Castro, ABD'ye Hayır demişti fakat Küba'da gerçekten yeni bir toplumsal biçim icat edilmedi. İnsan çelişkili hikâyelerden bıkar: Küba'nın düşmanlarının işaret ettiği ekonomik başarısızlık ve insan hakları ihlalleri ile devrimin dostlarının dem vurduğu eğitim ve sağlıktaki başarılar. İnsan küçük bir ülkenin en büyük süper güce karşı direnişinin (evet, diğer süper gücün yardımıyla) muazzam hikâyesini dahi duymaktan bıkar. Bütün bu hikâyeler, Küba devriminin nihai komünist gelecekle bağlantılı bir toplumsal model üretemediği üzücü gerçeğini değiştirmez. Yenilerde Kübalı bir turist rehberi, bir Avrupalı turist grubuna acı bir yorumda bulunmuştur: Neden burada olduğunuzu biliyorum. Kaderimize terk edildiğimizi, ilginç bir eksantriklik olduğumuzu biliyorsunuz ve ebediyen kaybolmadan önce bu Küba'yı görme fırsatını kaçırmak istemediniz . Bize çoktan öldüğümüzü söyleyen bir bakışın nesnesi olmak, yirminci yüzyıl komünizminin hayal edilebilecek en trajik yorumu değil midir?