Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Ferit Görür
Ferit Görür
247.5K UP
Çeviren 20 saat önce 14 dk.

Kılıflı tabancaları olan üniformalı korumalar girişte duruyor ve ağır adımlarla geçişimizi izliyorlar. Önümüzde çorak metal vinçlerden, uykudaki baca yığınlarından ve terk edilmiş ekipmanlardan oluşan devasa bir harabe uzanıyor.

Büyük, terk edilmiş kırmızı tuğlalı bir binanın kalıntılarına doğru yürüyoruz. Beyaz tehlikeli madde giysilerimiz ve ağır çelik burunlu çizmelerimiz yürümeyi zorlaştırıyor. Ellerimiz çift katlı eldivenlerle kaplı, yüzümüz partikül filtreli bir solunum maskesi ile korunuyor. Açıkta bir santimetre bile etimiz kalmamış durumda.

4
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Sibel Özkan
Sibel Özkan
196.9K UP
Yazar 5 gün önce 5 dk.

Latince percolare, yani "filtreleme, süzülme" kelimesinden türemiş olan perkolasyon kavramı, günlük yaşamımızda ve bilimsel çalışmalarda kendine oldukça geniş bir yer bulmaktadır. Kavramın genel anlamda ne ifade ettiğini anlamak, sonrasında özel olarak bir teori yaklaşımıyla değerlendirirken bize yol gösterecektir.

Perkolasyon, sürekli bir ekstraksiyon yöntemidir, denebilir. Farklı bilimsel alanlarda; teknik, yaklaşım, araştırma konusu, modellenen bir sistem veya bir teori olarak kendine yer bulan bu kavram, bu alanlarda çağrışımsal terimlerle ifade edilmektedir. Örneğin kahve demleme işlemini kabaca, suyun öğütülmüş kahve çekirdeklerinin arasından sızması olarak tanımlayabiliriz.

18
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
633.8K UP
Eseri Ekleyen 4 gün önce Film
Puan Ver
Orjinal Adı : Kill Bill: The Whole Bloody Affair
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Meriç Öztürk
Seslendiren 11 Haziran 28:49
Uzun yaşamın sırrı renklerde mi? - Yapay zekaya aşık olan çocuğa ne oldu? Bilim insanları nasıl bir önlem alacak? - Masaj yaparak beynininizi yenileyebileceğinizi...
14
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

İnceleme
Rıdvan Efe
Rıdvan Efe
110.9K UP
İnceleyen 18 Ağustos 2022
İnancın insan beyninde nasıl oluştuğunu psikoloji, nöroloji ve evrimsel biyolojiyi temel alarak kapsamlı bir şekilde anlatan nefis bir kitap. Yazar Michael Shermer Amerikan Sceptic dergisinin başyazarı ve editörü. Aynı zamanda bilim tarihçisi de olan Shermer kariyerini insan beyninin yanılgıları sonucu ortaya çıkan boşinançlar, doğaüstü güçler, komplo teorileri, din ve Tanrı inancı gibi konular üzerinde yoğunlaştırmış.

Yazara göre beyin evrimsel süreçte dış dünyada kalıplar bulma, kalıplara anlam yükleme gibi eğilimler geliştirmiş. Bu eğilimleri Kalıpsal-yaklaşım(Patternicity) ve Öznesel-yaklaşım(Agenticity) olarak adlandırıyor.

Beyni bir inanç motoru olarak tanımlayan yazar, kalıplar bularak ve anlamlar atfederek inanca bağlı gerçeklik oluşturduğumuzu belirtiyor. Ayrıca kitapta bu süreç içinde beyinde gerçekleşen kimyasal etkiler hakkında detaylı bilgiler de mevcut. Yazar özellikle dopamini bir inanç ilacı olarak vurgulamış.

Kalıpsal-yaklaşım ve öznesel-yaklaşım temelinde insanın Tanrı, öbür dünya, komplo teorileri, uzaylılar ve siyasal ideolojiler gibi konulara neden ve nasıl inandığının ayrıntılı açıklamaları yapılıyor. Kitapta birçok araştırma referans olarak gösterilmiş. Çok sıkı bir araştırmanın ürünü olduğu anlaşılıyor. Zaten yazar kitabın önsözünde otuz yıllık çalışmalarının bir sonucu olduğunu belirtmiş.

Üzerinde uzun uzun düşünülecek bir kitap. Kuşkucu felsefenin bilimsel kuşkuculuğa çok başarılı bir uyarlaması aynı zamanda. Yazı dili sade ve akıcı. Çok fazla teknik terimle okuyucuyu boğmuyor. İnançlar konusunda zihin açıcı bir kitap.
8.5/10
(6 Kişi)
Puan Ver
İnançları Doğru Gibi Kurgulama ve Pekiştirme Süreci
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
211.3K UP
İnceleyen 4 gün önce
Merhaba
Sanırım lise yıllarımda okul kütüphanesinden alıp okumuştum bu kitabı. Kitaplığımda da mevcut şuan .Lisedeki edebiyat dersim için :)).O zamanlar ki yorumumu çok beğenmemişti Murat hocam. Tabi sonra yetişkinlik dönemimde farklı bir gözle tekrar okudum kendime yetişkin dediğim bir dönem de öyle miydim bilmiyorum :)) Şimdi Murat hocam bu yorumu görse ne derdi bilmem yaşıyor mu onu da bilmiyorum .Edebiyat konusunda her şeyi ona ve ablalarıma borçluyum .

İmparatorluktan ulus devlete geçişin hem siyasal hem de edebi tanıklarından biri olan Memduh Şevket, Otlakçı ’da gösterişten uzak, sade ama canlı bir anlatımla kaleme aldığı öykülerini bir araya getirir. Yer yer dağınık gibi görünen bu üslup, aslında hayatın doğallığını ve akışını yansıtan bir samimiyet taşır. Esendal’ın sıradan insanları ve gündelik anları anlatmadaki özgün yaklaşımı, onu Türk hikayeciliğinde özel bir yere yerleştirir.

Yazar, öykülerindeki atmosferi dışarıdan gözlemleyen biri olarak değil, doğrudan hayatın içinden geçen bir anlatıcı gibi kurar. Onda bir Çehov tarzı var .olaydan ziyade durum öykücülüğü yapar. Gereksiz betimlemelerden kaçınır, konuşma diline yakın, duru ve akıcı bir Türkçe kullanır. Okuru, uzaktan bakılan hayatların içine çekerek, pencerelerin ardında konuşulanları duyar hale getirir. Toplumsal gerçekliği aktarırken bireyin hikayesini göz ardı etmeyen Memduh Şevket, insanın hüzünlü yanlarını bile kendine özgü bir sıcaklık ve ince bir mizahla dile getirir. Memduh Şevket Esendal öyle bir anlatır ki, hikayedeki kişi bir başkası olmaktan çıkar, usulca gelip senin yanına oturur. “Otlakçı” ilk bakışta basit bir durumdur; birinin bir yerlerden, birilerinden geçinmesi, fırsat buldukça kendini kurtarması ama Esendal’ın ustalığı, bu küçük durumun içinden insanın büyük zaaflarını çekip çıkarmasında saklıdır.

Hikayede asıl çarpıcı olan, otlakçının kötü biri olarak çizilmemesidir. Tam tersine, neredeyse tanıdık, sıradan bir yüzdür o. Belki bir dost sohbetinde rastladığın biri, belki bir akraba, belki de fark etmeden kendin. İşte metni huzursuz eden şey de budur. O karakter sana yabancı değildir.

Esendal’ın dili sade, duru, gösterişsiz ama bu yalınlığın içinde ince bir keskinlik vardır. Yazar, insanın içindeki o küçük hesapları, kimsenin yüksek sesle dile getirmediği o “idare etme” hâlini yakalar. Otlakçı' lık burada bir davranıştan çok, bir eğilimdir; insanın içindeki o küçük boşlukları doldurma çabasıdır. Metin boyunca kimse yargılanmaz. Bu yüzden okur da kendini savunamaz. Hikaye bittiğinde geriye sessiz bir soru kalır. “Ben olsam ne yapardım?” Bu soru, kolay kolay peşini bırakmaz.

Ben bu hikayeyi ikinci kez okuduktan sonra şunu düşündüm. İnsan çoğu zaman büyük hatalarla değil, küçük kaymalarla değişir. O küçük kaymalar bir gün bir karaktere dönüşür. “Otlakçı” tam da o dönüşümün en sessiz, en görünmez anını yakalayan bir metin. Bu yüzden de kısa olmasına rağmen insanın içinde uzun süre kalan bir iz bırakıyor.
Kitap
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Metehan Yucekent
Metehan Yucekent
86.9K UP
Uzaman degilim ama bu konulara ilgiliyim. 4 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba,

Çarşaf ve top gösterimi yerçekimini basitçe anlatmak için kulllanışlı ama gerçeği tam olarak yansıtmıyor dediğiniz gibi. Topu o çarşafın üstüne koyduğumuz zaman dünyanın yerçekiminden dolayı çarşaf aşağıya bükülüyor. Aynı deneyi uzayda yapsak top çarşafı bükemez.

Kütle çekiminin sebebi maddenin uzay zaman dokusunu bükmesi ama bunun arkasındaki mekanizmayı bilmiyoruz yani nasıl olup da büktüğünü. Kütleçekimini kuantize edebilmeyi başarırsak yani kuantum ile birleştirebilirsek ve graviton denilen parçaçıkları bulabilirsek belki bu bilmeceyi çözebiliriz.

Tüm Reklamları Kapat

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
211.3K UP
İnceleyen10 4 gün önce
Merhaba
Bazen bazı kitaplar vardır; okurken hikayeyi değil, kendini okursun. Korkuyu Beklerken benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Sayfaları çevirdikçe karakterler değişmedi aslında ben değiştim. Belki, içimde zaten var olan ama adını koyamadığım o tuhaf huzursuzluk, bu kitapta kendine bir dil buldu. Oğuz Atay’ın 1975 yılında okuyucu ile buluşturduğu hikâye kitabına ismini veren üçüncü öykü “Korkuyu Beklerken” Oğuz Atay bu kitabında klasik bir hikaye anlatmaz; daha doğrusu, anlatmak istemez. Onun derdi olaylar değil, insanın içidir. Dış dünyadan çok, zihnin dar koridorlarında dolaştırır seni. Orada fark edersin birden insan bazen hiçbir şey olmadan da korkabilir. Çünkü asıl korku, dışarıda değil, içeridedir. Kendi halinde yaşayan, kimseye bir zararı dokunmamış bir adamın öyküsüdür bu. Şehir merkezinden uzakta ve müstakil bir evde, yalnız başına yaşayan bu adamın deyim yerindeyse kurulu düzeni bir gün evinde bulduğu bir mektup ile alt üst olur. Mektup, bilmediği bir dilde ve anlamlandıramadığı bir şekilde yazılmıştır. Bir süre mektubu çözebilmek için uğraşan kahraman, bunda başarılı olamayınca mektubu bir arkadaşına götürür. Bu arkadaşı, öyküde okuyucuya ölü diller uzmanı olarak tanıtılır. Ölü diller uzmanı kahramana bu mektubun çok gizli bir mezhep tarafından kendisine gönderildiğini ve kahramana mektup eline ulaşmasından itibaren asla evinden dışarı çıkmamasını bildirdiklerini söyler. Bunun üzerine kahraman zaten var olan korkuları ile yüz yüze gelir ve hayatı anlamsızlık ve korkudan ibaret tek düze bir döneme girer....

Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri, karakterlerin sürekli bir “bekleme” hâlinde olmasıdır. Ama bu, somut bir şeyin beklenmesi değildir. Daha çok adı konulamayan, belirsiz bir tehdidin, bir huzursuzluğun beklenmesidir. Sanki her şey yolundaymış gibi görünür ama içten içe bir şeylerin yanlış olduğunu hissedersin. İşte Atay tam da bu hissi anlatır. İnsan bazen nedenini bilmeden tedirgin olur ya bu kitap o tedirginliğin kendisi gibi. Oğuz Atay’ın eserlerinde Kafka benzeri eğilimler gözlenir. Kafka’nın “öncü misyonu ve kendine özgü tarzı” şeklinde edebiyat terminolojisinde yer bulmuş olan kafkaesk kavramını( Franz Kafka'nın eserlerindeki üslubu çağrıştıran, mantık dışı, karmaşık, tehdit edici ve kabus gibi durumları tanımlayan bir sıfattır. Genellikle bürokratik çaresizlik, bireyin anlamsız otorite karşısındaki yalnızlığı, yabancılaşma ve gerçeklikten kopuşu ifade eder) , Korkuyu Beklerken adlı öyküdeki kahramanda gözlemlemek mümkündür.

Aslında öykünün bütününde işlenen korku temasının kahramanda mektuptan önceden süregelen bir iç çatışma olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kahramanın mektubu almadan önce de kendi dünyasında yoğun bir yalnızlık yaşamakta olduğu söylenebilir. Kitaptaki yalnızlık çok derin. Ama bu bildiğimiz yalnızlık değil. Kalabalıkların içinde hissedilen, insanın kendine bile yabancılaştığı bir yalnızlık. Atay’ın karakterleri konuşur ama anlaşılmaz, düşünür ama rahatlayamaz. Çünkü sorun dış dünyayla değil, insanın kendi içindeki kopuklukla ilgilidir.
Ben bu kitabı bitirdiğimde şunu düşünmüştüm yıllar önce :)) Korku bazen başımıza gelecek bir şey değildir. Bazen zaten içimizde olan, sadece fark edilmeyi bekleyen bir şeydir. Biz onu susturmaya çalıştıkça, o daha çok konuşur ki açık konuşmak gerekirse bu benim yıllardır deneyimlediğim bir şey ve çoğu zaman herkesten sakladığım bir duygu :((
“Korkuyu Beklerken”, bana göre okunup geçilecek bir kitap değil. İçine sızan, insanı biraz huzursuz eden ama bir o kadar da dürüst bir metin. Belki de bu yüzden güzel. Çünkü herkesin sakladığı o kırılgan tarafı, hiç saklamadan ortaya koyuyor.
7.0/10
(4 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
8
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Betül Parlak
Seslendiren 3 gün önce 26:15
Özel Görelilik Teorisi (veya İzafiyet Teorisi), Evren'i oluşturan uzay-zaman dokusunun doğasına yönelik bir teoridir ve uzay ve zaman arasındaki ilişkiyi...
2
EtkinlikSeminer
Evrim Ağacı İstanbul Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 hafta önce İstanbul₺300,00 - ₺400,0016 Mayıs
Büyük Evrimsel Geçişler
16 Mayıs 2026 14:00 tarihinden 16 Mayıs 2026 17:00 tarihine kadar.

Evrim tarihi, yalnızca mevcut yapıların zaman içinde küçük iyileştirmelerle değişmesinden ibaret değildir. Bazı süreçler ise kendilerinden önce gelen yapılardan kategorik ve niteliksel olarak farklı yeni organizasyon biçimlerinin ortaya çıkmasına yol açar. Literatürde “büyük evrimsel geçişler” olarak adlandırılan bu tür dönüşümler, evrimsel sürecin en dikkat çekici kırılma noktalarını oluşturur.

Bu seminerde, evrimi yalnızca varyasyon-seleksiyon mekanizmalarıyla açıklamanın ötesine geçerek, bu büyük geçişleri ve ardındaki temel dinamikleri ele alacağız. Bu bağlamda, bireyselliğin farklı düzeylerde nasıl ortaya çıktığı ve evrildiği, bilginin nasıl aktarıldığı, otonomi ve motivasyon gibi kavramların evrimsel süreçteki rolünü inceleyeceğiz. Ayrıca, evrimsel sürecin yönlülüğü ve insanlığın bu büyük evrimsel geçişler bağlamında yeni bir aşamayı nasıl temsil ettiği gibi temel soruları tartışacağız.

Konuşmacı:

Dr. Zeki Doruk Erden, Sabancı Üniversitesi

Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde lisans eğitimini, Lozan Federal Teknoloji Enstitüsü (EPFL) Yapay Zeka laboratuvarında da yapay zeka üzerine yüksek lisans ve doktorasını tamamlamıştır. Şu anda Sabancı Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Fiyatlandırma Bilgisi
Ders, öğrenci ve tam olmak üzere iki fiyatlandırmaya tabi olacaktır. Aktif olarak bir eğitim kurumunda öğrenim gören kişiler “öğrenci” sayılacaktır ve bu fiyat üzerinden ödeme yapacaktır. Diğer kişiler ise “tam” sayılacaktır ve bu fiyat üzerinden ödeme yapacaktır. Derse öğrenci bileti alan kişilerin girişte öğrenci belge veya kimliklerini göstermeleri zorunludur.

Konum bilgisi için: Vogs Coffee

Evrim Ağacı bilim severlerin destekleri ile faaliyetlerini sürdürmektedir.

Devamını Göster
7
0 Yorum
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bariz olanı analiz etme merakı için sıradışı bir zihne sahip olmak gerekir."
Alfred North Whitehead
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)