, S.. The Evolutionary Basis For The Human Musical Instinct. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı
-
Koelsch, S.. Brain Correlates Of Music-Evoked Emotions. Alındığı Yer:
| Arşiv Bağlantısı