Garip gelebilir belki ama ben bu soruya entropiyi temel alarak cevap vermek istiyorum. İnsan bana kalırsa, erken evrene benzer biçimde, yüksek potansiyel barındıran fakat henüz açılmamış bir olasılık ağı gibi.
Erken evren, fiziksel olarak bugün erişemeyeceğimiz kadar düşük bir entropi seviyesine sahipt, ancak aynı zamanda entropinin yükselişinin de başlangıç noktasıdır.
İnsan ile erken evren arasındaki temel ayrım ise şudur: insanda bu olasılık alanı zamanla fiziksel olarak genişlemekten ziyade, seçimler ve deneyimler yoluyla belirli yönlere doğru daralır, buna karşılık bilişsel düzeyde olasılık alanı genişler.
Bu daralma, evrensel gerçekliğin değişmesi anlamına gelmez, bireyin kendi bilgi evreninin biçimlenmesini ifade eder.
Buna dayalı olarak insan, evrenin gerçekliğini kökten değiştiren, temel yasaları belirleyen ya da olasılıkları gözlem yoluyla yöneten “merkezi” bir yapı değil.
Evren, gözlemciden bağımsız olarak işleyen fiziksel yasalara ve doğal bir akışa sahiptir: süperpozisyon gibi durumlar, bilinçli bir gözlem gerektirmeksizin fiziksel etkileşimler yoluyla kararsızlığını yitirir. Bu ölçekte insan, kozmik açıdan oldukça küçük bir bileşendir.
Bununla çelişmeden, evrenle etkileşime giren her fiziksel sistem gibi insan da bulunduğu yerel ölçekte gerçekliğin nasıl deneyimleneceğini etkiler.
Bu noktada iki düzeyden söz edilebilir: birincisi, gözlemciden bağımsız fiziksel gerçeklik: ikincisi ise insanın bilişsel yapısı aracılığıyla düzenlediği algısal gerçeklik.
İnsan zihni, yüksek olasılıklı ve son derece karmaşık bir gerçekliği doğrudan deneyimlemek yerine, sınırlı enerji ve bilgi kapasitesi nedeniyle bu gerçekliği sıkıştırarak anlamaya çalışır.
Bu süreçte olasılıklar fiziksel olarak değil, bilişsel olarak daralır. Dolayısıyla söz konusu durum, evrene bir müdahale değil, belirsizliğin bilgi düzeyinde azalmasıdır.
Süperpozisyon, fiziksel gerçekliğin kendisine aittir. Gözlem bu çokluluğu yaratmaz,ancak fiziksel etkileşimler yoluyla olasılık dağılımının yeniden şekillenmesine ve belirli sonuçların gerçekleşmesine eşlik eder. Bu süreç, evrenin yasalarının insan tarafından yönetildiği anlamına gelmez, yalnızca yerel ölçekte, daha geniş bir entropi artışı pahasına düzen oluştuğunu gösterir.
[1]Bu bağlamda insan, evrensel gerçekliği belirleyen bir özne değil; evrensel gerçeklik içinde, yerel düzeyde düzen üreten ve bu düzeni daha geniş bir entropi artışı pahasına sürdüren bir sistem olarak konumlandırılmalıdır.
Huzurlu günler 🙂
Kaynaklar
- youtu.be. Entropy. Alındığı Tarih: 5 Ocak 2026. Alındığı Yer: youtu.be | Arşiv Bağlantısı