Merhaba
Bence potansiyel meselesi çoğu zaman yanlış yerden ele alınıyor. Potansiyel, “doğuştan en iyi olduğun alan” gibi sabit bir şey değildir. Zira belirli bir alanda derinleşmeye başladığında ortaya çıkan, ölçülebilir ve zamanla netleşen bir kapasitedir. Yani henüz başlamadan “benim alanım bu mu?” sorusuna kesin cevap beklemek bilimsel olarak ve bana göre de gerçekçi değil. Bunu size şöyle açıklayım:
Akademik çerçevede bakarsak üç temel gösterge var. Bunlardan ilki; bilişsel uyum: Bir konuyla uğraşırken zihinsel yorgunluğun görece az olması, karmaşık yapıları daha hızlı içselleştirebilmeniz. Bu “kolay geliyor” hissinden çok, zor olmasına rağmen sürdürülebilir olma halidir. İkincisi: geri bildirim hızı, aynı çabayı gösterdiğinizde bazı alanlarda ilerlemenin daha hızlı olması gibi. Öğrenme eğrisinin eğimi ve bu da bana göre kritik bir veridir. Üçüncüsü ise: içsel motivasyonun sürekliliğidir. Yani başlangıç heyecanı değil belirsizlik, hata ve tekrar gerektiren süreçlere rağmen konuyla bağını koparmamaktır. Sınava hazırlık sürecinde “milyonlarca seçenek” hissetmeniz çok normal ve anlaşılır. Çünkü bu aşamada henüz deneme, yanılma veri setin yetersiz gelebilir. Potansiyel, düşünceyle değil sınırlı ama ciddi denemelerle anlaşılır. Kısa süreli yüzeysel bakışlarla da değil, birkaç alanı bilinçli biçimde derinlemesine zorlamak gerekir. Benim kişisel kanaatim şu: “Her alanda iyi olabilirim” düşüncesi genelde yüksek genel bilişsel kapasitenin göstergesidir lakin bu, her alanın size ait olduğu anlamına gelmez. Asıl ayırt edici soru şudur: Hangi alanda zorlandığımda bile zihnim geri çekilmiyor? Bu soruya zamanla, çalışırken vereceğiniz cevap, potansiyeline dair en dürüst göstergedir. Şu an karar veremiyor olmanız bir eksiklik değil; aksine, erken kapatma yapmadığınızı gösterir. Bilimsel olarak bakıldığında bu, yanlış seçim riskini azaltan sağlıklı bir belirsizliktir.[1] Saygılarımla
Kaynaklar
- Okan Alver. (). Kişisel Yorum.