Akşam Gazetesi: 1934 Yılından 2000 Yılına Yönelik Tahminler

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bilimkurgu Kulübü'nün paylaştığı bu gazete küpürü bizi düşündürdü: Akşam Gazetesi'nin 1934 tarihli bu yazısı, 2000 yılını (veya genel olarak "2000'li yılları") ne kadar yansıtıyor?

Öncelikle analizimize şununla başlayalım: Görselde geçen gazetenin Ankara Üniversitesi tarafından tutulan kaydında söz konusu kısım görülmemektedir. Dolayısıyla küpürün sahte olma olasılığı bulunmaktadır. Ancak bu tip gelecek tahminleri çok nadir veya sıradışı olmadığı için, söz konusu iddiaları ele almanın eğlenceli bir pratik olacağını düşünüyoruz.

1930'lu yılların, teknolojinin yeni yeni patlama yapmaya başladığı yıllar olduğunu hatırlatarak başlayalım. Örneğin hava yoluyla Atlas Okyanusu'nu aşmayı başaran posta sistemleri daha ilk defa devreye giriyordu. 1933 yılında meşhur yapışkan firması 3M kuruldu. 1930 yılında Warner Bros, ilk defa tamamı renkli ve tamamı sesli sinema filmini hazırlamayı başardı (bkz: Song of the Flame). Cüce gezegen Plüton ilk defa keşfedildi, meşhur Alman markası Volkswagen'in "Tostos" veya "Tosbağa" olarak bilinen "Beetle" modeli, Nazi Almanyası'nda Ferdinand Porsche tarafından yeni tasarlandı. 1935 yılında Howard Hughes, H-1 model bir uçak ile hava hız rekorunu kırdı: saatte 518 kilometre. Daha sonra Hughes, Los Angeles'tan Newark'a durmaksızın 7 saat 28 dakika 25 saniyede uçarak uçarak Amerikan kıtasındaki en hızlı uçuş rekorunu kırdı. 1930'ların sonu, ilk ticari yolcu uçaklarını gördüğümüz yıllar oldu. Yani teknoloji, yeni yeni filizleniyordu ve Akşam Gazetesi'nin 2000'li yıllara yönelik beklentisi bu şekilde gazeteye yansıdı.

Peki Akşam, ne kadar doğru bildi? Sıradan gidelim:

Günümüz "tayyareleri" (ya da uçakları), gerçekten de akıl almaz hızlara ulaşabilmektedir. Sıradan bir yolcu uçağı, seyir halindeyken saatte 875-930 kilometre hızla yol alırlar ve sıradan bir yolcu uçağı (mesela bir Boeing 747), gerektiğinde saatte 1000 kilometreyi aşabilir. Akşam Gazetesi'nin "1600 km/saat" sayısı, muhtemelen 1000 mil/saatten geliyor; dolayısıyla yabancı bir kaynağın beklentilerinden "ödünç alınmış". Şu anda saatte 1600 kilometre hızla uçan bir yolcu uçağı bulunmamaktadır; an itibariyle işletilmekte olan yolcu uçaklarından en hızlısı, bir Boeing 747-8i olan "Göklerin Kraliçesi" (Queen of the Skies) isimli uçaktır. Air China, Korean Air ve Lufthansa tarafından kullanılan bu uçak, saatte 1050 kilometre hıza ulaşabilmektedir. Bu bakımdan Akşam'ın birazcık abarttığı söylenebilir.

Ama tabii ki var olan tek uçak, yolcu uçağı değildir. Özel jetler ve askeri jetler çok daha farklı hız karakteristiklerine sahiptir. Dahası, artık kullanımda olmayan yolcu uçakları da işin içine katılırsa, Akşam'ın tahminleri biraz daha makul hale gelmektedir. Örneğin meşhur Concorde, saatte 2700 kilometre hızı aşabilmekteydi! Keza Lockheed'sin SR-71 Blackbird isimli askeri uçağı saatte 3529 kilometreyi aşmayı başarmıştır. Üstelik bunu 28 Temmuz 1976'da başarmıştır! Dolayısıyla mühendisliğimiz bu müthiş hızlara elvermektedir diyebiliriz; ancak bu hızlar, yaygın olarak gördüğümüz ve karşılaştığımız hızlar değildir. 

Akşam'ın televizyon öngörüsü size biraz tuhaf gelebilir; çünkü Türkiye'deki evlere televizyon biraz daha ileri zamanlarda, 1950 ve 1960'larda girmeye başladı (örneğin TRT Ankara Televizyonu ilk denemesini 1968 yılında yapmıştır). Halbuki ilk televizyon 7 Eylül 1927 yılında, San Francisco'da icat edilmiştir. İlginç bir bilgi: Bu sistemin tasarımcısı olan Philo Taylor Fansworth, bu başarıya eriştiğinde 21 yaşındaydı ve hayatının ilk 14 senesini elektriği olmayan bir evde geçirmişti! Bu açıdan bakacak olursak, televizyon konusunda Akşam'ın son derece isabetli bir tahminde bulunduğunu söyleyebiliriz. Hatta artık televizyonlarımızın cep telefonlarımızda olduğu düşünülürse, az bile tahmin ettikleri söylenebilir.

Gelelim "havai şemendiferler"e... Şimendifer, "demiryolu" veya "tren" demek. Yani trenlerimizin 2000 yılında havada gideceği öngörülmüş. Bu ilginç, çünkü Elon Musk'ın Hyperloop firması, trenleri ve genel olarak toplu taşımacılığı havaya taşımanın anlamsız bir çaba olduğunu, tam tersine yerin altına inşa etmemiz gerektiğini söylüyor. Ama genel olarak baktığımızda, insanlık olarak "havalanma" hayalimizin epey bir suya düştüğünü söyleyebiliriz: Uçan arabalar? Yok. Uçan kaykaylar? Yok. Uçan trenler? Yok. Uçan tek şey, uçaklarımız ve az biraz var olan uzay araştırmalarında kullanılan roketler...

Yazı içinde uçaklarımızın 2700 metreye yükseleceği söylenmiş. Bu da oldukça isabetli bir tahmin; zira ülkeler arası yolculuk yapan yolcu uçakları genellikle yerden 10.000 metre (10 kilometre) yüksekte uçmaktadırlar. Bu yükseklikte hava sürtünmesi daha azdır ve yakıt tasarrufu yapılabilir. Ayrıca bir terslik olacak olursa, uçağın yere ulaşmadan önce daha uzun süre havada kalması, daha uzak mesafeye gidebilmesi ve pilotlara daha fazla süre tanınması sağlanır.

Yakıttan bahsetmişken... Arabalarımızın kilometrede 3.5 litre benzin yakacağı ve saatte 240 kilometreye ulaşabileceği belirtilmiş. Yani litre başına 28.6 kilometre... Özellikle de hibrit ve elektrikli arabaların hayatımıza girmesi, yakıt ekonomisi konusunda gerçekten de müthiş başarılar elde etmemizi sağlamıştır. Örneğin Hyundai'nin Ioniq isimli modeli 1 litre benzinle yaklaşık 58 kilometre yol alabilmektedir. Volkswagen e-Golf de benzer bir grafik çizebilmektedir. Hibrit veya elektrikli olmayan araçlarda ise daha ziyade litre başına 12-17 kilometre menzil görebilmekteyiz. Bu bakımdan halen gideceğimiz yol var diyebiliriz.

Söylemeye gerek yok, Akşam'ın arabalarımız için saatte 240 kilometre hız tahmini oldukça isabetli; zira bu hızlara erişmek, sıradan binek araçlar ile bile mümkün.

İddialardan bir diğeri olan "yiyeceklerin hepsinin suni, kimyevi ve basit olacağı" iddiası birazcık tartışmalı; zira bundan kastın ne olduğu iyi belirtilmemiş. Yiyeceklerimizin çoğunda "suni", yani "yapay" (insan yapımı) müdahaleler bulunuyor, evet. "Kimyevi" sözcüğünün kullanımı hatalı ve bu hata, 2000'li yıllarda da aynen yapılıyor: Her besin bir kimyasaldır. Kimyasalın yapayı doğalı olmaz. Doğada yaygın olarak bulunan ve daha az bulunan (veya nadir durumlarda da olsa hiç bulunmayan) kimyasal maddeler bulmak mümkündür. Ancak bir şeyin "kimyasal" olması, onun kötü veya iyi olduğu anlamına gelmez. Her maddenin yararı veya zararı, dozu ile belirlenir. Doğru dozda arsenik zehir etkisi yaratmazken, fazla dozda su sizi öldürebilir. Son olarak "basit" nitelemesi de oldukça öznel. Daha iyi tanımlanması, daha net bir analizi mümkün kılardı. Ancak genel olarak besinlerimizin daha sağlıklı bir şekilde üretildiğini söyleyebiliriz. Sorun, insanların fast food gibi işlenmiş besinlere daha çok yöneliyor olması...

Ha bir de... Ayva kompostosu önemli.


Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Motherboard - 1
  2. Motherboard - 2
  3. USA Today
  4. NYU
  5. The Points Guy
  6. Quora
  7. Thrillist
  8. Fuel Economy
  9. Autobytel
  10. Flight Airspeed

Dünya'nın Aktif Volkanları: Ateş Çemberi

Sauron'un Gözü Değil, Bir Güneş Noktası!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim