Elektromotor kuvvet (EMK) ile potansiyel fark arasındaki ayrım, aslında klasik elektromanyetizmanın bir devreyi nasıl tanımladığıyla doğrudan ilgilidir ve bu ayrımın temelinde, elektriksel bir sistemin sadece statik bir gerilim farkından mı yoksa aktif bir enerji kaynağı dönüşümünden mi oluştuğunu netleştirme ihtiyacı yatar. Potansiyel fark, genel anlamıyla elektrik alanın içindeki iki nokta arasında birim yük başına düşen elektriksel potansiyel enerjinin değişimi olarak tanımlanır ve bu kavram pasif devre elemanları üzerinde (örneğin bir dirençte) yüklerin hareketinden kaynaklanan enerji kaybını veya tüketimini ifade ederken, EMK kavramı yükleri düşük potansiyel seviyesinden yüksek potansiyel seviyesine taşıyan, yani sistemi sürekli bir akış halinde tutan "elektriksel olmayan" bir süreçten (kimyasal, mekanik veya indüksiyon kaynaklı) kaynaklanan işi tanımlamak için ortaya atılmıştır. EMK kavramının teorik gerekliliği, "potansiyel fark" teriminin doğası gereği enerjinin korunumu yasası çerçevesinde yüklerin yüksek potansiyelden düşük potansiyele "düşüşünü" temsil etmesinden kaynaklanır; oysa bir devrede akımın sürmesi için yüklerin sürekli olarak bu potansiyel düşüşüne karşı "yükseltilmesi" gerekir ve işte EMK, bu yükseltmeyi sağlayan enerji girişini ifade eden bir terimdir. Eğer literatürde sadece potansiyel fark terimi kullanılsaydı, bir pilin içindeki kimyasal enerjinin elektrik enerjisine dönüşümü ile bir dirençteki elektrik enerjisinin ısıya dönüşümü arasındaki fiziksel süreç farkı gözden kaçacak; bir kaynağın iç direnci (r) nedeniyle oluşan "kayıp gerilim" ile kaynağın sağladığı "toplam teorik enerji" (ε) birbirinden ayırt edilemeyecekti. Bu bağlamda EMK, birim yük başına harcanan veya sağlanan toplam işi temsil eden bir büyüklük olarak, devredeki enerji dengesini korumak ve kaynağı pasif bir dirençten ayırmak için kullanılan, "yükleri sürekli bir harekete zorlayan" bir potansiyel oluşturma yeteneği olarak kurgulanmıştır. Dolayısıyla, potansiyel fark bir sonuç (sistemin iki noktası arasındaki durum) iken, EMK bu sonucun sürekliliğini sağlayan bir neden (kaynağın enerji üretme süreci) olarak değerlendirilir ve bu ayrım, Kirchhoff'un devre kanunları gibi temel analiz yöntemlerinin, bir kapalı döngüde enerji sağlayanlar ve tüketenleri matematiksel olarak birbiriyle uyumlu bir şekilde denkleme dökebilmemizi mümkün kılan en önemli teorik mekanizmadır.