Merhaba
Aslında burada mesele isimlendirmeden çok, fiziksel olarak neyi tarif etmeye çalıştığımızla ilgili.
Şöyle ki:
“Potansiyel fark” dediğimiz şey, iki nokta arasındaki bir durum farkını anlatır yani birim yük başına enerji farkını. Ama bu tanım tek başına bir akımın neden oluştuğunu açıklamaz, sadece sonucu tarif eder. Elektromotor kuvvet "EMK" kavramı ise biraz daha derine iner. Zira devrelerde özellikle pil, jeneratör gibi kaynaklar söz konusu olduğunda, yükleri hareket ettiren şey sadece elektrostatik alan değildir. Misal bir pilin içinde kimyasal süreçler devreye girer ve yükleri düşük potansiyelden alıp yüksek potansiyele “taşır”gibi... Bu, klasik anlamda bir elektrik alanın yaptığı iş değildir. Yani ortada elektrostatik olmayan kuvvetler vardır ve tam da bu yüzden “potansiyel fark” kavramı yetersiz kalır. Nitekim potansiyel fark, konservatif (yol bağımsız) alanlar için tanımlıdır. Halbuki "EMK" dediğimiz büyüklük, yükün kapalı bir devre boyunca karşılaştığı toplam işi ifade eder ve burada yol bağımlı, hatta bazı durumlarda zamana bağlı alanlar (örneğin indüksiyon durumları gibi) devreye girer.
Konuya biraz daha teknik olarak değinmek gerekirse:
EMK, birim yük başına yapılan toplam iştir ve bu iş yalnızca elektrostatik potansiyelden türemez. Özellikle değişen manyetik alanların olduğu durumlarda misal indüksiyon gibi, ortada tanımlı bir skaler potansiyel dahi yoktur lakin yine de bir akım oluşur. İşte bu durumda “potansiyel fark” demek zaten anlamını kaybeder, fakat "EMK" kavramı hala geçerli olacaktır. Kısacası "EMK" kavramı biraz zorunluluktan doğuyor. Keza potansiyel fark sadece elektrostatik durumları güzel açıklar lakin gerçek devrelerde işin içine kimyasal, manyetik ve zamana bağlı etkiler girer ve bu yüzden daha genel bir tanıma ihtiyaç duyulmuş ve "EMK" ortaya atılmıştır.
Benim kafamda şöyle oturuyor:
Potansiyel fark daha çok “harita”, EMK ise “motor” gibi. Biri durumun fotoğrafını çeker, diğeri süreci başlatan mekanizmayı anlatır.[1] Umarım açıklayıcı olmuştur ve anlatabilmişimdir. Saygılarımla
Elektromotor kuvvet (EMK) ile potansiyel fark arasındaki ayrım, aslında klasik elektromanyetizmanın bir devreyi nasıl tanımladığıyla doğrudan ilgilidir ve bu ayrımın temelinde, elektriksel bir sistemin sadece statik bir gerilim farkından mı yoksa aktif bir enerji kaynağı dönüşümünden mi oluştuğunu netleştirme ihtiyacı yatar. Potansiyel fark, genel anlamıyla elektrik alanın içindeki iki nokta arasında birim yük başına düşen elektriksel potansiyel enerjinin değişimi olarak tanımlanır ve bu kavram pasif devre elemanları üzerinde (örneğin bir dirençte) yüklerin hareketinden kaynaklanan enerji kaybını veya tüketimini ifade ederken, EMK kavramı yükleri düşük potansiyel seviyesinden yüksek potansiyel seviyesine taşıyan, yani sistemi sürekli bir akış halinde tutan "elektriksel olmayan" bir süreçten (kimyasal, mekanik veya indüksiyon kaynaklı) kaynaklanan işi tanımlamak için ortaya atılmıştır. EMK kavramının teorik gerekliliği, "potansiyel fark" teriminin doğası gereği enerjinin korunumu yasası çerçevesinde yüklerin yüksek potansiyelden düşük potansiyele "düşüşünü" temsil etmesinden kaynaklanır; oysa bir devrede akımın sürmesi için yüklerin sürekli olarak bu potansiyel düşüşüne karşı "yükseltilmesi" gerekir ve işte EMK, bu yükseltmeyi sağlayan enerji girişini ifade eden bir terimdir. Eğer literatürde sadece potansiyel fark terimi kullanılsaydı, bir pilin içindeki kimyasal enerjinin elektrik enerjisine dönüşümü ile bir dirençteki elektrik enerjisinin ısıya dönüşümü arasındaki fiziksel süreç farkı gözden kaçacak; bir kaynağın iç direnci (r) nedeniyle oluşan "kayıp gerilim" ile kaynağın sağladığı "toplam teorik enerji" (ε) birbirinden ayırt edilemeyecekti. Bu bağlamda EMK, birim yük başına harcanan veya sağlanan toplam işi temsil eden bir büyüklük olarak, devredeki enerji dengesini korumak ve kaynağı pasif bir dirençten ayırmak için kullanılan, "yükleri sürekli bir harekete zorlayan" bir potansiyel oluşturma yeteneği olarak kurgulanmıştır. Dolayısıyla, potansiyel fark bir sonuç (sistemin iki noktası arasındaki durum) iken, EMK bu sonucun sürekliliğini sağlayan bir neden (kaynağın enerji üretme süreci) olarak değerlendirilir ve bu ayrım, Kirchhoff'un devre kanunları gibi temel analiz yöntemlerinin, bir kapalı döngüde enerji sağlayanlar ve tüketenleri matematiksel olarak birbiriyle uyumlu bir şekilde denkleme dökebilmemizi mümkün kılan en önemli teorik mekanizmadır.
Potansiyel fark dediğin şey bir sonuçtur, EMK ise o sonucun arkasındaki kaynaktır. Bir devrede yüklerin yüksek potansiyelden düşüğe akması doğanın kanunu, suyun tepeden aşağı akması gibi bir şey. Ama o yüklerin devreyi tamamlayıp tekrar "yukarı" çıkması için birinin onları zorla itmesi, yani sisteme enerji pompalaması gerekiyor. İşte o "pompalama" işine, yani elektriksel olmayan bir enerjiyi alıp elektriğe dönüştüren o asıl güce biz EMK diyoruz. Neden ayrı bir isim var dersen; çünkü gerçek dünyada pillerin bir iç direnci var. Sen devreyi çalıştırdığında pildeki o saf enerji (EMK), kendi iç direnci yüzünden bir miktar kayba uğruyor ve senin dışarıda ölçtüğün o "potansiyel fark" (V), aslında patronun sana vaat ettiği brüt maaştan vergi kesildikten sonra eline kalan net para gibi oluyor. Yani EMK olayın "brüt" ideali, potansiyel fark ise sahadaki "net" denilebilir. Eğer bu ayrım olmasaydı, enerjinin nereden geldiğini ve yolda ne kadarının kaybolduğunu hesaplamak konusunda tabiri caizse kör olurduk.
Elektromotor kuvvet (EMK), piller veya jeneratörler gibi enerji kaynaklarının, yükleri düşük potansiyelden yüksek potansiyele taşıyarak akımı sürekli kılmak için harcadığı "elektriksel olmayan" (kimyasal, mekanik) işi tanımlar. Pasif potansiyel farktan (gerilim) farklı olarak EMK, enerjinin korunumu çerçevesinde kaynağın sağladığı toplam potansiyeli ve açık devre potansiyelini ifade eder. Evrim Ağacı Evrim Ağacı +3 Teorik arka plan ve EMK teriminin kullanılma nedenleri şunlardır: Enerjinin Kaynağını Tanımlama: Potansiyel fark (voltaj), genellikle direnç gibi pasif elemanlar üzerindeki enerji düşümünü (harcanan enerji) ifade eder. EMK ise, enerjiyi sisteme kazandıran ve yükleri "pompalayan" kaynağın potansiyelini (birim yük başına yapılan iş) belirtir. Açık Devre Durumu: Bir üretecin uçlarına bir devre bağlanmadığında (açık devre), uçlar arasındaki potansiyel fark EMK'ye eşittir. Akım akmaya başladığında ise, pilin kendi iç direnci nedeniyle uçlar arasındaki potansiyel fark, EMK'den daha düşük bir seviyeye (terminal voltajı) düşer. "Kuvvet" Değil, Enerji: EMK bir "kuvvet" (Newton) değil, birim yük başına düşen enerji miktarıdır. Buna rağmen, yükleri potansiyel farka karşı hareket ettirdiği için bu terim, kaynağın karakteristiğini vurgulamak amacıyla tarihsel olarak kullanılmaktadır. İndüksiyon Süreçleri: Manyetik alan içindeki değişimler (Faraday kanunu), devrede dolanan bir elektrik alanı oluşturur. Bu süreçte ortaya çıkan ve akım başlatan gerilimi tanımlamak için "indüksiyon EMK" terimi daha kapsayıcıdır. Evrim Ağacı Evrim Ağacı +6 Özetle, potansiyel fark akım geçtiği an yüklerin enerji kaybını ölçerken, EMK bir kaynağın yükleri ne kadar "şiddetle" ittiğini ve ne kadar iş yapabildiğini gösterir.