Şimdi sanırım DNA’daki intron bölgelerinden bahsediyorsun.
DNA üzerinde iki temel bölge var: ekzonlar (exon) ve intron.
Ekzonlar, genetik bilginin protein üretimi sırasında gerçekten “okunan” ve işlenen kısımlarıdır. Yani hücre bu bölümleri kullanarak doğrudan protein sentezine katkı sağlar.
İntronlar ise DNA içinde bulunan, protein kodlamayan aralıklardır. İlk bakışta işlevsiz gibi görünseler de aslında gen ifadesinin düzenlenmesinde ve RNA’nın işlenme sürecinde önemli roller üstlenirler.
Şöyle bir süreç var:
DNA’dan önce bir RNA kopyası oluşur ve bu kopya hem intronları hem ekzonları içerir. Daha sonra hücre, adeta bir “editör” gibi davranarak intronları çıkarır ve ekzonları birleştirir. Bu sürece splicing (RNA kesilip birleştirilmesi) denir. Sonuçta olgun mRNA oluşur ve protein üretimi başlar.
“İntronların etkisi” dediğimizde ise aslında gen ifadesinin düzenlenmesi, hangi protein varyantlarının üretileceği ve genin ne zaman/ne düzeyde çalışacağı gibi süreçlerden bahsediyoruz.
Sadece insanda mı var?
İntronlar yalnızca insanlara ya da hayvanlara özgü değildir.
Bütün ökaryot canlılarda (insanlar, hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve birçok protist) intronlar bulunabilir.
Bakteriler gibi prokaryotlarda ise genellikle intronlar ya hiç yoktur ya da çok nadirdir.
Bu da bize şunu gösteriyor: İntronlar daha karmaşık gen düzenleme sistemleriyle ilişkili yapılardır.