Ağaçlar Toprak Kaymasını Önleyebilir mi?
Pixabay
- Çeviri
- Yer Bilimleri
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
- Maunganui Dağı'ndaki heyelanlar, volkanik kil zemin, yoğun yağış ve geçmişteki yamaç çökmeleri gibi birden fazla doğal ve insan kaynaklı faktörün birleşimiyle oluşmuştur.
- Ağaçlar yamaç stabilitesini kökleriyle artırırken, aşırı rüzgâr ve yamaç üzerindeki ağırlıkları bazı durumlarda heyelan riskini artırabilir; bu yüzden bitki örtüsünün etkisi karmaşıktır.
- Tauranga bölgesinde heyelan risk haritaları hazırlanmasına rağmen Mauao ve kamp alanı gibi kritik bölgelerde harita boşlukları bulunmakta ve heyelan mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır.
Yakın zamanda Maunganui Dağı'nda ölümcül heyelanlar meydana geldi. O günden beri kamp alanının üzerindeki yamaçların çökmesine neyin sebep olmuş olabileceği ile ilgili çeşitli tartışmalar yaşandı. Bu tartışmalar biri de heyelan üzerindeki Mauao'daki son ağaç kesiminin olası rolü.
Böylesi trajedilerin ardından insanların net ve tek bir açıklama araması son derece doğal. Ancak heyelanların nedenleri çok çeşitlidir. Genellikle jeoloji ve uzun vadeli yamaç evrimi, hava durumu, iklime ve arazi kullanımı başta olmak üzere pek çok etken heyelanlar üzerinde etkili.
Çökmeye Yatkın Bir Arazi
Tauranga bölgesinin zemini, istikrarsızlığıyla bilinen volkanik malzemelerden meydana gelir. Zamanla volkanik kayaçlar, halloysit olarak bilinen sorunlu bir mineral de dahil olmak üzere kil bakımından zengin topraklara dönüşür.
Yoğun yağışlar görüldüğünde su, buradaki kil tabakalarına sızarak toprak parçacıkları arasındaki gözenek basıncını artırır. Bu durumda toprağın kaymaya karşı direncinde azalma meydana gelir. Nihayetinde yamaçların çökme ihtimali artış gösterir.
Benzer süreçler başka yerlerde de ölümcül heyelanlara yol açmıştır. Birkaç gün önce, Endonezya’nın Batı Java bölgesinde yağışla tetiklenen heyelanlarda onlarca kişi hayatını kaybetti. Oradaki zemin de volkanik malzemelerden oluşuyordu.
Bu riskin farkında olan Tauranga Şehir Konseyi, 2023’te meydana gelen aşırı hava olaylarının ardından heyelan duyarlılık haritaları hazırlanması için çalışma başlattı. Çalışmalar sonucunda elde edilen veriler, halkın heyelana yatkın bölgeleri ve geçmişte yaşanmış “eski heyelan kalıntıları” görmesini sağlamaktadır.
Bu haritalar özellikle geçmişte çökmüş alanların, yoğun yağış veya arazi kullanımındaki değişimlerden sonra hâlâ kırılgan olabileceğini gösteriyor.
Haritalardaki Kritik Eksiklikler
Tauranga bölgesinin büyük bir kısmı elde edilen haritalarla kapsamlı biçimde incelenmiş olmakla birlikte haritalardaki bir boşluk dikkatleri çekiyor. Bu boşluk, Mauao ve kamp alanının bulunduğu Adam’s Avenue’nun batısındaki bölgedir. Mauao heyelan açısından riskli olmasına rağmen, kamuya açık web portallarında bu bölgeye ait tehlike katmanları yer almıyor.
1943’e kadar uzanmakta olan tarihi hava fotoğrafları, Mauao’nun yamaçlarında onlarca heyelan izi bulunduğunu ortaya koyuyor. En büyük olaylardan bazıları, 2011 yılının Ocak ayında, Cyclone Wilma sırasında yaşandı. O dönemde 24 saat içinde 108 mm yağış düşmüştü.
Auckland Üniversitesi tarafından yapılan ayrıntılı bir çalışma, bu tek fırtına sırasında en az 80 heyelan meydana geldiğini ortaya koydu. Bazı moloz akmaları yamaç boyunca 120 metreye kadar ilerlemişti. Bu çökmelerin bir kısmı daha sonraki şiddetli yağışlarla yeniden kısmi bir şekilde hareketlenmiştir.
Ağaçlar, Yamaçlar ve İstikrar
Mauao’da yakın geçmişe ait heyelanlar bulunduğu gibi çok daha eski dönemlere ait "paleo-heyelanlar" da yer alıyor. Kamp alanının üzerindeki yamaçlarda iki büyük eski kayma izi var. 22 Ocak’ta meydana gelen heyelanın da bu genel bölgeden başladığı düşünülüyor. Bu nedenle internetteki tartışmaların önemli bir kısmı burada gerçekleşen ağaç kesimine odaklanmış durumda.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
Bazı haberler 2022–2023 dönemindeki bitki örtüsü temizliğine işaret etse de tarihi görüntüler bu spesifik alandaki kesimin muhtemelen daha erken, 2018–2019 civarında gerçekleştiğini gösteriyor. Daha geniş ölçekte ise kamp alanının üzerindeki bitki örtüsü, 20. yüzyıl ortalarından bu yana kademeli biçimde azalmış durumda.
Mauao'daki bitki örtüsü ve heyelan arasındaki ilişkinin karmaşık olduğunu görüyoruz. Wilma Kasırgası sırasında hem yoğun bitki örtüsüne sahip yamaçlarda hem de çimenle kaplı alanlarda büyük heyelanlar meydana geldi.
Ağaçlar çoğunlukla iki ana yolla yamaç stabilitesini artırma eğilimindedir. Ağaçların yaprakları yağmur suyunu tutarak suyun sızmasını yavaşlatır. Öte yandan kökleri toprak mukavemetini güçlendirir. Bu nedenle özellikle radiata çamı olmak üzere orman hasadıyla ilişkili yaygın heyelanlar, Yeni Zelanda'nın bazı bölgelerinde uzun zamandır ciddi bir sorun olmuştur.
Fakat ağaçlar belirli koşullar altında yamaç çökmesine de katkıda bulunabilir. Büyük yapraklı ağaçlar, aşırı rüzgârlar sırasında yelken gibi davranarak doymuş topraklara güçlü kuvvetler iletebilir.
2023 Auckland Anniversary fırtınasından sonra yapılan bir dizi araştırma, Maungakiekie/One Tree Hill yamaçlarında bazı heyelanların muhtemelen rüzgâr yükünden kaynaklandığını ortaya koydu. Ağaçlar ileri geri sallanarak köklerinden söküldü ve toprağı aşağı doğru sürükledi.
Ayrıca, ağaçlar dik yamaçların tepelerine yakın büyüdüğünde, ağırlıkları destabilize edici kuvvetleri artırabilir. Bazı kil topraklarında, bu etki kök takviyesinin dengeleyici faydasını aşabilir. Ağaç kökleri ayrıca alttaki kayadaki çatlaklara doğru büyüyerek uzun vadeli aşınmayı da teşvik edebilir. Yani bitki örtüsü, birçok nedenden sadece bir tanesi.
Heyelanlar Neden Tek Bir Nedenle Açıklanamaz?
Yeni Zelanda’nın engebeli arazilerindeki heyelanlar genellikle, bazıları insan faaliyetlerinden kaynaklanan birden fazla hazırlayıcı etkenin birleşimiyle ortaya çıkıyor. Bunlar arasında bina platformları oluşturmak için yamaçların yeniden şekillendirilmesi, yollar veya yapılar için yamaçların eteklerinin kesilmesi, yamaçlara binaların yüklenmesi, yağmur sularının hassas arazilere yönlendirilmesi ve suyu yamaçlarda hapseden kötü tasarlanmış istinat duvarlarının inşa edilmesi yer alır.
Maunganui Dağı'nda meydana gelen heyelanın kaynak bölgesinde bazı ağaçların kaldırıldığı doğru olmakla birlikte bunun yamacı ne ölçüde dengesizleştirdiği henüz net bir şekilde belli değil. Çünkü yamaç zaten geçmişte defalarca çökmüş. Ayrıca volkanik kil zemin üzerine oturuyor ve yoğun yağışa maruz kalmış. Bu koşulların birlikte heyelanı tetiklediği bilinmektedir. Mauao’daki son çöküşleri tam olarak hangi mekanizmanın başlattığını hâlâ bilmiyoruz.
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- Çeviri Kaynağı: The Conservation | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 30/01/2026 18:11:29 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22199
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.
This work is an exact translation of the article originally published in The Conservation. Evrim Ağacı is a popular science organization which seeks to increase scientific awareness and knowledge in Turkey, and this translation is a part of those efforts. If you are the author/owner of this article and if you choose it to be taken down, please contact us and we will immediately remove your content. Thank you for your cooperation and understanding.