Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, National Geographic isimli kaynaktan çevrilerek dilimize uyarlanmıştır; ancak "çeviri" içeriklerimizden farklı olarak, bu içerikte orijinal metin birebir korunmamıştır. Anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazar(lar)ı ve/veya editörler tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş; içeriği ve anlatımı zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Metnin omurgasını oluşturan kaynağı, orijinal dilinde okumak için lütfen yukarıdaki bağlantıya tıklayınız. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

image

Dünya genelinde 180’in üzerinde ağaçkakan türü olduğunu düşünürsek, ağaçkakanların çıkardıkları kendilerine özgü seri biçimdeki "tak tak" sesi, dünyanın birçok yerinde bilinen bir sestir. Ağaçkakanlar saniyede 20’ye yakın olmak üzere günde 8.000 ile 12.000 arasındaki gagalamalarıyla hayranlık uyandıran kuşlardır.

O kadar gagalamadan sonra Woody Woodpecker’ın başı kesin ağrır, diye düşünürsünüz, değil mi? Ama hiç alakası yok. Bu kuş hâlâ ağaç gagalamaya hazır ve nazır bir makina sanki.

Örneğin altın alınlı ağaçkakan kafasını korumak için dört farklı adaptasyon geçirmiştir: özelleşmiş bir gaga, tam kararında beyin sıvısı ve biri süngerimsi diğeri nal şeklinde iki özel kemik.

Ağaçkakanın ilk savunma hattı olan gagası iki katmandan oluşur: dıştaki sert ve içteki esnek katman. Dış katman katı bir kabuk görevi görürken içteki yumuşak katman darbe sarsıntısını emer. Ayrıca üst gaga alt gagadan biraz daha uzundur. Bu çıkıklık sayesinde, darbenin oluşturduğu kuvvetler gözlerin tam ortasına toplanmak yerine kafa çeperine yayılır.

Gagadan ileriye geçen titreşimler ağaçkakanın gözlerinin ortasındaki süngerimsi kemikle karşılaşırlar. Bu kemikteki hava cepleri kuvvetlerin yayılıp dağılmasına yardımcı olarak gagalamanın yarattığı darbenin etkisini azaltırlar.

Süngerimsi kemiği geçen titreşimler ağaçkakanın kafatası ile beyni arasındaki sıvı dolu boşluğa gelirler. Titreşimler sıvı içinde iyi iletilmediklerinden sıvı, darbeyi azaltır. Bu boşlukta gereğinden çok sıvı olması, beyne hareket edecek daha fazla alan oluşturacak ve beynin kafatası duvarına çarpma, dolayısıyla zarar görme ihtimalini artıracaktır. Diğer kuşlardakine göre ağaçkakanlardaki bu boşlukta nispeten daha az sıvı vardır. Bu durum, bir yandan titreşimi azaltma avantajı sağlarken diğer yandan da beynin çok fazla hareket ederek kaymasını önleyecek şekilde tam kararında bir sıvı dengesi yaratır.

En son fakat en karmaşık savunma hattı ise uzun, esnek, nal şeklindeki bir kemiktir (dil kemiği, hiyoit kemiği); etrafı bir kasla sarmalanan bu kemik aynı zamanda yiyecek toplamada dile yardımcı olur. Dil kemiği gaga sonundan, yani ağaçkakanın gözlerinin arasından başlar. Gagadaki titreşimler kafatasına geçtiğinde dil kemiği bu kuvvetleri “toplar”, kafatasının çeperini takip ederek kafa arkasına getirir ve dil yoluyla dışarı atılmasını sağlar. Titreşimler için tam bir hız treni.

Peki, mühendisler ağaçkakanın bahsettiğimiz adaptasyonlarını insanların kullanımına nasıl adapte edebilirler? Kask içine nal şeklinde bir yapı yerleştirerek ya da araba amortisör veya tamponlarında gaganın malzemesine benzer bir malzeme kullanarak? Bedenimizi daha iyi korumak için ağaçkakanın yöntemlerini kullanmaktan daha doğal bir şey olabilir mi!

İşte böylece ağaçkakanların kafalarını kırmadan nasıl durmaksızın gagaladıklarına kuş bakışı bir göz atmış olduk.

Peki Ya Diğer Hayvanların Beyinleri?

UYARI: Aşağıdaki video içindeki görüntüler bazı okurlarımızı rahatsız edebilir. Kendi tercihinizle izleyiniz.

Bu, "zombi ağaçkakan" olarak da bilinen ve Arizona'da kameralara yakalanmış olan Gila Ağaçkakanı. Yaptığı ise, 2 yavru Matem Güvercini'nin beyinlerini yemek...

Her ne kadar ilk etapta "rahatsız edici" gözükse de, doğa büyük oranda bu tür bir mücadeleden oluşuyor. Biz insanlar olarak kendimizi binlerce yıldır bu mücadeleden soyutladık ve kendi yarattığımız sistemde birbirimizi yemeye başladık. Halbuki doğada, dış unsurlara karşı omuz omuza (ama çok daha küçük gruplar halinde) mücadele veriyorduk. Şimdi bir yandan birbirimizi yiyoruz, bir yandan doğayı katlediyoruz. Tuhaf bir türüz... Neler yapabilecek gücümüz varken, nelere enerjimizi harcıyoruz!

Video belki yapısal olarak iğrenç olsa da, ne yazık ki tek taraflı bakmak hata olacaktır. Ağaçkakan, kendi yavrularını beslemek için hayatta kalmak zorundadır ve bunu yapmak için de diğer hayvanların yavrularından kolay bir av bulunamaz. Hele ki besin değeri yüksek iki beyinle ziyafet çekecekse... Birçok hayvan türünün evriminde, bu tür saldırılara karşı çeşitli savunma mekanizmalar da evrimleşmiştir. Ebeveynlerin yavrularını koruyucu davranışları, çeşitli zehirler, kamuflaj, vs. bunun örnekleridir. Ancak tabii ki avlar ile avcılar arasında bitmek bilmeyen bir mücadele vardır. Bu çatışma, evrime sürekli olarak yön veren kuvvetlerden sadece bir tanesidir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 1
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 1
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 29/02/2020 15:44:44 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/4274

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Mümkün olan şeylerin sınırları; yalnızca onların ötesine, yani imkansızın sınırlarına geçerek tanımlanabilir.”
Arthur C. Clarke
Geri Bildirim Gönder